<div><span><span>Bizim kültürümüzde ve edebiyat tarihimizde <b>hikayeler</b> ve <b>hikaye</b> <b>anlatıcılığı</b> çok önemli bir yer tutar. </span></span></div> <div><span><span>Kıssadan çıkartılacak hisselerle, daha çok toplum ahlakını pekiştirmek için, davetlerde, toplantı mekanlarında, kahvehanelerde, <b>masal, destan, roman</b> ve <b>meddahlık</b> türlerinden örnekler veren ve bu sayede ücret ve bağışlarla geçimlerini sağlayan <b>hikaye anlatıcılarımız</b> vardı.</span></span></div> <div><span><span>Yazılı edebiyatımızdan <b>Mevlana</b>’nın ‘<b>Mesnevi</b>’sini ve <b>Sadi</b> <b>Şirazi</b>’nin “<b>Bostan ve Gülistan</b>” isimli eserlerini örnek verebiliriz. </span></span></div> <div><span><span>Günümüzde çok yaygın olan ve <b>kısa hikayecilik</b> adı verilen bu türün ilk eserlerinde, <b>Kuran-ı Kerim</b>’deki kıssalardan ilham alındığını söylersek yanlış olmaz.</span></span></div> <div><span><span>Dolayısı ile bu durum, hikaye anlatmanın <b>akılda kalıcılığı </b>arttırmasını, anlam katmasını ve <b>en etkili ikna yöntemi</b> olmasını açıklıyor.</span></span></div> <div><span><span>Bu gerçeği çok daha sonraları fark eden batılılar özellikle son yirmi yılda, hikayeleri ve hikaye anlatıcılığını, <b>liderlik, gelişim, eğitim, pazarlama</b> konuları ile harmanlayarak <b>yeni bir strateji </b>oluşturdular.</span></span></div> <div><span><span>Günümüzde bu türde etkinlikler ve girişimler oldukça popülerlik kazandı. </span></span></div> <div><span><span>Diğer bir ifade ile: <b>Son zamanların en trend kavramı STORYTELLING.</b></span></span></div> <div><span><span>Türkçesi; “<b>HİKAYE ANLATICILIĞI</b>”, fakat iş dünyamızda “<b>HİKAYELEŞTİRME</b>” ifadesi ile de kullanılıyor.</span></span></div> <div><span><span>Senaristlerin hocası diye anılan <b>Robert McKee</b>, konuyu “<b>Zihnimizin dili hikaye dilidir. Eğer bir kişi kendi düşüncelerini hikayelerle sunmak isterse dinleyici buna direnmez aksine anlatanı kucaklar</b>” diyerek açıklıyor.</span></span></div> <div><span><span>Duygulara dokunmayan anlatımlar akılda kalmıyor. Hikayeleştirildiğinde ve duygulara hitap ettiğinde zihnimiz daha çok ikna oluyor ve hafızaya kalıcı olarak kaydediyor.</span></span></div> <div><span><span>Örneğin kraliçe ve kralın ölümü, “<b>Kraliçe ve kral öldü</b>” şeklinde değil de “<b>Kraliçe öldü, kral da üzüntüden öldü</b>” şeklinde anlatıldığında bir hikaye oluşuyor ve zihnimiz bunu daha derinlere kaydediyor.</span></span></div> <div><span><span>Bu kavramla birlikte bir çok uygulama, etkinlik ve kelime daha gündemimize geldi:</span></span></div> <div><span><span><strong>Ayna Nöronlar / Senkronize Olmak / Uluslararası İstanbul Hikaye Anlatıcılığı Festivali / Hikaye Anlatma Grupları / Hikaye Anlatıcılığı Atölyeleri / Chief Storytelling Officer - Baş Hikaye Anlatıcısı / Tepe Yöneticilere Hikaye Anlatımı Dersleri / Çalışanlara Ait Hikaye Veri Tabanı / Hikayeli CV / Story Atmak, Storyteller</strong> vb.</span></span></div> <div><span><span>Bunların içinde <strong>SENKRONİZE OLMAK</strong> ve <strong>AYNA NÖRONLAR</strong>’ın altını çizmekte fayda var:</span></span></div> <div><span><span><b>Princeton Üniversitesi</b> Psikoloji Bölümü öğretim üyelerinden <b>Dr. Uri Hasson</b>’a göre hikayelerin etkisinin sebebi “<b>senkronize olmak</b>”.</span></span></div> <div><span><span> “<b>Bir şeyi tecrübe ettiğiniz ve hikayesini anlattığınız zaman, dinleyenlerin de sizinle senkronize </b>(eş zamanlı) <b>olarak aynı şeyleri hissetmesini sağlarsınız. En azından beyinlerinde gözlemlenen bu olur.</b>”</span></span></div> <div><span><span>“<b>Senkronize olmak</b>”, 90’ların sonunda, nörobilimci <b>Giacomo Rizolatti </b>ve meslektaşlarının “<b>ayna nöronları</b>”nı keşfi ile daha da anlam kazanıyor.</span></span></div> <div><span><span><b>Ayna Nöronlar</b> başkalarının yaptığı eylemleri, sanki biz yapıyormuşuz gibi algılamamızı sağlıyor ve bu sayede muhatabımızla <b>empati</b> kurabiliyoruz. </span></span></div> <div><span><span>Birçoğumuz, televizyon izlerken acı çeken insanlarla benzer duygular yaşarız. Duygusal bir filmde ağlarız, esneyen birinin yanında esneriz.