<h3><span><strong>GÜVENLİK KAVRAMININ FELSEFİ ANALİZİ</strong></span></h3> <div><strong>Güvenlik</strong>; “tehdit almamak, huzur içinde yaşamak, tehlikelerden emin olmak, korku ve endişeden uzak olmak” manasına gelen <strong>emniyet</strong>-<strong>huzur</strong> kavramının genelleşmiş halidir. Güvenliğin birinci unsuru; <strong>tehlikelerden</strong> <strong>emin</strong> olmaktır. Ancak <strong>tehlike,</strong> tabiatın/kâinatın <strong>doğal</strong> halidir.</div> <div><strong>Tabiatta</strong> mutlak manada <strong>kesin</strong> <strong>bir</strong> <strong>güvenlik</strong> yoktur. Çünkü <strong>ölüm</strong> vardır, <strong>ölüm</strong> <strong>tabii</strong> bir mecburiyettir. Yani <strong>kâinatın</strong> bu yapısına göre, <strong>sınırsız</strong> <strong>güvenlik</strong> ve <strong>sonsuz</strong> <strong>beka,</strong> insan varlığı için bu dünyada imkânsızdır.</div> <div><strong>Mutlak</strong> <strong>güvenlik,</strong> tabiatta mümkün değildir; gökten <strong>göktaşı</strong> düşebilir, <strong>şimşek</strong> çarpabilir, <strong>deprem</strong> yıkabilir, <strong>ağaç</strong> devrilebilir, <strong>sel</strong> gelebilir, <strong>heyelan</strong> akabilir, <strong>tayfun</strong> vurabilir, <strong>gemi</strong> batabilir, <strong>uçak</strong> düşebilir, <strong>yılan</strong> sokabilir, <strong>kaplan</strong> saldırabilir, <strong>köpek</strong> <strong>balığı</strong> parçalayabilir, <strong>mantar</strong> zehirleyebilir.</div> <div><strong>Hz. Âdem’in Cennetten</strong> kovulmasıyla birlikte <strong>insanoğlu,</strong> yeryüzüne <strong>birbirine</strong> <strong>düşman</strong> olarak inmiştir. İnsanlar, toplumlar, dinler ve devletler arasında <strong>rekabet,</strong> insanın tabiatında mevcuttur. Bu mücadele <strong>kıyamete</strong> <strong>kadar</strong> devam edecektir.</div> <div><strong>Tabiattan</strong> gelen tehlikelerden <strong>emin</strong> olmanın birinci şartı; öncelikle <strong>tedbirli</strong> olmak, tehlikelere karşı <strong>hazırlıklı</strong> olmak, <strong>mukabele</strong> <strong>etmesini</strong> bilmekle mümkündür. Bizi bu alanda ilgilendiren asıl sorun <strong>insanlar</strong> <strong>arasındaki</strong> <strong>çatışma</strong> ve <strong>savaşlardır</strong>. İnsanlar ve toplumlar arası <strong>rekabet,</strong> zaman zaman <strong>çatışmayı</strong> tetiklemekte, <strong>savaşların</strong> ortaya çıkmasına sebep olmaktadır.</div> <div><strong>Dinimiz</strong> <strong>İslam</strong>, insanlar arasında <strong>adaleti</strong>, <strong>selamı</strong> (huzuru) ve <strong>barışı</strong> <strong>yaymayı</strong> emretmektedir. <strong>İslam</strong> dini, <strong>sözünde</strong> <strong>durmayı</strong>, <strong>emin</strong>/<strong>dürüst</strong> <strong>olmayı</strong>, <strong>intikam</strong> <strong>almada</strong> <strong>ölçüyü</strong> emretmektedir. <strong>Barışı</strong> esas almaktadır.