USD 0,0000
EUR 0,0000
USD/EUR 0,00
ALTIN 000,00
BİST 0.000

Yüzyılın keşfi: Sağlıklı insanlardan 'Hasta' üretmek!

Yüzyılın keşfi: Sağlıklı insanlardan 'Hasta' üretmek!

20. yüzyılın başlarında Fransa’nın küçük bir yerleşim yerine genç bir doktor atanır. Knock ismindeki bu doktor, bu yöredeki insanların çok sağlıklı olması nedeni ile önceleri ne yapacağını bilemez.

Kendisine kimse ihtiyaç duymamakta, dolayısı ile o da mesleğini icra edememektedir.

Bu durumda mesleğini nasıl yürüteceğini düşünmeye başlar.

Sağlıklı insanları muayenehanesine çekecek bir yol bulmalıdır.

Uyanık doktor, öğretmen ile anlaşarak kasabadakileri bir toplantıya davet ettirir. Amacı onları yıllardan beri o yörede sinsice yayılan hastalıklar konusunda uyarmaktır.

Bir müddet sonra doktorun bekleme odası dolup taşar.

Dr. Knock, yeni hastalarının hepsini devamlı gözetim altında bulunmaları konusunda ikna eder. Sonunda kasaba, bir hastaneye dönüşür. Geriye sadece hasta insanlarla ilgilenecek sayıda sağlıklı insan kalır. Doktorla birlikte eczacı da köşeyi döner, acil durumda revir görevini gören pansiyonun sahibi de.

Bu olay, aklıma 7. yüzyılın başlarında Medine’de yaşanan başka bir olayı getiriyor:

Rum İmparatoru Heraklius ile Peygamber Efendimiz (sav) birbirlerine mektuplar ve hediyeler gönderirler. Heraklius bir seferinde “hediye tabip” gönderir. Bu doktora bir ev tahsis edilir ve rahat etmesi için her türlü destek sağlanır.

Fakat bir süre sonra bu doktor da hiç hasta gelmemesinden şikayet etmeye başlar.

Kendisi dürüst bir tabip olduğu için Dr. Knock gibi bir kurnazlık yapmaz ve bu durum, uzun süre daha devam edince huzura varır:

-“Efendim! Buraya, size hizmet etmeye geldim. Fakat, bugüne kadar, bir hasta bile gelmedi. Boş oturdum, yiyip içtim, rahat ettim. Fakat mesleğimi icra etmek istiyor ve sizden geri dönmek için izin istiyorum.” der.

Aldığı cevap doktora da çok şey öğretir:

-Kalırsan, misafire hizmet ve ikram etmek, Müslümanların vazifesidir. Gidersen de yolun açık olsun. Yalnız şunu bil ki, Ashabım kolay kolay hasta olmaz! Onlar temizliğe çok dikkat ederler. Acıkmadıkça bir şey yemez ve sofradan, doymadan önce kalkarlar.

Oysa Dr. Knock’ın bu korkunç fikri, büyük bir fitnenin ateşini yakar. Çünkü o kasabadaki bu olay, zamanla küresel bir hal alır.

Sağlıklı insanlardan hasta meydana getirme fikri, insanların sağlıklarını çalan dev bir pazar oluşmasına sebep olmuştur. Aslında “Dr. KNOCK”, Fransız yazar Jules Romains tarafından 1923'te yazılmış bir tiyatro oyunudur.

Bu fikre dört elle sarılan Modern Tıp ve İlaç Firmaları, sağlıklı insan tanımayan bir yüzyılın yaşanmasına neden oldular.

Hayattaki doğal değişimler, normalden çok az farklılık gösteren özellikler ve davranışlar hastalık olarak tanımlandı. Böylece yüzlerce yeni hastalık keşfedildi.

Bu keşiflere yenilerinin eklenmesi için çok büyük paralar harcandı.

Araştırma enstitüleri, basın kuruluşları, tıp profesörleri ve gazetecilerle iş birliği yapılarak bu hastalıklar toplumlara kabul ettirildi. 

Hastalık kaşifleri, harcadıkları paraların yüzlerce katını sağlıklı insanların sırtından kazanmaya devam ettiler ve ediyorlar.

Depresyonun bin bir çeşidi, kronik yorgunluk, vitamin eksikliği, kafes kaplanı sendromu gibi komik isimleri bile olan onlarca sendrom var. Terlemeyle ilgili onlarca farklı isimde hastalık tanımlanmış.

