<h3><span><strong>İSRAİL’İN GÜVENLİĞİ MESELESİ -ll</strong></span></h3> <div>Önceki makalede belirttiğimiz gibi “<strong>İsrail’in</strong> <strong>güvenliği”</strong> faraziyesi, <strong>Müslüman</strong> coğrafyanın yok edilmesi, bölge devlet ve halklarının <strong>imha</strong> edilmesi, coğrafyanın <strong>katliamlarla,</strong> <strong>bombalarla</strong> yeryüzünden silinmesi, <strong>100</strong> <strong>milyondan</strong> fazla insanın <strong>Türkiye</strong> sınırlarından içeri itilmesi, coğrafyanın boşaltılarak <strong>İsrail’e</strong> <strong>boş</strong> <strong>saha</strong> verilmesi demektir.</div> <div><strong>“İsrail’in</strong> <strong>güvenliği”</strong> kavramı; “<strong>İsrail’in yenilmezliği, önlenemezliği, önünde durulamazlığı ve kafasına koyduğunu yapar</strong>” düşüncesiyle şekillenmiş <strong>şımarık</strong> bir kavramdır.</div> <div><strong>İsrail Maliye Bakanı Bezalel Smotrich;</strong></div> <div><strong>- Filistin, Ürdün, Suriye, Lübnan, Irak, Mısır ve hatta Suudi Arabistan’daki toprakları da kapsayacak büyük bir İsrail Devleti kurmayı hayal ediyoruz.</strong></div> <div>Bu söz, <strong>ABD</strong> ve <strong>Batı</strong> desteğinin yarattığı <strong>fütursuzluk</strong> ve <strong>kendinden</strong> <strong>geçmiş</strong> <strong>şımarıklığın</strong> açık itirafı; <strong>ruh</strong> <strong>hastası</strong> bir zihniyetin dışa vurumudur. Her türlü <strong>mantıktan</strong> yoksundur.</div> <div>Hiç kimse şu soruyu sormuyor:</div> <div><strong>- Irak 48, Suriye, 25, Lübnan 6, Ürdün 12, Mısır 110, Arabistan 37, Filistin 9 milyon olmak üzere yaklaşık 250 milyon insanı nereye göndereceksiniz?</strong></div> <div><strong>ABD’nin</strong> <strong>Yahudi</strong> <strong>Dışişleri</strong> <strong>Bakanı</strong> <strong>Blinken,</strong> “<strong>İsrail’in</strong> <strong>yanındayız</strong>” diyor.</div> <div><strong>ABD</strong> <strong>Dışişleri</strong> <strong>Bakanı</strong> <strong>Antony</strong> <strong>Blinken</strong>, <strong>Gazze'de</strong> <strong>7 Ekim</strong> <strong>2023'te</strong> başlayan olayların birinci yılı dolayısıyla yaptığı açıklamada, “<strong>İsrail’in yanındayız</strong>” diyerek <strong>suç</strong> <strong>ortaklığı</strong> yaptıklarını ve <strong>İsrail’in</strong> mantıktan yoksun <strong>hayallerini</strong> dini kaynaklı <strong>hurafelerini</strong> <strong>desteklediklerini</strong> bir kez daha <strong>itiraf</strong> etti.</div> <div>Bu söz, açıkça <strong>ABD'nin,</strong> <strong>soykırıma</strong> <strong>ortaklık</strong> <strong>itirafının</strong> ta kendisidir.</div> <div><strong>Türkiye</strong> <strong>TV</strong> kanallarında görüyorum; bazı konuşmacılar şöyle konuşuyorlar: “<strong>İsrail’in güvenlik hakkı, garanti altına alınmalıdır</strong>.” Bunu, emekli <strong>Türk</strong> <strong>generallerin</strong> ağzından duyunca daha <strong>acı</strong> <strong>verici</strong> oluyor.</div> <div>Geçtiğimiz günlerde <strong>İran’dan</strong> <strong>bir</strong> <strong>general</strong> çıkmış şöyle konuşuyor: “<strong>İsrail’in saldırımıza vereceği cevap hakkının sınırlı olacağı kanaatindeyim.