<h3><span><strong>Türkiye'nin tehdit algısı SDG/YPG’den DAEŞ/IŞİD’e neden evrildi?</strong></span></h3> <div><strong>Türkiye’nin</strong> ulusal güvenlik değerlendirmesindeki tehdit önceliklendirmesinde birkaç gün önce alışılmadık şekilde bir değişiklik yaşandı. Nasıl mı? <strong>Türk</strong> kamuoyunun, hatta bölgedeki mevcut küresel güçlerin gündeminde, <strong>Türk Silahlı Kuvvetlerinin</strong> <strong>Kuzeydoğu</strong> <strong>Suriye’de</strong> <strong>ABD</strong> destekli, <strong>Mazlum</strong> <strong>Abdi</strong> komutasındaki <strong>SDG</strong> güçlerine yönelik askerî operasyonu vardı.</div> <div>Hatta <strong>Türk Dışişleri Bakanı, Millî Savunma Bakanı</strong> ve <strong>İstihbarat</strong> <strong>Başkanının</strong> <strong>Şam</strong> temasları, neredeyse <strong>Türkiye’nin</strong> her an <strong>Suriye Demokratik Güçlerine</strong> saldırıya geçeceği şeklinde yorumlanıyordu. İçerde ve dışarda etkili bazı odaklar, sanki bu askeri operasyonun bir an önce gerçekleşmesini istiyordu.</div> <div></div> <div>Belki bu nedenle bu üçlü ziyaret ana akım medyada büyük bir gözdağı gibi sunulmak istendi; ancak <strong>Şam</strong> yönetimi, ziyaretçilerle aynı fikirde olmadığını iki ülke hariciye bakanının ortak basın toplantısında gösterdi. <strong>Türk</strong> yetkilinin açıklama yapması engellendi. Bu ne demekti? Bu ne cüretti?</div> <h3><span><strong>Türkiye’nin tehdit sıralaması değişiyor mu?</strong></span></h3> <div>Ancak üç önemli gelişme nedeniyle bu gündem yerini başka tehditlere bıraktı. Birincisi, <strong>Karadeniz’de</strong> <strong>Türk</strong> gemilerine ateş açılması ve bazı insansız hava araçlarının <strong>Türk</strong> hava sahasından geçerek, başkent <strong>Ankara</strong> başta olmak üzere bazı mahallere düşmesiydi. İkincisi, <strong>Libya</strong> <strong>Genelkurmay</strong> <strong>Başkanı</strong> ve beraberindeki heyeti taşıyan uçağın yine başkent <strong>Ankara</strong> il sınırları içinde düşmesiydi. Üçüncü ve şimdilik en son gelişme ise <strong>29 Aralık 2025’te</strong> <strong>Yalova’da</strong> <strong>DEAŞ</strong>/<strong>IŞİD’e</strong> yönelik bir terörle mücadele operasyonu ile gerçekleşti.</div> <div><strong>Yalova</strong> <strong>Elmalık</strong> <strong>Köyü’nde</strong> bir eve yapılan baskın sırasında şüpheliler, güvenlik güçlerine ateş açtı ve çatışma çıktı. Çatışmada <strong>3 polis </strong>memuru şehit oldu, çok sayıda polis ve bir bekçi yaralandı. Operasyonda <strong>6 DEAŞ/IŞİD</strong> mensubu etkisiz hâle getirildi. Olay, <strong>Türkiye</strong> genelinde <strong>DEAŞ’a</strong> karşı sürdürülen geniş kapsamlı operasyonların bir parçası olarak değerlendirildi.</div> <div></div> <div><strong>Yalova’daki</strong> çatışma, <strong>DEAŞ</strong> gibi radikal örgütlerin <strong>Türkiye</strong> için hâlen somut ve yakın bir iç güvenlik tehdidi olduğunu ortaya koydu. Söz konusu yapıların yalnızca sınır ötesinde değil, <strong>Türkiye’nin</strong> batısında dahi hücre yapılanmaları kurabildiği ve silahlı direniş gösterecek düzeyde örgütlü olduğu anlaşıldı.