<h3>HATAY'I PARSEL PARSEL SATTILAR! MI?</h3> <div><strong>Büyük</strong> <strong>İsrail</strong> <strong>Projesi’ni</strong> duymayanınız yoktur; <strong>Büyük</strong> <strong>Ortadoğu</strong> p-<strong>Projesi’ni</strong> de artık duymayan kalmamıştır diye zannediyorum. Bir de <strong>Filistin</strong> <strong>meselesi</strong> var onunu da kamuoyu biliyor. Hani, aralarında topraklarını satanlar yüzünden <strong>bir</strong> <strong>milletin</strong> başına gelenler, mevzu bu!</div> <div><strong>Depremin</strong> zor günlerinde kimi ‘Twitter’ hesaplarının profilinde <strong>Türkiye</strong> ve <strong>İsrail</strong> <strong>bayrakları</strong> birlikte dalgalandırılırken, <strong>deprem</strong> <strong>arama</strong> <strong>kurtarma</strong> çalışmaları için <strong>Türkiye'ye</strong> gelen <strong>İsrailli</strong> <strong>ZAKA</strong> ekibinden kurtarma görevlilerinin, ‘<strong>tarihi</strong> <strong>Tevrat'ı</strong> <strong>Türkiye'nin</strong> izni olmadan <strong>İsrail'e</strong> götürdükleri gerçeği ortaya çıktı!</div> <div>Kim bilir ülkeden daha neler neler götürdüler! Zira <strong>İsrail</strong> <strong>Arama</strong> <strong>Kurtarma</strong> <strong>Ekibi,</strong> <strong>Türkiye'ye</strong> gelmeden önce gerek <strong>İsrail</strong> haber sitelerinde gerekse <strong>İsrail'in</strong> resmi kanallarında <strong>ekibin</strong> <strong>bazı</strong> <strong>elemanlarının</strong> <strong>yüzleri</strong> <strong>blurlanmış</strong> <strong>şekilde</strong> servis edilmişti!</div> <div></div> <div>Bana kalırsa bu <strong>yüz</strong> <strong>blurlama</strong> işi bir dikkat dağıtımı operasyonuydu ama neyse, bu mesele ayrı.</div> <div>Bilindiği üzere halkımız biraz duygusaldır. Çok kolay da <strong>dostluk</strong>, <strong>kardeşlik</strong>, <strong>barış</strong> kelimeleri ile aldanmayı ister! Hele hele kötü bir olay olduğunda <strong>yardım</strong> <strong>eli</strong> uzattığını gösteren bir kişinin <strong>başka</strong> <strong>planları</strong> <strong>olabileceğini</strong> söyleyeni <strong>linç</strong> etmeyi de sever. </div> <div>Aklımız biraz sonradan gelir ama iş işten geçer!</div> <div><strong>İsrailli</strong> <strong>ZAKA</strong> ekibi, <strong>Tevrat</strong> <strong>kaçırma</strong> <strong>operasyonunu</strong> yaparken, en yakın zamanda bu ‘<strong>Tevrat'ı</strong> geri getireceklerine dair de söz vermişlerdi. </div> <div>Gerçekten de daha sonra aldıkları tepki sebebiyle eski tomarı <strong>İstanbul'da</strong> bir hahama teslim ettiklerini söylediler. Acaba hangi <strong>Hatay'a</strong> ne zaman teslim edecekler? </div> <div>Zira <strong>Hatay</strong> için <strong>uluslararası</strong> <strong>projeler</strong> şimdiden devrede!</div> <div>Öyle bir <strong>Hatay Belediye Başkanı</strong> düşünün ki şehrinin neredeyse tamamı harap ve on binlerce insanın bedeni göçük altında, cenazeler <strong>kaldırılmamış</strong> ancak <strong>Hatay</strong> için bir <strong>reklam</strong> <strong>videosu</strong> çekerek "<strong>Karbon ayak izi”</strong>nden bahsedebiliyor!