- 16-08-2026 07:55
- 96
Selim Çoraklı yazdı;
SÜLEYMANCILAR 3. FETÖ MÜ?
İddia edilen suç sözde İslami bir cemaat görünen yapı için oldukça ilginç. Örgütlü mali suçlar kapsamında yürütülen soruşturmada; yolsuzluk, kara para aklama ve olağan dışı para hareketlerine ilişkin iddialar var. MASAK incelemelerinde 100 milyar liranın üzerinde para hareketinin yurt dışına kaçırıldığı söyleniyor. Soruşturmada şüphelilere yöneltilen temel suçlamala,r ekonomik çıkar odaklı suç örgütü faaliyeti çerçevesinde toplanmaktadır.
Soruşturma dosyasında ve İçişleri Bakanlığı açıklamalarında yer alan temel suçlamalar ve iddialar şunlar:
· Suç işlemek amacıyla örgüt kurmak ve ekonomik çıkar sağlamak.
· Kara para aklamak.
· Yurt dışına usulsüz 100 milyar Türk Lirası'nın üzerinde kaynağı belirsiz bir para aktarmak.
· Vergi Usul Kanunu’na muhalefet ve dolandırıcılık yapmak.
· Sahte fatura düzenlemek ve haksız şekilde yüksek vergi iadesi almak.
· Kamu kurum ve kuruluşlarının zararına nitelikli dolandırıcılık yapmak.
· Olağan dışı şirket hareketleri ve kaynağı açıklanamayan yüksek miktarda nakit girdileri ile sermaye artırımı yapmak.
· Ruhsatsız silah bulundurmak. (20 adet ruhsatsız silah ele geçirildi.)
Bunlar doğru mu? Bunu emniyet ve yargının yapacağı inceleme ve yargılama sonunda ortaya çıkacak. Ancak emniyet ve yargının dışında bu tür yapıların milletimiz nezdinde yaptığı faaliyetlere baktığımızda mide bulandıran işlerle karşılaşıyoruz.
Kendilerini “tasavvuf ve tarikat erbabı” olarak lanse eden bu tür yapılar, itikatları gereği züht mesleğinde, yani elini eteğini dünyadan çekme mesleğinde ilerlemeleri gerekirken bunlar adeta birer dev holding gibi faaliyet gösteriyor. El atmadıkları ticari alan yok. Ve bu alanlarda her türlü sömürü, dalavere ve dümen de devam ediyor. Toplanan paraların kahir ekseriyeti kayıt dışı işlere yönlendiriliyor. Bunun örneklerini FETÖ denen iblisi yapının faaliyetleri ortaya çıkınca görmüştük.
FETÖ gibi devlete paralel yapılanan bu türden yapılardan biri de adına “Süleymancılar” denen ve liderliğini at yarışçısı mühendis Alihan Kuriş’in yaptığı ve şimdilerde operasyona muhatap olan yapılanmadır. Başlıkta “bu üçüncü FETÖ’ye operasyon mu” derken ikinci FETÖ yapılanmasının Menzil olduğunu da belirtmek istiyorum. Bundan yıllar önce “Yeni FETÖ METÖ -Menzil-” (*) başiıklı bir makale yazarak bu tür devlete paralel yapılanmalara dikkat çekmiştim.
“Alihan Kuriş Suç Örgütü” olduğu iddia edilen bu yapının 32 dev şirketine devlet tarafından kayyum atandı. Şirketlerin adına bile baktığımızda bunun tarikat vs. değil aksine tamamıyla dünyaya yönelik nasıl bir ticari yapılanma olduğu kendiliğinden ortaya çıkıyor.
