<h3><span><strong>Türkiye-İsrail Savaşı başlamadan biter mi?</strong></span></h3> <div><strong>Cumhurbaşkanı</strong> <strong>Erdoğan</strong>, savunma sanayi ile ilgili <strong>Türkiye'nin</strong> geldiği noktaya değinip, "<strong>Biz çok güçlü olmalıyız ki bu İsrail, Filistin'e bunları yapamasın. Biz nasıl Karabağ'a girdiysek, nasıl Libya'ya girdiysek bunun benzerini aynen onlara da yaparız</strong>." dediğinde yer yerinden oynadı.</div> <div><strong>Siyonist</strong> <strong>İsrail</strong> rejiminden önce <strong>içimizdeki</strong> <strong>Netanyahular</strong> neredeyse <strong>Türkün</strong> <strong>Cumhurbaşkanına</strong> had bildirmeye kalktılar. <strong>İsrail</strong> <strong>Dışişleri</strong> <strong>Bakanı</strong> <strong>Israel</strong> <strong>Katz</strong>, <strong>Erdoğan'ın</strong> sözlerine <strong>Irak'ın</strong> devrik lideri <strong>Saddam</strong> <strong>Hüseyin</strong> benzetmesiyle yanıt verdi.</div> <div>Daha da ilginç olanı; “<strong>iki millet bir devlet</strong>” dediğimiz <strong>Azerbaycan</strong> yönetimi, bırakın <strong>İsrail'e</strong> “<strong>höt</strong>” demeyi neredeyse <strong>Türkiye'yi</strong> hedef alan açıklama yaparak safını belli etti.</div> <div><strong>Ermenistan</strong> medyasına göre; <strong>Azerbaycan</strong> <strong>Savunma Bakanlığı, Azerbaycan</strong> "<strong>1news</strong>" haber ajansının konuyla ilgili sorusunu, herhangi bir ülkenin askerlerinin askeri operasyonlara katılımına ilişkin açıklamaların hiçbir temeli olmadığını ifade ederek cevaplamış. Anlaşılan <strong>Bakü’de</strong> birilerinin <strong>teneşir</strong> <strong>suyu</strong> kaynamaya başlamış.</div> <h3><strong>Türkiye'nin daha bir şey demesine gerek yok!.. Söz ağızdan bir kez çıkar!..</strong></h3> <div><strong>Türkiye</strong>, <strong>2020</strong> sonbaharında <strong>İkinci Karabağ Savaşı</strong> sırasında <strong>Azerbaycan'ı</strong> destekledi ve <strong>Türk</strong> insansız hava araçları, operasyonlara aktif olarak katıldı. O nedenle <strong>Türkiye'nin</strong> yaptıkları yapacaklarının teminatıdır.</div> <div></div> <div><strong>Batılılara</strong> göre <strong>Erdoğan'ın</strong> <strong>İsrail'e</strong> yönelik sert açıklamaları, genellikle kamuoyu önünde güçlü bir duruş sergilemek ve <strong>Türkiye'nin</strong> bölgedeki nüfuzunu artırmak amacı taşır.</div> <div>Gerçek bir askeri müdahalenin gerçekleşmesi ise birçok faktöre bağlıdır ve oldukça karmaşık bir süreçtir. <strong>Erdoğan'ın</strong> asker bürokrasisi o kaotik, karmakarışık süreci oldukça iyi yönetecektir.</div> <div></div> <div><strong>İsrail</strong> ve <strong>Gazze'de</strong> katliama göz yuman <strong>ABD</strong> ve <strong>AB</strong> kamuoyunun, <strong>Türkiye'nin</strong> <strong>İsrail'e</strong> askeri müdahalede bulunmasını, oldukça düşük bir ihtimal kapsamında değerlendirme eğiliminde olduğu anlaşılıyor.</div> <div>Onlar için siyasi aktör <strong>Cumhurbaşkanı</strong> <strong>Erdoğan'ın</strong> açıklamaları genellikle diplomatik ve siyasi baskı amacı taşıyan retorik ifadeler olabilir. <strong>Türkiye'nin</strong> <strong>İsrail'e</strong> karşı askeri müdahalesi, birçok uluslararası ve bölgesel dinamiği etkileyebilir ve geniş çaplı bir çatışmaya yol açabilir. Bu nedenle <strong>Türkiye</strong> böyle bir savaşı göze alamayabilir.