<h3><span><strong>Ankara’dan Erivan’a vizesiz yol: Güney Kafkasya’da normalleşme</strong></span></h3> <div><strong>Dışişleri Bakanlığı</strong>, <strong>Kafkasya </strong>için yeni bir gelişmeyi duyurdu; “<strong>Türkiye</strong> ile <strong>Ermenistan Arasında İki Ülkenin Resmi Pasaport Hamilleri için Vize Kolaylaştırma Kararı</strong>; <strong>Türkiye</strong> ile <strong>Ermenistan Normalleşme Süreci Özel Temsilcileri </strong>arasında varılan mutabakat çerçevesinde, <strong>Türkiye </strong>ve <strong>Ermenistan</strong>, diplomatik, hizmet ve hususi pasaport hamilleri için vize sürecini kolaylaştırma kararı almıştır. İki ülkenin diplomatik, hizmet ve hususi pasaport hamilleri <strong>1 Ocak 2026</strong> tarihi itibariyle ücretsiz olarak e-vize alabileceklerdir. Bu vesileyle, <strong>Türkiye</strong> ve <strong>Ermenistan</strong>, iki ülke arasındaki normalleşme sürecini, tam normalleşme hedefiyle ön koşulsuz olarak sürdürmek konusundaki taahhütlerini bir kere daha teyit etmektedir.”</div> <div><strong>Türkiye</strong> ile <strong>Ermenistan</strong> arasında<strong> vize rejiminin gevşetilmesi</strong> ya da <strong>tamamen kaldırılması, </strong>ilk bakışta teknik bir düzenleme gibi algılanabilir. Oysa mesele <strong>pasaport</strong> damgaları; sınır kapılarındaki prosedürlerden çok daha derindir.</div> <div><strong>Ankara–Erivan </strong>hattında konuşulan her “<strong>küçük adım</strong>”, <strong>Güney Kafkasya</strong>’nın geleceğine dair büyük bir soruyu da beraberinde getirir: Bu coğrafyada kalıcı <strong>normalleşme</strong> mümkün mü? <strong>Cevap evet</strong>! <strong>Kafkasya’da normalleşecek</strong>.</div> <div>On yıllardır kapalı sınırlar, donmuş diplomatik ilişkiler ve karşılıklı güvensizlik üzerinden şekillenen bir ilişki biçiminden söz ediyoruz. Bu nedenle “<strong>vizesiz seyahat</strong>” ifadesi bile başlı başına zihinsel bir eşiği temsil ediyor. Çünkü vize yalnızca bir idari belge değildir; aynı zamanda <strong>güvenin</strong>, <strong>niyetin</strong> ve <strong>siyasi iradenin </strong>sembolüdür.</div> <h3><span><strong>Vize: Sessiz bir siyasi mesaj…</strong></span></h3> <div><strong>Devletler</strong>, vatandaşlarının karşı ülkeye serbestçe gidebilmesine izin veriyorsa, bu en azından “<strong>tehdit algısı”nın</strong> bir ölçüde geride bırakıldığını gösterir.</div> <div>Büyük deklarasyonlara gerek kalmadan atılan bu tür adımlar, diplomaside “<strong>yumuşak güç</strong>” alanının en etkili araçlarıdır.</div> <div>Ancak burada aşırı iyimserliğe de kapılmamak gerekir. <strong>Vize muafiyeti</strong>; tarihsel anlaşmazlıkları çözmez, diplomatik ilişkilerin tam tesisinin yerini tutmaz, kapalı sınırları otomatik olarak açmaz. Ama bir kapı aralar.</div> <div>Sorun da tam burada başlar: O kapıdan geçmeye gerçekten hazır mıyız?</div> <div><strong>Türkiye</strong> ve <strong>Ermenistan</strong>, <strong>2022’den</strong> beri kendi aralarında konuşmaya başladı. Devletler hazır, gerisi kamuoyuna kaldı.</div> <h3><span><strong>Ekonomi konuşmaya başlarsa!..</strong></span></h3> <div><strong>Türkiye </strong>açısından bakıldığında normalleşmenin en somut getirisi, ekonomi ve ulaştırma alanında ortaya çıkabilir. Kapalı kalan sınırlar en çok <strong>Doğu Anadolu</strong>’yu etkiledi. <strong>Kars</strong>’tan <strong>Iğdır</strong>’a,<strong> Erzurum</strong>’dan <strong>Ağrı</strong>’ya kadar geniş bir coğrafya, yıllardır potansiyelinin altında bir ekonomik döngüye mahkûm.</div> <div><strong>Vizesiz seyahat</strong>; küçük ve orta ölçekli işletmeler, turizm, kültürel ve akademik temaslar için yeni bir alan açabilir.