Kâmil olmak

Kâmil olmak

Seyfi Turan yazdı;

KÂMİL OLMAK

Kâmil olmak, olgunlaşmak, kusursuz olmak, erdem sahibi olmak anlamına gelen bir kelimedir.

Kâmil olmak HADDİNİ bilmektir. Had ise ilim ile kendini güncelleme, toplumun değer yargılarına saygı duyma, geleneksel örf ve adete saygı ile oluşur.

Dört dörtlük bir bina yapmak; binada kullanılan malzemelerin kalitesi, doğru şekilde ve yerinde kullanılmasıyla doğru orantılıdır. Binada yapımında kullanılan malzemelerin varlığı ve kalitesi o binanın değerini yukarıya çıkarıyorsa, insanı da sahip olduğu donanımı yukarı çıkarır, Kâmil yapar.

Fabrika ayarında yaşamak, insanı kâmil yapar. Bir söz vardır “dünyayı keşke çocuklar yönetse” diye. Niçin böyle demişler? Çünkü onların değer yargılarında orijinallik var, yalan-dolan yok, kin garez yoktur.

Bir zamanlık mevki için el-ayak öpmek” diye bir söz vardır. Geçici heveslerin peşinde koşmak, anlık haz ve huzur verir. Düşünmek ve düşünerek yaşamak önemlidir. Savcı istemeyen tek olgu vicdandır. Her akşam yatağınıza yattığınız zaman başınızı yastıktan kurtarın ve kendinizi bir tabutun içindeymiş gibi el ve ayaklarınızı birleştirin ve günün muhasebesini yapın. Dünya hayatı, gece gidilen uzun bir yoldur, farınız vicdanınızdır. Farınızı kapatırsanız önünüzü göremez ve kaza geçirirsiniz.

Menfaati için başkalarının haklarına girmek, çocukları arasında adaletsizlik yapan kişiye benzer.

Kâmil olmak bunun için önemlidir. Haddimizi bilmek, bizleri hata yapmaktan alıkoyar. Yandaş olmak ya da olmamak yöneticinin lügatinde olmaması lazım. İlim irfan sahibi olmak için çaba sarf etmeliyiz. Hacı Bektaşi Veli’nin sözü: “İlimden gidilmeyen yolun sonu karanlıktır.” Ne güzel bir rehber söz bu. Yine Yunus Emre’nin: “İlim ilim bilmektir/İlim kendini bilmektir/Sen kendini bilmezsen/Ya nice okumaktır.”

Dernekler kurulur. Amacı üyelerin haklarını ve menfaatlerini korumak kollamak içindir. Çok doğru cümlelerle yazılır derneğin amacı. Bu dernek üyeleri bir araya gelirler. Keza tribün localarında yöneticiler bir araya gelirler. Hangi ihaleyi kimin alacağına karar verirler. Bu ihaleler alınırken de kimlerin haklarının yeneceğinin hesabı da yapılmaz.

Biz insanlar her şeyimizi planlarız. Hangi işi yapacağımızı, kaç çocuk yapacağımızı, tatile nereye ve ne zaman gideceğimizi planlarız ve planlarımız hep bu dünya içindir. Peki Ölmeyi ne zamana planlıyoruz? Ölümü aklımıza hiç getirmiyoruz. Ölmeyecekmiş gibi yaşıyoruz. Keza hangi hastalığa yakalanacağımızı ne zaman planlıyoruz? Hani biz, her şeyimizi planlıyoruz ya. Bunları niçin planlayamıyoruz? Onlardan korkuyoruz. Ölmekten korkuyoruz, hastalanmaktan korkuyoruz, kaza geçirmekten korkuyoruz. Çünkü hazırlığımız yok da onun için korkuyoruz. Bir hadis: “Benden nasihat istemeyin, ölümü hatırlamanız yeter” der. Zaten sadece ölümü hatırlamak bile bizi hata yapmaktan alıkoyar. Haddimizi bilmek, Kâmil olmak. Bunun için kendimizi güncellemeliyiz. Dış kıyafetimizin modern, kabul edilebilir olmasının önemi yok. Önemli olan düşüncelerimizi güncellemektir. Düşüncelerimizin güncel olması gerekir. Gözümüze taktığımız gözlük, renkli olmamalıdır ki, orijinal görelim, orijinal davranalım. Bizden sonra, arkamıza güzel anılar bırakalım.

Bu arada, aşağıdaki şiirimi de paylaşmak istiyorum. Belki farsız aracınıza ışık olur!

ABDAL GÖNÜL 

Gün be gün hızla sona yürüyorken

Kara saçlara aklar düşüyorken

Bir lokmayla aç karın doyuyorken

Neyin peşindesin ey çılgın gönül

 

Makam mevki bürümüş gözlerini

Tartmaz olmuşsun çıkan sözlerini

Düşün kendi cenaze törenini

Neyin peşindesin ey deli gönül

 

Yap ekimini hayat tarlasına

Fazla zaman yok hasat zamanına

Güvenme kiralık dünya malına

Neyin peşindesin ey mecnun gönül

 

Katlar değil de kalpler yap kendine

Uyma nefsinin her söylediğine

Kefen sarılacak donmuş tenine

Neyin peşindesin ey Abdal gönül…

Gerçekten Ölmeyi ne zamana planlıyorsunuz?

Düşünebilmek güzeldir.

.

Seyfi Turan, dikGAZETE.com

SİZİN DÜŞÜNCELERİNİZ