<h3><span><strong>DAEŞ/IŞİD teröristleri Avrupa ve Türkiye’de saldırı hazırlığında mı?</strong></span></h3> <div>“<strong>Nereden</strong> <strong>biliyorsun</strong>?” diyebilirsiniz. Müneccim değilim. Enforme edildiğim bir kurum da yok. O hâlde “<strong>nasıl</strong> <strong>bilebilirim</strong>?” sorusunun cevabı, yetkili güvenlik birimlerinin kamuoyuna yaptıkları açıklamalardır.</div> <div><strong>Konu</strong> <strong>şu</strong>: Yeni yıl yaklaşırken <strong>Ankara</strong> <strong>İl</strong> <strong>Jandarma</strong> <strong>Komutanlığı</strong>, olası bir <strong>IŞİD</strong> terör saldırısına karşı personelini ve ilgili birimleri teyakkuz durumuna geçirdi. <strong>19</strong> <strong>Aralık</strong> tarihli yazıda <strong>Ankara</strong> ve <strong>İstanbul</strong> öne çıkarıldı.</div> <div><strong>Ankara</strong> <strong>İl</strong> <strong>Jandarma</strong> <strong>Komutanlığı’nın</strong> <strong>19</strong> <strong>Aralık</strong> tarihli iç yazısında, <strong>IŞİD’in</strong> özellikle yılbaşı dönemini fırsat bilerek sansasyonel nitelikte eylem arayışında olduğu ve kalabalık alanları hedef alabileceği vurgulandı.</div> <div>Yazıda, personelin başta halk pazarları ve alışveriş merkezleri olmak üzere yoğunluğun arttığı bölgelerde kontrolleri sıklaştırması ve güvenlik önlemlerini üst seviyeye çıkarması istendi. Ayrıca örgütün silahlı saldırı, intihar eylemi, bombalı araç ve dron kullanımı gibi farklı yöntemlere yönelebileceğine dikkat çekildi.</div> <div>Bu işin şakası yok. Hele hele bu tür uyarıların, vatandaşın yılbaşı kutlamasını engellemeye yönelik olduğunu iddia edenlere asla itibar edilmemesi gerekir. Çünkü <strong>Türkiye</strong>, <strong>El</strong> <strong>Kaide</strong> ve onun uzantısı <strong>DEAŞ</strong> için en başından beri hedef ülkelerden biri olmuştur. Yüzlerce vatandaşımız <strong>DEAŞ</strong> saldırıları sonucu hayatını kaybederken, çok sayıda vatandaşımız da yaralanmıştır.</div> <div>Buna karşın, alınan etkin terörle mücadele tedbirleri sayesinde son yıllarda bu terör örgütünün ülkemizde büyük çaplı eylemler gerçekleştirmesi engellenmiştir. Nitekim yürütülen kesintisiz operasyonlarla örgütün yeniden güç kazanmasına izin verilmemekte; eleman devşirme, propaganda ve finansman faaliyetleri daha oluşmadan bertaraf edilmektedir. <strong>Türkiye</strong>, <strong>DEAŞ</strong> terör örgütüyle sahada göğüs göğüse mücadele eden tek <strong>NATO</strong> üyesidir.</div> <h3><span><strong>Türkiye’ye yönelik güvenlik tehditlerinin nedenleri…</strong></span></h3> <div><strong>Türkiye’nin</strong> hem bölgesinde hem de uluslararası sistemde yükselen bir aktör hâline gelmesi; savunma sanayisinde elde ettiği kabiliyetler, enerji hatları üzerindeki stratejik konumu ve çevresindeki kriz havzalarında sahaya inen bir güvenlik mimarisi kurması, güvenlik ekolojisini doğrudan etkileyen yeni bir denge ortaya çıkarmıştır.