USD 0,0000
EUR 0,0000
USD/EUR 0,00
ALTIN 000,00
BİST 0.000

Kim bilir nerede, nasıl, kaç yaşında?

Kim bilir nerede, nasıl, kaç yaşında?
31-07-2023

KİM BİLİR NEREDE, NASIL, KAÇ YAŞINDA?

Yaş otuz beş! yolun yarısı eder.

Dante gibi ortasındayız ömrün.

Delikanlı çağımızdaki cevher,

Yalvarmak, yakarmak nafile bugün,

Gözünün yaşına bakmadan gider.

Cahit Sıtkı Tarancı’nın “Otuz Beş Yaş” şiiri, Türk Edebiyatının kült şiirleri arasında yer alıyor.

Şiirlerinde zamanın karşı konulamayan akışı ve ölümün üstünlüğü temalarını da hayatın ve aşkın güzelliğini de çok sık vurgulayan Tarancı, kendine özgü bir şiir geliştirerek dönemin en çok okunan şairlerinden biri olmuştur.

Zamanın hızlı geçişi ve ölümün ansızın gelişi, otuz beş yaş şiirinde ana temadır.

Şiir şu mısralarla son buluyor:

Neylersin ölüm herkesin başında.

Uyudun uyanamadın olacak.

Kim bilir nerde, nasıl, kaç yaşında?

Bir namazlık saltanatın olacak,

Taht misali o musalla taşında.

Yaş 75 Yolun Yarısı” isimli kitabı ilk gördüğümde, kapağı ve ismi dikkatimi çekmişti.

Yazarı, o sıralar 75 yaşında olan ünlü gazeteci Ertuğrul Akbay’dı.

Arka kapaktaki baş aşağı barfiks çeken adam fotoğrafındaki kişi de kendisiydi. Kapakta şunlar yazıyordu:

- Bu fotoğrafta photoshop yoktur. Yıl 2013

- Takıntılardan kurtulmanın ve mutluluğu bulmanın yolları.

- Kansere karşı neler yemeli ve nasıl yaşamalı?

- 50 yaşımdan sonra boyumu 12 cm uzattım.

- Fiziksel ve ruhsal yönden nasıl güçlü olunur?

- İlaçsız ve ameliyatsız bel fıtığımı ve menisküsümü nasıl iyi ettim?

- En az 100 yıl sağlıklı yaşamanın sırrı

Kitabın ön sözünde, yarım asırlık gazetecilik hayatında, neredeyse gitmediği ülke kalmadığını ve sağlık konularında farklı kültürlerde yaptığı araştırmalarda öğrendiklerini önce kendisinde uyguladığını anlatıyor, bu tecrübelerinden başkaları da istifade edebilsin diye de bu kitabı yazdığını belirtiyor.

Önsözün sonunda Cahit Sıtkı Tarancı’nın “Yaş Otuz Beş Yolun Yarısı Eder” şiirine de değinmiş ve şöyle bir temenni de bulunmuş:

“Yaş 75 yolun yarısı neden olmasın?”

Her ne kadar ismini fazla iddialı bulsam da Ertuğrul Akbay’ın bu 215 sayfalık kitabının iyi niyetle hazırlanmış olduğunu, çok faydalı bilgiler paylaştığını söyleyebilirim.

Doktoru, 2010 yılında yakalandığı kanser hastalığını yendiğini söyleyince, bu süreçte yaşadığı doğal hayatın olumlu etkilerini de paylaşıyor kitabında.

Fakat ne yazık ki kitabının çıkışından 5 yıl sonra 80 yaşında vefat ediyor.

Ölüm temasına şiirlerinde çokça yer veren Cahit Sıtkı Tarancı’nın dediği gibi “Neylersin ölüm herkesin başında / Kim bilir nerde, nasıl, kaç yaşında.”

Ya da halk arasındaki ifadesi ile “Ecel gelmiş cihane, Baş ağrısı bahane

Aynı durum aslında Cahit Sıtkı Tarancı için de geçerli. Çünkü onun yaptığı “yolun yarısı hesabı” da tutmuyor ve 46 yaşında vefat ediyor.

44 yaşında sağ tarafına gelen felçten sonra uzun süre yürüyemiyor ve konuşamıyor. Ölümüne kadar da konuştuğu kelimeler 15-20 kelimeyi geçmiyor.

