Sözde çocuk katiller ve çeteler aileleri ile şehirden kovulmalı!.. Şehirler medeniyetin merkezi mi suç kaynağı ve alanı mı?

Sözde çocuk katiller ve çeteler aileleri ile şehirden kovulmalı!.. Şehirler medeniyetin merkezi mi suç kaynağı ve alanı mı?

SÖZDE ÇOCUK KATİLLER VE ÇETELER AİLELERİ İLE ŞEHİRDEN KOVULMALI…

ŞEHİRLER MEDENİYETİN MERKEZİ Mİ, SUÇ KAYNAĞI VE ALANI MI?

Şehirler tarih boyunca medeniyetlerin merkezidir, membaıdır. Devlet aklının, kültürün, sanatın ve toplumsal düzenin en yoğun biçimde ortaya çıktığı yerler şehirler olmuştur. Özellikle İstanbul gibi bir şehir sadece bir yerleşim alanı değil, aynı zamanda payitahttır, tarih boyunca imparatorlukların merkezi olmuş, medeniyetin zirvesini temsil etmiştir.

Fakat gelinen noktada tablo maalesef çok farklıdır.

Bugün İstanbul, Ankara, İzmir, Adana, Mersin, Diyarbakır gibi büyük şehirler giderek birer medeniyet merkezi olmaktan uzaklaşmakta, adeta suç üretim merkezlerine dönüşmektedir.

Bu kabul edilemez bir durumdur.

Okullara kadar inmiş bir şiddet...

Özellikle son dönemde yaşanan olaylar toplumun geleceği açısından alarm verici boyutlara ulaşmıştır.

En son yaşanan öğretmen cinayeti, okul içinde meydana gelen şiddet olayları, akran zorbalığı ve gençler arasındaki saldırganlık artık münferit olaylar olmaktan çıkmıştır.

Bugün okullarda:

  • Akran mobingi
  • Şiddet
  • Bıçak taşıma
  • Tehdit
  • Organize gençlik çeteleri gibi çok ciddi problemler ortaya çıkmaktadır.

Eskiden öğrenciler okula çakı bile getirmeye cesaret edemezdi. Okul idaresi gerektiğinde sınıflarda arama yapar, disiplin sağlanırdı.

Bugün ise okul idaresinin ağırlığı büyük ölçüde ortadan kaldırılmıştır. Disiplin zayıfladıkça, boşluğu şiddet doldurmaktadır.

18 yaş altı suç meselesi…

Bugün şehirlerde faaliyet gösteren birçok suç örgütünün ve çetenin üyeleri 18 yaş altı gençlerden oluşmaktadır.

Bu kişiler cinayet işleyebilmekte, organize suçlara katılabilmekte, gasp ve saldırı gerçekleştirebilmektedir.

Eğer bir kişi eline silah alıyor, cinayeti planlıyor, azmediyor ve gerçekleştiriyorsa, bu eylemin suç niteliği yaşla ortadan kalkmaz.

Bu nedenle ağır suç işleyen 16-17 yaşındaki faillerin yetişkin gibi yargılanması artık ciddi şekilde tartışılması gereken bir konudur.

Çünkü suçun mağduru açısından failin yaşı değil, işlenen suçun ağırlığı önemlidir.

Toplumsal saygısızlık ve küçük suçların büyümesi!..

Sorun yalnızca ağır suçlar değildir.

Toplumsal düzeni bozan küçük görülen davranışlar da giderek yaygınlaşmaktadır.

Örneğin:

  • Hastane önünde son ses müzik açmak.
  • Trafikte en küçük tartışmada saldırganlaşmak.
  • Araçtan inip beyzbol sopasıyla kavga etmek.
  • Kamu düzenini hiçe saymak…

Bunların her biri aslında toplumsal çürümenin küçük belirtileridir.

Bir toplumda küçük suçlar cezasız kalırsa, zamanla daha büyük suçların zemini oluşur.

Somut teklifler: Toplum huzuru için yeni tedbirler… 

Artık sadece şikâyet etmek yeterli değildir. Toplum huzurunu korumak için somut tedbirlerin konuşulması gerekir.

Bu noktada bazı açık ve net teklifleri ortaya koymak gerekir.

1. Okullarda güvenlik araması yapılmalıdır.

Okullar sadece eğitim verilen yerler değil, aynı zamanda gençlerin güvenliğinin sağlandığı kurumlardır.

Bu nedenle okul idaresine ve kolluk kuvvetlerine şu yetkiler verilmelidir:

  • Okullarda habersiz arama yapılabilmesi
  • Okul idaresi ve polis tarafından sınıf ve çanta kontrolleri
  • Silah, bıçak ve tehlikeli materyal taşıyanların derhal tespiti

Geçmişte bu uygulamalar yapılabiliyordu ve okullarda disiplin sağlanabiliyordu.

Bugün aynı kararlılık yeniden tesis edilmelidir.

Okul, suçun saklandığı yer değil; güvenliğin sağlandığı yer olmalıdır.

2. Aile sorumluluğu getirilmelidir…

Suç işleyen çocuk meselesi yalnızca bireysel bir problem değildir.

Bu çocukları yetiştiren ailelerin de sorumluluğu vardır.

Şehre uyum sağlayamayan, çocuklarını kontrol edemeyen ve sürekli suç üreten aile yapıları için hukuki sorumluluk mekanizmaları kurulmalıdır.

Bu noktada şu teklif açık şekilde tartışılmalıdır.

Toplum düzenini sürekli bozan, çocukları suç işleyen ve şehir hayatına uyum sağlayamayan ailelerin, geldikleri yerleşim yerlerine aile bütünlüğü içinde geri gönderilmeleri bir kamu düzeni tedbiri olarak değerlendirilebilir. Yani suç üretenler, şehre uyum sağlayamayanlar aileleri ile geldikleri yere gönderilmelidir.

Masum insanların huzuru, suça sürüklenen küçük grupların davranışlarına feda edilemez.

Toplumun güvenliği her şeyden önce gelir.

Demokratikleşme disiplinsizlik demek değildir!..

Son yıllarda bazı kavramlar yanlış yorumlanmaktadır.

Demokratikleşme, çağdaşlaşma veya statükoyu değiştirmek…

  • Toplumsal değerleri zayıflatmak
  • Kurumları itibarsızlaştırmak
  • Disiplin mekanizmalarını ortadan kaldırmak anlamına gelmez.

Bir toplumda özgürlük ile düzen dengede olmalıdır.

Devlet otoritesi zayıflarsa, boşluğu suç örgütleri doldurur.

Sonuç…

Şehirler medeniyet üretmek için vardır.

Eğer şehirler suç üretmeye başlamışsa, bu sadece güvenlik sorunu değil, bir medeniyet krizidir.

Bugün yaşanan olaylar bize açık bir gerçeği göstermektedir:

Toplumsal düzeni koruyan değerler, disiplin ve hukuk zayıfladığında şehirler medeniyet merkezi olmaktan çıkar, suç merkezine dönüşür ve hiçbir toplum bunu uzun süre taşıyamaz.

.

Emekli Yarbay Halil Mert, dikGAZETE.com

-Strateji ve Yönetim Uzmanı, Elektrik-Elektronik Mühendisi-

Özet açıklama buradadır;

https://youtu.be/Ei9iGyn12hI

SİZİN DÜŞÜNCELERİNİZ