Byzantinische Zeitschrift & bir keşfi karartan makale
- 29-06-2026 07:19
- 13
Harita 7: Coğrafî değişim: Göller Bölgesi, Kıral Yolu [via regia], Bizans askerî yolları ve tarihî kentler.
Ramazan Topraklı yazdı;
Byzantinische Zeitschrift & bir keşfi karartan makale
Öz
Bu değerlendirme Yazar Altınkaynak’ın, "The Importance of Sozopolis Fortress in Determining the Location of the Battle of Myriokephalon" adlı makalesi hakkındadır. Söz konusu makale yeni bir şey söylemediği gibi W. Tomaschek ve W. M. Ramsay’ın 1890’lar, Filibeli A. Hilmi’nin 1911, Ekkehard Eickhoff, Osman Turan ve Yılmaz Öztuna’nın 1970’lerde işaret ettikleri Sozopolis’in [Uluborlu] şarkı iddialarını tekrardan ibarettir. Hatta bunlara Abdülhalûk Çay’ın Karamıkbeli tezi ile Uluborlu’ya altı gün uzaklıktaki ve Konya yanındaki F. Sarre’nin Devrent-çam geçidi ile Ceylan-Eskikurt’un Beyşehir Bağırsak Boğazı tezleri de eklenmiştir. Yazar bunlarla da kalmamış; harp yerini keşfeden Değişen Coğrafya ve Miryokefalon Savaşı adlı kitap ile kendinin de katıldığı 27. 09. 2010, Kayseri I. Uluslararası Selçuklu Sempozyumunda sunulan “Semmânî Sivrisi Zaferi” adlı tebliği karartmıştır. Bu keşfi savunan Öztuna ile yazarın hocası ve doktora jürisi Prof. Dr. Refik Turan’ı yok saymış; “kapsamlı bir değerlendirme ve kesin sonuçlar ortaya konulmamıştır” sözleriyle de, rüştünü ispat etmiş coğrafi bulguları "kesinlik kazanmamış" ilân etmiş, hakikati aydınlatmaktan ziyade çözümü erteleme yolunu seçmiştir. Şimdi iki yol daha öneriyorum: (1) Khoniates’in “imparator, Lampis üzerinden Kelainai’a yürüdü" kaydına göre harp Kelainai’de yapılmış demektir. (2) İmparator Manuel “Chateau Cingulaire’de yenik düştü” kaydına göre ise, kemer/ kuşak/ halka biçimli kalede yenik düştü demektir. Bu tarife uyan kale hangi tezdeyse, harp orada yapılmış demektir. Aslında Altınkaynak’ın makalesinin özünün özü, harp yerinin keşfini karartmaya matuftur. Değerlendirmede bütün bunlar tartışılacaktır.
Açar Kelimeler: Serhat Altınkaynak, Byzantinische Zeitschrift, Coğrafî Değişim, Miryokefalon, Sozopolis, Kral Yolu.
Giriş
Yazar, Ramsay, Tomaschek, Turan, Eickhoff ve birçok tarihçinin tezi olan Uluborlu’nun şarkı tezini tekrar etmiştir: Miryokefalon harbinin yapıldığı yeri ve 1176 yılı Bizans-Selçuklu sınırını, Bizans elindeki Uluborlu’nun [Sozopolis] şarkında bulunduğunu iddia etmekle birlikte, bir hudut kalesi olan Sublaion’u, Uluborlu’nun 70-80 km batısındaki Çivril-Homa’ya yerleştirmiştir. Sırası geldikçe açıklayacağımız gibi yazar, Kral Yolu, Bizans Askerî Yolu, Manuel’in Honaz-Dinar arasındaki yürüyüş güzergâhı, Kelainai, Apameia, Laodikya, Menderes, Marsyas, Lampe, Khoma ile Amorion, Minor Tripolis, Lesser, Santabaris ve birçok tarihî kentin yerini ve tarihî yolları bilmediğinin işaretini vermektedir. Ayrıca Ramsay’ın ilk kez Çivril-Homa, Düzbel- Kızılören arasındaki Değirmen Boğazı’nı iddia ettiğini zikretmiş (Ramsay, 1890: 136), ama Miryokefalon harbinin gerçek yerine işaret eden aşağıdaki metnini dikkate almamıştır [bk.Har.9]:
Friedrich’in 1190 yılı Haçlı seferi: “April 27. Laodiceia: hospitable reception by the Greeks. May 1. Through loca desertissima, past laous salinarum [Anava], reach place ubi fluvius Mandra [Maeander] oritur. Battle. May 2. Sozopolis. May 3. Ginglarion [Chateau Cingulaire]. Traverse the pass where Manuel had been defeated” (Ramsay: 1890: 130).
Ramsay’ın bu kaydı, Ansbert [Historia de expeditione Friderici imperatoris: Laud, 2010; Historia Peregrinorum ve Epistola de Morte Friderici imperatoris] dikkate alındığında şöyle anlaşılmalıdır. 29 Nisan Akşamı Dinar’a ve Büyük Menderes’in kaynaklarına varış ve Türk saldırısı. 30 Nisan Akşamı Eldere ve Çapalı köyleri. 1 Mayıs Akşamı Uluborlu-Küçükkabaca köyü. 2 Mayıs Akşamı Uluborlu-Kayaağzı mevkii. Burada Türkler tekrar saldırdı ve bir Türk esir alındı. Friedrich, 3 Mayıs günü Manuel’in mağlup olduğu geçitten geçmek isterken, esir Türk’ün –geçeceğiniz yerde 30 binden çok Türk sizi bekliyor; Manuel’e yaptıklarını size de yapacaklar- demesi üzerine, Kral Yolu’ndan sola saptı ve 3 Mayıs Perşembe günü, Uluborlu ile Akşehir arasındaki Bozdurmuşbeli’ni aştı ve aynı günün akşamı Oynağan köyüne indi. Bu olay, nokta olarak Manuel’in, Uluborlu-Kayaağzı mevkiin şarkındaki Yenicesivrisi’nde mağlup olduğuna işarettir.
1897 Ramsay, Tomaschek’in ikazı üzerine; Eğirdir Gölü’ndeki değişimi ve Anayol’un Kemer Boğazı’ndan geçtiğini bilmediği için Manuel’i Hoyran Gölü’nün kuzeyi ve bugünkü yoldan yürüterek, harp yeri olarak, Uluborlu’nun şarkındaki Kundanlı’yı iddia etti. Thomaschek, O. Turan, Eickhoff ve sair tarihçiler de, aynı bölgeyi iddia ettiler. Ancak burada Khoniates’in tasvir ettiği dar sarp bir geçit ile suları coşkun çay/ ırmak yoktu. Bu tarihçiler, bu olumsuzluğa rağmen Ansbert’i ve Manuel’in “Türk topraklarına girer girmez savaş naraları işitildi” kaydını esas almışlardı. Zira her iki kaynak da sağlamdı. Harp tarihi öğretmeni Feridun Dirimtekin’in 1944, “Konya ve Düzbel, 1146-1176” kitabı: Homa-Düzbel ile Hüseyin Şekercioğlu’nun 1974 “Gelendost ovası” iddialarını saymazsak 1897’den 1983 yılına kadar Miryokefalon harbinin yeri olarak, hep ve daima Kundanlı bilindi ve Harita Gn. Md. [HGM] haritalarına işlendi [bk.Har.9].
1983 yılında Senirkentli Arkeolog Kemal Turfan, Khoniates’in vâdi tasvirinin Fikret Işıltan çevirisini kaynak aldı ve Çivril yakınındaki Kûfi vâdisini iddia etti. Hâlbuki Işıltan çevirisi yanlıştı. Vâdi, Doğu - Batı yönündeydi ve kuzeyi yükselen yamaç, güneyi uçurum olmalıydı. Hâlbuki Yenice Debendi hariç, diğer iddialar, iki tarafı da yükselen yamaçtı [bk.Şekil 1-2]. Bundan sonra yine bizim gibi, tarihçi olan/olmayan birçok kişi Işıltan çevirisinin peşine takılıp iki tarafı sarp bir vadi aradı. Yazar, geçit tarifini bizim gibi doğru yazmış, ama ne hikmetse iki tarafı da yükselen yamaç olan yanlış iddiaları tartışmış ve Gelendost ovası ile Devrent-çam tezleri gibi elememişti. Yazarın gayesi, sadece yayın yapmak mıydı?
