<h3><span><strong>EMPERYALİZMİN OYUNUNU BOZAN ÜLKÜCÜLER</strong></span></h3> <div><strong>Ülkücü</strong> hareket, <strong>Türkiye’de</strong> sadece siyasi bir akım değil, aynı zamanda geniş bir kültürel ve sosyal etki oluşturan sosyolojik bir gerçekliktir. Bünyesinde yediden yetmişyediye kadar kadın erkek, genç bir nüfus barındıran <strong>Ülkücü</strong> hareket milli ve manevi değerlerin muhafızı olarak tarihteki yerini almıştır.</div> <div>Bugün hala <strong>Türk</strong> <strong>siyasetinde</strong> önemli bir güç olan <strong>ülkücü</strong> hareketin tarihi, geçmişten günümüze önemli dönemlerden geçmiştir.</div> <div><strong>Ülkücü</strong> <strong>hareket</strong>, <strong>Türk</strong> gençliğini milli ve manevi değerlere bağlı, disiplinli ve vatansever fertler olarak yetiştirmeyi hedefler. Bu düşünce yapısı vatanını, milletini sevme, onu başka milletlerin yanında muasır medeniyetler seviyesine yükseltme sevdası olan <strong>Türk</strong> <strong>milliyetçiliği</strong> ile bir hayat nizamı olan <strong>İslam’ın</strong> uyum içinde hareket edeceğine inanır. Bunun için davasının adını <strong>“Türk-İslam ülküsü”</strong> olarak adlandırmıştır. Bunu <strong>Türkün</strong> <strong>İslam</strong> <strong>ülküsü</strong> olarak da okumak mümkündür ve bu düşünce ülkücü düşüncenin, temelini oluşturur.</div> <div>Akıllara “<strong>Neden, şu veya bu ad altında toplanmayı değil de Türk-İslâm Ülküsüne bağlanmayı savunuyoruz?</strong>” sorusu gelebilir. Buna verilecek en güzel cevabımız şudur:</div> <div><strong>Küresel</strong> <strong>Emperyalizm</strong>, <strong>Türk</strong> ve <strong>İslâm</strong> dünyasını bitirmek ve yok etmek için asırlardır korkunç ve şeytani bir tertibin içindedir. Bir taraftan <strong>kültür</strong> <strong>emperyalizmi</strong> ile vatan çocuklarını milli ve manevi değerlerine yabancılaştırarak kendi emellerine hizmet edecek yerli kadrolar hazırlamakta, diğer taraftan <strong>din</strong> ve <strong>milliyet</strong> duygularını, her şeye rağmen terk etmeyen çocuklarımızı da <strong>birbirine</strong> <strong>düşürmeyi</strong> planlamaktadır.</div> <div><strong>Küresel</strong> <strong>emperyalist</strong> güçler, tarih boyunca fırsat buldukları her dönemde zorla veya hile ile <strong>Türk</strong> ve <strong>İslâm</strong> <strong>dünyasını</strong> ele geçirmeye çalışmış, yeraltı ve yerüstü zenginliklerini yağmalamış, din ve milliyet duygularını tahrip etmişlerdir. Onların bu şeytani planlarına karşı direnenleri ise iftira, işkence gibi yöntemlerle yok etme yoluna gitmişlerdir. Bu hususta kendilerine uşaklık edecek yerli kadrolar yetiştirmeyi başarmış ve bununla milletimizin uyanışının, dirilişinin önüne set çekmek istemiştir.</div> <div>Böyle bir ortamda <strong>milli ve manevi değerleri</strong> baş tacı edenlerin seçecekleri tek yol, bu şeytani yapılanmalara, <strong>emperyalist</strong> güçlerin sinsi emellerine dur demektir. Buna <strong>dur</strong> diyecek düşünce yapısı da ancak “<strong>Türk İslam Ülküsü</strong>” düşüncesi çevresinde oluşur.