<h3><span><strong>ÜLKÜCÜLER ÜLKENİN SİGORTASI</strong></span></h3> <div><strong>Ülkücü</strong> hareketin önde gelen ve çilesini çeken ülkücülerin başını çektiği “<strong>Ülkücü Delikanlılar Vuslat Kervanı</strong>” bu hafta da ülke gündemini konuşmak ve <strong>ülkücü</strong> <strong>birliği</strong> sağlamak için <strong>Bağcılar’da</strong> bulunan <strong>Sivas Evi Muhsin Yazıcıoğlu</strong> konağında bir araya geldi.</div> <div><strong>Ocak</strong> ruhu ile hareket eden ve <strong>Üç</strong> <strong>Hilalli</strong> bayrağın altında bir araya gelen toplantı, yemek ve duanın ardından <strong>İstanbul</strong> <strong>Ülkü</strong> <strong>Ocakları</strong> eski <strong>Başkanı</strong> <strong>Erdem</strong> <strong>Karakoç</strong> tarafından yapılan konuşma ile açıldı.</div> <div><strong>Erdem</strong> <strong>Karakoç</strong>, ülkücülerin her hafta toplanmalarının amacı ocak ruhunu geliştirmek, gelecek nesillere aktarmak ve <strong>MHP’nin</strong> siyasi iktidarına destek vermek olduğunun üzerinde durduktan sonra sözlerine şöyle devam etti:</div> <div>“Bizler varlığını <strong>Türk</strong> <strong>milletine</strong> adamış bir hareketiz. <strong>Başbuğun</strong> izindeyiz. <strong>Başbuğumuz</strong> bu davanın vatan, millet, hak ve hakikat davası olduğunu <strong>Mamak’taki</strong> savunmasında çok açık dile getirmiş ve demokrasiyi geliştirmenin de bizim önemli uğraş alanlarımızdan olduğunun altını çizmişti. </div> <div>Dün olduğu gibi bugün de şehidi bol bir hareket olarak <strong>Türkiye</strong> üzerine oynanan oyunları bozmaya çalışıyoruz. Gelecekte başarılı olmak için gücümüzü artırarak her alanda daha da tesirli olmalıyız. Birlik olduğumuz yerlerde başarı geliyor, birlikte rahmet arıyoruz. Yolumuz <strong>Allah</strong> yoludur. <strong>Ülkücü,</strong> kendini hak yola adayan kişidir. Durmadan, ara vermeden çalışmak her ülkücünün görevidir.”</div> <div>Toplantıda daha sonra söz alan eski milletvekillerimizden <strong>Mustafa</strong> <strong>Verkaya</strong> ise bu toplantıların bir hareketin vazgeçemeyeceği moral toplantıları olduğunun altını çizdi. “<strong>Bu hareketin devamı için neler yapabiliriz?</strong>” diye soran <strong>Verkaya,</strong> sözlerini şöyle tamamladı:</div> <div>“<strong>Ülkücü</strong> genel karakteri teşkilatlı bir özellik taşır. <strong>Türk</strong> <strong>milletinin</strong> yaşama arzusunu öne çıkarmak için güçlü teşkilata ihtiyaç vardır. <strong>Ülkücüler</strong> bunu başarmış büyük bir harekettir. <strong>Ülkücüler,</strong> bu misyonuyla <strong>Türk</strong> milletinin hizmetindedir. <strong>Türk</strong> milletinin varlığı için <strong>ülkücüler</strong> bir sigortadır. Güçlü <strong>Türkiye</strong> için ülkücüler olarak her yerde var olmalıyız. <strong>Ülkücü</strong> hareketin zaferi <strong>Türkiye’nin</strong> zaferidir. Bu da bir ve diri olmakla mümkündür.”