USD 0,0000
EUR 0,0000
USD/EUR 0,00
ALTIN 000,00
BİST 0.000

Bildiklerimiz bir damla, bilmediklerimiz okyanus!

Bildiklerimiz bir damla, bilmediklerimiz okyanus!
12-09-2022

İnsanoğlunun dünya yüzeyindeki varlığı milyonlarca yıl ile ifade ediliyor. Bu çok uzun zaman içerisinde, belki bir çok kez bilim ve teknolojide büyük ilerlemeler kaydedip, insanlık ve ahlak noktasında büyük kayıplar yaşamış ve başlarına gelen büyük felaketlerle tekrar başa dönmüş olmaları muhtemel görünüyor.

Ferrasini Satan Bilge” kitabının yazarı Robin Sharma, “İnsanlık çok ilerledi artık görünmüyor” sözü ile yine böyle bir dönemin başladığını çok güzel ifade etmiş.

20. Yüzyıl, “Enformasyon-Bilgi Çağı” olarak kabul edilmişti. İnternet kullanımının yaygınlaşmaya başladığı 1990’lardan bu güne kadar olan süre için ise Bilişim Çağı terimi kullanılmaktadır. Çünkü hem bilgi seviyesinde hem teknolojideki artış, bunların birbiri ile etkileşimini de arttırmış, bilgi, teknoloji ile işlenmeye, internet ile de yayılmaya başlamıştır. 

Bu durum, insanlığın büyük bir değişim yaşamasına neden olmuştur. Fakat Robin Sharma’nın uyarısı her gün biraz daha geçerlilik kazanmakta ve insanlık ve güzel ahlak, gittikçe görünmez olmaktadır. Çünkü M.Selahattin Şimşek’in de dediği gibi:

Değişme başkadır, gelişme başka; çürüme de değişmedir ama gelişme değildir.

Bilişim Çağının beslediği en önemli figür olan Bill Gates’in “ben Tanrının işini yapıyorum” diyecek kadar ileri gitmesi de ne kadar ilerlediğimizin başka bir kanıtı.

Bütün gelişmelere rağmen “hiç bir zaman bilemediklerimiz” yine “bilmediklerimiz” olarak kalmaya devam ediyor. Bunu ortaya koyan çok güzel bir anket örneği var:

Ortadoğu Teknik Üniversitesi bünyesinde bir anket yapılır. Ankette listelenen çok ilginç 62 adet soru için öğrencilerden şu talep edilir:

“Farzedin ki Alâaddin’in sihirli lâmbasından çıkan türden bir cine rastladınız günün birinde… Diyelim ki bu cin, soracağınız kısıtlı miktardaki soruların doğru cevaplarını garantili olarak ve sizin anlayabileceğiniz şekilde size verebilecek bir cin.

Cinin, size sunduğu bu muazzam fırsatı en iyi bir şekilde değerlendirmek için cine hangi soruları sorardınız? Listede yer alan 62 soru arasında sizin için en önemli olan, hayatınızda cevaplarını en çok bilmek istediğiniz altı soru hangisidir?” 

Burada hepsine yer veremeyeceğim için “Soru Listesi”nin tamamını merak edenler, taleplerini mail adresime “[email protected]” iletebilirler.

Bu 62 soru genel olarak bilim, felsefe, metafizik ve dini konulardan oluşuyor. 

Evrenin oluşumu, robotlar, ölüm tarihi ve şekli, zamanda yolculuk, zamanın başlangıcı, başkalarının düşünceleri, hayatın anlamı, öteki taraf, en büyük ve en önemli insanlar, özgür irade ve piyangoda büyük ikramiye numaraları gibi konular çoğunlukta.

Bir kaç örnek vermek gerekirse:

Ölümden sonra hayat (“öteki dünya”) var mı yok mu? Eğer varsa bu hayat nasıl bir şey?