</div> <div><strong>Küresel</strong> çetelerin şeytani yapılarına <strong>dur</strong> demek için <strong>Türk</strong>-<strong>İslâm</strong> kültürüne, medeniyetine, ülküsüne bağlı bir gençlik yetiştirmek elzemdir ve <strong>Ülkücü</strong> gençlik böyle bir ihtiyaçtan doğmuş aksiyoner bir hareket olarak tarihte yerini almıştır.</div> <div><strong>Türk</strong> <strong>milletinin</strong> tefekkürüne, en az bin yıldan beri, <strong>İslâm</strong> dini biçim vermektedir. <strong>Türk</strong>-<strong>İslâm</strong> ülkücülerinin fikir sistemini yoğuran kadrolar, bu ruh ve şuurla gençliğimize <strong>milli</strong> ve <strong>manevi</strong> değerleri öğretmiş, vatan ve millet sevgisi aşılayarak milletin teminatı haline getirmişlerdir.</div> <div>Bu anlamda “<strong>Türk-İslâm Ülkücüsü Kimdir?</strong>” derseniz bunu hareketin önemli düşünce adamlarından olan merhum <strong>Seyyid</strong> <strong>Ahmet</strong> <strong>Arvasi’nin</strong> kaleminden şöyle özetleyebiliriz:</div> <div>“<strong>Türk-İslâm Ülkücüsü</strong>, kendini <strong>Allah</strong> (cc) ve <strong>Resul’ünün</strong> (sav) dâvasına adamış, sırf <strong>Allah</strong> rızası için canını, malını, makam ve mevkiini, din ve devleti, mülk ve milleti için fedaya hazır, şanlı ve mukaddes <strong>Ay</strong> <strong>Yıldızlı</strong> bayrağın gölgesinde dövüşen, nefsini düşünmeyen ve ülküsünde fâni olmuş yiğitlerdir. Onlar büyük ve şanlı <strong>Türk</strong> tarihinin doğurduğu, <strong>Allah</strong> (cc) ve <strong>Resul’ünün</strong> (sav) hizmetine sunduğu ulvî kadrodur.</div> <div><strong>Küfrün</strong> bütün oyunlarını bozan, cesaretini kıran, yolunu kesen bu dinamik kadrodur. Bu sebepten küfrün her çeşidinin husumetine maruz kalmaktadır.”</div> <div><strong>1970’lerin</strong> <strong>Türkiye’sinde</strong>, <strong>ülkücüler</strong> ve yabancı istihbarat örgütlerinin emrinde olan <strong>sol</strong> görüşlü gençler arasında şiddetli çatışmalar yaşanmıştır. Bu dönem, <strong>Türkiye</strong> tarihinin en kanlı politik çatışmalarından biri olarak tarihe geçmiştir. Ülkede <strong>kaos</strong> çıkarmak isteyen küresel çeteler, <strong>solcu</strong> gençleri kullanarak <strong>ülkücülere</strong> saldırtmış, <strong>ülkücüler</strong> ise bu saldırılar karşısında nefsi müdafaa yapmak zorunda kalmışlardır.</div> <div><strong>Ülkücü</strong> gençler, bu çatışmalarla ilgili <strong>1980</strong> <strong>öncesi</strong> ve sonrasında çeşitli suçlamalarla karşı karşıya kalmış ve binlercesi cezaevlerine atılarak cezalandırılmıştır. Çıkan çatışmalarda binlerce <strong>Ülkücü</strong> şehit olmuş, binlercesi de yaralanmıştır. Bu yazının yazarı da hem <strong>kurşun</strong> hem de <strong>bomba</strong> ile iki saldırıdan <strong>yaralı</strong> olarak kurtulmuştur.