</div> <h3><span><strong>Avrupa’da İsviçre ama şimdilik?</strong></span></h3> <div>Bu terör olayının gerçekleştiği gün, “<span><strong>DAEŞ/IŞİD teröristleri Avrupa ve Türkiye’de saldırı hazırlığında mı?</strong></span>” başlıklı yazımın yayına girmesi ne acı bir tesadüf oldu. Aynı yazıda, <strong>IŞİD</strong> orijinli terör olaylarının <strong>Avrupa’da</strong> patlak verebileceğini belirtmiştim.</div> <div>Nitekim, iki gün sonra <strong>1 Ocak 2026’da</strong>, <strong>İsviçre’nin</strong> <strong>Valais</strong> <strong>Kantonu’ndaki</strong> ünlü kayak merkezi <strong>Crans-Montana’da</strong> yılbaşı kutlamaları sürerken, saat 01.30’da<strong>, Le Constellation</strong> adlı barda çıkan yangında yaklaşık <strong>40</strong> kişi hayatını kaybetti.</div> <div></div> <div>Kimi haberlerde can kaybına yol açan yangının havai fişeklerin patlamasıyla başladığı belirtilirken, kimi haberlerde büyük mumların tavana yakın tutulmasıyla tavandaki malzemenin bir anda tutuştuğu ve çok kısa sürede her tarafa yayıldığı vurgulanıyor.</div> <div>Bu acı olayın gerçekleştiği <strong>Crans-Montana</strong>, elit bir kış turizm merkezi. <strong>İsviçre</strong> <strong>Alpleri’nin</strong> <strong>Valais</strong> kantonunda yüksek bir konumda yer alıyor; yaklaşık <strong>10.000</strong> nüfuslu, hareketli bir tatil kasabası. Ünlü <strong>Matterhorn</strong> <strong>Dağı’na</strong> bakan bir manzarası var. Yakındaki <strong>Verbier’in</strong> aksine, zengin <strong>İngilizce</strong> konuşan bir kitleyi kendine çeken <strong>Crans-Montana</strong>, ağırlıklı olarak zengin <strong>Avrupalılar</strong> arasında popüler.</div> <h3><span><strong>Yangın kaza mı sabotaj mı?</strong></span></h3> <div>Bu üzücü olay, ilk bakışta bir ihmal ya da talihsiz bir kaza izlenimi verse de terör eylemi niteliğinde planlı bir sabotaj olabileceği ihtimali bütünüyle göz ardı edilemez. Özellikle kapalı ve kalabalık eğlence mekânlarında yangın güvenliği konusunda yüksek standartlar uygulayan <strong>Avrupa</strong> ülkelerinde, bu tür faciaların yaşanması soru işaretlerini artırmaktadır.</div> <div>Nitekim <strong>Avrupalılar</strong>, bu tür işletmelerin ruhsatlandırılması, denetlenmesi ve güvenlik önlemleri konusunda genel olarak oldukça duyarlıdır. Bu nedenle, olayın yalnızca basit bir ihmal zinciriyle açıklanması, kamuoyunu tatmin etmeyen eksik bir değerlendirme olarak kalabilir.</div> <h3><span><strong>Yaktın bizi Kartalkaya!..</strong></span></h3> <div><strong></strong></div> <div><strong>Crans-Montana’daki</strong> bu trajik yangın, <strong>21 Ocak 2025’te</strong> <strong>Bolu’da</strong> <strong>Kartalkaya</strong> <strong>Kayak</strong> <strong>Merkezi’nin</strong> tanınan otellerinden <strong>Grand</strong> <strong>Kartal</strong> <strong>Otel’de</strong> meydana gelen ve <strong>78</strong> kişinin hayatını kaybettiği, <strong>137</strong> kişinin yaralandığı otel yangını ile benzerlik gösteriyor mu, bilemiyorum? Çünkü çok karanlık!</div> <h3><span><strong>YPG/SGD’ye tanınan süre dolunca ne olur veya ne olmaz?