</div> <div><strong>Balkanlar’dan</strong> <strong>Kafkasya’ya</strong>, <strong>Orta</strong> <strong>Doğu’dan</strong> <strong>Afrika’ya</strong> uzanan bu geniş coğrafyada <strong>Türkiye’nin</strong> artan etkinliği, enerji arz güvenliği, deniz yetki alanları ve kritik ulaşım koridorları bakımından mevcut statükoyu zorlayan bir nitelik taşımaktadır. Bu durum, emperyal karakterli bazı ülkelerde ciddi bir rahatsızlık yaratmaktadır.</div> <div>Bu bağlamda, küresel güç mücadelesinin vekil terör örgütleri üzerinden yürütülmesi tesadüf değildir. <strong>Türkiye’nin</strong> özellikle <strong>Suriye</strong>, <strong>Gazze</strong>, <strong>Libya</strong>, <strong>Sudan</strong> ve <strong>Somali’deki</strong> siyasi, askerî ve insani varlığı; enerji kaynaklarının kontrolü, enerji nakil hatlarının güvenliği ve deniz ticaret yollarının denetlenmesi açısından kritik alanlara temas etmektedir. Bu nedenle, <strong>Türkiye’nin</strong> söz konusu bölgelerdeki varlığını zayıflatmaya yönelik örtülü ve açık iş birliklerinin devreye sokulduğu açıkça görülmektedir.</div> <div>Ortaya çıkan tablo, <strong>Türkiye’nin</strong> karşı karşıya olduğu tehditlerin yalnızca terörle sınırlı olmadığını; güvenlik ekolojisi ile enerji jeopolitiğinin iç içe geçtiği, devletler arası rekabetin sahaya yansıdığı bir baskı ve çevreleme stratejisinin işletildiğini göstermektedir.</div> <h3><span><strong>Avrupa'da belli başlı terör olayları…</strong></span></h3> <div><strong>Avrupa’da</strong> <strong>2004</strong> yılından bu yana farklı ülkelerde düzenlenen terör saldırılarında yüzlerce kişi hayatını kaybetti. Bu saldırılar arasında en kanlı olanı, <strong>İspanya’nın</strong> başkenti <strong>Madrid’de</strong> gerçekleştirildi. Üç ayrı trene yerleştirilen bombaların patlatılması sonucu <strong>191</strong> kişi yaşamını yitirdi, binlerce kişi yaralandı.</div> <div><strong>7 Temmuz 2005</strong><strong>:</strong> <strong>İngiltere’nin</strong> başkenti <strong>Londra’da</strong>, dört terörist çantalarında taşıdıkları patlayıcılarla yoğun ulaşım noktalarında intihar saldırıları düzenledi. Saldırılarda <strong>56</strong> kişi öldü, yaklaşık 700 kişi yaralandı.</div> <div><strong>22 Temmuz 2011:</strong> <strong>Norveç’in</strong> başkenti <strong>Oslo’da</strong>, aşırı sağcı <strong>Anders</strong> <strong>Behring</strong> <strong>Breivik,</strong> önce bombalı saldırı gerçekleştirdi. Saldırıdan iki saat sonra polis üniforması giyerek <strong>Utoya</strong> <strong>Adası’nda</strong> gençleri hedef aldı. İki ayrı eylemde <strong>77</strong> kişi hayatını kaybetti, <strong>200’den</strong> fazla kişi yaralandı.</div> <div><strong>7 Ocak 2015:</strong> <strong>Fransa’nın</strong> başkenti <strong>Paris’te</strong>, mizah dergisi <strong>Charlie</strong> <strong>Hebdo’nun</strong> ofisine düzenlenen silahlı saldırıda, biri polis olmak üzere <strong>12</strong> kişi öldü, <strong>11</strong> kişi yaralandı.