H. Şekercioğlu, 1975’ten beri devlet ve askerî erkânı davetle 17 Eylül’de Gelendost’ta Miryokefalon kutlamaları yapıyor; yöre insanı olan bizler de, Miryokefalon hakkında bilgilenyorduk. O, Gelendost Tarihi’nde Bizans’a öldürücü darbenin bizim köy [Kötürnek: Kotoiraikia] ile Eğirler köyü arasındaki Tilbertiz geçidinde [Tzibritze] indirildi der. Yörenin en büyük çayları [Yalvaç çayı: Antios ile Örkenez çayı: Orgas] bizim köyde birleşerek Eğirdir Gölü’ne dökülür; ama bu çaylar Haziran-Temmuzda kurur. Onun için “suları coşkun çay/ırmak” olamazlar (Khoniates, 1195: 128). Köyün tahsil yapmış bir ferdi olarak 1995’te köyümün tarihini yazmayı, adetlerini ve yer adlarını gelecek kuşaklara ulaştırmayı düşünmüş ve mahalli bilgi toplamaya başlamıştım. 2005 yılında emekli olunca vaktimi tamamen bu işe hasrettim. 1993 baskı, 1530 tarih, 438 Nu. MVAD I adlı tahrir defterinde köyümün adını buldum. 500 yıl evveline ait bilgiler vardı. Çevre köyleri merak ettim. Onları ararken, “Yenice Köyü Köprüsü, Afşar kz.” ibaresi dikkatimi çekti. Bölge yollarının yapımında çalışmış, köprü ve menfezler yapmış bir mühendis olarak, köprüyü merak ettim ve görmek istedim. Jeo. Müh. A. Hamdi Taşlıca ile Afşar ve Yenice köylerine gittik. Afşarlı Mehmet Kara köprünün Kemer Boğazı’nda göl altında kaldığını söyledi. Gölde bir değişim olmuştu. Akdağlı Urlu Osman [Bayır: 1317-1975] da, “Kemer Boğazı’nda bir çay var” dermiş. Köprü yol demekti; tarihî yol, Kemer Boğazı’ndan geçmiş olmalıydı. Yıllardır tartışılan Miryokefalon harbi, buralarda olmuş olabilirdi; Kundanlı’yı iddia edenler, -tarihî yolun kemer Boğazı’ndan geçmiş olduğunu bilmiş olsalardı Kemer Boğazı’nı iddia ederlerdi- diye düşündüm ve sonuçta haklı çıktım. Tahrir defteri yayınlanalı tam 13 yıl olmuştu, ama kimse köprüyü merak etmemişti. Köyümün tarihini yazmaya kalkmasaydım, köprü ve göldeki değişim bilinmez; Göller Bölgesi ve Batı Anadolu’nun tarihi ve tarihî coğrafyası kıyamete dek bilinmeyebilirdi [bk.Har.1-7].
Yazar, Manuel’in mağlup olduğu bu yerin, 1146 yılı, Konya ricatindeki çatışmalar olabilir der ki, yanlıştır; zira 1146 ricatında Manuel’in artçı kıtalarına darbe vurulmuşsa da Manuel, hezimete uğramamış; Sultan ile yaptığı antlaşmada Sınırkent [Senirkent] ile Kemer Boğazı arasını ve Brakena’yı [İbradı] kazanmıştır (Turan, 1998: 182). Kinnamos, 1146 olayını Tzibrelitzemani [Sivri’l-Semmâni: Yağcı Sivrisi] verir ki, bu yer de Yenicesivrisi’dir [bk.Har.9].
Beş Asırdır Kayıp Bir Nehir: Unutulan Bir Akarsuyun İzleri
Kinnamos, bir hudut kalesi olan Sublaion’un Lampe’de ve Menderes’in kaynakları yakınında bulunduğunu söyler [2001: 213]. 1176’da Uluborlu Bizans’tadır. Öyleyse hudut, Uluborlu’nun şarkındadır. Öyleyse Sublaion da Uluborlu’nun şarkındadır. Osman Turan bu gerçeği yıllar önce görmüştü [1998: 214]. Öyleyse Lampe de, Menderes’in kaynakları da, Uluborlu şarkındadır. Öyleyse Uluborlu’nun şarkında bir Menderes daha vardır. İşte bu, iki göl arasındaki Orta Menderes’tir [bk.Har.2, 4-7].
"Yürümek" ve "Üzerine Yürümek" Kavramlarının Analizi ve Kelainai
Tarihî metinlerde sıkça rastlanan "bir yere yürümek" ifadesi, sadece bir konuma fiziksel olarak ulaşmaktan ibaret değildir. Bu kavram, aynı zamanda bir askeri hedefi belirtme ve asıl çarpışmanın o hedefte gerçekleştiğine işaret etme anlamını taşır. Aşağıdaki örnekler, bu terminolojik yaklaşımın daha derinlemesine anlaşılmasına olanak tanır.
1. Murşil, Arzawa: Hitit Kralı Murşil, "Arzava'ya yürüdüm" dedikten sonra Aura'ya gittiğini söyler (Kınal, 1953: 19). Arzawa, Aura'dan 50 km daha sonra ve Murşil'in Arzawa kralını mağlup ettiği yerdir. Bu durum, "Arzawa'ya yürümek" ifadesinin, seferin ana hedefinin Arzawa olduğunu gösterir [bk.Har.8: Aura/Aorata ve Arzawa/Apasa/Efes].
2. Xerxes, Celænæ: Herodotos, “Xexses, toplanan kara ordusuyla birlikte Sardes üzerine yürümeye başlamıştı. Halys ırmağını geçip, Phrygia’ya ve bu ülkede yürünerek Celænæ’ye varıldı. Menderes’in kaynakları buradadır. Menderes’e eşit bir ırmak Katarraktes de buradadır. Hatta Celænæ agorasından kaynar ve Menderes’e karışır” (Herodotos, VII. 26). Üzerine yürünen Sardes, metinde daha önce zikredilmesine rağmen Celænæ’den çok sonradır.
3. Manuel, Bet-Toman: Ebû'l-Ferec, "Kral Manuel, büyük bir ordu toplayarak Türk sınırına yürüdü" (Ebû'l-Ferec, 1950: 422). Manuel'in İngiltere kralına yazdığı mektupta ise, "Türk topraklarına girer girmez, aniden savaş naraları işitildi" ifadesi yer alır. Bu iki kaynak harbin sınırda, yani "yürünen yerde" yapıldığını doğrular (Topraklı, 2021: 70). Beth Thomas, Thomas yurdu demek. Thomas ikizdir. İkiz/ iki, Yunanca Didymai ile ifade edilir. Pachymeres’te "iki tepe kalesi" anlamına gelen Didymion, iki tepeli Yenicesivrisi’ne işaret etmektedir (Ramsay, 1960: 119; bk.R.1).
4. Manuel, Kelainai: "Honaz’dan imparator, Lampis üzerinden Kelainai’a yürüdü" kaydı (Khoniates, 1995: 123), diğer üç örnekteki gibi, harbin "yürünen yerde", yâni Kelainai’de yapıldığını ve Kelainai'nin Dinar değil, sınırdaki nehrin Türk tarafında yer aldığını gösterir [bk.Har.5-7]. Özetle Miryokefalon harbi, Kelainai’de yapılmıştır.
Sekiz Temel Kaynağın Analizi ve Eleştirisi
Miryokefalon Savaşı'nın lokalizasyonu, yalnızca sekiz ana tarihî metnin dikkatle, eleştirel bir süzgeçten geçirilerek okunmasıyla çözülebilir. Bu kaynakların bazıları çağdaşken, bazıları olaydan 70-80 sene sonra kaleme alınmıştır.
1. Manuel Komnenos'un Mektubu: Savaş yerini belirleyen en hayati ve tartışılmaz devlet belgesi, savaşın bir numaralı kahramanı İmparator Manuel'in İngiltere Kralı II. Henry Plantagenet'e gönderdiği mektuptur. Manuel, uğradığı felâketi anlatırken açıkça, "Türk topraklarına girer girmez savaş naralarının işitildiğini" beyan eder. İmparatorun bu kesin ifadesi, ordunun Selçuklu topraklarının derinliklerinde değil [Konya tezi], ya da kendi topraklarında değil [Çivril tezi], tam sınır hattı olan göller arasındaki geçitte [Kemer Boğazı geçidi] pusuya düştüğünü kanıtlamaktadır [Har.9, 5].
2. Ioannes Kinnamos'un Kroniği: Kinnamos, imparatorun sefer güzergâhını anlatırken onun Menderes bölgesi [o dönem göller arasındaki ırmak için de kullanılırdı] ve Laodikya [Eğirdir bölgesi] taraflarına yolculuk yaptığını kaydeder. Bu rota ordunun Denizli'ye değil, Eğirdir/Hoyran havzasına yöneldiğini göstermektedir [Har.5-9].
