<h3><span><strong>Türk Devletleri Teşkilatına köstek; ABD ve Siyonizmin yeni kuşak projesi Birleşik Kuzey ve Güney Azerbaycan!</strong></span></h3> <div>Güney ve Kuzey <strong>Azerbaycan</strong> Türklüğünün, <strong>İran</strong> rejiminin sözde jeopolitik gerekçelerle Ermenistan’la geliştirdiği yakın ilişkilere ve <strong>Dağlık Karabağ</strong> savaşında <strong>Erivan’ı</strong> desteklemesine tepki gösterdiği biliniyor. Dağlık Karabağ zaferinden sonra <strong>Bakü–Tahran</strong> yakınlaşması yaşandı. Bu süreç özellikle helikopter kazasında hayatını kaybeden İran <strong>Cumhurbaşkanı İbrahim Reisi</strong> döneminde belirginleşmişti.</div> <h3><strong>ABD ve İsrail Kürtleri ve Türkleri neden kışkırtıyor?</strong></h3> <div>Ancak <strong>ABD</strong> ve <strong>İsrail’in İran’a</strong> yönelik saldırılarından sonra bölgedeki dengeler hızla değişmeye başladı. <strong>İran’a</strong> yönelik askeri ve siyasi baskı, beklenen sonucu vermeyince, bu kez içeriden istikrarsızlaştırma stratejileri devreye sokuldu. İlk aşamada <strong>İran</strong> vatandaşı <strong>Kürtleri</strong> kışkırtarak rejime karşı ayaklandırmak amacıyla <strong>Suriye</strong> ve <strong>Irak’taki</strong> terör örgütü unsurlarının devreye sokulmaya çalışıldığı görüldü. Ben de bu tehlikeye “<span><strong>ABD–İsrail, CIA–Mossad Kürtleri mayın tarlasına sürüyor</strong></span>” başlıklı yazımda dikkat çekmeye çalışmıştım.</div> <h3><span><strong>FBI eski ajanı Türkiye’nin ABD ve İsrail'i desteklediğini iddia ediyor!..</strong></span></h3> <div>Ne var ki gelişmeler gösteriyor ki <strong>ABD</strong> merkezli küresel stratejinin hedefi yalnızca Kürt kartı değil. Türk dünyasını da içine alan yeni bir jeopolitik mühendislik projesinin sahaya sürüldüğü anlaşılıyor. <strong>1970</strong> doğumlu, <strong>İran</strong> Azeri Türkü bir baba ve <strong>Türk</strong> bir annenin kızı <strong>Sibel Deniz Edmons</strong>; <strong>İran</strong> hükümeti yetkililerinin, <strong>Türk</strong> hükümetinin hem <strong>Trump'a</strong> hem de <strong>İsrail'e,</strong> İran'a yönelik saldırıların hazırlanmasında ve gerçekleştirilmesinde yardımcı olduğunu doğruladını ne amaçla ifade etmiş olabilir?</div> <div><strong>Edmonds’un, 1988’de ABD’ye</strong> öğrenci olarak gelmeden önce <strong>İran</strong> ve <strong>Türkiye’de</strong> yaşadığı söyleniyor. İyi derecede <strong>Türkçe, Farsça, İngilizce</strong> bilmektedir. George Washington Üniversitesi’nde psikoloji ve ceza hukuku eğitimi aldıktan sonra, George Mason Üniversitesi’nde kamu politikası ve uluslararası ticaret alanlarında yüksek lisans yapmıştır.</div> <div>Eski bir Federal Soruşturma Bürosu (FBI) çevirmeni ve Ulusal Güvenlik Muhbirleri Koalisyonu’nun (NSWBC) kurucusu olan <strong>Edmonds,</strong> Mart 2002’de <strong>FBI’nın</strong> Washington ofisinden kovulmasıyla kamuoyunun dikkatini çekmiştir. <strong>ABD</strong> makamları, <strong>Sibel Edmonds’u,</strong> “Türk uyruklu kişilerin eylemlerini örtbas etmekle, güvenlik açıkları ve istihbarat sorunları gibi ulusal güvenliği tehdit edici faaliyetlerde bulunmak”la suçlamıştır.