<h3><span><strong>ABD, Irak ve Suriye’den ordusunu çekiyor! Kontrol Türkiye'de!</strong></span></h3> <div><strong>Orta</strong> <strong>Doğu</strong>, <strong>Cihanşümul</strong> <strong>Kadim</strong> <strong>Türk</strong> <strong>Devlet</strong> geleneğinin küresel hâkimiyet vizyonunda stratejik bir ağırlık merkezidir. Bölgedeki son gelişmeler, <strong>ABD’nin</strong> <strong>Irak</strong> ve <strong>Suriye</strong> sahasındaki askerî varlığını tasfiye etmeye başladığına işaret etmektedir.</div> <h3><span><strong>ABD’nin 'Homeland Defense' doktrini Irak ve Suriye’yi vurdu…</strong></span></h3> <div></div> <div>Söz konusu çekilme süreci, <strong>ABD’nin</strong> <strong>'Homeland</strong> <strong>Defense'</strong> (Anavatan Savunması) merkezli yeni savunma doktriniyle doğrudan ilintilidir. <strong>Pentagon’un</strong> stratejik hamleleri, küresel askerî projeksiyonda temel bir eksen kaymasını temsil eder. Bu paradigma değişimi, <strong>ABD’nin</strong> müdahaleci dış güvenlik anlayışından feragat ederek, savunma refleksiyle kendi kıta sahanlığına ve hayati altyapı şebekelerine odaklandığını kanıtlamaktadır.</div> <div><strong>ABD</strong>, <strong>Suriye’de</strong> <strong>Kürt</strong> güçlerine verdiği askerî desteğin sona erdiğini işaret ederken, bu yapılara merkezi yönetimle entegrasyon çağrısında bulunması uluslararası kamuoyunda şaşkınlıkla karşılandı. <strong>ABD’li</strong> üst düzey bir diplomat, <strong>Şam</strong> yönetiminin sunduğu imkânların, iç savaş koşullarında <strong>Suriye</strong> <strong>Demokratik</strong> <strong>Güçleri’nin</strong> (SDG) sahip olduğu yarı özerk yapıdan çok daha ileri bir perspektif sunduğunu ifade etti.</div> <h3><span><strong>Gerdeğe neyle girilmezmiş?</strong></span></h3> <div><strong>YPG</strong>/<strong>SDG</strong> yapılanmasının sahadaki etkinliğini büyük ölçüde kaybetmesi ve <strong>Suriye</strong> <strong>Devlet</strong> <strong>Başkanı</strong> <strong>Ahmed el-Şara’nın</strong> ülkenin kuzeydoğusunda kontrolü yeniden tesis etmeye yönelik hamlelerinin ardından <strong>Washington</strong>, <strong>Amerikan</strong> birliklerinin <strong>Suriye’den</strong> tamamen çekilmesini ciddi biçimde değerlendirmeye aldı. <strong>Temmuz</strong> ayında <strong>Pentagon</strong> tarafından yapılan açıklamaya göre, <strong>ABD’nin</strong> <strong>Suriye’de</strong> yaklaşık <strong>1.500</strong> askeri bulunuyor.</div> <div><strong>ABD’li</strong> yetkililer, <strong>el-Şara</strong> yönetiminin kuzeydoğu <strong>Suriye’de</strong> <strong>Amerikan</strong> destekli <strong>Kürt</strong> liderliğindeki milislerden kontrolü geri alma girişimlerinin, bu karar sürecini hızlandırdığını belirtiyor. Bu adım hayata geçirilirse, eski Başkan <strong>Barack</strong> <strong>Obama’nın</strong> <strong>2014</strong> yılında iç savaşa müdahaleyle başlattığı ve yaklaşık on yıldır süren <strong>Amerika’nın</strong> <strong>Suriye</strong> operasyonu sona erecek.</div> <div>Söz konusu gelişmeler, <strong>Şaraa</strong> hükümetinin hafta sonu düzenlediği ve <strong>SDG’nin</strong> neredeyse tamamen dağılmasına yol açan hızlı askerî operasyonla eş zamanlı gerçekleşti. Operasyonun ardından <strong>Şam</strong> yönetimi, bölgede faaliyet gösteren silahlı gruplara dağılma ve merkezi otoriteye bağlanma çağrısında bulundu.