</div> <div><strong>Tehlike</strong> kavramının en önemli yönü <strong>tehlikesiz</strong> ve <strong>emin</strong> olmaktır. Tabiatta birçok tehlikeli hayvanı <strong>evcilleştirerek</strong> kendinize bağlayabilirsiniz. Çünkü o <strong>hayvan,</strong> alıştığı sahibini <strong>tehdit</strong> olarak algılamaz ve <strong>kendisini</strong> <strong>besleyen</strong> <strong>ve</strong> <strong>bakan</strong> <strong>şahıs</strong> olarak görür. En tehlikeli hayvanlar bile <strong>tehdit</strong> <strong>algılamazsa</strong> saldırmaz. Bu durumda şu netice ortaya çıkıyor: <strong>Tehdit ederseniz, tehdit edilirsiniz</strong>.</div> <div><strong>İkinci</strong> <strong>nokta</strong> şudur: Tehdit eden taraf, tehdit ettiği tarafın <strong>mukavemet</strong> <strong>edemeyeceğini</strong> anlarsa, <strong>saldırmakta</strong> tereddüt etmez. Mesela <strong>boğa</strong> <strong>yılanı,</strong> yutamayacağı büyüklükteki hayvana saldırmaz. Tabiat belgeselleri, <strong>hayvanlar</strong> <strong>âleminde</strong> <strong>güvenliğin</strong> nasıl işlediğine dair binlerce <strong>belge</strong> ile doludur.</div> <div>Dolayısıyla güvenliğin birinci şartı <strong>tehlikesiz</strong> olmak, ikincisi <strong>tedbirli</strong> olmak, üçüncüsü <strong>saldırmaya</strong> teşebbüs edecek tarafa mukabele edecek <strong>gücü</strong> elde bulundurmaktır.</div> <div>Sözünde durmak, ahlaklı olmak, dürüst olmak, gibi bizzat <strong>güvenlik</strong> arayan <strong>kişi</strong> ve <strong>devletin</strong> ibraz etmesi gereken bir unsurdur. Dolayısıyla bir <strong>devletin,</strong> <strong>nefsi</strong> <strong>müdafaa</strong> yapacak seviyede <strong>güç</strong> <strong>toplaması</strong> meşrudur. <strong>Tecavüz</strong> edecek seviyede <strong>silah</strong> <strong>gücü</strong> toplamak, bu silahları <strong>insafsızca</strong> kullanmak bunu yapanlar için <strong>ağır</strong> <strong>güvenlik</strong> <strong>sorunları</strong> yaratır.</div> <div>Çok <strong>silaha</strong> sahip olmak, <strong>silah</strong> <strong>yığınağı</strong> yapmak, gereksiz yere sağa sola <strong>çatmak</strong>, komşularınızda <strong>saldırmak</strong> endişe yaratır.</div> <div><strong>Emniyet</strong> <strong>sağlayayım</strong> derken <strong>emniyetsiz</strong> duruma düşersiniz. <strong>Komşularınızı</strong> ürküterek <strong>mukavemet</strong> etmeye zorlarsınız. Küçük bir devletin <strong>güven</strong> içerisinde yaşaması için bütün <strong>komşularını</strong> tehdit eden bir <strong>güce</strong> sahip olması <strong>güvenlik</strong> yerine öfke yaratır.</div> <div>Mesela <strong>İkinci</strong> <strong>Dünya</strong> <strong>Savaşı'ndan</strong> sonra savaşın galibi <strong>5 ülke,</strong> <strong>nükleer</strong> <strong>silah</strong> bulundurma hakkını meşrulaştıran bir anlaşma yaparak bütün insanlığa dayatmıştır. <strong>Nükleer</strong> <strong>Silahların</strong> <strong>Yayılmasının Önlenmesi Anlaşması</strong> (NPT) bu <strong>5 ülkenin</strong> dışında herkesin silah yapmasını yasakladı. Bu <strong>5 daimi üyenin</strong> de <strong>nükleer</strong> <strong>silahlarını</strong> azaltarak kaldırmasını öngörmektedir. Önümüzdeki dönemde bu <strong>5 ülke,</strong> ellerindeki <strong>nükleer</strong> <strong>gücü</strong> ortadan kaldırmadığı taktirde bu <strong>silahlar</strong> kendini <strong>güvenli</strong> hissetmeyen <strong>her</strong> <strong>ülke</strong> <strong>tarafından</strong> <strong>yapılacak</strong> ve yeryüzüne yayılacaktır. Bu durum, <strong>insan</strong> <strong>neslini</strong> tehdit eden en büyük mesele haline gelecektir.</div> <div>Mesela <strong>İsrail’in</strong> elinde <strong>380</strong> <strong>civarında nükleer silah</strong> bulunması, bölge için <strong>ağır</strong> güvenlik tehdididir. Bu durum kabul edilemez.</div> <div>Bunun ötesinde <strong>insancıl</strong> <strong>hukuku</strong>, <strong>BM</strong> <strong>düzenini</strong> hiçe sayan, bölge ülkelerinin toplamından daha fazla <strong>silah</strong> <strong>yığınağı</strong> yapan, hiçbir <strong>hukuka</strong> uymayan, <strong>katliam</strong> yapmakta <strong>sınırı</strong> olmayan, <strong>terör</strong> <strong>saldırıları</strong> yaparak çeşitli ülkelerin <strong>devlet</strong> <strong>adamlarını</strong> <strong>öldüren</strong>, “ali-kıran çetesi” gibi davranan, <strong>terör</strong> <strong>örgütü</strong> gibi mukabele eden, yaptığı hiçbir <strong>anlaşmaya</strong> <strong>uymayan</strong> bir yapı, bulunduğu yerde <strong>ağır</strong> <strong>güvenlik</strong> <strong>bunalımı</strong> yaratır.</div> <div>Bunun tabii sonucu olarak <strong>komşularını</strong> <strong>diken</strong> <strong>üstünde</strong> tutan bu yapı, <strong>güvenlik</strong> <strong>yaratayım</strong> derken <strong>kendi</strong> <strong>güvenliğini</strong> <strong>tehdit</strong> eden bir hal alır. Dünya tarihinde görülmüştür ki <strong>hiçbir</strong> <strong>kuvvet</strong> <strong>durdurulamaz</strong> değildir. Hiçbir <strong>kuvvet</strong> ne kadar güçlü olursa olsun yenilmez değildir. <strong>10’ncu</strong> yüzyılda, <strong>insan</strong> <strong>hızının</strong> günlük en çok <strong>50</strong> <strong>Km</strong> olduğu bir devirde <strong>cebri</strong> <strong>yürüyüş</strong> yaparak günde <strong>200</strong> <strong>Km’lik</strong> çevirme harekâtı yapan nerede ise <strong>60</strong> <strong>yıl</strong> boyunca hiçbir devletin karşısında duramadığı <strong>Moğol</strong> <strong>ordusu</strong>, tek bir muharebe ile darmadağın edilmiştir[1] (1). <strong>İsrail,</strong> bu mantıkla giderse <strong>10</strong> <strong>yıl</strong> dahi yaşayamaz. Bu durum kesindir.</div> <div><strong>Güvenlik</strong> öncelikle <strong>güven</strong> vermektir, <strong>güvenilir</strong> olmaktır, <strong>itimada</strong> <strong>layık</strong> olmaktır, <strong>komşularla</strong> iyi geçinmek ve <strong>kaynaşmak</strong> demektir. <strong>Oded Yinon planını</strong> ilan ederek, <strong>Arz-ı Mevud</strong> denilen toprakları tapulu malı ilan eden, yetkili ağızlardan komşularını tehdit ederek[2] (2), <strong>atom</strong> <strong>bombası</strong> kullanmaktan söz etmek[3] (3) <strong>ağır</strong> <strong>güvenlik</strong> <strong>bunalımı</strong> yaratır[4](4). Bu ortam, <strong>Türkiye’yi</strong> ağır şekilde <strong>tehdit</strong> eder, bu durum kabul edilemez.