<h3><span><strong>Rusya, Ukrayna ve Gelecek</strong></span></h3> <div><strong>ST. PETERSBURG</strong></div> <div><strong>Ukrayna</strong>’daki süreç, küresel jeopolitik dengeleri sarsan ve uluslararası ilişkilerde derin etkiler yaratan bir çatışma olarak devam etmektedir. Bu sürecin kısa vadede sona ermeyeceği ve uzun süreceği konusunda; çeşitli <strong>stratejik</strong>, <strong>tarihi </strong>ve <strong>politik</strong> dinamikleri de göz önüne alarak değerlendirmenin doğru olduğu kanaatindeyim. Bugünlerde <strong>Rusya</strong>’daki birçok uzman görüş de bu tezi destekler nitelikte yorumlarda bulunuyor.</div> <div><strong>Rusya</strong>’nın <strong>Ukrayna</strong>’daki stratejik hedefleri ve jeopolitik çıkarları, çatışma halinin uzun süreceği tezini destekleyen en önemli faktörlerden birisidir.</div> <div><strong>Rusya</strong>’nın <strong>Güneydoğu Ukrayna</strong> ve olası bir şekilde <strong>Dinyeper Havzası</strong>’nın <strong>Rusya</strong> ile yeniden birleşmesi, <strong>Ukrayna</strong>’nın <strong>Batı</strong> bölgelerinin askerden arındırılmış, tarafsız bir tampon devlet haline gelmesi ve sınır güvenliğinin artırılması gibi hedefleri bulunmaktadır. Bu hedeflere ulaşmak, <strong>Rusya</strong>’nın uzun vadeli stratejik sabır ve güçlü bir askeri varlık göstermesiyle de doğru orantılıdır.</div> <div><strong>ABD</strong> ve müttefiklerinin <strong>Ukrayna</strong>’ya yönelik kapsamlı askeri ve ekonomik desteği de çatışmaların uzayacağına yönelik bir diğer faktör olarak ön plana çıkıyor.</div> <div><strong>Batı</strong>’nın <strong>Ukrayna</strong>’yı silahlandırma stratejisi, <strong>Rusya</strong>’ya karşı direnç göstermesini sağlıyor. Böylece <strong>Batı</strong>’nın <strong>Rusya</strong>’yı yıpratma ve zayıflatma stratejisi de sürecin uzamasına neden oluyor. Tabii ki bu strateji, önünde sonunda <strong>Ukrayna</strong>’nın savaş kapasitesini de artırmaktadır.</div> <div>Bunlara ek olarak <strong>Rusya</strong>’nın nükleer caydırıcılık taktikleri ve askeri operasyon stratejileri de bize bir fikir veriyor. Bana kalırsa <strong>nükleer</strong> <strong>caydırıcılık</strong> taktiklerinin kullanılmaması, bir yandan büyük kayıpları engellerken diğer yandan da <strong>Rusya</strong> açısından gereksiz birçok kayıp yaşanmasına yol açıyor.</div> <div>Nitekim ünlü <strong>Rus</strong> siyaset bilimci <strong>Sergey Karaganov</strong> da son açıklamalarında bundan bahsediyor ve ekliyordu: “… bu taktiklerin devreye girmesiyle birlikte, Rusya’nın askeri operasyonlarını daha güçlü bir şekilde sürdüreceği ve sürecin uzun vadeli bir stratejiye dayanacağını öngörüyorum.”</div> <div>Pekâla <strong>Rusya</strong> ve <strong>Ukrayna</strong> arasındaki tarihsel ve kültürel bağlar da çatışma halinin çözümünü zorlaştırmakta.</div> <div><strong>Rusya,</strong> tarihsel tezlerde <strong>Kiev</strong>’i “<strong>Rus şehirlerinin anası</strong>” olarak nitelendirmekte ve derin tarihi bağları, tezlerinde kullanan <strong>Rusya</strong>, <strong>Ukrayna</strong> üzerindeki iddialarını oldukça meşru hale getirmektedir.</div> <div>Geçen <strong>iki</strong> <strong>yıl</strong> ve <strong>üç</strong> <strong>ayın</strong> ardından küresel çapta geniş kapsamlı ekonomik ve finansal etkileri de ortaya çıkan süreçle birlikte, <strong>enerji</strong> <strong>fiyatlarında</strong> ciddi bir artış meydana geldi, <strong>tedarik</strong> <strong>zincirlerinde</strong> ciddi kesintiler yaşandı ve <strong>Avrupa</strong>’nın ekonomide zorlandığı görüldü.