İnsanın özgür iradesi var mı, yoksa tamamen şartların ve fizik yasalarının (ya da kaderin) esiri miyiz?

İnsan hayatının bir amacı veya anlamı var mı, yoksa insan hayatının amacı veya anlamı diye bir şey yok mu?  Eğer varsa nedir?

Ne zaman ve ne şekilde öleceğim?

Dinlerden herhangi birinde sözü edilen Tanrı gerçekten var mı?  Eğer varsa, Tanrının benden beklentileri nelerdir?

Bugün canlıların ve insanın evrim sürecinin açıklamasında karanlık birçok nokta var. Canlıların ve insanın evrim süreci tam olarak (bütün karanlık noktalar aydınlatıldığında) nasıl olmuştur?

Zamanın başlangıcı ve sonu var mı? Eğer varsa, zaman nasıl ortaya çıktı ve nasıl son bulacak?

Dünya tarihi boyunca yaşamış veya yaşayacak en önemli, en büyük şahıs (benim veya tüm insanlığın bakış açısından) kimdir? Neler yaptı bu şahıs?

Evren nasıl / niye ortaya çıktı? Evrenin sonu ne zaman ve nasıl olacak?

En mükemmel ve gerçekleştirilebilir toplumsal düzen hangisidir?  Nasıl gerçekleştirilebilir?

Elbette hepsi çok önemli konular…

Öğrencilerin öncelikle itikadi ve felsefi konuları merak etmesi doğal karşılanabilir. Fakat listedeki şu sorular da bir öğrenci için çok önemli olmalı:

Benim kapasitelerim düşünüldüğünde, bu saatten sonra benim insanlığa yapabileceğim en büyük ve olumlu katkı ne olur? Bu katkıyı kapasitelerimle nasıl gerçekleştirebilirim?

Dünyada benim için en uygun, beni en mutlu yapacak meslek nedir?

Hayatım boyunca şu ana kadar yaptığım en büyük haksızlık, en büyük iyilik, en büyük aptallık ve en büyük akıllılık nelerdir?

Gelecekte karşılaşacağım en büyük 3 (veya 5 veya 10 vs.) sorun ne olacak? Bu sorunları en iyi nasıl çözebilirim?

İnsan zekâsı ve yaratıcılığı hangi metotla veya teknolojiyle mümkün olduğu kadar arttırılabilir?

Anketi hazırlayanların şu soruları düşünmeleri beni de düşündürdü:

Niye ahlâklı olmamız gerekir? Ahlâklı olmak şart mı? Fırsatını bulduğumuzda (yani bizim için herhangi bir risk olmadığı durumlarda) ahlâklı olmasak gerçekten ne kaybederiz?

Bu yerde ve zamanda doğmam şart mıydı? Başka bir ülkede ve/veya zamanda doğmuş olamaz mıydım? Eğer başka bir ülkede ve/veya zamanda doğmuş olmam mümkün idiyse, orada ve o zamanda doğmuş olsaydım ben nasıl bir kişi olurdum?

Sonuçları ile ilgili bilgilere haiz olmadığım bu anketten kelimesi kelimesine aktardığım bu sorular, “2000 yılda ulaşamadığımız bilgi düzeyine son yüzyılda fazlasıyla ulaştık” diyenleri yalanlar mahiyette. Prof. Dr. Şaban Teoman Duralı, “Sorun Çağının Anatomisi” isimli kitabında şu soruyu soruyor:

- Bugünün internet kullanan, akıllı telefon sahibi, uzayın fethine şahitlik etmiş ve her türlü bilgiye ulaşabilen, bilmem kaç üniversite okumuş biri ile 700 yıl önce yaşamış Mevlana’nın bir araya geldiğini düşünsek, hangisi daha çok bilirdi?

("Ben yaşadıkça, Kur'an'ın kölesiyim. Ben, Hz. Muhammed Mustafa'nın (s.a.v) yolunun tozuyum.” diyen Mevlana, kanaatimce  anketteki bir çok soruya bile makul cevaplar verebilirdi.)