1. ELF Yapı Anonim Şirketi
2. Altun Mimarlık İnşaat Ticaret Anonim Şirketi
3. Güldeniz İnşaat Anonim Şirketi
4. Ardeniz Emlak Anonim Şirketi
5. Garanti Gayrimenkul Geliştirme Ticaret Limited Şirketi
6. Arden Gıda İnşaat Sanayi ve Ticaret Limited Şirketi
7. ŞMS Kopuz Gıda Pazarlama ve Sanayi Ticaret Anonim Şirketi
8. Tasfiye Halinde TEB Denizcilik Sanayi ve Ticaret Limited Şirketi
9. Özgür Giyim Tekstil Ürünleri Ticaret ve Sanayi Anonim Şirketi
10. Armine Giyim Sanayi ve Ticaret Anonim Şirketi
11. Hisar Sağlık Hizmetleri Eğitim-Araştırma ve Tıbbi Cihazlar İnşaat Sanayi ve Ticaret Anonim Şirketi
12. Ayakkabı Dünyası Kundura Sanayi ve Ticaret Anonim Şirketi
13. Akdeniz Toros Et ve Et Mamülleri Sanayi ve Dış Ticaret Anonim Şirketi
14. İstanbul Hisar Turizm ve Ticaret Anonim Şirketi
15. MKM Taş Ocağı Hafriyat İnşaat Sanayi ve Ticaret Anonim Şirketi
16. Perka Yapı İnşaat Sanayi Ticaret Anonim Şirketi
17. Günso İnşaat Gıda Eğitim ve Yurt Hizmetleri Ticaret ve Sanayi Anonim Şirketi
18. Seli Kaynak ve Meyve Suları İşletmeleri Sanayi Ticaret Anonim Şirketi
19. MKM Otomotiv Sanayi ve Ticaret Limited Şirketi
20. Asya Otomotiv ve Tekstil Pazarlama Ticaret Limited Şirketi
21. MKM Elektronik Ekipmanları ve Güvenlik Sistemleri Sanayi Ticaret Limited Şirketi
22. Seli Turizm Otelcilik İnşaat Ticaret Anonim Şirketi
23. Ada Nakış Desen Dokuma Giyim İmalat Ticaret ve Sanayi Limited Şirketi
24. Verona Ev Tekstil Ürünleri Ticaret ve Pazarlama Anonim Şirketi
25. Ada Dokuma İmalat Sanayi Ticaret Limited Şirketi
26. Güleryüz Kuyumculuk Turizm ve Otomotiv Sanayi ve Ticaret Anonim Şirketi
27. Asya Süs Bitkileri Fidancılık ve Tarım İşletmeleri Pazarlama Ticaret Limited Şirketi
28. Sakarya Üniversitesi Teknoloji Geliştirme Bölgeleri Yönetici Anonim Şirketi
29. Han Yapı Grubu Mühendislik Mimarlık İnşaat Turizm Sanayi ve Ticaret Limited Şirketi
30. Bolu Yıldız Eğitim İnşaat Sanayi ve Ticaret Anonim Şirketi
31. Doğu Marmara Avrupa Birliği İş Geliştirme Merkezi (ABİGEM) Anonim Şirketi
32. Göknur Gıda Maddeleri Enerji İmalat İthalat İhracat Ticaret ve Sanayi Anonim Şirketi.
KİM BU SÜLEYMANCILAR?
Bunca yapılanma, şirketler, kara paralar, hakkında çıkarılan CIA’ya casusluk yapmak, vergi kaçakçılığı, yurt dışına para kaçırmak vs. ile anılan ve hakkında operasyon yapılan “Süleymancılar kim?” diye insan merak ediyor. “Bunların itikatla nedir?, Almanya onlara niye destek veriyor, operasyon sebepleri nedir? CIA ile ilişkileri var mı?” gibi sorular ister istemez aklımıza takılıyor.
Kamuoyunu aydınlatmak adına bu tür sorulara cevap vermek bizim asli görevimizdir.
Süleymancılar (Süleymanlılar), kökeni Nakşibendi geleneğinden etkilenerek şekillenmiş bir dini yapılanma olarak bilinmektedir. Kendilerini İslami bir cemaat olarak lanse eden bu yapılanma, kurucuları olan Süleyman Hilmi Tunahan’ı “Üstaz” olarak anmaktadırlar. Üztaz, “en özel, en saygın ve tekel niteliğindeki kişi” anlamına gelmektedir. 1924 yılında devlet tarafından tehlikeli yapılanma olarak görüldüğü için kapatılan tekke ve zaviyelerin ardından Tunahan, gizli derslerle kendilerine has dini bir eğitim sürdürmüş; 1950 yıllarından sonra ise müritleri kurumsallaşarak Türkiye’nin yanı sıra Avrupa başta olmak üzere dünyanın birçok ülkesine yayılmıştır. Türkiye ve yurt dışında binlerce öğrenci yurdu, Kur'an kursu, dernek, yayın evi ve onlarca ticari şirket ağını yönetmektedirler.
