<h3><strong>SUDAN’IN İÇ ÇATIŞMA MESELESİ</strong><strong> </strong></h3> <div><strong>Sudan</strong>, Lozan Antlaşmasıyla birlikte hükümranlık haklarından vazgeçtiğimiz (1) (Tunus, Cezayir, Mısır, Libya, Sudan, Mali, Çad, Arabistan, Somali, Habeşistan, Yemen gibi) eyaletlerimizden biridir.</div> <div><strong>Osmanlı</strong> ecdadımız, bu eyaletleri terk ettikten sonra bir asırdan beri <strong>huzur</strong> görmeyen bu topraklar, <strong>sömürgeci</strong> (emperyalist) ülkelerin oyun sahasına dönmüştür.</div> <div>Bu halklar ya <strong>işbirlikçi</strong> <strong>yöneticiler</strong> tarafından idare edilmiş, ya <strong>halkı</strong> <strong>perişan</strong> <strong>eden</strong>, <strong>halkı</strong> <strong>soyan</strong> kötü yönetime devredilmiş, ya da <strong>zalim</strong> <strong>diktatörlerin</strong> elinde inim inim inlemiştir.</div> <div>Halen bu halklar için <strong>özel</strong> <strong>kodlanmış</strong> <strong>ideoloji</strong> ve <strong>kalıpların</strong> dışına çıkılamamıştır.</div> <div><strong>Sudan</strong>, <strong>İsrail</strong> lobisinin birinci derecede düşman saydığı ülkelerden biridir.</div> <div><strong>Sudan</strong> <strong>Afrikalı</strong>, <strong>İslam</strong> kimliği yanında <strong>Osmanlı</strong> kimliğini de muhafaza eden ülkelerden biridir.</div> <div><strong>Osmanlı</strong> <strong>kimliği</strong> derken halkın <strong>yüzde 15-20</strong> kadarı, oralara <strong>Osmanlının</strong> asker, yönetici, din adamı olarak gönderdiği yüksek kimliğe sahip <strong>Türk</strong> <strong>asıllı</strong> yapısıdır. Yani <strong>Sudan’da</strong> <strong>7 milyona yakın insan Türk asıllıdır, Türk </strong>kimliğiyle iftihar etmekte ve <strong>Osmanlı</strong> dedelerinin <strong>menkıbelerini</strong> yad ederek (güzelleyerek) anlatmaya devam etmektedir.</div> <div><strong>Sudan’ın</strong> nüfusu bugün <strong>40</strong> <strong>milyona</strong> yaklaşmış durumdadır. Huzurlu, mutlu, kanaatkâr, sevecen insanların ülkesidir…</div> <div><strong>Sudan</strong>, bağımsızlığını kazandığı <strong>1956’dan</strong> beri bir türlü istikrara kavuşmamıştır. Aşağıdaki <strong>haritada</strong> görüldüğü üzere <strong>G. Sudan, Abyei, Güney Kordofon, Mavi Nil ve Darfur</strong> eyaletleri istikrarsız durumdadır. <strong>G. Sudan</strong> fiilen bağımsız hale gelmiş, diğer eyaletlerin parçalanması yönünde çabalar devam etmektedir.</div> <div><strong></strong></div> <div><strong>-ABD'DEKİ İSRAİL LOBİSİNİN HAZIRLADIĞI SUDAN'IN 7'YE BÖLÜNME HARİTASI-</strong></div> <div><strong>Sudan</strong> içi bölünmeleri önlemek için tedbir alan hükumet tıpkı <strong>Türkiye’nin</strong> yaptığı gibi <strong>Köy</strong> <strong>Korucu</strong> adını verdiğimiz destek güçlerini kurmuş, bu güçler <strong>Sudan</strong> ordusu ile birlikte <strong>Darfur</strong> ve <strong>G. Sudan’da</strong> orduyla birlikte savaşmış, orduya destek vermiştir.</div> <div><strong>Sudan’da</strong> <strong>2013</strong> yılında hükûmet tarafından mahallinden orduya destek olmak maksadıyla silah altına alınan <strong>paramiliter</strong> güç olarak teşkilatlandırılan <strong>Hızlı</strong> <strong>Destek</strong> <strong>Güçleri</strong> (HDG=RSF) kurulmuştur. Son zamanlarda <strong>ordu</strong> ile <strong>HDG’nin</strong> arası açılmıştır.</div> <div><strong>Oded</strong> <strong>Yinon</strong> <strong>Planına</strong> (OYP) göre hazırlanan <strong>Büyük Ortadoğu Projesi</strong> (BOP) <strong>Amerika’yı</strong> yöneten küresel sermayenin sahibi <strong>Yahudi</strong> <strong>lobisi</strong> tarafından her türlü vasıta kullanılarak uygulamaya zorlanmaktadır.</div> <div></div> <div>Ülkeler ve devletler iç çatışmaya ve bölünmeye zorlanmaktadır.</div> <div><strong>Küresel</strong> çapta <strong>Müslümanlar</strong> <strong>soykırım</strong> ve <strong>baskıya</strong> uğramakta, iç çatışmaya ve istikrarsızlığa itilmektedir.