Gephyra [Γέφυρα, γέφυρα]: Köprü

Gephyra [Γέφυρα, γέφυρα]: Köprü

Y.2: Yazıtın Türkçe çevirisi.

Ramazan Topraklı yazdı;

Gephyra [Γέφυρα, γέφυρα]: Köprü

Öz

Bu makalenin amacı, Herodotos 5.55’de Gephyra olarak zikredilen köprünün neresi olabileceğini tartışmaktır. Bu köprü, Kıral Yolu üzerinde bulunan Kemer Boğazı’ndaki köprü olmalıdır. Zira Herodotos 5.52, 5.53 ve 5.54’de Kıral Yolu’nu verdikten sonra 5.55’de de bu köprüyü zikretmiştir. Ayrıca 5.55’deki açıklama 190’da: [Thukydides, I.20]’ye göre Boiotia’daki Tanagra’nın eski adının Gephyra olduğu ifade edilmiştir. Khalkokondiles’in “Ertuğrul, Avrupa’da Peloponnes, Euboia ve Attika kentlerinde ulaştı” dediği yerler de, Kemer Boğazı civarındadır. İmparator Justinian’ın 562’de taş kemer tarzında yaptırdığı Pontogephyra da Kral Yolu’nun üzerinden geçtiği Kemer Boğazı’ndaki köprüdür.

Açar kelimeler: Herodotos, Gephyra, Gephyraioi, Kral Yolu, Pontogephyra, Boiotia, Euboia, Tanagra, Attika, Thukydides

Giriş

Herodotos’un Historiai adlı eserinde geçen Gephyra [Γέφυρα, γέφυρα] kelimesi Yunancada köprü anlamına gelir. Herodotos 5.55’te Atina’da tiranlığa karşı düzenlenen suikast girişimi bağlamında Gephyraioi [Gephyra’lılar] adlı bir topluluktan söz eder. Herodotos, Gephyraioi hakkında üç mühim bilgi verir: 1. Kendilerini Fenike kökenli sayarlar. 2. Kadmos’la geldiklerini söylerler. 3. Önce Boiotia, sonra Atina’da yaşarlar. Bazı Attika dini geleneklerini de beraberlerinde getirdiler. Kadmos zaten Fenike’den gelen bir kurucu kahramandır. Gephyra’nın tam yeri tartışmalıdır, ancak genel kabul Boiotia bölgesinde, Tanagra yakınlarında bir yerleşim olduğu, adının muhtemelen bir köprü veya geçit noktasından geldiği yönündedir. Bugün tam olarak arkeolojik olarak saptanmış bir şehir değildir; daha çok etnik topluluk adı üzerinden bilinir [chatgpt]. Bu konuda Herodotos’da şu bilgiler var.

Sparta’dan çıkarılan Aristogoras Atina’ya gitti; Atinalılar tiranlarından şöyle kurtulmuşlardı: Peisistratos’un oğlu ve Tiran Hippias’ın kardeşi Hipparkhos nasıl öleceğini rüyasında görmüş ve eskiden Gephyra’dan190 gelmiş olan bir aileden çıkan Aristogeiton ve Harmadios’un ellerinde can vermişti (Herodotos 5.55). Bu metin, 190 nu. açıklama ve chatgpt, bu makaleyi yazmaya sebep oldu. Zira Herodotos’un metni, Kemer Boğazı’ndan geçen Kral Yolu kaydının, hemen ardından gelmektedir ve ayrıca chatgpt ve 190 numaralı açıklamada Kemer Boğazı’na işaretler vardır.