Abdülfettah Celali isminde Suriyeli bir göçmenin oğlu olan ve başka bir aileye evlatlık verilen Steve Jobs da bütün milyarderler gibi en az 100 yıl sağlıklı bir şekilde yaşamayı düşünürken, 2011 yılında Pankreas kanseri nedeni ile 56 yaşında hayata gözlerini yumar.

‘Apple’ markasının kurucusu Steve Jobs’a, kendisine büyük bir servet kazandıran ‘iPHONE’ cep telefonlarının sadece ilk 4 modelini görebilmek nasip olur.

Onun ölümünden sonra 10 modeli daha çıkar piyasaya. (En son çıkan en üstün teknolojiye sahip iPhone 14 Pro Max 1 TB’ın satış fiyatı 80.000.-TL’dir ve ülkemizde büyük rağbet görmektedir.)

Steve Jobs, sahip olduğu 8 milyar dolar servetiyle ömrünü biraz daha uzatabilmenin yollarını arar mutlaka. Fakat tedbirin takdiri değiştirmediğinin en bariz kanıtıdır ölüm.

Ölüm konusunda tedbirin takdiri pekala değiştirebileceğini ve hatta takdirin sanıldığı kadar güçlü olmadığını kanıtlamak için elinden geleni ardına koymayan ünlü bilgisayar bilimcisi ve fütürist Ray Kurzweil de bu gün 75 yaşında.

Google’ın teknoloji direktörü olan ve “günümüzün Edison’u” kabul edilen, gelecek tahminlerinin çoğu gerçekleşen bu dahi insan, önceki açıklamalarında 150 yaşına kadar yaşayacağını açıklamıştı.

Fakat son açıklamalarında yolun yarısının ne 35 ne de 75 olduğunu, çünkü “yolun yarısı” diye bir kavramı sona erdireceklerini iddia ediyor.

CHIP dergisinin 17 Mart 2023 tarihli haberine göre ölümsüzlüğe ulaşacağımız tarihi bile açıklamış ve şöyle demiş:

Ölümsüz olmak gibi bir hayaliniz varsa, sadece 7 yıl daha, yani 2030 yılına kadar dayanmanız yeterli.”

Onun bu sözleri, 336 ila 323 arasında Makedonya kralı olan ve Balkanlar’dan günümüz Pakistan’ına kadar uzanan devasa bir imparatorluğa hükmeden Büyük İskender’i akla getiriyor.

Annesinin, çocukluğundan itibaren devamlı yaptığı telkinlerle ilahi bir şekilde doğduğuna, kahramanların ve tanrıların soyundan geldiğine inandırılan Büyük İskender, ölümsüz olduğunu düşündürten muhteşem zaferlerine ve dünyanın yarısına yakın bir coğrafyaya hakim olmasına rağmen, bir savaşta değil de, bir savaşa hazırlanırken ateşlenmesi ve ateşinin düşürülememesi nedeniyle vefat ediyor.

Üstelik henüz daha 30’lu yaşlarının başındayken…

Dönemin filozofu Diyojen, kendisinden bir isteği olup olmadığını soran Büyük İskender’eGölge etme başka ihsan istemem” deme cesaretini göstermişti, fakat 30 yaşında yolun sonuna geleceğini bilseydi bile, bunu söylemeye cesaret edemeyebilirdi.

Hayat, zamanın ve ölümün üstünlüğüne dair örneklerle dolu. Fakat buna rağmen gözlerimiz olduğu halde görmemeyi, kulaklarımız olduğu halde duymamayı ve kalbimiz olduğu halde hissetmemeyi başarabiliyoruz.

Üzülerek söylemeliyim ki cenaze törenleri, dünya işlerinin yoğunluğundan dolayı uzun süre görüşemeyenlerin hasret giderdiği, genellikle futbol ve siyaset konuşulan törenler olmaya başladı.

Mezar kazan kişinin, zamanla olayı fazla kanıksaması ve kendi ölümünün aklına hiç gelmemesi gibi kanıksıyoruz her şeyi.

Daha sağlıklı ve uzun yaşamayı dilememizin ve bunun için çaba göstermemizin bir mahzuru yok elbette.

Hatta bununla mükellefiz.

Biz tedbirimizi almak zorundayız.

Daha iyiyi, daha faydalı ve mutlu bir hayatı hedeflemekten ve bunun için çalışmaktan asla vazgeçmemeliyiz. Fakat bütün bunları, fani olduğumuzu unutmadan yapmamızda fayda var.

