El-Herevî: Battal Gâzî Türbesi, Ammûriye ve Sultan-önü

El-Herevî: Battal Gâzî Türbesi, Ammûriye ve Sultan-önü

R. 1: Battal Gâzî [Hüseyin Dede] Türbesi, Çay-Çayıryazı [Geneli] köyü.

Ramazan Topraklı yazdı;

El-Herevî: Battal Gâzî Türbesi, Ammûriye ve Sultan-önü

Öz

Bu makalenin amacı el-Herevî’nin 1170’lerdeki seyahatinde zikrettiği Ammûriye’yi Uluborlu’ya değil, Emirdağ-Hisarlıkaya köyüne yerleştiren Serhat Antınkaynak hakkındadır. Zira bu ve bazı akademisyenler, Battal Gâzî’nin Türbesi ve Ammûriye konularında bile bile hata etmektedirler. Hâlbuki bunlar, henüz Kral Yolu ve Bizans Askerî Yolu’nu bile araziye yerleştirebilmiş değiller. Bunlar, her biri Roma/Bizans yol cetvellerinden alınma İbn Hordazbih, el-İdrîsî, Peutinger, Antonine ve Kudüs “yol cetvellerini” araziye tatbik edemediler. Hâl böyleyken ha bire hatalı makale yazmaktadırlar. Bunlardan birisi de Ammûriye, Kelainai, Lampe, Santabaris vs. gibi birçok kent ile Miryokefalon harbinin yeri hakkında, sırf akademik kabul görebilmek için bile bile hilâfı hakikat makaleler yazan bir yakınımdır. Küpe girmeden sirke olmuş; önce Miryokefalon harbinin yerini karartmıştı. Şimdi de İstanbul, İznik, Çayıryazı köyü [Battal Gâzî Türbesi], Uluborlu [Ammûriye], Kemer Boğazı, Yenicebeli ve Konya üzeri seyahat eden el-Herevî’yi, Eskişehir, Emirdağ-Hisarlıkaya, Bolvadin, Akşehir, Ilgın ve Konya şeklinde yürütmüştür.

Açar Kelimeler: el-Herevî, Serhat Altınkaynak, Battâl Gâzî, Ammûriye, Yenicebeli, Yenice Derbendi, Kutsal Geçit