Gephyra ve Pontogephyra

Lydia kralı Krezüs’ün, MÖ 547 yılında Pteria üstüne yürürken Halys üzerine köprüler kurarak geçtiği söylenir. Hatta “ordunun içinde bulunan Thales, ırmağı [Halys] ordunun sol yakasında görüyordu ve onu sağ yakadan da akıttırdı ve böylece ikiye bölünmüş ırmağı geçmek kolay oldu” der (Herodotos I.75). İşte bu Halys, Kızılırmak değil, Kemer Boğazı’ndaki ırmaktır. Ne Çarşamba çayı, ne de Kızılırmak, Batıdan Doğuya doğru yürüyen bir ordunun sol yakasında kalır. Ksenofon, Genç Kyros’un, MÖ 401’deki İran seferi sırasında Kemer Boğazı’nda bir ay kalmasına; Genç Kyros ve büyük kralın sarayları ile Menderes ve Marsyas ırmakları hakkında bilgiler vermesine rağmen, ne hikmetse köprüden hiç söz etmez (Ksenofon: 2011: 31-33).

“Oğuz Alp’in oğlu Ertuğrul, çok cevval ve cebbar idi. O, Ege Denizi’ndeki Asya ve Avrupa’ya yakın adaları yağmalamak için gemiler inşa etti. Yunanistan düzlüklerine akınlar yaptı. Donanmasını Tearos nehrinin Ainos şehri yanındaki ağzına getirip nehrin kaynağına doğru uzun süre ilerledi. Avrupa’da Peloponnes, Euboia, Attika kentlerine ulaştı. Ertuğrul gözünü Asya’daki yerlere çevirdi. Acele bir ordu kurdu ve hemen komşu Yunanlılara ve orada yaşayan insanlara hücum etti; Alâeddin tarafından takdir gördü” [Khalkokondiles, 2014: 17].

“Zompos köprüsü askeri yolun Sangarios'u geçtiği noktada idi. Askerî yolun üstündeki vaziyetinden dolayı Bizans askeri tarihinde pek büyük ehemmiyeti haiz olan bu köprünün mevkii hakkında, Sangarios'un [Texier gibi] ta membaından tutun da [Ritter gibi] mansabına kadar muhtelif noktaları kabul eden farklı nazariyeler vardır. Onun için burada biraz durarak Roma’nın Sangarios üzerine inşa ettiği Pontogephyra, Zompos ve Tantaendia köprülerini tetkik etmek münasip olur; bunların birincisini Justinian 560 da, yan yana dizilmiş kayıklardan ibaret ve sellerin sık sık bozduğu eski bir köprünün yerine yaptırmıştı. Nikomedeia'dan Ankyra ve bütün kuzey memleketlerine giden yolun üstünde bulunuyordu. Procopius eserini yazdığı zaman henüz bitmemiş olduğunu kaydeder. Köprü yapılırken Justinian, nehrin yatağını değiştirtmişti. Zaman geçtikçe şöhreti büyüdü ve el'an da büyük bir eser olarak mevcuttur. Texier 429 m uzunluğunda ve sekiz kemerden müteşekkil olarak tarif eder. Pahimeris, hakiki adının Pontogefira olduğunu, Sangarios yatağını değiştirdiği için köprünün Sangarios üstünde değil, Melas denilen küçük bir dere üstünde bulunduğunu söyler. Sangarios el'an köprünün biraz batısından akmaktadır. Pontogefira ismi Yunanca ile Latince karışımı melez bir isimdir; sonradan Pentegefira şekline çevrilerek “beş kemerli köprü” diye tefsir edilmiştir. Hâlbuki Texier sekiz kemerli olduğundan bahseder. Aynı hataya Cedrenus ile Theophanes de düşmüşlerdir. Agathias bu köprü için bir epigram yazmıştı; bunu Zonaras ile Konstantin Porphyrogenitus kendi eserlerinde tekrar etmişlerdir; hatta Konstantin epigramı aldığı vesikayı yanlış anlayarak bunun köprüdeki bir taşın üstünde mahkûk olduğunu iddia eder. Aynı hata birçok kimse tarafından tekrar edilmiştir” (Ramsay, 1960: 235-236).