</div> <div><strong>9 Ocak 2015:</strong> <strong>Charlie</strong> <strong>Hebdo</strong> saldırganlarıyla bağlantılı <strong>Amedy</strong> <strong>Coulibaly</strong>, <strong>Paris’te</strong> bir polisi öldürdükten sonra <strong>Vincennes</strong> bölgesindeki <strong>Yahudi</strong> marketinde müşterileri rehin aldı. Olayda <strong>4 </strong>kişi hayatını kaybetti. Saldırgan, polis operasyonunda öldürüldü.</div> <div><strong>13 Kasım 2015:</strong> <strong>Paris’te</strong> konser salonları, kafeler ve stadyum çevresini hedef alan eş zamanlı silahlı ve bombalı saldırılarda <strong>130</strong> kişi öldü, <strong>368</strong> kişi yaralandı. Saldırılar terör örgütü <strong>DEAŞ</strong> tarafından üstlenildi.</div> <div><strong>19 Aralık 2016:</strong> <strong>Almanya’nın</strong> başkenti <strong>Berlin’de</strong>, bir <strong>TIR,</strong> <strong>Noel</strong> pazarına girerek kalabalığın arasına daldı. Saldırıda <strong>12</strong> kişi hayatını kaybetti, <strong>56</strong> kişi yaralandı. <strong>DEAŞ’ın</strong> üstlendiği saldırının faili, daha sonra <strong>İtalya’da</strong> öldürüldü.</div> <div><strong>11</strong> <strong>Aralık</strong> <strong>2018</strong> – <strong>Strasbourg</strong>, <strong>Fransa:</strong> <strong>Noel</strong> pazarı hedef alındı. <strong>5</strong> kişi öldü, çok sayıda kişi yaralandı.</div> <div><strong>2 Kasım 2020 </strong><strong>– Viyana, Avusturya:</strong> Şehir merkezinde düzenlenen silahlı saldırıda <strong>4</strong> kişi hayatını kaybetti, saldırgan polis tarafından öldürüldü. Saldırı <strong>DEAŞ</strong> bağlantılı olarak kayda geçti.</div> <div><strong>16 Ekim 2023 –</strong><strong> Brüksel, Belçika:</strong> <strong>İsveçli</strong> <strong>futbol</strong> taraftarlarını hedef alan silahlı saldırıda <strong>2 </strong>kişi öldü. Saldırganın <strong>DEAŞ</strong> sempatizanı olduğu açıklandı.</div> <div></div> <div>Bu terör olayları, <strong>Avrupa’nın</strong> uzun süredir terör tehdidiyle iç içe yaşadığını, saldırıların yalnızca belirli dönemlere ya da ülkelere özgü olmadığını ve özellikle kalabalık alanlar, toplu taşıma noktaları ve sembolik mekânların sistematik biçimde hedef alındığını açıkça göstermektedir.</div> <h3><span><strong>DEAŞ’ın Avrupa’daki eylemleri: ABD-Avrupa geriliminin güvenlik yansıması…</strong></span></h3> <div><strong>DEAŞ</strong> terör örgütünün <strong>Avrupa’da</strong> neden eylem yaptığı meselesi yalnızca ideolojik ya da güvenlik başlığıyla açıklanamaz; konu aynı zamanda <strong>ABD-Avrupa</strong> ilişkileri ve <strong>Batı</strong> içi güç dengeleri ile doğrudan bağlantılıdır. Öncelikle <strong>DEAŞ</strong> açısından <strong>Avrupa</strong>, düşük maliyetli, yüksek ses getiren bir operasyon alanıdır. Açık toplum yapısı, yoğun göç hareketleri, radikalleşmeye açık banliyöler ve güvenlik-özgürlük dengesi, örgüte hareket alanı sağlamaktadır. Ancak bu, meselenin yalnızca görünen yüzüdür.