</div> <div><strong>Çin</strong>, <strong>Doğu</strong> <strong>Türkistan’da</strong>, <strong>Hindistan</strong>, içeride <strong>Müslümanlara</strong> karşı ve <strong>Keşmir’de</strong>, <strong>Burma</strong> <strong>Arakan’da</strong>, <strong>Bosna’da</strong> soykırıma, <strong>Avrupa’nın</strong> her devletinde <strong>İslamafobiye</strong>, <strong>Amerika’da</strong> zenci <strong>Müslümanlara</strong> baskı, <strong>Orta</strong> <strong>Afrika’da</strong> <strong>Müslüman</strong> <strong>katliamı</strong> olarak devam etmekte, <strong>İslam</strong> ülkelerinde mesela <strong>Afganistan</strong>, <strong>Lübnan</strong>, <strong>Yemen</strong> vs. de kötü yönetime mahkûm edilmektedir.</div> <div><strong>İslam’ın</strong> başarısızlığa ve kötü yönetime zorlanması <strong>batı</strong> <strong>dünyasının</strong> <strong>temel</strong> <strong>politikası</strong> haline gelmiştir. <strong>Sudan’da</strong> olan budur.</div> <div>Bu mücadele, <strong>İslam’ın</strong> yenilmesiyle sonuçlanmayacaktır.</div> <div></div> <div>Bu mücadele, <strong>İslam</strong> <strong>dünyasının</strong> <strong>mutlak</strong> <strong>galibiyetiyle</strong> sonuçlanacaktır. Çünkü <strong>fesat</strong> ve <strong>küfrün</strong> <strong>ipi</strong> <strong>çürüktür</strong> mutlaka yenilecektir.</div> <div><strong>1908</strong> darbesinden sonra <strong>Türkiye’nin</strong> eğitim sistemine mantık olarak girmiş olan; <strong>“kimsenin bir karış toprağında gözümüz yoktur, yurtta sulh cihanda sulh vs.”</strong> mantığının yerini tekrar en az <strong>3000</strong> <strong>seneden</strong> <strong>beri</strong> <strong>devlet</strong> <strong>mantığına</strong> hâkim olan <strong>cihan</strong> <strong>hâkimiyeti</strong> kavramına geri dönmesi gereklidir.</div> <div>-Devam edeceğiz.-</div> <div>.</div> <div><strong>Suat Gün, dikGAZETE.com</strong> </div> <div><strong>Dipnotlar: </strong>(1)</div> <div><strong>Madde 15</strong> — Türkiye, Oniki Adalar üzerindeki tüm hak ve senetlerinden İtalya lehine feragat eder.</div> <div><strong>Madde 17</strong> — Türkiye, Mısır ve Sudan üzerindeki tüm hukuk ve senetlerinden vazgeçer.</div> <div><strong>Madde 20</strong> — Türkiye, Britanya Hükûmetince Kıbrıs'ın 5 Kasım 1914'ten itibaren ilhakını tanır.</div> <div><strong>Madde</strong> <strong>21</strong> — 5 Kasım 1914 tarihinde Kıbrıs Adasında yerleşmiş olan Türk uyrukları, yerel yasanın belirlediği koşullara göre, İngiltere uyrukluğuna geçecek ve böylece Türk uyrukluğunu yitireceklerdir. Türk uyrukluğunu seçenler, izleyen on iki ay içinde Kıbrıs Adasından ayrılmak zorunda kalacaklardır.</div> <div><strong>Madde 22</strong> — Türkiye, Trablusgarp (Libya) üzerinde sahip olduğu tüm hak ve ayrıcalıkların kesinlikle kaldırıldığını tanır.</div> <div><strong>Madde 58</strong> —Türkiye, Osmanlı Hükûmetince İngiltere'ye ısmarlanmış olup Britanya Hükümeti’nce 1914 yılında el konulan savaş gemileri için ödenmiş bulunan paralardan ve bu konuda her türlü taleplerinden vazgeçer. (Yani İngiliz Hükümetinin Sultan Osman ve Reşadiye zırhlılarına el koymasını söylüyor.) Bu 2 gemiden başka 8 gemi daha vardı.</div> <div><strong>Madde 128</strong> — Türkiye Hükûmeti; Britanya İmparatorluğu, Fransa ve İtalya Hükûmetlerine karşı, kendi toprakları üzerinde ölenlerin mezarları, mezarlıkları, toplu ceset çukurları ve adlarına dikilmiş anıtlarının bulunduğu arsaları o devletlere ayrı ayrı ve süresiz olarak bırakmağı yükümlenir. (Çanakkale ve Gelibolu’daki mezarlıkları söylüyor) Geçenlerde İngiliz Veliaht Prens burayı askeri kıyafeti ile ziyaret etti.)</div> <div>Biliyorum bazı arkadaşlar bu anlattıklarıma itiraz edecek: Kaynağını da vererek gerçekleri bütün çıplaklığı ile anlatmaya çalışıyorum. Türkiye’nin ve Türk milletinin nasıl küçük düşünmeye mahkûm edildiğini ifade etmeye çalışıyorum.</div> <div>https://tr.wikipedia.org/wiki/Lozan_Antla%C5%9Fmas%C4%B1</div> <div><strong></strong></div>