USD 0,0000
EUR 0,0000
USD/EUR 0,00
ALTIN 000,00
BİST 0.000

Bütün karanlıklar aynı siyahtan dokunmuştur!

Bütün karanlıklar aynı siyahtan dokunmuştur!

Satın alınamayan, geri alınamayan, kullanılmasa da tükenen, depolanamayan bir kavram olarak “zaman”, sahibi olduğumuz en değerli şey aslında.

Bu kadar değerli bir şeyi ekran karşısında, olur olmaz her şeyi izleyerek tüketen, bu nedenle bazen “bugün ne izlesem” gibi tuhaf stresler yaşayanlara da bu konuda seçici olanlara da hitap edecek bir film tavsiyesi var bu yazımızda.

İzlemiş olanların tekrar izlemesi bile zaman kaybı olmaz diye düşündüğüm bu sürükleyici filmin en önemli özelliği, insanları sınıflara bölmek ve birbirine düşürmek için neler yapılabilir? sorusuna çok ilginç cevaplar içermesi.

En iyi 250 film” listesinde 8.2 puanla 120. sırada yer alan, eleştirmenlerce “2004 yılının en iyi filmi” olduğu belirtilen HOTEL RUANDA, bir Afrika ülkesi olan RUANDA’da 1994 yılında, 100 günde, 800.000 insanın katledildiği soykırımı anlatıyor.

Kolonisi olduğu Almanya, 1. Dünya Savaşının kaybedenlerinden olunca bu ülkeyi Belçika’ya devreder.  Belçika, perde arkasındaki Fransa ile birlikte, ülkeyi rahat yönetebilmek için çok ilginç bir strateji uygular ve yerli halkı “burun deliklerinin genişliği” üzerinden bölmeyi başarır.

Burun delikleri daha dar ya da görüntüsü daha düzgün ve boylu poslu olanları TUTSİ olarak, diğerlerini HUTU olarak kayıt altına alıp, bunlara bu isimlerde kimlikler hazırlanır.

Yine yüzde 90 çoğunluğa sahip olan ‘HUTU’ları yüzde 10’nu oluşturan ‘TUTSİ’lerin yönetmesi sağlanır. TUTSİ’lerin daha iyi koşullara sahip olmasına ortam hazırlanır.

Aralarına türlü nifaklar sokup, birbirleri ile çatıştırırlar.

Oysa Tutsiler ve Hutular ortak bir dile, geleneğe, etik geçmişe ve kültüre sahiptirler.

Yüzyıllarca birlik içinde yaşamışlardır. Fakat buna rağmen yapay bir ırk ayrımını onlara dayatmayı başarırlar.

RUANDA, güya bağımsızlığına kavuşup seçimler yapılmaya başlayınca da çoğunluk olan Hutuları destekleyip, zamanında Tutsilerin uyguladığı haksızlıkların intikamını almaları konusunda teşvik etmeleri, soykırımın gelişini hızlandırır.

Katliamdan önce Çin’den yüzbinlerce “pala” ithal edilir. (Not: Çin deyince, 3 milyon Doğu Türkistanlının şu anda toplama kamplarında işkence gördüğünü de hatırlatalım.)

Film; “RUANDA SOYKIRIMI”nı, lüks bir otelin, vicdan sahibi ve aynı zamanda bir HUTU (geniş burunlu) olan Otel Müdürü Paul ve bir TUTSİ (dar burunlu) olan eşi Tatiana üzerinden, çarpıcı bir şekilde anlatmayı başarıyor.

Ünlü oyuncuları ve etkili bir senaryosu var.

Onlar bunu hep yapıyor.

Uzaktan idare ettikleri, sömürdükleri her ülkede yapıyorlar bunu. Azınlığa çoğunluğu yönettirmeyi ve veya akla hayale gelmeyecek sebeplerle halkı bölüp, birbirine kırdırmayı çok iyi başarıyorlar.

Birleşmiş Milletler’in, her soykırımda olduğu gibi yine kör ve sağırı oynadığı, müdahale etmek istemeyen Fransa ve ABD’nin baskısı ile raporlara soykırım belgelerinin eklenmediği, yıllar sonra ortaya çıkıyor.

Gerçeklerin er-geç ortaya çıkmak gibi bir huyu var elbette. Fakat bizzat ya da susarak milyonlarca insanın katledilmesine sebep olanların gerçekler ortaya çıksa da utanmamak gibi bir huyları da var.

Dile kolay 3 Milyon insan ülkesinden sürülüyor, 800 bin insan katlediliyor, sokaklar, caddeler hatta ormanlar cesetle doluyor.