3. Niketas Khoniates ve Tzibritze Geçidi: Savaşın en detaylı anlatımını sunan Khoniates, pusunun yaşandığı "uzayıp giden dar geçidi" Tzybritzi [Sivrisi] Kleisoura, Osmanlı arşivinde Yenice Derbendi olarak adlandırılır. Bu tanımlama, Kemer Boğazı yakınlarında bulunan Yenicesivrisi ve Yenice Derbendi’nin bizzat kendisidir. Khoniates'in tasvir ettiği bataklıklar ve göl kenarı geçişi, Eğirdir-Hoyran arasındaki dar kara parçasıyla kusursuz bir uyum içindedir. Ayrıca bölgedeki yıkık Miryokefalon Kalesi'nin kalıntıları, Kemer Boğazı'ndaki Bölük Ada ile örtüşmektedir [Har.5-9].
Tzybritzi, Cybrilcymani: Kaynaklarda Sybrize / Zybrize verilen Türkçe ad, Sivrisi / Sivrice; Tzibrelitzemani / Cybrilcymani ise, Sivri’l-Semmâni idi. Sivri’l-Semmâni Yağcı Sivrisi demektir ve iki tepeli Yenicesivrisi’ndeki mağarada yağ saklanmıştır. Efes’in [Selçuk’tan başka Apasa: Arzawa] kuzeyindeki müstakil küçük tepeye Roma devrinde Pion denilmiştir (Ramsay, 1960: 117). Pion, Yunanca “yağ saklanan yer” demektir. Yenicesivrisi, “her yanı dik bayır Celænæ hisarıdır” [bk.R.2, Har.7].
4. Ansbert Kroniği [III. Haçlı Seferi]: Kemer Boğazı tezinin en somut ve bağımsız kanıtı, savaştan sadece 14 yıl sonra [1190] bölgeden geçen Ansbert'in kroniğidir. Alman İmparatoru Friedrich Barbarossa komutasındaki III. Haçlı ordusu, 1 Mayıs 1190'da Uluborlu önlerinden geçmiş ve 2 Mayıs akşamı Hoyran Gölü ile sıra dağ arasındaki Kayaağzı pınarlarında konaklamıştır. O gece esir alınan bir Türk, Friedrich’e şu hayati istihbaratı vermiştir: "03 May. günü geçmek istediğiniz ve Rum kralı Manuel'in mağlup düştüğü geçitte 30 binden çok Türk sizi bekliyor. Manuel'e yaptıklarını size de yapacaklar". Bu bilginin üzerine Friedrich rotasını değiştirmiş ve Manuel'in yok edildiği Kemer Boğazı ve Yenice Derbendi'ne girmekten vazgeçerek Bozdurmuşbeli üzerinden Akşehir'e yönelmiştir. Ansbert'in bu kaydı, savaşın Uluborlu'nun hemen doğusunda olduğunu matematiksel bir kesinlikle ispatlamaktadır [bk. Topraklı, 2021; Har.5].
5. Süryani Mihail'in Vekainâmesi: Süryani Mihail, ordunun beş gündüzlük yürüyüşün ardından "Konya" yakınlarına geldiğini söyler. Ancak Ortaçağ İslam coğrafyacıları [İbn Hordazbih ve el-İdrîsî] incelendiğinde, burada kastedilenin Selçuklu başkenti Konya değil, Manuel’in ordusunun geldiği son yer olan Köke köyüne 25 mil [37 km] mesafedeki "Rabaz-ı Konya"dır [Yalvaç-Manarga: yeni Dedeçam]. Mihail'in eseri doğru okunduğunda ordunun Yalvaç sınırında [Kemer Boğazı'nın doğu çıkışında] yok edildiği anlaşılmaktadır (Süryani Mihail, 1905: 371; bk.Har.5-7).
6. Ermeni Smbat Kroniği: Ermeni kronik yazarı Smbat Sparapet [d. 1208], eserini 13.yy’da ve savaştan 70-80 yıl sonra derlemiş olmasına rağmen, çağdaş kaynaklarla [Manuel, Ansbert] aynı yere işaret etmektedir. Smbat, savaşın metruk Meltinis Kalesi önünde yapıldığını kaydeder. Bu kale, Kemer Boğazı’ndaki el-Battal [Malatyalı/ Meltinis] adlı kaleye işaret etmektedir. Altınkaynak, metruk Meldinis kalesini hatalı yorumlamıştır. Meldinis, orijinalde Meltinis olup, "Malatyalı" demektir. Malatyalı, bölgede 30 yıl gazâ eden ve 740 yılında Çay-Çayıryazı köyünde şehit düşen ve iki göl arasındaki ırmağa el-Battal, ırmağın aktığı ovaya "Mercü Hüseyin b. Müslim" [el-Belâzurî, 2002: 243] adının verilmesine sebep olan Battal Gâzî’dir. Sinbad, Emevî komutanı Antakyalı el-Battal'ı Malatyalı sanmış veya Malatyalı Battal ile karıştırmıştır. el-Battal’ın babasının adı Müslim’dir. Hülâsa yıkık Meltinis kalesi ile yıkık Miryokefalon kalesi aynıdır.
7. Ebû'l-Ferec [Bar Hebraeus] Kroniği: Bir diğer geç dönem doğu kaynağı olan Süryani hekim ve yazar Ebû'l-Ferec [1225-1286], eserini 13. yüzyılda kaleme almıştır. Kronik, savaşın Bet-Toman [Beth Thomas] denilen mevkide gerçekleştiğini belirtir. Yunanca karşılığı "Didyma" [iki, ikiz / iki tepeli] olan bu yer, fiziksel olarak doğrudan "iki tepeli" bir morfolojiye sahip olan Kemer Boğazı’nın 06 mil şarkındaki Yenicesivrisi'ni tanımlamaktadır [bk.Har.2].
8. Surlu William [William of Tyre]: Orijinal Latince kronik incelendiğinde, savaşın yerine dair spesifik bir yer ismi "Konya" vermediği görülür. Savaşı Konya'ya taşıyan unsur, bizzat eserin daha sonraki Almanca çevirisine mütercimler tarafından "Konya" kelimesinin sonradan eklenmiş olmasıdır. Dolayısıyla Batı kaynaklı "Konya kapılarında savaş" tezi, filolojik bir hataya dayanmaktadır.
Netice olarak, Surlu William hariç bu yedi kaynak, Miryokefalon Harbinin yeri olarak, hiçbir şüpheye yer bırakmayacak şekilde Kemer Boğazı ve Yenicesivrisi’ni işaret etmektedir [bk.Har.5, 9].
İncelenen Makalenin Argümanlarının Özeti
Yazar, Miryokefalon harbinin coğrafî konumunu Sozopolis kalesi üzerinden açıklamakta ve Bizans-Selçuklu sınırı ile Miryokefalon harbinin Sozopolis’in şarkında yapıldığını savunmakta ve savaş yerini, Karamıkbeli, Kumdanlı, Kemer Boğazı ve Bağırsak Boğazı tezleri arasında tartışmalı bırakmaktadır. Ve Sozopolis Kalesi'nin doğusundaki diğer olası yerler, disiplinlerarası araştırma ve teknolojik destekle araştırılmalıdır der. Böyle çok biliyormuş havası veren yazarın makalesini değerlendirelim ve -önceki sayfalardaki açıklamalarımıza ilâve olarak- eleştirmeye başlayalım:
Değerlendirme ve Eleştiri
Yazar Altınkaynak’ın makalesi, tarihî coğrafya yöntemlerinin uygulanması ve birincil kaynakların değerlendirilmesi bakımından belirgin eksiklikler içermektedir. Yazar, Sozopolis’in doğusundaki yerlerden Gelendost ovası tezini, geçit içermediği; Devrent-çam geçidini ise, yetersiz belgelenmiş araştırma olduğu için eliyor. Kanaatimce harp yerini arayan biri için böyle bir değerlendirme yanlıştır. Zira Gelendost ovası tezinde, Tzibritze, Eğirler ile Madenli köyleri arasındaki dar geçit olup, esas sebep, Manuel’in bu geçide, Çay üzerinden getirilmiş olmasıdır ki, Manuel, Uluborlu’dan geçmiştir. Sarre’nin Devrent-çam tezi, Bağırsak Boğazı tezinden çok daha güçlü. Zira Devrent-çam geçidi, Konya’nın kadim yolu olup, Manuel, 1146’da bu yolu kullanmıştır. Bağırsak Boğazı ise, İbn Hordazbih ve el-İdrîsî’nin verilerine göre Akşehir-Karaman yolu üzerindedir. Devrent-çam geçidinin esas yanlışlığı, Uluborlu’ya altı gün uzakta olmasıdır [Har.9].
