<div><span><span><strong>"Libya Türk’tür Türk kalacak"</strong> desem muhtemelen aklınıza ilk gelen “beyni sulanmış bunak yine ne saçmalıyor?” olur. </span></span></div> <div><span><span>“<strong>Vur, fakat dinle!”</strong></span></span></div> <div><span><span><strong></strong></span></span></div> <div><span><span><strong>M.Ö. 500</strong>'de <strong>Pers</strong> ordusu, <strong>Anadolu</strong> işgalini tamamladıktan sonra, <strong>Isparta</strong> ve <strong>Atina</strong> üzerine yürüdü. Bu askeri harekât için uzun yıllar hazırlanmışlardı.</span></span></div> <div><span><span>Egemenlikleri altındaki farklı uluslardan topladıkları binlerce askerle <strong>Çanakkale</strong>'yi geçmek için köprü kurdular. <strong>Atina</strong>'yı işgal ettiler. Şehri terk eden <strong>Atinalılar</strong>, <strong>Themistokles</strong>'in kumandasında yurtlarını savunmaya karar verdi.</span></span></div> <div><span><span><strong>Atinalılar</strong> İki yüz parça gemi yaptırdılar. Harp planı üzerinde çalışan kumandanların hepsinin de sinirleri bozulmuş olduğu için tartışmalar çok sert geçiyordu.</span></span></div> <div><span><span><strong>Pers Savaşları</strong> boyunca <strong>Atina</strong> meclisinde görev almış olan <strong>Atinalı</strong> politikacı ve <strong>General Themistokles</strong>, kendi iddiasında ısrar eden filo kumandanı tarafından tehdit edilince kızgın bir tavırla bastonunu kaldırarak, şu karşılığı verdi: </span></span></div> <div><span><span>"<strong>-Vur, fakat dinle!"</strong> Bundan sonra <strong>Themistokles</strong>, görüşlerinde haklı çıktı ve <strong>İran donanması</strong> yenilgiye uğratıldı.</span></span></div> <div><span><span><strong>Libya Türkleri…</strong></span></span></div> <div><span><span><strong>Trablus</strong>, <strong>Turgut Reis</strong> ve <strong>Kaptan-ı Derya Sinan Paşa</strong> tarafından <strong>1551</strong>’de <strong>Osmanlı</strong>’ya bağlanırken <strong>Fizan</strong> bölgesi ise <strong>1577</strong>’de <strong>Osmanlı Devleti</strong>’nin topraklarına katıldı.</span></span></div> <div></div> <div><span><span>Tamamen Türk olan yeniçeri ve leventlerin yerli kadınlarla evlenmelerinden doğan erkek çocuklardan meydana gelen “<strong>Kuloğlu</strong>” adı verilen <strong>Türk-Arap karışımı nesil</strong> bugün <strong>Libya</strong>’da halen varlığını koruyor.</span></span></div> <div><span><span>“<strong>Kuloğlu</strong>”, yerel Arap ağızlarında “<strong>Köroğlu</strong>” olarak yerleşmiş. Örneğin <strong>Urfa</strong>’da meskûn “<strong>Bini İcil Aşireti”</strong> mensuplarının büyük bir kısmı <strong>Köroğlu</strong> soyadını taşıyor.</span></span></div> <div></div> <div><span><span><strong>Arap</strong> kabilelere mensup hanımlarla evlenen <strong>Kuloğlular,</strong> kuşaklar boyunca önemli askeri görevler üstlendiler.</span></span></div> <div><span><span>Sadece <strong>leventler</strong> değil, din hizmetleri ile diğer askeri ve idari görevler için gönderilen binlerce <strong>Osmanlı Türkü</strong> de 3 asır bu bölgede yaşayarak adeta kök saldılar. Ayrıca <strong>Girit</strong>’ten sürgün edilen <strong>Türkler</strong>’in bir kısmı da <strong>Libya</strong> şehirlerine iskân edilmişti.