<div><span><span>Bir bakar mısınız dünyanın konuştuğu dile!</span></span></div> <div><span><span>Her ülkenin kullandığı lisanlar farklı ve günümüzde herkes lisanını <strong>karşısındakini kırmak için</strong> kullanıyor. </span></span></div> <div><span><span>Toplumların çekirdeğini oluşturan ailelerden, dünyayı oluşturan ülkelere kadar bir yarış içerisindeyiz <strong>dikenli dil </strong>kullanmak için. </span></span></div> <div><span><span>Önce dillerimizle sonra da icatlarımızla bunu başarıyoruz.</span></span></div> <div><span><span>Kıyafettir <strong>sevgi</strong>, öyle bir kıyafet ki; bir ömür boyu kullanacaksın ve o kıyafeti güzel kullanacaksın. </span></span></div> <div><span><span>Onu yıpratmayacaksın, yırtmayacaksın ve de kirletmeyeceksin. </span></span></div> <div><span><span>Bu <strong>sevgi</strong> ifadesi eşler arasındaki bağı ifade edecekse, buna daha da çok dikkat etmemiz gerekir. </span></span></div> <div><span><span>Bardağı çatlatmayalım ya da kırmayalım. Çatlamış/kırılmış bardak ile su içilmez.</span></span></div> <div><span><span><strong>Sevgi</strong> varsa, birlik ve beraberlik vardır. </span></span></div> <div><span><span>Birlik ve beraberlik varsa da orada başarı vardır, güç vardır. Ancak <strong>sevgi</strong> kelimesi, her yılın 14 Şubat’ında insanların masrafa girmeleri için bir söylem olmuş. </span></span></div> <div><span><span><strong>Sevgi</strong>, yılın sadece bir gününe hapsedilecek bir yaşama tarzı değildir. </span></span></div> <div><span><span>Sevgiyi bir gün hissedip gereğini yapacağız diğer günler ise sevgisiz mi yaşayacağız. </span></span></div> <div><span><span>Tarihte yaşanmış bir olay, anılacak ise onun adı bu olmamalıdır.</span></span></div> <div><span><span>Bunları yazıyorken, yıllar önce yazmış olduğum “<strong>Sevgi Sepeti</strong>” isimli şiirimden bir dörtlük geldi aklıma;</span></span></div> <div><span><span><strong>Tatlı sözü pastanede kaldı,</strong></span></span></div> <div><span><span><strong>Dillere de iğneler takıldı,</strong></span></span></div> <div><span><span><strong>Dara düşen meydanda asıldı,</strong></span></span></div> <div><span><span><strong>Dar sokaklarda sıkışıp gezdim…</strong></span></span></div> <div><span><span><strong></strong></span></span></div> <div><span><span><strong>Meclis</strong>’teki parti yöneticilerine bakıyorsunuz dilleri zehir, <strong>STK</strong> yöneticilerine bakıyorsunuz dilleri zehir. </span></span></div> <div><span><span>Peki, soruyorum. </span></span></div> <div><span><span>Sizler bizlerin temsilcileri olarak-siyasi ya da ekonomik-bu lisanı kullanırsanız, bizler sizlerin bu söyleminden ne tür görev almamız gerekir üzerimize. </span></span></div> <div><span><span>Şunu bilmiyoruz, yukarıda rüzgâr olursa, aşağıda fırtınalar kopar. </span></span></div> <div><span><span>Farklı partiye sempatizan diye birbirlerine selam vermeyen insanlar var benim cennet ülkemde.