</strong>”</div> <div>Akıllara ziyan bir açıklama! <strong>İsrail’in</strong> <strong>cevap</strong> <strong>hakkının</strong> nasıl olacağını söylemek sana mı düştü! Eğer bu <strong>general,</strong> akıldan ve mantıktan yoksun olmasa idi böyle konuşmazdı. Sözde şunu demek istiyor: <strong>Ey İsrail, cevap hakkını ölçülü kullanın, fazla ileri gitmeyin, çok hasar açmayın, çatışmayı tırmanışa sürüklemeyin, bu iş burada kalsın!</strong></div> <div><strong>İranlı</strong> <strong>generalin</strong> böyle demesi mi lazımdı?</div> <div>Ben o <strong>generalden</strong> şunu söylemesini beklerdim:</div> <div>“<strong>İsrail’in</strong> <strong>misilleme</strong> yapmaya, cevap vermeye hakkı yoktur. Bize ilk saldıran taraf onlardır. Yaptığımız harekât, sınırlı bir cevap hakkıdır. Onlar ülke topraklarımızda <strong>İsmail</strong> <strong>Haniye’yi</strong> öldürdüler, <strong>Şam’da</strong> elçiliğimizi bastılar, silah arkadaşlarımızı öldürdüler, <strong>Suriye’de</strong> bulunan üslerimizi bombalıyorlar, <strong>Lübnan’da</strong> vekil güçlerimizi vurdular, <strong>Hasan</strong> <strong>Nasrallah’ı</strong> şehit ettiler. </div> <div>Biz, <strong>İsrail’in</strong> bütün bu yaptıklarına karşı sınırlı bir cevap verdik, onların bize mukabele etmeye hakları yoktur.</div> <div><strong>BM</strong> (Birleşmiş Milletler) <strong>hukuku</strong> bir ülkenin ana karasına veyahut yabancı ülkelerdeki üslerine büyükelçiliklerine <strong>saldırmasına</strong> <strong>cevap</strong> <strong>vermeyi,</strong> <strong>meşru</strong> <strong>müdafaa</strong> olarak kabul etmiştir. </div> <div><strong>İsrail’in</strong> yaptığı; <strong>terörizmi</strong> ve <strong>kitle</strong> <strong>savaşını</strong> bütün <strong>Ortadoğu’ya</strong> yaymaktır, <strong>saldıran</strong> taraftır. <strong>İsrail</strong> meşru devlet değildir. <strong>Cevap</strong> <strong>vermeye</strong> hukuken ve ahlaken bir hakkı yoktur. Bundan sonra <strong>İsrail</strong> <strong>karar</strong> <strong>alıcılarının</strong> yanlış işlerine karşı <strong>cevabımız</strong> <strong>tahmin</strong> <strong>edilenden</strong> çok sert olur.”</div> <div><strong>İranlı</strong> <strong>generalin</strong> bunları demesini beklerdik.</div> <div>Bu tür <strong>ahmaklıklar</strong> sadece <strong>İranlı</strong> <strong>generallere</strong> mahsus değildir; geçenlerde <strong>Türk</strong> <strong>TV</strong> kanallarında şöyle tartışmalar yaşandı:</div> <div>"Ya <strong>İsrail</strong> çıldırdı mı, <strong>İsrail'in</strong> ne gücü var? <strong>İsrail</strong>, <strong>Türkiye'ye</strong> saldırabilir mi? <strong>9 milyonluk</strong> nüfusunun ancak yarısı <strong>Yahudi</strong> olan <strong>İsrail</strong>, 2 milyon kilometrekarelik <strong>Arz-ı Mev’ud'u</strong> ne yapsın”</div> <div>Kimse kalkıp bunlara demiyor ki;</div> <div>“Hani <strong>İsrail</strong> engellenemezdi, hani <strong>İsrail'e</strong> güç yetirilemezdi, hani <strong>İsrail'i</strong> dünyada durduracak güç yoktu? <strong>İsrail'in</strong> dediği dedikti, istediğini yapardı. Ne oldu şimdi <strong>İsrail'i</strong> zavallı duruma düşürdünüz.”