</div> <div>Daha derinde, <strong>ABD</strong> ile <strong>Avrupa</strong> arasındaki stratejik çatlaklar DEAŞ benzeri örgütler için elverişli bir zemin oluşturmaktadır. ABD’nin Orta Doğu’daki askerî müdahaleleri, rejim değişikliği politikaları ve vekil güç kullanımı, <strong>Avrupa’ya</strong> doğrudan yansıyan göç, radikalleşme ve güvenlik krizleri üretmiştir. Buna karşın Avrupa, bu politikaların bedelini ödeyen fakat karar alma süreçlerinde belirleyici olamayan aktör konumuna itilmiştir.</div> <div><strong>DEAŞ’ın</strong> <strong>Avrupa’yı</strong> hedef alması, bir yönüyle <strong>Avrupa</strong> toplumlarını iç güvenlik baskısı altına almayı, diğer yönüyle de <strong>Avrupa</strong> devletlerini <strong>ABD’nin</strong> güvenlik şemsiyesine daha fazla bağımlı hâle getirmeyi amaçlamaktadır. Her büyük saldırı sonrası artan <strong>NATO</strong> vurgusu, istihbarat paylaşımı ve <strong>ABD</strong> merkezli güvenlik çözümleri bu durumu pekiştirmektedir.</div> <div><strong>DEAŞ’ın</strong> <strong>Avrupa’daki</strong> eylemleri; <strong>Avrupa’nın</strong> iç barışını zedelemekte, <strong>göç</strong> ve <strong>İslam</strong> karşıtlığını körüklemekte, <strong>Avrupa’nın</strong> stratejik özerklik arayışını zayıflatmakta, <strong>ABD’nin</strong> güvenlik merkezli liderliğini yeniden tahkim etmektedir. Bu nedenle <strong>DEAŞ’ın</strong> <strong>Avrupa’daki</strong> varlığı, yalnızca bir terör sorunu değil; <strong>Batı</strong> içi güç mücadelesinin ve transatlantik gerilimlerin sahaya yansıyan bir sonucu olarak okunmalıdır. Benden söylemesi.</div> <h3><span><strong>Türkiye'nin terörle imtihanı…</strong></span></h3> <div><strong>AK</strong> <strong>Parti</strong>; iktidarının ilk yılında büyük terör saldırıları ile sarsıldı. Bu terör saldırıları <strong>PKK</strong> terör eylemlerinden oldukça farklıydı. <strong>Türkiye’de</strong> <strong>İngiliz</strong> <strong>Başkonsolosluğu</strong>, <strong>HSBC</strong> <strong>Bankası</strong> ve sinagoglara yönelik saldırılar, <strong>2003</strong> yılında <strong>İstanbul’da</strong> <strong>El Kaide</strong> bağlantılı terör hücreleri tarafından gerçekleştirilen eş zamanlı ve planlı bombalı eylemler kapsamında yaşandı. Geriye dönüp bakıldığında bu hain saldırıların, <strong>Türkiye’nin</strong> doğrudan küresel cihatçı terörün hedefi hâline geldiğini ve açık biçimde dönüm noktalarından biri olduğunu ortaya koyuyor.</div> <div><strong>15 Kasım 2003</strong> tarihinde, <strong>İstanbul’da</strong> bulunan <strong>Neve</strong> <strong>Şalom</strong> <strong>Sinagogu</strong> ile <strong>Beth</strong> <strong>Israel</strong> <strong>Sinagogu</strong>, bomba yüklü kamyonlarla hedef alındı. Sabah saatlerinde gerçekleştirilen saldırılarda çok sayıda kişi hayatını kaybetti, yüzlerce kişi yaralandı. Eylemler özellikle ibadet saatine denk getirilerek azami can kaybı amaçlandı. Saldırıların ardından <strong>El Kaide</strong> bağlantılı yapıların, <strong>Türkiye’deki</strong> hücrelerinin aktif olduğu netleşti.