USD 0,0000
EUR 0,0000
USD/EUR 0,00
ALTIN 000,00
BİST 0.000

Zaman hırsızları altın çağını yaşıyor

06-09-2021

Ünlü Rus yazar Anton Çehov’un 1889 yılında yazdığı çok etkileyici bir kurguya sahip “Bahis” adlı bir hikayesi var.

Özetle şöyle: 

Üst düzey insanların olduğu bir partide bir banker ile bir avukat çok ilginç bir bahse girer. 

Orta yaşlardaki bir banker, ölüm cezasının daha adil, müebbet hapsin ise daha ağır bir ceza olduğunu, 25 yaşındaki bir avukat ise yaşama hakkını ve müebbet hapsi savunur. 

Tartışmanın hararetinin çok yükseldiği bir anda banker, “5 yıl hapis yatın size 2 milyon ruble vereceğim” dediğinde avukat, gençliğine ve hırsına biraz fazla kapılıp, değil 5 yıl 15 yıl hapis yatmayı kabul ettiğini ve 2 milyon rubleyi ondan alacağını ilan eder. 

Bankerin malikanesinin bahçesinde, içinde bir piyano da olan bir kulübede, istediği kadar kitap yiyecek ve içeceğin pencereden kendisine verilmesi, mektuplarının ulaştırılması, kapının hiç açılmaması ve bir bekçi görevlendirilmesi kararlaştırılır. 

Avukat ilk yıl ağırlıklı olarak müzik, içki ve eğlence ile vakit geçirir. Sonraki yıllarda başta dünya klasikleri olmak üzere yüzlerce kitap okur, hatta bir yıl tamamen İncil’i ve onunla ilgili kitapları, ardından diğer dinlerin ve düşünürlerin kitaplarını okuyarak adeta “hayatın anlamını okuma” dönemi yaşar. 

15 yılın bitimine saatler kala bahsi kaybedeceğini anlayan banker, zaten çoğu lüzumsuz meşguliyetlerle heba ettiği ve onun için çok çabuk geçen bu 15 yılda, maddi manevi bir ilerleme kaydedemediği gibi, hem yaşlanmış hem de iflasın eşiğine gelmiştir. 

Bu 2 milyon rubleyi avukata vermektense onu öldürmeyi ve suçu da bekçinin üzerine yıkmayı planlar ve gece yarısı gizlice odaya girer. 

Avukatın masanın üzerinde uyuya kalmış olduğunu ve çok zayıflamış olduğunu görür. Bir yastıkla onu rahatlıkla boğabileceğini düşünürken masanın üstünde avukatın ona yazdığı mektubu fark eder. 

Mektupta burada geçirdiği 15 yılda normal hayatta asla öğrenemeyeceği şeyleri öğrendiğini ve hayatın anlamının maddede değil, manada olduğunu, 2 milyon rublenin de onun için bir öneminin kalmadığını, bu yüzden sürenin bitimine bir saat kala pencereden çıkıp gideceğini yazmıştır.

Bankerin nasıl boş bir hayat yaşamakta olduğuna dair çok etkileyici ifadelerin de yer aldığı ve oldukça uzun olan mektubu okuyan banker, hiç bu kadar alçalmadığını düşünerek büyük bir pişmanlıkla ve gözyaşları içinde odayı terk eder. 

Ertesi gün avukatın, kulübeyi süre dolmadan terk ettiği ve bahsi kaybettiği şahitlerle tespit edilir.

Hikayenin tamamını okumanızı tavsiye ediyorum.

Avukatın yazdığı mektubun her cümlesinin altı çizilmeli diye düşünüyorum.

Günümüzdeki teknolojik gelişmelerin de etkisi ile zamanımız çok hızlı akmakta. “Bir yılın bir ay, bir ayın bir hafta, bir haftanın bir gün gibi geçtiği” konusunda hepimiz hemfikiriz.

Bunun tamamen hayat tarzı ile ilgisi olduğu ve bu yaşama tarzının bilim ve teknolojideki baş döndürücü hızdaki gelişmelerle oluştuğu hepimizin malumu.

