SÖYLEŞİ - ÖZEL
Gazetecilik bazen sadece bir meslek değil, insanın kaderine dönüşen bir yol olur. Bu yol yorucu, zor ve aynı zamanda gurur verici olabilir. Azerbaycan’da uzun yıllar aktif gazetecilik hayatını sürdüren İradə Celil için de bu yol tesadüfle başlamış, ancak zamanla bir imzaya, bir misyona ve sonunda bir kadere dönüşmüştür. Onunla gazeteciliğin görünmeyen yönleri, yaşadığı zorluklar ve elde ettiği başarılar hakkında konuştuk.
- Geriye baktığınızda, İrade Celil’in gazeteciliğe ilk başladığı anı nasıl hatırlıyorsunuz?
- Azerbaycan’da bir gazete vardı, benim de 18 yaşım vardı ve o gazeteyi sürekli okuyordum. Yazarlarına telefon edip, onlarla konuşurdum. O yazarların biri de gazetenin editörlerinden biriydi. Böylece her yazıya fikir bildirmeye başlamıştım. Bir gün beni “yazı işleri” merkezine davet etti. Onunla konuştuktan sonra yazılarıma baktı ve “Sen de güzel yazıyorsun, istersen sen de bize yaz” dedi… Ve o gazete benim ilk iş yerim oldu.
- Hiç, “bu işi artık devam ettirmeyeceğim” dediğiniz bir an oldu mu? Sizi ne geri çevirdi?
- Birkaç yıl önce işten o kadar yorulmuştum ki; bu işi bırakmak istiyordum. Ama sağ olsun dostlarım buna izin vermedi. Bunun geçici bir sıkıntı olduğunu, herkesin hayatında böyle dönemler yaşandığını söylediler. Bunun beni bırakmaması gerektiğini, beni yormaması gerektiğini ifade ettiler. Bana çok destek oldular. Özellikle “Bizimyol.info” haber portalının kurucusu, emekdar gazeteci ve mesleki hayatımda büyük etkisi olan Bahəddin Həzi, bana çok destek oldu. O dönem, Azerbaycan’da yaşamıyor olsam da site için yazılar hazırlıyordum, aynı zamanda Türkiye’de dikgazete.com için de yazılar yazıyordum. Böylece o dönem geçti. Türkiye’deki ve Azerbaycan’daki dostlar sayesinde bu süreci atlattım. Düşünüyorum ki insan hayatı, aşamalardan oluşur. Zamanla bu aşamaları geçiyorsun. Kısmetimizde bu dönemi de yaşamak varmış.
- İlk kez yazınızın insanlara etki ettiğini ne zaman hissettiniz? O an ne hissettiniz?

- İlk kez Ekspress gazetesinde çalışırken yazdığım yazılarla ilgili, okuyucularla sohbet ediyordum. Bu yaklaşık 10–15 yıl önceydi. O zamanlar okuyucular gazeteye daha çok ilgi gösterirdi. Yazılarıma mutlaka tepkiler gelirdi. O anda gurur hissi vardı.
-Eleştiri aldığınızda sizi en çok ne üzer?
-Haklı eleştiri olduğunda susarım. Hatalarıma bakar, “neden böyle düşüncesiz davranmışım” diye düşünürüm. Haksız eleştirilerde ise artık önemsemiyorum. Eskiden etkilenirdim, içime atardım. Herkesin beni ve yazılarımı sevmesi gerektiğini düşünürdüm. “Ben kimseye bir şey yapmıyorum, neden bana yapılsın?” derdim. Ama hayat öyle değilmiş, bunu yıllar içinde öğrendim.
- İnsanların sizi yanlış anladığı oluyor mu? Bu sizi nasıl etkiliyor?

- İnsanlar beni sürekli yanlış anlıyor. Ama herkes için ideal olamam ki… Bir söz var: “Kalite asla tesadüf değildir, herkes kendi karakterine göre davranır.” Ben de böyle düşünüyorum. Herkes dünyaya kendi bakışıyla yaklaşır. Yanlış anlaşıldığımda sadece susarım, kendimi açıklamam. İçimden “herkes hayatı kendi ölçüsüyle tartar” derim. Artık kimseyle tartışmam, biri tartışırsa “evet, haklısın” der geçerim.
- Sizi en çok güçlendiren, ayakta tutan duygu nedir?
- Çocuklarıma ve anneme olan sevgim. Her şeyden yorulsam bile çocuklarımın benden başka kimselerinin olmadığını düşünüyorum. Güçlü olmak zorundayım.
- Hiç yazmak istemediğiniz ama yazmak zorunda kaldığınız konular oldu mu?
- Hem de çok oldu, var ve olacak.
- Başarılarınızın arkasında görünmeyen hangi zorluklar var?
- Hiçbir şeyi kolay elde etmedim. Attığım her adım, kazandığım her başarı, zorluklarla oldu. Kaygı, stres ve endişe yaşadım.
- Bugünkü siz geçmişteki size bir şey söyleyebilseydi, ne derdi?