Dönemin Fransa Cumhurbaşkanı François Mitterrand’ın şu sözü de tarihe geçiyor: O ülkelerde bir soykırım yaşanması o kadar da önemli bir şey değil!..”

Bu söz, Fransa’nın reddettiği “1992 yılında Ruandalı Milislere silah eğitimi verdikleri” iddialarını destekler mahiyette. (wikipedia)

Geçen hafta yayınlanan şu haber, konumuzla ve “utanmamakla” da çok alakalı:

“İngiltere Prensi Harry, “Spare” adlı anı kitabında, 2007-2013 arasında Afganistan’da 25 kişiyi öldürdüğünü yazdı. Harry, insan öldürmenin video oyunlarında düşman öldürme gibi bir his olduğunu ve utanç duymadığını ifade etti.”

RUANDA’daki soykırımdan hemen sonra Srebrenitsa’da 10.000 insana soykırım uygulanmıştı. (Bosna Savaşında ölü sayısı 110.000).

Aliya İzzetbegoviç’in Bunu hiç unutma evlat! Batı, hiçbir zaman uygar olmamıştır ve bugünkü refahı; devam edegelen sömürgeciliği, döktüğü kan, akıttığı gözyaşı ve çektirdiği acılar üzerine kuruludur.dediği geliyor aklıma.

Bölecek bir şey bulamayınca burun deliklerinin genişliğini bile kullanabilen bu zekâ, tarih boyunca insanları birbirine düşman edecek sebepler üretmiş.

Bunu en çok başardığı konuların başında etnik ayrımcılık geliyor.

Ruanda’da görüldüğü gibi, etnik farklılık olmasa bile uyduruk sebeplerle de bunu yapabiliyorlar.

Çok kullandıkları diğer konu, farklı inançlar.

Din ve mezhep farklılıklarını, cemaat farklılıklarını, hatta kültürel farklılıkları -çeşitlilikleri- bile kullanıyorlar.

En masum örf ve adetlerimiz üzerinden insanımızı ötekileştiren güncel bir “dizi film”de, şöyle bir ayrımcılığı bile senaryolaştırmışlar:

1- Eve ayakkabısını çıkarıp giren, büyüklerinin elini öpen ve misafirine çay kahve ikram eden çağdışı insanlar…

2- Eve ayakkabı ile giren, misafirine alkollü içki ikram eden ve büyüklerine ismi ile hitap eden çağdaş insanlar.

Bu konularda farklı düşünmemiz, bizim birliğimizi ve beraberliğimizi bozmamalı. Ve asla bu tür ötekileştirmeleri basit görmemeliyiz.

En başarılı oldukları üçüncü alan, “İZM”ler.

Cemil Meriçİzm’ler idrakimize giydirilmiş deli gömlekleridir” diyor.

M. Selahattin Şimşek bir vecizesinde, Emperyalizm, Kominizim, Faşizm, Ateizm, Kapitalizm, Nihilizm, Feminizm, Pragmatizm gibi 32 adet ‘İzm’i sıralayarak altına şu muhteşem cümleyi ekliyor:

“Bütün Karanlıklar Aynı Siyahtan Dokunmuştur.”

Yakın tarihimizde, Etnik farklılıklar, mezhep ayrılıkları ve ‘İzm’ ayrılıkları, ülkemizin maddi manevi çok büyük kayıplar vermesine sebep olacak şekilde kullanılmıştır. Böylece Demokrasinin sık sık kesintiye uğratılması da sağlanmıştır. Bu kesintiler, her kesime zarar vermiştir. Çünkü “arı kovanı için iyi olmayan, arı için de iyi olamaz.” (Marcus Aurelius)

Bu arada, soykırıma sebep olan ve göz yuman ülkelerin milletlerini, topyekûn “kötü” addedemeyiz.

Hz. Ali, “hangi millet iyidir?” şeklindeki bir soruya “Her milletin, iyisi iyidir” diye cevap veriyor.

Üstünlüğü belirleyenin, inancında samimi olmak, iyi insan olmak, güzel ahlak sahibi olmak, kötülükten kaçınmak olduğunu anlatıyor.

Albert Einstein ise, “insanlar kaça ayrılır” konusuna şöyle bir yorum getiriyor:

-İnsanları ırk, cinsiyet, milliyet, yaş, statü, renk, din ve dil başta olmak üzere onlarca kategoriye ayırıyorlar. Halbuki olay bu kadar komplike değildir. İnsanlar sadece ikiye ayrılırlar:

İyi insanlar ve kötü insanlar.

.