Zamanımızın bu kadar hızlı geçmesini sağlayan faktörleri  zaman hırsızları olarak tanımlamak yerinde olacaktır. 

Yazılarımızda birçok kez değindiğimiz gibi; uzun özet ve reklamlar ile birlikte sadece bir bölümü 4 saat süren televizyon dizilerine ve programlara zaman hırsızı demek bile hafif kalıyor.

Üstelik geç yatmaya, verimsiz uykuya ve geç kalkmaya neden oluyorlar. Oysa geç yatmak ve geç kalkmak bir zaman hırsızıdır.

İzlemesem de bildiğim, akıllara ziyan senaryosu olan bir dizinin bu yıl 4. sezonu ve 110. bölümü yayınlanmış. 

Aile kurumunu hiçe sayan sahneleri yüzünden yayınlandığı kanala idari para cezası verilmiş. Buna rağmen entrikaları çok beğenildiği için yakında 5. sezonun başlayacağı belirtiliyor.

Gündüz kuşağında bir çok kanal, birbirlerinin ahlaksızlıklarını hiç utanmadan anlatan marjinal insanları saatlerce ekrana çıkartarak toplumumuzun ruh sağlığını olumsuz etkilemektedir. 

Örneklerine çok rastlayabileceğimiz bu tür dizi ve programlara değil “Zaman Hırsızı”, “Zaman Katili” desek yeridir. Çünkü lüzumsuz bir dizi ya da program için 400 saat çok uzun bir süre.

Bir yakınım, uygulamanın yeni başladığı zamanlarda 52 saat süren bir eğitim ile “İşçi sağlığı ve güvenliği uzmanı” olmuş ve çalışmaya başlamıştı. 

Zamanın yetmediğini ve çok hızlı aktığını düşünüyorsak, büyük bir ihtimalle zamanı planlamadığımız ve yönetemediğimiz gibi bir durum söz konusudur.

Çünkü;

Zamanı en lüzumsuz işler için kullananlar zamanın azlığından ilk şikayet edenlerdir.diyor Fransız şair Jean de La Bruyère bir sözünde.

Bu yıl yapılan bir araştırma, ülkemizde günlük internet kullanımının 7 saat 57 dakika olduğunu ortaya çıkarmış. Dolayısı ile televizyon, internet, sosyal medya ve akıllı telefon bağımlılığı bir numaralı hırsızımız.

Kanaatimizce diğer önemli zaman hırsızları şunlar: 

-plan yapmamak

-ertelemek

-zamanı yönetememek

-öncelikli önemli işleri belirlememek,

-zamanlama hataları yapmak

-o vakit için yapılacak en iyi şeyi bilmemek

-verimsiz saatlerde verimsiz çalışmalar yapmak

-1 saatlik işi 3 saatte yapmak

-gece ile gündüzün bir birine karışması

-geç yatmak geç kalkmak. 

-lüzumsuz telefon görüşmeleri, lüzumsuz toplantılar

-hayır diyemediğimiz insanlar, arkadaşlar.

Vakit nakittir” diye bir atasözümüz var. 

Zamanın en az para kadar değerli olduğunu ve boşa harcanmaması gerektiğini çok güzel ifade ediyor.

Fakat biz paramız çalındığında gösterdiğimiz tepkinin çok azını bile zamanımızı çalanlara yöneltmiyoruz.

Bu hırsızlığa göz yumduğumuz için suçlu biziz aslında.

Şeytan için söylenen bir söz hatırlıyorum: O sizi uçurumdan atmaz, sadece sizi tahrik ederek atlamanızı telkin eder.

Zaman hırsızlarından, “Bahis” hikayesindeki tutuklu Avukat kadar uzak kalmamız mümkün değil elbette. Fakat Banker gibi hırs ve haz peşinde hayatımızı heba etmemizin de doğru olmayacağı aşikar. 

Başlangıcı olan her şeyin bir sonu var malumunuz

Yaşımız kaç olursa olsun, her an, bize verilen sürenin sonuna gelme ihtimali hepimiz için eşit.

Her günümüz, hatta her anımız çok kıymetli.