</div> <div>Unuttukları bir şey var. <strong>Türkiye,</strong> bir gece ansızın gelebileceğini <strong>Kıbrıs</strong> <strong>Barış</strong> <strong>Harekatında</strong>, yakın tarihte ise <strong>Libya</strong> ve <strong>Karabağ</strong> savaşında açıkça ortaya koydu. <strong>Türkiye,</strong> aynı zamanda önemli bir askeri aktör ve <strong>NATO'nun</strong> ikinci büyük ordusuna sahip.</div> <h3><strong>İsrail’in kuyruk acısı enerji jeopolitiği ve Mavi Vatan…</strong></h3> <div>Öncelikle <strong>Cihat</strong> <strong>Yaycı</strong> Paşa ve silah arkadaşlarına teşekkür.</div> <div>Enerji jeopolitiği son dönemde <strong>Türkiye</strong>-<strong>İsrail</strong> ilişkilerinde kritik bir rol oynadı. Bazı uzmanlar, uzun süredir gergin olan <strong>Türk</strong>-<strong>İsrail</strong> ilişkilerini onarmayı umarak <strong>Türkiye'nin</strong> son cazibe atağı hakkında spekülasyonlar yapsa da enerjinin her şeyden önemli olduğu açık.</div> <div>En önemli sorun, <strong>İsrail</strong> yönetiminin <strong>Doğu</strong> <strong>Akdeniz'de</strong> <strong>Türkiye</strong> ile <strong>AB</strong> üyeleri <strong>Yunanistan</strong> ve <strong>Kıbrıs</strong> <strong>Cumhuriyeti</strong> arasında doğal gaz keşif ve sondaj faaliyetleri nedeniyle yaşanan gerginlikte, <strong>Yunanistan</strong> ve <strong>Kıbrıs</strong> <strong>Cumhuriyeti</strong> ile stratejik işbirliğini güçlendiren adımlar atması.</div> <div></div> <div><strong>Doğu</strong> <strong>Akdeniz’deki</strong> enerji rezervleri üzerine yaşanan çekişme ve <strong>Libya’daki</strong> kanlı savaş, bölge genelinde giderek artan istikrarsızlığın bir parçası. Bu durum, bölge ve hatta dünya çapında bir askeri çatışma tehlikesi yaratıyor.</div> <div>Bu nedenle <strong>Türkiye</strong>, uluslararası hukuk çerçevesinde hareket ederek önce <strong>Libya</strong> ile “<strong>Deniz Yetki Alanlarının Sınırlandırılmasına İlişkin Mutabakat Muhtırası</strong>”nı imzaladı. <strong>Türkiye</strong> <strong>Büyük</strong> <strong>Millet</strong> <strong>Meclisi</strong>, <strong>Türk</strong> askeri birliklerinin <strong>Libya'da</strong> konuşlanma süresinin <strong>Ocak</strong> <strong>2024'ten</strong> itibaren iki yıl uzatılmasını onayladı.</div> <h3><strong>Türk lider Erdoğan’ın Libya ve Karabağ örnekleri boşuna değil!..</strong></h3> <div><strong>Türkiye'nin</strong> <strong>İsrail'e</strong> karşı doğrudan bir askeri müdahale gerçekleştirmesi, birçok uluslararası ve bölgesel dinamiği göz önünde bulundurmayı gerektirir ve oldukça karmaşık bir süreçtir.</div> <div>Hani “<strong>zamanlaması manidar</strong>” diye bir söz var. <strong>Erdoğan,</strong> <strong>İsrail'le</strong> ilgili açıklamasını yapmadan önce <strong>Türkiye</strong> <strong>Devleti</strong> kurumlarının ortalığa çeki düzen verdikleri görülüyor. Kısa cümlelerle anlatalım.