</div> <div><strong>Türkiye’de</strong> “<strong>iç</strong> <strong>düşman</strong>” olarak adlandıracağımız bir zümre vardır. Bunlar milletimizin <strong>diniyle</strong>, <strong>diliyle</strong>, <strong>ahlakıyla</strong>, <strong>kültürü</strong> ile <strong>ekonomisiyle</strong> her şeyi ile alakalıdır; milletimizin <strong>bekasına</strong> karşı <strong>tutumları</strong> düşmancadır. Bunlar, <strong>İsrail’in</strong> <strong>sözcülüğünü</strong> ve yönlendirmesini yapıyorlar. Sabah akşam <strong>İsrail</strong> <strong>güzellemesi</strong> yapan bu zatlar; İşine geldiğinde “<strong>İsrail durdurulamaz, İsrail bildiğini yapar</strong>” işine gelmediğinde ise “<strong>İsrail zayıf, güçsüz bir ülke!..</strong>” Amaçları <strong>İsrail'i</strong> <strong>Türkiye'nin</strong> <strong>düşmanı</strong> göstermemek. <strong>Türkiye'nin</strong> <strong>hedefi</strong> haline getirmemek.</div> <div><strong>TV</strong> programlarında herkes <strong>İsrail'in</strong> <strong>nüfusunu</strong>, <strong>asker</strong> <strong>sayısını</strong>, <strong>savaştaki</strong> <strong>kabiliyetsizliğini</strong>, <strong>başarısızlığını</strong> konuşuyor. “<strong>Arz-ı Mev’ud hayaldir, masaldır, buna gücü yetmez</strong>” deniliyor. “<strong>Yunanistan’ın da Ermenistan’ın da büyük emelleri var, ülkelerin bunun gibi hayalleri ve emelleri olabilir</strong>” diyorlar.</div> <div><strong>İsrail</strong> ve <strong>Siyonizm,</strong> kurulu küresel düzenin sahibidir.</div> <div>O <strong>İsrail</strong> <strong>350</strong> <strong>milyonluk</strong> <strong>ABD'ne</strong> nasıl hükmediyor?</div> <div><strong>İngiltere'yi</strong>, <strong>Kanada'yı</strong>, <strong>Almanya'yı</strong>, <strong>Fransa'yı</strong> nasıl arkasına alıyor?</div> <div>Üyesi olmadığı halde <strong>NATO'yu</strong> nasıl kullanıyor?</div> <div>Bunu gören, konuşan yok!..</div> <div><strong>İsrail,</strong> <strong>Türkiye</strong> için tehdit değilmiş. Ama <strong>İsrail</strong>, “<strong>Türkiye benim için tehdit</strong>” diyor. <strong>F-16</strong> alınmasını engelliyor, <strong>F-35’lerin</strong> verilmesini önledi. <strong>45</strong> yıldır <strong>PKK'yı</strong> <strong>Türkiye'nin</strong> başına bela eden kim?</div> <div><strong>Yunanistan'ı</strong>, <strong>Ermenistan'ı</strong> <strong>Türkiye'ye</strong> düşman eden kim?</div> <div>“<strong>Ermeni</strong> <strong>soykırımı</strong>” meselesini ısıtıp ısıtıp önümüze getiren kim? <strong>Yunanistan’la</strong> birlikte <strong>Ege</strong> ve <strong>Doğu</strong> <strong>Akdeniz’de</strong> <strong>Türkiye’ye</strong> karşı <strong>tatbikat</strong> yapan kim?</div> <div><strong>Yahudi'yi</strong> <strong>önemsiz</strong> göstermek, <strong>İsrail'i</strong> <strong>tehdit</strong> olarak görmemek, <strong>Yahudi'ye</strong> teslim olmak, <strong>köleliğini</strong> kabul etmek demektir.</div> <div><strong>ABD</strong>, 60 yıldır <strong>İsrail'i</strong> silahlandırıyor. <strong>ABD</strong> yönetiminin, abluka altındaki <strong>Gazze</strong> <strong>Şeridi'nde</strong> <strong>7 Ekim</strong> <strong>2023'te</strong> başlattığı <strong>soykırımın</strong> ardından <strong>İsrail’e</strong> <strong>17,9 milyar dolar</strong> askeri yardımda bulunduğu, bunun da <strong>Orta</strong> <strong>Doğu'daki</strong> çatışmaların artmasına neden olduğu belirtildi.