</div> <div><strong>ABD’nin</strong> <strong>Suriye’deki</strong> <strong>Kürt</strong> milislere verdiği askerî desteği sonlandırması ve bölgedeki üslerini tahliye etmeye hazırlanması, <strong>Washington</strong>-<strong>Ankara</strong> ilişkileri açısından tarihi bir dönüm noktası niteliği taşıyor. Uzun yıllardır <strong>Türkiye</strong> ile <strong>ABD</strong> arasındaki en ciddi diplomatik kriz ve güvenlik sorunu, <strong>ABD’nin</strong> <strong>Suriye’nin</strong> kuzeyinde <strong>YPG/SDG</strong> unsurlarına verdiği destekti.</div> <div>Bu desteğin kesilmesi ve <strong>Amerikan</strong> askerî varlığının sona erdirilmesinin gündeme gelmesi, <strong>ABD’nin</strong> bölgesel önceliklerini yeniden tanımladığını ve <strong>Türkiye</strong> ile stratejik müttefikliğe yeniden ağırlık verdiğini ortaya koyuyor. Sahadaki dengelerin değişmesi ve <strong>Ahmed el-Şara</strong> liderliğindeki yeni <strong>Suriye</strong> yönetiminin güç kazanması, <strong>Türkiye’nin</strong> uzun süredir dile getirdiği güvenlik tezlerinin doğruluğunu teyit eder nitelikte.</div> <div><strong>Washington’un</strong> bölgedeki silahlı yapılara “<strong>merkezi yönetimle entegre olun</strong>” çağrısı yapması, bu grupların artık <strong>ABD</strong> açısından stratejik bir ortak olarak görülmediğinin açık göstergesi. Bu gelişme, iki müttefik arasındaki en büyük engelin ortadan kalkmasıyla birlikte, <strong>Türkiye</strong>-<strong>ABD</strong> ilişkilerinin daha sağlam ve gerçekçi bir stratejik zeminde yeniden inşa edilmesinin önünü açacaktır.</div> <h3><span><strong>Kuzey Irak Kürt Yönetimi neden telaşlandı?</strong></span></h3> <div><strong>SDG</strong>/<strong>YPG</strong> güçlerinin, <strong>Suriye</strong> <strong>Arap</strong> aşiretlerinin yıldırım hızıyla başlattığı askerî operasyonlar karşısında önce <strong>Halep’te</strong>, ardından diğer yerleşim bölgelerinde tutunamaması, <strong>ABD’li</strong> yetkilileri bir kez daha <strong>SDG</strong> seçeneğine verdikleri desteği gözden geçirmeye yöneltti. Sahadaki dengeler hızla değişirken, bu yapıların askerî ve siyasî açıdan sürdürülebilir olmadığı net biçimde ortaya çıktı.</div> <div>İlk aşamada <strong>Washington</strong>, <strong>SDG’ye</strong> verdiği desteği sonlandırdığını açıkladı. Bunu takiben, <strong>ABD’nin</strong> <strong>Suriye’deki</strong> askerî üslerinden çekilmeyi değerlendirdiği ve sahadaki varlığını sona erdirmeye hazırlandığı duyuruldu. Bu gelişme, uzun süredir kurgulanan stratejinin iflas ettiğini de gözler önüne serdi; zorlanan bir oyunun artık sürdürülemez olduğu anlaşıldı.</div> <div>Bu süreç, kuzeydoğu <strong>Suriye’de</strong> <strong>ABD</strong> ve <strong>İsrail</strong> destekli <strong>SDG</strong> yapılanmasının fiilen sonu anlamına gelirken, benzer bir siyasî ve askerî akıbetin <strong>Kuzey</strong> <strong>Irak’taki</strong> bölgesel <strong>Kürt</strong> yönetimi açısından da ihtimal dâhilinde olduğunu göstermektedir.</div> <h3><span><strong>Irak hattında yeni güvenlik denklemi…</strong></span></h3> <div><strong>Suriye</strong> sahasındaki hareket alanının kısıtlanmasıyla birlikte, bölgesel çatışma dinamiği ve terör lojistiği Irak eksenine kaymaktadır. <strong>PKK’nın</strong> <strong>Suriye’den</strong> <strong>Irak’a</strong> güç kaydırma çabaları, bu sıkışmışlığın somut bir göstergesidir. Ancak mevcut denklemde en kritik değişim, <strong>Peşmerge</strong> güçlerinin Irak merkezi ordusuna entegrasyon sürecidir.