</div> <div><strong>Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan</strong> ile <strong>Beşar</strong> <strong>Esed</strong> arasında yapılacak görüşmenin, <strong>Türk İstihbarat</strong> <strong>Servisi</strong> (MİT) <strong>Başkanı</strong> <strong>İbrahim</strong> <strong>Kalın</strong> ile <strong>Rusya Dış İstihbarat Servisi Başkanı Sergey Narışkin</strong> arasında birkaç gün önce <strong>Ankara'da</strong> varılan mutabakat uyarınca, nasipse önümüzdeki ay <strong>Keseb</strong> <strong>Sınır</strong> Kapısında…</div> <div>Bu şu demek; iki devletin <strong>güvenlik</strong> ve <strong>istihbarat</strong> bürokrasisi, iki liderin deklare edeceği mutabakat zaptını önceden belirledi ve kesinleştirdi. Buna iki ülkenin <strong>İsrail</strong>-<strong>Hamas</strong> savaşında nasıl tutum takınacakları dahil.</div> <div><strong>Türkiye,</strong> <strong>Libya'da</strong> ayrı iki hükümet yetkilileri ile diyalog halinde. Nitekim geçtiğimiz hafta sonu <strong>Libya Ulusal Ordusu</strong> (LUO) <strong>Komutanı</strong> <strong>Mareşal Halife Hafter'in</strong> oğlu <strong>Belkasım,</strong> <strong>Türkiye'ye</strong> bir ziyaret gerçekleştirdi.</div> <div></div> <div><strong>Dışişleri Bakanı Hakan Fidan</strong> ile görüşen <strong>Libya’nın</strong> doğusunu fiilen yöneten <strong>General</strong> <strong>Halife</strong> <strong>Hafter’in</strong> oğlu <strong>Belkasım</strong> <strong>Hafter</strong>, <strong>Türk</strong> inşaat şirketleri ile <strong>Nisan</strong> <strong>2024</strong>‘te yeni bir dizi anlaşmalar imzalamıştı.</div> <div>Ayrıca <strong>Suriye Kürt Ulusal Konseyi</strong> (ENKS) <strong>Başkanı Süleyman Oso’nun</strong> konseyin, sınır komşusu <strong>Türkiye</strong> ile karşı karşıya gelmek istemediğini, <strong>Türkiye'nin</strong> uzun bir sınırı paylaşan komşu bir ülke olduğunu belirtmesi de <strong>Ankara’nın</strong> elini rahatlatan bir durum.</div> <div>Bütün bu gelişmeleri yan yana veya üst üste getirdiğinde aslında <strong>Türkiye’nin</strong> kararını çoktan verdiğini, uzun süredir her türlü ihtimali değerlendiren hazırlıkların yapıldığı anlaşılıyor.</div> <div><strong>Türkiye</strong> bir süredir, diplomatik, ekonomik ve diğer stratejik yollarla <strong>İsrail'i</strong> baskılamakta. <strong>Erdoğan'ın</strong> açıklamalarının genellikle diplomatik ve siyasi baskı amacı taşıyan retorik ifadeler olduğu söylense de, ilk etapta askeri müdahalenin dışında, <strong>Türkiye'nin</strong> <strong>İsrail'e</strong> karşı kullanabileceği başka yollar da bulunmaktadır:</div> <strong>Diplomatik Baskı:</strong> Türkiye, uluslararası platformlarda İsrail'e karşı diplomatik baskı oluşturabilir ve müttefikleriyle birlikte hareket edebilir. <strong>Ekonomik Yaptırımlar:</strong> Türkiye, İsrail'e karşı ekonomik yaptırımlar uygulayabilir veya ticari ilişkileri kısıtlayabilir. <strong>Siber Saldırılar:</strong> Modern savaşta siber saldırılar, kritik altyapıya zarar verme veya istihbarat toplama amacıyla kullanılabilir. <h3><strong>Türk Agarta timleri nasıl Gazze'ye geçebilir?