<div><strong>Şiiliğin</strong> <strong>Arap</strong> ve <strong>Fars</strong> kollarını iyi tahlil etmek gerekiyor. Buna <strong>Kum Şiiliği</strong> ile <strong>Necef Şiiliği</strong> denilebilir. Yoksa <strong>Saddam</strong> sonrası <strong>İran</strong> ve <strong>Irak</strong> arasında yaşanan gerilimi, krizi doğru anlayabilmek mümkün olmaz.</div> <div></div> <div>-Muhammed Sadık es-Sadr, Mukteda Ed Sadr-</div> <div>Günümüzde <strong>Iraklı Şiilerin</strong> ‘bipolar’ lideri <strong>Mukteda Ed Sadr'ın</strong> babası <strong>Muhammed Sadık es-Sadr</strong>; havzanın başına geçince, <strong>İran’da</strong> <strong>resmi bayram</strong> olarak kutlanan, <strong>Necef’teki</strong> <strong>İranlılar</strong> tarafından <strong>Irak’a</strong> da taşınıp, <strong>Irak Araplarınca</strong> da kutlanan <strong>Nevruz Bayramı’nı</strong> "<strong>cahili küfür bayramı</strong>" ilan edip yasakladı. Bu, <strong>Pers</strong> milliyetçiliğinin dini görünümlü ritüeline indirilmiş büyük bir darbeydi.</div> <div>İkinci adımı ile adeta<strong> İran Şiiliğinin </strong>can damarını kesip attı. 100 yıla yakın bir süredir <strong>İranlı Ayetullah</strong> <strong>zümresi</strong> tarafından oluşturulmaya çalışılan kültür köprüsünü yıktı. Neden ve nasıl mı yaptı? <strong>Necef’te</strong> yaşayan <strong>İranlı</strong> mollaların çoğu <strong>Arapça</strong> konuşamadığından havza derslerinde bile, hem de <strong>Arap</strong> öğrencilere dahi <strong>Farsça</strong> ders vermekteydi. <strong>Sadr</strong>, havzada <strong>Farsça</strong> ders verilmesini yasakladı.</div> <div><strong>Sadr</strong>, <strong>Saddam</strong> rejiminin kendisine verdiği yetkiye dayanarak <strong>Nevruz</strong> kutlayanları ve <strong>Farsça</strong> ders verenleri ikametlerini uzatmamakla tehdit etti. <strong>Muhammed Sadık es-Sadr</strong> ilerleyen yıllarda kendisini "<strong>Veliyyi Emril Muslimin/ Müslümanların İşinin Başı/Müslümanların Koruyucusu</strong>" ilan etti.</div> <div>Bu dini unvan, <strong>İranlı Ayetullah</strong> zümresinin kendilerini 'Kayıp İmam'ın varisi görmelerine yönelik yürürlükteki icraata karşı koymaydı. <strong>İran’da</strong> resmi din anlayışının omurgasını oluşturan <strong>Humeyni’nin</strong> bu konudaki içtihadına dayandırılan <strong>'Velayeti Fakih</strong>'in kudsiyetini yerle yeksan etti.</div> <div>Zaten <strong>Sadr</strong>, <strong>Humeyni</strong> sonrası yerine geçen <strong>İran dini lideri Hamaney’in</strong> dini bilgisinin yeterli olmadığı için <strong>Müslümanların</strong> genel taklid mercisi olamayacağını, buna kendisinin layık olduğunu açıkça belirtmekteydi. Haklıydı; çünkü gerek <strong>Hz. Ali'ye</strong> uzanan soy silsilesi gerekse <strong>Arapça</strong> tahsil ettiği dini ilimlerdeki yetkinliği, onun iddiasını güçlendiriyordu.</div> <h3><strong>Humus paylaşımı, İranlı mollaları çileden çıkardı!..</strong></h3> <div><strong>1997’de</strong> <strong>Muhammed Sadık es-Sadr</strong> mercilik ağını <strong>Irak</strong> dışına, özellikle <strong>İran’a</strong> taşımak istediğini belli edince, <strong>İran</strong> devlet basını, özellikle <strong>İran dini lideri Hamaney</strong>’e yakın muhafazakar gazeteler ve <strong>İran’daki</strong> <strong>Iraklı</strong> <strong>Şii</strong> örgütlerin basınında aleyhinde yoğun bir kampanya yürütüldü.</div> <div><strong>Şii fıkhında</strong> ölmüş imam değil yaşayan imam taklid edilir. Bu nedenle her <strong>Şii</strong> birey, bağlı olduğu dinî merciie gelirinin beşte birini vermek zorundadır, buna <strong>'Humus'</strong> denilir. Humusun, <strong>Sünnî</strong> fıkhında daha dar kapsamlı tutulmasına karşılık <strong>Şîa</strong> fıkhında ve uygulamasında ayrı bir önem kazanıp kurumlaştığı görülmektedir.