Hangi konumda olursak olalım, günümüzde altın çağını yaşayan zaman hırsızlarına karşı bilinçli olmak zorundayız. Çünkü onlar, en güzel zamanlarımızı çalmakla kalmıyor, dünyada misafir olduğumuzu unutturup, hayatımızın anlamını da çalıyorlar.

.

Hüseyin Burak Uçar, dikGAZETE.com

SİZİN DÜŞÜNCELERİNİZ?
Özlem KALAY
Özlem KALAY 11 ay önce
Günümüzün en büyük ihtiyacı zaman hem çok var hem yetmiyor çok güzel anlatmışsınız emeğinize sağlık
Feridun
Feridun 11 ay önce
Hüseyin Bey çok değerli bir konuyu yazınızda değerlendirmişsiniz. Gerçekten vakit çok değerli ve geri dönüşü, ikamesi olmayan bir değer. Vaktimizi çok verimli ve faydalı bir şekilde yönetmemiz çok önemli. Zamanımızı iyi yönetebilmek dileğiyle, tekrar değerli katkılarınız için teşekkür eder, bir sonraki yazınızı sabırsızlıkla beklediğimizi iletirim...
Feridun
Feridun 11 ay önce
Hüseyin Bey çok değerli bir konuyu yazınızda değerlendirmişsiniz. Gerçekten vakit çok değerli ve geri dönüşü, ikamesi olmayan bir değer. Vaktimizi çok verimli ve faydalı bir şekilde yönetm
Selma Köroğlu
Selma Köroğlu 11 ay önce
Hüseyin bey her haftada olduğu gibi bu haftada harika bir yazı hazırlamışsınız yine derin düşüncelere daldırdınız bizi ve yaptığımız hataları düşünmemizi sağladınız çok teşekkürler elinize emeğinize sağlık ????????????????????????
Nurullah
Nurullah 11 ay önce
Yazılarınızı severek takip ediyorum. Bu yazınızda da önemini bilmeden harcadığımız zaman çok güzel biçimde anlatılmış. Bahis isimli hikayeyi kesinlikle okumaya karar verdim. Zamanı harcarken bu yazınız herzaman aklımın bir köşesinde olacaktır. Slmlar
Nazan
Nazan 11 ay önce
Ben yaş aldıkça zamanın daha çabuk geçtiğini düşünüyorum.Bunun için kısıtlı olan zamanınmızı en iyi bir şekilde değerlendirmemiz gerekir.Fakat yeni yetişen gençlik henüz bunun farkında değil..
Mümin
Mümin 11 ay önce
Gerçekten önemli konulara temas ediyor ve derinlikli düşünmemize vesile oluyorsunuz. Teşekkürler.
Selim Öztürk
Selim Öztürk 11 ay önce
Harika bir yazı daha …Kafamızı şöyle bir kaldırıp derin bir nefes alıp,zaman hırsızlarını yok etme zamanı değil mi? Kaleminize sağlık…
Gamze Topçu
Gamze Topçu 11 ay önce
Yazı harika ????????Anda kalamadan hayatı geçirirsek anı kaçırıyoruz Yavaş yemek gibi keyif almak tat almak varken, sindire sindire yaşamak varken …
Abdullah Pektaş
Abdullah Pektaş 11 ay önce
Dünyanın mesgaleleri zamanımızın en büyük hırsızı her ne kadar ugrassakta bunu engelliyemiyoruz. Yetmezmiş gibi birde ahiret için yapmamız gerekenleri de çalıyor,oysa mahşerde günahlarımızın telafisi için keşke bir şans biraz zaman verilse dememek için şimdiden zamanımızı çok iyidegerlendirmeliyiz. Evet gerçekten vakit nakittir iyi haftalar Hüseyin bey
Fatih TUNCA
Fatih TUNCA 11 ay önce
Yine Hüseyin bey, yine çok güzel bir konu. Elinize emeğinize sağlık
Ahmet Reşat SAKARYA
Ahmet Reşat SAKARYA 11 ay önce