Hüseyin Burak Uçar, dikGAZETE.com

SİZİN DÜŞÜNCELERİNİZ?
Aydın orhan
Aydın orhan 5 gün önce
Harika yazılar,daha geniş kitlelere ulaşması temennisiyle;tebrik eder,devamını dilerim.
Nigar Özel
Nigar Özel 1 hafta önce
Yine çok güncel bir konu ve çarpıcı bir yazı olmuş tebrikler
Nuh
Nuh 2 hafta önce
Maalesef hep bir kalıba ve sınıfa sokulmak zorunda bırakıldık. Kimliklerimiz de bu yönde oluşturuldu. Bu sebeple iyiyi ve kötüyü de ayırt edemedik. Yazı için teşekkürler Hüseyin Bey. Filmi izleyeli baya olmuştu bu vesile ile tekrar izleyeceğim.
Nurullah şahin
Nurullah şahin 2 hafta önce
Selamlar. Elinize sağlık bu yazınız daha çok eski kuşaklarin anlayabileceği malesef ki yeni olarak adlandırılan kuşağın ilgisini cekmecegi bir durumu anlatıyor. Yeni kusaklarimizin düşünce yapısını yıllarca süren değişim ve dönüşümlerle egoist kendini düşünen ülke, din,insanlık gibi kavramlara uzak olan bir toplum haline doğru koşar adımlarla ilerliyoruz. Nasıl geçtigimiz yakın zaman doktorlarimizin daha fazla gelir uğruna ülkelerini zevkle terkettiğini hatırlarız. İnsanlarimiz aynı dil, din,ülke, hedef ugrundan vazgeçtigi an düşmanın gelip feth etmesine gerekte kalmıyor. Gençlerimize eğitimden önce anlama ve bakış açısı kazandırmanın daha önemli olduğunu düşünüyorum. Sokaklarimiz eğitimli zannetigimiz cahillerle dolu malesef. Halk dilinde söylenen bir sözümüzü hatırlattı bu yazı sen eşek olursan semer vuran çok olur. Buna biz izin veriyoruz yani ya birey yada toplum olarak.
Mümin
Mümin 2 hafta önce
Yine okuyanı derin düşünceler içerisine sevkeden etkileyici bir yazı olmuş. Emeğinize sağlık.
Hakan Fındık
Hakan Fındık 2 hafta önce
Hüseyin Bey yine müthiş bir yazı. Filmi en az 10 yıl oldu izleyeli, ancak yazınızı okuyunca tekrar hatırladım hikayesini, ne yazık ki bu rezil senaryo en iyi filmler arasında yer alıyor, bir kez daha izleyeceğim unutmama adına. Bu yazıdaki temel felsefe insanlığı topyekün kurtaracak, %95 azınlık bi anlasa…. Elinize, kaleminize sağlık
Akif çapacı
Akif çapacı 2 hafta önce
Elinize sağlık çok güzel bir yazı olmuş, günümüzde özellikle Avrupa'nın yaptığı soykırımlari, kurdukları medeniyet denilen şeyin temellerindeki acıları iyi incelemek gerekli
Feridun
Feridun 2 hafta önce
Maalesef dünyamızda her dönemde kötülükler ayrıcalıklar olmuş. Bize düşen insanları sınıflandırmadan iyilikleri yaşatabilmektir. Rabbim iyi bir insan olarak yaşayıp iyilikleri savunabilmeyi cümlemize nasip etsin İnşAllah ...
Rahmi
Rahmi 2 hafta önce
Çok güzel bir yazı olmuş. Yazıda değinildiği gibi insanları kategorilere ayırmak istersek binlerce fark bulabiliriz. Ama bu bizi bize düşman yapar. Ayrım basit, iyi ve kötü. Bir de kendini iyi sananlar ve "mış" gibi yapanlar var. Dinimizdeki karşılığı münafıklık, en tehlikeli grup bu. Bana göre "herkesin kendi doğrusu vardır" cümlesi de bölücü bir cümle. Aslında doğru tektir ve o da mutlak doğrudur. O doğrudan uzaklaşınca dosdoğru yoldan çıkmış oluyoruz.
Kadir Yüksel
Kadir Yüksel 2 hafta önce
Dünyada maalesef kötü şeyler çok konuşuluyor ve zihinler de hep bu kötülüklerle yeşeriyor. Bu sebeple de iyilik bu dünyadan her geçen gün uzaklaşıyor.
Bize düşen iyiliği yaşatmak, iyiliği konuşmak, gelecek nesillere iyiliğin referansları üzerinden tecrübe paylaşımı yapmak gerekiyor..
iyi insanların ve iyiliklerin bu dünyada daha çok varolması ümidiyle…
Elinize ve kaleminize sağlık…
İbrahim sancar
İbrahim sancar 2 hafta önce
Hüseyin Bey elinize emeğinize sağlık. Allah herkese aklını kullanabilmeyi nasip etsin.
Nazan
Nazan 2 hafta önce
Çok güzel bir yazı olmuş.Teşekkürler.Önerdiğiniz filmi en kısa sürede seyretmek istiyorum.Uyduruk sebeplerle insanları birbirine düşman etmek çok acı…Dünyamızda her zaman iyi insanların artması dileğiyle…
Fikret  Güneş
Fikret Güneş 3 hafta önce
Bizim gençlerimizle de bu yanılgı var batı hayranlığı Allah gençlerimizi idrak sahibi gerçekleri görenlerden eylesin inş.
Ekrem Berber
Ekrem Berber 3 hafta önce
Evet “bütün karanlıklar aynı siyahtan dokunmuştur” fakat bütün aydınlıklar aynı ışıktan dokunmamıştır! çünkü “aydınlık” başka, “Nur” başkadır… aydınlık, gösterir; nur, görür! Hüseyin beyi bu seçkin konu ve yazısından dolayı tebrik ediyorum… yüreğinize kaleminize sağlık.
Yıldıray Yıldız
Yıldıray Yıldız 3 hafta önce

