- 22-08-2026 10:56
- 88
Selim Çoraklı yazdı;
GİDİYORUZ BİRER BİRER!
(Mustafa Verkaya Reisin ardından…)
Başlıkta "birer birer gidenler" derken kimden mi bahsediyorum?
Onlar, bir devre damgasını vuran, genç yaşta vatanları ve milletleri için en değerli varlıkları olan canlarını ortaya koyarak şanlı bir mücadele veren ülkücülerdir.
Herkesin Leylası peşinde koştuğu bir dönemde onlar Mevlaları peşinde koşmuş, ülkeyi saran tehlikeye dur demek için hayatlarının en verimli zamanını, gençliğini feda etmiş yiğitlerdir.
O yiğitler ki vatanı ve milleti koruma uğruna girdikleri cezaevlerini “Taş Medreselere”, “Yusufiyelere” çevirmesini bilmiş, hayatın en ağır yükünü çekmelerine rağmen çektiklerinden hiç şikâyet etmemişlerdi.
O yiğitler bugün bile hala aynı ruh, aynı heyecan ve aynı ülküyle “vatan aşkı, millet aşkı, bayrak aşkı” diyerek davalarına sahip çıkmaktadırlar.
Onların biyolojik yaşları yetmişe, seksene dayansa da ruh yaşları hala 19’dur. Değerli büyüğümüz Orhan Çakıroğlu abimiz bunu teyit etmek için her sohbetinde mutlaka, “Bizim yaşımız besmeledeki harf kadardır. Yani 19’dur. 19 yaşından fazlayım diyeni infaz ederim” diye esprili ve ironik şekilde hatırlatmaktadır.
Orhan abi meseleye ironik ve esprili yaklaşsa da gerçekte de durum böyledir. Tanıdığım 70-80 yaşındaki nice ülkücü abilerimizin 19 yaşındaki gençler gibi hala dipdiri bir dava aşkına ve ruhuna sahip olduğunu görüyorum. (Benim de biyolojik yaşım 66 olmasına rağmen hala kendimi 18 yaşında hissediyorum. Hatta bazen otobüslerde “dayı, amca” diye seslendiklerinde etrafıma bakarak “kime sesleniyorlar” diyorum; sonra bakıyorum ki benden başka kimse yok. Kaporta yaşlı ama ruhum genç. JJJ)
Bu 19 yaşındaki ülkücü yiğitlerden biri de ebedi âleme yolcu ettiğimiz Maraş’ın yiğit evladı Mustafa Verkaya abimizdi. Biyolojik yaşı 72 olmasına rağmen (1954 doğumlu) Mustafa Verkaya abimiz hastaneye yattığı son iki ayı saymazsak gerçekten de yaptığımız bütün toplantılara genç bir delikanlı heyecanıyla katılmış, bizlere abilik yapmış, moral ve motivasyon vermiştir.
Mustafa Verkaya, gençlik yıllarında da kabına sığmayan biriydi. Hergün birkaç ülküdaşımızın şehit verildiği öğrencilik yıllarında “Ülkücü Gençlik Derneği Küçükçekmece Bölge Başkanlığı” yapan Mustafa Verkaya, daha sonra kendinden önce bütün ilçe başkanları öldürülen “Bakırköy MHP İlçe Gençlik Kolları Başkanlığı” görevini de üstlenmiştir. Bu görevi üstlenirken kendisinin de şehit edilme ihtimali çok yüksek olmasına rağmen o asla korkmamış ve bu vazifeyi hakkıyla yerine getirmiştir.
Fatih’in İstanbul’u fethettiği yaş olan 21 yaşında (1975 – 1976) İstanbul Ülkü Ocakları başkanlığı görevini üstlenen Mustafa Verkaya, ülkücü hareketin sembol isimlerinden biri haline gelmiştir.
Mustafa Verkaya, 1970'li yılların sert siyasi çatışma ortamında İstanbul Ülkü Ocakları Başkanlığı yapmış ve dönemin pek çok tehlikeli olayının tam merkezinde yer almıştır. 21 Kasım 1975 tarihinde Beyazıt Meydanı'nda silahlı saldırıya uğrayarak şehit edilen İTÜ öğrencisi İsmail Tığlı'nın cenaze töreninde tabut başında konuşma yapan isim İstanbul Ülkü Ocakları Başkanı sıfatıyla Mustafa Verkaya’dır.