</div> <div><strong>Ülkücü</strong> hareketin önemli isimlerinden ve eski milletvekillerinden <strong>Ahmet</strong> <strong>Çakar</strong> da konuşmasında ülkücülerin samimiyeti üzerinde durdu ve sözlerine şöyle devam etti:</div> <div>“<strong>Ülkücüler</strong> samimi, ihlaslı insanlardır. <strong>Allah</strong> rızası için iş yaparlar. <strong>Ülkücüler</strong> siyasi alanda da samimiyetle hizmet etmektedirler. Biz toplumun dinamosuyuz. Bu açıdan farklı söylem ve eylemlerle bu topluma önderlik yapmak zorundayız. Başarılı olmak için de birbirimize güvenmeliyiz. </div> <div>Bu hareket binlerce şehit vermiş olmasına rağmen geride kalanların gözü yılmamıştır. Bugün ülkemizin yönetiminde bizler olmalıyız. Yüzde on-yirmi değil yüzde yüz yönetimde olmalıyız. Bizim samimiyetimiz doğru düşüncemize etki eder. </div> <div><strong>Türk</strong> milletinin menfaatini her şeyin üstünde tutmalıyız. <strong>Türk’ün</strong> gayesi nizamı âlemdir. <strong>Türk,</strong> adaletin temsilcisidir. <strong>Ülkücü</strong> <strong>Türk’ün</strong> temsilcisidir. <strong>Ülkücünün</strong> gönlü <strong>Kur’an’a</strong>, <strong>vatana</strong>, <strong>millete</strong> bağlıdır. Dün olduğu gibi bugün de <strong>ülkücüler</strong> <strong>Türk</strong> varlığı için mücadele etmektedirler. Bu hususta canlarını bile vermekten çekinmemektedirler.”</div> <div>Daha sonra söz alan <strong>İstanbul</strong> <strong>Ocak</strong> eski başkanlarından <strong>Nadir</strong> <strong>Altındal</strong> ise <strong>Türklerin</strong> tarih içinde yaptığı misyona değindi ve özetle şunları söyledi:</div> <div>“<strong>50</strong> senedir bu hareketin içindeyiz. <strong>Türk</strong> <strong>milleti</strong> bir yanıyla <strong>ordusu</strong> diğer yanıyla <strong>ülkücülerle</strong> vardır. <strong>Türkler,</strong> nizam kuran bir millettir. <strong>Ülkücüler</strong> ise <strong>Türk</strong> milletinin prototipidir. <strong>Hamaset</strong> yönü ağır bir hareketiz. Bunu destekleyecek <strong>ilmi</strong> temellere sahip olmalıyız. <strong>Gelecek</strong> tasavvurlarımızı sağlam ayaklar üzerine bina etmeliyiz. Bunun için de sistemli hareket etmek zorundayız.”</div> <div>“<strong>Bu hareket nice fedakârlıklar üzerine kurulmuştur.”</strong> diyen <strong>Erhan</strong> <strong>Öztunç</strong> ise “Dün olduğu gibi bugün de durmak yok, gece gündüz çalışmalıyız. Rehavete kapılma lüksümüz yok. <strong>Ülkücü</strong> hareketi tek başına iktidar yapmalıyız.” dedi.</div> <div><strong>Ülkücülerin</strong> birbirlerinin değerini iyi bilmeleri üzerinde duran <strong>Mustafa</strong> <strong>Can</strong> ise sözlerine şöyle devam etti:</div> <div>“<strong>Ülkücüler</strong> gönülleri birleşen insanlardır. Davanın çilesini çekmiş insanların kıymetini bilmeliyiz. Her gün birileri aramızdan ayrılıyor. Öldükten sonra değerini yazıp çiziyoruz ve konuşuyoruz. Hâlbuki hayatta iken <strong>ülkücüler</strong> birbirlerini iyi tanımalı, tanıtmalı ve değerini bilmelidir. Birbirimizin dertleriyle dertlenmeliyiz. Öldükten sonra değil sağ iken birbirimize sahip çıkmalıyız. Dertlerimizi paylaşmalıyız. Burada bunu yapacak çok insanımız var. Derdi olan insanlarımız da var; buna alan açmalı ve dertlerimize çözüm bulmalıyız.”</div> <div>Hareketin duayenlerinden <strong>Hayrettin</strong> <strong>Alp</strong> ise, <strong>ülkücü</strong> hareketin içinde kanıyla, canıyla mücadele eden binlerce insanın varlığından bahisler açtı ve devamında şöyle dedi:</div> <div>“Bu hareketin kurucularından <strong>başbuğumuz</strong> <strong>Alpaslan</strong> <strong>Türkeş</strong> ve dava arkadaşlarını minnetle anmalıyız. Yufka yüreklilerle çetin yollar aşılmaz diyen ve harekete katkısı olan bütün büyüklerimize karşı vefalı olmalıyız. Dün, sayı olarak azdık ama bugün hamd olsun çoğuz. Bu çokluk bizi geçmişimizi unutmaktan alıkoymamalıdır.”