</span></span></div> <div><span><span><strong>Türkler</strong>’in yoğun yaşadığı <strong>Mısrata</strong>; 19’uncu yüzyılda <strong>Libya</strong>’ya yerleşen, <strong>Çerkes</strong> ya da <strong>İslam</strong>’ı kabul eden <strong>Yahudilerden</strong> oluşan eski <strong>Osmanlı</strong> asker ailelerinin çoğunlukta olduğu bir yerleşimdir.</span></span></div> <div><span><span>Hatta <strong>modern Libya</strong>’nın kuruluşunun ilk yıllarında, <strong>Türk Hükümeti</strong>’nin izni ve görevlendirmesi ile <strong>Sadullah Koloğlu</strong>; nam-ı diğer <strong>‘Arap Kaymakam’</strong> bu ülkenin ilk başbakanı olarak üstün görevlerde bulunmuştu.</span></span></div> <div><span><span><strong>Basın-Yayın</strong> eski genel müdürü, bir dönem <strong>Bület Ecevit</strong>’e danışmanlık da yapmış, akademisyen-yazar-tarihçi <strong>Orhan Koloğlu, Sadullah Bey</strong>’in ikinci oğludur.</span></span></div> <div><span><span><strong>Dün Mustafa Kemal, Libya’da savaşmıştı…</strong></span></span></div> <div><span><span><strong>Trablusgarp</strong> savaşı başladığında <strong>Osmanlı</strong>’nın bölgeye gidecek hali yoktu.</span></span></div> <div><span><span>Bir avuç subay, kendilerinden 10 kat fazla kuvvete karşı savaşmak üzere karayoluyla ve gizlice bölgeye koştular. Onlardan biri de <strong>Mustafa Kemal</strong>’dir.</span></span></div> <div><span><span>İngiliz istihbaratının devşirdiği bazı alçakların “<strong>Yahudi</strong> <strong>asıllı</strong> <strong>Sabetayist” </strong>dedikleri <strong>Mustafa Kemal, </strong>canı pahasına bugünkü Libya topraklarını savunmaya İtalyan işgalinden kurtarmaya gitmektedir. </span></span></div> <div></div> <div><span><span>Oysa <strong>Osmanlı Mebusan Meclisi’</strong>ndeki <strong>Mason </strong>Milletvekilleri, <strong>İtalya Mason Locası</strong>nın kendilerini destekleyeceği ve <strong>İtalyan</strong> hükümetini böylesi bir işgalden alıkoyacağı gibi salakça hüsn-ü zan içindedir. <strong>Mustafa Kemal</strong> ise gerçekçidir ve böyle bir şeyin olmayacağının farkındadır.</span></span></div> <div><span><span><strong>Mustafa Kemal Paşa</strong>’nın <strong>Şeyh Senusi</strong> ile tanışıklığı <strong>Trablusgarp</strong> savaşı yıllarına uzanır.</span></span></div> <div></div> <div><span><span><strong>Şeyh Senusi,</strong> <strong>Birinci Dünya Savaşı</strong> boyunca <strong>Teşkilatı Mahsusa</strong>’da vazife aldı. <strong>Mondros</strong> <strong>Mütarekesi</strong> imzalanınca, maiyetiyle birlikte <strong>Bursa</strong>’ya yerleşti.</span></span></div> <div><span><span><strong>İtalya</strong>, 19. yüzyılın sonlarında <strong>Kuzey Afrika</strong>’daki <strong>Trablusgarp</strong> ve <strong>Bingazi</strong>’yi ile geçirmeyi planlamıştı. </span></span></div> <div><span><span>O dönem <strong>İngiltere</strong>, <strong>Mısır</strong>’a, <strong>Fransa</strong> da <strong>Tunus</strong>’a hakim olmuş, <strong>İtalya</strong> da gözünü <strong>Trablusgarp</strong>’a dikmişti.</span></span></div> <div><span><span><strong>İtalya, İngiltere</strong> ve <strong>Fransa’yla</strong> yaptığı gizli ve açık anlaşmalarla <strong>Trablusgarp’ı işgal </strong>onayını aldıktan sonra, <strong>29</strong> <strong>Eylül 1911</strong>’de <strong>Osmanlı Devleti</strong>’ne savaş ilan etti.</span></span></div> <div></div> <div><span><span>-Osmanlılar ile İtalyanlar'ın Trablus'daki muharebesi..