İTİKADİ SAPMALARI...
Süleymancılar, liderleri olan Süleyman Hilmi Tunahan’ı yücelterek “Son Mürşit”, “Peygamber varisi/vasili” olarak kabul etmektedirler. Ancak her kapalı toplum gibi Süleymancılar da sözde dini yapılanma adına Kur’an’dan referans alamayacak çok değişik itikadi sapmalara düşmüş ve tıpkı FETÖ’cüler gibi kendilerine mahsus bir paralel dini yapı oluşturmuşlardır.
Süleyman Hilmi Tunahan'ın ölümünün ardından cemaat liderliği Tunahan’ın damadı Kemal Kaçar’a oradan torunu Arif Ahmet Denizolgun ve günümüzde de bir mühendis olan ve dini eğitimi bulunmayan Alihan Kuriş’e geçmiştir.
Süleymancılar kendi içinde oldukça hiyerarşik, kapalı ve sıkı disiplinli bir yapıya sahiptirler. Eğitim metotlarında Nakşibendi tarikatının, "Hatmi Hacegan, Rabıta ve rüyalara dayalı manevi silsile” anlayışını korurlar.
Süleymancılar her ne kadar kendilerini Ehl-i Sünnet olarak lanse etmiş olsalar da diğer İslami kesimler tarafından İslami sapmalarından dolayı uzun yıllardır çeşitli yönlerden eleştirilmiştir. Geleneksel İslam fıkhı ve inanç esasları açısından İslam’a uymadığı, aşırıya kaçtığı veya bidat (dine sonradan eklenen uygulamalar) olduğu öne sürülen temel konular vardır.
Rabıta ve Mürşit inancı…
Yapının en belirgin sapması vefat eden bir kişiye Rabıta yapılmasıdır. İslam'da ibadet ve manevi yöneliş sadece Allah'a yapılır. Süleymancılar ise mensupların, 1959 yılında vefat eden Süleyman Hilmi Tunahan’ın suretini zihinlerinde canlandırarak ondan feyiz almaya çalışarak Rabıta yaparlar. Bu fiil, İslam'daki "kul ile Allah arasına aracı koymama" ilkesine aykırı bulunarak Allah'a ortak koşma sınırında bir aşırılık olarak eleştirilmektedir.
Süleymancılar, Tunahan’ın “son Mürşit” olduğuna inanırlar. Onlara göre Tunahan'dan sonra başka bir mürşit gelmeyecek ve onun manevi tasarrufu kıyamete kadar sürecektir. İslam âlimleri, ölmüş bir kişiye mutlak bir hatasızlık ve kalıcı manevi tasarruf yüklemenin İslam akaidine uymadığını belirtir.
Dini, ticaret ve çıkara dönüştürmek…
Süleymancılar, kurban ve bağış konusunda istismara varan davranışlar sergilemektedirler. Kurban ibadeti İslam'da kişisel bir sorumluluktur. Süleymancıların, topladıkları kurban etlerini satarak ya da hisse paralarını ticari şirketlerine ve paravan yapılara aktararak ibadeti bir finansman aracına dönüştürdükleri bilinmektedir.
Süleymancılar, zekât ve sadakaları usulsüz şekilde toplamaktadırlar. İslam hukukunda zekâtın verileceği yerler Kur'an-ı Kerim'de açık şekilde sınırlanmıştır. Süleymancıların kurdukları sistem ile zekat, fitre ve sadakaları fakirlere ulaştırmak yerine holdingleşen kurumlara, paravan şirketlere ve son operasyonlarda ortaya çıkan kaynağı belirsiz yurt dışı fonlamalarına aktarması dini bir usulsüzlük olarak nitelendirilir.
Hiyerarşinin dinleştirilmesi…
Süleymancılarda lidere mutlak itaat farz olarak görülür. İslam'da mutlak itaat sadece Allah’a aittir; kullara itaat ise İslam'a uygunluk şartına bağlıdır. Süleymancılarda ise lideri Alihan Kuriş’in kararlarının sorgulanamaz kabul etmekte ve diğer tarikatlarda olduğu gibi bağlılarını ölü yıkayıcının elindeki ölü gibi olmalarını istemektedirler. Bu İslam'ın akıl, irade ve şahsi sorumluluk ilkeleriyle çelişir.