- “Güçlü ol, kimseyi çok yakına alma, mesafe koy, herkese güvenme, insanları fazla önemseme” derdim.
- Sizi en çok korkutan şey nedir?
- Artık hiçbir şeyden korkmuyorum. Korkularımın çoğunu çoktan aştım. Bugün yaptığım her adımdan eminim, istemediğim hiçbir şeyi yapmıyorum.
- Yazmak istediğiniz bir şeyi risk nedeniyle yazmadığınız oldu mu?
- Oluyor. Bazen şikâyetçiler geliyor. Sorunları çözüldükten sonra yazının kaldırılmasını istiyorlar. Bu yüzden artık önce daha dikkatli araştırıyorum.
-Siyasi yazılarınız nedeniyle baskı veya tepki gördünüz mü?

- Hayır. Son iki yıldır siyaset yazıyorum ve hiçbir baskı ya da tepki almadım. Ne yazdığımı ve nasıl yazdığımı biliyorum.
- Bir gazeteci siyasetten tamamen uzak durabilir mi?
-Gazeteci aslında tarafsız olmalıdır ama siyasetten tamamen uzak durmak mümkün değil. Olaylar oluyor ve sen de yorum yapmak zorunda kalıyorsun.
-Gerçeği yazmak mı daha zor, yoksa sonuçlarıyla yaşamak mı?

- Zor bir soru ama ben gerçeği rahatlıkla yazabiliyorum.
-Gazetecinin siyasi süreçlere etkisi var mı?
- Bana göre yok. Gazeteci sadece siyasi süreçleri yorumlar ve analiz eder, ama doğrudan etkileme gücü yoktur.
- “Azərbaycan milli mətbuatının 150 illiyi” madalyası sizin için ne ifade ediyor?

-MEDİA (Medianın İnkişafı Agentliyi) Başkanı Əhməd İsmayılov’un emriyle verilen bir madalyadır. Daha önce bu madalyayı alanları gördüğümde “acaba benim adım da var mı?” diye düşünürdüm. Bu tür ödüllerde kimseye soramazsın, sadece beklersin. Haberi duyunca çok sevindim. Bu benim ikinci devlet madalyam.

İlkini 2019’da “Dövlət Sərhəd Xidmətinin 100 illiyi” madalyasıyla almıştım. Gurur verici ve motive edici. İmzanın tanınması ve değer görmesi çok kıymetli.
- Aldığınız teşekkürnamelerden en anlamlısı hangisiydi?

- COP29 ile ilgili teşekkürnameler benim için çok anlamlıydı. Bu belgeler genelde organizasyona, medyaya ve katkı sağlayanlara veriliyor ve devlet başkanının imzasıyla sunuluyor. Onu aldığımda çok sevinmiştim.
- Bu tür ödüller sizi nasıl etkiliyor?
- Hem sorumluluk hem motivasyon veriyor. Yazdığın her cümlede daha dikkatli oluyorsun ve daha istekli yazıyorsun.
- Gazetecilik sizin için nedir? Seçim mi, misyon mu, kader mi?

- Gazetecilik benim kaderimdir. Bir seçim değildi. Bir dönem hakkımda “tesadüfen gazeteciliğe gelmiş” diye yazılmıştı. O yazı olumsuzdu ama o cümle doğruydu. Ben gerçekten tesadüfen başlamıştım. 20 yaşımda okuyucularım vardı, insanlar bana hayatlarını anlatıyordu. 30 yaşımda imzam vardı. Gazetecilik, Allah’ın bana yazdığı kaderdir; kaçamadığım ama gurur duyduğum bir yol.
- Bize duygularınızı aktardığınız için teşekkürler. Bundan sonraki başarılarınız için de Allah, yolunuzu bahtınızı açık etsin.
- Aynı temennilerle ben de size teşekkür ederim. Bakıyorum, sizin de dikGAZETE’de güzel yazılarınız, ele aldığınız farklı, ilgi çekici konular var. Allah, size de kolaylıklar versin.
.
İrade Celil ile Hülya Ayhan’ın söyleşisi, dikGAZETE.com
İrade Celil’in en son yazısı:
https://www.dikgazete.com/yazi/kafkasya-ya-neden-yaklasiyor-zelenski-nin-sessiz-hesabi-ne-9065.html
İrade Celil köşe yazıları için…
https://www.dikgazete.com/yazar/haber-60.html
.
Hülya Ayhan’ın en son yazısı:
https://www.dikgazete.com/yazi/hepiniz-cobansiniz-hepiniz-guttugunuz-suruden-sorumlusunuz-9021.html