</div> <div></div> <div>Böylesine bir felaketin ve büyük ihmallerin sonucunda ortaya çıkan bu acı tablonun ardından, ilk çekilecek videonun içeriğinde "<strong>Karbon ayak izi</strong>" olması <strong>Maraş,</strong> <strong>Antep</strong> ve <strong>Hatay'da</strong> cinayeti işleyenlerinin '<strong>Parmak</strong> <strong>izi’ne</strong> ulaştığımız anlamına gelir!</div> <div>Oysa <strong>karbon</strong> <strong>ayak</strong> <strong>izi</strong>, <strong>iklim</strong> <strong>değişikliği</strong> <strong>bahanesi</strong> ile insanın şimdiye kadar elde ettiği <strong>beden</strong> <strong>hürriyeti</strong> de dahil, <strong>evrensel</strong> <strong>insan</strong> <strong>haklarına</strong> girmiş <strong>hakların</strong> <strong>gasp</strong> edilmesidir!</div> <div>İstenilen şey, gerektiğinde <strong>yediğine</strong>, <strong>içtiğine</strong> dahi dünyayı kurtarmak bahanesiyle <strong>yasak</strong> getirebilen ve <strong>24 saat gözetlenen bir köle insan</strong> modeli.</div> <div>Bunun konumuzla ne alakasının olduğu bir soru sorabilirsiniz. Ama <strong>tasarlanan bu yeni dünya düzeninin</strong> kabul görmesi için <strong>bir takım</strong> <strong>merkezlerin</strong> ele geçirilmesi şart. </div> <div>Kendileri haricinde <strong>diğerlerini</strong> <strong>köle</strong> olarak gören bir kadro, <strong>manevi</strong> <strong>merkezler</strong> üzerinden <strong>bir</strong> <strong>plana</strong> girişmiş! </div> <div><strong>Hatay</strong> da bu planın içinde.</div> <div><strong>Modern</strong> <strong>büyük</strong> <strong>İsrail</strong> haritasını göreniniz çoktur.</div> <div>Hani şu <strong>Türkiye'nin</strong> <strong>Güneydoğu</strong> <strong>Bölgesi'nin</strong> haritanın içerisinde yer aldığı görsel. </div> <div>Haritayı böyle gösterince ve ismine de büyük İsrail deyince bunun mümkün olmadığını düşünmek daha gerçekçi geliyor!</div> <div></div> <div>Haklısınız!</div> <div>Çünkü <strong>bu</strong> <strong>harita</strong> sadece yem!</div> <div>Artık bu toprakları <strong>Yahudilere</strong> <strong>Yahova</strong> değil, <strong>Yahudiler</strong> içerisinde <strong>Musevi</strong> gibi görüben ama <strong>BAAL’e</strong>/ <strong>İŞTAR'a</strong>/ <strong>PAGAN</strong> <strong>TANRILARA</strong> inanan bir <strong>kadro</strong> vaadediyor.</div> <div>Yani anlayacağınız <strong>Yahudiler</strong> de <strong>başka tür bir fetih için maşa</strong> olarak kullanılıyor!</div> <div>“<strong>Vadedilmiş</strong> <strong>Topraklar</strong>” demişken; <strong>Tevrat'ın</strong> kimi yorumcuları açısından <strong>Toroslar,</strong> kendi <strong>kutsal</strong> topraklarının sınırları içerisinde yer alıyor. </div> <div><strong>Hatay</strong>, <strong>Antep</strong>, <strong>Urfa</strong>, <strong>Diyarbakır</strong> gibi yerler ise <strong>direkt</strong> olarak <strong>onlara</strong> <strong>ait</strong> olarak görünüyor. Elbette burada kullanılan kartlardan biri de <strong>Kürdistan</strong> ideali!</div> <div>Bu arada hatırlatmakta fayda var ki <strong>Hz</strong>. <strong>Davut'un</strong> <strong>Krallığı</strong> bölündüğünde ikiye ayrılmıştı: <strong>İsrail</strong> ve <strong>Yahuda</strong> devleti. </div> <div><strong>İsrail</strong> <strong>Devleti</strong> tamamen <strong>BAAL</strong> <strong>PUTUNA</strong> ibadet eden bir devlet idi.