</div> <div>Mali sıkıntılarla karşı karşıya kalan <strong>Avrupa</strong>’nın içerisindeki homurdanmaların neticesinde de “<strong>Muhafazakarlık</strong>” yükselişe geçti ve bugün gördüğümüz üzere artık “<strong>Sağ</strong>” partiler, <strong>Avrupa</strong>’da iktidarı ele geçiriyorlar.</div> <div>Öte yandan, <strong>NATO</strong>’nun askeri varlığını <strong>Rusya</strong> sınırlarına doğru genişletme stratejisi, gerilimin dozunu artırmaktan öteye geçmiyor ve küresel çaptaki gerginliğin çözümünü de zorlaştırıyor. <strong>Batılıların</strong> ekonomik olarak zorlandığı ve mali sıkıntılar yaşadığı aşikâr olan şu uluslararası düzende, <strong>NATO</strong>’nun da stratejik hedeflere ulaşmada oldukça başarısız olduğunu görmek gerekiyor.</div> <div><strong>Rusya</strong>’nın mevcut askeri yetenekleri, halktaki milliyetçi duyarlılık ve devletin jeopolitik çıkarlarını ele aldığımızda oldukça güçlü bir savunma pozisyonunda olduğunu görebiliyoruz. Kaldı ki artık yavaş yavaş aldığı uluslararası destekle birlikte savunma pozisyonu daha da güçlenmektedir.</div> <div><strong>Rusya</strong>’nın uzun vadeli bir mücadeleye hazır olduğu ve buna yönelik stratejiler geliştirdiği konusunda yapılan yorumları oldukça kıymetli buluyorum. Zaten buna yönelik en açık göstergelerden birisi de <strong>Vladimir Putin</strong>’in tekrar devlet başkanlığı koltuğuna oturmasıyla birlikte kurduğu yeni kabinede <strong>Savunma Bakanlığı</strong> görevine, ülkedeki en idealist ve reformcu ekonomist <strong>Andrey Belousov</strong>’u getirmesiydi.</div> <div>Cephenin diğer tarafındaki <strong>Ukrayna</strong>’da ise savaşma çağındaki nüfusun gittikçe azalması ve askeri güçteki yıpranmalar artık açıkça görülmekte. Kayıplar ve diğer birçok dış faktörü de göz önünde bulundurursak <strong>Ukrayna</strong>, sağlam bir askeri güç sürdürme konusunda zorluklarla karşılaşıyor. Bu durum, <strong>Ukrayna</strong>’nın stratejik savunmasızlığını artırmakta ve çatışmalarda mücadele gücünü zayıflatmaktadır.</div> <div>Bu bağlamda <strong>Rusya</strong> ile <strong>NATO</strong> arasında doğrudan askeri çatışma riskinden kaçınan taraflar ve çatışmanın nükleer savaş düzeyine tırmanmasını önleme çabaları görülüyor. Dolayısıyla <strong>Avrupa</strong> güvenlik gündeminin yeniden ele alınması da kaçınılmaz hale geliyor.</div> <div>Yani <strong>Rusya</strong>, askeri yeteneklerini geliştirirken, dış politika odağını <strong>Doğu</strong> ve <strong>Güney</strong>’e doğru kaydırıyor ve <strong>Batı </strong>yani <strong>NATO</strong> ile arasındaki gerilimi uzun süreli ve dinamik bir ilişki şekline çeviriyor.</div> <div>Sonuç olarak; <strong>Ukrayna</strong>’daki süreç, uzun vadeli bir süreç olacaktır. Stratejik, ekonomik, tarihi ve kültürel dinamikleri de göz önünde bulundurursak bunu açıkça görebiliyoruz.</div> <div><strong>NATO</strong>’nun stratejik olarak başarısız stratejisi ve <strong>Rusya</strong>’nın güçlü savunma pozisyonu da bu tezi destekliyor. Bu bağlamda <strong>Ukrayna</strong>’daki süreç, gelecekteki uluslararası ilişkiler ve küresel güvenlik dinamikleri üzerinde kalıcı etkiler bırakacaktır.</div> <div>.</div> <div><strong>İlber Vasfi Sel, dikGAZETE.com</strong></div> <div><strong></strong></div> <div><strong></strong></div>