Giriş

2006 yılıydı, 1530 tarih, 438 Nu. Muhâsebe-i Vilâyet-i Anadolu Defteri I [MVADI], s.68: Afşar kz., s.314’deki Yenice Köyü Köprüsü, Kemer Boğazı’nda göl altında kalmıştı. Köprü yol demekti; tarihî yol, Kemer Boğazı’ndan geçiyordu. Kundanlı’da yapıldı denilen Miryokefalon harbi, Kemer Boğazı ve devamında yapılmış olabilirdi. Bunun üzerine Değişen Coğrafya ve Miryokefalon Savaşı [Nisan 2010] adlı kitap; “Yenice Köyü Köprüsü ve Miryokefalon Savaşı” KÜ. Kastamonu Eğitim Dergisi Eylül 2010 adlı bir makale ve 27 Eylül 2010: Kayseri Uluslararası Selçuklu Sempozyumunda “Semmâni Sivrisi Zaferi” adlı bir tebliğ sundum. Bilâhare Göller Bölgesi tarihi üzerine birçok kitap ve onlarca yayın yaptım. Mayıs 2013, Hicrî 541/1146 Roma-Selçuklu Savaşları: Sütkuyusu Baskını ve Ammûriye adlı kitabımda İbn Hordazbih ile el-İdrîsî’nin Tarsus-Ammûriye, Ammûriye-Halîc yollarını araziye yerleştirdim ve Ammûriye’nin Uluborlu olduğu ortaya çıktı. Bunun üzerine Prof. Dr. Refik Turan ve Ömür Çelikdönmez ile bir konferans vermeye karar verdik. Ömür Bey, Amorion adının Uluborlu’nun eski adı Mordion ile ilgili olduğunu bana ilk söyleyen kişiydi. Ben onun izahını yeterli görmeyip, İbn Hordazbih ile el-İdrîsî’nin verdikleri yol ve duraklar arası ölçülerle Ömür’ü tahkik ettim. Gelendost-Yeniceli Serhat Altınkaynak’ı da alarak, 26 Tem. 2013 günü Ankara’dan yola çıktık ve Şuhut’a geldik ve adının önce Sinnada [Synnada], sonra Çıfıt [Cuhud], şimdi de Şuhut olduğunu öğrendik. Bölgede tetkikler yaptık ve ertesi gün Uluborlu’da Ammûriye hakkında bir konferans verdik. Refik Beyin oturum başkanı olduğu toplantıda Ömür Mordion kelimesi üzerinden, bense yol ölçülerine göre Ammûriye’nin Uluborlu olduğunu ispat ettik. Serhat Bey, 2011 yılı ilk Hamideli Seyahati dâhil, salgına kadar, hemen hemen her seyahatimize ve Gelendost’taki zafer kutlamalarına katıldı. Yüksek Lisansını Salim Koca’da yapan Serhat Bey, Miryokefalon harbinin Kemer Boğazı’nda yapıldığını, sınıfta bırakır diye, hocası Salim Beye söylemem diyordu. Zira Salim Koca, Kûfi Boğazı diyordu. Serhat doktorasını, Refik Beyin isteğiyle, Göller Bölgesi üzerinde yaptı, ama unvan dışında bölgeye hiçbir katkısı olmadı. Doktora tezi hakkında da bir makale yazacağım. Her zaman elinden tutan hocası Refik Bey: “Harp Yenicesivrisi’nde yapıldı” derken, o, “kapsamlı bir değerlendirme ve kesin sonuçlar ortaya konulmamıştır” der ve harbi, Karamıkbeli, Kundanlı, Kemer Boğazı ve Bağırsak Boğazı arasında tartışmalı bırakır. O, bir yandan Miryokefalon harbi Uluborlu’nun şarkında yapıldı der; öbür yandan da bir hudut kalesi olan Sublaion’u, Çivril-Homa’ya koyar. O bir yandan “Tzybritze geçidinin kuzeyi yamaç, güneyi uçurum” der, öbür yandan bu tarife uymayan Kundanlı, Karamıkbeli ve Bağırsak Boğazı tezlerini tartışarak kendi kendiyle çelişir. Zira küpe girmeden sirke olmuş; Molla Kasım misali bizi sigaya çekmek istemiştir. Şimdi de Uluborlu [Ammûriye], Kemer Boğazı ve Konya şeklinde yürüyen el-Herevî’yi, Emirdağ, ılgın ve Konya şeklinde yürüten bir makale yazmıştır.

Battal Gâzî Türbesi

Seyyah el-Herevî, Peutinger, Antonine ve Kudüs yol cetvellerinde verilen Hıristiyan Hacılar Yolu’nu takiple İstanbul, Gebze, İzmit, Bahçecik [Eribulo, Hyribolum], Libum [Libo] ve Liada yoluyla İznik’e geldi (Ramsay, 1960: 264). O, daha sonra “ülkenin sınırında ve bir tepenin başında, Ebu Muhammed el-Battal’ın türbesinin bulunduğunu” söyledi (el-Herevî, 1957: 131; 2002: 55). Bu yer, el-İdrîsî’nin [1100-1165] verdiği İznik-Ammûriye [Uluborlu] yolunda Afyonkarahisar ili, Çay ilçesi, Çayıryazı [Geneli] köyünde, bir höyüğün başındaki Hüseyin Dede Türbesi’dir. Bu yeri 14 Mayıs 2014’de keşfettim; bu konuda kaynakçadaki makaleyi yazdım (Topraklı, 2014b). Bu keşifte haritacı Medeni Altın ile Serhat Altınkaynak da vardı. Hatta arabayı Hamideli Derneği üyesi Serhat kullanmıştı. Köy halkı Hüseyin Dede demesine rağmen mezar taşında “Allah dostlarından Hüseyin Efendi” yazıyordu [bk.Har.1; R.1].

Ammûriye, Emirdağ’da diyen Ramsay, “Arap coğrafyacıların arzettiği güçlüklerden biri de yol diye gösterdikleri harikulâde zikzaklardır. Bunun için kendilerinden istifade etmek hemen hemen imkânsızdır” der [1960: 257, 3]. Ama İbn Hordazbih ve el-İdrîsî’nin verdikleri yol cetvelleri çok doğrudur: Ammûriye’den Libadiye şehrine 5 merhale ve İznik’den el-Libadiye 3 merhale, 4 merhale de denir. Ammûriye- Kidros 1, Maderi nehri 1, Kastora 1, Massisa 1, Libadhia 1, Batransia 1, Mastara nehri 1, İznik 1 olup yekûn 8 merhaledir. Ammûriye Uluborlu, Kidros Şuhut-Arızlı köyü [Kedrea], Maderi nehri Bolvadin Kırkgöz köprüsüyle geçilen çay, Kastora Bayat, Massisa Bardakçı, Libadhia Eskişehir, Batransia Söğüt, Mastara Nehri ise Kocasu veya Göksu’dur (Topraklı, 2013: 151; Ramsay, 1960: 257).