</div> <div>Bu askeri ve siyasi merkezileşme, bölgedeki "<strong>gri</strong> <strong>alanları</strong>" kapatarak devlet dışı silahlı unsurların barınma zeminini yok etmektedir. Kurumsallaşan bir saha hakimiyeti karşısında terör örgütü için iki ihtimal kalmıştır: Ya içten bir çözülme ile tasfiye olmak ya da dış müdahale ile imha edilmek.</div> <div><strong>Türkiye’nin</strong> bu süreçteki doktrini nettir: <strong>Irak’ın</strong> iç dinamikleri, terörle mücadeleyi ve tam kontrolü sağlayamadığı takdirde, <strong>Türk</strong> <strong>Devleti,</strong> sınır güvenliğini korumak adına operasyonel inisiyatifi bizzat üstlenerek bu tasfiyeyi gerçekleştirecektir.</div> <h3><span><strong>Vatikan’dan gelen ses neyin nesi?</strong></span></h3> <div><strong>Kuzey Irak Bölgesel Kürt Yönetimi</strong> <strong>Başkanı ve Kürdistan</strong> <strong>Demokrat Partisi</strong> (KDP) lideri <strong>Mesut</strong> <strong>Barzani</strong>, <strong>İtalya</strong> ziyareti kapsamında <strong>21 Ocak 2026</strong> <strong>Çarşamba</strong> günü <strong>İtalya</strong> <strong>Dışişleri</strong> <strong>Bakanı</strong> <strong>Antonio</strong> <strong>Tajani</strong> ile bir araya geldi. <strong>Barzani</strong>, temasları çerçevesinde <strong>Vatikan Devlet Başkanı Papa XIV. Leo</strong> ile de görüştü.</div> <div><strong></strong></div> <div><strong>Suriye</strong> ve <strong>Rojava’daki</strong> mevcut savaş ve gelişmelere ilişkin değerlendirmelerde bulunan <strong>Barzani</strong>, görüşmeye dair yaptığı açıklamada, “<strong>Papa’dan manevi gücüyle bize destek olmasını talep ettim</strong>” ifadelerini kullandı. Ancak başka kaynaklarda, <strong>Mesut</strong> <strong>Barzani’nin</strong> <strong>Papa XIV. Leo’dan</strong> doğrudan “<strong>Rojava</strong> <strong>Kürtlerine</strong> <strong>destek</strong>” talebinde bulunduğu öne sürüldü.</div> <div>Bu talep, yalnızca insani veya sembolik bir çağrı olarak değil, aynı zamanda <strong>Erbil</strong> merkezli bölgesel yönetimin, <strong>Irak</strong> merkezi yönetimine tam entegrasyon konusunda yaşadığı isteksizlikten kaynaklanan bir siyasî ve psikolojik arayışın yansıması olarak da okunabilir.</div> <h3><span><strong>Kardinal şapkasını Türk’ün sarığına tercih etmek mi?</strong></span></h3> <div><strong></strong></div> <div><strong>Barzani’nin</strong> <strong>Vatikan</strong> gibi yüksek sembolik güce sahip bir aktöre yönelmesi, sahadaki askerî ve siyasî dengelerin <strong>Kürt</strong> lehine olmaktan çıktığını gösteren önemli bir işarettir. <strong>ABD’nin</strong> <strong>Suriye’de</strong> <strong>SDG/YPG</strong> eksenli stratejiden çekilme eğilimi, <strong>Şam’ın</strong> kuzeydoğuda kontrolü yeniden tesis etme hamleleri ve <strong>Arap</strong> aşiretlerinin sahadaki ağırlığının artması, yalnızca <strong>Suriye’de</strong> değil, <strong>Irak’ın</strong> kuzeyinde de statükoyu sorgulanır hâle getirmiştir.