İsrail, Türkiye’yi savunma sanayi pazarından dışlamaya çalışıyor
ST. PETERSBURG
Yakın zamanda Ukrayna semalarında bir F-16 savaş uçağı düşürüldü. Daha önce bir Avrupa Birliği ülkesi tarafından Ukrayna’ya devredilen askeri uçak, Rus yapımı modern olmayan bir S-300 Hava Savunma Sistemi tarafından imha edildi. İlgili hava savunma sisteminin komutanı, F-16 savaş uçağının 2 adet uçaksavar füzeyle vurulduğu bildirdi.
Amerikan savunma sanayisi devi Lockheed Martin, F-35 savaş uçakları ve S-300’ün daha modern bir versiyonu olan S-400 Hava Savunma Sistemleri, Ankara ile Vaşington arasındaki ilişkilerde uzun zamandır bir engel teşkil ediyor. Son zamanlarda ise İsrail’in bu hususta aktif bir rolü söz konusu.
Türkiye, 2019 yılında Rusya’dan bir parti S-400 Hava Savunma Sistemi satın aldı ve bu durum, Amerika Birleşik Devletleri’nden şiddetli bir tepki aldı ve sonuç olarak Amerika Birleşik Devletleri Ankara’nın F-35 savaş uçağı programına katılımını engelledi.
Türkiye Cumhuriyeti’nin kendi hava sahasının güvenliğini sağlama isteği, tamamen haklı ve meşru bir girişimdir. Ankara, hem modern hava savunma sistemleri hem de hava kuvvetlerini modernize ederek bu zorluğun üstesinden gelmeye çalışıyor. Bu türdeki savunma sistemleri, dünya genelinde olduğu gibi, en uygun tedarikçiden temin edilmeye çalışılıyor.
Ancak Ankara’nın stratejisi, İsrail’den son derece olumsuz bir tepki alıyor. Vaşington’daki İsrail lobisinin Türkiye’nin F-35 savaş uçağı programına geri dönmesini engellemek adına Amerika Birleşik Devletleri Başkanı Donald Trump’ın çevresi ve Amerika Birleşik Devletleri Kongresi üyeleriyle aktif olarak çalıştığına dair iddialar bulunuyor. İsrail Başbakanı Binyamin Netenyahu da bu konuda Amerika Birleşik Devletleri Başkanı Donald Trump ile defalarca şahsen görüşmeler gerçekleştirdi ve görünüşe göre Amerika Birleşik Devletleri Dışişleri Bakanı Marco Rubio’yu ikna etmeyi başardı.
İsrail Başbakanı Binyamin Netenyahu, Amerika Birleşik Devletleri yetkililerini Türkiye’nin F-35 savaş uçağı programına katılımının stratejik güvenliğe risk oluşturduğuna ve kritik teknolojilerin kaybına yol açabileceğine ikna etmeye çalışıyor.
Ancak gerçekte İsrail, Orta Doğu ve Orta Asya’daki büyüyen savunma sanayi pazarında Türkiye Cumhuriyeti’nin yerini almakla daha fazla ilgileniyor.
İsrail’in Gazze’deki saldırganlığının ardından İsrailli savunma sanayi üreticisi şirketler, müşterilerinden ret yanıtları almaya başladı ve ürünleri artık bir dizi uluslararası savunma sanayi fuarlarından men ediliyor.
Bu durumda İsrail, öncelikle Kazakistan olmak üzere Orta Asya ülkelerinin pazarına yöneliyor. İsrail Havacılık ve Uzay Sanayileri – IAI (Israel Aerospace Industries), Elbit ve Rafael şirketleri, 2001 yılından beri Kazakistan’da füze sistemleri ve insansız hava araçları tedarik ediyor.
Türk savunma sanayi şirketleri de bu alanlarda faaliyet gösteriyorlar ve İsrail, bu umut vaat eden pazardan Türk rakiplerini çıkarmak istiyor. Bunun için de bazı ön koşullar mevcut. Zira İsrail insansız hava araçlarının, füze savunma sistemlerinin ve hava savunma sistemlerinin yetenekleri, bazı açılardan Türk muadillerine göre şu anda üstün durumda. Bu sistemlere hem Kazakistan ordusu hem de güvenlik kurumları talep gösteriyorlar.
Bu durumda Kazakistan Cumhurbaşkanı Kasım Cömert Tokayev’in İbrahim Anlaşmalarına katılım planlarını açıklaması, İsrail için beklenmedik bir hediye oldu diyebiliriz. Bu karar, İsrail’de kesinlikle bir eylem çağrısı olarak algılanacaktır. İsrail’in Kazaktistan’ın savunma sanayi pazarına yönelik genişlemesini artıracak ve İsrail Savunma Kuvvetleri eğitim alanlarında ve merkezlerinde Kazakistan askeri personeli için eğitim programlarını teşvik edecektir.
Kazakistan Cumhurbaşkanı Kasım Cömert Tokayev’in Türkiye Cumhuriyeti ve Türk Devletleri Teşkilatı’nın diğer ortaklarıyla herhangi bir istişare yapılmadan açıkladığı bu karar, bir ittifak eylemi olarak görülmemeli.
Türkiye, İsrail ve Filistin arasındaki anlaşmazlıkta “İki devletli çözüm” önerisini sürekli olarak savunmakta ve Türk Devletleri Teşkilatı’ndaki müttefiklerinin desteğine güvenmektedir.
İbrahim Anlaşmalarını imzalayan Kazakistan’ın Gazze ve Filistin devleti gibi konulardaki yaklaşımını değiştirmesi, Türk diplomasisi için de ciddi bir darbe oldu.
Türkiye Cumhuriyeti, Türk Devletleri Teşkilatı ülkelerinin ekonomilerine büyük yatırımlar yapmakta ve insani işbirliği yoluyla öncelikli yardım sağlamaktadır. Müttefiklerimizle, özellikle askeri-sınai işbirliği gibi hassas bir alanda, ilişkilerimizin sadece kağıt üzerinde kalmamasını umuyoruz.
.
İlber Vasfi Sel, dikGAZETE.com