</div> <div></div> <div>Bu saldırılardan beş gün sonra, <strong>20 Kasım 2003’te</strong>, teröristler bu kez <strong>İngiltere’nin</strong> <strong>İstanbul</strong> <strong>Başkonsolosluğu</strong> ile <strong>HSBC</strong> <strong>Bankası’nın</strong> <strong>İstanbul’daki</strong> genel merkezini hedef aldı. Yine bomba yüklü araçlarla düzenlenen saldırılarda, <strong>İngiltere’nin</strong> <strong>İstanbul</strong> <strong>Başkonsolosu</strong> <strong>Roger</strong> <strong>Short</strong> da dâhil olmak üzere çok sayıda kişi öldü; yüzlerce kişi yaralandı. Saldırıların hedef seçimi, doğrudan <strong>Batılı</strong> ülkeleri ve küresel finans sistemini işaret ediyordu.</div> <div><strong>Türk</strong> yargı makamları ve güvenlik birimlerinin yürüttüğü soruşturmalar sonucunda, saldırıların <strong>El Kaide</strong> ile irtibatlı yerel hücreler tarafından planlandığı ve örgütsel talimatla gerçekleştirildiği tespit edildi. Açılan davalar, verilen mahkeme kararları ve uluslararası istihbarat raporları, bu saldırıların ideolojik, lojistik ve finansal boyutlarını ayrıntılı biçimde ortaya serdi.</div> <div><strong>2003 İstanbul saldırıları</strong>; <strong>Türkiye’nin</strong> küresel terör ağlarının hedef listesinde yer aldığını, <strong>Batılı</strong> diplomatik temsilciliklerin ve finans kuruluşlarının bilinçli olarak seçildiğini, terörün yalnızca bölgesel değil, uluslararası bir güvenlik sorunu olduğunu göstermiştir.</div> <div>Bu saldırılar, sonraki yıllarda <strong>Türkiye’nin</strong> terörle mücadele doktrinini sertleştirmesine, istihbarat ve güvenlik yapılanmasını yeniden şekillendirmesine ve sınır ötesi tehdit algısını derinleştirmesine doğrudan etki etmiştir.</div> <h3><span><strong>Türkiye ve Avrupa’da terör gerçeği: Aynı örgüt, farklı cepheler…</strong></span></h3> <div><strong>IŞİD’in</strong> kökenleri, <strong>Afganistan’da</strong> <strong>Ebu Musab ez-Zerkavi</strong> tarafından kurulan “<strong>Tevhid ve Cihat</strong>” adlı örgüte dayanmaktadır. Örgüt, <strong>2001</strong> yılında <strong>Afganistan’dan</strong> <strong>Irak’ın</strong> kuzeyine geçerek yapılanmış, <strong>2004’te</strong> “<strong>Irak el-Kaidesi</strong>” adını almış, <strong>2006’da</strong> “<strong>Irak İslam Devleti</strong>”nin kurulduğunu ilan etmiştir. <strong>2014</strong> yılında <strong>Musul’un</strong> ele geçirilmesi ve <strong>Suriye’nin</strong> doğusunda geniş alanların kontrol altına alınması, örgütü küresel ölçekte görünür kılmış; bu süreçte yapı “<strong>Irak Şam İslam Devleti (IŞİD)</strong>” adını kullanmaya başlamıştır.</div> <div><strong></strong></div> <div><strong>IŞİD’in</strong> yükselişiyle birlikte <strong>Avrupa</strong> ve <strong>Türkiye</strong> eş zamanlı olarak terör tehdidiyle karşı karşıya kalmıştır. Ancak saldırıların hedefleri, yöntemleri ve siyasi sonuçları bakımından iki coğrafya arasında dikkat çekici farklılıklar ortaya çıkmıştır.</div> <div><strong>Avrupa’da</strong> <strong>IŞİD</strong> ve benzeri örgütler; <strong>Madrid</strong> (2004), <strong>Londra</strong> (2005), <strong>Paris</strong> (2015), <strong>Brüksel</strong>, <strong>Berlin</strong> (2016), <strong>Manchester</strong> ve <strong>Barselona</strong> (2017) gibi kentlerde, çoğunlukla toplu taşıma, konser salonları, <strong>Noel</strong> pazarları ve kamusal alanları hedef alan eylemler gerçekleştirmiştir.