</strong></span></h3> <div><strong>Ankara’nın</strong>, <strong>SDG’nin</strong> ana bileşeni olan <strong>Halk Savunma Birlikleri’ni</strong> (YPG), <strong>Kürdistan İşçi Partisi’nin</strong> (PKK) bir uzantısı olarak gördüğü bilinen bir husus. <strong>Türkiye</strong> açısından bakıldığında, <strong>SDG’nin</strong> sahadaki mevcudiyetinin sürmesi ve bu yapının <strong>Şam’daki</strong> resmî makamlarla doğrudan bir koordinasyon modeline geçememesi, olası bir sınır ötesi askerî operasyon için artan diplomatik ve hukuki meşruiyet zemini anlamında.</div> <div><strong>Ankara</strong>, bu yeni dönemde hem sahadaki riskleri minimize etmeyi hem de kendi güvenlik doktrinine uygun bir operasyonel çerçeve oluşturmayı hedefliyor. <strong>Türkiye,</strong> gerçekten askerî müdahalede bulunacak olursa, bunu muhtemelen doğrudan değil; <strong>Suriye</strong> ordusu içinde konuşlanmış ve <strong>Suriye Millî Ordusu’na</strong> bağlı vekil birlikler aracılığıyla yapacaktır.</div> <h3><span><strong>Mazlum Abdi, PKK’nın kurucu önderi Apo ile görüştürüldü mü?</strong></span></h3> <div><strong>BBC</strong> <strong>News</strong> <strong>Türkçe’nin</strong> <strong>23 Kasım 2025</strong> tarihli haberinde, <strong>Suriye</strong> <strong>Demokratik</strong> <strong>Güçleri’nin</strong> (SDG) komutanı <strong>Mazlum Abdi’nin,</strong> <strong>Türkiye’deki</strong> yeni süreçle ilgili olarak <strong>Abdullah</strong> <strong>Öcalan</strong> ile doğrudan görüşme yapılması gerektiğini dile getirdiği bilgisi yer almıştı.</div> <div>Söz konusu haberde <strong>Mazlum</strong> <strong>Abdi</strong>, bu çerçevede kendisinin de <strong>Türkiye’ye</strong> gidebileceğini ifade etmiş, “<strong>Madem bu durum çözüme olumlu katkı sunacak, neden gitmeyelim? Olumlu görüyoruz</strong>” demişti. <strong>Mezopotamya</strong> <strong>Ajansı’nda</strong> yayımlanan röportajında ise sürece destek vermek istediklerini belirten <strong>Abdi</strong>, “<strong>Bazı sorunların çözümü noktasında Rojava ile İmralı arasında görüşmeler yapılması gerekiyor</strong>” açıklamasında bulunmuştu.</div> <div><strong>Abdi</strong>, bu sorunlar kapsamında <strong>Suriye’de</strong> bulunan <strong>PKK’lıları</strong> işaret etmiş ve “<strong>Bazı konular var; örneğin kuzeyli bazı savaşçıların varlığından söz ediyorlar. PKK’lılardan bahsediyorlar. Bunu ancak İmralı çözebilir</strong>” ifadelerini kullanmıştı.</div> <div><strong>MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli</strong> de aynı dönemde yaptığı farklı açıklamalarla <strong>SDG’ye</strong>, <strong>Öcalan’ın</strong> örgüte yönelik çağrılarını dikkate alma yönünde çağrıda bulunmuştu. Bu çağrıya yanıt olarak, <strong>SDG</strong> lideri <strong>Mazlum</strong> <strong>Abdi’nin</strong> <strong>Abdullah</strong> <strong>Öcalan</strong> ile mektuplar aracılığıyla görüş alışverişinde bulunduklarını ifade ettiği aktarılmıştı.</div> <h3><span><strong>Biraz daha geriye gidelim…</strong></span></h3> <div><strong>12</strong> veya <strong>13</strong> <strong>Mayıs'ta</strong> <strong>Vatan Partisi Genel Başkanı Doğu</strong> <strong>Perinçek’in</strong>, <strong>PKK’nın</strong> fesih kararına ilişkin yaptığı açıklamada, <strong>Devlet</strong> <strong>Bahçeli’ye</strong> dikkat çekerek “<strong>Bahçeli’nin kafasında Suriye’nin kuzeyinde Türkiye himayesinde bir Kürdistan projesi olabileceğini düşünüyorum</strong>” dediğini <strong>Türk</strong> kamuoyu öğrendi.