Yazarın savaş yeri olabilir dediği Karamıkbeli, Kumdanlı Kemikli-çukur, Bağırsak Boğazı ve Kemer Boğazı’nı tartışalım: 1- Karamıkbeli: Manuel, Uluborlu’nun kuzeyi ve Çölovası, Karaadilli, Çayıryazı [Geneli] yoluyla yürütülmüş ve Karamık köyünden de Yalvaç tarafına atlatılmıştır. Hâlbuki Manuel, Uluborlu üzerinden yürümüştür. 2- Kundanlı Kemikli-çukur: Ramsay ve Osman Turan’ın iddia ettikleri yer olup, burada Khoniates’in tasvir ettiği iki tarafı sarp bir geçit yoktur. Bu yüzden, hudut tanımaz tarihçilerce Çivril-Kûfi Boğazı tezi ortaya atılmıştır. 3- Bağırsak Boğazı: Bu, Roma-Selçuklu sınırına beş gün uzakta olup, harbin birincil kahramanı Manuel’in mektubuna aykırıdır. Altınkaynak’ın Byzantinische Zeitschrift dergisindeki makalesini, sadece bu üç tezin zayıflığıyla kıymetlendirebilirsiniz [bk.Har.9].
“Tzybritze geçidi, kuzeye doğru hafifçe eğimli olup geniş vadilere açılır. Diğer tarafı uçurumlar ve sarp kayalıklarla son bulur” (Altınkaynak, 2025: 23, açık.99. Khoniates) çevirisi doğru sayılır. Buna göre geçidin güneyi uçurumdur. Bu tarife Yenice Derbendi hariç, hiçbir iddia uymaz [bk. Şekil 1-2]. Hâl böyleyken yazar, kendi geçit çevirisine uymayan Karamıkbeli, Kemikli-çukur ve Bağırsak Boğazı tezlerini niçin elemez? Kanaatimce bunun anlamı: Harp yerini araştırmak değil, masa başı bir yayın yapmak olmalı ki, bunda başarılı da olunmuştur. Yazar, Byzantinische Zeitschrift gibi en prestijli bir dergide yayın yapmış; ünü ülkeye yayılmış ve Sinop’tan Gâzî Üniversitesine geçişi kabul edilmiştir. Yazar geçit tarifini nereden almış olabilir? Zira yazdığını anlamamış olmalı ki, kendi tarifine uymayan tezler ile Çirişli dağının güney eteklerinden geçen Yenice Derbendi’ni bir tutmuştur [bk.Har.5]. Böylece harp yerinin, Yenice Derbendi ve Yenicesivrisi olduğu kesinleşmiş sayılır; ama biz, Byzantinische Zeitschrift için yazmaya devam edelim:
Tarihî Coğrafyanın Göz Ardı Edilmesi
Makalenin en belirgin zafiyeti, yazarın yörede yaklaşık 500 yıl önce yaşanan büyük ölçekli coğrafî değişime dikkat etmeyişidir. Bu yüzden coğrafi değişimi bilmeyen eserleri kaynak almakla yapılan hataları yazmaya devam edelim:
1. Hudut, Uluborlu’nun şarkında denilmesine rağmen bir hudut kalesi olan Sublaion, Çivril-Khoma’ya konulmuştur. Hâlbuki söz konusu Sublaion, Uluborlu’nun şarkında ve Orta Menderes’in kaynakları Kayaağzı civarındadır.
2. Sublaion yakınında olması gereken Menderes için Büyük Menderes denilmiştir. Menderes, daha onlarca adı olan Orta Menderes’tir. Menderes, Kemer Boğazı’ndan geçerek eski Eğirdir Gölü’ne dökülmektedir [bk.Har.1-2, 4-9].
3. Göllerin Yapısı: 1176 yılında Eğirdir Gölü, Hoyran ve Eğirdir adında iki ayrı göldü. Bu iki göl, kuzeyden güneye doğru akan yaklaşık 14–15 km uzunluğunda bir nehir ile birbirine bağlıydı. Benzer şekilde, Beyşehir Gölü de, Kıreli ve Beyşehir adını taşıyan iki ayrı gölden oluşuyordu. Yaklaşık 500 yıl önce muhtemelen iklimsel olarak su seviyeleri yükselmiş, göller birleşmiş, aradaki nehirler, köprüler ve bazı yerleşim yerleri sular altında kalmıştır. Pîrî Reis ve Kâtip Çelebi’nin haritaları ile bazı haritalar bu göllerin eski durumunu açık biçimde ortaya koymaktadır [bk.Har.2-9].
4. Menderes, Miryokefalon: “İmparator, gece yarısına kadar süren uzun bir yolculuğun ardından Menderes’in kaynağında kurulu ordugâha vardı. Burada, kayalardan ve dağ eteklerinden sanki on binlerce ağızdan fışkırır gibi çıkan, ölçülemez miktardaki su çevreye yayılır; önce bir gölde toplanır, ardından derin bir yatak açarak ilerler ve nihayet bir nehir olur” (Kinnamos, 2001: 52; yıl 1143) ifadesi mühimdir. Burada bahsi geçen göl, Hoyran; nehir ise Har.2’deki Orta Menderes’tir. “Her kafada bir ağız bulunduğuna” göre, “on binlerce ağız” tasviri, Miryokefalon adlandırması ile örtüşür. Yâni Miryokefalon, insan başına gönderme yapan bir isim değil; doğrudan coğrafi bir tanımlamadır. Türkçe “Kırkgöz” anlamına gelen bu ad, Orta Menderes’in kaynaklarının bulunduğu Kemer Boğazı bölgesini anlatır. Yazar, Orta Menderes’i, kaynak metinle hiç uyuşmadığı hâlde Büyük Menderes kabul etmiştir [bk. Khoniates, 2004: 655, açık. 102].
5. 1501 tarihli bir Osmanlı arşiv belgesi. “Afşar kz., Maziye k., Firigos Boğazı’nda gemi hâsılından 500 [akçe]” der.
5.1. Belgedeki Maziye adının aslı Marsia olup (Ramsay, 1960: 461), Marsyas suyu, adını Marsia’dan alır. Suları coşkun çay veya ırmak (Khoniates, 1995: 128) ise, [Orta] Menderes’e karışan Marsyas suyudur [bk.Har.6].
5.2. Belgedeki Firigos [Phryg] Boğazı, Kemer Boğazı’nın diğer adıdır ve Phryg şehri Kelainai’ye işaret eder. Ayrıca bu belge, Orta Menderes’te gemi çalıştığını bildiriyor [bk. Khoniates, 1995: 45]. Dinar’daki Menderes’te gemi çalışmaz.
5.3. “Her yanı dik bayır Kelainai Hisarı”, Kemer Boğazı’nın 09 km şarkındaki iki tepeli Yenicesivrisi’dir (Arrianos, 1945: 66). Aisepos, Angelokomites ve Bigadiç gibi adları olan Marsyas, Yenicesivrisi eteğinden kaynar [bk.Har.5-6].
6. 1568 tarihli bir Osmanlı belgesi: “Afşar kazasına tâbi Yenice Derbendi, Eğirdir Yörüklerinden Celâlî Karamanlısı 14 kişi tarafından bakılır/onarılır” şeklindedir. Yenice Derbendi, Miryokefalon harbinde zikredilen Tzybritze Kleisoura olup, bu derbentin Taurokomos ve Zygos adları da vardır (Anna Konmena, 1996: 227, 298 vd.; 25 7, 271 vd.; Har.5)

Harita 1: Günümüzdeki Eğirdir Gölü ve yağış havzası.

Harita 2: Pîrî Reis’te [öl.1553] Eğirdir Gölü, Orta Menderes ve Aksu ırmağı.

Harita 3: Kâtip Çelebi [1609-1657]. Burdur, Eğirdir, Kıreli, Beyşehir ve Suğla gölleri.

Harita 4: Eğirdir Gölü, Orta Menderes ve Aksu ırmağı.