</div> <div>Bu bağlamda <strong>Papa’dan</strong> talep edilen “<strong>manevi</strong> <strong>destek</strong>”, fiilî bir güç aktarımından ziyade, uluslararası meşruiyet üretme ve yaklaşan jeopolitik daralmaya karşı moral ve diplomatik zemin oluşturma çabası olarak değerlendirilebilir. <strong>Erbil</strong> yönetiminin, <strong>Bağdat’la</strong> tam entegrasyondan kaçınma refleksi sürdükçe, bu tür sembolik temasların artması muhtemeldir. Ancak sahadaki güç dengeleri ve bölgesel aktörlerin öncelikleri dikkate alındığında, bu temasların stratejik sonuç üretme kapasitesi oldukça sınırlıdır.</div> <h3><span><strong>ABD giderken sahaya Türkiye giriyor!..</strong></span></h3> <div><strong></strong></div> <div><strong>Amerika Birleşik Devletleri</strong>, <strong>Irak’taki</strong> askerî varlığını önemli ölçüde azaltma sürecine girmiştir. Bu adım, <strong>Washington’un</strong> daha geniş kapsamlı stratejik yeniden yapılanmasını ve <strong>Irak</strong> hükümetiyle daha sürdürülebilir, ortaklığa dayalı bir güvenlik mimarisine geçişini yansıtmaktadır. Geçtiğimiz yıl <strong>Bağdat</strong> ile varılan anlaşma doğrultusunda yürütülen geri çekilme, ağırlıklı olarak <strong>IŞİD’le</strong> mücadeleye odaklanan ve yirmi yılı aşkın süredir devam eden <strong>Amerikan</strong> askerî varlığının fiilen sona erdiğine işaret etmektedir.</div> <div><strong>Irak</strong> <strong>Savunma</strong> <strong>Bakanlığı’nın</strong> cumartesi günü yaptığı açıklamaya göre, <strong>ABD</strong> güçleri, <strong>Anbar</strong> vilayetindeki <strong>El-Esad Hava Üssü’nden</strong> sessizce çekilme sürecini tamamlamış, böylece ülkenin batısındaki uzun süreli Amerikan askerî mevcudiyeti son bulmuştur. <strong>Savunma</strong> <strong>Bakanlığı</strong>, üsse ilişkin sorumluluk devrinin <strong>Irak</strong> <strong>Ordusu</strong> <strong>Genelkurmay Başkanı Korgeneral Abdul Amir Rashid Yarallah</strong> tarafından denetlendiğini bildirmiştir.</div> <div>Bu gelişme, <strong>Washington</strong> ve <strong>Bağdat</strong> arasında <strong>Eylül</strong> <strong>2024’te</strong> imzalanan ve uzun yıllar <strong>IŞİD’e</strong> karşı bir güvenlik kalkanı işlevi gören <strong>ABD</strong> liderliğindeki askerî koalisyonun sonlandırılmasını öngören anlaşmanın doğal bir sonucu olarak değerlendirilmiştir. Taraflar başlangıçta sürecin <strong>Eylül</strong> <strong>2025’e</strong> kadar tamamlanmasını hedeflemiş olsa da <strong>Suriye’deki</strong> gelişmeler nedeniyle yaklaşık <strong>250</strong> ila <strong>350</strong> <strong>Amerikalı</strong> askerî danışmandan oluşan sınırlı bir unsurun geçici olarak sahada kaldığı belirtilmiştir.</div> <div><strong>ABD’nin</strong> <strong>Irak’taki</strong> askerî varlığını azaltması, <strong>11</strong> <strong>Eylül</strong> sonrası şekillenen jeopolitik dönemin kapanışına işaret eden önemli bir kırılma noktasıdır. Bu dönüşüm, yoğun askerî konuşlanmadan daha sınırlı, destekleyici ve danışmanlık temelli bir role geçildiğini; Irak’ın egemenliğine saygı ve karşılıklı ortaklık anlayışının öne çıkarıldığını göstermektedir.</div> <div>Sürecin ilerleyen aşamalarında öncelik, <strong>Irak’ta</strong> istikrar ve güvenliğin korunması olurken, değişen bölgesel dinamiklere uyum sağlayabilecek, kalıcı ve dayanıklı bir <strong>ABD</strong>-<strong>Irak</strong> ilişkisi inşa edilmesi hedeflenmektedir. Bu stratejik yönelim, küresel askerî müdahalelerin niteliğinin değiştiğini ve karmaşık güvenlik sorunlarının çözümünde diplomatik iş birliğinin giderek daha merkezi bir rol üstlendiğini ortaya koymaktadır.