</div> <div>Bu açıdan bakıldığında <strong>Humus</strong> kabul eden her <strong>Ayetullah,</strong> milyar dolarlara sahiptir. Her birinin banka hesaplarını, gayri menkullerini, yurt dışı yatırımlarını saymaya kalksanız, işin içinden çıkamazsanız. Paralarının izini <strong>Londra</strong> bankalarından sürebilirsiniz.</div> <div></div> <div>- Muhammed Sadık es-Sadr-</div> <div><strong>İran’daki</strong> <strong>Ayetullah</strong> zümresi, <strong>Muhammed Sadık es-Sadr'ın</strong> <strong>İran’da</strong> takipçilerinin sayısının artmasını hem humus paylaşımı açısından hem de kendi dini otoritelerinin sarsılması açısından tehlikeli buldular. Bu sebeple <strong>İran'da</strong> faaliyetine müsaade edilmedi.</div> <div>Çünkü <strong>İran’da</strong> Ayetullahlara verilen <strong>Humus'un</strong> paylaşımı söz konusuydu. <strong>Muhammed Sadık es-Sadr</strong>, bazen humus kabul etmiyor, verilen humusları da fakir halkla paylaşıyor, onlardan biri gibi yaşıyordu. <strong>Kâl</strong> ehli değil <strong>hâl</strong> ehli olmayı tercih etmişti. İnandığı gibi yaşıyordu.</div> <h3><strong>Cuma Namazı kılınabilir!..</strong></h3> <div><strong>Muhammed Sadık es-Sadr,</strong> <strong>1997’de</strong> cuma namazlarının kılınması gerektiğine, bunun farz olduğuna dair bir fetva yayınladı. O tarihe kadar <strong>Irak Şiilerinde</strong> yaygın olan görüş "<strong>adil hükümdar</strong>" yani "<strong>Mehdi/Kayıp İmam</strong>" yok iken cuma namazı kılınamayacağı olduğundan <strong>Irak Şiileri</strong>, cuma namazı kılmıyordu.</div> <div><strong>İran’da</strong> ise <strong>Humeyni’nin,</strong> <strong>Mehdi</strong> gelmeden cumanın farz olmadığı ama kılınabileceği görüşüne binaen cuma namazı kılınıyor ama <strong>Humeyni’nin</strong> dini liderliği döneminde (1979-1989) <strong>Humeyni,</strong> hiçbir zaman cuma namazlarına katılmıyordu.</div> <h3><strong>Sistani'nin ABD işgalini meşrulaştıran Cuma Fetvası…</strong></h3> <div><strong>Hamaney</strong> dini lider olduktan sonra nadiren cuma namazlarına katılmıştı. <strong>2003</strong> <strong>Irak işgali</strong> öncesinde cuma namazının caiz olmadığı fetvasını veren <strong>İran</strong> destekli <strong>Sistani</strong>, <strong>Irak’ta</strong> <strong>ABD</strong> yönetimi kurulduğunda cuma namazının caiz olduğu fetvasını verecekti.</div> <div>Cuma namazı kılmayan diğer <strong>Şiilere</strong> karşı, <strong>Muhammed Sadık es-Sadr, Iraklı Sünnilerle</strong> de cuma namazı konusunda bir dayanışmaya gitti. <strong>Sadr’ın</strong> temsilcileri <strong>Sünni</strong> imamlar arkasında cuma namazı kıldığı gibi <strong>Sünniler</strong> de <strong>Kufe Mescidi</strong>’nde <strong>Muhammed Sadık es-Sadr</strong> ile cuma namazı kıldı.</div> <div><strong>Sadr’ın</strong> cuma namazlarına katılımı yasaklayan <strong>Sistani</strong> gibi mercileri cuma hutbelerinde "<strong>Suskun Havza</strong>" tabiriyle kınayan <strong>Sadr</strong>, <strong>Sünnilerle</strong> cuma kıldıklarını ama bazı <strong>Şiilerle</strong> kılamadıklarını belirterek bu durumdan yakındı.</div> <h3><strong>İran destekli Necef’deki Şii Mercilerin merkezi Londra!..</strong></h3> <div><strong>Taki el-Hoyi</strong>’nin şaibeli ölümünün ardından Aralık <strong>1996’da</strong> <strong>Muhammed Sadık es-Sadr’ın</strong> baş rakibi <strong>Ali Sistani’nin</strong> evine yapılan bombalı saldırı, <strong>Sadr</strong> taraftarlarından bilindi.</div> <div></div> <div>- Ali Sistani-</div> <div>Nisan <strong>1998’de</strong> <strong>Necef’te</strong> <strong>Sistani</strong> çevresinden <strong>İranlı</strong> <strong>Ayetullah Murtaza Burucerdi </strong>sokak ortasında vurularak öldürüldü.