-</span></span></div> <div><span><span><strong>5 Ekim 1911</strong>’de <strong>Trablus’a</strong> asker çıkardı. <strong>20 Ekim</strong>’e kadar peş peşe <strong>Tobruk, Derne ve Bingazi</strong> İtalyanların eline geçti. <strong>Osmanlı</strong> ordusunun genç subaylarından bir bölümü <strong>Trablusgarp</strong>’ı savunmak için gönüllü olarak <strong>Mısır, Tunus</strong> yoluyla cepheye gittiler.</span></span></div> <div><span><span><strong>Binbaşı Enver Bey</strong>, <strong>Kolağası Mustafa Kemal, Fuat Bey</strong> (Bulca), <strong>Nuri Bey</strong> (Conker), <strong>Fethi Bey </strong>(Okyar), <strong>Albay Neşet Bey</strong> bu subaylar arasındaydı. </span></span></div> <div><span><span><strong>Mustafa Kemal</strong>, <strong>1905</strong> yılında <strong>kurmay yüzbaşı</strong> olarak ordudaki görevine başladıktan sonra çeşitli hizmetlerde bulunmuş; <strong>13 Eylül 1911</strong>’de <strong>İstanbul</strong>’da <strong>Genelkurmay</strong>’da bir göreve tayin edilmişti.</span></span></div> <div><span><span><strong>Mustafa Kemal</strong>, “<strong>Gazeteci Mustafa Şerif</strong>” adıyla, sahte belge ve pasaportlarla <strong>İstanbul</strong>’dan <strong>15 Ekim 1911</strong>’de <strong>Naci, Hakkı ve Yakup Cemil Beyler</strong> ile yola çıktı. <strong>Mustafa Kemal,</strong> <strong>Kasım</strong> ayı süresince <strong>Arap</strong> önderleriyle görüşmelerde bulundu.</span></span></div> <div><span><span><strong>3 Kasım 1911</strong>’de <strong>Harbiye Nazırı Mahmut Şevket Paşa</strong>, Trablus Tümen Komutanı’na yazdığı bir mektupta, <strong>Mustafa Kemal</strong>’in bazı şeyhleri ve <strong>Senusîleri</strong> teşkilâtlandırmak için <strong>Calu</strong>’ya gittiğini, buradan topladığı yerli kuvvetleri <strong>Bingazi</strong> ve <strong>Trablus’a</strong> sevk edeceğini bildiriyordu.</span></span></div> <div></div> <div><span><span><strong>Mustafa Kemal,</strong> Trablusgarp’ta şeyhler ve aşiret reisleriyle toplantılar yapıyor ve düzensiz kalabalığı teşkilâtlandırmaya çalışıyor, bir kısmına “din kardeşim” diye hitap ediyor ve <strong>kâfirlere karşı savaşmaya</strong> çağırıyordu.</span></span></div> <div><span><span><strong>Senusiler,</strong> <strong>İtalya</strong>’nın <strong>1911</strong> <strong>Trablusgarp</strong> (Libya) işgaline karşı direndiler. </span></span></div> <div><span><span><strong>O Mustafa Kemal’in askerleri, bugün de Libya’da savaşıyor…</strong></span></span></div> <div><span><span><strong>Türkiye karşıtı General Hafter</strong>, "Libya hava sahasının Türk uçaklarına kapatıldığını" ve komuta ettiği birliklerine "Bölgedeki Türk gemilerine ve tesislerine saldırmaları emrini verdiğini" belirtmişti.</span></span></div> <div></div> <div><span><span>Arkasından <strong>Libya Ulusal Ordusu Sözcüsü Ahmed el Mismari</strong>, <strong>28</strong> <strong>Haziran</strong>'da <strong>Libya</strong> limanlarına yaklaşan Türk gemilerini ve hava sahasına giren <strong>Türk uçaklarını </strong>vuracaklarını, <strong>Libya-Türkiye</strong> arasındaki sivil uçuşları durduracaklarını, <strong>Libya</strong>'daki <strong>Türk vatandaşlarını </strong>tutuklayacaklarını, <strong>Türk şirketleri ve projelerini meşru hedef</strong> sayacaklarını açıkladı.</span></span></div> <div><span><span>Bekledikleri cevap <strong>Ankara’dan</strong> gecikmedi. </span></span></div> <div><span><span><strong>Savunma Bakanı Hulusi Akar</strong> "Hasmane tutum veya saldırıların bedeli çok ağır olacak, en etkili ve şiddetli şekilde mukabele edilecektir" dedi. </span></span></div> <div><span><span><strong>Mismari</strong>'nin çıkışını <strong>Ecdebiye</strong>'de 6 Türk vatandaşının alıkonulması izledi.