</strong></h3> <div>Sözde bazı askeri stratejistlere göre coğrafi ve stratejik engellerin <strong>Türk Silahlı Kuvvetlerinin</strong> <strong>İsrail’e</strong> yönelik kara operasyonları seçeneği hiç gündeme gelmeyebilir. Bunlara göre <strong>Türkiye'nin</strong> kara kuvvetlerini <strong>İsrail'e</strong> ulaştırması, ciddi lojistik ve ikmal sorunları yaratır. <strong>İsrail'in</strong> coğrafi konumu, kara operasyonlarını zorlaştırır.</div> <div>Ancak bu seküler tipler, “<strong>iman varsa imkan vardır</strong>” sözünü unutuyorlar. Gemilerini karadan yürüten bir ırkın ahfadı olduğumuzu unutuyorlar. <strong>Pirene</strong> dağlarını aşarak <strong>Roma’yı</strong> kuşatan <strong>Kartacalı</strong> komutan <strong>Hannibal</strong> örneğini muhtemelen efsane görüyorlar.</div> <div>Planlama neden var?</div> <div>Böyle spesifik durumlar için var; “Minareyi çalan kılıfını hazırlar”. <strong>Türkiye'nin</strong>, <strong>İsrail'e</strong> komşu ülkeler üzerinden kara kuvvetleri göndermesi, bu ülkelerin izin ve işbirliğine bağlıdır. <strong>İran</strong>, <strong>İsrail'e</strong> karşı bir <strong>Türk</strong> müdahalesini potansiyel olarak destekleyebilir, ancak bu durum, bölgedeki güç dengelerini ve ittifakları karmaşık hale getirebilir.</div> <div></div> <div>Aslında gerek <strong>İsrail'de</strong> gerekse <strong>Lübnan'da</strong> hatta <strong>İsrail-Suriye</strong> sınırındaki <strong>Golon</strong> <strong>Tepeleri</strong> bölgesinde <strong>Türkiye'nin</strong> bağlantılı olduğu <strong>Türk</strong> <strong>etnisitesine</strong> ait gruplar mevcut. <strong>Osmanlı Devleti, Ortadoğu’</strong>dan çekilirken her ülkede <strong>etnik</strong> <strong>bakiye</strong> ve <strong>gönül</strong> <strong>dostları</strong> bıraktı. <strong>Lübnan</strong> da bunlardan biri.</div> <div>Bununla birlikte <strong>Lübnan’da</strong> <strong>Cumhuriyetin</strong> ilk yıllarında ekonomik sıkıntılar nedeniyle özellikle <strong>Mardin’den</strong> <strong>Lübnan’a</strong> göç edenlerden oluşmuş bir topluluk yaşıyor. <strong>1943’te</strong> <strong>Fransız</strong> mandasından kurtulmak için <strong>Lübnan’da</strong> yönetim karşıtı hareketler ortaya çıkmaya başladığında <strong>Mardinli</strong> gençler de bu bağımsızlık hareketine dahil oldular. <strong>Mardinlilerin</strong> <strong>Lübnan’ın</strong> bağımsızlık mücadelesine katkıları unutulamaz.</div> <div>Günümüzde <strong>Lübnan’da</strong> yaşayan <strong>Mardin</strong> diasporasının ilk nüvesini bu göç oluşturuyor. Asıl göçün <strong>1950</strong> ile <strong>1970</strong> arasında yoğunlaştığı o yıllarda, <strong>Lübnan’daki</strong> <strong>Mardinlilerin</strong> sayısının <strong>60-70 binlere</strong> ulaşması söz konusu.</div> <div></div> <div><strong>Lübnan’a</strong> göç eden <strong>Mardinli</strong> nüfusun uzun yıllar <strong>Lübnan</strong> vatandaşlığını kazanma ve kimlik alma mücadelesi verdiği, bu mücadelenin, <strong>1994’te</strong> dönemin <strong>Başbakanı Refik Hariri’nin</strong>, <strong>15</strong> bine yakın <strong>Mardinliye</strong> <strong>Lübnan</strong> vatandaşlığı vermesiyle sonuçlandığı biliniyor.