</div> <div><strong>Türkiye’nin</strong>, <strong>İran</strong> ve <strong>Suriye</strong> ile anlaşarak bir savunma antlaşması yaparak <strong>Türk</strong> <strong>birliklerini</strong> <strong>Hama</strong>-<strong>Humus</strong> bölgesine intikal ettirmesi, <strong>Deyrizor’a</strong> kadar olan bölgede <strong>terörle</strong> <strong>mücadele</strong> esaslarına dayanarak <strong>İsrail</strong> <strong>yanlısı</strong> <strong>YPG</strong> güçlerini tasfiye etmesi <strong>mecburiyet</strong> haline gelmiştir.</div> <div><strong>Türkiye’nin</strong> güvenliği budur. <strong>MHP Genel Başkanı Sayın Bahçeli’nin</strong> ifade ettiği <strong>Kudüs</strong> <strong>Paktı</strong> meselesi, hayati derecede önemli hale gelmiştir.</div> <h3><span><strong>KUDÜS PAKTI…</strong></span></h3> <div><strong></strong></div> <div>-Kudüs, 1900</div> <div><strong>MHP lideri Sayın Devlet Bahçeli, “Türkiye’nin toprak bütünlüğü ve güvenliğinin açık tehlike altına girdiği bir dönemde Kudüs Paktı kurulmalıdır</strong>” dedi.</div> <div><strong>Cumhurbaşkanı Sayın Erdoğan</strong>, “<strong>İsrail’in Filistin ve Lübnan’dan sonra gözünü dikeceği yer bizim vatan topraklarımızdır</strong>” dedi.</div> <div><strong>Türkiye</strong>; <strong>Kıbrıs</strong>, <strong>Ürdün</strong>, <strong>Mısır</strong>, <strong>Irak</strong> ve <strong>Suriye’yi</strong> kapsayan çok boyutlu bir <strong>savunma</strong> ve <strong>güvenlik</strong> konsepti için harekete geçti. <strong>İsrail</strong> <strong>merkezli</strong> <strong>tehdit</strong>, <strong>Türkiye’nin</strong> <strong>Millî Güvenlik Belgesi’ne</strong> girmekle birlikte, bütün güvenlik stratejilerinin de kapsama alanına giriyor.</div> <div>Geçtiğimiz günlerde Gazeteci <strong>İbrahim</strong> <strong>Karagül’ün</strong> “X” platformunda paylaştığı <strong>21</strong> <strong>maddelik</strong> <strong>Türkiye’ye yönelik tehdit algısı</strong> ile ilgili yazısı, tamamen doğrudur. <strong>Karagül</strong>, bunları şöyle sıralamıştır:</div> <div><strong>1- Irak’ta ve Türkiye</strong> içinde PKK’yı ABD yönetiyor. Türkiye kırk yıldır bu bela ile savaşıyor. Korkunç bir ekonomik kaybın yanında Türkiye’nin bütünlüğü açıktan tehdit ediliyor.</div> <div><strong>2- Suriye’de</strong> YPG’yi ABD yönetiyor? Binlerce TIR dolusu silah, helikopterler, hava savunma sistemleri, terör kışlaları ve eğitim üsleri, ABD tarafından yürütülüyor.</div> <div><strong>3- Irak</strong> ve Suriye’deki terör ordusunun bütün yöneticileri ABD üslerinde korunuyor. Bölgeye yığdıkları silah ve mühimmat “Devletten Devlete Savaş” hazırlığı şeklinde.