</div> <div>Haziran <strong>1998’de</strong> ise <strong>İranlı</strong> <strong>merci</strong> <strong>Ali Ğaravi’nin</strong> içinde olduğu araç, <strong>Kerbela’dan</strong> <strong>Necef’e</strong> dönerken otomatik silahlarla tarandı. <strong>Ğaravi</strong> olay yerinde öldü. <strong>İranlı</strong> mercilere yapılan bu suikastlerden, <strong>Sadr</strong> karşısındaki <strong>Şii</strong> cephe, <strong>Sadr’ı</strong> sorumlu tuttu.</div> <div><strong>Londra’daki Hoyi Merkezi,</strong> BBC’ye yaptığı açıklamada <strong>Saddam’ın</strong> <strong>Sadr’ı</strong> <strong>Necef’te</strong> rakipsiz bırakmak için diğer <strong>Şii</strong> mercileri <strong>Sadr</strong> ile beraber katlettiğini belirtti.</div> <div><strong>Muhammed Sadık es-Sadr</strong> ise yaptığı açıklamada <strong>Ğaravi’nin</strong> asıl <strong>Sistani’nin</strong> rakibi olduğunu belirterek cinayetin baş şüphelisinin <strong>Sistani</strong> olduğunu belirtti. İran devletini de muhtemel failler arasında zikretti.</div> <div>6 Ocak 1999’da Sadr’a düşman olan mercilerden <strong>Beşir</strong> <strong>Necefi’nin</strong> içinde bulunduğu araba <strong>Necef’te</strong> seyr halindeyken yakınına el bombası atıldı. 3 kişinin öldüğü saldırıdan <strong>Beşir</strong> <strong>Necefi</strong> yaralı olarak kurtuldu. Bu saldırıdan da düşmanlarınca <strong>Sadr</strong> sorumlu tutuldu. </div> <div>16-19 Aralık 1998’de <strong>ABD</strong> ‘<strong>Çöl Tilkisi’</strong> adını verdiği harekatta <strong>Ramazan</strong> ayı başlangıcında <strong>Irak’ı</strong> havadan yoğun biçimde bombaladı. Daha önce cuma hutbelerinde siyasi konulara girmekten özenle kaçınan <strong>Sadr</strong>, bu harekâtı hazırlayan siyasi süreçten itibaren cuma hutbelerinde <strong>Sadr,</strong> <strong>ABD</strong> ve <strong>İsrail</strong> aleyhine konuşarak katılımcılara <strong>ABD</strong> ve <strong>İsrail</strong> aleyhine slogan attırdı.</div> <div>Yine <strong>Sadr,</strong> <strong>ABD’nin</strong> <strong>Irak’a</strong> <strong>Mehdi’nin</strong> çıkışını engellemek için saldırdığını, <strong>1991</strong> saldırısının da yeni saldırıların da bu amaçla yapıldığını iddia etti</div> <h3><strong>Muhammed Sadık es-Sadr’ın öldürülüşü (19 Şubat 1999)…</strong></h3> <div><strong>19 Şubat 1999’da</strong> <strong>Kufe Mescidi’nde</strong> 45. kez cuma namazını kıldıran <strong>Muhammed Sadık es-Sadr</strong>, aynı gün adeti olduğu üzere, akşam ve yatsı namazını birleştirerek <strong>Hazreti Ali Türbesi</strong>’nin avlusunda kıldırdı. Namazın ardından evine dönmek üzere türbeden iki oğlu ve bir öğrencisiyle beraber arabası ile hareket etti. On dakika sonra kimliği belirsiz silahsız kişiler kuytu bir yerde otomatik silahlarla arabasını taradı ve kaçtı.</div> <div></div> <div>Silah seslerini duyanlar yetişip müdahale etti. <strong>Sadr’ın</strong> iki oğlu <strong>Mustafa</strong> ve <strong>Muemmel Sadr</strong>, <strong>Sadr’ın</strong> arabadaki öğrencisi olay yerinde ölmüştü. <strong>Muhammed Sadık es-Sadr,</strong> bilinci kapalı ve ağır yaralı olarak <strong>Necef’teki</strong> <strong>Saddam Hastanesi’ne</strong> kaldırıldı. Doktorların yoğun çabasına rağmen hayatını kaybetmişti.</div> <div><strong>Saddam</strong> rejimi, olayı öğrendiğinde <strong>Sadr</strong> hayatta değildi, bu sebeple öğrenir öğrenmez <strong>Necef’e</strong> ilettikleri <strong>Sadr’ın</strong> hastane şartlarının daha iyi olduğu <strong>Bağdat’a</strong> nakledilmesi talepleri de anlamsız kaldı.