</span></span></div> <div><span><span><strong>Türk Dışişleri, Türkler</strong>’in alıkonulmasını 'İllegal milis güçlerinin haydutluk ve korsanlığı' diye niteleyip, derhal serbest bırakılmazlarsa <strong>Hafter</strong> <strong>unsurlarının</strong> meşru hedef olacağı uyarısını yaptı.</span></span></div> <div><span><span><strong>Türkiye,</strong> bölgedeki aşiret liderlerini devreye sokarak <strong>Hafter</strong> tarafına <strong>72</strong> saat süre verdi. </span></span></div> <div><span><span>Farklı müdahale senaryoları için hazırlıklar sürerken tanınan süre dolmadan alıkonulan <strong>Türkler</strong> bırakıldı.</span></span></div> <div><span><span><strong>Libya’da “Türk Beyaz Hayaletler” sahada!..</strong></span></span></div> <div></div> <div><span><span><strong>El Mirsad</strong> sitesinin <strong>Libya</strong>'da insansız uçaklardan sorumlu olup karadan ve havadan keşif-istihbarat operasyonlarını yürüten ve aralarında üst düzey subayların da bulunduğu <strong>25 Türk askerinin pasaport </strong>görüntülerini yayınlaması, alıkonulanlar arasında askerlerin de olabileceği iddiasına yol açtı.</span></span></div> <div><span><span><strong>Mustafa Kemal’den sonra Türk Generaller Libya’da…</strong></span></span></div> <div><span><span>Yayınlanan pasaport görüntülerine göre, alıkonulanlar arasında çok sayıda <strong>üst düzey Türk askeri yetkili ve diplomat </strong>yer alıyordu. </span></span></div> <div><span><span>O isimler şöyle: </span></span></div> <div><span><span><strong>Milli Savunma Bakanlığı Müsteşar Yardımcısı Tümgeneral Göksel Kahya,</strong></span></span></div> <div><span><span><strong>Akıncı Üssü davasında tanık olarak dinlenen Tümgeneral İrfan Özsert,</strong></span></span></div> <div><span><span><strong>Balyoz davasından 13 yıl hapse mahkum olan Tunceli 4. Komando Tugay Komutanı Tuğgeneral şimdi Tümgeneral olan Levent Ergün,</strong></span></span></div> <div><span><span><strong>İrfan Altındağ, Foça Amfibi Deniz Piyade Tugay Komutanı Tuğamiral Gürsoy Çaypınar ve</strong></span></span></div> <div><span><span><strong>Komando Tugay Komutanı Tuğgeneral Selçuk Yavuz.</strong></span></span></div> <div><span><span><strong>Hafter</strong>’e destek çıkan <strong>Fransız</strong> istihbaratı, Wimbledon Tenis Turnuvası gibi karma liste hazırlamış. </span></span></div> <div><span><span><strong>Türk Ordusu, Suriye</strong>’den <strong>Libya</strong>’ya cihatçılar, ardından askeri danışmanlar ve başta zırhlı araç ve insansız hava araçları olmak üzere teçhizat gönderdi. </span></span></div> <div><span><span><strong>Fransız istihbaratı,</strong> “Türk askeri danışmanlarının Ulusal Birlik Hükümetine bağlı milislerin saldırısını yönettiğini” iddia ediyor. </span></span></div> <div><span><span>Geçtiğimiz aylarda <strong>Hafter</strong>’e bağlı güçler tarafından <strong>Trablus</strong>’a başlatılan askeri operasyon, <strong>Türkiye</strong>’den “<strong>Ulusal Birlik Hükümeti”</strong>ne <strong>BMC</strong> üretimi “<strong>Kirpi</strong>” model zırhlı araçların ve “<strong>Bayraktar</strong>” model insansız hava araçların (İHA) hibe edilmesinin yanı sıra, yapılan geniş çaplı askeri sevkiyat