Amerikan uşağı generaller tarafından kotarılan 12 Eylül 1980 darbesinin ardından 17 Ekim 1980'de tutuklanarak cezaevine girdi. MHP ve Ülkücü Kuruluşlar Davası'nda 527 numaralı sanık olarak "İstanbul Bölgesi Bakırköy Sanıkları" arasında yargılandı. 1999 seçimlerinde 21. dönem MHP İstanbul milletvekili seçilerek 2002 yılına kadar TBMM'de görev yaptı.
VERKAYA’NIN AZ BİLİNEN YÖNLERİ...
Şimdiye kadar anlattıklarım Mustafa Verkaya’ya ait herkes tarafından bilinen gelişmelerdi. Ancak onun bir de herkesin bilemediği, en yakın arkadaşlarının ise sık sık gündeme getirdiği ve benimde yakından müşahede ettiğim derin fikri yapısı, hadiseleri çok iyi analiz etme kabiliyeti ve bitmeyen bir azmi vardı. Bu kabiliyetiyle görev yaptığı her dönemde ülkücüler arasındaki birlik ve beraberliği tesis edecek faaliyetlerde bulundu ve bu hususta fikirler ortaya koydu.
Geçtiğimiz yıl Hayrettin Alp reisin Fındıkzade’deki mekânında bir gece boyu yaptığımız sohbette Mustafa abinin memleket meselelerine derin vukufiyetini ve hadiselere yaklaşımındaki feraseti bizzat yakından gözlemledim. O gün Mustafa abi özellikle Ülkücü hareketin okuyan ve yazan kalemlere ihtiyacı olduğunun altını kalınca çizdi. Buna gerekçe olarak da benim de yıllarca tekrarladığım Ülkücü hareketin henüz bir tarihinin yazılmadığını, bununda zikredilen alanın boş bırakılmasından kaynaklandığını özellikle belirtti. Mustafa Verkaya abi, toplantılarımızda çok az konuşmasına rağmen ortaya koyduğu çözüm önerilerinden de hepimiz çok istifade ettik.

Mustafa Verkaya reis, azimli ve idealist biri olarak gençlik yıllarından vefatına kadar istikametini hiç bozmadı. Herkesin değişik gerekçelerle davasını terk ettiği dönemlerde MHP ve Ülkü Ocaklarına bağlılığını dile getirdi. Başbuğ Alpaslan Türkeş’in vefatından sonra da davasına hem vekil olarak hem de bir nefer olarak bağlı kaldı. MHP Genel Başkan Yardımcılığı'ndan ayrıldıktan sonra da partisine, teşkilatına ve liderine hep destek verdi.
2002 yılına kadar sürdürdüğü milletvekilliği döneminde hukuk, millî güvenlik, medya, madencilik, yükseköğretim ve anayasa değişiklikleri başta olmak üzere çeşitli alanlardaki Meclis çalışmalarında yer aldı.
MUSTAFA VERKAYA’NIN FİKİR DÜNYASI...
Gençlik yıllarından itibaren okumaya ve yazmaya meraklı olan Mustafa Verkaya abi, siyasi hayatı boyunca kaleme aldığı yazılarda Türk milliyetçiliği, ülkücülük, milli birlik, milli devlet, ekonomik bağımsızlık, Türk dünyası ve ülkücü hareketin kurumsal yapısının güçlendirilmesi konularını ele alarak derin analizler yaptı.
Mustafa Verkaya'nın fikir dünyası ve demeçleri, tamamen Türk milliyetçiliği ve Ülkücü hareket anlayışı, millî devlet yapısı ve mezuniyeti olan mühendislik disiplininin devlet politikalarına entegre edilmesi üzerine kuruludur.
Gençlik yıllarında kaleme aldığı teorik yazılardan TBMM’deki yasama çalışmalarına kadar öne çıkan fikirleri, demeçleri ve hassasiyetleri birkaç başlık altında incelemek mümkündür:
GENÇ ARKADAŞ DERGİSİ DÖNEMİ...
Mustafa Verkaya’nın “Milletler Mücadelesi Kanunu”, “Enver Paşa’yı Rahmetle Anıyoruz”, “Tam Kurtuluş Ekonomik Bağımsızlık”, “Millî Devlet ve Düzen Anlayışımız” başlıklı bazı yazıları 1975 yılında çıkarılan “Genç Arkadaş” dergisinde yayımlandı.
Bu yazılarda şu temel fikirleri savunmuştur:
- Milletler Mücadelesi Kanunu: Uluslararası ilişkileri devletlerin bir yardımlaşma alanı değil, kalıcı bir milletler mücadelesi olarak görmüş; Türk milletinin bu mücadelede her an uyanık ve güçlü olması gerektiğini savunmuştur.