</div> <h3><span><strong>Erdoğan ve Mazlum Abdi görüşmek istiyor Ahmet El Şara engelliyor!..</strong></span></h3> <div>Sonra ne oldu biliyor musunuz? <strong>7 Aralık 2025 Pazar</strong> günü servis edilen bir haber analizde; <strong>Avrupa Ortadoğu</strong> ve <strong>Kuzey Afrika</strong> <strong>Araştırmaları</strong> <strong>Enstitüsü</strong> (EISMENA) <strong>Direktörü</strong> <strong>Adil</strong> <strong>Baxewan’ın</strong>, <strong>AK Parti Genel Başkanı ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan</strong> ile <strong>Suriye</strong> <strong>Demokratik</strong> <strong>Güçleri</strong> (SDG) <strong>Komutanı</strong> <strong>Mazlum</strong> <strong>Abdi’nin</strong> görüşmek için anlaştığını ancak <strong>Suriye’nin</strong> <strong>Geçici</strong> <strong>Cumhurbaşkanı</strong> <strong>Ahmed eş-Şara’nın</strong> bu görüşmeye engel olmak istediği şeklindeki iddiası gündeme taşındı.</div> <div></div> <div><strong>Baxewan’ın</strong> “<strong>Ahmed Şara, Rojava’nın</strong> <strong>Başûr’a</strong> (Irak Kürdistan Bölgesi) <strong>dönüşmesini</strong> <strong>istemiyor</strong>” başlıklı analizi şöyle:</div> <div><strong>Bir:</strong> Erdoğan ve Mazlum Abdi çok yakın bir zamanda bir araya gelmek için adım attı ve her iki taraf da bunun hem <strong>Kürtlerin</strong> hem de <strong>Türklerin</strong> çıkarına olduğuna inanıyor.</div> <div><strong>İki:</strong> <strong>Irak</strong> <strong>Kürdistan</strong> <strong>Bölgesi</strong>, ortaya çıkan bu yeni durumda belirleyici bir role sahip.</div> <div><strong>Üç:</strong> <strong>Abdi</strong> ile <strong>Erdoğan’ın</strong> görüşmesinden sonra, <strong>Mazlum</strong> <strong>Abdi</strong> ile <strong>Abdullah</strong> <strong>Öcalan</strong> bir araya gelmesi de planlamada yer alıyor.</div> <div><strong>Dört:</strong> <strong>Ahmed eş-Şara</strong>, hem <strong>Suudiler</strong> hem de <strong>Amerikalıları</strong> <strong>Mazlum</strong> <strong>Abdi</strong> ile <strong>Erdoğan’ın</strong> buluşmasını engellemek için yardıma çağırdı; çünkü <strong>Rojava’nın</strong> “<strong>Başûrlaşması</strong>”nın (Irak Kürdistanı’na benzemesinin) <strong>Suriye</strong> açısından bir tehdit oluşturacağını düşünüyor.</div> <div><strong>Beş:</strong> <strong>Şam,</strong> <strong>Riyad’a</strong> ne kadar yaklaşırsa, <strong>Ankara</strong> ile <strong>Kamışlo</strong> da o kadar birbirine yaklaşıyor.</div> <div><strong>Altı: </strong>Yüksek ulusal çıkarlar; ideoloji, tarih, din ya da kültür tanımaz.</div> <div><strong>Yedi:</strong> <strong>Kürtler</strong> için tarihsel bir karar anıdır. Peki <strong>Kürtler</strong> hangi cephede yer alacak? <strong>İsrail</strong> mi yoksa <strong>Türkiye</strong> mi? <strong>İran</strong> mı yoksa <strong>Türkiye</strong> mi?</div> <h3><span><strong>Ne anladınız?