<div><span><span><strong>Yunanistan</strong>, <strong>Adalar Denizi</strong>’ndeki adalar için, <strong>BM</strong> <strong>Antlaşması</strong>’nın 51. maddesinde öngörülen meşru müdafaa hakkını ileri süremez. </span></span></div> <div><span><span>Çünkü bu <strong>adalardaki egemenlik hakkı</strong> sınırlıdır. </span></span></div> <div><span><span>Bu adalar, <strong>merkezi hükümete</strong> bağlı değildir. </span></span></div> <div><span><span>“<strong>Mahalli yönetimler</strong>” şeklinde olması öngörülmektedir. </span></span></div> <div><span><span>Bu sebeple <strong>Yunanistan,</strong> bu sınırları çiğnemiştir. </span></span></div> <div><span><span><strong>Türkiye</strong>’ye karşı egemenlik hakkından söz edilemeyeceği/ ileri süremeyeceği için <strong>Yunanistan</strong>’ın “<strong>meşru müdafaa hakkı</strong>” da yoktur. </span></span></div> <div><span><span><strong>Yunanistan,</strong> kurulduğu günden bu güne kadar yaptığı antlaşmalara riayet etmemiştir, etmeyeceği de görülmüştür. </span></span></div> <div><span><span><strong>Yunanistan</strong>, antlaşmaların müsaade etmemesine rağmen, <strong>Batı Trakya</strong>’da Müftü seçimleri dâhil, her konuda müdahil olmuş, meşru yöneticileri, kovmuş, dövmüş veya öldürmüştür. </span></span></div> <div><span><span><strong>Dr. Sadık Ahmet</strong> suikastı, <strong>İskeçe Müftüsü Mehmet Emin Ağa</strong> hakkında <strong>1993</strong> ve <strong>2003</strong> yılları arasında azınlığa verdiği kırk dokuz mesajdan ötürü, yirmiye yakın dava açılmıştır. </span></span></div> <div><span><span>Daha sonra, <strong>Yunan militarist eşkıyaları</strong> tarafından dövülmüş, ağır şekilde yaralanmıştır. </span></span></div> <div><span><span>Seçilmiş <strong>Gümülcine Müftüsü İbrahim Şerif</strong> ise <strong>“Müftülüğü taklit ve Müftü gibi sarık ve cübbe giymekten”</strong> yargılanmış ve ceza almıştır. </span></span></div> <div><span><span><strong>29 Ocak 1990</strong>’da <strong>Batı Trakya</strong>’da, <strong>Yunan</strong> taraftarları <strong>Yunan</strong> asayiş güçlerinin göz yummasından faydalanarak <strong>Türkler</strong>’e hücum etmişlerdir, <strong>yirmi bir Türk</strong>’ü darp etmiş, <strong>Türkler</strong>’in mülkiyetinde olan dört yüz dolaylarında hane ve dükkânı kırıp dökmüşlerdir.</span></span></div> <div><span><span><strong>Lozan Antlaşması</strong> ve daha sonra yapılan kültür antlaşmalarına rağmen <strong>Yunanistan</strong>, <strong>Batı Trakya Türkleri</strong>’ne kendi müftülerini seçme imkânı tanımıyor. </span></span></div> <div><span><span>Bunun yerine, <strong>Atina</strong>, merkezden <strong>kukla bir müftü</strong> tayin ediyor.</span></span></div> <div><span><span>Bu çerçevede, medreselerde karar verme organı olan <strong>Encümen Heyeti Başkanları’</strong>nı bizzat <strong>Yunan</strong> makamları atayacak; hatta medreselerdeki eğitim kadrosunu da <strong>Atina</strong> belirleyecek. </span></span></div> <div><span><span>TRT Haber'in bildirdiğine göre, <strong>Gümülcine Medresesi</strong>'nin tüm öğretmenlerinin <strong>31 Ağustos 2020</strong> tarihi itibari ile görevden alındığı açıklandı. </span></span></div> <div><span><span>Söz konusu <strong>Milli Eğitim Bakanlığı </strong>kararnamesi ile biri <strong>İskeçe</strong>’de, diğeri <strong>Gümülcine</strong>’de olan iki medrese, “<strong>Yunan devlet okulu</strong>” gibi idare edilecek. </span></span></div> <div><span><span><strong>Yunanistan</strong>’ın bu keyfi kararı, <strong>Lozan Antlaşması</strong> ile garanti altına alınan ‘<strong>azınlık hakları</strong>’nın açık ihlali manasına gelmektedir. </span></span></div> <div><span><span>Sonuç olarak; <strong>Yunanistan,</strong> antlaşmalarla teminat altına alınmış taahhütlerini, yükümlülüklerini, mecburiyetlerini ihlal etmeyi alışkanlık haline getirmiştir.