Diğer yandan hayatımızın nerede, nasıl ve kaç yaşında sona ereceğini bilmiyor olmamızın da bu hayatı yaşanabilir kılan çok önemli bir unsur olduğu kanaatindeyim.

.

Hüseyin Burak Uçar, dikGAZETE.com

SİZİN DÜŞÜNCELERİNİZ?
Süleyman Kocapınar
Süleyman Kocapınar 9 ay önce
Ustalıkla hazırlanmış güzel bir yazı kaleminize sağlık.
Kadiryuksel
Kadiryuksel 9 ay önce
Anladığım kadarıyla yolun yarısını kimse bilmiyor. Tahminde bulunan da muradını görmeden gidiyor. Şöyle düşününce dünya sınavında iken muaf olduğumuz konulardan olduğu çok açık. Bu sebeple kendi adına zaman kaybetmeden sınavda çıkacağını düşündüğümüz konulara yoğunlaşmak daha isabetli bir karar olacaktır.
Elinize kaleminize sağlık..
Nazan
Nazan 9 ay önce
Hepimizin sayılı bir nefesi var.O an geldiği vakit ne paraya, ne güzelliğe, ne de yaşa bakıyor maalesef.Çok şükürler olsun ki bu yaşımıza sağlıkla geldik.Cenaze törenlerindeki muhabbet benim de hoşuma gitmese de farkında olmadan sohbete dalıyoruz.Sağlıklı yaş almamız dileğiyle...
Yasemin şimşek
Yasemin şimşek 9 ay önce
Hüseyin Bey kaleminize sağlık. Her nefis ölümü tadacaktır önemli olan güzel bir hayat yaşayabilmemiz
Yıldıray Yıldız
Yıldıray Yıldız 9 ay önce
Kaleminize sağlık Hüseyin Bey tebrik ederim
Hüseyin Paslı
Hüseyin Paslı 9 ay önce
Hüseyin Bey, yine çok aydınlatıcı bir yazı olmuş. Allah hepimize hayırlı ömürler nasip etsin inşallah. Elinize sağlık.
Ahmet Reşat SAKARYA
Ahmet Reşat SAKARYA 9 ay önce
Her nefis ölümü tadacaktır, biz iyi insan olup iyilerle beraber olalım, hayat kısa.
İnsan oğlu doyumsuzdur, ibni Sina’nın güzel bir sözü var, bütün arazlar tokluktan doğar diye, ne kadar güzel söylemiş.
Az ye, az uyu, az konuş…güzel reçete, selametle kalın Hüseyin bey, güzel konulara değinmişsiniz yine.
Nurullah
Nurullah 9 ay önce
Müdürüm elinize emeğimize sağlık, N.F.K “şiirinde insan bu su misali Kıvrım kıvrım akar ya” dediği gibi bir menzile doğru koşar adım gidiyoruz, bu süreçte etrafımızda gerçekleşen olaylara verdiğimiz tepkiler ile ya mutlu bir insan ya da mutsuz bir insan oluyoruz . Ya sevap kazanıyoruz ya da günah. İnsan oğlu dünün ölüsü, yarınında doğmamışıdır. Onun için her anımızı son günümüz gibi yaşamak boşa zaman harcamadan edebileceğimiz en güzel duayı, davranışlarımızdaki en iyisini , işimiz de en başarılısını yapmadan görev bitmiş olmaz. Bu fani dünya da hoş bir sada bırakmak dileğiyle sevgiler selamlar…
Eyüp Özcan
Eyüp Özcan 9 ay önce
Elinize sağlık..
Aynı insan ölümsüz olsaydı, ölümlü olmanın çaresini arardı şüphesiz..
Feridun
Feridun 9 ay önce
Hüseyin bey, çok güzel bir konuya değinmişsiniz emeğinize sağlık . Gerçekten yaşadığımız her an ölebileceğimizi unutmadan kalan ömrümüzü sevdiklerimizle dostlarımızla beraber huzur içinde geçirmekte fayda var. Kalan ömrümüz geçmiş yaşantımızdan hayırlı olur inşAllah...
Mesut isen
Mesut isen 9 ay önce
Bazıları ölümsüzlük peşinde bazıları da ölümü bayram bilir.
Rabbim bizide ölümü bayram olarak bilip ona göre hazırlananlar dan eylesin
Rahmi
Rahmi 9 ay önce
Nerede, ne zaman, hangi şartlar altında öleceğimizi bilemiyoruz. Öyleyse ne kadar yaşadığımızdan ziyade kaliteli (kendine ve başkalarına faydalı) yaşamak önemli olan. Bize düşen bu dünyaya neden geldiğimizin farkında olarak nasıl yaşamamız gerekiyorsa öyle yaşamak. Farkında olan 21 yaşında yeni bir çağı bile başlatabilir ve yüzyıllar sonra bile kendinden hayranlıkla bahsedilir. Farkında olmayan ve 68 yaşına gelmiş bir profesör ise yaşarken bile sevimsiz ve nefret edilen biri haline gelebilir (en azından benim tarafımdan). Allah hepimize hidayet nasip etsin.
MUSTAFA
MUSTAFA 9 ay önce
mükemmel.
Nuh
Nuh 9 ay önce
Halbuki ölüm insanlar için en büyük vaizdir. İbret almasını bilene!
Teşekkürler Hüseyin Bey yazı için.
Nuray kıyan
Nuray kıyan 10 ay önce
Çok güzel bir yazı. Teşekkür
Abdurrahman Keskin
Abdurrahman Keskin 10 ay önce
Hüseyin bey, çok güzel yazı olmuş, elinize ,emeğinize ,yüreğinize sağlık…
Ramazan Umut
Ramazan Umut 10 ay önce
Öncelikle ellerinize yüreğinize sağlık…:)