</div> <div><strong>Türkiye’nin</strong> <strong>Beyrut</strong> <strong>Büyükelçiliğinin</strong> verdiği rakamlara göre, şu an <strong>Lübnan’da</strong>, <strong>18</strong> <strong>bini</strong> konsolosluğa kayıtlı olmak üzere toplamda <strong>30</strong> <strong>bine</strong> yakın <strong>Mardinli</strong> yaşıyor. <strong>Mardinlilerin</strong> yaklaşık <strong>16</strong> <strong>bini</strong> hem <strong>Türk</strong> hem de <strong>Lübnan</strong> vatandaşlığına sahip.</div> <h3><strong>Türkiye, Lübnan'da boş durmadı, Barış Gücüne katıldı…</strong></h3> <div><strong>Beyrut</strong> <strong>Limanı</strong> havaya uçtuğunda ziyarete gelen <strong>Fransa</strong> <strong>Cumhurbaşkanı</strong> <strong>Macron</strong>, <strong>Türkiye'yi</strong> hedef alan açıklamalarda bulunmuştu.</div> <div><strong>Türkiye</strong>; <strong>Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi'nin</strong> (BMGK) <strong>11</strong> <strong>Ağustos</strong> <strong>2006'da</strong> kabul ettiği karar ile <strong>TBMM'nin</strong> <strong>5 Eylül 2006</strong> tarihli kararıyla verdiği izin çerçevesinde, <strong>UNIFIL'e</strong> <strong>TSK</strong> unsurlarıyla katkı sağlıyor. <strong>Türkiye</strong>; <strong>Birleşmiş</strong> <strong>Milletler</strong> <strong>Lübnan</strong> <strong>Geçici Barış Gücü</strong> bünyesine <strong>Türk</strong> <strong>Birliği</strong> göndermişti. Bu birlik, halen <strong>Lübnan’da</strong> görevde.</div> <div></div> <div>Bu bağlamda <strong>Türkiye</strong>, <strong>Lübnan’da</strong> konuşlu <strong>Birleşmiş Milletler Geçici Görev Gücü</strong>’ne (UNIFIL) deniz görev gücü ile katkıda bulunuyor.</div> <div><strong>Lübnan BM Geçici Görev Gücü</strong> (UNIFIL) kapsamında <strong>Deniz Görev Gücü’nde</strong> görev yapan <strong>Türk Silahlı Kuvvetler</strong> unsurlarının görev süresi, <strong>Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin</strong> <strong>Kararı’yla</strong> dönem dönem uzatılıyor.</div> <div><strong>Türkiye</strong>, <strong>BM</strong> tarafından icra edilen <strong>UNIFIL</strong> <strong>Deniz</strong> <strong>Harekatı’na</strong> en yüksek oranda kuvvet katkısında bulunan ülkelerden biri olmaya devam ediyor.</div> <div>Hiç şüphesiz ki <strong>Türkiye’nin</strong> <strong>Lübnan’da</strong> yaşayan <strong>Ermenilerle</strong>, <strong>Dürzilerle</strong>, <strong>Kürtlerle</strong> ve dini gruplarla diyalogu mevcut. Ayrıca <strong>Hariri</strong> ailesi aracılığıyla da bölgede etkin olduğu yadsınamaz bir gerçek. Demek istediğim; <strong>Türkiye</strong>, <strong>Lübnan’da</strong> var ve yaşanan krizden aheste değil.</div> <div><strong>TSK</strong> <strong>Kara</strong> <strong>Kuvvetleri</strong> <strong>Komutanlığı</strong>, <strong>Lübnan</strong> <strong>UNIFIL</strong> <strong>Harekâtı’na</strong>; <strong>2006</strong>-<strong>2013</strong> yılları arasında bir istihkâm inşaat bölüğü ile katkıda bulunmuştu. Ayrıca <strong>BM Lübnan Geçici Görev Gücü</strong> (UNIFIL) kapsamında <strong>Doğu Akdeniz’de</strong> (Lübnan açıklarında) bulunan <strong>TCG FATİH</strong> <strong>fırkateyni</strong> bölgede konuşlu.