Süleymancılar gizlenmeyi esas almakta ve kendilerini diğer yapılandan soyutlamaktadır. İslam dini, şeffaflığı ve dürüstlüğü emreder. Süleymancıların “sivil toplum faaliyeti” adı altında gizli, kapalı ve hiyerarşik bir hücre yapılanması yürütmesi, dini değerleri dünyevi ve siyasi güç elde etmek için maske olarak kullanması münafıklık olarak kabul edilmekte ve eleştirilerine yol açmaktadır.
MEHMET GÖRMEZİN ANLATTIKLARI…
Süleymancıların lideri Alihan Kuriş hakkında geçmişte müritleri tarafından dile getirildiği belirtilen “Bizim efendimiz ve liderimiz Alihan Kuriş’e hem Hz. Peygamber'in hem de ahir zamanda gelecek olan Hz. İsa'nın yetkisi verilmiştir.” yönündeki sözler, operasyonun ardından yeniden gündeme geldi. Diyanet İşleri eski Başkanı Mehmet Görmez’in, Süleymancıların lideri Alihan Kuriş'i çağırarak ona sorduğu sorular, bu yapının itikadi sapmalarını gösterme bakımından çok önemli bir örnektir.
Mehmet Görmez'in anlatımına göre, Süleymancılar içerisinde Alihan Kuriş'e verilen mertebe, İslami hakikatlerle asla uyuşmamaktadır.
Kuriş’i makamına çağıran Görmez, Süleymancıların iddialarını doğrulamak için, “Siz iki peygamber yetkisine sahip misiniz?” diye sormuş ancak Kuriş bunu inkar etmiştir.
Görmez’in, “Ama bunlar sizin bulunduğunuz ortamda söylenmiş ve siz bunu reddetmemişsiniz.” Cevabına ise Kuriş, “Vallahi hocam, ben mühendis bir adamım. Hocalar öyle dedi, ben de bir şey diyemedim” şeklinde cevap vermiştir.
İslam inancında Hz. Muhammed'in son peygamber olduğu açık bir şekilde kabul edilirken herhangi bir dini yapı liderine peygamberlik makamına ait yetkilerin atfedilmesi İslami açıdan son derece büyük bir itikadi sapmadır.
ALMANYA NEDEN DESTEK VERİYOR?
Süleymancılar özellikle Almanya ile ilişkilerinde çok iç içedirler. Bu iç içe oluş onların CIA’ya Almanya üzerinden hizmet ettikleri iddialarını gündeme getirmiştir.
Süleymancılara yönelik operasyonlarda yurt dışına para kaçırma olayının en çok Almanya’ya olduğu bilinmektedir. Süleymancılar hakkında son dönemde gündeme gelen en büyük proje, Köln’de yaklaşık 70 milyon Euro maliyetli dev bir merkez inşaatıdır. Bu kompleks; 881 kişilik mescit, 231 kişilik yurt, 400 kişilik nikah salonu ve ticari birimlerden oluşmaktadır. Bu projenin inşasında Alman devleti ve Köln Belediyesi’nin doğrudan destek sağladığı bilinmektedir. Ayrıca forum kaynaklarında Süleymancıların Almanya’daki en büyük destekçisinin Alman İstihbaratı (BND) olduğu yönünde iddialar da bulunmaktadır.
Almanya'daki Süleymancıların yapılanması VIKZ (Verband der Islamischen Kulturzentren / İslam Kültür Merkezleri Birliği) çatısı altında faaliyet göstermektedir.
Süleymancılar, Diyanet veya Milli Görüş gibi Türkiye devletinin veya siyasi hareketlerin doğrudan uzantısı olarak görülmedikleri için Alman makamları tarafından uzun yıllar daha az siyasi risk taşıyan bir muhatap olarak değerlendirilmişlerdir. Süleymancılar, Almanya’daki dernekleşme ve kurumsallaşma süreçlerini Alman yasalarına uyarlayarak yürütmüş, devletten yardım ve statü alma konusunda yasal yolları kullanmışlardır. Onlar da politikaları Alman devlet söylemine paralel bir şekilde geliştirmişlerdir. Süleymancıların zaman zaman Almanya'daki resmi iç politikayla uyumlu kararlar aldıkları eleştirilerine konu olmuşlardır.
