<div><span><span><strong>Yolsuzluğun tarihi</strong> insanlık tarihiyle başlar. Ama yakın tarihimizde hayli yolsuzluk vakıası mevcut.<strong> </strong></span></span></div> <div><span><span><strong>Cumhuriyet</strong> tarihinin ilk siyasal yolsuzluk olayı; <strong>1928</strong>’de ortaya çıkan “<strong>Yavuz-Havuz Davası</strong>”ydı.</span></span></div> <div><span><span>Dava, <strong>Bahriye Vekili İhsan Bey</strong> ve arkadaşlarının <strong>Yüce Divan</strong>’da yargılanıp hüküm giymesi ile sonuçlanmıştı.</span></span></div> <div><span><span><strong>Eylül 1927</strong>’de <strong>İsmet Paşa, Reis-i Cumhur Gazi Mustafa Kemal Paşa</strong> iletmiş, <strong>Yavuz</strong> <strong>zırhlısının</strong> onarım işinde bazı <strong>suiistimallerin</strong> olduğunu belirtmiş ve <strong>Bahriye Vekili İhsan Bey</strong>’in sorumlu olabileceğini ifade etmişti.</span></span></div> <div><span><span><strong>Bahriye Vekili</strong>’nin “<strong>Yavuz</strong>’un havuzlanması” sırasında ilgili firmadan rüşvet aldığı iddiası, <strong>TBMM’de</strong> tartışılmıştı.</span></span></div> <div><span><span><strong>Yüce Divan;</strong> Denizcilik Bakanı <strong>Topçu İhsan</strong>’ın iki sene ağır hapsine, rütbe ve memuriyetten mahrumiyetine ittifakla karar vermişti.</span></span></div> <div><span><span><strong>İsmet İnönü’nün kardeşi ve eniştesi de yolsuzluğa bulaşmıştı!</strong></span></span></div> <div><span><span><strong>Topçu İhsan’ı</strong> <strong>Yavuz-Havuz Davası</strong>’nda tasfiye eden<strong> İsmet İnönü</strong>, kardeşi <strong>Hasan Temelli</strong> ve eniştesi <strong>Abdürrezzak Okatan</strong>’ın yolsuzlukları yüzünden onları korumak adına <strong>Mustafa Kemal Atatürk</strong>'le tartışmıştı.</span></span></div> <div><span><span></span></span></div> <div><span><span><strong>Kardeşi Hasan Rıza</strong> (lakabı `Kambur) ile eniştesi <strong>Abdürrezzak</strong>, <strong>İsmet</strong> <strong>İnönü</strong>`nün başını bir hayli ağrıtmıştı. </span></span></div> <div><span><span><strong>İsmet İnönü</strong> ile <strong>Atatürk</strong> arasında yaşanan ve <strong>İnönü`nün başbakanlıktan ayrılmasıyla</strong> sonuçlanan olayda, <strong>enişte Abdürrezzak Okatan</strong>’ın <strong>Bomonti Bira Fabrikası’</strong>ndan rüşvet aldığı ortaya çıkmıştı. </span></span></div> <div></div> <div><span><span><strong>İnönü</strong> ailesini ilgilendiren diğer olay ise <strong>1949</strong>’da <strong>Türkiye</strong>’nin donanmanın ihtiyacı olan altı gemiyi <strong>ABD'den</strong> almasında yaşanmıştı. </span></span></div> <div><span><span>Alımlar yapıldıktan sonra o sırada <strong>Demokrat Parti</strong> milletvekili olan <strong>Ahmet</strong> <strong>Gürkan</strong>’a gelen ihbar mektubunda gemilerin alımı için yüklüce bir komisyon ödendiği bilgisi verilmişti.</span></span></div> <div></div> <div><span><span><strong>-Hasan Rıza Temelli'nin vefat ilanında, "İsmet İnönü" ismi de "kardeşleri" arasına sıkıştırılmış!..-</strong></span></span></div> <div><span><span>Ama asıl ilginç olan, komisyonun ödendiği şirketin ortağı olan ismin, <strong>Cumhurbaşkanı Milli Şef İsmet İnönü</strong>’nün kardeşi, “<strong>kambur</strong>” lakaplı <strong>Hasan Rıza Temelli</strong> olmasıydı. </span></span></div> <div><span><span><strong>Demokrat Parti döneminde de yolsuzluk vardı</strong>!