Ramsay’ın “yol diye gösterdikleri harikulâde zikzaklar” ifadesine uyanlar, Eğirdir Gölü’ndeki değişimi bildikleri hâlde, Serhat Altınkaynak gibilerin, bu değişimi dikkate almadan, ezberlenmiş yanlışlarla yazdıkları makalelerdir. Maalesef bunlara birileri de itibar etmektedir. Bu, Türk tarihçiliği açısından utanılacak bir hâldir [bk.Har.3].

Har.1: H.122: Bizans-Emevî harbi ve Battal Gâzî Türbesi.

R. 1: Battal Gâzî [Hüseyin Dede] Türbesi, Çay-Çayıryazı [Geneli] köyü.

Ammûriye [Uluborlu]

Yukarıda az da olsa bahsettim: Ammûriye [Amorion] Uluborlu’dur. Tarihî yolun Kemer Boğazı’ndan geçtiğini ilk söylediğimde kadim dostum Ömür: -Ramazan Abi, Uluborlu’nun Ammûriye olduğu şimdi kuvvet kazandı demişti. Bir mühendis olarak Uluborlu’nun Ammûriye olduğunu kesin ispat etmek gerekirdi. Bunun için de elde İbn Hordazbih ve el-İdrîsî’nin yol ve mesafe cetvelleri vardı. Bu iki coğrafyanın verdikleri yolları, Arapça metinlerden Prof. Dr. Kopraman Hoca okudu, ben araziye yerleştirdim [bk. Topraklı, 2013: 144-155 ve Har.5-6-7]. Böylece Ammûriye’nin Uluborlu olduğu kesinleşmiş oldu. Hâl böyleyken Ammûriye, Emirdağ’da demek ne oluyor? Çok ilginç bir bilgi:

“Velibaba dergâhına ait kayıtları araştırırken, elimize geçen bir şecerenin eteğinde, Uluborlu’nun ilk fethi H.222 yılı diye bir kayıt vardı” (Erdem,1935: 268). İşte bu, Halife el-Mu’tasım’ın 838’deki Ammûriye’yi fethidir.

Amorion’un Uluborlu olduğuna dair daha birçok delil var: EI: M. Canard’ın, “12’nci, 14’üncü yy’da coğrafyacı el-İdrîsî ve Hamdullah Müstevfi-i Kazvinî’ye göre burası hâlâ mühim bir yer idi” ifadesi bunlardan biridir. Cüneyd’in 1425’de üç kadırgayla İpsili’den yelken açması, Pamfilya’da Amorion’a çıkması, Konya’ya gelişi; oradan da Firikya Salutaris üzerinden Lazikiyye [Denizli] inmesi, Amorion’un Uluborlu olduğunu gösterir (Dukas, 1956: 116-117).

İmparator Aleksios’un 1116’daki Santabaris [Afyon] ve Kedrea [Şuhut-Arızlı] seferi, hem Amorion’un Uluborlu, hem de Zompos köprüsünün Kemer Boğazı’ndaki Yenice Köyü Köprüsü olduğunu gösterir. En mühim delil ise: Nehrü’l-Ahsa’dan [Fele Pn.] Rabaz-ı Konya 18 mil, el-Alemeyn 15 mil, Ābrū Mesmâne 20 mil, Vadiü’l-Cevz 12 mil, Ammûriye [Uluborlu] 12 mil [İbn Hordazbih]. Ve Ammûriye’den Medinetü’l-İndosbâbe 24 mil, Hısnu’l-Meclis 20 mil, Rabaz-ı Konya 15 mil, Nehrü’l-Ahsa 18 mil [el-İdrîsî] gibi yol ve durak ölçüleridir [bk. Topraklı, 2013: 144-155].

19.06.978 Amorion ovası harbi ile 24.03.979 Pankaleia harbi de, Amorion’un Uluborlu olduğunu gösterir.

Mühim bir delil de, Halife el-Mu’tasım’ın H.223/ M838 yılında Ammûriye’nin fethine dair kaynakçadaki kitapla, bu kitaptaki el-Mu’tasım, Aşina et-Türkî ve Afşin’in yürüyüşlerini gösterir haritadır [bk. Topraklı, 2014a, Har.2].

