USD 0,0000
EUR 0,0000
USD/EUR 0,00
ALTIN 000,00
BİST 0.000

Hayatımız bizden ne kadar memnun

Hayatımız bizden ne kadar memnun
27-12-2021

O yıllarda çalıştığım kurumun 2015 yılı Değerlendirme Toplantısına, Motivasyon Konuşmacısı olarak Semih Saygıner’in davet edildiğini öğrendiğimde ayrı bir sevinmiştim. Buna sebep, çok başarılı bir insan olmasının, defalarca Türkiye ve Dünya Şampiyonu olmasının yanında, ikimizin de aynı şehrin ve birkaç yıl farkla aynı dönemlerin çocukları olmamızdı. 

O daha 80’lerde “efsane” olmuştu ve zirvedeki konumunu bu günlere kadar sürdürmeyi başarmıştı. 

Kazandığı kupalar ve aldığı ödüllerin listesi çok uzundu. Daha 14 yaşında iken bir trafik kazasında anne ve babasını kaybeden Semih Saygıner’in sıra dışı hikayesi, uğruna bir dönem garsonluk yaptığı bilardoya, spor olarak bakılmayan ve küçümsenen yıllarda başlamıştı. O yıllarda henüz bir federasyon bile yoktu. 

Üniversitelerden ve özel kuruluşlardan konuşmacı olarak bir çok davet almaya başlayınca hikayesini çok daha etkileyici hale getiren bir sunum hazırlamış ve içinde yer alan yöneticilik ve liderlik konularını dinleyenlere bir “Stand Up” tadında sunmayı başarmıştı. Çünkü her zaman yaptığı gibi işine çok sıkı hazırlanmış, diksiyon, lehçe ve oyunculuk dersleri bile almıştı. 

Federasyon ile sorun yaşadığı ve kariyerini dondurduğunu ilan ettiği dönemde, hayata pozitif bakışını sürdürerek bu Stand Up-Seminerlere ağırlık vermiş ve bu konuda kendisini geliştirerek dizilerde oyunculuk yaptığı bir dönem bile olmuştu. 

Bize yaptığı Motivasyon Konuşmasının bazı replikleri, uzun zaman yönetici arkadaşlar arasındaki diyaloglara konu oldu.

Ülkemizdeki lehçelere hakimiyeti, insan ilişkilerine yaklaşımı, yaşadığı sorunları çözme ve engelleri aşma yöntemleri ve tüm bunlara kattığı mizah hepimizi çok etkilemişti.

Çeşitli mecralar tarafından defalarca yılın sporcusu da seçilen Semih Saygıner bu gün 57 yaşında ve yine bir dünya şampiyonu olmanın gururunu yaşıyor. Çünkü bu ay içinde Mısır’da yapılan “3 Band Dünya Kupası”nda yine Şampiyon oldu. 

Gençlik Ve Spor Bakanımızın da bir mesaj yayınlayarak kutladığı, İstiklal Marşımızın dinletilmesinde ve Ay-yıldızlı al bayrağımızın dalgalandırılmasında 7. kez emeği geçtiği için tebrik ettiği bu milli sporcumuz, dünya bilardo camiasında “Mr Magic” ve “The Turkish Prince” lakaplarıyla anılıyor. 

Üstelik kendi adı ile bilardo literatürüne geçmiş 42 özel vuruş tekniği bulunuyor. 

Dünyada ülkemizi hem kişiliği, hem başarıları ile çok iyi temsil eden bir sporcumuz olarak Bilardo FederasyonununMilli Gururlarımız” listesinde de ilk sırada. 

Bizim toplantımıza katıldığında, 2007 yılında Federasyondaki Liyakatsiz Yönetim ile yaşadığı problemler nedeni ile kariyerini dondurmuş olduğundan ve tam 7.5 yıl ara verdiği bilardoya değişen Yönetim ile geri döndüğünden bahsetmişti. 

Oyunu çok çalışan kazanır” diyerek yine çok çalışacağını ve yeniden dünya şampiyonu olmak için kendisine söz verdiğini belirtmişti. 

Yakın zamandaki bir röportajında, geri döndükten sonra tekrar şampiyon olana kadar geçen son 7 yılda yaşadığı zorlukları nasıl yendiğini anlattığı bölüm, ayrı bir motivasyon konuşması olabilecek nitelikte.