</div> <div><strong>4- ABD,</strong> Irak ve Suriye’nin kuzeyinden PKK/YPG eliyle doğrudan Türkiye’ye saldırıyor. Mesele artık terör meselesi değil. Doğrudan ABD ve müttefiklerinin Türkiye’yi küçültme saldırılarına dönüştü.</div> <div><strong>5- Ege’de</strong> bütün Yunan adalarını Türkiye’ye karşı ABD silahlandırıyor. Adalar tam füze üssüne dönüştürdü.</div> <div><strong>6- Yunanistan</strong>/Dedeağaç’ta, sınırımıza 30 kilometre mesafede bölgenin en büyük askeri üssünü ABD kurdu daha da büyütüyor.</div> <div><strong>7- Doğu Akdeniz’de</strong> Türkiye’nin hareket alanını ABD varlığı sınırlıyor ve orada büyük bir tehdit biriktiriyor. Bütün Batılı donanmaları burada topluyor.</div> <div><strong>8- Kıbrıs Rum Kesimi’ni</strong> Ortadoğu’daki müdahaleler için en büyük cepheye ABD dönüştürüyor. Bugün Lübnan ve Gazze’ye saldırı gibi görünse de aslında buradaki yığınak bir gün Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’ne, Türkiye’ye yönelecek.</div> <div><strong>9- İsrail’in Gazze’de</strong>, Lübnan’daki saldırılarını ABD yürütüyor, ABD silahlı güçleri ve mühimmatları kullanılıyor. Türkiye sınırına buradan da 170 kilometre yaklaştılar. Ve her geçen gün Türkiye’nin güneyini daha da tehdit ediyor.</div> <div><strong>10- Aynı İsrail</strong> yarın Şam’a saldıracak. Şam’ın işgali ABD’nin çok daha güçlü bir şekilde Türkiye’nin Güney sınırlarına, Suriye’nin Kuzeyine, Hatay sınırlarına yerleşmesiyle sonuçlanacak.</div> <div><strong>11- Yunanistan</strong>, Romanya, Bulgaristan’a yapılan askeri yığınaklar tamamen bir Karadeniz savaşı çıkarmaya dönük. Türkiye’nin Kuzeyi’nde bir Türk-Rus savaşını provoke etmeye dönük. Lübnan-Suriye hattında işleri tamamlansın doğrudan bunun için çalışacaklar. Karadeniz savaşı çıkarabilirlerse Türkiye’nin bütün yönlerden kuşatılması tamamlanmış olacak. İşte o zaman Türkiye’nin imhasını konuşmaya başlayacaklar.</div> <div><strong>12- Şimdi Ermenistan’ı</strong> NATO’ya alarak, Karabağ savaşının intikamını almaya, Kafkasları yeniden karıştırmaya dönük bir plan işletiyorlar. Orta Koridor’un en hassas bölgesinde bir ABD müdahalesi hazırlıklar yapıyorlar. Anadolu-Orta Asya kapısını bir kez daha kapatmak için çalışıyorlar.</div> <div><strong>13- ABD’nin</strong> işgal ettiği, tehdit ettiği, askeri üsler kurduğu yukarıdaki bütün alanlara İsrail ordusu, askeri, silahı da taşınıyor. Ve İsrail sadece Lübnan, Mısır, Suriye’ye tehdit etmiyor. Her ne kadar bugün açıklamasalar da en nihai hedefleri Türkiye'dir. Çünkü Türkiye’de, on yıllardır besledikleri, devleti yöneten kadrolar tasfiye edilmiştir. Bunun intikamını almak için farklı türde saldırılara girişeceklerdir.</div> <div><strong>14- Ege’de</strong> adalarda İsrail askeri var. Rum Kesimi’nde İsrail askeri var. Yunanistan’da İsrail askeri var. Gazze’de İsrail soykırımı var. Lübnan’da İsrail saldırısı var. Şam’da İsrail saldırısı var. PKK ve YPG ile birlikte İsrail askeri gücü ve askerleri var.</div> <div><strong>15- Şam</strong> işgal edildiği anda (ki işgal edeceklerini açık açık söylüyorlar artık), ABD ile birlikte İsrail askerlerini Suriye sınırımızın tamamında göreceğiz. İran’ın Suriye’deki varlığı bu işgali engellemeye yetmeyecek.