</span></span></div> <div><span><span><strong>Yunanistan, Türkiye</strong>’ye karşı, <strong>İsrail tipi yıldırım harekâtı</strong> ve <strong>baskın</strong> yaparak, tıpkı <strong>1967</strong> ve <strong>1973 Arap-İsrail Savaşları</strong>’nda olduğu gibi “<strong>zafer”</strong> kazanacağını düşünmektedir.</span></span></div> <div><span><span><strong>Yunanistan</strong>; çıkacak bir savaşta, batılı ülkelerin kendisini mağlup ettirmeyeceğini, mağlup olsa bile toprak kaybetmeyeceğini değerlendirmektedir. </span></span></div> <div><span><span>Bu düşünceye sahip olmasının temel sebebi ise <strong>Kıbrıs</strong> meselesinin 60 yılı aşan zamandan beri çözülememiş,<strong> Türkiye</strong>’nin tezlerini kabul ettirememiş olmasında yatmaktadır. </span></span></div> <div><span><span><strong>Annan Planı</strong>’nın kabulü, görüşmelerde toprak tavizi verileceğine dair çelişkili kararlar, <strong>Türkiye</strong>’nin elini zayıflatmıştır.</span></span></div> <div><span><span><strong>Kıbrıs</strong>’da iktidara gelen <strong>Mehmet Ali Talat </strong>ve şimdiki <strong>Cumhurbaşkanı Mustafa Akıncı</strong> gibi zatların <strong>Milli-İslâmi</strong> şuura sahip olmaması nedeniyle istikametsiz tutum ve konuşmaları istikrarlı-kimlikli tutum belirlemeyi imkânsız hale getirmiştir...</span></span></div> <div><span><span><strong>Yunanistan,</strong> tarihi boyunca (Kurulduğu 1821’den bu güne kadar) <strong>Balkan Savaşı</strong> hariç, <strong>Osmanlı Devleti </strong>ve <strong>Türkiye</strong> ile yaptığı bütün savaşları kaybetmesine rağmen toprak kazanmış, “<strong>Megalo idea”</strong>sını emin adımlarla gerçekleştirmiştir. </span></span></div> <div><span><span>Bu durum, <strong>Yunanistan</strong>’ın cesaretini artıran temel içgüdüdür. </span></span></div> <div><span><span>Bilindiği gibi, son yıllarda <strong>Doğu Akdeniz</strong>’de doğalgaz keşfedilince, küresel ve bölgesel güçler arasında mücadeleye neden oldu.</span></span></div> <div><span><span><strong>Türkiye, 1. Dünya Savaşı</strong>’nda kendisine zorla kabul ettirilen <strong>enerji paylaşımının dışında kalmak</strong> mecburiyetine uymayacağını ilan etti.</span></span></div> <div><span><span>Mücadelenin bir tarafında ana karadan en uzun kıyıya sahip <strong>Türkiye</strong>, diğer tarafında <strong>Türkiye</strong>’yi enerji kaynaklarında <strong>denklem dışı </strong>bırakmaya çalışan sömürgecilerin kullandığı <strong>Yunanistan</strong> bulunmaktadır.</span></span></div> <div><span><span><strong>Türkiye</strong>’nin savaş kabiliyeti, mütemadiyen gelişen, 40 yıldan beri düşük ve orta yoğunlukta savaşarak harp tecrübesi olan ordusu mevcuttur. </span></span></div> <div><span><span><strong>Türk Ordusu</strong>, dünyada savaşan tek ordudur. </span></span></div> <div><span><span>Teknolojik kabiliyeti sürekli geliştirilmektedir, stratejik silahlara sahip olması gerektiği bizzat Sn.<strong> Cumhurbaşkanı</strong> tarafından ifade edilmiştir. </span></span></div> <div><span><span><strong>Cumhurbaşkanlığınca, Türk Ordusu</strong>’nun ileri teknoloji ile donatılması gerektiği fikri sürekli olarak bizzat teşvik edilip desteklenmektedir. </span></span></div> <div><span><span><strong>Yunan</strong> ordusunun <strong>Türkiye</strong> ile savaşarak harbi kazanması, mevcut statükoyu koruması, adaları savunması, <strong>Batı Trakya</strong>’yı elde tutması mümkün değildir. </span></span></div> <div><span><span>Bir savaş vukuunda <strong>Yunanistan, Kıbrıs</strong>’ın diğer yarısını da kaybedecektir.</span></span></div> <div><span><span><strong>Yunanistan’ın bitmeyen ihtiraslarına karşı Türkiye ne yapmalıdır?</strong></span></span></div> <div></div> <div><span><span>Birincisi, <strong>Türkiye</strong> tezlerini dünyaya tesirli bir şekilde anlatmalıdır.