O bölümleri sizin için şöyle özetledik:

Federasyon Yönetimi değişti ve ben tekrar başladım. 7.5 yıla yakın bir süre geçmişti ve çok şey değişmişti. Kelimenin tam manası ile turnuvalarda fena dayak yedim. 

Oyuncuların sayısı ve kalitesi artmış ve tekniklerde çok değişiklikler olmuştu. Sıfırdan başlamıştım. Sıralamada çok gerilere düştüm. 

Bir uzvunu yitiren insanlar uzun süre o uzvu varmış gibi hisseder ve bazı yanılmalar yaşar, bende aynı durumdaydım ve o günlerdeki bilardo ile bu günlerdeki bilardo arasındaki farkları algılamakta sorun yaşadım. Fakat pes etmedim. 

Gelişmelere adapte olabilmek için sıralamalarda yükselmek ve hatta dünya şampiyonu olmak için kendime format atmam gerektiğini idrak ettim. 

Herkesin kas yapısından, düşünce yapısından ve alışkanlıklarından kaynaklanan bir yürüyüşü vardır, adeta ben 50 yaşımdan sonra yürüyüşümü değiştirdim. 

Tekniklerimi hem değiştirdim hem geliştirdim. Çünkü kendime söz vermiştim. Yaşım kaç olursa olsun ben tekrar dünya şampiyonu olmak istiyordum.

Mr. Magic” ya da namı diğer “The Türkish Prince” 7 yıl önce kendisine verdiği bu sözü, 4 Aralık 2021 tarihinde tutmayı başarır. 1994 yılındaki ilk dünya şampiyonluğundan tam 27 yıl sonra ve 57 yaşında tekrar Dünya Şampiyonu olur.  

Hayata hak ettiği değeri vermekten, yaşlılığa iyi hazırlanmak fakat içindeki çocuğu asla kaybetmemekten bahsediyor; “En Komik Şampiyon” isimli videodaki röportajında. 

Yaşarken bütün algıların açık olmalı, gözün, kulağın, aklın, beynin ve kalbin yaşadığın her şeye değmeli. Her şeyden bir şey öğrenmelisin. Öğrenci olarak ölmeli insan, mezun oldum dememeli. Mezun oldum diyorsa işi bitmiş demektir” diye ekliyor.

Hem o videoyu hem 2012 tarihli “TEDx” konuşmasını izlemenizi tavsiye ediyorum.

Bizim ülkemizde daha derinden hissettiğimizi düşündüğümüz küresel ekonomik krizin ve pandemi sürecinin de etkisi ile hayatından memnun olmayanlarımızın sayısında önemli bir artış var. 

Yapılan bir araştırmaya göre her iki gencimizden biri hayatından memnun değil ve ülkesini “yaşanmaz” buluyor. Bu durum, yurt dışına göç eden ve veya göç etmek isteyen gençlerimizin sayısında da önemli bir artışa neden oluyor.

Haklı olduğumuz konular var muhakkak. 

Şartlar her geçen gün daha da zorlaşıyor. Fakat hayat bize şu soruları sorsa nasıl cevap verirdik, bir düşünmekte fayda var:

- Günlerimizin, saatlerimizin ve hatta ”şimdi”nin hakkını vererek mi yaşıyoruz?

- Vaktimizi “doğru işlere” ve “hak eden kişilere” mi ayırıyoruz? 

- Yeterince bildiğimizi düşünüp kendimizi geliştirmekten ve öğrenmekten vaz mı geçtik?

- Acısı gramla ölçülen “disiplin” yerine, acısı tonla ölçülen “pişmanlığı” mı seçtik?

- Bir konuda çok iyi olmayı, yaptığımız işin şampiyonu, ya da “en iyisi olmayı” istedik mi? Ve bunun için gereken zamanı ayırdık mı?

- Uzaklaşan, kaçan, terk eden olmak yerine “ait olduğu yeri güzelleştiren” olmayı düşündük mü?

- 57 yaşında şampiyon olunabildiğini, sağlık olduktan sonra hiçbir şey için geç kalınmadığını ve yaşımızı bahane edemeyeceğimizi idrak edebildik mi?

Eğer bu sorulara müspet cevaplar veremezsek gittiğimiz hiçbir yer bizi mutlu edemeyecektir.