Harita 2, 4 [Har.2, 4]: Eğirdir Gölü’ne kuzeyden karışan ırmak, tarih boyunca Seha, Tantalos, İndos, Halys, Menderes, Obrimas, Tioulos, Sangarios, el-Battal, Kaystros, Euros, Ebros, Melis, Boğazın Asya ırmağı, Doğu sınırını teşkil eden büyük nehir, Bathys Rhyax, Pisidia Antakya yanındaki ırmak, Hierus, Hyeronpotamum, Âbrū Mesmâne, Skamandros, Siberis, Tearos, Almyros, Kadmos ve Lobitzos gibi birçok ad almıştır. Nehrin kaynağına Rhotren, Aulokran, Aurocran denir. Arzawa devrinde “Seha” kaydedilen akarsu, İlyada’da Skamandros ve Kaystros; Kroisos’un MÖ 547 seferi ile Serasen Samonas’ın MS 905’teki kaçışı sırasında Halys; Pachymeres’te Skamandros, Menderes, Boğaz’ın Asya ırmağı, Sangarios gibi dört ayrı adla anılmıştır. Menderes, Obrimas, Tioulos gibi bazı adlar, nehrin sıfatları olmalıdır.
Harita 3: Haritacılıkta haritanın üst tarafı kuzeyi gösterdiği hâlde Kâtip Çelebi haritasında güneyi gösterir. Sağda Burdur, onun şarkında şimdikinden farklı Eğirdir Gölü, onun şarkında; kuzeyde Kıreli Gölü, güneyde Beyşehir Gölü, en sağdaki ise, bir ırmakla Beyşehir’e bağlanan Seydişehir [Suğla] Gölü. Suğla Gölü’nün ayağını oluşturan ırmak, MÖ 480’deki Xerxes’in seferi ile MS 1071’deki Romen Diyojen’in Malazgirt seferinde Halys zikredilen Çarşamba çayıdır.
Harita 4: Antioch, göle kuzeyden karışan ırmak, Eğirdir Gölü, Laodiceia [Eğirdir], Aksu, Perge ve Antalya görülüyor.
Birincil Yol Kaynaklarının Dikkate Alınmaması
Yazar, Kral Yolu [via regia] ile Bizans askerî yolunu ayrıntılı veren İbn Hordazbih [öl. 912] ve el-İdrîsî [1100–1165] gibi coğrafyacılar ile Peutinger Tablosu, Antonine Itinerary ve Jerusalem Itinerary gibi yol cetvellerini analizine dâhil etmemiştir. Bu kaynaklar, Anayol’un [Kral Yolu] Kemer Boğazı’ndan geçtiğini ortaya koymaktadırlar. Nitekim III. Haçlı Seferi kroniği Ansbert, Manuel’in via regia’yı kullandığını kaydeder ve Friedrich, “03 Mayıs günü, Kral Manuel’in mağlup olduğu geçide girmemek için Manuel’in hep kullandığı via regia’dan sola saptı” der [Topraklı, 2021: 88; bk.Har. 5].

Harita 5: Eğirdir ve Hoyran göllerinin eski hâllleri ile Manuel’in 1176 yılı ve Friedrich’in 1190 yılı yürüdükleri yollar. Harita Genel Müdürlüğünün Akşehir ve Dinar Paftaları üzerinde, göllerin ve ırmakların eski hâlleri ile tarihi yollar tarafımdan çizilmiştir [Ramazan Topraklı].
Tarihî Coğrafya ve Yol Kanıtlarının Dikkate Alınmaması
Yazar, Miryokefalon harbinin geçtiği bölgenin belirlenmesinde kritik önem taşıyan tarihi, coğrafi ve yol kanıtlarının önemli bir kısmını göz ardı etmektedir. Çalışması, belirli çalışmaların varsayımları üzerine inşa edilmiştir. Bir başka deyişle, antik yol haritaları ve coğrafyacıların notları arasındaki tutarsızlıkları eleştirel bir şekilde incelemesi gerekirken, daha önceki hatalı konumlandırmaları tekrarlamaktadır. Bu, kaynakların karşılaştırmalı analizini ve coğrafi değişimlerin tespitini ihmal etmesi nedeniyle, savaşın gerçek konumuna dair özgün ve güvenilir bir katkı sunmaktan uzaktır.
1. Manuel, Bursa-İznik civarı ve Khonai ile Çivril-Khoma arasında yanlış yürütülmüştür. Manuel, Eskihisar’dan Yalova-Taşköprü’ye [Cibotos] atlamış, oradan da İznik Gölü batı ucundan Rhyndakos bölgesine gelmiştir. Gerçekte Manuel, Khonai’den sonra Acıgöl kıyısı–Dinar–Khoma güzergâhını değil; Khonai–Baklan–Sundurlu hattını izleyerek Khoma’ya ulaşmış, burada Sultanın barış teklifini ikinci kez reddetmiştir. Manuel, 13 Eylül Dinar, 14 Eylül Pınarbaşı–Çapalı, 15 Eylül Sozopolis önü, 16 Eylül Lampe Ovası [Lampis] ortasından geçen Kral Yolu’nu [via regia] kullanarak Miryokefalon bölgesinin başındaki Kayaağzı pınarlarına gelip konaklamıştır. Aynı yerde, 2 Mayıs 1190 akşamı Friedrich de konaklamış; 3 Mayıs günü -Manuel’in mağlup düştüğü geçide girmemek için- Kral Yolu’ndan [via regia] sola sapmış; Bozdurmuşbeli üzerinden Akşehir’e yürümüştür. Bu kayıt nokta olarak harp yerine işaret etmektedir [bk.Har.5].
2. Roma Yol Haritaları: Peutinger tarafından verilen Apameia ile ilgili iki yol (Ramsay, 1890: 169; bk.Har.6):
2a. Eumeneia [Şuhut-Oynan/ Çayıryaka], ad Vicum [Popa çayı kıyısı], Apameia [Barla-Boyalı mevkii önü].
2b. Dorileo- Fl. Sagar [Sakarya nehri]- Docymeo [İşcehisar], Synnada [Mahmutköy], Euforbio [Eu-meneia], Apamea Cibotos [Kemer Boğazı]. Bu iki tablo, Apameia ile Apamea Cibotos’u ayırır. Galiba Kemer Boğazı'ndaki Kelainai, Apamea Cibotos anılıyor. Şuhut [Cuhud, Ebraϊke], Mahmutköy, Anayurt [Dadastana], Çobankaya [Augustopolis] ve Oynağan’dan [Eumeneia] geçen İstanbul- Kemer Boğazı arasındaki askerî yolu, Bizans imparatorları şark seferlerinde kullanmışlardır. Peutinger’e göre de, Celænæ [Apamea Cibotos] ve Apameia, Kemer Boğazı bölgesindedir [Har.6].
3. Arap Coğrafyacılar Tarafından Verilen Yollar
İbn Hordazbih ve el-İdrîsî gibi coğrafyacılar, Tarsus-Ammûriye; Ammûriye-İstanbul yollarını, durakları, duraklar arası mesafeleri çok açık vererek Miryokefalon harbinin yerine işaret ederler [1 Roma mili 1.48 km olup, 1.50 alınabilir].
3.1. İbn Hordazbih'e göre, Tarsus-Ammûriye yolundaki bazı duraklar: Nehrü'l-Ahsa [Fele Pınarı] - Rabaz-ı Konya [Yalvaç-Dedeçam] arası: 18 mil; Rabaz-ı Konya- el-Alemeyn [Gelendost-Madenli, Kötürnek köyü] arası: 15 mil; el-Alemeyn- Ābrū Mesmâne [Kutsal Geçit: Kemer Boğazı] arası: 20 mil; Ābrū Mesmâne- Vadiü'l-Cevz [Yassıören-Güreme arası Cevizlidere] arası: 12 mil; Vadiü'l-Cevz - Ammûriye [Uluborlu] arası: 12 mil. [bk. Topraklı, 2013: 144-155].
3.2. el-İdrîsî'ye göre, Ammûriye-Tarsus yolundaki bazı duraklar: Ammûriye- Medinetü'l-İndosyâne [indos kalesi, Kemer Boğazı] arası: 24 mil; Medinetü'l-İndosyâne- Hısnu'l-Meclis [Gelendost-Madenli] arası: 20 mil; Hısnu'l-Meclis - Rabaz-ı Konya [Yalvaç-Manarga, yeni Dedeçam] arası: 15 mil; Rabaz-ı Konya - Nehrü'l-Ahsa arası: 18 mil.
3.3. Medinetü'l-İndosyâne: Kemer Boğazı’ndaki Miryokefalon ve Meltinis [Malatyalı: Battal Gâzî] kalesi; kutsal ırmak.

Şekil.1. Geçidin doğru tercümesi Şekil 2. Geçidin yanlış tercümesi.

Resim 1. Madalyon. Harp yerinin tasviri.