</div> <div><strong>1980</strong> yılında gerçekleştirilen <strong>ABD</strong> <strong>patentli</strong> <strong>askeri</strong> <strong>darbe</strong> ile cezaevlerine konan <strong>ülkücüler,</strong> akıl almaz işkencelere maruz bırakılmış ve bazıları bu işkencelerde hayatlarını kaybetmiştir. <strong>1980</strong> <strong>öncesi</strong> <strong>ülkücü</strong> hareketin iki kurumu <strong>MHP</strong> ve <strong>Ülkü</strong> <strong>Ocakları,</strong> darbeciler tarafından kapatılmış, bununla <strong>ülkücü</strong> <strong>hareket</strong> yok edilmek istenmiştir. Ancak <strong>küresel</strong> <strong>çetelerin</strong> yerli işbirlikçilerinin bu davranışları <strong>ülkücü</strong> <strong>hareketi</strong> bitirememiş, aksine <strong>kamçılayarak</strong> yeniden ayağa kalkmasına sebep olmuştur.</div> <div><strong>1980</strong> öncesi olduğu gibi <strong>1990’lı</strong> yıllarda da <strong>MHP</strong> ve <strong>Ülkü</strong> <strong>Ocakları</strong> çatısı altında yeniden sahne alan <strong>ülkücü</strong> <strong>hareket,</strong> bu kez <strong>değişik</strong> <strong>saldırılara</strong> maruz kalmıştır.</div> <div>Bu çerçevede <strong>ülkücü</strong> <strong>hareket,</strong> en büyük <strong>darbelerden</strong> birini kendi içinden çıkan bir grup tarafından almıştır. <strong>1992</strong> yılında başını <strong>Ülkü</strong> <strong>Ocakları</strong> <strong>eski</strong> <strong>Genel</strong> <strong>Başkanı</strong> <strong>Muhsin</strong> <strong>Yazıcıoğlu’nun</strong> çektiği bir grup milletvekili, değişik bahaneler ve gerekçelerle hareketten kopmuş ve partileşerek <strong>MHP’nin</strong> karşısına çıkmıştır.</div> <div>Bu ilk bölünmeye rağmen <strong>ülkücü</strong> <strong>hareket,</strong> kendini toparlamış ve <strong>Türk</strong> siyasi ve sosyal hayatında varlığını sürdürmüştür.</div> <div>Sonraki yıllara <strong>MHP</strong> ve <strong>Ülkü</strong> <strong>Ocaklarına</strong> yönelik değişik komplolar düzenlenmiş, yine oynanan kongre oyunlarıyla parti <strong>2010’lu</strong> yıllardan sonra bir kez daha bölünme ile karşı karşıya kalmıştır. <strong>MHP’den</strong> ayrılandan başka isimlerle partileşmiş, ancak <strong>ülkücü</strong> hareketin gelişmesine zarar verememiştir.</div> <div>Bugün, ülkücü hareketi gençlik teşkilatı olarak <strong>Ülkü</strong> <strong>Ocakları</strong> ve siyasi parti olarak da <strong>MHP</strong> temsil etmektedir. <strong>MHP</strong> siyasi bir parti olarak <strong>Türkiye</strong> siyasetinin merkezinde yer almakta ve ülkenin geleceğinin teminatı konumunda bulunmaktadır.</div> <div><strong>MHP</strong>, ülkenin en zor zamanlarında, “<strong>Söz konusu vatansa gerisi teferruattır</strong>.” ilkesini işleterek hiçbir siyasi menfaat gözetmeden ülkenin menfaatini ön planda tutmuştur. <strong>15</strong> <strong>Temmuz</strong> <strong>2016</strong> yılında gerçekleşen kalleş bir <strong>darbe</strong> girişimi öncesinde gelecek tehlikeyi sezen <strong>MHP</strong>, <strong>Cumhur</strong> <strong>ittifakını</strong> kurarak ülkemizi büyük bir cendereden kurtarmıştır. <strong>15</strong> <strong>Temmuz</strong> sonrası <strong>FETÖ</strong> denen <strong>ABD</strong> aparatı örgüt ile mücadelede de devletin yanında yer almış ve hiçbir menfaat gözetmeden hükümetlere destek vermiştir. <strong>MHP’nin</strong> “<strong>Söz konusu vatansa gerisi teferruattır.