Bu sorulardan önce genellikle, hayatımızdan ne kadar memnun olduğumuz” sorusu gündeme gelmektedir. Oysa Dünya Şampiyonumuzun hikayesini ve zorluklar karşısında pes etmemiş insanlarımızın hikayelerini düşünürsek, kanaatimizce sorulması gereken asıl soru belki de şudur:

-Hayatımız bizden ne kadar memnun?

.

Hüseyin Burak Uçar, dikGAZETE.com

SİZİN DÜŞÜNCELERİNİZ?
Fikret
Fikret 5 ay önce
Ellerinize sağlık güzel bir yazı ve motivasyon
Rahmi
Rahmi 5 ay önce
57 ye az kaldı, hâlâ (herhangi bir konuda) şampiyon olmak için umudum var. Semih Saygıner umutvar olmayı hatırlatmış bize. Ancak çalışmadan umut etmek boş hayalden öteye geçmez.
Nuh
Nuh 5 ay önce
Bu tarz başarı hikayeleri hayata tutunma anlamında müthiş motivasyon sağlıyor. Paylaştığınız için teşekkür ederiz Hüseyin Bey
anu
anu 5 ay önce
Gerçekten de insanı motive eden bir hikaye. Size de bu hikayeyi bizimle paylaştığınız için teşekkürler. Kaleminize sağlık.
Selma Köroğlu
Selma Köroğlu 5 ay önce
Aslında gençlerden ziyade bizler orta yaşlardaki insanlara bir motivasyon yazısı olmuş sağlığımız yerindeyse hayallerimizi gerçekleştirmek için hiçbir engel yoktur teşekkürler Hüseyin bey yine faydalı düşündüren bir yazı olmuş
Hüseyin Paslı
Hüseyin Paslı 5 ay önce
Yine muhteşem bir yazı. İçinde bir çok manşet barındırıyor. İnsan, kendi kapasitesinin sınırlarını bilmeden yaşıyor. Bunun ayırdına varanlar fark yaratıyor.
En büyük israf kapasitesinin çok altında kalan insandır diye düşünüyorum. İnsan bu israftan kurtulur ve bu potansiyeli tüm insanlığın faydasına kullanırsa çok daha yaşanılabilir bir dünyaya sahip olabiliriz.