</div> <div><strong>Hayrettin</strong> <strong>Alp,</strong> daha sonra da şu <strong>şiiri</strong> okudu:</div> <div>Nerde Selenge Orkun.</div> <div>Kopuz kırık at yorgun.</div> <div>Susmam hayra değil,</div> <div>Korkun düşmanlar korkun.</div> <div>Ergenekon’da kalmışız.</div> <div>Giden gitmiş, sona kalmışız.</div> <div>Ey koca Türk, atlı kanatlı Türk,</div> <div>Yerle yaşıt, kalk artık kalk.</div> <div>Kimler çalmış senin o altın çağlarını?</div> <div>Üzerindeki ölü toprağını?</div> <div>Buldum, buldum dert ortağımı.</div> <div>Bekleyin duyulur,</div> <div>Yüceden bir kurtulur.</div> <div>Çakallar susar.</div> <div>Yerim dar, yerim dar.</div> <div>Geldi beklenen atlılar.</div> <div>Önde başbuğ; büyük kafalı, büyük elli.</div> <div>Tanrının gönderdiği belli.</div> <div>Irkımın kurtuluş sancısı var.</div> <div>Son olarak söz alan hareketin hem bomba hem de kurşun ile yaralanmış gazilerinden ülkücü yazar <strong>Selim</strong> <strong>Çoraklı</strong> ise yapılan toplantıların mahiyeti ile ilgili önemli açıklamalarda bulundu:</div> <div>“Davasının çilesini çekmiş ülkücüler olarak bu güzel toplantılarda bir araya gelip metafizik gerilimimizi artırıyoruz. Bu bize ruh dinginliği veriyor. Malumunuz bu toplantıların haberlerini yapıp yayınlıyoruz. </div> <div>Faaliyetimiz dostlara güven, düşmanlara ise korku salıyor. Dostlardan çok güzel geri dönüşümler de alıyoruz. Ancak bu arada bazı tenkitlere de maruz kalıyoruz. Bu tenkitlerin bir kısmını kötü niyetlilere hamletsek de içlerinde iyi niyetli olanlar da var. </div> <div>Diyorlar ki: ‘<strong>Ne güzel bir araya gelip nostalji yaşıyor, nefsinizi tatmin ediyorsunuz. İyi de marş söylüyorsunuz. Sonra ne oluyor? Niye bu toplantılarınızı ayakları yere basar hale getirmiyorsunuz? Niye ocak ve partiden katılımlar olmuyor?</strong>’ </div> <div>Atalarımız ‘<strong>Tenkidin olmadığı yerde tekâmül, gelişme olmaz</strong>’ derler. Hür düşünemeyenler, neticeye varamaz. Bizler de atalarımızı dinleyerek ve bu iyi niyetli eleştirileri dikkate alıp, hür düşünerek, ‘<strong>Bu toplantılarımızı daha verimli hale nasıl getirebiliriz? Bizden sonrakilere davamızı daha sağlıklı bir şekilde nasıl aktarabiliriz? İnsanımızı özgür düşünmeye nasıl sevk edebiliriz?</strong>’ diyebilecek miyiz? </div> <div>Bu mesele hakkında <strong>ülkücüler</strong> ne düşünmektedirler?</div> <div>Toplantılarımızı yüzde yüz verimli hale nasıl getirebiliriz? </div> <div>Özgür düşünceyi nasıl teşvik edebiliriz?</div> <div>Gelecek toplantımızın konusunun bu olmasını teklif ediyorum. Bütün ülküdaşlarımız bu hususa kafa yorarak fikirlerini beyan etsinler. Hatta mümkünse bunu yazılı hale getirsinler. <strong>Ülkücü</strong> harekete yakışacak çok güzel fikirlerin ortaya çıkacağına eminim. Böylelikle toplantılarımızı daha verimli hale getirebiliriz.”</div> <div>Toplantı, hep beraber <strong>Kürşat</strong> <strong>marşının</strong> okunmasıyla sona erdi.</div> <div>.</div> <div><strong>Selim Çoraklı, dikGAZETE.com</strong></div> <div><strong></strong></div> <div><strong>.</strong></div> <div><strong></strong></div>