</span></span></div> <div><span><span>Keza, dünyanın patronluğuna soyunan sözde, dünyanın hamisi olduğuna inanan zavallılar ise kendi ülke menfaatleri uğruna <strong>gelişmeye muhtaç</strong> -geri kalmış demiyorum- <strong>toplumları</strong> sömürmek için şeytanla işbirliği yapıyorlar. </span></span></div> <div><span><span>Ülkelerin kalkınmalarını baltalamak, engellemek, sekteye uğratmak, iç barışı bozmak için terör örgütleri kurdurup, bunlara silah temin edip toplumu birbirine kırdırıyorlar. </span></span></div> <div><span><span>Bir terör örgütü kurarken, hem o örgüt için ve hem de o örgütle mücadele için silah satışlarını başlatıyorlar. </span></span></div> <div><span><span>Ülke insanının refahı, eğitimi, fabrikaları ve bir sürü diğer güzellikler için harcanacak paralar, <strong>terörle mücadele</strong> adı altında farklı yerlere harcanıyor. </span></span></div> <div><span><span>Zayıflatılıyoruz netice olarak. </span></span></div> <div><span><span>Sonra da ne mi oluyor! </span></span></div> <div><span><span>Bunların sorumluları gelip, “<strong>sizi biz idare edelim</strong>” dercesine tavırlar sergiliyorlar.</span></span></div> <div><span><span>Aile düzenimizin bozulması için çaba sarf ediyorlar. </span></span></div> <div><span><span>Aile düzeni demek, sevgi demek, saygı demek, gelecek demek. </span></span></div> <div><span><span>Bütünlüğümüzün bozulması için önce çok odalı evler -ki bu güzeldir- ve her odada, evin her bireyi fiziki olarak yalnız ancak dijital olarak sanal dünyada aklını kiraya vermiş bireyler. </span></span></div> <div><span><span>Odanın birinde hayranlık duyduğumuz dizi, diğer odada internette oyunlar, bir diğer odada sosyal medya paylaşımları geziyor duvarlarda. </span></span></div> <div><span><span><strong>Aile</strong> bireyleri, belki haftada bir kahvaltı ya da yemek masasında bir araya gelebiliyorlar. Bu birlikteliklerde ise ne bir ses, ne bir seda. </span></span></div> <div><span><span><strong>Baba</strong>, evladına kendi geleceği gözüyle bakmıyor ve o şekilde de hitap etmiyor. </span></span></div> <div><span><span><strong>Evlat</strong> ise ev dışında kendine has oluşturduğu farklı bir grupta.</span></span></div> <div><span><span>Biz büyükler olarak çocuklarımızı -geleceğimizi- hep eleştiririz. </span></span></div> <div><span><span>Çocuklarımızın bize göre her hatasını yüksek tonda dillendiririz. </span></span></div> <div><span><span>Oysa o çocuk, belli bir yaşa kadar hep bizim istediğimiz gibi yaşadı, hangi okula gideceğinden, hangi kıyafeti giyeceğine kadar biz karar vermişiz. </span></span></div> <div><span><span>Sonunda ise “<strong>senden adam olmayacağını biliyordum</strong>” deriz.</span></span></div> <div><span><span>Şunu bilmeyiz, düşünmeyiz de; <strong>Allah,</strong> insanları anne ve babalarının üstün yanlarından yaratmıştır. </span></span></div> <div><span><span>Eğer <strong>Allah,</strong> insanları anne ve babalarının üstün yanlarından yaratmamış olsaydı, bizler şu anda bilişim çağında değil, hala yontma taş devrinde yaşardık.</span></span></div> <div><span><span>En büyük yatırım insana yapılan yatırımdır. </span></span></div> <div><span><span>Gelişmiş ülkelerin diğer ülkelerdeki beyinleri ithal edip vatandaşlık dahi vermelerinin esprisi, kendi geleceklerini teminat altına alma gayretidir. </span></span></div> <div><span><span><strong>Yatırım,</strong> maddeye değil, <strong>maneviyata</strong> olmalıdır. </span></span></div> <div><span><span>Maddeye yapacağınız yatırım, <strong>maneviyatı</strong> <strong>olmayana</strong> <strong>bırakılınca</strong> sonuç hüsran olur. </span></span></div> <div><span><span>Yatırım <strong>maneviyata</strong> yapılmalı, <strong>maneviyat</strong> ise insandadır, insanda.