</div> <div></div> <div>Bu konudaki iddialar sadece <strong>Sibel Edmons’a</strong> ait değil. Bir çok sosyal medya hesabından <strong>Türkiye'nin İran'a</strong> karşı <strong>ABD</strong> ve <strong>İsrail</strong> ile birlikte hareket ettiği, hatta <strong>ABD’de</strong> faaliyet gösteren bir <strong>Türk</strong> savunma şirketinin İsrail'e füze sattığına dair iddialar dile getirilmektedir. </div> <div>Son tahlilde <strong>Türkiye,</strong> doğu sınırında <strong>İran'dan</strong> gelebilecek terör tehdidi söz konusu olmadıkça askeri bir harekâta girişmeyecektir. Ancak <strong>Türkiye'yi</strong> böyle bir durumda zora sokabilecek bazı siyasi gelişmelerin işaret fişekleri de atılmaktadır. Parti içinden yeni bir siyasi oluşum söz konusu olabilir; umarım bu, iktidar partisi içinde muhtemel bir güç mücadelesiyle bağlantılı değildir. Şimdilik sadece ima ediyorum.</div> <h3><span><strong>İsrail, Golan’dan Türkiye'ye füze fırlattı, NATO düşürdü öyle mi?</strong></span></h3> <div><strong>Hatay</strong> ve <strong>Nahçıvan’a</strong> düşen füzeler üzerinden <strong>Ankara</strong> ve <strong>Bakü’nün Tahran’a</strong> karşı kışkırtılmak istendiği yönünde ciddi değerlendirmeler yapıldı. Bazı kaynaklar Hatay’da <strong>NATO</strong> unsurlarının düşürdüğü füzenin <strong>İran’dan</strong> değil, <strong>İsrail</strong> tarafından <strong>Golan Tepeleri’nden</strong> fırlatılmış olabileceğini ileri sürdü.</div> <div>İran Cumhurbaşkanı <strong>Mesud Pezeşkiyan’ın Türkiye</strong> ve <strong>Azerbaycan’a</strong> hitaben yaptığı açıklamada “komşu ülkelere yönelik saldırılar için özür diliyoruz” demesi ise dikkat çekiciydi. <strong>Pezeşkiyan</strong> konuşmasında <strong>İran’ın</strong> komşu ülkelere karşı kasıtlı bir saldırı politikası izlemediğini vurguladı.</div> <div>Ancak sahadaki gelişmeler bu açıklamaların gerilimleri azaltmaya yetmediğini gösteriyor. <strong>5 Mart</strong> 2026 tarihinde <strong>İran</strong> sınırına yakın <strong>Azerbaycan</strong> toprağı <strong>Nahçıvan’da</strong> bir drone saldırısı gerçekleşti. Saldırıda <strong>Nahçıvan</strong> Uluslararası Havalimanı terminal binası zarar gördü ve en az dört sivil yaralandı. <strong>Azerbaycan</strong> yönetimi saldırının <strong>İran’dan</strong> fırlatılan kamikaze İHA’lar tarafından gerçekleştirildiğini açıkladı.</div> <div><strong>Bakü</strong> yönetimi saldırıyı <strong>“terör eylemi”</strong> olarak nitelendirdi ve <strong>İran’dan</strong> resmi açıklama talep etti. <strong>İran</strong> ise saldırıyı reddederek bunun <strong>İsrail</strong> tarafından yapılmış bir <strong>“false flag”</strong> operasyonu olabileceğini ileri sürdü.</div> <div>Saldırının ardından <strong>Azerbaycan</strong> Cumhurbaşkanı <strong>İlham Aliyev</strong> ordunun hazırlık seviyesinin yükseltilmesi talimatını verdi ve <strong>Azerbaycan</strong> birlikleri <strong>İran</strong> sınırında konuşlandırılmaya başladı.</div> <div>Aynı süreçte <strong>Azerbaycan, Tahran’daki</strong> büyükelçilik personelini güvenlik gerekçesiyle geri çekti. Diplomatik ilişkilerdeki bu gerilim <strong>Güney Kafkasya’da</strong> yeni bir jeopolitik kırılmanın habercisi olarak yorumlanıyor.</div> <h3><span><strong>Nahçıvan’a kamikaze dron saldırısı, sahte bayrak operasyonu mu?