</div> <div>Hemen hemen her gün; <strong>İsrail</strong>, <strong>Suriye</strong> topraklarına saldırmaktadır. <strong>Şam’daki</strong> ilkel yönetim herhangi bir cevap verememektedir. Kendi halkını asmakta, kesmekte, <strong>Rusya’yı</strong> davet ederek bombalamakta çok mahir davranan <strong>Şam</strong> yönetimi, <strong>İsrail</strong> karşısında adeta süt dökmüş kedi gibi oturmaktadır.</div> <div><strong>Rusya</strong>, <strong>Şam</strong> yönetimini yalnızca <strong>Türkiye’ye</strong> karşı korumakta <strong>İsrail’in</strong> <strong>Suriye</strong> topraklarını yolgeçen hanına döndürmesine müsaade etmektedir. Hâlbuki <strong>Rusya,</strong> şunu bilmelidir ki; <strong>Rus</strong> milletinin en azılı düşmanı <strong>İsrail</strong> ve <strong>ABD’deki</strong> <strong>Yahudi</strong> lobisidir. Nitekim <strong>Ukrayna’nın</strong> başına <strong>sirk</strong> <strong>soytarısı</strong> <strong>Yahudi</strong> <strong>Zelensky</strong> geldikten sonra bu savaş çıkartılmıştır.</div> <div><strong>Rusya</strong> ve <strong>Suriye’nin</strong> çıkarı, <strong>Suriye</strong> topraklarında <strong>Türkiye</strong> ile birlikte hareket etmektir. Nitekim <strong>İsrail,</strong> <strong>Rus</strong> üslerinin yakınlarını bombalamaktan kaçınmamaktadır. Pek yakında <strong>Rus</strong> <strong>üslerini</strong> bombalarsa hiç kimse şaşırmamalıdır.</div> <div><strong>İsrail,</strong> yumuşak lokma gördüğü <strong>Lübnan'a</strong> saldırırken <strong>Lazkiye</strong> ve <strong>Tartus’da</strong> bulunan <strong>Rus</strong> <strong>üslerini</strong> yakından tehdit etmektedir. <strong>Rusya’nın</strong> bu bölgede deniz ikmal üsleri ve gene <strong>Suriye’nin</strong> batısında <strong>Hmeymim</strong> <strong>Hava</strong> <strong>Üssü</strong> bulunmaktadır[5] (5). Geçtiğimiz günlerde <strong>İsrail</strong>, <strong>Suriye'deki</strong> <strong>Rus</strong> hava üssü yakınlarını vurdu.</div> <div><strong>İsrail</strong> savaş uçaklarının, <strong>Suriye'deki</strong> en büyük <strong>Rus</strong> <strong>hava</strong> <strong>üssünün</strong> yakınında bulunan bir <strong>mühimmat</strong> <strong>deposunu</strong> vurarak imha ettiği bildirildi[6] (9).</div> <div><strong>Rusya,</strong> yaptığı antlaşmaya aykırı olarak hava saldırılarına karşı <strong>Suriye</strong> kara birliklerini koruyamamıştır[7](7).</div> <div><strong>İsrail’in</strong> zaman zaman “<strong>İran hedeflerini vuruyorum</strong>” diyerek <strong>Şam</strong>, <strong>Halep</strong>, <strong>Lazkiye</strong> gibi şehirleri bombalaması, <strong>Rusya’nın</strong> herhangi bir mukabelede bulunmaması, <strong>Suriye</strong> hava sahasını korumaması bu antlaşmanın <strong>hileli</strong> <strong>bir</strong> <strong>metin</strong> olduğunu göstermektedir. Ya da <strong>Rusya,</strong> ikiyüzlü davranmaktadır.</div> <div><strong>İsrail</strong> ve <strong>ABD’nin</strong> <strong>Türkiye’yi</strong> hedef aldığı açık, onlar <strong>düşmanlıklarını</strong> artık gizlemiyorlar.