İran’daki çatışmaya Türkiye ve Rusya dahil edilebilir mi?
MOSKOVA
ABD ve İsrail’in, uluslararası hukuka aykırı olarak İran’a başlattığı saldırılar sırasında İran Dini Lideri Ali Hamaney, Hamaney’in aile fertleri, Devrim Muhafızları’nın üst düzey kademesi, İran ordusunun askeri yöneticileri ve birçok kritik isim öldürüldü.
İsrail’in uzun zamandır planını sürdürdüğü, şantajlarla ABD Başkanı Donald Trump’ı içine çekmeye çalıştığı savaş tam olarak başlamış oldu. Çünkü İran’ın misillemeleri çok güçlü oldu. Orta Doğu’daki ABD ve İsrail’e müttefik Arap ülkeleri, İran’ın misillemelerinin hedefi oldu. Çünkü bu ülkelerde ABD üsleri ve İsrail’i koruyan hava savunma sistemleri konuşlanmıştı.
Umman’da sürdürülen İran – ABD müzakerelerinde aşama kaydedilmişken ve İran’ın müzakereleri sürdürme direncine karşı ABD ve İsrail’in ortak saldırıları oldukça manidardı. Aslında uzlaşı istemeyen tarafın İsrail ve ABD olduğunu da görmüştük.
İran’da rejim karşıtı protestolarla zayıflatılmaya çalışılan merkezi otorite hala gücünü koruyunca batılı ülkeler ve İsrail için başka seçenek yoktu. Çünkü İran, Hürmüz Boğazı’nın kontrolünü elinde tutuyordu. Bu da dünya petrol piyasasının yüzde 20’sine eşitti.
Borç batağındaki ABD’nin, İran ve diğer petrol ülkelerine saldırısının başka bir açıklaması olamaz. Dünyadaki tüm petrol kaynaklarını yönetmek ve petrol gelirlerine ortak olma projesi ABD’nin Orta Doğu politikalarının temelinde yatıyordu.
Beşar Esad’ın devrilmesi, Irak’ta kontrolün ele alınması, Suudi Arabistan ve diğer Arap ülkelerinin müttefikleştirilmesi, sıranın İran’a gelmesinin işaretiydi. Yıllardır konuştuğumuz şey de tam olarak buydu.
İran İslam Cumhuriyeti’nin misillemeleri oldukça güçlü oldu ki ABD, İran ile müzakere etmek için İtalya’dan arabuluculuk bile talep etti. Bu yüzden İran’ın misillemelerini asla basite indirgememek gerekir.
Ancak güçlü bir İran’a karşı İsrail ve ABD’nin saldırıları da şiddetlenecektir.
Şunu da anlamak gerekir; İran, kara harekâtı olmaksızın ele geçirilecek bir ülke değil. Orta Doğu’nun en güçlü orduları sıralamasında üçüncü sırada bulunan İran ordusunun da olası bir kara harekâtında kolay teslim olması ise pek olası görünmüyor.
İşte tam da bu noktada çatışmaya İran’a komşu ülkelerin dahil olup olmayacağı da büyük bir soru işareti.
Öncelikle İran’a komşu Arap ülkeleri meşru müdafaa hakkı gerekçesiyle ABD ve İsrail ile ortak saldırı planına dahil olabilir. Çünkü İran’ın şu anki misillemeleri birçok ülkeyi doğrudan etkilemiş durumda.
Ancak Orta Doğu’daki Arap ülkelerinin bu savaşa dahil olması yine de ABD ve İsrail’in işini kolaylaştırmayacak. Savaş tecrübesi olmayan bu ülkelerin desteğinin yanı sıra uzun yıllar boyunca NATO operasyonlarında görev alan, Orta Doğu ve dünyanın en güçlü orduları arasında görünen Türkiye’nin İran çatışmasına dahil edilmesi ABD ve İsrail için daha kolayca bir politika olabilir.
Daha önce Suriye’de de bunu gördük. Türkiye’nin sınırlarına yapılan saldırılar nedeniyle Türkiye, meşru müdafaa hakkını kullanarak Suriye’de büyük askeri operasyonlara dahil olmuştu.