</strong>” ilkesini kavrayamayan bir kısım zavallılar, niye menfaatsiz destek verdiğini anlamadıkları için değişik suçlamalara yönelmişlerdir. Ne yazık ki bunu yapanlar arasında bir zamanlar <strong>ülkücü</strong> <strong>hareket</strong> içinde yer alan, çilesini çekenlerden bazıları da vardır.</div> <div>Ne yazı ki son dönemlerde <strong>MHP</strong> ve <strong>Ülkü</strong> <strong>Ocaklarına</strong> saldırıların büyüklerinden biri de <strong>Sinan</strong> <strong>Ateş</strong> <strong>cinayeti</strong> kullanılarak yapılmıştır. <strong>ABD’de</strong> bir gazetenin “<strong>MHP ve Ülkü Ocakları kapatılsın. Terörist ilan edilsin.</strong>” yayınından sonra başta büyük aparatlarından biri olan <strong>FETÖ</strong> ve <strong>PKK</strong> olmak üzere <strong>CHP</strong>, <strong>İP</strong> vb. partiler ve bilumum <strong>solcular</strong> bu koroya katılarak <strong>kumpasın</strong> bir parçası haline gelmişlerdir.</div> <div>Ne yazık ki bu kumpasta <strong>Sinan</strong> <strong>Ateş’in</strong> eşi, kardeşleri ve annesi de birer <strong>figüran</strong> olarak yer almış ve bütün hedefleri <strong>MHP</strong> ve <strong>Ülkü</strong> <strong>Ocaklarını</strong> terörist ilan etme yarışına girmişlerdir. Ancak yapılan bütün şeytani planlara rağmen <strong>MHP</strong> ve <strong>Ülkü</strong> <strong>Ocaklarına</strong> yönelik <strong>kumpas</strong> çökmüştür. Bu hususta kaleme aldığım;</div> <div><strong>“Ölüm Üzerinden Kim Neyin Peşinde”,</strong></div> <div><strong>“Sinan Ateş Üzerinden Dönen Fetökulli İşler”,</strong></div> <div><strong>“Kusursuz Cinayet Yoktur”,</strong></div> <div><strong>“MHP ve Ülkü Ocaklarına Saldıranlar!</strong></div> <div><strong>“Şeytan Üçgeni Sinan Ateş Hattında”,</strong></div> <div><strong>“Sinan Ateş Kumpası Çöktü”</strong> isimli makaleler şu linklerdedir: (*)</div> <div>Dün olduğu gibi bugün de çeşitli saldırılara maruz kalan <strong>Ülkücü</strong> <strong>hareket</strong>, devletin bütünlüğü ve <strong>Türk</strong> <strong>kültürünün</strong> korunması konularında her türlü fedakârlığı yaparak ülke yönetiminde dışarıdan etkili olmaya devam etmektedir.</div> <div>Bugün gelinen noktada gençlik üzerinde <strong>Ülkü</strong> <strong>Ocakları</strong>, siyasi arenada da parti olarak <strong>MHP</strong>, varlığını güçlü şekilde devam ettirirken, yakın gelecekte de bu gücünü sürdürecektir. Özellikle genç nesiller arasında milli ve manevi değerlere bağlılık ve vatanseverlik duygularının canlı tutulması, ülkücülük hareketinin gelecekte de önemli bir rol oynamasını sağlayacaktır. <strong>Küresel</strong> <strong>çeteler</strong> ve yerli işbirlikçileri tarafından yapılan hiçbir saldırı da bu hareketi yolundan alıkoyamayacaktır.