<h3><span><strong>TÜRKİYE’DE İRAN ALGISINI YENİDEN DÜŞÜNMEK II</strong></span></h3> <div><strong>Türkiye’de</strong>, <strong>İran</strong> denilince akla <strong>teolojik</strong> kökenli hareket kabiliyetine dayanan devlet hamleleri gelmektedir. <strong>İran</strong>, geçmişi, sosyolojik dokusu, siyasal sistemi ile ele alınınca <strong>kendine özgü bir coğrafya</strong> olarak karşımıza çıkacaktır. Çeşitli <strong>referans</strong> kaynaklarıyla ifade edilen; “<strong>Şia, 4 büyük mezhep dışındadır</strong>” söylemi, <strong>Sünni</strong> toplumlarda oldukça yer edinmiştir. <strong>Türkiye’nin</strong> devlet çıkarı gereği bölgede sınırı olan en büyük rakibinin <strong>İran</strong> olduğu söylenebilir. <strong>İran’da</strong> ciddi nüfusun <strong>Türk</strong> <strong>kökenli</strong> olmasının avantajı ekarte edilerek biçimlendirilen dinamik politikalar, <strong>Türkiye</strong> halkında da “<strong>gerekli</strong>” hassasiyeti oluşturmaktadır. <strong>Türkiye’de</strong> <strong>İran</strong> ‘<strong>devlet’</strong> olarak tanımlanmalıdır. <strong>İran’a</strong> yakın veya uzak odakların duygusal durumları, tarafsız, net ve gerçeklikten kopuk bir tanımlamayı beraberinde getirmektedir.</div> <h3><strong>İRAN’IN GÜÇ ODAKLARI…</strong></h3> <div><strong>İran’ın</strong> en büyük kozu, devletten halklara ulaştırılan sistemin karşılığıdır. <strong>İran</strong>, <strong>Lübnan</strong>, <strong>Filistin</strong>, <strong>Suriye</strong>, <strong>Yemen</strong>, <strong>Bahreyn</strong>, <strong>Irak’ın</strong> yanı sıra dünyanın çeşitli yerlerinde bazı <strong>sağ</strong> partilerin baskısı altında kalan grupların sempatisini kazanmıştır. Ortaya çıkan bu ağın çeşitli nedenleri vardır; <strong>İran</strong> <strong>devrimine</strong> etki eden <strong>komünist</strong> düşüncenin <strong>emperyalizme</strong> olan tepkisi ve teoloji.</div> <div><strong>İran</strong>, devletten devlete ulaşan bağın ötesinde direkt halka dokunmayı seçen bir siyasal yapıyı tercih etmektedir. Bunun gerekçeleri, <strong>Merci-i taklidin</strong> bulunması, <strong>Filistin’e</strong> olan hassasiyet gibi etkenler sayılabilir.</div> <div><strong>İran’ın</strong> askeri gücü olarak çeşitli kurumları örnek gösterilebilir. <strong>İran</strong> silahlı kuvvetleri, <strong>İran</strong> istihbaratı ve <strong>Devrim</strong> <strong>Muhafızları</strong> <strong>Ordusu</strong>. <strong>İran’ın</strong> dışa açılan kapısının yumuşak gücü <strong>İran</strong> <strong>Kültür</strong> <strong>Merkezleri</strong> olarak lanse edilen kurumlar olarak değerlendirilirken, sert gücü ise <strong>DMO</strong>’dur. <strong>Devrim</strong> <strong>Muhafızları</strong> <strong>Ordusu</strong> içerisinde yer alan <strong>Kudüs</strong> <strong>Gücü’nün</strong> faaliyetleri, <strong>İsrail</strong> ve <strong>ABD</strong> karşısında duran yerel unsularla işbirliğini arttırmaktadır. Özellikle <strong>ABD</strong>-<strong>İsrail</strong> ortaklığı ile suikasta uğrayan <strong>Kasım</strong> <strong>Süleymani</strong>, ortadoğuyu ciddi anlamda analiz edip, saha deneyimi olan bir aktör olarak belirtilebilir. <strong>Süleymani’nin</strong> ölümüyle doğan boşluk doldurulamasa da <strong>İran’ın</strong> çalışmalarına bakıldığında alandan vazgeçtiği görülmemektedir.