- Enver Paşa’yı Rahmetle Anıyoruz: Enver Paşa, ittihatçı ve milli bir ruhla Osmanlı’nın yıkılması döneminde büyük başarılar göstermiş bir ülkücüdür. Bugün yaşasaydı Ülkücü hareket içinde yer alırdı demiştir.
- Tam Kurtuluş ve Ekonomik Bağımsızlık: Siyasi bağımsızlığın ancak millî ve yerli bir ekonomi modeliyle kalıcı olabileceğini savunmuştur. Yabancı sermayeye karşı milli üretimi destekleyen ekonomik görüşlere sahipti.
- Millî Devlet ve Düzen Anlayışı: Devlet otoritesinin milli çıkarlar doğrultusunda sarsılmaz bir şekilde korunması gerektiğini, toplumsal düzenin ancak Türk örf ve ahlakı üzerine inşa edilebileceğini belirtmiştir.
SİYASİ VE TARİHÎ DEMEÇLERİ...
Mustafa Verkaya vekilliği döneminde de aktif rol oynamış, değişik yasaların TBMM’de görüşülmesini sağlamıştır.
- "Anadolu İmanı ve Refleks" Vurgusu: Ülküdaşı milletvekili Mehmet Gül'ün vefatının ardından verdiği bir demeçte, Türk milliyetçileri olarak temsil ettikleri görevlerini şu sözlerle özetlemiştir:
"Biz Anadolu'da doğmuş, Anadolu'nun imanı ile yetişmiş bir soyun evladıyız. Biz hep Türk milletinin inancını ve çıkarlarını düşünerek yaşadık ve yaşatmak istedik. Buna karşı gelmek isteyenlere refleks geliştirdik. Vatanımız ve milletimiz için her türlü fedakârlığı yapmaya hazırız."
- Bölücülük Karşıtlığı: 12 Eylül 1980 öncesinin fırtınalı dönemlerinde İstanbul'da gençlik liderliği yaparken, her türlü bölücü faaliyete karşı net ve tavizsiz bir duruş sergilediğini şöyle dile getirmiştir: “12 Eylül öncesinde bölücülüğe karşı en büyük refleksi ülkücüler olarak biz koyduk. Bu nedenle ülkücü hareket Türk milletinin düşmanlarını rahatsız etti.”
- Siyasi Etik ve Meclis Kürsüsü Üslubu: TBMM genel kurul çalışmalarında meclis hukukuna, nezakete ve devlet ciddiyetine büyük önem atfetmiştir. Meclis tutanaklarına yansıyan tartışmalarda, siyasetçilerin birbirine hakaret etmeden, temiz bir dille konuşması gerektiğini sert bir şekilde savunmuştur.
Avrupa Birliği uyum yasaları tartışılırken kürsüye çıkan Verkaya, Türk milliyetçiliği fikrinin önemini vurgulayarak meclis sıralarından gelen gürültülere karşı şu sözlerle hitap etmiştir: "Avrupa Birliğinin, Türk Milleti için motivasyon kaynağı olacağını zannedenler, Türk milliyetçiliği düşüncesinden mahrum olanlardır. Türk milliyetçiliği düşüncesinin dışında başka isteklendirme kaynağı arayanlar, sonuçta dejenerasyona, kimliksizliğe ve kişiliksizliğe doğru koşanlardır."
MÜHENDİS KİMLİĞİYLE TBMM ÇALIŞMALARI...
Bir jeofizik mühendisi olan Mustafa Verkaya, fikirlerini sadece ideolojik zeminde bırakmamış, teknik bilgisini devlet yönetimine yansıtmaya çalışmıştır. Yer altı kaynaklarının milli ekonomiye kazandırılması ve yabancı tekellere kaptırılmaması gerektiğini, üretimin yerli sanayi ile birleştirilerek tam bağımsız bir ekonomi için stratejik bir yaklaşım sergilenmesi gerektiğini vurgulamıştır.
TBMM çatısı altında şu konularda kanun teklifleri ve yazılı önergeler vermiştir:
- Deprem Güvenliği ve Yapılaşma: Özellikle İstanbul'daki binaların depreme karşı hızla güçlendirilmesi gerektiği konusunda Meclis kürsüsünden defalarca hükümetleri uyarmış ve soru önergeleri hazırlamıştır.
- Madencilik Politikaları: Türkiye'nin yer altı kaynaklarının millî bir politika çerçevesinde, dışa bağımlılığı azaltacak şekilde işletilmesi amacıyla Maden Kanunu'nda değişiklik teklifleri sunmuştur.