Herodotos verdiği Gephyra ile Ramsay’ın yorumlamaya çalıştığı köprünün üçü de, yâni Zompos [Zompe], Tantaendia ve Pontogephyra, aynı olup, Kemer Boğazı’ndaki Yenice Köyü Köprüsü’dür [bk. Y.1, Y.2, Y.3].

Gephyraioi [Gephyra’lılar], yâni Köprü halkı kimlerdi?

190 numaralı açıklama: Boiotia’daki Tanagra’nın eski adı Gephyra’dır. Harmodios ve Aristogeiton, Hipparkhos’u 514’de öldürmüşlerdir. Atinalılar bunları kahraman saymışlar, adlarına müzik bestelemişler ve “tiranı öldürüp eşitliği kuranlar” olarak anmışlardır. Bir asır sonra Thukydides, Atinalıların bu konuda bir şey hatırlamadıklarını yazacaktır [Thukydides I.20].

Harmodios ve Aristogeiton, Atina’ya, Kadmos’la, Attika’daki Boiotia’da eski adı Gephyra olan Tanagra’dan gelmişlerdi. Herodotos’a göre Fenike kökenliydiler. “Köprü halkı” hakkına bilgiler işte böyleydi; ama Kadmos kimdi, Attika, Boiotia, Gephyra ve Fenike nereydi? Fenikeliler ile Filistler kimlerdi? Herodotos, Köprü halkının, Atina’ya Fenike’den geldiği hakkında yanılmıştır. Herodot içerlerin manzara ve garibelerini anlatırken kendi şahsi bilgisini değil, işittiklerini nakleder”. [Açık.1]. Prof. Hirschfeld; Herodot için: “Spriht offenbar nicht als Augenzeuge: kendisi bizatihi görerek konuşmuyor” der (Ramsay, 1960: 62).

Fenike ile Filistin komşu olup, Herodotos bunları karıştırmış ve yanılmıştır. Deniz kavmi Filistler, Filistin’e, MÖ 1300’lerde Anadolu’dan ve hatta eski Eğirdir Gölü [Deniz] civarından gelmişlerdir. Ama tarihçi, Deniz kavimlerinin Anadolu’da nerede yaşadıklarını bilememiş, hatta yanlış bilmiş ve bunları Batı Anadolu’ya ve bugünkü Yunanistan’a yerleştirmiştir. Hâlbuki Arzava memleketleri, Kemer Boğazı’ndaki ırmak ve eski Eğirdir Gölü’nün şarkında, Akhalar ise, garbındadırlar [bk. Har.1].

Fenikeliler, Pelasglar, Filistler, Pelesetler

Filistler’in ilk yurtları, bunların “Deniz kavimlerinden” olmalarının; Deniz kavimlerinin de, eski Eğirdir Gölü, yâni “Deniz” çevresinde yaşamış olmalarıyla ortaya çıkmıştır. Bu hususta yararlandığımız eser, 1953’te neşredilen Prof. Firuzan Kınal’a ait kaynaktaki Arzava Memleketlerinin Mevkii ve Tarihi, adlı kitaptır. Eğirdir Gölü çevresinin tarihî coğrafyasını bildiğimiz için olacak, Arzawa memleketlerini araziye yerleştirmek çok kolay oldu [bk. Har.1]. Deniz kavimleri hakkında Mansel, Kınal, İnan, Özsait, Umar, Koçak ve Ekin’e ait eserler bize yeterli oldu. Filistin adı Filist, Peleset ve Pelasg gibi muhtelif yazılmıştır. Lukka [Lykia], Akha Eğirdir, Sarden [Sardes] Barla, Şekeleş [Sagalasos: Ağlasun], Arzawa [Luwi] ve diğerleri Har.1’de görüldüğü gibi yerleşmektedirler. Köprü halkı da, Hitit ve Arzawa devrinden beri bir köprüyle geçilen Kemer Boğazı’ndaki ırmağın batısında: Euboia [Boiotia] ve Attika bölgesinde yaşamış olmalılar. Zira sonraki tarihî metinlerde Kadmos, Euboia [Boiotia] ve Attika gibi isimlerin Kemer Boğazı’nın batısında bulundukları görülmüştür. Fenike bölgesinde bir köprünün varlığına dair hiçbir tarihî kayıt yokken, Kemer Boğazı’ndaki köprüye dair MÖ 547 yılında bir kayıt vardır. Barla dağının adı Kadmos’tur. Hatalı olarak Ege Göçleri denilen göç, Eğirdir Gölü çevresinden başlamış ve Kral Yolu’nu takiple Tarsus, Antakya ve Amurru yoluyla Mısır’a gitmişlerdi ve bu kavimlerden bir kısmı da göçe katılmamış olmalıydı. Malûm olduğu gibi, bölgeye MÖ 547’de Medya hâkim oldu. Gephyraioi olayı ise, MÖ 514’de vukûbulmuştur. EK.1’in de yardımıyla olayı şöyle özetleyebiliriz:

1. MÖ 1290: Köprü halkının bir kısmı Mısır’a, bir kısmı da Batı Anadolu ve Yunanistan’a göçmüştür.

2. Köprü halkı, bölgenin Lydia işgaline uğradığı MÖ 680’li yıllarda Yunanistan’a göçmüştür.

3. Köprü halkı [Pelasglar], Mısır’da mağlup olduktan sonra bir kısmı yurtlarına geri dönmüş ve MÖ 585 ve MÖ 547’lerde Yunanistan’a göçmüş, 33 yıl sonra, Kadmos’la gelen iki Pelasg da, tiran Hipparkhos’u öldürmüşlerdir. Kanaatimce Kadmos, Barla dağına ad vermiş veya Kadmos [Barla] dağından ad almış, Kemer Boğazı bölgesi halkından biridir.

4. Köprü halkı, bölgenin İran egemenliğine girdiği sıralarında Yunanistan’a göçmüş olmalılar ki, bu görüş kanaatimce akla en uygun olanıdır. Değilse önceki göçler, halkın hafızasından silinmiş olabilir [bk. Har.1].

Sonuç

Isparta Kemer Boğazı bölgesinde yaşayan Köprü halkının [Gephyraioi] bir kısmının bugünkü Filistin’e, bir kısmının da, Kemer Boğazı bölgesinden komşuları İoan [Yonan] kavmi ile aynı veya farklı bir zamanda önce Batı Anadolu’ya, oradan da bugünkü Yunanistan’a, yâni Grek ülkesine göçtükleri anlaşılmaktadır. Bu makale ile daha önce yazmış olduğum “Değişen Coğrafya ve Arzava Memleketleri” ve Deniz kavimleri hakkında yazdığım makaleler birbirleriyle uyum içindedirler. Bu çalışmaların tarihçiye yeni ufuklar açacağını düşünüyorum.

.

Ramazan Topraklı, dikGAZETE.com

Kaynaklar ve Tetkik Eserler

Ekin, Çetin (2017): “Yazılı kaynaklara göre Ege Göçleri’ne katılan kavimler”, YLT, KSÜ, Sos. Bil. Der., C.14, S.2, K. Maraş, s.501-21.

Herodotos (2015): Herodot Tarihi, Türkçe: Müntekim Ökmen, Sunan: Azra Erhat, 11. Baskı, Remzi Kitabevi-İstanbul.

İnan, Afet (1987): Eski Mısır Tarih ve Medeniyeti, 2. Baskı, Türk Tarih Kurumu Basımevi-Ankara.

Khalkokondiles, Laonikos (2014): The Histories, 1. Bölüm, Çev. Anthony Kaldellis, Londra.

Kınal, Firuzan (1953): Arzava Memleketlerinin Mevkii ve Tarihi, Türk Tarih Kurumu Basımevi-Ankara.

Ksenofon (Ksenophon) (2011): Anabasis: Onbinlerin Dönüşü, Çeviri: Oğuz Yarlığaş, Kabalcı-İstanbul.

