<h3><span><strong>TÜRKİYE DEVLETİ “PEÇESİNİ” Mİ İNDİRDİ?</strong></span></h3> <div><strong>MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli</strong>’nin <strong>Ekim</strong> ayının başında <strong>Meclis</strong> açılışında <strong>DEM</strong> <strong>Partililerin</strong> elini sıkmasıyla <strong>Türkiye</strong> sosyolojisi, yeni bir tartışmayla karşı karşıya kalmaktadır. <strong>AK</strong> <strong>Parti’den</strong>, <strong>Cumhurbaşkanlığı</strong> kaynaklarından gelen açıklamalar, tartışmanın derinleşmesine ve bölgede “<strong>Yeni Çözüm Süreci</strong>” yolunun açılmasını beraberinde getirmektedir. İsim koyma noktasında gerek politikacılar gerek kanaat önderleri biraz tedirgin davransalar da <strong>sürecin</strong> başladığı her kesim tarafından; doğru ya da yanlış kabul edilmektedir.</div> <div><strong>Türkiye</strong>, bir yandan bölgede yaşanan gelişmeleri dikkatle takip ederken, diğer taraftan kendi aleyhine oluşabilecek senaryolara karşı ajandasını kontrol ederek “<strong>çeşitli senaryolara hazırlıklıyız</strong>” mesajını vermeye çalışmaktadır.</div> <div><strong>22</strong> <strong>Ekim</strong> ise iktidarın büyük ortağı <strong>MHP</strong> <strong>Lideri</strong> <strong>Devlet</strong> <strong>Bahçeli</strong>’nin “<strong>Öcalan, DEM grup toplantısında konuşsun ve terörü bitirsin</strong>” söylemi, <strong>Türkiye’de</strong> temel taşların yerinden oynatılabileceğine dair bir mesaj olarak ele alınmaktadır. <strong>Türkiye</strong>, <strong>10</strong> yılı aşkın bir süredir daha anlaşılır bir şekilde bölgede <strong>BATI</strong>/<strong>ABD</strong> ittifakıyla kurulmak istenen <strong>terör</strong> yapılanmasına karşı <strong>bağımsızlık</strong> mücadelesi vermektedir.</div> <div><strong>İsrail’in</strong>, <strong>Gazze’den</strong> sonra yönünü <strong>Lübnan’a</strong> çevirmesi ve <strong>Suriye’nin</strong> başkenti <strong>Şam’ı</strong> ciddi şekilde rahatsız edecek hamlelerde bulunması, <strong>Türkiye’nin</strong> dış politikada esnek bir tavır takınmasını zorunlu hale getirmiştir.</div> <div><strong>Suriye</strong> sahasındaki bazı yapıların <strong>Rusya</strong> tarafından egale edilmeye çalışılması ve “<strong>Rusya’nın</strong> <strong>Türkiye</strong> ile <strong>Suriye</strong> arasındaki uzlaşı müzakerelerindeki tüm arabuluculuk çabalarını dondurduğu” iddiasının medyada yer alması, bölgede oluşan <strong>ABD</strong>-<strong>BATI</strong> ittifakı karşısında konumlanan <strong>Rusya</strong>-<strong>İran</strong>-<strong>Çin</strong>-<strong>Suriye</strong> ittifakında yeni gelişmelerin olabileceğini beraberinde getirmektedir.</div> <div><strong>Türkiye</strong>-<strong>Rusya</strong> arasında çekişme sahnesine dönen <strong>Suriye</strong> sahası, <strong>Türkiye’den</strong> iletilen bir mesaj ile anlaşılır olmuştur. <strong>23</strong> <strong>Ekim’de</strong> medyada yer alan haberde; <strong>Milli</strong> <strong>İstihbarat</strong> <strong>Teşkilatı</strong> ve <strong>Antalya</strong> <strong>Emniyet</strong> <strong>Müdürlüğü’nün</strong> <strong>PKK/KCK</strong> terör örgütü <strong>Rusya</strong> yapılanmasında aktif faaliyet gösteren <strong>Barı</strong> <strong>Iusubov'u</strong> yakaladığı dile getirilmiştir. (*)</div> <div></div> <div><strong>Iusubov'un</strong>, örgütün üst düzey mensuplarıyla yakın teması bulunduğu ve eylemlerde yer aldığı belirlenmektedir. <strong>Türkiye, terör odaklarındaki sorunların çözülmesi noktasında; kendi bekası olarak nitelendirdiği konularda yeni muhataplar kabul etmeyi reddetmiştir.