</span></span></div> <div><span><span><strong>Demokrat Parti</strong>’nin <strong>Başbakanı Adnan Menderes</strong>'in, Başbakanlık Müsteşarı <strong>Ahmet Salih Korur</strong>'a karşı koz olarak sakladığı <strong>örtülü ödenek belgeleri</strong>, idama giden yargılama sürecinde önemli rol oynamıştı.</span></span></div> <div><span><span>Bu belgelerde <strong>Başbakan Menderes</strong>'in ailesine ve yakınlarına özel eşyaların alınması için örtülü ödenekten yapılan harcamalar vardı. Alınan eşyalar arasında <strong>cımbız</strong> ve <strong>pardesü</strong> bulunması dikkatlerden kaçmamıştı. </span></span></div> <div></div> <div><span><span><strong></strong></span></span></div> <div><span><span><strong>Demokrat Parti</strong> döneminde <strong>yolsuzluk iddiaları</strong>, <strong>piyasadaki vurgunculara</strong> yönelikti.</span></span></div> <div><span><span>Bazı ürünlerin ithali zordu ve <strong>döviz sıkıntısı</strong> olduğu için bunlar, yasal şekilde ithal edilemiyordu. </span></span></div> <div><span><span>Bu nedenle piyasada <strong>karaborsa</strong> hortladı. </span></span></div> <div><span><span>Yasadışı yollardan elde edilen ihtiyaç maddeleri kendi değerinin çok üstünde ve el altından satılıyor, böylece büyük kârlar sağlanıyordu.</span></span></div> <div><span><span>Tam bir vurgun yaşanmıştı. </span></span></div> <div><span><span><strong>12 Eylül 1980 sonrası yolsuzluklar...</strong></span></span></div> <div><span><span><strong>12 Eylül darbesi</strong> öncesinde <strong>Başbakan Süleyman Demirel</strong>’in yeğeni Y<strong>ahya Demirel</strong>’in <strong>‘Sunta Kaçakçılığı</strong>’ dillerden düşmemişti.</span></span></div> <div><span><span>Ancak merhum <strong>Demirel</strong> ve <strong>Ecevit’</strong>in yolsuzluklarına rastlanılmamıştı. </span></span></div> <div><span><span><strong>12 Eylül 1980</strong> askeri darbesinin komutanlarından Hava Kuvvetleri Komutanı <strong>Tahsin Şahinkaya</strong>, F-16 ihalesinde <strong>23 milyon dolar rüşvet</strong> aldığı iddiasıyla <strong>ABD</strong> <strong>tarafından</strong> rüşvetle suçlanmıştı.</span></span></div> <div></div> <div><span><span><strong>Lockheed General Dynamics Şirketi</strong>’nin <strong>Yunan</strong> asıllı eski Başkan Yardımcısı <strong>Takis Veliotis</strong>, <strong>1981</strong>’de sonuçlanan <strong>F-16 anlaşması</strong>nın yapılabilmesi için <strong>Türkiye'de 23 milyon dolar rüşvet verdiklerini</strong> itiraf etmişti.</span></span></div> <div><span><span><strong>Turgut Özal</strong>’ın başbakanlığı döneminde de en büyük yolsuzluk, “<strong>hayalî</strong> <strong>ihracat”</strong>ta yaşanmıştı. <strong>Naylon fatura</strong> <strong>gerçeği</strong> ile o dönemde tanışılmıştı.</span></span></div> <div><span><span><strong>Özal</strong>’ın ağzından çıkan “<strong>Benim memurum işini bilir</strong>” cümlesi ile de yapanların yanına kâr kalan rüşvet, yolsuzluk, <strong>suiistimal</strong> bir anlamda meşrulaştırılmıştı.<strong> </strong></span></span></div> <div><span><span>Uzun sözün kısası ‘’<strong>Çalıyor ama hizmet de ediyor</strong>’’ kokuşmuş anlayışının yerleşmesi, <strong>İnönü</strong>’nün, <strong>Atatürk</strong> tarafından Başbakanlıktan istifa ettirilmesinin sonrasında da devam ederek <strong>DP</strong> ve <strong>Menderes</strong> dönemiyle başladı da denilebilir.