</strong></span></h3> <div><strong>Azerbaycanlı</strong> uzmanlardan <strong>Karabağ</strong> gazisi emekli Albay <strong>Akif Gasimov’</strong><strong>a</strong> göre <strong>Nahçıvan’a</strong> yönelen saldırıda kullanılan <strong>Arash-2 </strong>kamikaze drone, <strong>İran</strong> savunma sanayisinin en modern sistemleri arasında yer alıyor. <strong>Arash-2</strong>’nin yalnızca <strong>İran Devrim Muhafızları</strong> ve sınırlı sayıda müttefik ülkenin envanterinde bulunduğu belirtiliyor. Bu sistem yaklaşık <strong>2000</strong> kilometre menzile sahip olup yaklaşık 250 kilogram patlayıcı taşıyabiliyor.</div> <div><strong>Albay Gasimov’un</strong> hiç şüphesiz kendi ülkesinin yöneticilerinin zaviyesinden olayı değerlendirmesi doğaldır. Bununla birlikte <strong>İran</strong> kaynakları, saldırıda kullanılan dronların enkazında görülen bazı ibarelerin <strong>Azerbaycan</strong> üretimi olduğunu iddia ederek operasyonun bir <strong>"mizansen"</strong> olduğunu savunmaktadır.</div> <div><strong>Sahte Bayrak</strong> (False Flag) operasyonu, bir devletin, kurumun veya grubun, bir eylemi gerçekleştirip suçu bilerek başka bir tarafın üzerine yıkmak amacıyla yürüttüğü gizli operasyonlara verilen isimdir. Temel mantık, hedefteki tarafı suçlu göstererek kamuoyu nezdinde meşruiyet kazanmak, bir savaşa zemin hazırlamak veya iç politikada sert önlemler alabilmek için bir <strong>"bahane"</strong> yaratmaktır. <strong>1939’daki Gleiwitz</strong> Olayı bunun iyi örneklerindendir. <strong>Nazi</strong> Almanyası, <strong>Polonya</strong> işgaline gerekçe yaratmak için kendi askerlerine <strong>Polonya</strong> üniforması giydirerek bir <strong>Alman</strong> radyo istasyonuna saldırtmıştır.</div> <div>Tarihteki en net <strong>"sahte bayrak"</strong> örneklerini hatırlatmamın somut bir sebebi var: <strong>ABD</strong> ordusu, <strong>İran</strong> tarafından geliştirilen <strong>Shahed-136</strong> dronlarının kopyalarını artık bizzat <strong>İran’a</strong> karşı kullanmaya başladı. Üretim maliyeti yaklaşık <strong>50</strong> bin dolar olan bu basit insansız hava araçları; hipersonik füzelerin ve çok gelişmiş savaş uçaklarının havada uçuştuğu modern harp sahasında dahi kritik bir rol üstleniyor. </div> <h3><span><strong>ABD'nin klonladığı dron ve füzeler…</strong></span></h3> <div>Nitekim <strong>ABD</strong> Merkez Kuvvet Birimi (CENTCOM), <strong>Aralık</strong> 2025'te Task Force Scorpion Strike birimini kurarak, <strong>İran</strong> teknolojisinden kopyalanan <strong>LUCAS</strong> kamikaze dronlarını operasyonel hale getirdiğini resmen duyurmuştur. <strong>5 Mart </strong>2026'daki <strong>Nahçıvan</strong> saldırısı sonrası <strong>Tahran'dan</strong> yükselen <strong>'sahte bayrak'</strong> suçlamaları, bu teknolojik benzerliğin sahada dezenformasyon aracı olarak kullanılabileceği tartışmalarını güçlendirmektedir.</div> <div>Buradaki kritik nokta şudur: <strong>ABD, İran</strong> dronlarını birebir taklit ediyor. Görünüşte bir <strong>İran "Shahed"i</strong> ancak menşei <strong>"Made in USA".</strong> Bu durumun <strong>Türkçesi</strong> ise şudur: <strong>Nahçıvan’a</strong> yönelik saldırılarda kullanılan <strong>Arash-2 </strong>kamikaze dronu, aslında <strong>ABD</strong> tarafından üretilen ve üzerine <strong>"İran mührü"</strong> vurulan bir sahte bayrak operasyonu aracı olabilir.