</div> <div><strong>İranlı Şii molla Abbas el-Kufi</strong> ve adamları cinayetin failleri olarak teşhir edildi. <strong>Sadr</strong> cinayetiyle suçlanan <strong>Abbas el-Kufi</strong> ve arkadaşları Nisan <strong>1999’da</strong> idam edilmiştir. Genel kanaat <strong>Sadr’ı</strong> gerçekten de <strong>İran’ın</strong>, <strong>İran’daki Iraklı Şii</strong> örgütler ve <strong>Necef’teki</strong> <strong>İranlı</strong> mollaların ittifakıyla öldürdüğü yönündedir. Bu ittifakın <strong>Irak’a</strong> dair planlarında arkasında dev bir halk desteği olan ve bu desteği git gide büyüten <strong>Sadr’ı</strong> önlerinde engel olarak gördüğü için öldürdükleri belirtilmektedir.</div> <div><strong>2003</strong> <strong>Irak işgali</strong> öncesinde <strong>Sadr Grubu’nun</strong> tezi de bu yöndeydi. <strong>ABD Ordusu</strong> ile beraber <strong>Necef’e</strong> giren <strong>Ebulkasım el-Hoyi’</strong>nin küçük oğlu ve <strong>Londra’daki</strong> <strong>Hoyi merkezinin yöneticisi Abdulmecid el-Hoyi</strong> (1962-2003) 10 Nisan 2003’te <strong>Sadr</strong> taraftarlarınca aleni bir şekilde linç edildi.</div> <div></div> <div><strong>Abdulmecid el-Hoyi’nin</strong> merkezi aracılığıyla özellikle basında 1990’lı yıllarda <strong>Muhammed Sadık es-Sadr</strong> aleyhine yoğun bir propaganda yürüttüğünden bu saldırı da bir <strong>intikam saldırısı</strong> olarak değerlendirildi.</div> <h3><strong>Mukteda es Sadr, babasının oğlu; nerede kalmıştık!..</strong></h3> <div><strong>12 Ağustos 1973'te</strong> <strong>Necef'te</strong> ünlü <strong>Sadr</strong> ailesine mensup, geleceğin ünlü ve tartışmalı <strong>Şii mercii Muhammed Sadık es Sadr</strong>'ın üçüncü oğlu olarak dünyaya geldi. <strong>Sadr Hareketi'nin</strong> mevcut lideridir. Dini veya siyasi herhangi bir yetkiye ya da mevkiye sahip olmamasına rağmen babasının ağırlığı ve hatırası nedeniyle <strong>Irak</strong> siyasetinde ağırlıklı bir yeri var.</div> <div>İlk evliliğini babasının isteğiyle iki abisi gibi o da <strong>Bakır es Sadr'ın</strong> kızlarından biriyle <strong>1994’te</strong> yaptı, daha sonra bu eşini boşadı, başka evlilikler de yaptı.</div> <div>Başarısız olduğu ve birkaç kez sınıfta kaldığı bir ilkokul hayatının ardından <strong>Mukteda es Sadr,</strong> babasının isteğiyle <strong>Havza'da</strong> eğitimine başlamakla beraber tüm derslerinde başarısız olarak herhangi bir ilerleme kaydedemedi. Bunda çevresinde <strong>'Molla Atari'</strong> olarak anılmasına sebep olan ‘<strong>atari’</strong> oyunlarına olan bağımlılığının etkisi büyüktü.</div> <div>Söylemleri, konuşma tarzı, argo kelimeler kullanması ve bozuk <strong>Arapçası</strong> pek çok kez alaya alındığı gibi geniş kitleli <strong>Sadr</strong> <strong>Hareketi'ni</strong> yönetme tarzı da çok eleştirilse de geniş halk kitlelelerini peşinden sürükleyebildi.</div> <div><strong>ABD'nin</strong> <strong>Irak'ı</strong> işgalinden sonra ekranlarda boy göstermeye başlayan, <strong>Mukteda es Sadr,</strong> <strong>Irak</strong> siyasetinin en önemli aktörlerinden biri oldu. Başlangıçta çoğu kimse onu; “<strong>Kim bu yeni yetme, nasıl bu kadar büyük işleri organize edebiliyor, gücünü nereden alıyor?</strong>” diyerek yadırgadı.</div> <div>Henüz yirmili yaşlarda olan bu genç, aykırı çıkışları, sert bakışları ve başında eğreti duran sarığı ile bir molladan çok, bıçkın bir delikanlıya benziyordu.</div> <div></div> <div>-Mukteda es Sadr-</div> <div>Babası <strong>Muhammed bin Muhammed Sadık es</strong> <strong>Sadr</strong> ile birlikte iki ağabeyi <strong>Mustafa</strong> ve <strong>Muammile</strong>'nin <strong>19 Şubat 1999'da</strong> <strong>Saddam</strong> rejimi tarafından bir suikast sonucu öldürülmeleri üzerine hiç hesapta yokken öne çıktı. <strong>Bipolar</strong> rahatsızlığı olduğu söylenmekteydi. İçine kapanıktı ve etrafındakilere göre liderlik özelliklerine sahip değildi. </div> <h3><strong>Ailesi, İngiliz karşıtlığı ile