Birbirinden bağımsız birden fazla öyküyü ustaca bir araya getirmek ve bunu samimi anlatıp yüreğe dokunmaktır bu…başka ne diyebilirim.. ❤️????
Mehmet Şakir
Mehmet Şakir 10 ay önce
Kayınvalidemi kaybetmemin üzerine gelen bu yazı yüreğime su serpti.
İbrahim sancar
İbrahim sancar 10 ay önce
Ne güzel mesajlar var. Elinize, emeğinize sağlık Hüseyin Bey.
Sinan Sardal
Sinan Sardal 10 ay önce
Ölüm tarihimizi; genlerimizden gelen iyi veya kötü biyolojik miraslar, yaşarken stres durumunuz, beslenme tercihleriniz, maddi manevi dış faktörler (irade dışı) ve belki de daha bilmediğimiz bir çok unsur belirliyordur diye düşünüyorum. İlahi irade ise bildiğimiz ve bilmediğimiz her unsurun bütünüdür. Hüseyin bey selamlar. Başarılar. Çok iyi gidiyor maşallah.
Cumhur Karasu
Cumhur Karasu 10 ay önce
Ölümden sonrasına da bir sonraki yazınızda değineceksiniz sanırım Hüseyin Bey. Ne kadar yaşadığımız değil, nasıl yaşadığımızdır bizi mutlu ve huzurlu kılan derim ben.
Nigar özel
Nigar özel 10 ay önce
Hayatın gerçekleriyle yüzleştiren yine çarpıcı bir yazı olmuş tebrikler
Fikret  Güneş
Fikret Güneş 10 ay önce
Çok şükür ünlü biri değiliz
aycan nux
aycan nux 10 ay önce
Biz gidiyoruz, aldanmakta fayda yok. Gözümüzü kapamakla bizi burada durdurmazlar; sevkiyat var.
Mümin
Mümin 10 ay önce
Kısa bir makaleyle çok şey anlatmayı başarmışsınız. Yüreğinize sağlık.
Mehmet
Mehmet 10 ay önce
Akıcı yazınız için teşekkür ederim ölüm bir nefes alıp veremediğimizde dünya fani ölüm baki
Mehmet Zeki Aktaş
Mehmet Zeki Aktaş 10 ay önce
Ölümsüz olmak gibi bir hayalim var. Ama hiç bir çabam yok. Güzel yazı emeğinize sağlık
Bülent
Bülent 10 ay önce
İstek hakkımız varsa ileriki yazılarınızdan birinde Ölümün unutulma nedeni hakkında bir analizi merakla bekleriz. Kaleminize sağlık.
Lütfü
Lütfü 10 ay önce
Bir de tersten bakalım. Ölüm olmasaydı ? Dünyamız hangimize yetecekti. Ortalama 50 yıl yaşayan insanların birbirlerini yediği dünyada, ölümsüzlüğün neler getireceğini tahmin bile edemeyiz. Ölmek de bir nimettir kıymetini bilene, Hem ölene, hem de ibret alana…