Bazen insana, “bu kadar da olmaz, sanki dalga geçiyorlar” dedirten hastalıklar keşfediyorlar.

Bunlardan biri de Cennet Depresyonu.

İnsanlar bu depresyona çok dinlendirici ortamlarda giriyorlarmış.

Leisure Sickness olarak adlandırılan boş zaman hastalığı da çok yaygın bir hastalık olarak tanıtılıyor.

Boş zamanda oluşan semptomlar say say bitmiyor. Bunların başında yorgunluk, baş ve eklem ağrısı, kusma ve depresyon geliyor.

Günümüzde sadece kadın olmak bile hasta ilan edilmek için yeterli. Bazı dönemlerinde yaşadıkları doğal süreçler, uzun süredir hastalık olarak görülüyor.

Örneğin hamileliklerin çoğu riskli kabul ediliyor. Sezaryenle doğumların ve alınan rahimlerin sayısı her geçen gün artıyor.

Milyonlarca çocuk, sırf hareketli diye dikkat eksikliği ve hiper aktivite olarak tanımlanıyor. İnatçı çocuklara ise aynı sebeplerle Oppositional Defant Desorder bozukluğu yakıştırılmakta.

Bedenimizin en doğal tepkileri bile hastalık olarak tanımlanıp ilaç kullanma zorunluluğu oluşturuluyor.

Bilimin acizliği, doktorların ilaç firmalarına hizmet için uzmanlıklarını satmaya hazır olmalarına dayanıyor.

Yeni hastalıkların keşfinde en önemli rolü ise psikiyatristler üstleniyorlar.

İngiliz psikiyatr David Healy’ye göre yeni ruh hastalıkları olarak tanımlananların çoğu hayatın fıtri değişimlerinden başka bir şey değil.

Çekingenlik “asosyal kişilik” kabul edilirken, üzüntü, “uyum bozukluğu” olarak tanımlanıyor. Korku bozukluğu, panik bozukluğu, akut stress bozukluğu, ruhi çöküntü gibi kavramlar yaygınlaştırıldı.

Depresyona birçok yeni tür eklediler.

Bunların hepsi yeni ilaçlar demekti.

"Kolesterolün düşürülmesi gerekiyor" gibi tuzak bir cümle ile başlayan süreçte ilaç firmaları inanılmaz kazançlar elde ediyorlar.

Beyne çok gerekli olan gıdaları "kalbe zararlı" dedikleri için bize yasaklıyorlar. Yıllarca tereyağına ve zeytinyağına bizi düşman edip margarin yedirmeyi başardılar.

Sonuç olarak “Dünyamız Büyük Bir Hastane”ye dönüştü.

Bu bilgilerin çok daha fazlasına ayrıntıları ile yer veren uzun bir makale, 2003 yılında Almanya’da Der Spiegel dergisinde yayınlandı.  

Aradan geçen 20 yılda bu konu, dünyanın en zengin adamlarının sahibi olduğu ilaç firmalarının lehine daha da gelişti.

Dünya Sağlık Örgütü bile aldığı son kararlar ve yaptığı yönlendirmelerle, onları desteklediğini düşündüren uygulamalara imza attı. Pandemi sürecinin de “sağlıklı insanlardan hasta meydana getirme” fikrinin tavan yaptığı bir süreç olduğu kanaatindeyim.

“Birkaç hastalık dışında erken teşhis hayat karartır. Günümüzün imkanlarıyla küçük, önemsiz, geçici rahatsızlıklar tespit ediliyor ve gereksiz, maliyetli bir tedavi süreci başlatılıyor” dediği için tepki çeken Prof. Dr Ahmet Rasim Küçükusta, yayınladığı kısa videosunda kendine has üslubu ile şöyle diyordu:

- Hasta olduğunuz zaman mutlaka, hemen hiç gecikmeden doktora gidin.

- Muayene paranızı ödeyin çünkü doktorunuzun yaşaması lazım. 

- Reçetenizi alın, eczaneye gidin, ilaçlarınızı alın, parasını ödeyin, eczacının da yaşaması lazım.

- Eve gelin ilaçların hepsini çöpe atın. Çünkü sizin de yaşamanız lazım.

.