tanınıyor…</strong></h3> <div><strong>Mukteda es Sadr'ın</strong> dedesinin babası olan <strong>Seyyid Muhammed Mehdi es Sadr</strong> (1879-1939), babasının yolunu izler, <strong>Sünni</strong> ve <strong>Şiileri</strong> birleştirmek için çalışır; <strong>1920'de</strong> <strong>İngiliz</strong> sömürge yönetimine karşı başlayan isyan hareketinin içinde yer alır. Amcazadesi <strong>Seyyid Hasan es-Sadr'ın</strong> lideri olduğu, <strong>Şiî</strong> ve <strong>Sünnîlerin</strong> birlikte kurdukları <strong>“Haras el-İstiklâl/Bağımsızlığın Muhafızları</strong>” örgütünün en aktif üyelerinden biri olur. </div> <div>Hem <strong>Şii</strong>, hem de <strong>Sünni</strong> camilerinde <strong>Ramazan</strong> ayı boyunca <strong>Haras el-İstiklal</strong> üyeleri tarafından birlikte organize edilen “<strong>Mevlîd-i Nebî</strong>” etkinliklerinde, her iki toplumdan vaizler <strong>İslam</strong> <strong>bayrağı</strong> altında birleşmenin ve direnişin farz olduğunu vurgulayarak halkı birleştirirler. </div> <div><strong>1921'de</strong>, işgali ve manda yönetimini meşrulaştırmak amacıyla <strong>İngilizler</strong>, peygamber ailesinden <strong>Şerif Hüseyin'in</strong> oğlu <strong>Faysal'ı,</strong> <strong>Irak Kralı</strong> ilan edince; <strong>Muhammed Mehdi es Sadr</strong> ve arkadaşları, <strong>İngilizlerin</strong> oluşturmak istedikleri göstermelik meclisin seçimlerine katılmayı yasaklayan fetvalar yayınlarlar. Buna karşı <strong>İngilizler</strong> de bu fetvayı veren alimleri aileleri ile birlikte <strong>İran'a</strong> sürgün ederler ve <strong>1924'e</strong> kadar <strong>Irak'a</strong> dönmelerine izin vermezler.</div> <div>Ailenin neredeyse hiç şaşmadan devam eden çizgisi <strong>İslami</strong> değerlere bağlılık ile <strong>Necef</strong> merkezli, <strong>'Arap Şii</strong>' anlayışıdır. Başta <strong>Humeyni</strong> <strong>Ailesi</strong> ve <strong>İran Cumhurbaşkanı Hatemi</strong> olmak üzere birçok <strong>İranlı</strong> aile ile yakın akrabalıklarına rağmen bu çizgileri değişmemiştir.</div> <div>Onlara göre <strong>Şiiliğin merkezi Necef ve Kerbela'dır</strong>. <strong>İlk Şiiler Arap'tır ve eğitim dili Arapça</strong>'dır. <strong>İran,</strong> bir <strong>'Şii İslam Devleti</strong>' olsa da vesayeti kabul edilemez.</div> <div>Bugünkü durumun özeti işte budur!</div> <h3><strong>Irak’ın müstakbel başbakanı Muhammed Cafer es-Sadr…</strong></h3> <div><strong>Irak’ın</strong> <strong>İngiltere</strong> <strong>Büyükelçiliği</strong> görevini yürüten <strong>Muhammed Cafer es-Sadr, Mukteda es-Sadr’ın</strong> kuzeni ve <strong>Saddam</strong> <strong>Hüseyin</strong> döneminde idam edilen <strong>Şii</strong> dini mercilerden <strong>Şii İslami Dava Partisi</strong>’nin kurucusu <strong>Muhammed Bakır es-Sadr</strong>’ın oğlu.</div> <div>Mensubu olduğu <strong>Sadr</strong> <strong>Ailesi</strong>, <strong>Osmanlı</strong> <strong>Devleti</strong> döneminde <strong>Güney Lübnan’ın</strong> <strong>Şii</strong> yoğunluklu <strong>Cebel</strong> <strong>Amil</strong> bölgesinden <strong>Irak’a</strong> göç eden, <strong>1948’te</strong> kraliyet döneminde 5 ay <strong>Irak</strong> <strong>Başbakanı</strong> olan <strong>Muhammed Sadr</strong> (1882-1956), <strong>Güney Lübnan’da Emel Hareketi</strong>’ni kuran <strong>Musa Sadr</strong> (1929-1978), <strong>1980’de</strong> idam edilen ünlü din adamı <strong>Muhammed Bakır es-Sadr</strong> (1935-1980) gibi tanınmış isimler yetiştiren, din adamlarıyla meşhur bir <strong>Şii Arap</strong> ailesidir.