</div> <div>Bu saldırılar, <strong>Avrupa</strong> toplumlarında korku iklimi yaratmış; göç, <strong>İslam</strong> karşıtlığı ve iç güvenlik politikaları üzerinden siyasal sonuçlar doğurmuştur. Ancak bu eylemler, <strong>Avrupa’nın</strong> büyük ölçüde krizin sahada değil sonuçlarıyla yüzleşen taraf olmasına yol açmıştır.</div> <div><strong></strong></div> <div><strong>Türkiye’de</strong> ise tablo çok daha ağır ve doğrudandır. <strong>10</strong> <strong>Ekim</strong> <strong>2015’te</strong> <strong>Ankara</strong> <strong>Tren</strong> <strong>Garı</strong> önünde düzenlenen <strong>IŞİD</strong> saldırısında <strong>103</strong> kişi hayatını kaybetmiş, yüzlerce kişi yaralanmıştır. Bu saldırı, yalnızca <strong>Türkiye’nin</strong> değil, yakın coğrafyanın en kanlı terör eylemlerinden biri olarak kayıtlara geçmiştir.</div> <div>Bunu izleyen süreçte, <strong>17</strong> <strong>Şubat</strong> <strong>2016’da</strong> <strong>Ankara</strong> <strong>Merasim</strong> <strong>Sokak’ta</strong> askerî servis araçlarını hedef alan bombalı saldırıda <strong>29</strong> kişi hayatını kaybetmiş, <strong>75</strong> kişi yaralanmıştır. <strong>13 Mart 2016’da</strong> ise <strong>Ankara Kızılay Güvenpark’ta</strong>, sivillerin yoğun olarak bulunduğu bir noktada gerçekleştirilen saldırıda <strong>2’si</strong> saldırgan olmak üzere toplam <strong>38</strong> kişi ölmüş, <strong>125</strong> kişi yaralanmıştır. <strong>Güvenpark</strong> saldırısından önce <strong>ABD’nin</strong> <strong>Ankara</strong> <strong>Büyükelçiliği’nin</strong> kendi vatandaşlarına yönelik güvenlik uyarıları yayımlaması, dikkatlerden kaçmamıştır.</div> <div><strong>Avrupa’daki</strong> saldırılar genellikle tekil hücreler ve radikalleşmiş bireyler üzerinden yürütülürken, <strong>Türkiye’deki</strong> eylemler sistematik, eş zamanlı ve doğrudan devletin güvenlik mimarisini hedef alan bir nitelik taşımıştır. Bu nedenle bazı uzmanlar, <strong>10 Ekim 2015</strong> ve <strong>17 Şubat 2016</strong> saldırılarının faillerini yalnızca örgütsel düzlemde aramanın eksik bir okuma olacağını, “<strong>dost görünen düşman unsurlar”ın</strong> da bu denklemin içinde değerlendirilmesi gerektiğini dile getirmiştir.</div> <div>Sonuçta <strong>Avrupa</strong>; terörü daha çok toplumsal kırılma ve iç siyaset üzerinden yaşarken <strong>Türkiye,</strong> terörü doğrudan sahada, sınırlarının hemen ötesindeki savaşın uzantısı olarak deneyimlemiştir. Bu fark, <strong>Türkiye’yi</strong> yalnızca bir “<strong>hedef</strong> <strong>ülke</strong>” değil, aynı zamanda terörle fiilen savaşan bir cephe ülkesi hâline getirmiştir.</div> <h3><span><strong>Suriye’deki saldırı DEAŞ tehdidi üzerinden algı inşası mı?