<h3><span><strong>İSRAİL’İN GÜVENLİĞİ MESELESİ -l</strong></span></h3> <div><strong>ABD’nin</strong> her zaman ileri sürdüğü temel tez şudur: <strong>“İsrail’in güvenliğine bağlıyız,” “İsrail’in güvenliğini sağlamak temel hedefimizdir.” İsrail</strong> denilen <strong>terör</strong> <strong>üssü,</strong> askeri garnizon devleti görünümlü bir yapı olup, tarihte nadir görülen bir yapıdır. Ne <strong>Hasan</strong> <strong>Sabbah’ın</strong> terör teşkilatı ne <strong>Töton</strong> <strong>Şövalyeleri</strong> (tarikatı) <strong>Devleti</strong> ne <strong>Tapınak</strong> <strong>Şövalyeleri</strong> bu derece <strong>kan</strong> <strong>dökücü</strong> ve <strong>zalim</strong> olmamıştır.</div> <div>Terörü, cinayeti, kan içiciliği <strong>normalleştiren</strong> bu yapı, <strong>terörün</strong> <strong>devletleşmiş</strong> halidir. Kısaca <strong>İsrail,</strong> bir devlet değil terörün <strong>cisimleşmiş</strong> halidir.</div> <div>Bu yapının <strong>güvenliğinden</strong> söz etmek, güvenlik içinde yaşamasını temin etmek demek, <strong>kan</strong> <strong>dökücülüğün</strong> <strong>yeryüzüne</strong> <strong>yayılması</strong> demektir. Yeryüzünün <strong>fesada</strong> sürüklenmesi insanlık tarihinde görülmemiş şekilde <strong>anarşi</strong> ve <strong>zulmün</strong> her yere yayılması manasına gelmektedir.</div> <div><strong>TV</strong> kanallarında görüyorum, işitiyorum; “<strong>İsrail’in kendini güvende hissetmesi”, “güvenliğini garanti altına alması</strong>” kavramları konuşuluyor. “<strong>İsrail’in</strong> güvenliği”, “<strong>İsrail</strong> için güvenlik”, “<strong>İsrail’in</strong> güvenliğinin garantiye alınması”, “<strong>İsrail</strong> için <strong>güvenlik</strong> nedir”, “ne olursa <strong>İsrail</strong> kendini güvende hissedecektir” sorularının <strong>cevabı</strong> yoktur.</div> <div><strong>İsrail’e</strong> bakılırsa; “<strong>1980’lerde yayınlanan İdod Yunon Planı’na göre, Fas’tan Endonezya’ya, Sudan’dan Kazan’a kadar saha, İsrail’in güvenlik alanıdır.</strong>”</div> <div>Bu planda <strong>Sudan’ın</strong> bölünmesi (<strong>Sudan 2’ye</strong> bölündü, ikinci bir defa daha bölünmesi için <strong>iç</strong> <strong>savaş</strong> sürdürülmektedir). </div> <div><strong>Irak’ın</strong> <strong>3’e </strong>bölünmesi ve devlet gücünün dağıtılması <strong>ABD</strong> eliyle gerçekleştirildi. <strong>Mısır’ın</strong> pasifize edilmesi ve <strong>Sina</strong> <strong>Yarımadası’nın</strong> <strong>İsrail’e</strong> devredilmesi, bölünerek <strong>Nil</strong> <strong>Batı’sının</strong> <strong>İsrail’e</strong> devredilmesi.</div> <div><strong>Libya’nın</strong> <strong>3’e</strong> bölünmesi (halen iç savaş devam etmektedir), <strong>Suriye’nin 5’e</strong> bölünmesi (Bugün <strong>Suriye</strong>, devlet olarak <strong>İsrail’e</strong> mukavemet edecek bir güç olmaktan çıkartılmıştır).</div> <div><strong>Ürdün’ün</strong> ilhak edilmesi, <strong>Türkiye</strong> ve <strong>İran’ın</strong> bölünmesi, bu planda açık açık vaaz edilmektedir.</div> <div>Bu plana göre; <strong>İsrail’in</strong> yaşayabilmesi için <strong>İslam</strong> <strong>dünyası</strong> darmadağın edilmelidir. <strong>Türkiye</strong> ve <strong>İran</strong> tarihten çekilmelidir. Bizzat işgal edip, topraklarına katacağı ülkeler <strong>tahliye</strong> edilmeli yerinde kalan halklar da köleleştirilmelidir.</div> <div><strong>İdod</strong> <strong>Yunon</strong> <strong>Planı</strong> bir hakikattir, palavradan <strong>uydurulmuş</strong> bir <strong>kâğıt</strong> <strong>parçası</strong> değildir. Şimdiye kadar olanlar ortadadır. <strong>İsrail</strong> terör yapısı, planlarını kendi gücünü kullanmadan bir bir gerçekleştirmektedir.