</span></span></div> <div><span><span>Geçtiğimiz hafta, ülkemizi yasa boğan <strong>çığ felaketi,</strong> bizlere ders olmalıdır. </span></span></div> <div><span><span>Bu vesile ile de <strong>Çığ Felaketi </strong>sonucu vefat edenlere <strong>Allah</strong>’tan rahmet diliyorum. </span></span></div> <div><span><span>Yaşadığımız bu tabii afet üzerine de yazacaklarım olacak daha sonra. </span></span></div> <div><span><span>Şöyle bir düşündüm; kış mevsiminde yağan <strong>kar,</strong> çok masumdur. </span></span></div> <div><span><span>Hepimiz kar yağışını izlemekten zevk alırız. </span></span></div> <div><span><span>Hiçbir kar tanesi, birbirine benzemez, insanlar gibi.</span></span></div> <div><span><span>Yumuşaktırlar, mevsime güzellik de katarlar. Ancak o izlemekten zevk aldığımız, adına şarkılar yaptığımız <strong>Kar Taneleri</strong> bir araya geldiklerinde ne kadar güçlü oluyorlar değil mi? </span></span></div> <div><span><span>“<strong>Çığ</strong>” dediğimiz tabii afetler, birleşmiş kar tanelerinin güç gösterileridir. </span></span></div> <div><span><span>O öyle bir <strong>çığ</strong> ki en ağır iş makinelerini bile pamuk gibi önüne katıp götürebiliyor. </span></span></div> <div><span><span>Keza <strong>yağmur</strong> <strong>taneleri</strong> de kar tanelerine benzerler. </span></span></div> <div><span><span>Yağmur taneleri de birleşerek ‘<strong>Sel</strong>’ felaketlerine sebebiyet veriyorlar. </span></span></div> <div><span><span>Buradaki<strong> kar/yağmur</strong> tanelerinin neyini düşünelim!</span></span></div> <div><span><span>Yukarıda demiştim ya “<strong>Şöyle Bir Düşündüm</strong>” diye. </span></span></div> <div><span><span>Bize verilen mesaj şudur. </span></span></div> <div><span><span>Biz insanlar da hiç birimiz, birbirimize benzemeyiz ancak bir araya gelebildiğimiz zaman dünya bile önümüzde duramaz.</span></span></div> <div><span><span>Zaman <strong>birlik</strong> ve <strong>beraberlik</strong> zamanıdır. </span></span></div> <div><span><span>Bunu da <strong>sevgi</strong> ve <strong>saygıyla</strong> yapmalıyız.</span></span></div> <div><span><span><strong>Sevgide</strong> ve <strong>saygıda</strong> <strong>rol modeli</strong> olmamız gerekmektedir.</span></span></div> <div><span><span>Her aile kutsaldır. </span></span></div> <div><span><span>Her aile üyesi bir değerdir ve değerlidir; ancak aralarında sevgi yok ise hiçbir anlam ifade etmez. </span></span></div> <div><span><span>Sevgi, hayat tarzına monte edilirse anlamlıdır. </span></span></div> <div><span><span>Sevgi ifade edilmez; “<strong>Oğlum/Kızım seni çok seviyorum. Al şu parayı kafana göre takıl</strong>” yerine, onlarla daha fazla zaman geçirmenin yollarını bulmak ve uygulamak daha güzeldir. </span></span></div> <div><span><span>Bir söz vardır; “<strong>Bir baba/anne yüz öğretmenden evladır</strong> (daha iyidir)” diye.</span></span></div> <div><span><span>Bir yere bir inşaat yapacağımız zaman en kaliteli yapı malzemelerini bir araya getirip üst üste koyarız, bunların arasına da çimentolu harç koyarız. </span></span></div> <div><span><span>Çimento kullanılmadan o en kaliteli malzemeleri üst üste koyabiliriz ancak ilk rüzgârda yerle bir olur. </span></span></div> <div><span><span>Aile bireylerini de bir arada tutan yegâne şey sevgidir, çimento gibi…</span></span></div> <div><span><span>Çimentonuz bol olsun…</span></span></div> <div><span><span>Düşünebilmek güzeldir…</span></span></div> <div><span><span>.</span></span></div> <div><span><span><strong>Seyfi Turan, dikGAZETE.com</strong></span></span></div> <div></div>