Bütün bu delillere rağmen Serhat Bey, bir maslahat icabı, Amorion, “Emirdağ-Hisarlıkaya’dır” diyebilmiştir.

Har.2: Halife el-Mu’tasım ile Afşin’in H.223 [838] yılı, Suğla-Ankara ve Ammûriye [Uluborlu] yürüyüşleri; dönüş yolları ve diğer tarihî yollar.

Har.3: Pîrî Reis [öl.1553]: Eski Eğirdir Gölü ve göle kuzeyden dökülen ırmak görülmektedir.

R.2: Uluborlu’nun fethini anlatan kitabın kapağı.

Sultan-öñi [Sultan-önü]

el-Herevî, İznik, Battal Gâzî Türbesi ve Ammûriye’yi verdikten sonra, sırayı bozarak, Battal Gâzî türbesinden önce verilmesi gereken Eskişehir’i verir. Altınkaynak, Sultan- öñi, okunması gereken kelimeyi Sultan Veki okur ve burası Ilgın olabilir der. Hâlbuki kaynak, bu yerin “ülke sınırında, kâfir topraklarının uç noktasında yer alan Av-germ olduğunu söyler (el-Herevî, 1957: 131-32). Konya-Ilgın sınırda mı? O yine görevini yapar: ukalalıkla hedef saptırır.

Sultan-öñi: Yunancada "Ilıcalar" [et-Thermâ/ Sirma] olarak da adlandırılan ve ayrıca ülke sınırında, kâfir topraklarının uç noktasında yer alan Av-germ ismiyle anılan sıra dışı bir yerdir. Orada, harabe halindeki kemerlerin altından berraklık, sıcaklık, tatlılık ve şifalı özellikler bakımından bir benzeri daha olmayan bir su akar; hastalar buraya her yerden akın eder. Allah'ın izniyle, bu suyun özelliklerini ve orada bulunan yılanları daha sonra "Acayip Şeyler Kitabı"nda anlatacağız [2]. [2] Şüphesiz burada, antik çağda [şifa tanrısı] Asklepios'un farklı yönleriyle sıklıkla ilişkilendirilen yılan tasvirleri söz konusudur (el-Herevî, 1957: 131-132 ve el-Herevî, 2002: 55).

Yeñice Derbendi, Yeñicebeli, Tzybritzi Cleisoura, Zygos, Taurokomos ve Malabrunias

el-Herevî, Kral Yolu’nu takiple Uluborlu’dan 24 mil sonra Kemer Boğazı’na gelir ve Yeñice Köyü Köprüsü ve Yeñice Derbendi’nden geçerek, Fele Pınarı, Hüyük ve Devrent-çam yoluyla Konya’ya gelmiştir. Onun Eskişehir’i Uluborlu’dan sonra ve Yeñicebeli’nde vermesi gereken İmruü’l-Kays’ı Kayseri’de vermesine bakarak, onun seyahat etmediğini ve kitabındaki bilgileri başkalarından aktardığını düşünüyorum. Zira İmruü’l-Kays, Yeñicebeli ve Asib [Aisepos: Marsyas] Nehri kıyısında öldü. Yeñicebeli hakkındaki şu bilgileri vermenin iyi olacağına inanıyorum:

Osmanlı arşivi: "Afşar kz.’nda Yenice Derbendi vardır. Bu derbent, Eğirdir Yörüklerinden Celâlî Karamanlısı cemaatinden 14 kişi tarafından tamir edilmektedir" [1568, Karaca 2017] ve “1501 yılı, Afşar kz., Maziye [aslı Marsia] karyesinde Firigos Boğazı’nda gemi hâsılından 500 [akçe]” gibi iki belge var (Cebeci-Topraklı, 2018: 196).