Geç te olsa okuma fırsatını bularak kendimi şanslı hissettim. Apayrı bir yazı olmuş, çok şeyler katacak şahsıma inşAllah, teşekkür ederim, kaleminize sağlık.
Nuh
Nuh 11 ay önce
Vakit nakittir sözünden yola çıkarak vaktimizi daha verimli kullanarak planlı hareket etmemiz gerekiyor. Aksi takdirde bahsettiğiniz gibi bir dizi bir akşamı bitirebiliyor.
Arif Kılıç
Arif Kılıç 11 ay önce
Hüseyin Bey galiba çok defa zaman hırsızlığı noktasında birbirimize yardım ve yataklık yapıyoruz.Harika bir yazı oldu.Teşekkürler
Furkan
Furkan 11 ay önce
Yazılarınızı çok takdir ediyor ve kaleme alacağınız diğer konuları da heyecanla bekliyorum, kaleminiz çok kuvvetli ellerinize sağlık.
Ece
Ece 11 ay önce
Malesef ki yaşadığımız bu dönemde sizin de dediğiniz gibi Avukat kadar uzak kalmamız mümkün değil fakat aynen şuan internet sayesinde bu yazıyı okuyabiliyorsam en azından interneti günde 7 saat kullanacaksak kendimize en faydalı şekilde kullanabilmeye özen göstermeliyiz. Fikirleriniz ve yazılarınız benim için çok değerli bir hafta sonraki yazınızı merakla bekliyorum.
Nigar Özel
Nigar Özel 11 ay önce
Günümüzün en önemli sorunu zamanı yônetememek ve doğru kullanmamak yine çok önemli bir noktaya parmak basmışsınız
Muammer
Muammer 11 ay önce
Çok etkileyici aynı zamanda eğitici bir yazı eline sağlik
FİKRET GÜNEŞ
FİKRET GÜNEŞ 11 ay önce
Elinize sağlık zaman konusunda daha dikkatli olucaz
Haleti Ruhiye
Haleti Ruhiye 11 ay önce
Kaleminize sağlık, yine çok güzel bir yazı olmuş.
Yıldıray Yıldız
Yıldıray Yıldız 11 ay önce
Hüseyin bey yine farklı bir konuyla gönüllerimize taht kurdunuz doğru söze söylenecek bir şey yok ama ders çıkaracağımız çok şeyler var.Kaleminize sağlık
İsmail Yerlitürk
İsmail Yerlitürk 11 ay önce
Çok güzel bir konuya değinmişsiniz.Kaleminize sağlık ????????
Aysel Çiloğlu
Aysel Çiloğlu 11 ay önce
Güzel bir yazı olmuş.Kaleminize sağlık.
Abdurrahman Keskin
Abdurrahman Keskin 11 ay önce
Kaleminize ve yüreğinize sağlık
Mesut isen
Mesut isen 11 ay önce
İnsanlik olarak televizyon ve telefon gibi alışkanlıklardan vazgecebilsek değerlendirebilecek okadar vakit varki.Uyusturulmus şekilde bunlar olmadan hayatın bir anlamı olmadigi duygusu oluşuyor.en ufak boşlukta elimiz telefona televizyona gidiyor
Mehmet Zeki Aktaş
Mehmet Zeki Aktaş 11 ay önce
Azalan ömür,sevgi ve muhabbet
Yasemin Şimşek
Yasemin Şimşek 11 ay önce
Hüseyin bey zamanımızn en önemli sorununu yazınıza taşımışsınız. Elinize sağlık
Cumhur Karasu
Cumhur Karasu 11 ay önce
Zevkle okudum yazınızı Hüseyin Bey. Umarım mesajınızı da alabilmişimdir, alabilmişizdir.
Süleyman kocapınar
Süleyman kocapınar 11 ay önce
Harika bir yazı...Emeğinize sağlık
Aydın ORHAN
Aydın ORHAN 11 ay önce
Tebrikler,yediden yetmişe herkesin okuması gereken güzel bir yazı
Selda erkan
Selda erkan 11 ay önce
Bugünkü yazı gerçekten çok etkiledi beni. Belkide yaşımdan dolayı. Zaman çok kıymetli. Elinize emeğinize sağlık