</span></span></div> <div><span><span><strong>Refah Partisi klasiği: “Rüşvet alan da veren de melundur”</strong></span></span></div> <div><span><span><strong></strong></span></span></div> <div><span><span><strong>Milli Görüş</strong> çizgisindeki <strong>Refah Partisi</strong>’ni, geniş halk kitlelerinin nezdinde saygın kılan, belediyecilikteki başarılı faaliyetleri olmuştu.</span></span></div> <div><span><span><strong>Refah Partili</strong> belediyeler <strong>Erbakan Hoca</strong>’nın talimatıyla giriş kapılarına <strong>Hz Peygamber’</strong>e nisbet edilen “<strong>Rüşvet alan da veren de mel’undur</strong>” hadisini asmıştı.</span></span></div> <div></div> <div><span><span><strong>“Rüşvet alan da veren de mel’undur”</strong> çizgisinden <strong>“Hizmet etsin, dinime imanıma saygılı olsun, çalmaya hakkı vardır.” </strong>çizgisine nasıl gelindi? inanın merak ediyorum.</span></span></div> <div><span><span><strong>Batı ve bizde kahramanlık algısı; Robin Hood’dan Köroğlu’na!</strong></span></span></div> <div><span><span><strong>İngiliz</strong> halk hikâyelerinde “<strong>kanun kaçağı bir halk kahramanı”</strong> olarak tanımlanan <strong>Robin Hood</strong>, fakirlere vermek için zenginlerden <strong>çalan</strong>, hürmetkâr, eli açık ve okçulukta oldukça yetenekli biri olarak anılıyordu.</span></span></div> <div><span><span><strong>Köroğlu</strong>; <strong>Bolu Beyi</strong>'nden babasının intikamını almak üzere dağlara çıkan, yiğitliği destanlaşan bir isyancıdır. </span></span></div> <div><span><span><strong>Robin Hood</strong>’un davası, fakir halkı sömüren zengin aristokrasiye başkaldırarak ekonomik temelli sınıfsal eşitliği sağlamaktı.</span></span></div> <div><span><span><strong>Köroğlu</strong> ise babasını öldürten <strong>Bolu Bey</strong>’ine meydan okuyor, yanına topladığı başıbozuklarla <strong>yağma</strong> <strong>ve talan</strong> gerçekleştiriyordu. </span></span></div> <div><span><span>Bu iki örnek, doğu toplumlarının yolsuzluğa bakış açısını ortaya koyabilir.</span></span></div> <div><span><span><strong>Günümüzün Robin Hood’u Peter Eigen ve yolsuzlukla mücadelesi...</strong></span></span></div> <div><span><span><strong>“Transparency</strong> <strong>International”</strong>ı hiç duydunuz mu?<strong> Uluslararası Şeffaflık Örgütü</strong>. <strong>1993</strong>’te <strong>Berlin</strong>'de kurulmuş uluslararası bir sivil toplum örgütü.</span></span></div> <div><span><span><strong>100</strong>’den fazla ülkede faaliyet gösteriyor. <strong>Berlin</strong>'deki küçük bir sekreterya uluslararası şeffaflık hareketini koordine etmekte ve desteklemekte. Ayrıca <strong>Londra</strong>'da bir araştırma bölümü var. </span></span></div> <div><span><span><strong>Uluslararası Şeffaflık Örgütü</strong> (Transparency International) yolsuzlukla mücadelede dünyanın önde gelen sivil toplum kuruluşlarından biri ve <strong>Yolsuzluk Algı Endeksi,</strong> <strong>1995</strong>'ten bu yana her yıl düzenli yayınlanıyor.</span></span></div> <div><span><span>Kurucusu küresel isyankar Avukat <strong>Peter Eigen</strong>.