Firigos [Phryg] Boğazı, Kemer Boğazı olup, Kelainai şehrine ve Boğaz’daki ırmakta gemi çalıştığına işaret eder. Boğaz’ın adı el-İdrîsî’nin R. Şeşen çevirisinde Melütan [Meltinis: Malatyalı]; Boğaz’daki ırmak ise, Peutinger’de [kabaran, şişen ırmak anlamında] Valcaton/Balgatia geçer ve Kilikia sınırıdır. İlk kez 20. Asrın başlarında yapılmış, 1944’de yol ve isim revizyonu yapılarak 1950’de ikinci kez basılan Harita Genel Müdürlüğüne ait 1/200 bin ölçekli haritanın Akşehir Paftasında “Yenicesivrisi ile Kemer Boğazı” arasında bir yol var. Akdağ’lı Ahmet Şahin’in [1946-2024] dediğine göre bu yol, 1978’de yapılan yolun altında kalmıştır. Yeñice Derbendi’nin, Yeñicebeli [Defter 80b], Kral Yolu [via regia], Anayol, Tarikü’l-Cadde, Syria geçidi [Ramsay, s.145], Tzybritzi Kleisoura, Cybrilcymani [Tzibrelitzemani: Sivri’l-Semmâni: Yağcı Sivrisi: Yeñicesivrisi] Geçidi, Taurokomos, Zygos ve Malabrunias [1097 Haçlı seferi: kötü/zor, kara geçit] gibi adlar almıştır. Yedi Uyurların kalesi Efes’in [Apasa: Arzawa], şimalindeki müstakil tepenin [Yeñicesivrisi] Roma devrindeki adı, [Yun. Yağ saklanan yer anlamına] Pion idi [Ramsay, s.117]. Boğaz’ın adı Kutsal Geçit [Ābrū Mesmâne], ırmağın adı Hieronpotamum [Kutsal Irmak] olup, tarih boyunca coğrafî hudut olmuştur. Onun için Boğaz’ın garbı için Batı/Yunanistan; şarkı için Doğu/Suriye denilmiştir. Herodotos, Kapadokyalılar için Yunanlılar’ın, Suriyeli dediklerini söyler. Prof. Zerrin Günal, bu geçit için “Türk Geçidi denilmelidir” der [bk.Har.3].

[Ramsay, s.123, açık.1]’deki ırmak, Kemer Boğazı’ndadır. Stoacı Aristides’in [117-181] bu ırmakta yıkandığı söylenir. [Anna, s.461-162, açık.5-6]’daki Karme, [Ramsay, s.123, açık.2]’de Agamemnon kaynakları denilen sıcak kaynaklar, [Ramsay, s.126, 229, 272 ve 448]’deki Germe, hep aynı yer olup, Boğaz’ın şarkı ve Yeñicebeli yanındaki sıcak kaynaklar hep aynıdır. [Ramsay, s.450]’deki ağlayan gülen pınarlar, Marsyas’a [Aisepos] dökülür, Marsyas da Boğaz’daki nehre dökülür.

Şekercioğlu, kaynağı olmayan ilginç bilgiler verir: “Gölün teşekkülü Lidyalılar çağında olduğundan Yenice köyü sivrisi ardındaki Kirus [Kirazosos] şehri, kemerli köprülerle 3 km’lik Hoyran boğazını karşıdan karşıya bağladığından bu boğaza Kiros boğazı adı da verilmiştir” [s.351] der. “Tarihi kaynaklarda Yenice ve Akdağ köyleri batısındaki Kiros [Kirasus] kemeri ile Tosca kemeri şehirlerinin oniki gözlü bir kemer köprü ile Senirkent’e bağlı olduğundan bu boğaza Kiros Kemeri Boğazı adı verilir” [s.352]. Köprü bulunduğunda bunların ne kadar gerçek olduğu görülecektir.

Sonuç

Altınkaynak’ın el-Herevî hakkındaki makalesinden, onun gayesinin gerçeği aramak olmadığı anlaşılmaktadır. Eğirdir Gölü’ndeki coğrafî değişimi ve Anayol’un Kemer Boğazı’ndaki Yenice Köyü Köprüsü’nden geçtiğini bilen bir akademisyen/ kişi, Ammûriye Emirdağ-Hisarlıkaya diyemez. Kendisinin de ikrar ettiği ve doktora çalışmasını Göller Bölgesi’ne gitmeden yaptığı gibi, bu makaleyi de, sırf bir makale yazmış olabilmek için yazmış olmalıdır.

.

Ramazan Topraklı, dikGAZETE.com

Kaynaklar ve Tetkik Eserler

Altınkaynak, Serhat (2023): “el-Herevî’nin İstanbul’dan Konya’ya Seyahati Üzerine”, Erdem, Sayı: 85; s.39-58.