</div> <div></div> <div><strong>Türkiye</strong>, <strong>Barış</strong> <strong>Gücü’ne</strong> en büyük katkısını <strong>110</strong> personel ile <strong>BM’nin</strong> <strong>Lübnan’daki</strong> <strong>Geçici</strong> <strong>Gücü</strong> <strong>UNIFIL’e</strong> sağlıyor. <strong>UNIFIL’in</strong> <strong>Deniz Görev Gücünde</strong> yer alan <strong>Türk BM Barış Gücü</strong> personeli, <strong>Lübnan</strong> <strong>Donanması’na</strong> karasularını izleme ve kıyı şeridini korumada destek sağlıyor.</div> <h3><strong>SAT Komandoları da oralarda olmalı!..</strong></h3> <div><strong>ABD’nin</strong> <strong>İsrail</strong> ordusuna danışman olarak gönderdiği <strong>Korgeneral James Glynn'ın</strong> görevi bırakarak apar-topar dönmesi, herhalde beyaz hayaletlerin buna görünmesi ile ilgili. <strong>Glynn</strong>, <strong>ABD’ye</strong> geri dönerken “İsrailli meslektaşlarıma Gazze’ye kara operasyonuna tüm risklerini söyledim” demişti.</div> <h3><strong>Lübnan'da görevli Türk Barış Gücü, Gazze'ye girer mi?</strong></h3> <div><strong>Türk</strong> ordusunun <strong>İsrail'e</strong> <strong>Suriye</strong>, <strong>Lübnan</strong> ve <strong>Mısır</strong> üzerinden askeri müdahalede bulunması oldukça düşük bir ihtimaldir. <strong>Türkiye'nin</strong>, bu ülkelerle askeri işbirliği anlaşmaları olsa dahi, böyle bir harekatın gerçekleştirilmesi için çok sayıda siyasi, diplomatik ve askeri engel bulunmaktadır.</div> <div><strong>1- Suriye: </strong>Türkiye, Suriye'de farklı gruplarla karmaşık bir ilişki ağına sahip ve Suriye'deki iç savaş nedeniyle bu bölge üzerinden geniş çaplı bir askeri harekat düzenlemek zordur.</div> <div><strong>2- Lübnan:</strong> UNIFIL kapsamında Lübnan'da görev yapan Türk Barış Gücü askerleri, Birleşmiş Milletler'in belirlediği görev tanımı ve kurallara uygun hareket etmektedir. Bu askerlerin Gazze'ye girmesi, mevcut uluslararası yasalara ve görev tanımına aykırı olacaktır.</div> <div><strong>3- Mısır:</strong> Türkiye ile Mısır arasındaki diplomatik ilişkiler son yıllarda inişli çıkışlı bir seyir izlemiştir. Mısır üzerinden Gazze'ye askeri birliklerin intikal ettirilmesi, iki ülke arasındaki diplomatik ve askeri anlaşmaların ötesinde, bölgesel ve uluslararası tepkilere neden olabilecek bir adımdır.</div> <div><strong>Türk</strong> ordusunun <strong>İsrail'e</strong> yönelik böyle bir askeri müdahalede bulunması hem uluslararası hukuk hem de bölgesel dengeler açısından oldukça karmaşık ve riskli bir durumdur. Bu tür bir harekat, bölgesel istikrarı daha da bozabilir ve uluslararası toplum tarafından büyük tepkilere yol açabilir.</div> <div>“<strong>Rusya Dış İstihbarat Başkanı Ankara’da kimlerle görüştü?</strong>” başlıklı yazımı göz önüne getirin. Son bölümünde ‘<strong>Afrika'da Türkiye - Mısır - Rusya işbirliği</strong>’nden söz etmiştim.</div> <div></div> <div><strong>Nariskin’in</strong>; <strong>Türkiye</strong> ile <strong>Rusya’nın</strong> <strong>Afrika’da</strong> <strong>Avrupalı</strong> sömürgecilere karşı müşterek işbirliği imkan ve fırsatların yaratılmasını, hatta askeri operasyonlar dahil olmak üzere her türlü ittifak arayışlarına açık olduklarını belirttiğine değinmiştim. Zamanı gelmişken <strong>İsrail'e</strong> askeri müdahale de buna dahil diyelim.