Elinize, zihninize ve emeğinize sağlık.
Çok faydalandığım bir yazı daha olmuş.
Teşekkür ederim.
Nurullah Şahin
Nurullah Şahin 5 ay önce
Öncelikle Selamün aleyküm. Elinize sağlık tam bir motivasyon yazısı olmuş. İnsanımız kendine rahat bir konfor alanı oluşturmak için uğraştığı zamanda(çalış para biriktir emekli olunca onu ye) diye düşünürken. İnsanımız daha da ileriye gitmiş çalışmadan üretmeden kazanma yoluna gitmiş. Gençlerin çoğu borsa ve kripto para piyasasında emeksiz kazancı tadınca neden okusun, çalışsınki. Emek ve süreklilik nedir neden böyle şeyler ile uğraşsınki işin kolayı varken bu algı malesef iliklerimize kadar işletiliyor. Sonunda kaybeden bulunduğu yeri beğenmeyip daha az çalışma ile daha çok kazandıran yerler arama derdine düşüp ülkesine bile sırtını dönen insanlar ortaya çıkıyor. Bu yazı hepimiz için bir dürtü oluşturmuştur kanısıyla elinize sağlık Allah'a emanet.
Mesut İsen
Mesut İsen 5 ay önce
Başarıya giderken başarmış kişilerin yöntemlerini de takip edip kendi emeğini katarak güzel yerlere ulaşmak mümkün .Elinize sağlık yine güzel bir yazı olmuş
Eyyüp YILMAZ
Eyyüp YILMAZ 5 ay önce
Hüseyin Bey dimağına sağlık. Yazıyı okuduktan sonra kendimi çok iyi hissettim.
Selda Erkan
Selda Erkan 5 ay önce
Hep şikayet etmesek gerçekten biraz daha çaba göstersek gerçekten her işimiz ve hayatımız çok daha iyi olur.. teşekkürler Hüseyin bey kaleminize sağlık.
Haleti Ruhiye
Haleti Ruhiye 5 ay önce
Soralım bakalım, hayatımızın ve kainatın sahibi Yüce Allahımıza, bizden ne kadar memnun?
Yıldıray Yıldız
Yıldıray Yıldız 5 ay önce
Semih Saygıner bir dünya markası, çok çalıştı inandı bütün zorluklara göğüs gerdi ve istediğini aldı ve dünya şampiyonu oldu.Bende Bir Türk Vatandaşı olarak tebrik ediyorum başarıların devamını diliyorum.Esas mesele şu bence ; istemek inanmak ve her şeye rağmen çok çalışmak.Hüseyin bey tebrik ederim güzel bir yazıyı kaleme almışsınız kıssadan hissemizi aldık????
Abdurrahman Keskin
Abdurrahman Keskin 5 ay önce
Semih Saygın’erin, İstanbul fındıkzadede bilardo salonu vardı (1990) bilardo oynamaya gittiğimizde seyrederdik, o zaman henüz tanınmamıştı.Tebrik ediyorum.
Hüseyin bey, sizin de kaleminize ve yüreğinize sağlık.Başarılar dilerim.
Feridun
Feridun 5 ay önce
Hüseyin Bey, her zamanki gibi çok önemli bir konuyu kaleminize almışsınız. Kesinlikle sürekli öğrenmeye gelişmeye açık olmamız yaptığımız her işte ve yaşantımızda her zaman en iyiyi başarabilmek için çok çalışmamız gerekiyor. Birde en önemlisi ülkemizi çok sevmemiz sahip çıkmamız ve geliştirerek bizden sonra gelecek nesillerimize bırakmamız gerekiyor. Nasıl ki Atalarımız bizlere bu güzel Vatanımızı Türkiyemizi bıraktıysa...Ben oldum dediğimiz an bittiğimiz andır!
Ümit
Ümit 5 ay önce
Günümüz gençlerin okuması gereken bir yazı. Elinize sağlık güzel bir yazı olmuş
Volkan Bayri
Volkan Bayri 5 ay önce
Bizim jenerasyonun, kahvehanelerin bodrum katlarında başlayan bilardo hikâyesinin, inanç, disiplin ve başarı ile taçlanmış en güzel halidir, Semih Saygıner. ????????????
Lütfü
Lütfü 5 ay önce
Ne biz hayattan memnunuz be hayat bizden ????
Ama semih saygıner in Sakaryaspor forması tanıtımı için para istediği günden beri fikirlerim sabit, hikayesi değiştirmedi düşüncelerimi,
Hakan Fındık
Hakan Fındık 5 ay önce
Hüseyin Bey, süper bir yazı, inanılmaz bir son. Hayatımızı bizden memnun etmek insanın kainattaki ana gayesi… Semih Saygıner üstat ise gerçekten saygıyı hak ediyor.
Fatih TUNCA
Fatih TUNCA 5 ay önce
Güzel bir yazı ve doğru tespitler ancak gençlerimizin mutsuz olmasında ve ülkesini yaşanmaz olarak görmesinde sanki başkalarının da payı var, yöneticiler gibi. Her şeyi yaptığı halde ülkesinde mutsuz olup, gittiği ülkede çok daha rahat, refah içinde ve mutlu yaşayanlar da azımsanmayacak kadar fazla...
Ahmet Reşat SAKARYA
Ahmet Reşat SAKARYA 5 ay önce
Hüseyin bey merhaba, çok akıcı ve sürükleyici bir yazıyı kaleme almışsınız, çok zevkle okudum. Teşekkür ederim.
Mehmet Zeki Aktaş
Mehmet Zeki Aktaş 5 ay önce
Güzel bir çalışma
Muammer Aynaci
Muammer Aynaci 5 ay önce
Semih sayginer gerçekten kendini geliştirmesi olsun ama en önemlisi azmin zaferi .İnsan hayatı boyunca kendine bir hedef belirlemeli hedefi olmayanın geleceği ve bir yolu olmaz .
Timur
Timur 5 ay önce
Gerçekten ibret alınması gereken biri Semih Saygıner
Nigar Özel
Nigar Özel 5 ay önce
Hayatta nefes alındığı sürece herzaman umut vardır ve insan isterse haeryi başarır o yüzden mücadeleyi bırakmak ve bunu çocuklarımıza da öğretmek gerek bence misal ben 38 yaşımdan sonra 3.dilim olan Arapcayi öğrenmeyi ve Kuranı anlamayı amaç edindim ve 5yıl sonunda hedefime ulaşmak üzereyim herkes bir.hedef belirlemeli ve ona koşmali durmak yok yola.devam yazı çok ilham verici tebrikler
Cumhur Karasu
Cumhur Karasu 5 ay önce
Şimdinin hakkını şimdi vermek gerek.