</div> <div><strong>Türkiye’de</strong> ülkücülük hareketi, geçmişten günümüze önemli bir siyasi ve sosyal tesir meydana getirmiş ve bu etkisini gelecekte de sürdürmeyi hedeflemektedir. <strong>Milli</strong> ve <strong>manevi</strong> değerlere bağlılık ve <strong>vatanseverlik</strong> duygularının korunması adına önemli bir rol üstlenen <strong>ülkücü</strong> <strong>hareket</strong>, <strong>Türk</strong> <strong>siyasetinin</strong> önemli bir parçası olarak da <strong>Türkiye</strong> <strong>Cumhuriyeti</strong> var olduğu müddetçe varlığını sürdürecektir.</div> <div>Yukarıdan beri yazdıklarıma nihayet verirken <strong>ülkücü</strong> <strong>hareket</strong> hakkında bazı <strong>aforizmalarda</strong> da bulunmak istiyorum.</div> <div>Bugün <strong>kıytırık</strong> gerekçelerle davasını terk ederek başka partilere giden bazıları ne yazık ki <strong>MHP</strong> duvarından tuğla eksiltmeye çalışarak <strong>Ülkücülük</strong> yapmaya kalmaktadır ki bu beyhude bir çabadır.</div> <div>Yine bu tipler, <strong>MHP</strong> ve <strong>Ülkü</strong> <strong>Ocaklarının</strong> liderlerine hakaret ederek ve sağda solda aleyhinde konuşarak <strong>Ülkücülük</strong> yaptıklarını iddia etmektedirler. Bu iddialarla sadece kendilerini komik duruma düşürmektedirler.</div> <div>Yine bazıları <strong>Ülküdaşlık</strong> hukukunu çiğneyerek, <strong>Ülküdaşının</strong> arkasından <strong>dedikodu</strong> yapıp konuşarak <strong>Ülkücülük</strong> yaptığını zannetmektedir.</div> <div>Yine bugün ne yazık ki yüzüne <strong>Ülkücü</strong> maskesi takıp, piyasada gezerek, bizim oyun havalarımızla başkalarının düğününde halay çekmeye çalışmaktadırlar. </div> <div><strong>Ülkücü</strong> insan mert olur, davasına, liderine, teşkilatına sahip çıkar. <strong>Ülkücülüğün</strong> fikir ve aksiyon babası <strong>Alpaslan</strong> <strong>Türkeş</strong>, “<strong>Ülkücülük MHP’de olur</strong>.” demişken başka başka gerekçelerle <strong>MHP</strong> terk edilerek <strong>ülkücülük</strong> yapmak <strong>Yahudi</strong> <strong>dükkânına</strong> <strong>Besmele</strong> <strong>asmak</strong> gibi bir aldanmışlıktır. </div> <div><strong>Ülkücünün</strong> ocağı <strong>Ülkü</strong> <strong>Ocakları</strong>, siyasi partisi de <strong>MHP’dir</strong>. Bu iki kurumu beğenmeyerek terk edenlerin <strong>ülkücülük</strong> <strong>mirasından</strong> geçinmeye kalkması ise büyük bir <strong>paradoks</strong> ve savrulmadır.</div> <div><strong>Ülkücülük</strong> bulanıklığı değil, duruluğu sever. Değişik <strong>maskeler</strong> arkasında saklanan <strong>ülkücü</strong> olamaz. Çünkü <strong>Ülkücülük</strong> çok yüzlülüğü, mürailiği asla kabul etmez.</div> <div><strong>Ülkücü</strong> mert olur, davasına dert değil. Derdi, sevdası ülkücülük olmayanlar en ufak mazerette veya zorlanmada davasını terk ederek başka yerlere gider. Bu onların davalarını bilmemelerinden, içlerine sindirmemiş olmalarından kaynaklanır.