ABD, dijital savaşta Rusya ve Çin’e sızmaya çalışıyor!
MOSKOVA
Birinci ve İkinci Dünya Savaşları’nın ardından Sovyetler Birliği ve ABD arasında başlayan Soğuk Savaş döneminde dünya 2 kutba ayrılmış ve bu ülkeler, kendi teknolojisini ve askeri savunmasını geliştirme üzerine yatırımlar yapmıştı. Ancak 1980’li yılların ardından özellikle ABD tarafından dijital şirketlere yoğun yatırımlar görüyoruz. Elbette bu yatırımların karşılığı 1990 yıllardan itibaren toplanmaya başlandı.
ABD yazılım ve internete yaptığı yatırımlarla kendi dijital istihbarat ağını oluşturdu ve kendisine tehdit olarak gördüğü ülkelerden kesintisiz stratejik veriler elde etmeye başladı. Ancak 2000’li yılların başından itibaren Vladimir Putin’in liderliğindeki Rusya bu tehdidi fark ederek kendi dijital alanına büyük yatırımlar yaptı. Büyük serverlar ve uydular ile Ruslar büyük bir veri alt yapısı oluşturdu. Kendi navigasyon sistemleri ve internet sağlayıcıları ile ilk amaç internet altyapısını oluşturmaktı.
ABD, Microsoft, Apple ve Google’ın yanı sıra son dönemlerde Space X yatırımları ile kendilerine dönük veri akışının devamlılığını sağlamaya çalıştı.
Bu arada Çin de, ABD’nin dijital tehditlerine karşı kişisel önlemlerini aldı. Hem Rusya hem de Çin kendi sosyal medya portallarını oluşturdu. Halkını doğrudan dünyadan koparmak yerine kendi güvenli alanlarında alternatifler oluşturdu.
Bu yüzden hem Rus hem de Çin halkı, kendi hükümetlerinin ABD merkezli sosyal medya hesaplarına uyguladığı kısıtlamalara karşı bir tepki oluşturmadı.
Gelelim Rusya ile Ukrayna arasındaki çatışmaya;
Çatışmanın ilk anından itibaren ABD sosyal medya ve navigasyon sistemlerine karşı şeffaf davranan Rus hükümeti, çatışma sırasında ABD’nin güncel verileri Kiev rejimine ve ordusuna aktarmasıyla birlikte hemen tavır almaya başladı. Çünkü Rus ordusunun konuşlandığı noktalar GPS sistemleri üzerinden doğrudan Kiev rejim ordusuna verildi ve Rus toprakları da dahil olmak üzere birçok noktaya terör saldırıları düzenlendi. Bir çok Rus sivil bu saldırılar sırasında yaşamını yitirdi.
Rus ordusunun ilk dönemlerde ABD istihbaratının bu taktiği nedeniyle askeri ve silah kaybı verdiğine de şahit olduk.
Aslında ABD’nin dijital şirketleri ilk andan son ana kadar kendi serverlarında tuttukları verilerle bir savaş stratejisi oluşturmuştu.
Bu da şunu gösteriyor;
ABD, dijital verilerle birlikte her an her ülkeye saldırabilir, veya saldırması için taşeronluğunu üstlenen ülkelere veriler aktarabilir ve saldıracağı ülkelerin en hassas noktalarını tespit edebilirdi.
Rus tarafı işte bu riske ve gördüğü zarara karşı doğrudan önlemler aldı.
Şu an Kiev rejimine ABD tarafından veri akışı çok kısıtlı gidiyor. Rus ordusu ve Rus halkının dijital alandaki tüm hareketleri Rus serverlarında depolanıyor. Bu da Rusya için güven oluşturuyor.
Rus hükümetinin batılı sosyal medya kuruluşlarına karşı aldığı önemler asla politik değil, Rus halkını sivil terör saldırılarından ve gelecekteki olağanüstü saldırılardan korumak için. Bunu anlamak gerekir. Bu nedenle Rus hükümetinin bu hamleleri oldukça geçerli ve özgürlüklerin kısıtlanması anlamına gelemez.
Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, 2024 yılında Amerikalı gazeteci Tucker Carlson'a verdiği röportajda, “ABD'yi propaganda savaşında yenmek çok zor çünkü ABD dünyanın tüm medyasını kontrol ediyor. Örneğin, birçok Avrupa medya kuruluşu nihayetinde Amerikan yatırım fonlarına ait.” demişti.
Batı medyası hala çok güçlü. Tüm Amerikan propagandası, saniyeler içerisinde ulaşabiliyor. Ancak Rusya ve Çin’in kendilerini savunma amaçlı gerçekleştirdiği dijital yatırımlar sayesinde ABD’ye bu ülkelerden veri akışı gitmiyor.
Bu durum ABD’yi krize sokuyor. Bu nedenle ABD hükümeti daha önce Çin, İran, Rusya, Belarus ve Küba gibi ülkelerde bilgiye erişimi desteklemek amacıyla ticari VPN’lere ve benzeri araçlara finansman sağlamıştı. Ancak bu yatırımlar da ABD’ye pek fayda sağlamadı.
Rusya ve Çin, dijitale yatırımlar ve uzmanlarını geliştirerek büyük bir tehdidi ortadan kaldırıyor. Belki de bu yatırımlar ABD’nin rahat hareket etmesinin önüne geçiyor ve olası bir dünya savaşını da engelliyor.
İşte bu yüzden dijitalde de “Tek kutuplu dünya düzeni”ne karşı olmak gerekir. Sadece politik olarak değil dijital çağda da çok kutuplu dünya düzenine ihtiyaç var.
Çünkü dijital alanda da ülkelerin egemenlik haklarının olduğunu unutmamak gerekir.