</div> <div></div> <div><strong>Sadr</strong> ailesinin kökenleri <strong>Hz. Ali’nin</strong> torununun torunu olan, <strong>Cafer-i Sadık’ın</strong> <strong>oğlu İmam Musa Kazım’a</strong> dayanır. <strong>1998</strong> yazında <strong>Iraklı Şii Lider Mukteda Ed Sadr’ın</strong> babası <strong>Muhammed Sadık es-Sadr</strong> yakın adamı <strong>İsmail el-Vaili’yi</strong> <strong>Muhammed Bakır es-Sadr’ın</strong> oğlu <strong>Cafer es-Sadr</strong> (1970-) eşliğinde <strong>İran’a</strong> <strong>Kum</strong> şehrinde kendi adına büro açmak üzere kitap ve videolarıyla beraber gönderdi.</div> <div><strong>Cafer es-Sadr,</strong> o yıllarda <strong>Muhammed</strong> <strong>Sadık es-Sadr’ın</strong> öğrencisiydi. <strong>Muhammed Sadık es-Sadr, Cafer es-Sadr’ı İran’a</strong> kendi adına göndererek <strong>İran’da</strong> aleyhine oluşan havayı dağıtmayı planlıyordu.</div> <div>Çünkü <strong>Muhammed Bakır es-Sadr’ın</strong> <strong>İran’da</strong> özellikle <strong>Iraklı Şii</strong> örgütlerinde büyük bir saygınlığı vardı. <strong>Muhammed Bakır el-Hakim, Mahmud Şahrudi, Kazım Hairi </strong>gibi <strong>İran</strong> rejimiyle yakın ilişkilere sahip <strong>İran’da</strong> sürgünde önemli <strong>Iraklı</strong> <strong>Şii</strong> liderler <strong>Muhammed Bakır es-Sadr’ın</strong> öğrencileriydi.</div> <div></div> <div>-Muhammed Bakır es-Sadr-</div> <div><strong>Muhammed Sadık es-Sadr,</strong> kendilerine <strong>Hamaney’e</strong> ulaştırmak üzere bir hediye de vermişti. Fakat <strong>İran’a</strong> vardıklarında <strong>Hamaney,</strong> kendileriyle görüşmeyi kabul etmediği gibi aracı ile ulaştırmaya çalıştıkları hediyeyi de "<strong>Ben Saddam’dan hediye kabul etmem</strong>" diyerek reddetti.</div> <div><strong>Kum’da</strong> <strong>İran</strong> devletinden izinsiz olarak <strong>Sadr</strong> adına büro açan <strong>Vaili</strong> ve <strong>Cafer</strong> <strong>Sadr</strong>, <strong>İran’daki Iraklılara Sadr’ın</strong> kitaplarını dağıtmaya başladılar. Sürgündeki <strong>Iraklıları</strong> en çok etkileyen ise <strong>Kufe Mescidi’nde</strong> onbinlerce kişinin kıldığı cuma namazı videoları oldu. <strong>Kum’daki</strong> <strong>Iraklılara</strong>, <strong>Irak’ta</strong> <strong>Muhammed Sadık es-Sadr</strong> öncülüğünde büyük bir uyanış olduğunu, <strong>Sadr</strong> aleyhine yapılan propagandalara aldanmamaları gerektiği, kendilerinden maddi ve manevi destek beklediklerini açıkladılar.</div> <div><strong>Kum’daki</strong> <strong>İranlılar</strong> arasında <strong>Sadr</strong> yandaşları oluşmaya başladı. <strong>Kum’daki</strong> <strong>Sadr</strong> bürosuna <strong>İran</strong> devletince operasyon yapıldı. <strong>Cafer es-Sadr,</strong> babasından dolayı hapse atılmazken ev hapsine alındı. <strong>İsmail Vaili</strong> ise İran’da hapsedilip ağır işkence gördü.</div> <div>Bugünlerde <strong>Bağdat’ta</strong> yeni hükümet kurma çalışmalarında ismi <strong>Başbakan</strong> olarak geçen, <strong>Irak'ın Londra Büyükelçisi Cafer es-Sadr</strong>, babası, amcası ve kuzeni gibi sıkı bir <strong>İran</strong> karşıtı.</div> <h3><strong>Cafer es-Sadr hakkında ne biliniyor?</strong></h3> <div><strong>Mohammad Jaafar AL-</strong> <strong>Sadr</strong> – <strong>Irak Cumhuriyeti'nin</strong> <strong>Birleşik</strong> <strong>Krallık Olağanüstü ve Tam Yetkili Büyükelçisi</strong>. 7 Eylül <strong>1970</strong> Al-Nejaf Al-Ashraf doğumlu. <strong>Cafer es-Sadr</strong>, kız kardeşi ile evlenen <strong>Mukteda es-Sadr</strong>'ın kayın biraderidir. Ayrıca <strong>İran'ın</strong> eski reformist <strong>Cumhurbaşkanı Muhammed Hatemi </strong>ile de aile bağları var.</div> <div>Evli ve 6 Çocuğu var. 1995-2007 arası <strong>Necef</strong> ve <strong>Kum'da</strong> dini araştırmalarda bulundu. <strong>2011’de</strong> <strong>Lübnan</strong> Üniversitesinden Sosyoloji bölümünden mezun oldu. 2010 Seçimlerinde <strong>Milletvekili</strong> Seçildi. 