</strong></span></h3> <div><strong>Suriye’de</strong> kısa süre önce <strong>ABD</strong> askerlerine yönelik gerçekleştirilen ve <strong>DEAŞ</strong> bağlantılı olduğu açıklanan saldırı, örgütün sahada hâlen tehdit oluşturduğunu yeniden gündeme taşıdı. Saldırının ardından <strong>Washington</strong> yönetimi ve <strong>Batılı</strong> çevreler, <strong>Suriye’deki</strong> “<strong>asıl güvenlik riskinin DEAŞ olduğu</strong>” vurgusunu öne çıkardı.</div> <div>Ancak bazı güvenlik uzmanları ve bölgeyi yakından takip eden analistler, bu saldırının yalnızca terör eylemi olarak okunmaması gerektiğini savunuyor. Bu değerlendirmelere göre, söz konusu saldırı; <strong>CIA</strong> ve diğer <strong>Batılı</strong> istihbarat servislerinin, <strong>Suriye</strong> sahasında <strong>PKK/YPG/SDG</strong> yapılanmasının değil, <strong>DEAŞ’ın</strong> temel tehdit olduğu yönünde bir algı oluşturmak amacıyla kullandığı bir enstrüman da olabilir.</div> <div>Bu yaklaşım, <strong>ABD’nin</strong> <strong>Suriye’deki</strong> askerî varlığını ve <strong>PKK/YPG/SDG</strong> ile yürüttüğü iş birliğini meşrulaştırma çabasının bir parçası olarak yorumlanıyor. Dolayısıyla saldırı, sadece sahadaki bir terör olayı değil; algı yönetimi, stratejik önceliklerin yeniden tanımlanması ve müttefiklere verilen mesajlar açısından da dikkatle ele alınması gereken bir gelişme olarak görülüyor.</div> <h3><span><strong>PKK sonrası yeni tehdit DEAŞ/IŞİD üzerinden kurgulanıyor!..</strong></span></h3> <div><strong>PKK’nın</strong> silah bırakma süreciyle birlikte <strong>Türkiye,</strong> yeni bir eşiğe girerken, sahada farklı bir tehdidin yeniden güncellendiği görülüyor. <strong>El Kaide</strong> ve <strong>IŞİD</strong> benzeri radikal cihatçı yapıların tekrar gündeme taşınması, “<strong>Terörsüz</strong> <strong>Türkiye</strong>” hedefinden rahatsız olan uluslararası sömürgeci güçlerin başvurduğu yeni bir denkleme işaret ediyor. <strong>Suriye’de</strong> <strong>ABD</strong> askerlerine yönelik son saldırı da bu çerçevede rastlantısal bir güvenlik olayı değil, mesaj içeren bir hamle olarak değerlendirilebilir.</div> <div>Bu çevreler, <strong>DEAŞ</strong> üzerinden hem <strong>Türkiye’nin</strong> iç ve dış güvenlik düzenini aşındırmayı hem de <strong>PKK</strong> sonrası oluşan yeni dengeyi bozmayı hedefliyor. Ancak terörün doğası gereği bu yaklaşım bumerang etkisi yaratma potansiyelinde. Terörü araçsallaştıranlar, bunun kendilerine de dönebileceğini, devekuşu misali görmezden geliyor.</div> <div>Bu risk yalnızca <strong>Türkiye</strong> ile sınırlı değil. <strong>Avrupa</strong> başta olmak üzere <strong>İngiltere</strong>, <strong>ABD</strong> ve <strong>Rusya</strong>, önümüzdeki dönemde benzer terör saldırılarıyla yüzleşebilir. Özellikle <strong>Ukrayna-Rusya</strong> savaşı sürecinde her iki ordunun saflarında yer almış, silah ve çatışma tecrübesi edinmiş radikal unsurların, <strong>Avrupa’ya</strong> döndüklerinde yeni terör dalgalarının tetikleyicisi olması ihtimali küçümsenmemelidir.