</div> <div><strong>İsrail’in</strong> <strong>güvenliğinin</strong> temel faraziyesi şudur: “<strong>Küresel müesses düzen” </strong>dedikleri <strong>Siyonizm</strong>, <strong>ABD’yi</strong> idare etmekte, <strong>İngiltere’yle</strong> dominyon tipi bir ortaklık içindedir.</div> <div><strong>Siyonist</strong> sermaye, <strong>Çin’e</strong> hâkimdir. <strong>Rusya’nın</strong> ekonomisi, <strong>Yahudi</strong> sermayesinin elindedir.</div> <div><strong>Siyonist</strong> lobi; para ve aktif varlıklarını garanti altına almak için karmaşık bir <strong>alacak</strong>-<strong>verecek</strong> <strong>ağı</strong> kurmuştur. Bir şekilde bu yönetimleri tepeden kontrol etmektedir. Ancak bu yapı, kendilerini tatmin etmemektedir.</div> <div><strong>Ortadoğu’da</strong> kuracakları <strong>“Büyük İsrail Projesi” </strong>ile <strong>İsrail’i</strong> aşağıdaki haritada yapılandırdıktan sonra <strong>Siyonist</strong> <strong>proje</strong> içinde bulundukları devletten ayrılarak <strong>Kudüs’e</strong> gelecekler, dünyayı buradan yönetecekler. Hedef budur.</div> <div></div> <div>Bu projenin gerçekleştirilmesinde <strong>ABD</strong> <strong>tipi</strong> bir <strong>soykırım</strong> <strong>projesi</strong> uygulanacaktır. <strong>ABD</strong>, resmi olarak <strong>4 Temmuz 1776</strong> tarihinde <strong>Kızılderililerin</strong> kanları üstüne kurulmuştur. Her <strong>Kızılderili'nin</strong> öldürülmesi için resmi olarak <strong>5 dolar</strong> ödeyen <strong>ABD,</strong> toplamda <strong>70</strong> <strong>Milyon</strong> <strong>Kızılderili'yi</strong> katletti. O dönemde dünya nüfusunun <strong>5'te</strong> <strong>birini</strong> <strong>Kızılderililer</strong> oluştururken bugün <strong>yok</strong> denecek kadar az bir sayıya düşmüştür.</div> <div>Yani <strong>Ortadoğu’nun</strong> yoğun nüfusu, bu insanların <strong>nereye</strong> gideceğinin herhangi bir önemi yoktur. Katledilecektir, silinip süpürülecektir. Yok edilip gideceklerdir. Buna Türkiye dâhildir.</div> <div>Nitekim İsrailli siyasetçi <strong>“…bu kitle, oğullarını cehenneme çiçeklerle ve öpücüklerle yollayan şehit annelerini de kapsamaktadır. Bu kimseler oğullarının ardından oraya gitmelidir; bundan daha adil bir şey olamaz. Bu yılanları yetiştirdikleri fiziki evleri gibi onlar da defolup gitmelidir. Aksi takdirde buralarda daha fazla yılan yetişecektir.”</strong> demişti.</div> <div>Yani; “<strong>İsrail’in güvenliği terimi bir paranoyadır, ruh hastalığıdır</strong>” deyip geçemezsiniz!</div> <div><strong>“İsrail’e kendini güvende hissedeceği ortam hazırlanmalıdır, ona istediği garantiler verilmelidir</strong>” sözleri boş laflardır.</div> <div><strong>“İsrail'in</strong> <strong>güvenliği”</strong> demek, çevresindeki bütün ülkelerin <strong>silahsızlandırılması,</strong> halkların <strong>mutfak</strong> <strong>bıçağı</strong> dahi taşımaması, her şeyiyle <strong>teslim</strong> <strong>olması</strong> demenin de ötesindedir.</div> <div>“<strong>İsrail’in</strong> <strong>güvenliği”</strong> demek, <strong>İsrail’in</strong> tepeden tırnağa nükleer ve konvansiyonel silahlarla silahlanması, bölgenin boşaltılması, <strong>Kızılderili</strong> örneğinde olduğu gibi <strong>insanların</strong> <strong>katledilerek,</strong> yok edilmesi, <strong>İsrail’in</strong> herhangi bir mukavemet görmemesi, hedeflerinin gerçekleşmesi, her yolu <strong>mubah</strong> görmesi ve <strong>insan</strong> <strong>hakları</strong> diye bir kavramın <strong>geçersiz</strong> olması demektir.</div> <div>Sonuç; “<strong>İsrail’e daha fazla güvenlik kapasitesi tanımak</strong>” demek, “<strong>kendini güvende bulsun</strong>” demek, bölge halkalarının <strong>imha</strong> edilmesi <strong>İsrail’in</strong> bölgeye hakim olmasına yol açmak demektir.</div> <div>.</div> <div><strong>Suat Gün, dikGAZETE.com</strong></div> <div><strong></strong></div> <div><strong></strong></div>