</div> <div>Bazı kolpacılar bunu anlayamaz. Vizyonları misyonları yetmez. Onlar <strong>ABD</strong> <strong>Büyükelçiliğinden</strong> tahsisli gelen mamaları kadar düşünür. Kanları da bozuktur.</div> <div>Yeri gelmişken belirtelim; Cihanşümûl Kadim <strong>Türk</strong> Devletinin <strong>Müslüman</strong>, <strong>Budist</strong>, <strong>Hristiyan</strong> (Ortodoks/ Katolik/Protestan), <strong>Yahudi</strong>, <strong>Şaman</strong> inançlı askeri olduğu gibi, dünyanın dört bir tarafında <strong>Ankara'ya</strong> kulak kesilmiş yüzbinlerce fedaisi var.</div> <div></div> <div>Geçen yıl <strong>Türk</strong> donanmasının, <strong>Cumhuriyetin</strong> <strong>100’üncü</strong> yılı dolayısıyla <strong>İstanbul</strong> <strong>Boğazı’nda</strong> gerçekleştirdiği tarihinin en büyük resmi geçidi yapılırken <strong>Erdoğan’ın</strong> arkasına asılan <strong>siyah</strong> <strong>sancak</strong> ile paşaların <strong>kılıçlarının</strong> <strong>kınından</strong> <strong>çıkmış</strong> olması ve <strong>eldivenlerinin</strong> neden <strong>elden</strong> <strong>çıktığı</strong> şimdi daha iyi anlaşılıyordur?</div> <div>.</div> <div><strong>Ömür Çelikdönmez, dikGAZETE.com</strong></div> <div>омюр челикдёнмез, Дикгазете</div> <div>Seçilmiş Kaynakça</div> <div>https://arabic.rt.com/world/1586452-</div> <div>https://www.bbc.com/turkce/articles/cnd0n8p9xxjo</div> <div>https://www.habervakti.com/turk-beyaz-hayaletler-gazzede</div> <div>https://www.dikgazete.com/amp/yazi/turk-beyaz-hayaletler-gazze-de-6182.html</div> <div>https://turkish.aawsat.com/dünya/5045014-suriye-kürtrt-ulusal-konseyi-enks-başkanı</div> <div>https://www.dikgazete.com/yazi/turkiye-iran-israil-istihbarat-savaslari-4594.html</div> <div><strong>https://www.dikgazete.com/yazi/olumunun-85-yilinda-ataturk-ve-filistin-davasi-6219.html</strong></div> <div>https://www.politico.eu/article/turkey-nato-tayyip-erdogan-threatens-enter-israel-help-palestinians/</div> <div><strong>https://www.dikgazete.com/yazi/rusya-dis-istihbarat-baskani-ankara-da-kimlerle-gorustu-7065.html</strong></div> <div>https://www.haberler.com/guncel/cumhurbaskani-ve-ak-parti-genel-baskani-erdogan-17564897-haberi/</div> <div>https://sputnikglobe.com/20240728/erdogan-says-turkiye-could-enter-israel-to-help-gazans-1119549991.html</div> <div>https://www.aljazeera.com/news/2024/7/29/hitler-vs-saddam-war-of-words-as-turkey-threatens-to-enter-israel</div> <div>https://rus.err.ee/1609409899/jerdogan-turcija-mozhet-vojti-v-izrail-chtoby-pomoch-palestincam#lg=1&slide=0</div> <div>https://www.mepanews.com/libyali-savas-agasi-halife-hafterin-oglu-ankarada-hakan-fidan-ile-gorustu-67749h.htm</div> <div>https://www.reuters.com/world/middle-east/erdogan-says-turkey-might-enter-israel-help-palestinians-2024-07-28/</div> <div>https://www.birgun.net/haber/libya-da-da-u-donusu-halife-hafter-in-oglu-ankara-da-hakan-fidan-ile-gorustu-547733</div> <div>https://www.agos.com.tr/tr/yazi/30731/erdogan-in-karabag-ve-libya-hatirlatmasina-israil-yanit-verdi-azerbaycan-dan-yorum-geldi</div> <div></div> <div></div> <div>.</div> <div></div>