Mansel, Arif Müfit (1937): “Ege Tarihinde Akalar Meselesi”, 2. Türk Tarih Kongresi, 20-25 Eylül, İstanbul, s.181-211.

Pahimeris (Pachymeres), Georges (2009): Bizanslı Gözüyle Türkler, Çev. İlcan Bihter Barlas, İlgi Kültür Sanat-İstanbul.

Ramsay, W. M. (1960): Anadolu’nun Tarihi Coğrafyası, Çeviri: Mihri Pektaş, MEB-İstanbul.

EK.1: Aşağıda bazı eserlerden yaptığımız alıntılar verilmiştir.

Anadolu’lu bir kavim olan Pelasglar, bilâhare Yunanistan’a göçmüşlerdir (Mansel, 1937: 185-186).

Firuzan Kınal, 1. Kizzuvatna [Kilikya], 2. Arzava memleketleri, 3. Assuva memleketi, 4. Ahhijava memleketi, 5. Zippasla ve Harijati dağlık memleketlerini verir ve “bu memleketlerin Kizzuvatna’dan gayrisi, bugün nereye tekabül ettikleri maalesef hâlâ katiyetle bilinemiyor” der [5]. Götze Hapalla’nın, Seha nehri memleketi ile Küçük Arzava arasında bulunduğu yolundaki eski görüşünden vazgeçerek, Hapalla’yı Hatti ülkesinin batısına, hem Mira-Kuvalia, hem de Zippasla-Harijati ve küçük Arzava memleketleriyle hudut komşusu olacak şekilde yerleştiriyor [s.16]. IV. Tuthalia zamanında Zippasla ve Harijati dağlık memleketleri de Arzava’ya dâhildir [s.22]. Arzava ve Luvia isimleri birbirinin müteradifidir. Arzawa memleketi, Luwia denilen bir ülkededir [s.24-25]. Lykia isminin menşei Lugga kelimesidir [s.25]. Lukkalar, Deniz kavmidir [s.27]. II. Ramses, Mira beyine mektup gönderir [s.29]. Zippasla ve Harijati dağlık memleketleri, Hapalla’yı alır [s.30] (Kınal, 1953: 5, 16, 22, 25, 27, 29-30, bk. Har.1).

Deniz kavimleri Anadolu’yu istilâ ettikten sonra, Suriye’de Amurru’ya inmiş; Mısır üzerine yürümüşlerdi. Deniz kavmi Filistler, bugün Filistin denilen yere yerleşmiş; adlarını bu bölgeye vermişlerdir (İnan, 1987: 120).

“MÖ 13.yüzyılın ikinci yarısında büyük bir istilâ hareketine girişen Deniz kavimleri arasında yer alan Şekeleşlerle Sagalassos halkı aynı olmalıdır (Özsait, 1985: 110).

Özdemir Koçak, Deniz kavimlerini Akayuvaşa, Turşa, Lukka, Serdane, Şekeleş olarak verir. MÖ 1186 tarihli bir metinde “Yabancı ülkeler aralarında gizli bir antlaşma yaptılar. Kode [Kadeş?], Karkamış, Arzava, Alaşia [Kıbrıs], Hatti’den koparıldı. Bunlar Amurru’da ordugâh kurdular. Mısır’a doğru ilerlediler. Bunlar arasında Peleset, Turşa, Şekeleş, Şerdane, Zakkari, Vavaşlar gibi birçok kavim vardı”. Bu saldırılara karşı Mısır direnmiştir [Prof. Özdemir Koçak, SÜ, Doktora Ders Notları].