Kaleminize sağlık Hüseyin Bey
Mücahit Bayramoğlu
Mücahit Bayramoğlu 3 hafta önce
Kaleminize sağlık üstadım. Putperest dinsiz zamanlarında Roma İmparatorluğuyla, Viking Çağı'nın barbarlıklarıyla, putperest dinli zamanlarında Haçlı seferleriyle, Endülüs mezalimiyle, engizisyonla ve sonrasında seküler dinsiz zamanlarında sömürgecilikle, 2 dünya savaşıyla ve sayısız soykırımla insanlığa verdikleri zarar ölçülemez boyutlarda. Batı'nın yükseldiği her dönem dünyanın kalanı için karanlık, acı, kan, gözyaşı, sefalet, açlık, savaş demek. Soykırım kelimesi yeterli gelmediğinden türkırım, cinskırım gibi daha genel kelimeler bile türetiliyor maalesef.
Mesut İsen
Mesut İsen 3 hafta önce
Her dönemde yaşanan günümüzde farklı şekillerde gördüğümüz olaylar.
Uyanık olmak gerekiyor
Kardeşi kardeşe kırdırma politikası
Bülent
Bülent 3 hafta önce
Rabbim iyilerden olmayı nasip eylesin.
Selda erkan
Selda erkan 3 hafta önce
Allah kötülere fırsat vermesin çok acı… kaleminize sağlık Hüseyin bey
Mehmet
Mehmet 3 hafta önce
Kaleminize sağlık Hüseyin bey
İsmail yerlitürk
İsmail yerlitürk 3 hafta önce
????????????????????????
Mehmet Zeki Aktaş
Mehmet Zeki Aktaş 3 hafta önce
Sadece bilim adamının dediği gibi iyi ve kötü
Cumhur Karasu
Cumhur Karasu 3 hafta önce
Kötüler olmasa iyilerin iyi olduğunu nasıl anlayacağız? Kaleminize sağlık Hüseyin Bey.
Haleti Ruhiye
Haleti Ruhiye 3 hafta önce
Kaleminize sağlık. Allah herkesi iyi insanlarla karşılaştırsın.
Volkan Bayri
Volkan Bayri 3 hafta önce
Demek ki neymiş? Anayasanın 66. Maddesinde ki vatandaşlık tanımını genişletmek o kadar da kötü bir şey değilmiş. Yeter ki farklılıklara değil, bizi biz eden amansız sevdaya, kardeşlik, dostluk ve sevgiye sıkı sıkıya tutunalım.
Mehmet Şakir
Mehmet Şakir 3 hafta önce
Eline kalemine sağlık
Mehmet Şakir
Mehmet Şakir 3 hafta önce
Eline kalemine sağlık
Ahmet Reşat SAKARYA
Ahmet Reşat SAKARYA 3 hafta önce
Güzel ve akucı bir yazdı olmuş.
Zulüm ile abad olunmaz.
Dünyada hep iyilikler kazansın.
Emeğinize sağlık.
Abdurrahman Keskin
Abdurrahman Keskin 3 hafta önce
Kaleminize yüreğinize sağlık. Çok güzel olmuş.
Timur Ünsal
Timur Ünsal 3 hafta önce
Hüseyin bey çok güzel bir yazmışsınız. Gerçekten de batı yönetimi azınlıklara verme işini çok iyi becerdi. Suriye’de halk Sünni yönetenler nasrani, Arabistan’da halk Sünni yönetenler vahabi, vb gibi cumhuriyet dönemi Türkiye’sinde halk Sünni yönetenler?