</div> <h3><span><strong>Avrasya jeopolitğinde Türkiye…</strong></span></h3> <div>İşte tam bu noktada <strong>Türkiye</strong>, sıradan bir bölge ülkesi olmaktan çoktan çıkmıştır. <strong>Türkiye</strong>; köklü devlet geleneği, kesintisiz tarih sürekliliği ve kriz anlarında dağılmak yerine yeniden toparlanmayı başaran güçlü bir millet bilincine sahip ender aktörlerden biridir. Nice imparatorlukların savrulduğu, devletlerin haritadan silindiği dönemlerde ayakta kalabilmiş bir siyasi aklın mirasçısıdır.</div> <div>Dahası, <strong>Türkiye</strong> bu mücadelede yalnız değildir. Arkasında, giderek daha fazla farkına varan ve jeopolitik anlamda uyanan <strong>Türk</strong> dünyası bulunmaktadır. <strong>Balkanlar’dan</strong> <strong>Kafkasya’ya</strong>, <strong>Orta</strong> <strong>Asya’dan</strong> <strong>Mezopotamya</strong> havzasına uzanan bu geniş hinterlant, <strong>Türkiye’yi</strong> yalnızca bir bölgesel güç değil, kriz üreten değil kriz yöneten bir merkez ülke konumuna taşımaktadır.</div> <div>.</div> <div><strong>Ömür Çelikdönmez, dikGAZETE.com</strong></div> <div>омюр челикдёнмез, Дикгазете </div> <div><strong>Seçilmiş Kaynakça</strong></div> <div>https://www.kurdistan24.net/tr/story/888900</div> <div>https://www.facebook.com/share/p/17QkThs97D/</div> <div>https://krdnews.org/baskan-barzani-papa-leo-xivten-rojavaya-destek-talep-etti</div> <div>https://smallwarsjournal.com/2026/01/20/us-forces-withdraw-ain-al-asad-airbase-iraq/</div> <div>https://www.turkiyetoday.com/region/us-mulls-full-military-withdrawal-from-syria-report-3213389</div> <div>https://www.wsj.com/world/middle-east/u-s-weighs-complete-military-withdrawal-from-syria-ae3ff68b</div> <div>https://www.rupelanu.org/baskan-barzani-papadan-rojavadaki-kurtlere-destek-talep-ettik-34070h.htm</div> <div>https://www.lbcgroup.tv/news/world-news/901415/us-weighs-complete-military-withdrawal-from-syria-wsj-reports/en</div> <div>https://www.reuters.com/world/middle-east/us-weighs-complete-military-withdrawal-syria-wsj-reports-2026-01-22/</div> <div><span><strong>https://www.dikgazete.com/yazi/pentagon-savunma-doktrinini-yeniliyor-merkezde-homeland-defense-var-8629.html</strong></span><strong></strong></div> <div>https://www.armytimes.com/news/pentagon-congress/2026/01/20/us-completes-withdrawal-from-al-asad-airbase-iraq-says/</div> <div>https://www.militarytimes.com/news/pentagon-congress/2026/01/20/us-completes-withdrawal-from-al-asad-airbase-iraq-says/</div> <div>https://www.anews.com.tr/americas/2026/01/23/trump-administration-weighs-full-withdrawal-of-us-troops-from-syria-report</div> <div>https://www.evrensel.net/haber/595498/barzani-colani-gorusmesi-kurtler-ve-araplar-arasinda-bir-savasin-cikmamasini-talep-ettik</div> <div>https://www.defensemagazine.com/article/end-of-an-era-us-troops-begin-historic-withdrawal-from-iraq-what-it-means-for-global-security?</div> <div>https://english.alarabiya.net/News/middle-east/2026/01/20/us-signals-end-of-military-support-for-syria-s-kurdish-forces-urges-integration</div> <div></div> <div></div>