</div> <div><strong>ABD</strong> ve <strong>İsrail</strong> ile ciddi bir füze düellosuna giren <strong>İran'ın,</strong> kendi stratejik çıkarlarını doğrudan baltalayacak (kendi kafasına sıkacak) kadar iradesini ve rasyonelliğini kaybetmiş olduğunu düşünmek, sahadaki gerçeklerle bağdaşmamaktadır. Buna rağmen <strong>Azerbaycan</strong> tarafı bu saldırının <strong>İran Devrim Muhafızları</strong> tarafından gerçekleştirildiğini ileri sürerken <strong>Tahran</strong> yönetimi bu iddiayı kesin bir dille reddediyor.</div> <h3><span><strong>Azerbaycan ve Rusya Türkiye'ye uzanan petrol boru hatları konusunda duyarlı…</strong></span></h3> <div><strong>Azerbaycan,</strong> İran İslam Devrim Muhafızları Ordusu (IRGC) tarafından planlanan, <strong>Güney Kafkasya'dan Türkiye'ye</strong> uzanan önemli bir petrol boru hattına yönelik saldırı planı da dahil olmak üzere çeşitli <strong>"terörist"</strong> sabotaj eylemlerini engellediğini açıkladı. Devlet Güvenlik Servisi'nin <strong>Azertag</strong> devlet haber ajansına Cuma günü geç saatlerde verdiği açıklamaya göre, hedefler arasında <strong>Bakü-Tiflis-Ceyhan</strong> (BTC) petrol boru hattı, <strong>Azerbaycan'daki İsrail</strong> büyükelçiliği, bir <strong>Aşkenazi</strong> sinagogu ve Azerbaycan'daki <strong>Dağ Yahudileri</strong> olarak adlandırılan kadim bir <strong>Yahudi</strong> topluluğunun lideri yer alıyordu.</div> <div>Bu saldırının daha önceden <strong>Rus</strong> istihbaratı tarafından haber alınarak <strong>Putin'e</strong> iletildiği ortaya çıktı. <strong>Putin</strong> ve <strong>Kremlin</strong> yetkilileri, <strong>Karadeniz’in</strong> altından geçen <strong>TürkAkım</strong> ve <strong>Mavi Akım</strong> boru hatlarına yönelik olası saldırı/sabotaj planlarına dair istihbarat aldıklarını açıklamasına açıkladılar.</div> <div>Ama bir farkla!</div> <div>Bu istihbaratlara dayanarak <strong>Türkiye’ye</strong> bilgi verildiğini söylediler. <strong>Putin’in</strong> açıklamaları, bir istihbarat-uyarı formatında oldu: <strong>Moskova’nın</strong> “Belirli aktörlerin enerji altyapısına zarar verme planı” olduğu iddiası üzerine <strong>Türkiye’yi</strong> bilgilendirdiğini kaydetti. <strong>Kremlin</strong> Sözcüsü Dmitriy <strong>Peskov</strong> da benzer bir şekilde <strong>TürkAkım</strong> ve <strong>Mavi Akım’a</strong> yönelik saldırı ihtimali konusunda açıklama yaptı ve <strong>Ankara’ya</strong> bu konuda uyarıda bulunduklarını aktardı.</div> <div></div> <div>Bu uyarılar hem <strong>Rus–Ukrayna</strong> savaşı bağlamında enerji altyapılarının hedef alınacağına dair risk söylemini hem de <strong>Rusya’nın Türkiye</strong> ve <strong>Avrupa’ya</strong> doğalgaz sevkiyatı konusunda yaşanabilecek aksaklıklara karşı hassasiyeti içeriyordu. Ve daha çok <strong>Batılı</strong> aktörlerin içinde oldukları değerlendirilen bir sabotaja dikkat çekiyordu.</div> <h3><span><strong>“İki devlet bir millet” ne oldu?