</div> <div>Bu anlamda son sözü ülkücülüğün fikir babası olan <strong>Başbuğ</strong> <strong>Alpaslan</strong> <strong>Türkeş’in</strong> <strong>1992</strong> yılındaki bölünmelerden sonra yaptığı tarihi açıklama ile bitirmek istiyorum:</div> <div>“Türk milletini kalkındıracak olan tek siyasi hareket Milliyetçi Hareket Partisidir, Ülkücülerdir.</div> <div>Efendim; Ben de Ülkücüyüm, Ülkücülük kimsenin tek elinde değil, ama ben ANAP’lıyım, Anavatandayım.</div> <div>Efendim; Ben de Ülkücüyüm, Ülkücülük kimsenin tek elinde değil Doğru Yolcuyum, doğru yoldayım,</div> <div>Efendim; Ben de Ülkücüyüm, Ülkücülük kimsenin tek elinde değil Büyük Birlik Partisindenim,</div> <div>Efendim; Ben de ülkücüyüm, Refah partiliyim. </div> <div>Halt etmişiniz hepiniz. Ülkücü MHP’de olur. MHP’de bulunmayan ülkücü değildir. Gittiği yerin damgasını yer. Oradaki genel başkanın görüşüne göre yaşar, oradaki genel başkanın görüşüne göre hareket eder. Onun Ülkücülüğü kalmamıştır. Bunu böyle bilmeliyiz.</div> <div>Hareketimizi bölenler bir ihanet hareketi içindedir. Bölünmeler Ülkücü davayı arkadan hançerleyen bir ihanet hareketidir.</div> <div>Ülkücülüğü ben kurdum. Ülkücülük davasının kitabını ben yazdım.</div> <div>Ülkücü burada olur, MHP de olur. Ülkücülüğü kuran Ülkücülüğün babası olan adamın emrinde, yanında çalışır.</div> <div>Sen bana ihanet edeceksin, yalan dolanla gideceksin. Başka yere parayla satılacaksın. Sonra Ülkücülük memlekette prim yaptığı için ondanda vazgeçemeyeceksin.</div> <div>“Efendim ben de ülkücüyüm, ülkücülük kimsenin tek elinde değil.” Bunlar boş laflar.</div> <div>Evet, Ülkücülük MHP’nin tekelindedir. Ülkücü olan burada olur.</div> <div>Ona göre hareket edeceğiz.</div> <div>…</div> <div>Davamız kutsal bir dava ve bizler ihlaslı insanlarız. Onun için içerden dışarıdan yaptıkları bütün hücumlara çevirdikleri bütün fitnelere rağmen dimdik ayaktayız çok şükür!”</div> <div>.</div> <div><strong>Selim Çoraklı, dikGAZETE.com</strong></div> <div>(*)</div> <div><span><strong>https://www.dikgazete.com/yazi/cesit-cesit-ulkuculer-7315.html</strong></span></div> <div><span><strong>https://www.dikgazete.com/yazi/sinan-ates-kumpasi-coktu-7192.html</strong></span></div> <div><span><strong>https://www.dikgazete.com/yazi/seytan-ucgeni-sinan-ates-hattinda-7005.html</strong></span></div> <div><span><strong>https://www.dikgazete.com/yazi/mhp-ve-ulku-ocaklarina-saldiranlar-6951.html</strong></span></div> <div><span><strong>https://www.dikgazete.com/yazi/ulku-ocaklari-turk-milletinin-teminati-6885.html</strong></span></div> <div><span><strong>https://www.dikgazete.com/yazi/ulkuculer-ulkenin-sigortasi-6807.html</strong></span></div> <div><span><strong>https://www.dikgazete.com/yazi/ulkucu-secilmis-insandir-6785.html</strong></span></div> <div><span><strong>https://www.dikgazete.com/yazi/ulkucunun-yolu-cetindir-6689.html</strong></span></div> <div><span><strong>https://www.dikgazete.com/yazi/tarihi-yazilmamis-ulkuculer-6440.html</strong></span></div> <div><span><strong>https://www.dikgazete.com/yazi/sinan-ates-cinayeti-uzerinden-donen-fetokulli-isler-5207.html</strong></span></div> <div></div>