3.4. Rabaz-ı Konya: Süryani Mihail ve Sinbad'ın Konya [Konya Kapı] dedikleri Yalvaç-Manarga [yeni Dedeçam] köyü.
3.5. el-Alemeyn [Hısnu'l-Meclis]: Sultan'ın ordugâhının bulunduğu ve Bizans ordusunun geldiği son noktaya üç saat [10 mil: 15 km] uzaklıktaki Kötürnek [yeni Madenli] köyüdür [bk.Har. 6-7]. Bu verilerle yapılan hesaplamalar, tarihî kaydı doğrulamaktadır. Örneğin, Kemer Boğazı ile Madenli arasındaki 20 milden, Bizans ordusunun uzunluğu olan 10 mil çıkarıldığında geriye 10 mil [15 km] kalır ki, bu da üç saatlik bir yol olup, Sultan, Madenli’de demektir. Bizans'ın ulaştığı son yer ile [Rabaz-ı] Konya arası: 10+15 = 25 mil [37 km] olup, bir günlük bir yoldur. Süryani Mihail’in verdiği beş gündüzlük yol, Türk elçisinin Manuel’e ikinci kez geldiği Çivril-Khoma’dan başlar: İlk gün Dinar, 2. gün Çapalı köyü, 3. gün Uluborlu önü, 4. gün Kemer Boğazı [Miryokefalon bölgesi] başındaki Kayaağzı pınarları, 5. gün Boğazdaki köprüden geçilerek Türk topraklarına girilmiş ve 10 mil yürüyüşten sonra harp başlamıştır [Kabot, 1905: 371]. Bu matematiksel çıkarımlar, coğrafî verilerle birlikte tarihî olayların yerini daha kesin belirlememizi sağlamaktadır.
Yer Adlarının Konumlandırılması ve Yanlış Yorumlar
Miryokefalon harbinin yerinin belirlenmesi açısından başat önem arz eden coğrafyada yanlış konumlandırılmalara yönelik eleştiriler sunulmaktadır. Yazar, tarihî yolları, eyaletleri ve temaları bilmeden yer adları iddiasında bulunmuştur.
01. Asya Eyaleti, Sınır Tanımı: Yazarın, Asia eyaleti ve sınırlarını bilmediği anlaşılmaktadır. Tarihî kayıtlara göre Asia eyaleti, coğrafî olarak Kemer Boğazı ile Çarşamba çayı arasındaki bölgedir, ancak buraya idarî olarak Uluborlu Lampe [Senirkent] ovası [Lampis] de dâhildir. İmparator Alexios’un 1116 seferi, bazı yer adlarının doğru konumlandırılması için önemli ipuçları sunar (Anna, 1996: 488-90). Santabaris Afyon; Kedrea Şuhut-Arızlı; Amorion Uluborlu; Poimanenon, Khoma [Sublaion] yakını; Zompos Kemer Boğazı'ndaki Yenice Köyü Köprüsü’dür. Khoma, Çivril-Khoma'dan farklı Khoma. İbn Hordazbih ve el-İdrîsî’nin Ammûriye [Uluborlu], Sindaburi [Santabaris] ve Kidros ölçüleri, Anna’yı doğrular. Ramsay bu yer adlarında yanılmıştır. Sindaburi [Afyonkarahisar]- Hısnu’l-Yahud [Ebraϊke: Şuhut] 18 mil; Kidros [Şuhut-Arızlı]- Ammûriye [Uluborlu] 31 mil (bk. Topraklı, 2013: 146-147, 151).
02. Kral Yolu: via regia: Denizli, Dinar, Uluborlu, Kemer Boğazı, Kötürnek, Manarga, Şarkîkaraağaç’tan geçmektedir.
03. Bizans Askerî Yolu: Gebze-Eskihisar’dan gemiyle Yalova-Taşköprü [Kibotos], İznik Gölü batısı, İnegöl, Bozüyük, Eskişehir, Seyitgazi, Afyon, Şuhut ve Bozdurmuşbeli üzerinden Kemer Boğazı yanında Kral Yolu’na çıkar [bk.Har.6].
04. Hıristiyan Hacılar Yolu: Gebze, İzmit, Bahçecik, Liada, İznik, Söğüt üzerinden Eskişehir’e çıkar ve Bizans Askerî yoluyla devam eder (Ramsay, 1960: 264). İznik, Söğüt, Eskişehir, Bardakçı, Bayat, Bolvadin, Karamıkkaracaören [Polemon: Ades, Hades], Arızlı [Kedrea], Bozdurmuşbeli, Garip [Garp], Uluborlu [Ammûriye] ile Bolvadin, Çay [Denus], Akşehir-Yağısıyan [Nakoleia çayırı], Koçaş, Balkı [Attasin/Gattasin], Yunuslar [Cevz], Bağırsak Boğazı ve Hatunsaray üzerinden Konya-Apa ve Güneysınır [Barata: Farita] yanında Kral Yolu’na çıkan ve Karaman’a giden bir yol vardır.
05. Manuel’in yürüyüşü: Yazar dâhil, Kelainai=Dinar diyenler Manuel’i, Honaz-Acıgöl-Dinar-Homa şeklinde yürüttü; Homa’dan sonrasını bilemediler. Aslında Miryokefalon tartışmasının özü bu hatada saklıdır. Manuel, Honaz, Baklan, Sundurlu, Homa, Dinar ve Uluborlu şeklinde yürüdü. Zira Kelainai, Dinar’da değil, Kemer Boğazı’dadır. Genç yazarımız, Manuel’i, Homa’dan sonra bir katakulli ile kâh Uluborlu’ya, kâh Karamıkbeli’ne, kâh Bağırsak Boğazı’na atlatmıştır.
06. Seyyah el-Herevî, Eskişehir, Seyitgazi, Bardakçı, Bayat, Bolvadin ve Kırkgöz Köprüsü üzerinden Çayıryazı [Geneli] köyüne gelmiş; ülkenin hududunda ve bir tepenin [hüyüğün] tepesindeki Battal Gâzî’nin [Hüseyin Dede] türbesini görmüş; Arızlı [Kedrea], Oyniğan [Eumeneia] ve Bozdurmuşbeli yoluyla Uluborlu’ya gelmiş; Mutasım’ın seferinde şehit olan Müslüman mezarlarını ziyaretten sonra Konya, Kayseri ve Divriği yoluyla Musul’a gitmiştir [bk.el-Herevî].
07. Kelainai [Apamea Kibotos] Kemer Boğazı’nda, Apameia ise, Boğaz’ın 4-5 mil güneyi ve Barla-Boyalı önündedir.
08. Laodikya, Denizli-Loadikya’dan farklı Eğirdir-Laodikya olup, Lâdik, Akrokos, Lykia, Denizli adları da var.
09. Alaşehir [Philadelphia], Manisa-Alaşehir’den farklı, Yalvaç-Alaşehir olup, Antakya, Antiochette, Filet, Küçük Atina, Küçük Antakya, Filaviapolis adları var. Küçük sıfatı kent küçük olduğu için değil, Küçük Firikya’da bulunduğu içindir.
10. Minor Tripolis, Barla yanındaki Derebol idi; Minor adı Tripolis Küçük Firikya’da bulunduğu içindir. Lesser, daha küçük anlamında olup, Büyük Firikya’nın güneyindeki Küçük Firikya’dan kinaye Gelendost çevresini anlatmaktadır.
11. Ginglarion, Chateau Cingulaire: Manuel’in mağlup olduğu yeri anlatan ve kökü Latince cingulum [kemer, kuşak] olan iki kelimedir. Bu yer, batıdan [Kayaağzı/ Kemer Boğazı] bakınca bir koni [bel kemeri] gibi yuvarlak Yenicesivrisi’dir. Buranın Tzybritze [Sivrisi, Sivrice], Tzibrelitzemani, Cybrilcymani [Sivri’l-Semmâni: Semmâni Sivrisi: Yağcı Sivrisi] gibi adları var. Efes’in [Apasa: Arzawa] şimalindeki müstakil küçük tepeye Roma devrinde Pion [Yağ saklanan yer] deniyordu (Ramsay, 1960: 117), zira buradaki bir mağarada yağ saklanmış. Güneyden bakınca [küçük1186-büyük 1304 rakım] iki tepeli [Didymai: ikiz Beth Thomas] görünen sivrinin büyüğü üzerinde bir kale var. “Her yanı dik bayır Kelainai Hisarı” burasıdır (Arrianos, 1945: 66; bk. R.2 Batıdan bakış, R.3 Güneyden bakış).

Harita 6: Coğrafî değişim: Tarihî göller, yollar ve kentler. Peutinger Tablosu, 1-2 [Ramsay, 1890: 169].