2019’da Dışişleri Bakanlığı Büyükelçisi, Uluslararası Organizasyon ve Konferanslar Dairesi Başkanıydı. Yine aynı yıl; <strong>Irak Cumhuriyeti'nin</strong> Birleşik Krallık Olağanüstü ve Tam Yetkili Büyükelçisi oldu.</div> <div><strong>Sadr</strong>, önce Bağdat'ta, ardından <strong>Necef'te</strong> okudu. <strong>1999'da</strong> <strong>İran'da</strong> <strong>Kum'a</strong> taşındı ve burada <strong>Ayetullah Kazım el -Haeri'</strong>nin yanında çalıştı; <strong>1998’</strong>de tutuklandı ve ofisi kapatıldı. <strong>Cafer es-Sadr</strong>, 2010 yılında <strong>Başbakan Nuri El Maliki'nin</strong> Hukuk Devleti Koalisyonu Temsilciler Meclisi üyeliğine seçildi. Şubat 2011'de hizmetlerdeki bozulmayı ve "koruyuculuk ve kayırmacılık" sistemini protesto etmek için parlamentodan istifa etti.</div> <div></div> <div><strong>Al-Sadr</strong>, 2018 seçimlerinin ardından bir kez daha potansiyel bir <strong>Başbakan</strong> olarak gösterildi. Şimdi <strong>Irak'ın</strong> Birleşik Krallık Büyükelçisi. <strong>Kürdistan Demokrat Partisi</strong>, <strong>Sadr</strong> bloku ve <strong>Siyada İttifakı'ndan</strong> oluşan Parlamento ittifakı "<strong>Vatanı Kurtarmak", Irak Cumhurbaşkanlığı</strong> ve <strong>Başbakan</strong> adaylarını resmen açıkladı.</div> <div><strong>Sadr</strong> bloğunun başkanı <strong>Hassan al-Adhari</strong> düzenlediği basın toplantısında, "Başkanlık adayımız Rebar Ahmed (Kürdistan'ın şu anki İçişleri Bakanı) ve Başbakanlık pozisyonu için Muhammed Cafer Muhammed Bakır el. -Sadr (Irak'ın şu anki Londra Büyükelçisi)." bilgisini verdi.</div> <h3><strong>Bağdat’ta yeni hükümet, Ankara ekseninde kurulacak…</strong></h3> <div><strong>Sadr Grubu,</strong> 329 sandalyeli Meclis'in 73 vekilini kazanarak seçim birincisi olmuştu. <strong>KPD’nin</strong> 31, <strong>Sünni Egemenlik Koalisyonu</strong>'nun da 60’dan fazla vekili bulunuyor. <strong>Bağdat'ta</strong> <strong>Kürdistan Demokrat Partisi</strong> (KDP) ve <strong>Sünnilerin Meclis Grubu</strong> olan <strong>Egemenlik Koalisyonu</strong> üyeleriyle görüşme sonrası basın toplantısı düzenleyen <strong>Sadr Meclis Grubu Başkanı Hasan Azari,</strong> "Vatanı Kurtarma İttifakı"nda birleştiklerini açıkladı.</div> <div></div> <div>-Kerkük Milletvekili Erşat Salihi-</div> <div><strong>Irak Meclisi Türkmen Grubu Başkanı</strong> ve <strong>Irak Türkmen Cephesi</strong> (ITC) <strong>Kerkük Milletvekili Erşat Salihi</strong>, <strong>Sadr Hareketi</strong> lideri <strong>Mukteda es-Sadr'ın</strong> başbakan adayı <strong>Muhammed Cafer es-Sadr'ı </strong>destekleyeceklerini dile getirdi.</div> <div><strong>Sadr</strong> Hareketinin siyaset kanadındaki yahut <strong>Irak</strong> meclisindeki liderlerinden hiçbirinin, <strong>ABD’nin</strong> <strong>Bağdat’taki</strong> büyükelçileri de dahil hiçbir <strong>ABD’li</strong> yetkiliyle görüşmemiş olması dikkat çekiyor. Aynı durum, belli bir düzeye kadar <strong>İngilizler</strong> için de geçerli. Ama <strong>İngilizler</strong> diyalog için açık bir kapı bulmuş görünüyor. Zira <strong>Mukteda es-Sadr'ın</strong> kuzeni <strong>Irak Başbakanlığı</strong> için ismi konuşulan <strong>Cafer Muhammed Bakır es-Sadr</strong>, <strong>Irak'ın</strong> <strong>Londra</strong> <strong>Büyükelçiliği</strong> görevini yürütüyor.</div> <div><strong>Cafer es-Sadr</strong>, <strong>Irak'taki</strong> güvenlik ve siyasi durumun bozulmasının birçok nedeni olduğuna inanıyor. Ona göre bu nedenlerden bazıları, <strong>Saddam</strong> rejiminin mirası; “<strong>yabancı koalisyon güçleri</strong>”nin, <strong>Saddam</strong> ordusunu ve güvenlik güçlerini dağıtma kararı ve mezhepçiliği teşvik eden politikaları ve üyeleri aynı zamanda mezhepçiliği ve etnosentrizmi de güçlendiren bir yönetici elit.