</div> <div><strong>İsrail’in</strong> <strong>Lübnan’dan</strong> sonraki hedefi <strong>Suriye’dir</strong>.</div> <div><strong>İsrail</strong>, <strong>Şam’a</strong> vurup, <strong>Fırat’ın</strong> doğusuna geçmesi halinde <strong>YPG</strong> ile temasa geçecek, <strong>Şam</strong> yönetimini doğudan batıya doğru kuşatarak tasfiye edecek, <strong>PYD</strong>-<strong>YPG’yi</strong> yedeğine alarak, <strong>Türkiye</strong> sınırına dayanacaktır. Yani perşembenin gelişi çarşambadan bellidir.</div> <div><strong>Şam</strong> yönetimi için <strong>Rusya</strong> güvenilir müttefik değildir. <strong>Şam’ı</strong> <strong>İsrail’e</strong> karşı havadan korumamaktadır. <strong>İran,</strong> mesafe faktörü ve <strong>Rusların</strong> havadan koruması olmaması sebebiyle <strong>Suriye’de</strong> devamlı zayiat vermektedir, <strong>İsrail’e</strong> karşı yığınak yapamamaktadır. Kuvvet naklini sızma usulü ile yapmakta hafif silah getirebilmektedir.</div> <div><strong>Rusya</strong>, <strong>Suriye</strong>-<strong>Rusya</strong> savunma antlaşmasının öngördüğü <strong>havadan</strong> <strong>koruma</strong> işini yapamıyor veya yapamamaktadır. Bu durumda <strong>Suriye’nin</strong> <strong>savunması</strong> büyük tehdit altındadır. <strong>Suriye’nin</strong> ek güvenlik tedbirlerine ihtiyacı vardır. Bu ihtiyacı karşılamak için <strong>Kudüs</strong> <strong>Paktı’nın</strong> kurulması kesin zaruret haline gelmiştir.</div> <div>Bu paktın kuruluşu için <strong>Suriye’yi</strong> değil <strong>İran’ı</strong> zorlamak lazımdır. <strong>Suriye</strong> yönetimi iki bastonlu topal ördektir. Bastonlardan biri <strong>Rusya</strong> ötekisi <strong>İran’dır</strong>.</div> <div><strong>Rusya’nın</strong>, <strong>Suriye</strong> ile <strong>Türkiye</strong> ortak güvenlik antlaşması yapmasına itiraz edeceğini zannetmiyorum. Ancak <strong>İran’ın</strong> ikna edilmesi şarttır. <strong>Türk</strong> <strong>Ordusu,</strong> <strong>İsrail</strong> ile yapılacak bir savaşı karşılamak için <strong>Hama</strong>-<strong>Humus</strong> şehirlerinin <strong>100</strong> <strong>Km</strong> güneyine inecek şekilde şimdiden konuşlandırılmalıdır. <strong>Harp</strong> başladıktan sonra <strong>Türk</strong> <strong>kara</strong> <strong>birliklerini</strong> sınırdan <strong>50</strong> <strong>Km</strong> bile ileri gitmesine müsaade etmezler, ağır bombardıman altına alırlar.</div> <div><strong>İsrail</strong> ordusunun <strong>Suriye’deki</strong> <strong>Türk</strong> <strong>birliklerini</strong> kuşatmasını önlemek için öncelikle <strong>Lübnan</strong> ile bir <strong>güvenlik</strong> <strong>paktı</strong> yapılmalıdır. Hatta şimdiden <strong>Lübnan’a</strong> <strong>Türkiye’nin</strong> <strong>himayesine</strong> girmesini tavsiye etmek zaruret haline gelmiştir.