</span></span></div> <div><span><span></span></span></div> <div><span><span><strong>Peter Egen</strong>, <strong>1938</strong> yılında <strong>Augsbur</strong>'da doğumlu. <strong>Erlangen-Nürnberg</strong>, <strong>Frankfurt</strong> üniversiteleriyle <strong>Fullsrgt</strong> bursu kazanarak gittiği <strong>ABD</strong>'de <strong>Kansan</strong> <strong>üniversitesinde</strong> hukuk eğitimi gördü.</span></span></div> <div><span><span><strong>Bill Drayton</strong>, <strong>Harvard</strong>, <strong>Yale</strong> ve <strong>Oxford</strong>'da hukuk eğitimi aldığına göre sıkı hukukçu. “<strong>Boş teneke</strong>” değil yani.</span></span></div> <div><span><span>Öğrencilik döneminde <strong>1960</strong>'lı yıllarda <strong>ABD'de</strong> siyahların haklarını savunan "<strong>MAACP</strong>" üyesi ve <strong>Yurttaş Hakları Hareketi</strong>'nin aktivistlerinden. Uzun yıllar <strong>Mc Kinsey</strong>'de çalışmışlığı var. Ama asıl işi sosyal girişimcilik.</span></span></div> <div><span><span><strong>50 bin dolar</strong>a kurduğu <strong>Ashoka,</strong> bugün <strong>50 milyon dolar</strong>a ulaşmış, <strong>63</strong> ülkede <strong>2000</strong> <strong>sosyal girişimciyi</strong> destekliyor. </span></span></div> <div><span><span>Sözde değil özde yeşilci. <strong>New York'ta</strong> her boş alanı yeşil alana dönüştürüyor.</span></span></div> <div><span><span><strong>ABD'de işsizlikle mücadelede çözümler üretiyor. Anlayacağınız boş beleş bir adam. Köşeyi dönmek, birçok uluslararası projeden “indiragandi yapmak” varken bu tür faydasız işlerle uğraşıyor. Gâvur kafası işte!</strong></span></span></div> <div><span><span><strong>Uluslararası Şeffaflık Örgütü'nün 2018 Yolsuzluk Algı Endeksi'nde Türkiye!</strong></span></span></div> <div><span><span>Bazı durumlarda <strong>yolsuzluk</strong> iddialarını, <strong>hükümet krizine</strong> dönüştürmek için yabancı gizli servisler operasyon yapabiliyor. </span></span></div> <div><span><span><strong>Türkiye</strong>'yi sarsan <strong>17-25 Aralık</strong> soruşturma sürecinde, benzer bir durum yaşanmıştı. Bu bir, <strong>algı</strong> operasyonuydu.</span></span></div> <div><span><span>Yolsuzluk <strong>Türkiye</strong>’ye özgü değil. </span></span></div> <div><span><span><strong>Yolsuzluk</strong> sınır tanımıyor, din tanımıyor, ırk tanımıyor. </span></span></div> <div><span><span>Dünya genelinde <strong>rüşvet ve yolsuzluk</strong> ve buna paralel olarak ta <strong>yoksulluk</strong> artıyor. </span></span></div> <div><span><span><strong>Yolsuzluk</strong> her sektörde görülebiliyor ve <strong>denetimsizlik</strong> olarak karşımıza çıkabiliyor.</span></span></div> <div><span><span>Her türlü güvenlik önlemi ve denetimden yoksun olan fabrikanın, <strong>çalışanlara mezar</strong> olmasıyla ilgili yüzlerce örnek var. İşte bu nedenle <strong>“Yolsuzluk öldürücü olabilir”</strong> ilkesi en önemli düstur olmalı. </span></span></div> <div><span><span>Demokrasinin vazgeçilmez kurumlarının gitgide zayıflaması ile <strong>yolsuzluk arasında bağ</strong> olduğu düşünülürse hükümetlerin, yolsuzlukla mücadele <strong>laf değil, icraat</strong> üretmeleri ve daha kararlı olmaları gerekiyor.