Kaynak Eksikliği ile Yetersizlik ve Belirsizlik
Bir aralık Hamideli Derneğinde birlikte çalıştığımız yazar, harp yerine işaret eden tespitlerimiz ile her zaman elinden tutan hocası ve doktora jürisi Prof. Dr. Refik Turan ile tarihçi Yılmaz Öztuna’nın, harbin Kemer Boğazı ve Yenicesivrisi’nde yapıldığına dair alttaki metinlerini dikkate almamıştır. Bu hayret verici bir hâldir. Akademik bir makalede bu tür temel kaynakların referans gösterilmemesi, araştırmanın bütünlüğünü zedelemektedir.
Öztuna, 18 Eylül 2010 tarihli Türkiye Gazetesi’ndeki köşesinde “Miryokefalon Türkler için dönüm noktasıydı” başlıklı makalesinde: “Miryokefalon, Eğirdir Gölü’nün az kuzeyindedir. Tam yeri hakkında bu yörenin insanı, Yüksek Mühendis Ramazan Topraklı bir kitap yayınladı: Miryokefalon Savaşı, Ankara 2010” demişlerdir.
Gazi Üniversitesi Tarih Eğitimi Anabilimdalı Başkanı, Refik Turan, Haber Ajanda dergisinde özetle: -Miryokefalon Savaşı’nın gerçekleştiği yerle ilgili flaş gelişme üç ay önce yayınlanan bir kitap çalışması ile oldu. Kitabın adı “Değişen Coğrafya ve Miryokefalon Savaşı”. Yazarı: Ramazan Topraklı. Topraklı’nın bir kuyumcu inceliği ve mühendis dikkati ile kaynakları yeniden incelediği ve tarihî materyalleri büyük ölçüde yerine koyduğu anlaşılmaktadır. Topraklı’ya kadar yapılan çalışmalarda Menderes Nehri kaynağına kadar, hatta Uluborlu’ya [Sozopolis] kadar getirilen Manuel Komnen ve ordusunun izi kaybediliyor; çeşitli savaş alanlarında yeniden ortaya çıkarılıyordu. Miryokefalon neresiydi? “Tzibritze Geçidi” neredeydi? Cybrilcymani [Sivri’l-Semani] ne demekti? Bütün bunların cevabını Topraklı’nın çalışmasında buluyorsunuz. Mühendis Topraklı önemli bir tarihî coğrafya değişimini keşfetmişti. Bu da bölgedeki ve Eğirdir Gölü’ndeki değişmeydi. Kuzeydekine Hoyran, güneydekine Eğirdir deniliyordu. Bu gün de bu isimler böyledir. Ayrı isimlendirmenin sebebi de böylece ortaya çıkıyordu. İki göl arası ovalık bir arazi hâlindeydi. Ayrıca Hoyran Gölü’nden Eğirdir Gölü’ne akan bir akarsu ve üzerinde bir köprü bulunmaktaydı. Topraklı, bu köprüyü Osmanlı kayıtlarında “Yenice Köyü Köprüsü” olarak bulmuştu. Yâni tarihî seferin ve savaşın bir kısmı sular altında kalmıştı. Tabiatın bu sürpriz olayını da, bilim adamlarına yönelik bir azizlik kabûl ederek Topraklı’yı tebrik edelim- der (Turan, Ekim 2010: 78-81).
Savaş yeri bu kadar çok açık ve kesinken; genç ve yetersiz bir tarihçi Byzantinische Zeitschrift dergisinde:
Savaş alanına ilişkin hipotez bolluğu, kaynaklar tarafından sağlanan verilerin yetersizliği ve belirsizliğinin bir sonucudur;
The uncertainty regarding the location of the Battle of Myriokephalon: Miryokefalon harbinin konumuna ilişkin belirsizlik;
Sınırlı ve yetersiz yazılı kaynaklar nedeniyle savaş alanını belirlemek giderek daha zor hale gelmiştir; diyebilmiştir.
Yazılı kaynaklar fazlasıyla yeterlidir; hattâ yedi kaynağın yedisi de ayrı ayrı, Kemer Boğazı’nı şaret etmektedir. Harp yeri o kadar açık ki: Kemer Boğazı, Yenice Derbendi ve Yenicesivrisi, adeta harp yeri burası diye haykırıyorlar.
Esas yetersiz olan bizatihi muhteris yazardır. Prof. Turan, GÜ Rektörü yanındaki itibarını kullanarak, böyle yetersiz ve belirsiz birinin yine elinden tutmuş; Gazi’ye naklini sağlamıştır. Ol sebepten GÜ ve ülkem adına çok üzülüyorum.

Harita 7: Coğrafî değişim: Göller Bölgesi, Kıral Yolu [via regia], Bizans askerî yolları ve tarihî kentler.
Geçmiş Araştırmaların Sınırlılıkları
Tomaschek, Ramsay, Turan ve Eickhoff gibi tarihçilerin, Kumdanlı çevresini savaş alanı olarak öne sürmelerinin temel nedeni, coğrafi değişimi ve tarihî yolun Kemer Boğazı'ndan geçtiğini bilmemeleridir. Ayrıca, 1176 yılında Hoyran Gölü'nün kuzey kıyısında bir araba yolunun bulunmadığını da bilemişlerdir. Bu önemli bilgilerin farkında olunması hâlinde, savaş yerinin tespiti, 135 yıl önce, yâni1890’da Ramsay tarafından çözüme kavuşturulabilirdi.

Harita.8: Coğrafi Değişim, Arzawa Memleketleri, Kral Yolu ve diğer tarihî yollar, dağlar, ovalar, ırmaklar, göller ve kentler.
Özgünlük ve Kaynak Kullanımı Sorunu
Yazarın çalışması, özgünlükten yoksun olması ve kaynak kullanımındaki metodolojik hatalar nedeniyle eleştiriye açıktır. Yazar, Miryokefalon harbinin gerçek yeri olan Kemer Boğazı-Yenicesivrisi tezini hafife almış, sanki yeni bir iddia ortaya koyuyormuş gibi, büyük ölçüde Göller Bölgesi'ndeki coğrafi değişimi bilmeyen Ramsay ve benzeri tarihçilerin görüşlerini tekrarlamıştır. Bu durum, makalenin ana argümanını zayıflatan ciddi bir sorundur. Oysa Ramsay gibi tarihçiler, çalışmalarında kendi sonuçlarının hatalı olabileceğine dair özeleştirilerde bulunmuşlardır. Örneğin Ramsay, “Ya benim eserim sırf bir hatadan ibarettir, yahut da Anadolu haritasının büyük bir kısmı tamamıyla değişmelidir” gibi ifadelerle kendi sonuçlarına şüpheyle yaklaşmıştır. Ayrıca, "Bizans manasıyla Asia bence o kadar müphem ve az bilinen bir eyalettir ki, buna ait şehirlerin yerlerini iyice tartışamayacağım" ve "Arap coğrafyacıların arzettiği güçlüklerden biri de yol diye gösterdikleri harikulade zikzaklardır. Bunun için kendilerinden istifade etmek hemen hemen imkânsızdır" [Ramsay, 1960: 106, 111, 257 açık.3] gibi beyanlarla, kaynakların belirsizliğine ve kendi araştırmasının sınırlılıklarına işaret etmiştir. Yazarın, Ramsay'ın bu özeleştirilerini dikkate almadan, onu temel kaynak olarak alması, makalenin akademik değerini düşüren bir kolaycılıktır. Bu yaklaşım, tarih araştırmalarında kaynak eleştirisinin ne kadar önemli olduğunu bir kez daha ortaya koymaktadır. Genç yazarımızın Byzantinische Zeitschrift’de yayınlanan bu makalesinde maalesef özgün ve doğru bir şey yok gibidir. Tek doğru olan “Miryokefalon harbi Uluborlu’nun şarkında yapılmıştır” tespiti de, 1897 yılından beri Tomaschek, Ramsay, A. Hilmi, Turan, Eickhoff, Öztuna ve daha birçok tarihçiye aittir.