</span></span></div> <div></div> <div><span><span><b>Ayna nöronlar</b> gördüklerini kendi deneyimlerimizle eşleştirir ve benzer duyguyu bizlere yaşatır. </span></span></div> <div><span><span><b>Politikacılar</b> ve <b>reklamcılar</b> hedefledikleri kitleyi etkilemek ve ikna etmek için bu konuyu çok iyi kullanırlar. </span></span></div> <div><span><span>Ayna nöronların doğuştan bozuk olması <b>otizme</b> sebep oluyor; sağlıklı insanlarda ise zamanla işlevini kaybetmesi öğrenme ve <b>taklit</b> <b>yeteneğini</b> ortadan kaldırıyor, <b>sosyal izolasyona</b> neden oluyor.</span></span></div> <div><span><span>Konunun uzmanlarına göre, ayna nöronlarını <b>işlevsel</b> hale getiren, <b>dinleyenleri, okuyanları, izleyenleri</b> heyecanlandıran, duygulandıran ve ikna ederek harekete geçiren iyi bir konuşma-sunum yapmak, <b>hikaye anlatma sanatından</b> geçiyor.</span></span></div> <div><span><span>Bu sunumun amacı kendinizi tanıtmak, ya da fikrinizi ilgililere anlatmak ve ikna etmek olabilir, bir iş başvurusu ya da mülakat söz konusu olabilir. ‘<b>CV</b>’nizin bile hikayenizi anlatması bekleniyor artık. Yoksa <b>sıradan bir ‘cv’ </b>olmaktan öteye gidemiyor. ‘<b>Linkedin</b>’deki profilinizin de hikayenizi anlatması çok önemli.</span></span></div> <div><span><span>Şirketinizin ürünlerini tanıtmaksa amacınız, bunu hikayeleştirerek yapmalısınız. Ürünün kendisinden çok <b>hikayesi</b> akılda kalıcılığı sağlayacak çünkü. </span></span></div> <div><span><span>“İ<b>nsanlar yaptığınız şeyi satın almaz, yapma nedeninizi satın alırlar</b>” diyor çok satan iş kitaplarının yazarı <b>Simon Sinek</b>. </span></span></div> <div><span><span><b>2009</b> yılında <b>Amerika</b>’da hayata geçirilen “SIGNIFICANT OBJECT” - “<b>ÖNEMLİ NESNELER PROJESİ” </b>hikâye anlatımının insanlar üzerinde ne derece etkili olabileceğini ve hikâyenin bir ürünün değerini ne kadar arttırabileceğini görmemize olanak sağlayabilecek etkili bir örnek.</span></span></div> <div><span><span>Bu proje, “<b>Önemsiz bir şeyi hikâye ile önemli bir konuma getirebilir miyiz?</b>” sorusuna yanıt bulmak için başlatılmış: Herhangi maddi veya manevi bir değeri olmayan ürünler, çok küçük meblağlara alınıp, her bir ürün için, 200’den fazla yazarın yer aldığı ekip tarafından hikayeler yazılmış ve “<b>e-Bay</b>”de satılmışlar. Elde edilen sonuç gerçekten dikkat çekici: Ortalama <b>1.25 dolar </b>karşılığında satın alınan nesneler, toplamda yaklaşık 8.000.00 dolara satılmış.</span></span></div> <div><span><span>Dolayısı ile iyi bir iş bulmak için, iyi bir yönetici, iyi bir pazarlamacı, iyi bir eğitimci, kısaca her alanda iyi olmak ve sosyal medyada hesaplarınızın ve markanızın büyümesi için, <b>iyi bir hikayenizin olması</b> ve <b>iyi bir hikaye anlatıcısı </b>olmanız çok önemli. </span></span></div> <div><span><span>Hikayenizin olmadığını düşünüyorsanız yanılıyorsunuz.</span></span></div> <div><span><span>Herkesin mutlaka bir hikayesi vardır. </span></span></div> <div><span><span>Bir <b>hayaliniz</b> varsa ve onun uğrunda verdiğiniz bir <b>mücadele</b> varsa ortada bir <b>hikaye</b> de var demektir. </span></span></div> <div><span><span>İyi bir hikaye oluşturma, yazma ve anlatma konusunda “<b>TED</b>” konuşmalarını ve önemli ‘<b>storyteller</b>’lar; <b>Haluk Tatar, Sinan Sülün, Sunay Akın, Barış Özcan</b> videolarını ve <b>Daniel H. Pink</b>’in “AKLIN YENİ SINIRLARI” kitabının özellikle <b>ÖYKÜ</b> bölümünü tavsiye ederim. </span></span></div> <div><span><span>Hikaye kitabı olarak başta <b>Refik Halit Karay</b>’ın “<b>Memleket Hikayeleri</b>” olmak üzere, öncelikle <b>klasiklerimizi</b> okumak çok faydalı olur kanaatindeyim. </span></span></div> <div><span><span><b>Murathan Mungan</b> güzel özetlemiş: “Hiçbir hikâye gelip seni bulmaz sen ona yürümedikçe. Sen göze alacaksın ki hayat senin hikâyeni sersin gözler önüne.”</span></span></div> <div><span><span>.</span></span></div> <div><span><span><b>Hüseyin Burak Uçar, dikGAZETE.com</b></span></span></div> <div></div>