Teoman Duralı, ayrıca şu çarpıcı tespitte bulunuyor:

Son yüzyıl, tarihin en karanlık çağıdır. Moğollar dönemi dahil tarihin hiç bir döneminde, “bilgi çağındaki” kadar insan katliamı yapılmamıştır.

Siz bu ‘cin’e başka ne sorardınız bilmiyorum. Fakat benim aklıma listede olmayan ve “Beyaz Geceler” isimli kitabında büyük yazar Dostoyevski’nin sorduğu şu soru geliyor:

- Bu kadar güzel bir gökyüzü altında bu kadar kötü insan nasıl yaşayabiliyor?

.

Hüseyin Burak Uçar, dikGAZETE.com

SİZİN DÜŞÜNCELERİNİZ?
Z kuşağından bir genç
Z kuşağından bir genç 1 hafta önce
Ankette bulunan ve sizin de değindiğiniz sorulardan çoğunu ben de yaşadığım bu kısa zamanda kendime sormuş bulundum bile. Belki de yaşamım boyunca sormaya da devam edeceğim, bilemiyorum. Her dönemin kendine göre zorlukları var elbette ancak ben bu çağda yaşamayı haketmiş bizlerin sınavının daha zorlu olduğunu düşünüyorum. Cahillik kötüdür belki ama rahattır değil mi? Ben de isterdim bazı şeyleri bilmemeyi, kafam onlarca şeyle dolu. Ve maalesef ben z kuşağından bir birey olarak bazı şeyleri daha çok küçükken öğrenmek zorunda kalıyorum. Öğrendiğimiz ve öğrenmeye de devam ettiğimiz uzun bir geçmişimiz var insanoğlu olarak. Ve biz bu nesil olarak tüm o geçmişin bilgi birikiminin altında kalmış bulunmaktayız. İnanın ki sizin sandığınızdan daha büyük bir yük. Duygularını, değerlerini bu bilgi yükünün altında kaybetmişiz maalesef. Sürekli düşünmeye mahkum bırakılmış ve düşünen bir nesil olarak zorlanıyoruz. Ben de bilirdim annemden babamdan gördüğüm şeyleri olduğu gibi kabul etmeyi. Ama insanlık olarak evrimleştiğimiz bu halde, bu çağda sorgulamamak elde değil bazı şeyleri. Yapabilsem ben de durdururdum o beynimi, düşünmesin isterdim bilmesin her şeyi. Ama olmuyor. Maalesef... Kaleminize sağlık.
Ahmet Reşat SAKARYA
Ahmet Reşat SAKARYA 2 hafta önce
Merhaba Hüseyin bey. Yine her zamanki gibi akıcı ve sürükleyici bir yazı olmuş. Teşekkürler.
Gökhan İn
Gökhan İn 2 hafta önce
Bu kadar güzel bir gökyüzü altında bu kadar kötü insan nasıl yaşayabiliyor? Nokta
Nurullah Şahin
Nurullah Şahin 2 hafta önce
Selamlar . Öncelikle elinize sağlık bu güzel farkındalık içeren yazınız için. Bilgi çağı dedigimiz bu çağda ulaşılamaz dediğimiz şeyler ulaşılabilir oluyor olmaya başladı. Ancak adalet ve insanlık dediğimiz kavramlari yok ederek ilerliyoruz. Zaten degilmi ki insansı robotlar için uğraşı bir olsa da zaten biz insanlar da bu ortamda robotlasiyoruz. Bilen ama hissetmeyen, gören ama tepki vermeyen bir robota doğru gidisimiz var. Yeni nesilde bu yönde gelişiyor tek önemli benim öncelikle ben olmalıyım nasıl olursa olsun. Hak ,günah,öbür dünya gibi kavramlar çok uzak olmuş bize .sadece bilgili insanlar değil de düşünen ve hisseden bireyler yetiştirmek ve olmak dileğiyle selamlar.