</div> <div><strong>Türkiye</strong> için başlayan bu yeni dönem, sadece bir “<strong>terörsüzleşme</strong>” süreci değil; aynı zamanda radikal cihatçılık üzerinden kurgulanmak istenen küresel güvenlik senaryolarına karşı da ciddi bir sınavdır.</div> <div><strong>Türk</strong> milletinin ve <strong>Türk</strong> devletinin güvenliğine yönelik her türlü iç ve dış tehdit, kaynağı ve yöntemi ne olursa olsun, hedeflenen sonuçlara ulaşamadan zamanında tespit edilip etkisiz hâle getirilecektir. Umuyorum ki, devletin sahip olduğu kurumsal kapasite, güvenlik birimlerinin sahadaki tecrübesi ve milletin ortak iradesi sayesinde, <strong>Türkiye’nin</strong> birliğini, bütünlüğünü ve huzurunu hedef alan hiçbir girişime müsamaha gösterilmeyecektir.</div> <div>Arkadaş! Yurduma alçakları uğratma sakın,</div> <div>Siper et gövdeni, dursun bu hayâsızca akın.</div> <div>Doğacaktır sana vadettiği günler Hakk'ın,</div> <div>Kim bilir, belki yarın belki yarından da yakın.</div> <div>.</div> <div><strong>Ömür Çelikdönmez, dikGAZETE.com</strong></div> <div>омюр челикдёнмез, Дикгазете</div> <div><strong>Seçilmiş Kaynakça</strong></div> <div><span><strong>https://www.dikgazete.com/yazi/n-a-6679.html</strong></span></div> <div>https://www.arabnews.com/node/2626217/middle-east</div> <div>https://www.theguardian.com/world/2007/feb/17/turkey.alqaida</div> <div>https://www5.tbmm.gov.tr/develop/owa/genel_kurul.cl_getir?pEid=104319</div> <div>https://www.consilium.europa.eu/en/policies/sanctions-against-terrorism/</div> <div>https://www.mfa.gov.tr/turkiye_nin-yabanci-terorist-savascilarla-mucadelesi.tr.mfa</div> <div>https://edition.cnn.com/2016/06/30/europe/turkey-istanbul-ataturk-airport-attack/</div> <div>https://kafkassam.com/abd-buyukelciligini-hedefleyen-teror-istihbarati-mit-kaynakli-mi.html</div> <div>https://tr.euronews.com/2024/06/26/ankara-gar-saldirisi-davasi-durusma-1-temmuza-ertelendi</div> <div>https://www.straitstimes.com/world/middle-east/istanbul-airport-attack-toll-rises-to-45-as-child-dies</div> <div>https://t24.com.tr/haber/jandarmadan-isid-uyarisi-yilbasinda-teror-saldirisi-gerceklestirilebilir,1285339</div> <div>https://www.al-monitor.com/originals/2025/12/us-carries-out-large-scale-retaliatory-strikes-against-isis-syria</div> <div>https://abcnews.go.com/International/turkey-identifies-suicide-bombers-istanbul-airport-attack/story?id=40274048</div> <div>https://gazeteoksijen.com/dunya/suriyede-abd-askerlerine-saldiri-2-abd-askeri-ve-1-abd-vatandasi-oldu-259520</div> <div>https://www.aa.com.tr/tr/gunun-basliklari/merasim-sokaktaki-teror-saldirisina-iliskin-iddianame-hazirlandi/696000</div> <div>https://www.timesofisrael.com/liveblog_entry/turkey-arrests-al-qaeda-man-linked-to-2003-bombings-of-synagogues/</div> <div>https://www.nytimes.com/2016/06/30/world/middleeast/turkey-a-conduit-for-fighters-joining-isis-begins-to-feel-its-wrath.html</div> <div>https://www.cumhuriyet.com.tr/turkiye/jandarma-dan-ankara-ve-istanbul-icin-teror-uyarisi-isid-yeni-yil-nedeniyle-teror-saldirisi-gerceklestirebilir-2463504</div> <div></div> <div></div>