İran’ın özellikle kuzeyindeki Azerbaycan Türkleri ve Kürtler, Türk sınırlarına yakın noktalarda bulunuyor. Ve bu toplumların nüfusları oldukça fazla. İran’daki çatışma ülkede demografik bir çatışmaya dönüştüğü anda Türkiye bu savaşa kayıtsız kalamaz.
Bu nedenle Türkiye, İran’daki durumu yakından takip ediyor. Belki Türkiye için Suriye’deki çatışmaya dahil olmak daha kolaydı ancak Türkiye’nin İran’daki çatışmaya dahil olacağını düşünmüyorum.
Zaten İran ve Osmanlı bile tarihte birbiriyle çatışmamışken bugün olası bir çatışma hali hem İran’a hem de Türkiye’ye zarar verir.
Ancak ABD ve İsrail yine de Türkiye’nin çatışmaya dahil olması için birçok senaryo üretebilir. Tabii ki Türkiye’nin de bu tür oyunlara kolay teslim olmayacağını da anlamak gerekir.
Bir taraftan Rusya’nın da çatışmaya dahil edilmesi gibi bir plan da söz konusu. İran’a müttefik olan Rusya böyle bir çatışmaya dahil olsaydı en başından itibaren İran’a yapılan saldırılara kayıtsız kalamazdı.
Ancak İran konusunda Rusya hem istihbarat hem de politik anlamda oldukça uzman. Yıllardır İran ile birlikte çalışan Rus tarafı, olası tüm senaryoları hesaplamış olacak ki, İran ile askeri anlaşmalar dahilinde lojistik destek verdi. Zaten bu da hükümetler arası yapılan anlaşmalar gereğidir.
Ancak hemen hemen herkesin beklentisi Rusya’nın, İran’a destek olması için Orta Doğu’daki ABD üslerine veya ABD müttefiki ülkelere füze atması.
Bu tür cahilce beklentiler olası 3. Dünya Savaşını körükleyen türde davranışlar.
Rusya, İran ile müttefiklik ilişkilerini hala güçlü tutuyor.
İran’a yapılan saldırılar meşru değildir. Rusya bunu her platformda zaten dile getiriyor.
Orta Doğu’da şu an tam teşekküllü bir savaş yaşanmıyor.
Şunu ummak gerekir;
Tam teşekküllü savaş 3. Dünya Savaşıdır.
Bunun önüne geçmek için ne Rusya’nın ne de Türkiye’nin bu çatışmaya dahil olmaması gerekir.
Tüm bunlar yerine ABD ve İsrail’e saldırıları durdurması yönünde uluslararası baskı yapılmalı. ABD’nin dalkavukluğunu yapan Avrupa ülkelerinin de bu çatışmaya dahil olması söz konusu.
Bu ihtimalleri ortadan kaldırmak için hem Rusya’ya hem de Türkiye’ye büyük sorumluluk düşüyor. Türkiye ve Rusya, İran çatışmasını ortadan kaldırmak için daha fazla istişare ve ortak çatışmaya dahil olmalı.
Rusya’nın İran ile güçlü ilişkileri Türkiye’nin de NATO ve ABD ile olan güçlü ilişkileri üzerinden çatışmanın dozunu düşürmek, bir sonraki adımda İran sorununa kalıcı çözüm üretmek gerekiyor.
Ukrayna krizine de ayrı bir parantez açmak gerekiyor;
Batılı ülkeler, Ukrayna’daki çatışmayı uzatmak için Kiev rejimine sınırsız destek verirken ne Orta Doğu’daki çatışmaları ne de dünyanın diğer bölgelerindeki çatışmaları hesap etmedi.
Zaten Rusya’ya uygulanan ambargolar nedeniyle büyük bir enerji ve ekonomik kriz yaşayan batılı ülkeler Orta Doğu’daki çatışma nedeniyle daha büyük bir enerji ve petrol krizi yaşayacak.
İşte geleceği görmeyen batılı ülkeler, Rusya’ya karşı Kiev rejimini kışkırtmanın cezasını daha fazla ödeyecek.