</div> <div>Bilmem anlatabildim mi?</div> <div>Üstelik <strong>Yahuda</strong> <strong>Devleti</strong> yıllarca bu devletle savaşmıştı!</div> <div><strong>Baal'e</strong> <strong>tapınanlar</strong>, o günden bugüne hiç boş durmuyor. </div> <div><strong>İsrail</strong> <strong>Devleti</strong> adı altında düşündükleri <strong>proje,</strong> kesinlikle <strong>Yahova'ya</strong> <strong>inanan</strong> <strong>Yahudilerin</strong> projesi değil. </div> <div>Bu proje, <strong>Hz</strong>. <strong>İbrahim'in</strong> dinini, sunaklarında <strong>insan</strong> kurban edilen <strong>BAAL</strong> <strong>putu</strong> ile takas ettirme projesi.</div> <div>Bundan dolayıdır ki <strong>6 Şubat, saat 04.17</strong>'de yüksek ihtimalle <strong>yapay</strong> <strong>olarak</strong> <strong>tetiklenen</strong> bu <strong>deprem</strong>, aynı zamanda onlar için <strong>Baal</strong> <strong>putu</strong> adına bir <strong>kurban</strong> <strong>sunusu</strong> hükmünde idi!</div> <div></div> <div>Ve öyle görünüyor ki <strong>2020</strong>'den itibaren gerek ülkemizde gerek dünyada <strong>tek</strong> <strong>göz</strong> <strong>sembolünün</strong> çok fazla görülmesi ve <strong>666</strong> <strong>vurguları</strong> bu <strong>ritüelin</strong> bir parçasıydı!</div> <div>Tekrar <strong>Hatay</strong> ilimize dönelim; ben de gayet iyi biliyorum ki şu anda <strong>Hatay'da</strong> <strong>yabancılara</strong> toprak satılması yasak. Ancak kimi toprakların <strong>2000</strong>'li <strong>yılların</strong> başında <strong>yabancılar</strong> tarafından <strong>satın</strong> <strong>alındığını</strong> ve bu <strong>satın</strong> <strong>alma</strong> <strong>sürecinin</strong> yıllarca devam ettiğini söylesem ne düşünürdünüz?</div> <div><strong>29 KASIM 2008</strong> yılında Yeniçağ Gazetesi'nde bir haber yayınlandı. Haberin başlığı gerçekten çok çarpıcıydı:</div> <div>"<strong>İsrail'in Hatay oyunu!</strong>"</div> <div>Haberde <strong>Tapu Kadastro </strong>eski <strong>Genel Müdür Yardımcısı</strong> <strong>Orhan Özkaya</strong>, <strong>Hatay’da</strong> 2 bin 481 Suriye vatandaşının toprak satın aldığını (DİKKAT!.. O DÖNEMDE HENÜZ SURİYE İÇ SAVAŞI BAŞLAMAMIŞ) ama bu toprakların <strong>İsrail-ABD ortaklı</strong> dev şirketlere satılabileceğini iddia ediyordu.</div> <div><strong>Özkaya</strong>, 2008 yılında uyarıyordu:</div> <div>"<strong>Hatay’da 'nüfus değişimi' yapılmak isteniyor! İleride 'referandum' hayalleri kuruluyor.</strong>"</div> <div><strong>Suriye</strong> henüz <strong>bölünmeden</strong> kurduğu şu cümle daha çarpıcı: </div> <div>"<strong>Amaç Büyük Kürdistan’a Hatay’ı eklemektir. Bunlar Büyük İsrail Projesinin parçalarıdır”.</strong></div> <div>Bu haberden tam <strong>4 sene</strong> sonra bir başka haber, canımızı yakacak derecede rahatsız ediciydi:</div> <div><strong>"Hatay topraklarının yarıdan fazlası son alımlarla birlikte yabancıların eline geçti!"</strong></div> <div>İşin özeti, <strong>Özkaya'nın</strong> uyarısı dikkate alınmadığı gibi, bu uyarı üzerine toprak satımı artmıştı!