- Kent Güvenliği: İstanbul milletvekili olduğu dönemde büyükşehirlerde artan kapkaç ve asayiş olaylarına karşı daha sert cezai yaptırımlar içeren kanun düzenlemelerini ve emniyet tedbirlerini savunmuştur.
BİTİRİRKEN...
İnanan için ölüm yoktur. Ölüm dediğimiz hadise bizim için mekân değiştirmedir. Ölüm inanan insanın dördüncü mekân değişikliğinin adıdır. İnsan Allah’ı ilminde ezeli olarak vardı. Oradan ruhlar âlemine doğdu, sonra anne karnına doğdu, sonra dünyaya doğdu ve dördüncü olarak da ahirete doğdu.
Mustafa Verkaya abimizde dördüncü doğumunu gerçekleştirdi, Bir devre damgasını vuran ve tarihe altın harflerle destanı yazılan ülkücü hareketin en önemli figürlerinden biri olarak yaşadı ve bu dünyadaki vazifesini bitirerek gerçek âleme hicret etti. Onun genç yaşta kucakladığı davasına nasıl sadakatle sarıldığını ve bir dava adamı olduğunu cenazesine katılan birlerce ülkücü dava arkadaşı şahitlik etti. Biz Mustafa Verkaya abimizden, ülküdaşımızdan razıyız; Rabbim de razı olsun. İnşallah ahirette, cennette Resulullah’ın “Livaül-hamd sancağı” altında buluşmak nasip olur.
Mekânı cennet olsun. Başımız sağ olsun.
KISA KRONOLOJİK HAYATI...
- 1954 - Doğumu: Kahramanmaraş'ta dünyaya geldi.
- Üniversite Yılları (1970'ler): İstanbul Üniversitesi Mühendislik Fakültesi Jeofizik Mühendisliği Bölümü'nden mezun olarak Jeofizik Mühendisi unvanını aldı.
- 1975 - 1976 (Ülkü Ocakları Dönemi): Üniversite yıllarında milliyetçi hareket içerisinde aktif roller üstlendi ve Bakırköy İlçesi Gençlik Kolları başkanlığı yaptı. Daha sonra 1975-1976 yılları arasında 21 yaşında iken “İstanbul Ülkü Ocakları Başkanı” olarak görev yaptı. 1980 öncesi dönemde İstanbul'daki teşkilatlanma çalışmalarında önemli sorumluluklar üstlendi.
- Cezaevi Yılları: 1980 darbe sonrası tutuklandı ve MHP ve Ülkücü Kuruluşlar Davası'nda 527 numaralı sanık olarak "İstanbul Bölgesi Bakırköy sanıkları" arasında yargılandı.
- 1980 Sonrası (Memuriyet ve Özel Sektör): İstanbul Sanayi ve Ticaret Bölge Müdürlüğü bünyesinde memur olarak görev aldı. Daha sonra kamudan ayrılarak özel sektörde yöneticilik yaptı ve tekstil sektörüyle iş hayatına iş insanı olarak devam etti.
- 1990'lar (MHP Yönetimi): MHP’nin farklı kademelerinde yöneticilik yaptı ve MHP Genel Başkan Yardımcılığı görevini yürüttü.
- 18 Nisan 1999 - 3 Kasım 2002 (Milletvekilliği Dönemi): 1999 genel seçimlerinde MHP listesinden 21. Dönem İstanbul Milletvekili seçilerek TBMM'ye girdi. Meclis çatısı altında millî güvenlik, deprem güvenliği, madencilik ve hukuk reformları alanında yasama çalışmalarına katıldı. 2002 erken seçimleriyle birlikte milletvekilliği görevi sona erdi.
- 2003-2026- MHP’de resmi görevi olmamasına rağmen bir ülkü eri gibi davasını her gittiği yerde savundu. Ülkücülere abilik yaptı. Herkesin üç kuruş menfaat için değişik partilere kaçtığı bu dönemde MHP’de kaldı ve liderine, teşkilatına bağlı olmanın örneğini herkese gösterdi.
- 20 Ağustos 2026 (Ahirete hicreti): Sağlık sorunları nedeniyle tedavi gördüğü hastanede 72 yaşında bu dünyadaki vazifesini tamamlayarak gerçek aleme hicret etti. 21 Ağustos 2026 tarihinde Fatih Camii'nden kılınan cenaze namazında binlerce ülkücü, onun tam bir ülkücü olduğuna ve davasına bağlı kaldığına şahitlik yaptı. Zincirlikuyu Mezarlığında toprağa verildi.
.
Selim Çoraklı, dikGAZETE.com