</strong></span></h3> <div>Sizlerin ne anladığını elbette ben bilemem. Ancak bu satırları okumayı tercih ettiğinize göre, benim neyi kastettiğimi de büyük ölçüde kavradığınızı düşünürüm.</div> <div>Benim anladıklarıma gelince; her şeyden önce <strong>Türkiye’nin</strong> tehdit algısı değişmiştir. Bugün birincil tehdit, <strong>YPG/SDG</strong> değil; bizzat <strong>Trump’ın</strong> itiraf ettiği üzere <strong>Amerikalılar</strong> tarafından kurulan ve bazı <strong>Avrupa</strong> ülkelerince desteklenen <strong>DEAŞ</strong>/<strong>IŞİD</strong> terör örgütüdür.</div> <div><strong>Türkiye</strong>, şimdilik <strong>Suriye’deki</strong> <strong>SDG</strong> varlığına yönelik operasyonel tedbirleri dondurmuş, ancak bu seçeneği rafa kaldırmamıştır. <strong>Öcalan</strong> üzerinden <strong>Mazlum</strong> <strong>Abdi</strong> ile muhabere, yani haberleşme kanalı işletilmektedir. Aynı zamanda <strong>Kuzeydoğu</strong> <strong>Suriye’deki</strong> <strong>Kürt</strong> varlığıyla bütünleşme süreci de kontrollü biçimde sürdürülmektedir.</div> <div>Bir diğer neden ise, <strong>Terörsüz</strong> <strong>Türkiye</strong> hedefi doğrultusunda ilerleyen <strong>Ankara’nın</strong>, <strong>Suriye</strong> sahasında <strong>Kürt</strong> halkıyla doğrudan bir çatışmayı tetikleyecek taktik bir hataya bilinçli olarak sürüklenmek istememesidir.</div> <div>Zira böyle bir çatışma, yalnızca askerî sonuçlar doğurmakla kalmayacak; <strong>Türkiye’nin</strong> bölgesel meşruiyetini zedeleyecek, <strong>ABD</strong> ve <strong>Avrupa</strong> merkezli aktörlerin elini güçlendirecek ve <strong>Ankara’yı</strong> uzun vadede stratejik açıdan dezavantajlı bir pozisyona itecektir.</div> <div>Bu nedenle <strong>Türkiye</strong>, sahadaki askerî seçeneklerini tamamen devre dışı bırakmaksızın, <strong>Kürt</strong> toplumsal varlığı ile silahlı yapıları birbirinden ayıran, kontrollü ve çok katmanlı bir güvenlik mimarisi inşa etmeyi tercih etmektedir.</div> <div>Bununla birlikte <strong>Ankara</strong>, kim ne derse desin; <strong>Amerikancı</strong>, <strong>İngilizci</strong> ve <strong>Rusçu</strong> çizgiler arasında savrulan, geçmişi terörle irtibatlı <strong>Ahmet el-Şara</strong> yönetimine, görünürdeki desteğine rağmen mesafelidir.</div> <div>Neden mi? Çünkü bu <strong>Jolani</strong> ve tayfası, <strong>İdlib’te</strong> <strong>Türk</strong> askerleri tarafından <strong>Suriye</strong> rejim ordusuna ve <strong>Rus</strong> uçaklarının bombardımanına karşı korunurken; <strong>ABD’nin</strong> <strong>Suriye’deki</strong> son <strong>Büyükelçisi</strong> <strong>Robert</strong> <strong>Ford</strong> ve <strong>İngiliz</strong> diplomatlar, <strong>2023</strong>‘te <strong>İdlib’te</strong> bu kabasakala sözde devrim sonrasındaki tutumu, dili ve pozisyonu hakkında doğrudan bilgi aktarıyordu.</div> <div><strong>Ruslar</strong> ise kendi ülkelerinde çalışan ve bir <strong>Rus</strong> vatandaşıyla evli olduğu için <strong>Rusya</strong> pasaportu taşıyan kardeşi, şimdiki <strong>Cumhurbaşkanlığı</strong> <strong>Genel Sekreteri Dr. Mahir Şara</strong> aracılığıyla “<strong>bay</strong> <strong>terörist</strong>” <strong>Jolani</strong> ile temas hâlindeydi.