</div> <div><strong>2012</strong> yılında <strong>Hatay'ın</strong> <strong>yarısının</strong> <strong>satıldığı</strong> haberleri medyaya düşerken <strong>İsrail</strong> de boş durmuyor, <strong>Türk</strong> <strong>Hava</strong> <strong>sahasını</strong> <strong>ihlal</strong> ederek <strong>Hatay</strong> <strong>üzerinde</strong> <strong>keşif</strong> <strong>uçuşu</strong> gerçekleştiriyordu.</div> <div>Emekli <strong>Albay</strong> <strong>Mithat</strong> <strong>Işık</strong>, "İnternete çok tartışılacak bir ses kaydı düştü. Buna göre <strong>İsrail F-15</strong> savaş uçakları 19 Ocak'ta <strong>Hatay</strong> ve <strong>çevresinde</strong> 1 saati aşkın süre <strong>alçak</strong> <strong>seviyeden</strong> <strong>uçuş</strong> yaptı." demiş ve eklemişti:</div> <div>"<strong>Adana'dan kalkan F-16'lara 'vur' emri verilmedi!</strong>"</div> <div>En son <strong>2012</strong> yılında kalmıştık…</div> <div>Gelin şimdi filmi <strong>3</strong> <strong>yıl</strong> daha ileri saralım, <strong>Ahmet Takan</strong>'ın <strong>4 EKİM 2015</strong> tarihli "<strong>Sen de mi Putin?</strong>" başlıklı köşe yazısına ve burada <strong>TSK'da</strong> <strong>yetkili</strong> bir kurmayın <strong>Ahmet</strong> <strong>Takan'a</strong> aktardığı <strong>Hatay</strong> ve <strong>İsrail</strong> üzerine söylediği o çarpıcı sözlere odaklanalım:</div> <div>"<strong>'Biliyor musunuz son yıllarda İsrail'den gelip Hatay'da doğum yapan hanımların sayısını' </strong>dedi. Bu rakamlarda çok büyük artış olduğunun hararetle altını çizdi ve '<strong>Kimse buna dikkat çekmiyor. Gidişat çok vahim</strong>' diye ekledi. Ancak bu kadarını yazmak için müsaade alabildim.”</div> <div><strong>Hatay'ın</strong> ne kadarının <strong>yabancılara</strong> devredildiği ne kadarının onların elinde olduğu mevzusuyla hesap yapmanın bir anlamı olduğunu düşünmüyorum. </div> <div>Burada önemli olan <strong>uluslararası</strong> <strong>sermayenin</strong> ve başta <strong>İsrail'in</strong> <strong>Hatay</strong> <strong>üzerindeki</strong> emellerin hiç bitmemiş olması.</div> <div>Haberler bunu gösteriyor.</div> <div>Ayrıca asıl önemli mevzu <strong>2000</strong>'li yılların başından <strong>2011</strong> yılına kadar işleyen süreçte, <strong>yabancıların</strong> <strong>Hatay'dan</strong> toprak satın almasının ne derece yaygın ve mümkün olduğunun gösterilmesiydi. </div> <div>Herkes <strong>bugüne</strong> odaklandı ancak bugünün felaketi, esasında düne ait!</div> <div>Bu arada, <strong>deprem</strong> <strong>yardımı</strong> bahanesiyle ülkemize gelen <strong>İsrailli</strong> <strong>Zaka</strong> ekibinden bir askerin o ‘<strong>Tevrat'ı</strong> iade edip etmemesi de benim nazarımda önemli değil; <strong>çalmaya</strong> teşebbüs edebilmeleri ve <strong>çalıp götürmeleri</strong>, konuyu anlamak için yeterli!</div> <div>Şu an bildiğimiz <strong>Hatay</strong> yıkıldı ve şehri yeniden inşa etmeyi tasarlayanların <strong>karbon ayak izi</strong> açığa çıktı. </div> <div>Yarın <strong>Hatay</strong> tekrar kurulacak ama ne kadarı gerçek anlamda <strong>bizim</strong> olacak?</div> <div>İşte bu bizim <strong>bilincimize</strong> bağlı!</div> <div>.</div> <div><strong>Erkan Trükten, dikGAZETE.com</strong></div> <div><strong></strong></div>