Hüseyin Burak Uçar, dikGAZETE.com

SİZİN DÜŞÜNCELERİNİZ?
Ahmet Reşat SAKARYA
Ahmet Reşat SAKARYA 2 ay önce
Yine çok önemli bir konuya parmak bastınız Hüseyin bey. Dinlediğim bir uzmanın dediği gibi, şimdiki tıp ilaçları hastalığınızı iyileştirmez, bloke eder ve tekrar nükseder ve başka yerlerinizde arazlar meydana getirir diyordu. Teşekkürler, kaleminize sağlık.
Suleyman kocapinar
Suleyman kocapinar 2 ay önce
Harika bir yazı tebrik ederim. İlaçların kullanılması zinhar uygun değildir ya da geleneksel anlamda tedavi kesinlikle daha doğrudur gibi bir ikilemden ziyade en uygun çözüm yaşam şeklimizi değiştirmek yani efendimizin bahsettiği yaşam modelini amaçlamak ancak bundaki gaye sağlıklı olmak değil iyi bir müslüman olmak için.haddi zatında maddi hastalıkların birçoğu istisnalar dışında manevi hastalıkların tezahürü.tekrar çok güzel bir yazı olduğunu belirtmek istiyorum
Nurullah şahin
Nurullah şahin 2 ay önce
Selamlar elinize sağlık, Malesef yazınız malumun ilanı olmuş. Beslenme,cep telefonu , tablet, televizyon bu ortam için biçilmiş kaftan bu zamanda. İnsanlarimiz sadece akşamları ana haber izlemek için televizyona baksa bu bile insanı huzursuz edecek boyutta. Hep cinayet hırsızlık şiddet haberleri sanki bilinçli olarak verilmektedir.bunun sonucunda hayat kalitemiz ne kadar da artsa mutsuz ve gelecekten beklentisi olmayan milyonlarca insan. Kolaylıkla müşterilerine ulaşmış oluyorlar. Eskiden TV yerine radyo vardı insana hayal kurdurdu. Aileler bir arada birikimlerini paylasirdi bu da inanılmaz bir öğreti olurdu. Şimdi bir çatı altında birbirini bazen bir gün içinde hiç görmeyen ailelere dönüştük. Bu acilen sorgulanmalı ve önlem alınması gereken önlemli bir süreç oluyor. Bende bundan sonra çocuklarim hayal kurmasına yardımcı olur düşüncesiyle yatmadan önce onlara radyo tiyatrosu dinletmeye karar verdim. Selamlar
Nazan
Nazan 2 ay önce
Bugün içinde bulunduğumuz durum..Çok güzel anlatmışsınız.İlk önce bizleri hasta yapıyorlar sonra biz de iyileşmek için yılana sarılıyoruz...
Burhan doğruyl
Burhan doğruyl 2 ay önce
Peygamberimiz (SAV)’in açıklamaları bile şifa, batının doktoru bile hastalık. Güzel yazı, teşekkürler
Yasemin Şimşek
Yasemin Şimşek 2 ay önce
Hüseyin Bey yine harika ve günümüzün en önemli konularından birine vurgu yapmışsınız.
Hüseyin Paslı
Hüseyin Paslı 2 ay önce
Yine çok güzel bir yazı olmuş. Elinize ve emeğinize sağlık.
Fatih Uymur
Fatih Uymur 2 ay önce
Hüseyin Bey,
Yazılarınızda bizlere bir çok konuda farkındalık oluşturuyorsunuz,
Bu hafta da çok önemli bir konuya değindiniz soluksuz okudum. Teşekkürler.
Rahmi
Rahmi 2 ay önce
"Birkaç hastalık dışında erken teşhis hayat karartır." cümlesi bu yazının ana fikri olsa gerek. Yine düşündürücü ve güzel bir yazı. Daha fazla yorum yapmayacağım, biraz düşünmem lazım.
Feridun
Feridun 2 ay önce
Hüseyin bey, değerli katkılarınız için sağolun. Maalesef sağlık sektörü ticarethane insanlarda yolunacak müşteri olarak görüldüğü sürece bu durum kesinlikle değişmez. Rabbim hayırlı insanlarla karşılaştırsın İnşAllah...
Süleyman
Süleyman 2 ay önce
Yediğin zaman az ye yemek yemek üstüne yeme 4-5 saat fasilali ye ibn-i sina tıbbı özetlemiş
Kadir yüksel
Kadir yüksel 2 ay önce
Vicdanını yitirmiş bir endüstrinin zihnimizi de ele geçirmesine daha fazla müsade etmemek adına farkındalık oluşturacak kıymetli bir eser olmuş. Elinize sağlık