</strong></div> <div><strong>Türkiye,</strong> <strong>Arap</strong> <strong>Baharı’nın</strong> bölgeyi etkisi altına almasından bu yana dönemsel tehdit algılarına karşı çeşitli dış politik hamlelerde bulunmuştur. <strong>İsrail’in</strong> proaktif tavırları nedeniyle bahsedilen blokların arasında yeni diyalogların doğması da olağan tercihler arasında yer almaktadır. Bölgedeki <strong>Kürt</strong> nüfusuyla yakından ilgilenen <strong>Türkiye</strong>, <strong>İsrail</strong> tehdidi altındaki <strong>Şam</strong> Yönetiminin hareketlerini dikkatlice takip edip, yeni sürecin başlatılması noktasında <strong>Beşar</strong> <strong>Esed’den</strong> bir hamle beklemektedir. Bölgede bulunan terör örgütü <strong>PKK</strong>/<strong>PYD</strong>/<strong>YPG</strong> yapılanması, <strong>İsrail’in</strong> işgal edebileceği potansiyeli altındaki coğrafyaların fiziksel bütünlüğüyle birleştiği taktirde <strong>Türkiye</strong> açısından kabul edilemez bir sonuç olarak değerlendirilmektedir.</div> <div>Bir önceki yazımızda da ifade ettiğimiz; “<strong>bölge, doğum sancıları çekmektedir</strong>” aforizması, <strong>Türk</strong> <strong>Devlet</strong> aklının yüzünü göstermesine neden olmuştur.</div> <div><strong>22</strong> <strong>Ekim</strong> günü, siyasi partilerin peş peşe yaptıkları açıklamalar, fotoğrafın tam şekli olarak anlaşılabilir iddiasını ortaya çıkarmıştır. Bölgede on milyonlarla ifade edilen <strong>Kürt</strong> nüfusu, arz-talep ilişkisi içerisinde çeşitli handikapları beraberinde getirmektedir. Kamuoyunda çeşitli sorulara cevap aranmaktadır. <strong>Türkiye,</strong> kendi vatandaşları dışında kalan <strong>Kürtleri</strong> yanına almak için hangi taleplere yanıt verecektir?</div> <div><strong>Türkiye</strong>, bölge sosyolojisini <strong>terörist</strong> ve <strong>halk</strong> olarak ayırarak yeni bir söylem oluşturabilir mi? Oluşturulacak bu söylemin bölgedeki karşılığı ne olacaktır?</div> <div></div> <div><strong>Irak Kürt Bölgesel Yönetimi Başkanı Neçirvan Barzani</strong>'nin, <strong>16</strong> <strong>Ekim</strong> <strong>Çarşamba</strong> günü <strong>Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan</strong>, <strong>Dışişleri Bakanı Hakan Fidan </strong>ve<strong> Milli İstihbarat Teşkilatı Başkanı İbrahim Kalın</strong> ile görüşmesi, süreçten bağımsız ele alınamayacak kadar ciddi bir ziyarettir. <strong>Bahçeli’nin</strong> çağrısıyla <strong>teröristbaşı</strong> <strong>Abdullah</strong> <strong>Öcalan’ın</strong> <strong>PKK</strong> üzerindeki hakimiyeti test edilip, siyasi sürecin en büyük riskleri dahi tartışmaya açılmıştır.</div> <div><strong>Türkiye</strong>, <strong>PKK’yı</strong> <strong>ABD</strong> etkisinden çıkarmak mı istemektedir? Kısmen bu talep gerçekleşirse, Türkiye bunun karşılığında <strong>PKK’ya</strong> ne teklif edecektir?