neticesinde durdu. </span></span></div> <div></div> <div><span><span><strong>Ulusal Birlik Hükümeti’</strong>ne bağlı askeri birliklerin büyük bir kısmı <strong>Libya</strong>’da yaşayan <strong>Türk asıllı Kuloğulları</strong>’ndan Kurulu. </span></span></div> <div><span><span>Fransız istihbaratı, Türk askeri uzmanların sevk ve idare ettiği bu milislerin <strong>Tobruk Parlamentosuna</strong> bağlı, <strong>Berberlerin</strong> çoğunlukta olduğu <strong>Garyan</strong> kentine saldırdığını, <strong>Mareşal Halife Haftar</strong>’ın askerlerini bozguna uğrattığını belirtiyor.</span></span></div> <div><span><span><strong>Herkesin merak ettiği kim bu Halife Zeydan Hafter?</strong></span></span></div> <div><span><span><strong>Libya'da</strong> sözde "<strong>onur savaşı</strong>" başlattığını söyleyen <strong>Emekli General Hafter</strong>, Libya Askeri Akademisi mezunu bir asker. Başarılı ve sicili parlak bir asker sayılmaz.</span></span></div> <div><span><span></span></span></div> <div><span><span><strong>Emperyalistlerin kiralık katilliğini üstlenmekteki becerisi nedeniyle popüler. Kendi halkına kurşun sıkan hainlerden.</strong></span></span></div> <div><span><span><strong>Hafter</strong>’in uzun yıllar <strong>ABD’de</strong> bulunması ve <strong>2011</strong> sürecinde görev alması <strong>Washington</strong> yönetimi ile ilişkilerini ortaya çıkarmıştı. </span></span></div> <div><span><span><strong>General Hafter, Toyota Savaşının kaybedeni...</strong></span></span></div> <div><span><span><strong>1987</strong>’de katıldığı “<strong>Toyota Savaşı</strong>” olarak da adlandırılan <strong>Kuzey Çad</strong>'da ve <strong>Libya-Çad</strong> sınırında gerçekleşen<strong> Çad-Libya Savaşı</strong>'nın son aşaması olan savaşta <strong>Çad</strong> ordusu tarafından <strong>esir</strong> alındı. </span></span></div> <div><span><span>Sonraki süreçte <strong>Hafter</strong>'i, <strong>Çad</strong>'ın elinden <strong>ABD</strong> kurtardı. Hatta <strong>ABD</strong>, <strong>Hafter</strong>'e siyasi sığınma hakkı da verdi.</span></span></div> <div></div> <div><span><span><strong>Libya-Çad</strong> arasındaki savaşın “<strong>Toyota Savaşı</strong>” adıyla anılmasının nedeni, <strong>Çad</strong> birliklerinin <strong>Libya</strong> güçlerine karşı verdikleri savaşta, hareket kabiliyetini sağlamak amacıyla öncelikli olarak kullanılan <strong>Hilux</strong> ve <strong>Land</strong> <strong>Cruiser</strong> olmak üzere <strong>Toyota</strong> marka kamyonetleri tercih etmeleriydi. </span></span></div> <div><span><span><strong>General Halife Zeydan Hafter CIA Projesi…</strong></span></span></div> <div></div> <div><span><span><strong>1991</strong>'de <strong>Newyork</strong> <strong>Times</strong>, <strong>Hafter'in CIA</strong> tarafından finanse edilip eğitildiğini sayfalarına taşımıştı.</span></span></div> <div><span><span><strong>Halife Zeydan Hafter, 2011 </strong>yılına kadar 20 yılını, <strong>Virjinya</strong> eyaletindeki <strong>CIA</strong> merkezine yakın bir evde geçirdi. “<strong>Sakla samanı gelir zamanı</strong>” hesabıyla <strong>CIA</strong>; özel günler için <strong>Hafter</strong>’i elinde tuttu.