?>

Türkçülük Günü: Anmakla yetinenler ve geleceği kuranlar

E. Yb. Halil Mert

3 ay önce

E. Yarbay Halil Mert yazdı;

TÜRKÇÜLÜK GÜNÜ: ANMAKLA YETİNENLER VE GELECEĞİ KURANLAR

Türkçülük Günü’nü yine “kutladık.”
Mesajlar paylaşıldı.
Birkaç anma yapıldı.

Biraz nostalji, biraz hamaset…

Peki sonra ne oldu?

Hiçbir şey.

Eğer bir gün, her yıl aynı şekilde gelip geçiyor ve geriye hiçbir kalıcı etki bırakmıyorsa, orada bir sorun vardır. Açık konuşalım:
Türkçülük Günü bugün hâlâ bir hatıra günü olmanın ötesine geçememiştir.
Oysa mesele hatırlamak değil, hatırladığını geleceğe dönüştürebilmektir.

Asıl soru: Bu gün kimin günü?

Bugün Türkçülük Günü kimin?

Sadece belli çevrelerin mi?

Sosyal medyada birkaç paylaşım yapanların mı?
Yoksa gerçekten Türk milletinin tamamının mı?
Eğer bu soruya net bir cevap veremiyorsak, ortada ciddi bir eksiklik var demektir.
Çünkü bir gün, milletin ortak hafızasına girmemişse, o gün henüz “milli gün” değildir.

Gerçek: Bu bir fikir değil, bir güç meselesidir!..

Türkçülük, yıllarca ya tartışıldı ya savunuldu ya da yanlış anlatıldı.
Ama kimse şu gerçeği yeterince konuşmadı:
Türkçülük bir fikir tartışması değil, bir güç meselesidir.

Bugün dünyada kimlikler:

Eğitimle inşa ediliyor
Medyayla yayılıyor
Devlet politikalarıyla korunuyor

Peki biz ne yapıyoruz?

Hâlâ “anıyoruz.”

Bir gün, nasıl güce dönüşür?

Bu iş, duyguyla değil, akılla olur.

Refleksle değil, stratejiyle olur.

Ve bunun yolu nettir:

Önce Türkiye.
Eğer bu gün, Türkiye’de kök salmazsa, hiçbir yerde karşılık bulmaz.
Okullarda bu gün gerçek anlamda işlenmeden,
Gençlere kimlik şuuru kazandırılmadan,

Üniversiteler bu işi sahiplenmeden,

Türkçülük Günü sadece bir tarih olarak kalır.
Devlet burada açık bir tercih yapmak zorundadır:
Bu günü sadece izleyen mi olacak, yoksa yöneten mi?

Sonra toplum…

Devlet tek başına yetmez.
Toplum bu günü sahiplenmezse, hiçbir strateji sonuç vermez.
Medya susarsa,
Gençlik ilgisiz kalırsa,
Sivil toplum geri durursa

o gün yaşamaz.

Çünkü gerçek şudur:

Sahiplenilmeyen hiçbir değer ayakta kalmaz.

Ve nihayet Türk Dünyası…

Asıl mesele burada başlar.

Bugün Türk dünyası, ortak bir kimlik gününe sahip değil.

Bu büyük bir boşluktur.

Bu boşluk, başta Türk Devletleri Teşkilatı olmak üzere, doğru mekanizmalarla doldurulabilir.
Ama bunun için önce Türkiye’nin net olması gerekir.
Çünkü liderlik, önce içeride kurulur.

Yanlış tartışmaların ötesine geçmek!..

Türkçülük denince hâlâ aynı tartışmalar açılıyor:

“Irkçılık mı?”

“Ayrımcılık mı?”

Bu soruların kendisi bile meseleyi anlamamaktan kaynaklanıyor.
Türkçülük:

Irkçılık değildir

Dışlayıcılık değildir

Geçmişe takılı kalmak değildir

Türkçülük:

Kimliktir

Hafızadır

Gelecek iradesidir.

Ve en önemlisi; birleştiren bir üst şuurdur.

Sonuç: Ya dönüştüreceğiz ya kaybedeceğiz!..

Türkçülük Günü önümüzde duruyor.
İki seçenek var:
Ya bu günü her yıl aynı şekilde “anacağız” ve hiçbir şey değişmeyecek…

Ya da bu günü:

Eğitimle

Kültürle

Devlet aklıyla bir milli güç unsuruna dönüştüreceğiz.

Orta yol yok.

Son söz…

Türkçülük Günü kutlu olsun.

Ama asıl mesele kutlamak değil.

Bu günü bir milletin geleceğini şekillendiren bir iradeye dönüştürebilmektir.
Bunu yapabilirsek, bir gün kazanmış olmayacağız.

Bir gelecek kazanacağız.

.

Emekli Yarbay Halil Mert, dikGAZETE.com

-Strateji ve Yönetim Uzmanı, Elektrik-Elektronik Mühendisi-

Açıklamaları ‘Youtube’ kanalımızdan izleyebilirsiniz.

Takibinizi arz ederiz.

YAZARIN DİĞER YAZILARI