</div> <div>İhtimaller arasında; “<strong>kazan</strong>-<strong>kazan</strong>” politikasının uygulanması çerçevesinde <strong>Türkiye’nin</strong> üniter yapısından vazgeçip, topraklarını genişleterek, bölgede federe bir sisteme gidilmesi tartışmaları dikkat çekmektedir. Bölgedeki etnik yapı ayrıştırılarak <strong>Türkiye’nin</strong> lehine bir sistemin inşa edilmesi, <strong>Türkiye’nin</strong> terörle mücadelesindeki kutsiyetine de halel getirmeyeceğinden, bölge için kabul görülebilir bir seçenek olarak değerlendirilebilir.</div> <div>Diğer bir ihtimal ise <strong>Türkiye’nin</strong> bulunduğu alanlarda terör faaliyetlerinin hızlanması neticesinde <strong>Türkiye’nin</strong> siyasi seçeneklerin <strong>PKK</strong> tarafından tüketildiğini ilan ederek, yeni bir askeri operasyona başlaması anlamı taşıyabilir. <strong>Irak’ta</strong> ciddi bir ilerleme kaydeden <strong>Türkiye’nin</strong>, <strong>İsrail’in</strong> saldırganlığının sürdüğü bir zaman diliminde fiziksel bütünlüğü oluşturmak için şahin kanadını devreye sokma gerekçesi de daha anlaşılabilir bir zemine oturtulmuş olacaktır.</div> <div><strong>Türk</strong> siyasi tarihi unutulmayacak zaman diliminden geçerken, <strong>TUSAŞ’a</strong> yapılan saldırının (**) süreçten bağımsız olmadığı ifade edilebilir. Terör örgütü <strong>PKK</strong> tarafından gerçekleştirildiği ifade edilen eylemin hedef alanı ve zaman diliminin birkaç mesajı bulunmaktadır.</div> <div></div> <div>Siyasi parti liderlerinin tabuları yıktığı bir dönemde <strong>PKK’nın</strong> bu eylemi, süreci sabote etmek isteyen unsurlar tarafından gerçekleştirilmiş olabilir. Ayrıca sürecin olumlu ya da olumsuz etkisine dair bir ön görüde bulunmak için henüz erken olduğunun da belirtilmesi gerekmektedir. <strong>PKK</strong> üzerinde egemenlik hakkının <strong>Öcalan</strong> ile sınırlı olmadığını dile getirmek isteyen kesimin, eylemi azmettiriciliği düşünülürse, muhatabın kim olacağı sorusuna da yanıt bulunmuş olacaktır.</div> <div><strong>Terör</strong> eyleminin, <strong>Cumhurbaşkanı</strong> <strong>Recep</strong> <strong>Tayyip</strong> <strong>Erdoğan’ın</strong>, <strong>Rusya Fedrasyonu’na </strong>bağlı<strong> Tataristan’ın Başkenti</strong> <strong>Kazan</strong> kentinde düzenlenen <strong>BRICS</strong> zirvesine katıldığı gün gerçekleşmesi ve ardından hemen <strong>NATO</strong> <strong>Genel</strong> <strong>Sekreteri</strong> <strong>Rutte’nin</strong> <strong>TUSAŞ</strong> saldırısını kınaması, akıllara farklı soruları beraberinde getirmektedir. <strong>Milli</strong> <strong>Savunma</strong> <strong>Bakanlığı</strong> ise eylemin gerçekleştiği gece, <strong>Suriye’de</strong> bulunan terör odaklarına operasyonlar düzenlemiştir. <strong>Suriye</strong> <strong>Milli</strong> <strong>Ordusu</strong> da bu operasyonlara destek vermiştir.</div> <div><strong>Sonuç olarak; iç dinamiklerin dış politikayı belirlediği, bölgesel gelişmelerin, iç dinamikleri konsolide ettiği dönemden geçerken, Türkiye, bugün veya yarın aidiyet hissetmeyen vatandaşlarına, sınır ötesinde tatmin olabileceği motivasyonu vermemelidir. Devletler, bekası için esnek tavır takınabilmelidir.</strong></div> <div><strong>.</strong></div> <div><strong>Mahmut Muslihan, dikGAZETE.com</strong></div> <div>(*)<strong> </strong>https://www.dikgazete.com/haber/pkk-kck-nin-rusya-yapilanmasina-mensup-terorist-bari-usubov-yakalandi-916200.html</div> <div>(**) https://www.dikgazete.com/haber/tusas-ankara-kahramankazan-yerleskesine-teror-saldirisi-916192.html</div> <div><strong>TUSAŞ</strong> haberleri</div> <div></div>