</strong></span></h3> <div>Bağımsız analizlere göre <strong>Azerbaycan</strong> yönetimi, <strong>Türkiye’nin İran</strong> politikasından kısmen bağımsız bir strateji takip ediyor. <strong>İran</strong> sınırındaki askerî yoğunlaşma “<strong>Güney Azerbaycan Türklerini koruma</strong>” söylemiyle meşrulaştırılıyor. </div> <div>Bu noktada önemli bir soru ortaya çıkıyor: Eğer <strong>Ankara</strong> ve <strong>Bakü’deki</strong> karar alıcı mercilerin <strong>İran</strong> konusunda ortak bir stratejisi yoksa <strong>“</strong><strong>iki devlet bir millet</strong>” söylemi ne kadar gerçekçi?</div> <div>Eğer <strong>Bakü; Ankara’ya</strong> rağmen bu rolü üstleniyorsa, <strong>Azerbaycan</strong> enerji sektöründe etkili olan <strong>Batılı</strong> petrol konsorsiyumlarının -özellikle İngiliz merkezli şirketlerin– bu süreçte yönlendirici bir rol oynadığı ihtimali ağır mı basıyor?</div> <h3><span><strong>Birleşik Kuzey ve Güney Azerbaycan, Şii kuşak projesinin ikinci ayağı mı?</strong></span></h3> <div><strong>İran Türklüğünün</strong> büyük bir bölümü <strong>Güney Azerbaycan</strong> coğrafyasında yaşamaktadır ve bu nüfusun milli konulardaki hassasiyeti su götürmez bir gerçektir. Her ne kadar genç kuşaklarda seküler bir milliyetçilik anlayışı hakim olsa da, orta yaş ve üzeri <strong>Türk</strong> nüfusun dinî referansları, inanç noktasında hâlâ dominant bir rol oynamaktadır. Benzer şekilde, <strong>Bakü</strong> merkezli <strong>Azerbaycan Türklerinin Şii</strong> mezhebi odaklı bir inanç sistemine mensubiyetleri de sosyolojik bir vakıadır.</div> <div>Sömürgeciliğin keşif kolu olan <strong>Oryantalizmin,</strong> yüzyıllardır <strong>İslam</strong> dünyasında ne tür yıkıcı faaliyetler yürüttüğünü bilmeyen var mı? Tam da bu noktada, tasavvufun bazı yorumları -Sufizm- ve <strong>Vahhabilik</strong> nasıl ki <strong>“</strong><strong>İngiliz Sünniliği</strong><strong>”</strong> projesinin <strong>İslam</strong> dünyası ve <strong>Turan</strong> coğrafyasındaki şubeleri olarak işlev görüyorsa, <strong>"</strong><strong>İngiliz Şiası"</strong> da aynı misyona ve bölücü role sahiptir. Bu yapılar, ortak milli çıkarlar yerine mezhepsel ayrışmaları tetikleyerek bölgesel istikrarı hedef almaktadır.</div> <div>Bu gibi tarihi, siyasi, dinî ve kültürel nedenlerle, <strong>Güney</strong> ve <strong>Kuzey Azerbaycan Türklüğünün</strong> mezhebi kimliğinin büyük ölçüde <strong>Caferî-Şii</strong> karakterli olması, ilerleyen süreçte <strong>Osmanlı–Safevî</strong> rekabetini hatırlatan yeni bir jeopolitik kırılma ihtimalini de gündeme getiriyor.</div> <div>Tarih bize mezhep fay hatlarının yalnızca dini değil, aynı zamanda jeopolitik bir araç olarak da kullanılabildiğini defalarca göstermiştir. <strong>16.</strong> yüzyılda <strong>Osmanlı</strong> ile <strong>Safevîler</strong> arasında yaşanan mücadele yalnızca iki devletin sınır kavgası değildi; aynı zamanda <strong>Sünni</strong> ve <strong>Şii</strong> kimlikler üzerinden yürütülen büyük bir güç rekabetiydi. Bugün <strong>Güney Kafkasya’da</strong> şekillenmeye başlayan yeni denklemin, bu tarihsel hafızayı yeniden canlandırabilecek riskler barındırdığı görülüyor.