Cihan ATILKAN
Cihan ATILKAN 2 ay önce
Kaleminize sağlık Hüseyin bey. Çağımızın bu çok önemli meselesine farklı bir şekilde bakmamızı sağladınız. Keyifle okudum . Lakin insanlığın bu doymak bilmez ve insafsız zihniyeti karşısında da derin bir üzüntü duydum.
Sağlıcakla kalınız.
İsmail Yerlitürk
İsmail Yerlitürk 2 ay önce
Kaleminize sağlık,gerçekten doğru bir konuya temas etmişsiniz yine ????????????
recephan
recephan 2 ay önce
Nokta atışı tespit olmuş. Okurken " hiç bu açıdan bakmamıştım " dedim. Değindiğiniz noktalar çok ama çok değerli noktalar. Kaleminize ve yüreğinize sağlık Hüseyin Abi
İbrahim sancar
İbrahim sancar 2 ay önce
Herkesin bilip uygulayamadığı bir konuya değinmişsiniz Hüseyin Bey. Elinize, emeğinize sağlık.
Hakan Fındık
Hakan Fındık 2 ay önce
Mükemmel bir yazı daha, her cümlesine bu ne kadar doğru demekle bitti yazınız. Hastalıklara sendromları da ekleyebiliriz sanırım, iki yaş sendromu, dört yaş, kırk yaş vs. Yıllar önce duymuştum hastalık hastası tabirini ama topyekün hepimizin olacağını da tahmin etmemiştim, Kaleminize sağlık müdürüm.
Mehmet Şakir
Mehmet Şakir 2 ay önce
Çok güzel noktalara değinmişsiniz,
Mesut İsen
Mesut İsen 2 ay önce
Kovit geliyor aklıma hemen müdürüm
Selda
Selda 2 ay önce
Hiç bu açıdan düşünmemiştim ama gerçekten çok doğru sadece eser tedavisini bulduklarini ama ilaç sektörü için bunu çıkarmadıklarını düşünüyordum. Şimdi ise gerçekten herkezi hasta ettiklerini düşünüyorum teşekkürler bu güzel yazınız için
Yıldıray Yıldız
Yıldıray Yıldız 2 ay önce
Eskiden belli başlı hastalıklar varken günümüz dünyasında çok çeşitli hastalıklar türedi ve türemeyede devam edecek gibi görünüyor.
Allah bizleri her türlü hastalıklardan korusun inşAllah.
Cumhur Karasu
Cumhur Karasu 2 ay önce
Hüseyin Bey mükemmel bir yazı olmuş, tebrik ve teşekkür ederim. Kaleminize sağlık.
Lütfü Layık
Lütfü Layık 2 ay önce
Gerçekten de doymadan sofradan kalkabilsek, acıkmadan yemesek ne kadar da sağlıklı bedenlerimiz olurdu. Doktorlar ne kadar da rahat ederdi. Eski bir Milli eğitim Bakanının “Şu mektepler olmasaydı, ben bu maarifi ne güzel idare ederdim” dediği gibi :)
Volkan Bayri
Volkan Bayri 2 ay önce
Hastanelerin, hapishanelerin, adalet saraylarının büyüklüğü ile övünen, hastalık hastası bir topluma dönüştük.
Nigar Özel
Nigar Özel 2 ay önce
Ne yazikki kapitalizmin en iyi yaptığı şey algı yaratıp insanları bagımlı haline getirip bundan para.kazanmak müslüman uyanık olmalı tek gerçek olan özüne ve duaya sarılmalı bence yine çok çarpıcı bir yazı
Abdurrahman Keskin
Abdurrahman Keskin 2 ay önce
Gerçekten zevkle okudum. Hüseyin bey kaleminize ve yüreğinize sağlık. Teşekkürler…
Haleti Ruhiye
Haleti Ruhiye 2 ay önce
Üstadım kaleminize sağlık. Malum zaman en büyük sıkıntımız. Yazınızın son kısmındaki Sn. Küçükusta'nın çarpıcı çıkarımdan hareketle, hastane ve eczanelere belirli bir aidat ödesek, en azından muayene tahlil, tetkik, ilaç arama vs... işlerlede zamanımızı çalmasalar???
Mehmet Zeki AKTAŞ
Mehmet Zeki AKTAŞ 2 ay önce
Tam isabetle Süper
Ali kayın
Ali kayın 2 ay önce
Gerçekten toplumun bilinçlenmesi gereken en önemli konulardan birisi Hüseyin bey çok teşekkürler insaallah fazlaca insana ulaştırıp biraz olsun gözlerinin açılmasına sebep olur bu hafta ki yazınız
Kendi cebimizdeki para ile kendimizi zehirliyoruz diyor hayırlı haftalar diliyorum