</span></span></div> <div><span><span><strong>Uluslararası Şeffaflık Örgütü</strong>'nün <strong>2018 Yolsuzluk Algı Endeksi</strong>'nde <strong>78</strong>. <strong>sırada</strong> yer alan <strong>Türkiye</strong> "<strong>demokrasi geleneği bulunmayan ülkelerle"</strong> aynı kategoride iyi mi? </span></span></div> <div><span><span></span></span></div> <div><span><span><strong>180</strong> ülkedeki durumla ilgili algı endeksinde, ülkelerin üçte ikisi, 100 puan üzerinde yapılan değerlendirmede <strong>50'nin altında </strong>puan alarak "<strong>yolsuz</strong> <strong>ülkeler</strong>" arasında yer aldı. </span></span></div> <div><span><span><strong>Yolsuzluk Algı Endeksi'</strong>nin üst sıralarında <strong>İskandinav ülkeleri</strong> yer aldı. <strong>100</strong> üzerinden <strong>88</strong> puanla <strong>Danimarka</strong> endeksin ilk sırasında yer alırken onu <strong>87</strong> puanla <strong>Yeni Zelanda</strong> izledi.</span></span></div> <div><span><span><strong>Üçüncü</strong> sırayı ise <strong>İsveç, İsviçre, Finlandiya</strong> ve <strong>Singapur</strong> paylaştı. Endeksin son sıralarında ise <strong>13 puanla Güney Sudan</strong> ve <strong>Suriye</strong>, 10 puanla <strong>Somali</strong> bulunuyor.</span></span></div> <div><span><span>Örgütün raporuna göre, hukuk devletinin ve demokratik kurumların zayıflaması, sivil toplum ve bağımsız medyanın toplumdaki alanlarının daralması durumunda bir ülkede yolsuzluk artış gösteriyor.</span></span></div> <div><span><span>Raporda, son yıllarda dokuz ve sekiz puan kaybeden <strong>Macaristan</strong> ve <strong>Türkiye</strong>'deki durum buna örnek gösterildi. Geçen yıla kıyasla bir puan artış gösteren <strong>Türkiye 41 puanla</strong> bu seneki <strong>Yolsuzluk Algı Endeksi</strong>'nin <strong>78. </strong>sırasında yer aldı. </span></span></div> <div><span><span></span></span></div> <div><span><span>Ancak <strong>Uluslararası Şeffaflık Derneği'</strong>nin verdiği bilgilere göre, <strong>Türkiye</strong> <strong>2012</strong> yılından bu yana endekste <strong>en çok gerileyen beş ülke </strong>arasında. </span></span></div> <div><span><span>Son 5 yılda en çok puan kaybeden beş ülke <strong>Santa Lucia</strong> (-16), <strong>Bahreyn</strong> (-15), <strong>Suriye</strong> (-13), <strong>Macaristan</strong> (-9) ve <strong>Türkiye</strong> (-8) oldu. </span></span></div> <div><span><span><strong>Eyyy muktedirler!</strong> <strong>Hani</strong> “<strong>Yolsuzlukla Mücadele Stratejisi”</strong> diye insan sormadan edemiyor? Siz, <strong>İslam ülkelerinde</strong> “<strong>yolsuzlukla mücadele amaçlı dernek</strong>” gördünüz duydunuz mu? </span></span></div> <div><span><span><strong>Yolsuzluk</strong> öldürür, tıpkı <strong>Şah Rıza Pehlevi’</strong>yi, <strong>Saddam Hüseyin</strong>’i ve <strong>Libya</strong> <strong>lideri Muammer Kaddafi’</strong>yi öldürdüğü gibi. Çünkü <strong>yolsuzluk,</strong> <strong>yoksulluğu</strong> büyütür. Yoksulluk kaosu getirir. </span></span></div> <div><span><span><strong>Hz. Peygamber ve Hz Ali’nin en büyük öğrencisi Ebuzer, boşuna dememiş; “Evin bir kapısından fakirlik girdi mi, diğer kapısından çıkan din olur!</strong></span></span></div> <div><span><span><strong>.</strong></span></span></div> <div><span><span><strong>Ömür Çelikdönmez, dikGAZETE.com</strong></span></span></div> <div><span><span></span></span></div> <div><strong><span><span>Twitter'da bizi takip edin: @oc32oc39 , @dikgazete</span></span></strong></div> <div></div> <div></div>