</div> <div><strong>ABD'nin</strong> bugüne kadar <strong>en fazla askeri yardım</strong> yaptığı ülkenin <strong>İsrail</strong> olduğu belirtiliyor. Bu rakamın, yıl sonuna kadar <strong>27 milyar dolara</strong> ulaşması bekleniyor. Rapora göre, <strong>ABD</strong>, <strong>İsrail’e</strong> <strong>1959'dan</strong> bu yana <strong>251</strong> <strong>milyar</strong> <strong>dolarlık</strong> askeri yardımda, bundan daha fazla bir miktarda <strong>hibe</strong> tipi <strong>ekonomik</strong> <strong>yardımda</strong> bulunduğu açıklanmıştır. (Aslından <strong>ABD’nin</strong> <strong>İsrail’e</strong> yaptığı bütün yatırım ve yardımlar <strong>hibe</strong> tipidir, <strong>geri</strong> <strong>ödemesi</strong> istenmez) Bu rakam, topyekun <strong>500</strong> <strong>milyar</strong> <strong>dolardan</strong> fazladır. <strong>İsrail’in</strong> halen <strong>GSMH’nın</strong> toplamı bu <strong>karşılıksız</strong> <strong>yardım</strong> seviyesine ulaşmamıştır. Bu da <strong>İsrail’in</strong> kötü yönetilen <strong>asalak</strong> <strong>bir</strong> <strong>devlet</strong> olduğunu net bir şekilde ortaya koymaktadır.</div> <div><strong>Türkiye’deki</strong> <strong>İsrail</strong> <strong>lobisi</strong>; <strong>İsrail'i</strong> durdurabilecek bir örgüt ve devlet bulunmadığını sıkça tekrarlayarak <strong>Türkiye'ye</strong> <strong>sübliminal</strong> <strong>mesaj</strong> vermeye çalışıyorlar. Demek istiyorlar ki; “<strong>bütün bölge ülkeleri İsrail'e teslim olmuşken Cumhurbaşkanı Erdoğan bu sert çıkışlarından vazgeçip uzlaşma yolları aramalıdır.”</strong></div> <div><strong>İsrail’in</strong> <strong>Savunma</strong> eski <strong>Bakanlarından</strong> <strong>Moşe</strong> <strong>Dayan</strong> şöyle demişti: “<strong>İsrail kudurmuş köpek gibi olmalıdır. Saldırgan tutumu hiçbir ölçüye sığmamalıdır</strong>.”</div> <div><strong>Hüseyin</strong> <strong>Nasrallah</strong> en son konuşmasında <strong>İsrail</strong> için şöyle demişti: "<strong>Kana susamış kuduz köpek</strong>"</div> <div>Sonuç:</div> <div><strong>Kudurmuş</strong> köpekle, <strong>kudurmuş</strong> köpek politikasıyla, <strong>kudurmuş</strong> köpek anlayışı ile çalışan bir <strong>savunma</strong> <strong>doktrinine</strong> karşı aynı coğrafyada <strong>huzur</strong> <strong>içinde</strong> bir arada yaşayamazsınız; ya siz var olacaksınız ya o!</div> <div><strong>Kudurmuş köpek politikası</strong> izlemek demek güvenlik teminatlarını aşan bir <strong>güç</strong> <strong>kudurması</strong> (kabarması) demektir. Bu devlet için <strong>herhangi</strong> <strong>bir</strong> <strong>güvenlik</strong> <strong>endişesinin</strong> <strong>olmadığı</strong> güç patlaması yaşadığı demektir. Onun istediği tek şey <strong>her önüne geleni ısırma hakkının olması </strong>demektir. <strong>Hasım</strong> saydığı her ülkenin <strong>silahsızlandırılması</strong> ve <strong>teslim</strong> <strong>olması</strong> demektir.</div> <div>Savunma doktrini <strong>kudurmuş</strong> <strong>köpek</strong> olan bir <strong>terör</strong> <strong>yapısı</strong> her zaman için yakın tehdittir. En <strong>acil</strong> tehdittir. En <strong>yakın</strong> düşmandır, en <strong>şiddetli</strong> tehdittir. <strong>Tehdit</strong> <strong>algılamada</strong> gecikirseniz <strong>sonuçları</strong> ölümcüldür. Tarihten silinirsiniz.</div> <div>.</div> <div><strong>Suat Gün, dikGAZETE.com</strong></div> <div><strong></strong></div>