</span></span></div> <div></div> <div><span><span>-İşte bir zamanlar Hafter… Kaddafi’nin omuzları üzerinden, generalliğe, sonra ihanet ve CIA ile işbirliğine…-</span></span></div> <div><span><span><strong>ABD</strong>'de bulunduğu dönemde <strong>Hafter</strong>, <strong>Kaddafi</strong>'ye karşı her türlü faaliyetin içerisinde yer aldı. <strong>Mart 2011'de Libya</strong>'ya dönen <strong>Hafter</strong>, hemen Kara Kuvvetleri Komutanlığı’na atandı.</span></span></div> <div><span><span><strong>Libyalılar</strong>’ın siyasi planları olduğu gerekçesiyle mesafeli yaklaştığı <strong>Halife</strong> <strong>Hafter</strong>, <strong>2013</strong>'de bir muhtıra yayınlayarak “<strong>Meclisi feshettiğini</strong>” ilan etmişti. 60 bin civarında savaşçının lideri.</span></span></div> <div><span><span>Hafter, ABD ile bağlantısını perdelemek amacıyla oportünist ve pragmatik arayışlara yöneldi. Başka bölgesel ve küresel aktörlere yanaştı. </span></span></div> <div><span><span>Batılı ülkelerden aldığı desteğin, <strong>Halife Hafter'in Libya</strong>'da <strong>Meclis üstü bir güç</strong> haline gelmesinde büyük rol oynadığı kesin.</span></span></div> <div></div> <div><span><span><strong>Libya'nın</strong> doğusundaki muhalif gruplara yönelik düzenlenen askeri operasyonlarda Fransa Suudi Arabistan, Birleşik Arap Emirlikleri (BAE) ve Mısır, Hafter'e destek veriyor. </span></span></div> <div><span><span><strong>Türkiye, Misakı Milli Ahdine sadık…</strong></span></span></div> <div><span><span><strong>Türkiye’nin, Kıbrıs Rum Kesimi</strong>’ne misilleme olarak başlattığı <strong>Doğu Akdeniz'de</strong> petrol ve doğal gaz arama amaçlı sondaj çalışmaları <strong>Akdeniz</strong> sularını bırakın ısıtmayı <strong>fokur fokur </strong>kaynattı. </span></span></div> <div><span><span><strong>Avrupa Birliği</strong>'nin <strong>Türkiye</strong>'nin faaliyetlerini yasa dışı bularak tepki göstermesinin ardından <strong>Doğu Akdeniz</strong>, uluslararası platformlarda yeni bir çatışma alanı olarak ortaya çıktı.</span></span></div> <div></div> <div><span><span><strong>Libya'nın</strong> bu çatışma alanının kapsamında yer alması, jeopolitik önemi nedeniyle, <strong>Doğu Akdeniz</strong>'deki yeni enerji savaşında, münhasır ekonomik bölge ve kıta sahanlığı sınırlarının belirlenmesinde <strong>Türkiye</strong> için kritik öneme sahip. </span></span></div> <div><span><span>Hesap içinde hesap var. </span></span></div> <div><span><span><strong>Mısır, İsrail, Yunanistan ve Kıbrıs Rum Yönetimi</strong>; doğalgaz kaynaklarının paylaşımında <strong>Türkiye'ye</strong> <strong>karşı</strong> ittifak oluşturdu.</span></span></div> <div><span><span><strong>Türkiye</strong> de boş durmadı. </span></span></div> <div><span><span><strong>Türkiye</strong> de <strong>Libya</strong> ile buna karşı koymanın hukuki ve askeri alt yapısını oluşturdu.</span></span></div> <div><span><span><strong>Yunanistan</strong> yangından mal kaçırırcasına <strong>Libya</strong>'daki karmaşayı fırsat bilip oldu-bittiyle kıta sahanlığını genişletti. </span></span></div> <div><span><span><strong>Türkiye</strong> bu oyunu bozdu.</span></span></div> <div><span><span>Bizim bildiğimiz ve onların bilmediği ne biliyor musunuz? "Âlemde şer, Oğuz’da er tükenmez."</span></span></div> <div><span><span>.</span></span></div> <div><span><span><strong>Ömür Çelikdönmez, dikGAZETE.com </strong></span></span></div> <div><span><span>Twitter'da bizi takip edin:<strong> @oc32oc39</strong> , <strong>@dikgazete</strong></span></span></div> <div></div>