Nigar Özel
Nigar Özel 2 hafta önce
İleri bir düşünce yapısı olduğu iddia edilen ž kuşağının halı değerlerden uzaklaşıp dini sorgulayınca medeni olunuyor zaten yine çok çarpıcı bir yazı tebrikler
Mesut İsen
Mesut İsen 2 hafta önce
Güzel bir yazı olmuş yine müdürüm
Bülent
Bülent 2 hafta önce
El- Alim olan Allah ‘’cc’’. Her öğrendiği bilgi ile başka bilinmezliklerle yelken açan insan. Cinler çok olunca sorulacak elim sorular bitmiyor maalesef. Kaleminize sağlık.
Lütfü
Lütfü 2 hafta önce
Her zamanki gibi bilgi dağarcığımıza katkı sağlayan bir yazı. Teşekkürler...
Fikret GÜNEŞ
Fikret GÜNEŞ 2 hafta önce
Cine soracağım ilk soru neden ben benim kendini toparladıktan sonra da şunu sorarım kırk haraminin definesi nerde bana yeter
Gamze Topçu
Gamze Topçu 2 hafta önce
Başlık dikkatimi çekti Okudukça da hiç bitmesin istedim Emeğinize sağlık
Mümin
Mümin 2 hafta önce
Konu da, anlatımda çok ilgi çekici ve düşündürücüolmuş. Teşekkürler
mustafa yalaz
mustafa yalaz 2 hafta önce
Kaleminize sağlık .
Abdurrahman
Abdurrahman 2 hafta önce
Zevk alarak okudum. Kaleminize yüreğinize sağlık.
Mehmet
Mehmet 2 hafta önce
Çok güzel kaleminize sağlık
Feridun
Feridun 2 hafta önce
Hüseyin bey, düşüncelerinize sağlık her zamanki gibi çok önemli bir konuyu kaleminize almışsınız. Teknoloji ne kadar ilerledi diye düşünsekte iman, insanlık, ahlak , Allah korkusu olmadığı müddetçe ...
Huriye YILDIRIM
Huriye YILDIRIM 2 hafta önce
Elinize emeğinize sağlık.
Abdullah Pektaş
Abdullah Pektaş 2 hafta önce
İyi haftalar Hüseyin bey! İnsan bir takım donanımlarla yaratılmıştır; düşünce bilgi sevgi korku fizik vesaire.tum bunları kullanarak ,çevresinden , yaşam tarzından etkilenerek doğruyu veya yanlısı bir şekilde tercih eder.Sizinde dediğiniz gibi teknolojik çağ; itikadı ,felsefi , bilgi ve donanım manasında zayıf olan insanlar ,okyanustaki rotasız gemi gibi savrulup bir boşluğa giderler. Bence Alaaddin lambasindaki Çin'e sormak yerine,belkide dünyanın dengesi bu mu acaba? Teşekkür ederim Hüseyin bey elinize sağlık
Rahmi
Rahmi 2 hafta önce
Önce ben cinden bana üç soru sormasını isterdim. Sonra sorulara göre ben üç soru sorup sormayacağıma karar verirdim. Sorsam bile cine hemen inanmazdım. Cin bu güven olmaz.
Mehmet Zeki Aktaş
Mehmet Zeki Aktaş 2 hafta önce
Harika yazı emeğinize sağlık
Timur
Timur 2 hafta önce
İslam alimleri insanlık tarihinin mö 7000-8000 yılları arasında başladığını söylüyor. Batı genelde 100 milyon yıl önce başladığını iddia ediyor ama ilkçağ tarihi ve peygamberler tarihini karşılaştırınca insanlık tarihinin 10.000 yıllık bir tarih olduğunu düşünüyorum.
Ali Osman Tuncer
Ali Osman Tuncer 2 hafta önce
Bu yazı çok istifadeli oldu