</div> <div></div> <div>-Başbakan Mesrur Barzani, resmi ziyaret kapsamında Londra’da, Irak’ın Bağdat Büyükelçisi ve Başbakan Adayı Muhammed Cafer es-Sadr ile görüştü…-</div> <div><strong>Erbil</strong>, <strong>Kürdistan</strong> <strong>Bölgesi</strong>, <strong>Irak</strong> (GOV.KRD) - <strong>Başbakan Mesrur Barzani</strong>, <strong>Irak'ın</strong> <strong>İngiltere Büyükelçisi Muhammed Cafer es-Sadr</strong> ile <strong>İngiltere</strong> ziyaretlerinde bir araya gelir. Son görüşmelerinde her iki taraf da <strong>Irak'taki</strong> siyasi süreci ve <strong>Erbil</strong> ile <strong>Bağdat</strong> arasındaki sorunların diyalog yoluyla çözülmesinin öneminde hemfikir olduklarını açıkladılar. Görüşmede, ayrıca <strong>Irak'ın</strong> yeni hükümetini kurma çabaları ele alındı.</div> <div><strong>Şii</strong> siyasi güçlerin, <strong>İran</strong> destekli <strong>Fetih ittifakının</strong> başkanı <strong>Hadi el-Amiri</strong>, <strong>İngiltere’nin</strong> <strong>Bağdat Büyükelçisi Mark Bryson-Richardson'ı</strong> çok seviyor olmalı ki ona danışmadan bir iş yapmıyor. Bununla birlikte, <strong>Hadi el-Amiri</strong> tersinden bir algı operasyonu başlatarak, <strong>İngiltere'nin</strong> etkili <strong>Şii</strong> din adamı <strong>Mukteda es-Sadr</strong> ve müttefiklerini <strong>İran</strong> destekli çeşitli grupları saf dışı bırakacak ve <strong>Irak'a</strong> yeni bir siyasi düzen dayatacak bir “<strong>çoğunluk hükümeti</strong>” kurmaya teşvik ettiğini söyledi.</div> <div>Ancak tarafsız kaynaklar ve istihbarat raporlarına göre <strong>Sadr'ın</strong> projesinin arkasında <strong>İngilizlerin</strong> olduğuna dair hiçbir kanıt yok. <strong>Irak'ta</strong> yabancı nüfuz söz konusu olduğunda, <strong>ABD</strong> ve <strong>İran</strong> çok daha güçlü. Yine de <strong>İngilizlerin</strong> 2003'ten bu yana <strong>Irak'taki</strong> birçok önemli kararda çok önemli bir rol oynadığına inanılıyor.</div> <div>.</div> <div><strong>Ömür Çelikdönmez, dikGAZETE.com</strong></div> <div><strong> </strong></div> <div>Seçilmiş Kaynakça</div> <div>https://www.basnews.com/tr/babat/751108</div> <div>https://www.mepanews.com/mukteda-es-sadr-kimdir-260h.htm</div> <div>https://www.mepanews.com/muhammed-sadik-es-sadr-kimdir-35769h.htm</div> <div>https://www.indyturk.com/node/125536/ türkiyeden-sesler/ortadoğu-notları-7-sadr-ailesi</div> <div>https://www.tebaajansi.com/irak/basbakanliga-aday-gosterilen-sadr-dan-aciklama-h292738.html</div> <div>https://www.kurdistan24.net/tr/story/77571-Başbakan,-Irak’ın-Londra-Büyükelçisi-Sadr-ile-bir-araya-geldi</div> <div><strong>https://www.dikgazete.com/haber/irakta-sadr-sunniler-ve-kdp-ortak-cumhurbaskani-ve-basbakan-adayini-acikladi-767522.html</strong></div> <div>https://turkish.aawsat.com/home/article/3253156/sadr-koşullu-abd-açılımıyla-irakta-yeni-bir-hükümetin-kurulmasına-zemin</div> <div>https://www.mofa.gov.iq/london/en/curriculum-vitae/</div> <div>https://carnegieendowment.org/2010/04/05/who-will-be-next-prime-minister-of-iraq-pub-40492#sadr</div> <div>https://amwaj.media/article/jaafar-al-sadr-muqtada-al-sadr-iraq</div> <div>https://gov.krd/english/government/the-prime-minister/activities/posts/2022/april/pm-masrour-barzani-meets-iraqi-ambassador-to-uk/</div> <div>https://shafaq.com/en/Iraq-News/Jaafar-Al-Sadr-pledges-to-restore-the-STATE</div> <div>https://gulfnews.com/world/mena/jaafar-al-sadr-poised-to-become-iraqs-7th-post-saddam-prime-minister-1.86980311</div> <div>https://www.middleeasteye.net/news/iraq-foreign-powers-sucked-into-political-stalemate-how</div> <div></div>