</div> <div>Diğer bir stratejik risk ise <strong>Şii</strong> inanç temelli <strong>“</strong><strong>Birleşik Azerbaycan”</strong> projesinin, <strong>Sünni İslam</strong> dünyasının aklı ve kalbi konumundaki <strong>Türkiye</strong> ile kuzeydeki <strong>Müslüman Türk Devleti</strong> ve toplulukları arasında yeni bir jeopolitik bariyer oluşturma ihtimalidir. Böyle bir senaryoda <strong>Güney Kafkasya</strong> hattı yalnızca bir sınır bölgesi değil, aynı zamanda <strong>Türk</strong> dünyasının mezhepsel hatlar üzerinden ayrıştırıldığı yeni bir fay hattına dönüşebilir.</div> <div>Bu tür projeler yalnızca sınırların değişmesini hedeflemez; toplumların zihinsel haritalarını da yeniden şekillendirir. Mezhepsel kimlik üzerinden inşa edilen siyasi projeler, zamanla jeopolitik bloklaşmaları derinleştirir ve tarihsel ittifakları aşındırır.</div> <div>Bu nedenle mesele yalnızca <strong>İran–Azerbaycan</strong> gerilimi değildir. Mesele, <strong>Güney Kafkasya</strong> üzerinden <strong>Türk</strong> dünyasının mezhepsel fay hatları üzerinden yeniden dizayn edilmek istenmesidir. Dış güçler, hem <strong>Sünni</strong> hem <strong>Şii</strong> damarları <strong>"</strong><strong>Londra merkezli"</strong> yorumlar üzerinden manipüle ederek <strong>Türk</strong> dünyasının birleşmesini engellemeye çalışıyor.</div> <div>Eğer bu senaryo hayata geçirilirse ortaya çıkacak tablo yalnızca <strong>Tahran</strong> ile <strong>Bakü</strong> arasındaki bir sınır gerilimi olmayacaktır. Bu durum <strong>Türkiye’nin Kafkasya’daki</strong> stratejik derinliğini doğrudan etkileyecek ve <strong>Türk</strong> dünyasının kuzey-güney ekseninde yeniden konumlandırılmasına yol açacaktır.</div> <div>Başka bir ifadeyle mesele, <strong>Azerbaycan’ın İran’la</strong> yaşadığı bir sınır krizi olmaktan çok daha öte bir anlam taşımaktadır. Güney <strong>Kafkasya’da</strong> şekillenen yeni jeopolitik denklem, <strong>Türk</strong> dünyasının mezhep temelli bir kırılma hattına sürüklenmesi riskini barındırmaktadır.</div> <div>Eğer akıl ve basiret galip gelmezse, <strong>Türk</strong> dünyası bir kez daha başkalarının kurduğu jeopolitik oyunun içine çekilebilir. Tarih defalarca göstermiştir ki büyük güçler coğrafyaları yalnızca askeri güçle değil, kimlikleri ve siyasi dengeleri yeniden kurgulayarak şekillendirir. Bu nedenle <strong>Türk</strong> dünyasının kaderi, dışarıda yazılan stratejik senaryolara değil; kendi jeopolitik aklına, tarih şuuruna ve müşterek iradesine dayanmak zorundadır.</div> <h3><span><strong>Tarihin tekerrürü ve stratejik ikaz!..</strong></span></h3> <div><strong>Türklük</strong> ve <strong>Türkçülük</strong> idealleri —hele ki din ve mezhep sosuna bulanmış sözde bir Türkçülük anlayışı— asla hiçbir küresel gücün veya emperyalist odağın ekmeğine yağ sürmemelidir. Aksi takdirde, bu tür yapılar özünden koparak <strong>Taliban</strong> veya <strong>DEAŞ/IŞİD</strong> gibi radikal ve araçsallaştırılmış örgütlerden farksız hale gelir.</div> <div><strong>Türk</strong> dünyası; ne 4 Ekim 1853 - 30 Mart 1856 tarihleri arasındaki <strong>Kırım Harbi’nde İngilizlerin</strong> değirmenine su taşınması gibi, ne de Birinci Dünya Harbi’nde <strong>Alman</strong> mareşallerin, <strong>Alman</strong> emperyalizminin küresel sömürgecilik faaliyetleri uğruna <strong>Osmanlı Türk</strong> ordusunu bir <strong>"taşeron"</strong> gibi kullanmasına müsaade etmelidir.