</div> <div><strong>İsrail,</strong> şimdiden ve ileriden karşılanmalıdır, pasif kalmak ölümcüldür. Seyirci kalmak, uyutulmak, sıranın kendine gelmesini beklemek, büyük ahmaklık olacaktır. Unutulmamalıdır ki <strong>İslam</strong> <strong>dünyası,</strong> <strong>Moğol</strong> <strong>saldırıları</strong> karşısında parça parça yenilgiye uğrayarak <strong>zulüm</strong> ve <strong>katliama</strong> uğramıştır.</div> <div><strong>Türkiye</strong>, <strong>Dışişleri</strong> teşkilatındaki <strong>İsrail</strong> <strong>yanlısı</strong> <strong>monşerleri</strong>, güvenlik bürokrasisindeki <strong>İsrailci</strong> <strong>zümreyi</strong> temizleyerek işe başlamalıdır[8] (8). Sn. <strong>Bahçeli’nin</strong> bu önerisi, hayati derecede önemlidir, <strong>yüksek</strong> <strong>vizyonlu</strong> bir tekliftir, <strong>Türkiye’nin</strong> bekasının kilit kararıdır.</div> <div>Dakika tehir etmeden işe hemen başlanmalıdır.</div> <div>.</div> <div><strong>Suat Gün, dikGAZETE.com</strong></div> <div>[1] (1) Ayn Calut Muharebesi, (Arapça: عين جالوت, Calut'un gözü), 3 Eylül 1260'ta Memlük Ordusu ile İlhanlılar arasında, Celile Bölgesi'nin Ayn Calut mevkiinde yapılan muharebe.</div> <div>Dünya hâkimiyeti fikrinden yola çıkarak önlerinde hiçbir gücün duramayacağını zanneden İlhanlılar, Memlûkler sayesinde durdurulmuş ve onlardan yedikleri ağır darbeler sonucunda yıkılışa geçmiştir.</div> <div>[2] (2) Netanyahu: Yeşaya kehaneti gerçekleşecektir. https://www.cumhuriyet.com.tr/yasam/yesaya-kehanetleri-nelerdir-netanyahunun-bahsettigi-yesaya-kehaneti-2134235</div> <div>[3] (3) İsrail’de Netanyahu hükümetinin aşırı sağcı Kültür Mirası Bakanı Amihai Eliyahu skandal bir açıklamaya imza atarak, Gazze’ye atom bombası atılmasının askeri seçeneklerden biri olduğunu söyledi. https://www.hurriyet.com.tr/dunya/israilli-bakan-sasirdi-gazzeye-atom-bombasi-atalim-42356799</div> <div>[4] (4) İsrail'de aşırı sağcı Ulusal Güvenlik Bakanı Itamar Ben-Gvir, İsrail meclisinin pazartesi günü <strong>"Filistinli tutuklulara idam cezası" </strong>öngören yasa tasarısını görüşeceğini belirtti. https://www.ntv.com.tr/dunya/israil-hapishanedeki-filistinlileri-idam-etmek-istiyor,Z5JBV6JHZUKQhGXDZFNusw</div> <div>[5] (5) Moskova ile Şam, 49 yıllığına Tartus'ta Rus donanmasının lojistik merkezinin konuşlandırılması konusunda bir anlaşma imzalamıştı. Nükleer olanlarda dahil aynı anda 11 savaş gemisinin merkeze demirlemesine izin veren anlaşmanın 25 yılda bir yenilenmesi kararlaştırıldı.</div> <div>18 Ocak 2017 tarihinde yürürlüğe giren anlaşma, Rusya donanmasının ikmal merkezini denizden ve havadan korumasını, Suriye'nin ise karadan savunmasını şartını kapsıyor. https://turkish.aawsat.com/home/article/3478186/rus-sava%C5%9F-u%C3%A7aklar%C4%B1-suriyenin-bat%C4%B1s%C4%B1ndaki-hmeymim-hava-%C3%BCss%C3%BC%E2%80%99ne-ula%C5%9Ft%C4%B1</div> <div>[6] (6)https://www.ekonomim.com/gundem/israil-suriyedeki-rus-hava-ussu-yakinlarini-vurdu-haberi-771037</div> <div>[7] (7) 3 Ekim 2024</div> <div>[8] (8) Bir de İsrail'den daha güçlü Türkiye'deki İsrail var.</div> <div></div> <div></div>