Mısır yazıtlarına göre ilk göçe katılan Deniz kavimleri, Libyalılarla ittifak kurarak Nil Deltasına saldırmışlardır. Göç hareketine katılan kavimler, Peleset, Tjekker, Shekelesh, Denyen ve Wesheshler’den oluşur, Bu kavimler Hatti [Hitit], Kode [Kilikya], Karkamış, Arzava ve Alaşiya’yı [Kıbrıs] yener, Amurru halkını mahveder ve Mısır’a ilerler [s.504]. Deniz kavimleri: Sherden, Lukka, Danuna, Tjekker adlarındadır. Harris Papirüsü’ne göre Wesheshler, Sherdenlerle birlikte Mısır’a tutsak getirilmiş ve kalelere yerleştirilmişlerdir. Anadolu kıyılarında yaşayan Aka’lar, Deniz kavmi Lukkalar’la komşudur [s.510]. Shekelesh, Sicilya ve Anadolu Shagalassos, Libyalılarla ittifak kuran Deniz kavimleri geçer. Tereshler’in ana yurdu, Likya [Lukka] kıyılarına uzak olmayıp, bu bölge ile iletişim halindedir. Tereshler, Truvalılar ile özdeştir. Truva bir Hitit belgesinde Tarusia geçer. Diğer görüş: Tereshler, Batı Anadolu’nun orta kesiminde yaşayan, bilâhare İtalya’ya göçen Tyrsenilerle özdeştir. Bilâhare bu halk, Etrüskler adlandırılmıştır. Pelesetler, hem kara, hem deniz yoluyla Mısır’a ilerlemişlerdir. Harris Papirüsü’ne göre Pelesetler yenilgiden sonra, Sina Yarımadasının kuzeyindeki kalelere yerleştirilmişlerdir (Ekin, 2017: 510, 513).

Hellen adı ilk ortaya çıktığı devirde, misal İlyada’daki kullanışlarında bütün Hellen ulusunu ve o ulusun yurdunun tamamını anlatmıyor idi. Troia Savaşına Akhilleus komutanlığında savaşçı gönderdiğine inanılan bu yörenin halkı da, Troia Savaşı çağında Akhaios’lar denilen ön-Hellenler’den idi. Ellan/Hellen özel olarak yalnız onlar içindi. Bu adın kökeni ile Helena ve Helenos’un kökeni aynıdır ve Luwi dilinin Ela[wa]na, “Boğaz-sal” sözcüğüdür. Peleus’un ülkesi, Akhaios’lardan önceki halkın, yâni Hellenler’in Pelasgoslar dediği halkın ülkesi idi. Bu ülke için Hellenler Pelasgiotis derler. Pela, yâni P[a]-Ela, “Su Boğazı” sözcüğünden türetilmiş; Pelasgos adının öz biçimi Pela-Ska, Pela Yarımadası demektir. Peleus, Pelias ve Pelion gibi, Pela kök sözcüğünden türetilmiş adlar da Su Boğazı’na işaret eder (Umar, 1993: 239-240). Elana [Rum ağzı: Helana/Helena/Helene] Luwi/Pelasgos dilinde "Boğaz'sal, Geçitsel" demektir. Troia destanındaki güzel Helena'nın adı da aslında, Boğazdaki Kadını kastediyor ve Kuwa-İla, K[uwa] –Ela "Güzel-Boğaz" idi (Anna, 1960: 208/3, 449/2, 481/1. Terc.: Umar).

Luwiler ile Pelasglar aynı kavimdirler (Umar, 1993: 239-240).

Yukarıda adı geçen Deniz kavimlerinin yaşadıkları yerler [Har.1]’de gösterildi. Şekeleş= Sagalasos, yâni Ağlasun’dur.

.

Ramazan Topraklı, dikGAZETE.com

Y.1: Kemer Boğazı’ndaki Köprüdeki Yunanca Yazıt.

Y.2: Yazıtın Türkçe çevirisi.

Y.3: Yenice Köyü Köprüsü belgesi

Har.1: Coğrafî Değişim: Hoyran ve Eğirdir Gölleri ile ikisi arasındaki ırmak, Kemer Boğazı ve Arzava devletleri ile Akhalar görülmektedir.

SİZİN DÜŞÜNCELERİNİZ