</span></span></div> <div><span><span><strong>Yunanistan</strong>’ı antlaşmalara uymaya zorlamalıdır. </span></span></div> <div><span><span>Bu mümkün olmazsa, <strong>savaşı en fazla 5 günde bitirecek şekilde yıldırım harbi </strong>doktrinine göre icra etmeli <strong>Batı Trakya, Adalar Denizi</strong> adalarının (Boğazönü, Saruhan, Menteş Adaları) tamamını ele geçirmelidir.</span></span></div> <div><span><span>Savaş başladığında <strong>Yunanistan,</strong> tek uçak kaldıramayacak şekilde elektronik olarak <strong>körleştirilmeli</strong>, kalkan uçakları, havada, karada ve denizde düşürmeli, <strong>Yunan Hava Kuvvetleri’</strong>ni 5-6 saat içinde tamamen imha etmelidir. </span></span></div> <div><span><span><strong>Türk hava indirme birlikleri,</strong> 2. gün sonuna kadar yakın adaların tümünü işgal etmeli, <strong>5 gün içinde Batı Trakya</strong>’da <strong>Kavala-Drama</strong> hattına kadar ilerlenmeli veya denizden çıkartmalar yapılarak ele geçirilmelidir.</span></span></div> <div><span><span><strong>Türk Elçilikleri, Türkiye</strong>’nin haklılığını, mecburiyetlerini bütün başkentlerde hararetle savunmalı, gerekirse <strong>Dışişleri Bakanlığı,</strong> elçi ve konsolosları propaganda kursuna çağırarak eğitmeli, temel tezleri özet olarak ellerine verip, görev yaptıkları ülkelere geri göndermelidir.</span></span></div> <div><span><span><strong>Türkiye, Yunanistan</strong>’ın aniden açacağı savaşa, ani müdahale doktrinine göre <strong>şok taarruz-dehşet verici mukabele</strong> ile karşılamalı, savunma yapmaya imkân vermeyecek tarzda ezmelidir.</span></span></div> <div><span><span>Bütün dünya şaşırıp kalmalı, ne olup bittiğini anlamamalıdır.</span></span></div> <div><span><span><strong>ABD</strong>’nin (7/10) dengesi,<strong> F-35</strong> vermemesi, <strong>Türkiye</strong>’nin hava savunması için gerekli olan ‘<strong>Patriot</strong>” satışının yasaklanması gibi kötü komşu/müttefik ilişkileri <strong>çöpe</strong> atılmalıdır.</span></span></div> <div><span><span><strong>Türkiye, Yunanistan</strong>’ın kafasını kırınca, <strong>batı dünyası</strong> dehşete kapılır, bütün <strong>İslam dünyası</strong> etrafımızda toplanır. </span></span></div> <div><span><span>Böyle bir harekât sonrası, <strong>Doğu Türkistan, Hindistan-Keşmir, Arakan, Filipinler, Orta Afrika, Yemen, Bosna, Sudan, Libya, Dağlık Karabağ, Somali Müslümanları</strong> moral bulacaktır, birlik beraberlik artacaktır.</span></span></div> <div><span><span><strong>Sn. Cumhurbaşkanı</strong>’nın ifade ettiği “<strong>Dünya 5’den büyüktür</strong>” tezi kuvvet kazanacaktır, <strong>yeni bir dünya gücü</strong> ortaya çıkacaktır. </span></span></div> <div><span><span>İnsani değerler, sözler, antlaşmalar, yükümlülükler, ahde vefa, insan hakları değer kazanacaktır. </span></span></div> <div><span><span>Taahhütlerine uymayanlar dehşete kapılacaktır.</span></span></div> <div><span><span><strong>Türkiye,</strong> keşif-icat kuşağında yer alan bir ülkedir. </span></span></div> <div><span><span>Türk bilim adamlarına; “<strong>Araştırın, keşfedin, bulun!..</strong>” emri verildiğinde, 10 yıl içinde <strong>ABD</strong> ve <strong>Rusya</strong>’yı aşan ve onları durduracak ve mağlup edecek silahlar yapıldığı görülecektir.</span></span></div> <div><span><span><strong>Yegâne galip olan Yüce Allah’tır. </strong></span></span></div> <div><span><span><strong>Allah</strong> <strong>yolunda</strong> mücadele eden bir millet, sürekli galip gelecektir; her zaman muzaffer olacaktır.</span></span></div> <div><span><span>Bunun için iç cepheyi kuvvetlendirmek, milli birlik ve beraberliği artırmak gerekiyor. </span></span></div> <div><span><span>-Bunu bir sonraki yazımızda ele alacağız.-</span></span></div> <div><span><span>.</span></span></div> <div><span><span><strong>Suat Gün, dikGAZETE.com</strong></span></span></div> <div></div>