</div> <h3><strong>KESİŞEN VE AYRIŞAN BÖLGELER…</strong></h3> <div><strong>Türkiye’nin</strong>, komşu ülkelerle iyi ilişkiler geliştirme süreci <strong>Cumhuriyet’in</strong> ilanından bu yana çeşitli paktlarla kontrol altına alınmaya çalışılmıştır. <strong>Irak</strong>, <strong>Suriye</strong> ve <strong>İran</strong> gibi kara sınırı olan ülkelerden gelebilecek tehditler, sınır genişliği ve sosyal dokuyla ilintilidir. <strong>Yunanistan</strong> ile olan çatışma ikliminin tezahürleri, <strong>Suriye’de</strong> yaşanan gelişmeler kadar kendisini hissettirmemektedir. <strong>İran</strong> da aynı minvalde değerlendirilirse, her hareketin <strong>Türkiye</strong> aleyhine sonuçlarını tartışmaya açmak yerinde olacaktır.</div> <div><strong>İran’daki</strong> eyaletlerin “<strong>bağımsızlık</strong>” gibi karışıklıklara neden olacak gelişmelerden en çok etkilenecek ülkelerin başında <strong>Türkiye</strong> gelmektedir. <strong>Türkiye’de</strong> <strong>İran’a</strong> yakın olan grupların, sürece dahil olmasıyla bölgede istenilen ateşin kıvılcımları da doğal olarak oluşacaktır. <strong>Suriye</strong>, <strong>Irak</strong>, <strong>Kuzey</strong> <strong>Irak</strong> ve hatta <strong>Yemen’de</strong> ayrı taraflarda yer alan iki ülkenin <strong>Filistin’e</strong> olan bakışlarında anlaştıkları fakat ayrı hareketlerle temas kurdukları görülmektedir.</div> <h3><strong>YENİ ARAYIŞLAR VE İLİŞKİLER…</strong></h3> <div>Dinamik coğrafyada yeni arayış biçimleri gereklilik arz etmektedir. İki tarafın <strong>tatlı</strong>-<strong>sert</strong> çekişmesinin yanında zaman zaman dozajın değiştiğine tanıklık edilmiştir. Bir yanda <strong>NATO</strong> üyesi ve <strong>ABD</strong> ile müttefik ilişkilerine sahip <strong>Türkiye</strong>, diğer tarafta <strong>ABD’nin</strong> koyduğu yaptırımlarla nefes alma yolları arayan <strong>İran’ın</strong> “<strong>Küresel</strong> <strong>Köy</strong>” haline gelen dünyada eksen tartışmalarına kapıları kapatmaları gerekebilir.</div> <div>Duyarlılık <strong>söz</strong> ile değil <strong>kök</strong> ile de örtüşmelidir. <strong>Türkiye’nin</strong> sosyalist rejimlerle olan münasebeti bu alanı kısır bırakmaktadır. Diplomasi sahasında <strong>Türkiye</strong> ile <strong>İran’ın</strong> renkleri farklıdır. Ayrı renklerde olan ülkelerin ortak kümesi ise inançtır. Ortak paydanın geliştirilmesi; <strong>reddetmek</strong> üzerine ya da <strong>benimsemek</strong> üzerine değil, <strong>algılamak</strong> üzerine inşa edilmelidir. Coğrafyaların oluşturduğu <strong>mozaik,</strong> tahrip edilmeden yürütülecek süreç beraberinde <strong>kazanımlar</strong> getirebilir.</div> <h3><strong>SONUÇ…</strong></h3> <div><strong>İran’ın</strong> dış politikada ortaya koyduğu değerlerin, her seferinde <strong>Şer’i</strong> kanunlara götürülmesine gerek olmayabilir. <strong>İran,</strong> kökleri güçlü olan devlet geleneğine mensuptur. <strong>İran’ın</strong> her adımı “<strong>dini</strong> <strong>yükümlülük</strong> <strong>taşır</strong>” algısı ne kadar tartışılırsa her yaptığı “<strong>düşmanca ve Müslümanlara zarar verir</strong>” algısı da o şekilde tartışmaya açılmalıdır. <strong>İran’da</strong> da durum benzer örneklerle açıklanabilir. <strong>Türkiye</strong> ve <strong>İran</strong> orta yollu irdelenirse uçtaki kutupların keskinliğinin <strong>diplomasiye</strong> <strong>etkisi</strong> de azaltılmış olacaktır.</div> <div>.</div> <div><strong>Mahmut Muslihan, dikGAZETE.com</strong></div> <div><span><strong>Türkiye’de İran algısını yeniden düşünmek 1</strong></span></div> <div>https://www.dikgazete.com/yazi/turkiye-de-iran-algisini-yeniden-dusunmek-1-7026.html</div> <div> </div>