Sonuç
Sonuç olarak, Serhat Altınkaynak'ın makalesi, Miryokefalon harbinin yerini tespit etme konusunda önemli metodolojik sorunlar ve bilimsel hatalar barındırmaktadır. Yazarın en temel hatası, Eğirdir ve Beyşehir göllerinin tarihî yapısı gibi bölgedeki köklü coğrafî değişimleri ve Arap coğrafyacılarının sunduğu birincil yol güzergâhlarını göz ardı etmesidir. Makale, tartışmaya yeni ve özgün bir bulgu veya yorum getirmek yerine, tarihçilerin Uluborlu’nun şarkını işaret eden hatalı yorumlarını eleştirel bir süzgeçten geçirmeden tekrarlamıştır. Yazarın bu yaklaşımı, tarihî coğrafya disiplininin temel ilkelerini gözden kaçırdığını göstermektedir. Bu nedenlerle çalışma, Miryokefalon harbinin yeri tartışmalarına özgün ve bilimsel bir katkı sağlamaktan uzak kalmıştır. Yazarın "Kapsamlı bir değerlendirme ve kesin sonuçlar henüz ortaya konulmamıştır" ifadesi, bu alanda yıllardır yürütülen somut ve belgelere dayalı çalışmaları gölgede bırakır niteliktedir. Tarihî coğrafya, yalnızca kroniklerin subjektif yorumlarıyla değil; arşiv belgeleri, topografya ve sahada izi sürülebilen somut mühendislik yapılarıyla aydınlatılır. 2010 yılında neşrettiğimiz “Değişen Coğrafya ve Miryokefalon Savaşı” adlı eserimizde; 1530 tarihli Osmanlı tahrir defterlerindeki "Yenice Köyü Köprüsü" verisi ve Kemer Boğazı’ndaki coğrafi keşiflerimiz, Niketas Khoniates’in tasvirleriyle tam bir geometrik ve lojistik uyum sergilemektedir. Dolayısıyla, bölgeyi ve askerî intikal yollarını doğrudan saha tecrübesiyle çalışan bizler için harbin lokasyonu, "henüz belirsiz" bir muamma olmaktan çıkmış, somut kanıtlarla Hoyran-Eğirdir havzasına [Kemer Boğazı], Yenice Derbendi [Tzybritze Kleisoura] ve Yenicesivrisi'ne [Cybrilcymani: Tzibrelitzemani: Sivri’l-Semmâni: Yağcı Sivrisi] demirlenmiştir. Şayet, Ramsay, Tomaschek, Eickhoff ve Turan gibi tarihî coğrafyacı ve tarihçiler, Eğirdir Gölü’nün beş asır öncesine kadar, Hoyran ve Eğirdir gibi iki ayrı göl olduğunu, iki göl arasında suları Hoyran’dan Eğirdir’e doğru akan 14-15 km uzunluğunda derin bir ırmak ile ünlü Kral Yolu’nun bu ırmağı, Kemer Boğazı’nda bir köprüden geçtiğini bilmiş olsalardı; Khoniates’in tasvirlerine uymayan Kundanlı bölgesini değil, Kemer Boğazı, Yenice Derbendi ve Yenicesivrisi bölgesini iddia ederlerdi. Değerli akademisyenimizin genç ve dinamik vizyonuyla konuya eğilmesini takdir etmekle birlikte, literatüre katkı sağlarken rüştünü ispat etmiş yerel ve coğrafi bulguları "kesinlik kazanmamış" ilan etmek, hakikati aydınlatmaktan ziyade çözümü ertelemek anlamına gelir. Bilimsel tarafsızlık, mevcut somut verilerin hakkını teslim etmeyi ve "bilinmezcilik" yerine sunulan kanıtların üzerine inşa edilecek daha derin analizleri gerekli kılar.
Genç meslektaşlarımızın ve akademisyenlerimizin, masa başı değerlendirmelerin ötesine geçerek, sahada dökülen alın terine ve arşivlerin söylediği net sözlere daha fazla kulak vermelerini temenni ederim.
.
Ramazan Topraklı, dikGAZETE.com
Kaynaklar ve Tetkik Eserler
Altınkaynak, Serhat (2025): “The Importance of Sozopolis Fortress in Determining the Location of the Battle of Myriokephalon”, Byzantinische Zeitschrift, Cilt 118/I, 2025, ss. 1-26.
Anna Komnena (1996): Alexiad, Malazgirt’in Sonrası, Çeviri: Bilge Umar, İnkılâp Kitabevi-İstanbul.
Arrianos (1945): İskender’in Anabasisi, Tercüme: Hayrullah Örs, Maarif Matbaası-İstanbul.
Ebû’l-Ferec Gregory (1950): Abû’l-Farac Tarihi, Cilt II, Çev. Ömer Rıza Doğrul, Türk Tarih Kurumu-Ankara.
Ebû’l-Hasan Ali b. Ebû Bekr el-Herevî (1957): Guide des Lieux de Pèlerinage, Tr. Sourdel/Thomine-Damas
el-Belâzurî (2002): Fütûhu’l- Büldân, Çev. Mustafa Fayda, T. C. Kültür Bakanlığı- Ankara.
el-İdrisî (1984): Ünsü’l-Mühec ve’r-Ravzü’l-Fürec, Tıpkı Basım-Frankfurt.
el-İdrisî (2002): Kitâbu Nüzheti’l-Müştâk fî İhtirâkî’l-Âfâk, I-II, Kahire.
Herodotos (2015): Herodot Tarihi, Türkçe Müntekim Ökmen, Sunan Azra Erhat, Remzi Ktbevi, 11. Bsk.-İstanbul.
Homeros (Mart 2014): İlyada (Ίλіάς), Çeviri: Azra Erhat- A. Kadir, Türkiye İş Bankası yayını-İstanbul.
İbn Hordazbih (1889): el-Mesalik ve’l-Memalik, Beril Matbaası-Leiden.
İbn Hordadbih (2008): Yollar ve Ülkeler Kitabı, Çev. Murat Ağarı, Kitabevi-İstanbul.
Choniatae, Nicetae (1835): Historia, Yay. Haz. Immanuelis Bekkeri, Impensis ed. Weberi-Bonnae
Khoniates, Niketas (1995): Historia, Çeviri: Fikret Işıltan, Türk Tarih Kurumu-Ankara.
Khoniates, Niketas (2004): Niketas Khoniates’in Historia’sı [1195-1206], Çeviri: Işın Demirkent, Dünya Yay., İstanbul.
Kınal, Firuzan (1953): Arzava Memleketlerinin Mevkii ve Tarihi, Türk Tarih Kurumu Basımevi-Ankara.
Kinnamos, Ioannes (2001): Ioannes Kinnamos’un Historia’sı, Çeviri: Işın Demirkent, Türk Tarih Kurumu-Ankara.
Öztuna, Yılmaz (18 Eylül 2010): “Miryokefalon Türkler için dönüm noktasıydı”, Türkiye Gazetesi-İstanbul.
Pachymeres, Georges (2009): Bizanslı Gözüyle Türkler, Çev. İlcan Bihter Barlas, İlgi Kültür Sanat-İstanbul.
Ramsay, W. M. (1890): Historical Geography of Asia Minor, John Murray-London.
Ramsay, W. M. (1960): Anadolu’nun Tarihi Coğrafyası, Çeviri: Mihri Pektaş, MEB-İstanbul.
Strabo (2009): Antik Anadolu Coğrafyası, Çev. Adnan Pekman, Arkeoloji ve Sanat Yayınları-İstanbul.
Süryani, Mihael (1905): Kronik, Tercüme: Kabot-Paris.
Şekercioğlu, Hüseyin (1989): Gelendost Tarihi, İstanbul.
Topraklı, Ramazan (2013): 1146 Roma-Selçuklu Savaşları, Sütkuyusu Baskını ve Ammûriye, Sistem Ofset-Ankara.
Topraklı, Ramazan (2021): Miryokefalon’un Yeri Isparta, 3. Baskı, Sistem Ofset, Ankara.
Turan, Osman (1998): Selçuklular Zamanında Türkiye, 6. Baskı, Boğaziçi Yayınları-İstanbul.
Turan, Refik (Ekim 2010): “Anadolu’yu vatan yapan bir savaş: Miryokefalon”, Haber Ajanda, S. 51-Ankara, s. 78-81.
Adres: Ramazan Topraklı (Yazılarım) ramazantoprakli44.blogspot.com

R.2: Kemer Boğazı ve Yenicesivrisi [Chateau Cingulaire].

R.3: Yenicesivrisi [Chateau Cingulaire]. Efes’ten [Arzawa]/ güneyden bakış.

Harita 9: Değişen Coğrafya, 1146-1182 Roma-Selçuklu sınırı, Kral Yolu, Manuel’in 1176 ile Friedrich’in 1190 yürüyüşleri. İddialar: 1- Düzbel, 2- Kundanlı, 3 ve 10- Yenicesivrisi, 4- Karamıkbeli, 5- Gelendost ovası, 6- Kûfi Boğazı, 7- Popa Boğazı, 8- Devrent-çam, 9- Bağırsak Boğazı.
Adem Akyol 1 ay önce