</div> <div><strong>Türk</strong> <strong>Devleti</strong> bunlardan habersiz miydi sanıyorsunuz?</div> <div>Bazı atanmış bürokratların <strong>Şam</strong> temaslarında verdiği samimi görüntülere aldanılmamalıdır. Devlet aklı, o görüntülerin ne tam içinde ne de tamamen dışındadır. Günü gelince ne demek istediğim daha iyi anlaşılır diye umuyorum.</div> <div>.</div> <div><strong>Ömür Çelikdönmez, dikGAZETE.com</strong></div> <div>омюр челикдёнмез, Дикгазете</div> <div><strong>Seçilmiş Kaynakça</strong></div> <div>https://x.com/i/status/1922313736901054471</div> <div>https://www.dw.com/tr/kartalkaya/t-71380159</div> <div><span><strong>https://www.dikgazete.com/yazi/n-a-8574.html</strong></span></div> <div>https://www.bbc.com/turkce/articles/czxpge70llxo</div> <div>https://www.bbc.com/turkce/articles/c4gvdg5g7dvo</div> <div>https://www.rudaw.net/turkish/kurdistan/121220256</div> <div>https://www.bakunetwork.org/ru/news/analytics/15215</div> <div>https://harici.com.tr/robert-ford-ahmed-sara-ile-2023te-idlibde-gorustum/</div> <div>https://medyascope.tv/2025/12/07/iddia-erdogan-ile-mazlum-abdi-gorusmek-icin-anlasti/</div> <div><span><strong>https://www.dikgazete.com/yazi/turk-ordusu-hareketli-suriye-de-her-an-her-sey-olabilir-8507.html</strong><strong></strong></span></div> <div><span><strong>https://www.dikgazete.com/yazi/turkiye-de-radikal-dinci-teror-gruplari-ve-yeni-guvenlik-tehditleri-8584.html</strong></span></div> <div>https://bianet.org/haber/mazlum-abdi-ocalanla-temasimiz-oldu-turkiye-imraliyi-ziyaretimizden-korkmamali-313820</div> <div>https://www.reuters.com/world/europe/several-killed-after-explosion-swiss-ski-resort-bar-bbc-reports-2026-01-01/</div> <div><span><strong>https://www.dikgazete.com/haber/libya-askeri-heyetini-tasirken-dusen-jete-iliskin-sorusturma-derinlestirildi-979914.html</strong></span></div> <div>https://www.yanginguvenlik.com.tr/yayin/329/bolu-kartalakaya-da-cikan-otel-yangininda-bilinmeyen-gercekler_36180.html</div> <div>https://www.trthaber.com/haber/dunya/isvicrede-kayak-merkezinde-patlama-onlarca-olu-yuzden-fazla-yarali-var-930253.html</div> <div>https://12punto.com.tr/siyaset/perincekten-carpici-iddia-bahcelinin-kafasinda-turkiye-himayesinde-kurdistan-projesi-olabilir-85829</div> <div>https://www.theguardian.com/world/2026/jan/01/several-dead-and-injured-in-explosion-swiss-ski-resort-town-crans-montana-police-say</div> <div><span><strong>https://www.dikgazete.com/haber/bolu-daki-grand-kartal-otel-yangini-davasinda-verilen-kararlarin-gerekcesi-aciklandi-977643.html</strong></span></div> <div>https://gazeteoksijen.com/turkiye/ankaradan-havalanan-falcon-50-tipi-ozel-jet-dustu-libya-genelkurmay-baskaninin-icinde-bulundugu-ucagin-enkazina-ulasildi-260530</div> <div><span><strong>https://www.dikgazete.com/yazi/rus-tumgeneral-fanil-sarvarov-moskova-da-olduruldu-libya-genelkurmay-baskani-nin-bindigi-ucak-ankara-yakinlarinda-dusuruldu-8555.html</strong></span></div> <div><span><strong></strong></span></div> <div><strong></strong></div>