Anna Komnena (1996): Alexiad, Malazgirt’in Sonrası, Çeviri: Bilge Umar, İnkılâp Kitabevi-İstanbul.

Cebeci Ahmet Hasan-Topraklı Ramazan (2018): 16. Asırda Hamid Sancağı-Boğaz Köprüsü, Sistem ofset-Ankara.

Dukas, Mihael (1956): Bizans Tarihi, Çeviri: Vladimir Mirmiroğlu, İstanbul Fethi Dermeği, İstanbul Ens. Yayınları-İstanbul.

Ebû’l-Hasan Ali b. Ebû Bekr el-Herevî (1957): Guide des Lieux de Pèlerinage, Traduction annotée par Jannine Sourdel-Thomine, Damas.

el-Herevî (2002): İşârât ilâ Ma’rifati’z-Ziyârât, Tahkik: Ali Ömer 1. Bsk., Mektebetü’s-Sakafeti’d-Diniyye, 526 Port Said Cad., ez-Zahir, Kahire.

Erdem, Tahir (Ekim 1935): “Gülbaba”, Ün Isparta Halkevi Mecmuası, Sayı 19, Cilt 2, Birinci Teşrin 1935, s268-271.

Kayaoğlu, İsmet (1990). “El-Herevi’ye Göre XII. Yüzyılda Anadolu’da Ziyaret Yerleri”, XI. Türk Tarih Kongresi, 5-9 Eylül, Ankara, s.732-740.

Ramsay, W. M. (1960): Anadolu’nun Tarihi Coğrafyası, Çeviri: Mihri Pektaş, MEB-İstanbul.

Şekercioğlu, Hüseyin (Tem-1995): Gelendost İlçesi’nin Soy Kütüğü, Yay. Haz. Ertuğrul Şakar, Eskişehir.

Topraklı, Ramazan (2013): Hicrî 541/ 1146 Roma-Selçuklu Savaşları, Sütkuyusu Baskını ve Ammûriye, Sistem Ofset-Ankara.

Topraklı, Ramazan (2014a): Ammûriye’nin Fethi [Halife Mu’tasım Tarafından Uluborlu’nun Fethi] Risâlesi, Sistem Ofset-Ankara.

Topraklı, Ramazan (2014b). “Battâl Gâzi’nin Türbesi Nerede?”, İlahiyat Araştırmaları Dergisi, No.1, Haziran, s.83-92.

Topraklı, Ramazan (2024): “İkinci Konya ve İkinci Ankara” [Genişletilmiş], dikGazete ve acedemia.edu, erişim: 28 Haziran 2026.

https://www.academia.edu/117647041/%C4%B0K%C4%B0NC%C4%B0_KONYA_VE_%C4%B0K%C4%B0NC%C4%B0_ANKARA

https://www.dikgazete.com/yazi/ikinci-konya-ve-ikinci-ankara-genisletilmis-6811.html

 

SİZİN DÜŞÜNCELERİNİZ
Adem Akyol
Adem Akyol 4 hafta önce
Hocam öncelikle selamlar.
'El-Herevî: Battal Gâzî Türbesi, Ammûriye ve Sultan-önü' başlıklı son makalenizi büyük bir dikkatle okudum. Eleştirdiğiniz kişinin, geçmişte tüm bu keşif seyahatlerine bizzat sizinle katılmasına ve sahadaki gerçekleri gözleriyle görmesine rağmen, sırf akademik statüko ve kabul kaygısıyla konuyu çarpıtmaya çalışması gerçekten çok üzücü ve düşündürücü.
Siz bu meseleye; filoloji, coğrafya, tarih, mühendislik, hidroloji, limnoloji, kartografya, onomastik, paleografya ve askeri lojistik gibi pek çok disiplini dahil ederek muazzam bir disiplinlerarası perspektif kazandırıyorsunuz.
Sahadaki topografik gerçekleri, tahrir defterlerini ve bu kadar bilim dalının somut verilerini yok sayıp hâlâ 'belirsizlik' argümanının arkasına sığınmak, kanaatimce bilimsel ciddiyetle ve etik değerlerle bağdaşmayan büyük bir noksanlıktır, sizin dediğiniz gibi küpe girmeden sirkelik taslamaktır.
Yalnızca kütüphane rafları arasında değil, bizzat araziyi karış karış gezerek tarihin coğrafyasını yeniden yazan cesur kaleminiz ve bölge tarihine yaptığınız bu devasa katkılar için teşekkür eder, saygılar sunarım hocam...