</div> <div><strong>Türkiye</strong>’nin <strong>Kafkasya</strong> ve <strong>Türkistan</strong>’a uzanan kara bağlantılarının/ koridorların güçlenmesi de cabası.</div> <div><strong>Ankara</strong> bu süreci sıfır toplamlı bir oyun olarak değil, doğru yönetildiği takdirde “<strong>kazan–kazan</strong>” potansiyeli taşıyan bir açılım olarak görüyor.</div> <div>Elbette bu kazanımların sürdürülebilir olması, siyasi sürecin öngörülebilirliğine bağlı. Ekonomi, belirsizliği sevmez.</div> <h3><span><strong>Azerbaycan faktörü: Kırmızı çizgiler net…</strong></span></h3> <div><strong>Türkiye</strong>’nin <strong>Ermenistan</strong> politikasında en belirleyici unsur <strong>Azerbaycan</strong>’dır.</div> <div>Bu bir tercih değil, stratejik bir gerçekliktir. <strong>Ankara</strong>, normalleşme sürecini <strong>Bakü</strong>’nün hassasiyetlerini gözetmeden ilerletmeyeceğini defalarca ortaya koydu.</div> <div><strong>2020 Karabağ Savaşı</strong> sonrasında oluşan yeni dengeler, <strong>Türkiye</strong>’nin elini güçlendirdi. <strong>Ankara</strong>, bu yeni statükonun <strong>Ermenistan</strong> tarafından kabul edilmesini ve bölgesel iş birliğine dönüştürülmesini normalleşmenin temel şartlarından biri olarak görüyor.</div> <div>Kısacası <strong>Erivan</strong> için normalleşme, yalnızca <strong>Ankara </strong>ile değil, bölgesel gerçeklerle de yüzleşmeyi gerektiriyor.</div> <h3><span><strong>En zor alan: Zihinler…</strong></span></h3> <div>Belki de en çetin mesele psikolojik olanı. On yılların biriktirdiği korkular, önyargılar ve klişeler tek bir kararla ortadan kalkmıyor. Ancak insanlar temas ettikçe, hikâyeler çoğaldıkça, “<strong>öteki</strong>” biraz daha sıradanlaşıyor.</div> <div><strong>Vizesiz seyahat </strong>bu açıdan bir fırsat sunabilir. Ama aynı zamanda risk de barındırır. Sürecin iç siyasette bir manipülasyon aracına dönüşmesi, provokatif olaylarla zehirlenmesi ihtimali her zaman masada. Kamuoyu güveni kırılgandır; bir kez sarsıldığında onarmak zordur.</div> <h3><span><strong>Sonuç: Sembol mü, strateji mi?..</strong></span></h3> <div><strong>Ankara–Erivan </strong>normalleşmesi <strong>Türkiye </strong>açısından ihtiyatlı bir iyimserlikle yürütülen çok katmanlı bir süreçtir. Ne romantik beklentilerle ne de refleksif korkularla ele alınabilir. <strong>Vizesiz seyahat</strong>, ilişkilerin zirvesi değil; <strong>belki de en başıdır</strong>.</div> <div><strong>Asıl soru şudur</strong>: Bu sembolik adım uzun vadeli bir stratejiye dönüşebilecek mi, yoksa bölgenin kronik “<strong>kaçırılmış fırsatlar</strong>” listesine bir yenisi mi eklenecek?</div> <div><strong>Cevap yalnızca hükümetlerin değil</strong>, t<strong>oplumların da vereceği bir cevap olacak</strong>. <strong>Kapılar önce zihinlerde açılır. Vize meselesi, şimdilik sadece bunun provası gibi duruyor</strong>.</div> <h4><span><strong>Not:</strong></span></h4> <div><strong>1-Yalova’da</strong> meydana gelen terör olayında şehit olan polislerimize, Allah (cc) rahmet ve mağfiret eylesin.</div> <div><strong>2- Günümüzde</strong> sosyal, etnik, dini, siyasi ve ekonomik yapısı farketmeksizin tüm ülkeler terörle yüzleşebilir.</div> <div><strong>3- DAEŞ</strong> benzeri örgütlerle mücadele Laiklikle olmaz. Çözüm, geniş kitlelere <strong>İslam’ın</strong> doğrudan anlatımı ve <strong>İslam</strong> Yaşam Modeline geçişle olur.</div> <div><strong>4- Halkımız,</strong> resmi açıklamaları takip etmeli, kargaşaya yol açacak sokak çağrılarına dur demeli, yaşam alanında konu komşuya dikkat etmeli, dik ve dirayetli davranmalı.</div> <div>.</div> <div><strong>Mehmet Yıldırım, dikGAZETE.com</strong></div> <div><strong></strong></div> <div><strong></strong></div>