</div> <div>Tarih, başkalarının jeopolitik hedefleri için kendi evlatlarını cepheye sürenlerin hazin sonlarıyla doludur. <strong>İttihatçı</strong> Paşaların akıbeti unutulmasın. Bugün de <strong>Türk</strong> dünyasının kaderi; dış merkezli kurgulanan mezhepsel fay hatlarına veya <strong>"sahte bayrak"</strong> operasyonlarına değil, kendi milli aklına ve stratejik bağımsızlığına dayanmak zorundadır.</div> <div>.</div> <div><strong>Ömür Çelikdönmez, dikGAZETE.com</strong></div> <div>омюр челикдёнмез, Дикгазете</div> <div><strong>Seçilmiş Kaynakça</strong></div> <div>https://mfa.gov.az/en/news/no07226</div> <div>https://www.iranintl.com/en/202603053720</div> <div>https://x.com/i/status/2030388199986459035</div> <div>https://x.com/i/status/2030192120011616765</div> <div>https://x.com/i/status/2030374988902010949</div> <div>https://youtu.be/3tlOA2ZWKxs?si=n4asbNNODkznZmP1</div> <div>https://youtu.be/uc0weIJXHpY?si=8yZNuf9Yom4GAX2A</div> <div>https://aerospaceglobalnews.com/news/us-shahed-drone-copies/</div> <div>https://www.twz.com/air/u-s-deploys-shahed-136-clones-to-middle-east-as-a-warning-to-iran</div> <div>https://www.chip.com.tr/guncel/abd-neden-iranin-droneunu-irana-karsi-kullaniyor_178276.html</div> <div>https://www.news24.com/world/azerbaijan-vows-retaliation-after-irans-terrorist-strikes-20260305-0872</div> <div>https://tr.euronews.com/2026/03/05/irana-ait-insansiz-hava-araclari-azerbaycanin-razi-havalimanini-vurdu</div> <div>https://www.dunya.com/dunya/aliyevden-iha-saldirisi-sonrasi-orduya-hazirlikli-olun-talimati-haberi-817229</div> <div>https://www.theguardian.com/world/2026/mar/05/azerbaijan-accuses-iran-drone-attack-airport-injured-people</div> <div>https://www.turkishminute.com/2026/02/25/putin-warns-of-possible-sabotage-of-turkstream-blue-stream-pipelines/</div> <div>https://www.kibrispostasi.com/c140-DAILY_NEWS/n593090-putin-warns-of-possible-attack-on-gas-pipelines-to-turkey</div> <div>https://kafkassam.com/omur-celikdonmez-washingtonun-turkiye-kusatmasi-muttefiklikten-operasyonel-baskiya.html</div> <div>https://www.reuters.com/business/energy/azerbaijan-says-it-foils-iranian-plots-including-plan-attack-major-pipeline-2026-03-07/</div> <div>https://www.turkiyetoday.com/region/russian-embassy-in-ankara-warns-of-possible-sabotage-of-black-sea-gas-pipelines-3215085</div> <div>https://www.turkiyegazetesi.com.tr/gundem/teror-orgutu-pkk-iranda-yeni-yapilanmaya-gidiyor-guney-azerbaycanda-kandili-insa-ediy-1775658</div> <div>https://www.wsj.com/livecoverage/iran-war-news-updates-2026/card/u-s-condemns-iranian-drone-attack-on-azerbaijan-dxcbydijeTmDyySVlAy7</div> <div>https://www.gzt.com/dunya/abd-iran-dronelarini-kopyaladi-tasarimi-cozduk-kheibar-shekan-4-fuzeleri-devrede-orta-doguda-7-gun-bilancosu-4022044</div> <div>https://www.lemonde.fr/en/international/article/2026/03/06/neighbors-of-iran-azerbaijan-and-armenia-fear-regional-spillover-of-conflict_6751152_4.html</div> <div>https://www.patreon.com/posts/breaking-iran-in-152473427?utm_source=post_link&utm_medium=email&utm_campaign=patron_engagement&utm_id=b66aa577-7a2a-4f2c-b031-b9e52020c0bc</div> <div></div> <div></div>