CIA İLE İLİŞKİLERİ VAR MI?
Süleymancıların içinde uzun yıllar ders vermiş olan ve Süleyman Hilmi Tunahan’ın damadı ve milletvekili olan Kemal Kaçar’ın avukatlığını yapan Hayrullah Karadeniz, 2016 yılında gazetelere yaptığı bir açıklamada yapının CIA ilişkileri hakkında şu iddiaları gündeme taşımıştır:
“CIA ve MOSSAD meseleye başka bakıyor. MOSSAD bir adamını yollayıp cemaatin kurslarında okutup hoca yapıyor veya küçük yaşta irtibat kurup kendi adamı yapabiliyor, cemaati içeriden tanıyor, bu yapıya göre de plan program yapıyor.”
Hayrullah Karadeniz, Süleymancıların lideri Kemal Kaçar’ın 2000 yılındaki vefatından kısa bir süre önce kendisine çok kritik bir itirafta bulunduğunu öne sürmüş ve onun, "Süleymancıların kontrolünün tamamen Amerikan İstihbarat Teşkilatı’nın (CIA) eline geçtiğini" ölmeden önce kendisine bir sır olarak verdiğini söylemiştir.
Karadeniz, cemaatin CIA ve küresel odakların radarına girme sürecinin 12 Eylül 1980 askeri darbesiyle hızlandığını iddia etmiştir.
Karadeniz, kurucu lider Süleyman Hilmi Tunahan döneminde cemaatin tamamen yerli, milli ve Kur'an eğitimine odaklı saf bir hareket olduğunu ancak sonraki liderlik dönemlerinde ve özellikle Alihan Kuriş dönemi yapının milyarlarca liralık devasa bir finans ağına dönüşerek uluslararası istihbarat örgütlerinin operasyon aparatına çevrildiğini iddia etmiştir.
Hayrullah Karadeniz’in bu açıklamaları, cemaatin iç işleyişini yakından bilen biri olarak sunduğu en sert eleştirilerdendir. Karadeniz, cemaat tabanındaki ihlaslı ve temiz niyetli insanların, üst yönetim kadrosunun küresel ve siyasi ajandalarından habersiz olduğunu; tıpkı FETÖ gibi bu yapının da istihbarat örgütlerinin sızmasına çok müsait gizli, hiyerarşik ve takiye merkezli bir modelle yönetildiğini birçok kez dile getirmiştir.
Karadeniz’in bu iddiaları, Diyanet İşleri Başkanlığı'na ait olduğu öne sürülen ve günümüzde cemaate yönelik mali operasyonun ardından yeniden gündeme gelen "Gizli Tarikatlar Raporu" ile birebir örtüşmektedir. Söz konusu devlet raporunda da özet olarak şu ifadelere yer verilmiştir:
"Süleymancılarla ilgili bazı yabancı istihbarat örgütleriyle (CIA, BND vb.) bağlantı iddialarının ciddiye alınması gerekmektedir. Yeni bir FETÖ projesi ile karşılaşmamak adına cemaatin finansal hareketleri ve yurt dışı ağları mutlak surette incelenmelidir."
Devletimiz FETÖ’de olduğu gibi FETÖVARİ bütün devlete paralel yapılanmalara gecikmeden ve daha fazla mağdur oluşmadan dur demelidir. Din üzerinden insanları sömürerek dev holdingler kuran yapılara müdahale edilmediği takdirde nasıl bir tehlike ve zararla karşı karşıya kaldığımızı 15 Temmuz 2016 tarihinde acı bir tecrübe ile yaşadık. Aynı hataların yaşanmaması için devlete paralel yapılanan başta Menzil ve İsmailağa olmak üzere bütün tarikatlara dur demeli ve hem İslam’a hem de milletimize verilen zararların önü kesilmelidir. Bu devletimizin en önemli görevidir.
.
Selim Çoraklı, dikGAZETE.com
(*) Yeni FETÖ METÖ -Menzil-”
https://www.dikgazete.com/yazi/yeni-feto-meto-menzil-6814.html
Alihan Kuriş Haberleri