İran – İngiltere + ABD + İsrail... Pakistan – Hindistan + Afganistan… Müslümanlar cehaletlerinde boğuluyor! Kimin umurunda?

İran – İngiltere + ABD + İsrail... Pakistan – Hindistan + Afganistan… Müslümanlar cehaletlerinde boğuluyor! Kimin umurunda?

İRAN-İNGİLTERE+ABD+İSRAİL...

PAKİSTAN-HİNDİSTAN+AFGANİSTAN…

MÜSLÜMANLAR CEHÂLETLERİNDE BOĞULUYOR. KİMİN UMURUNDA?

İslam Dünyası neden paramparça?

Sınırlar yabancı, kavgayı biz ediyoruz, tarih Affetmez!..

2026 yılındayız.

Dünya yapay zekâ konuşuyor, uzay projeleri planlıyor, teknoloji yarışında yeni eşikler aşıyor. Ama İslam coğrafyasına baktığımızda hâlâ sınır kavgaları, mezhep gerilimleri ve kardeş çatışmaları görüyoruz. Aynı inanca mensup halklar birbirine şüpheyle bakıyor; devletler birbirini tehdit olarak konumlandırıyor. Bu nasıl bir çelişkidir?

300 yıldır en büyük düşman cehàleti ve HAM YOBAZ KABA SOFTA’yı yenemedik vesselâm…

Bugün İslam Dünyası geniş bir coğrafyaya, genç bir nüfusa ve ciddi doğal kaynaklara sahip. Fakat bütün bu imkânlara rağmen siyasi olarak dağınık, ekonomik olarak kırılgan ve askerî olarak dış denklemlere bağımlı bir görüntü veriyor. Bu tabloyu yalnızca “dış güçler” açıklamasıyla izah etmek kolaydır; ancak eksiktir. Asıl soru şudur: Bu coğrafyada neden yerli, büyük ve kurucu bir irade ortaya çıkamıyor?

Paramparça bir coğrafya…

Afganistan ile Pakistan halkları, tarihsel ve kültürel olarak akraba halklardır. Araya çizilen sınır yerli değildir. 1947’de Birleşik Krallık İngiliz Gevuru sözde! çekilirken çizilen sınırlar, bugün hâlâ kanayan fay hatlarıdır. Hindistan ile Pakistan arasındaki Keşmir Meselesi, sadece iki devlet arasındaki bir toprak sorunu değil; sömürge mirasının canlı kalıntısıdır.

Amerika Yerlileri ne diyor; “Derede iki kurbağa kavga ediyorsa oradan Uzunbacak (İngiliz Gevuru) geçmiştir.” Olay budur.

Sınırı başkası çizmiş olabilir; fakat o sınır uğruna düşmanlığı sürdürmek bizim tercihimizdir. Bir Müslüman toplum, başka bir Müslüman toplumu tarihsel kırgınlıklar ve içi boş kinle süslenmiş, gerçek düşmanı görmeyen hamàset üzerinden karşı cepheye koyuyorsa burada yalnızca dış müdahale değil, bilinç ve irade kıtlığı vardır.

Afganistan yıllardır istikrarsızlıkla boğuşuyor. Pakistan iç güvenlik ve ekonomik sorunlarla mücadele ediyor. Hindistan-Pakistan gerilimi sürekli sıcak tutuluyor. Enerji iç çatışmalara harcanıyor; ortak kalkınma projelerine değil. Oysa 21. yüzyıl, enerjisini kendi içinde tüketen toplumları affetmiyor.

Türkiye – İran gerilimi akılcı mı?

Türkiye ile İran arasındaki tarihsel rekâbet bilinir. Ancak bugünün dünyasında bu rekabeti düşmanlık diline dönüştürmek akılcı değildir. İran toplumunun çoğunluğu Türk ve akraba halklardır. Toplumlar iç içe geçmişken mezhep temelli bir ayrışma üretmek bölgesel kırılganlığı artırmaktan başka bir işe yaramaz.

2026 yılında hâlâ Sünni-Şii Gerilimi üzerinden siyaset üretmek, İslam Dünyası’nı güçlendirmez; tam tersine zayıflatır. 16. yüzyılın kırgınlıklarını 21. yüzyıla taşımak tarih bilinci değil, tarih takıntısıdır.

İran üzerindeki sürekli savaş baskısının nedenleri, rejimin devamı, diğer İslâm Ülkeleri’ne gözdağı olabilir mi?

Amerika Birleşik Devletleri, İsrail ve zaman zaman Birleşik Krallık İngiltere ile İran arasında yıllardır yüksek gerilimli bir ilişki söz konusudur. Yaptırımlar, siber saldırı iddiaları, bölgesel vekâlet savaşları ve karşılıklı tehditler, İran’ı sürekli bir kriz atmosferinde tutmaktadır. Bu, maalesef İran’daki molla rejiminin de işine gelmektedir. Despotik tüm sistemler, düşman yaratarak toplumu bir arada tutar. İran için sürekli düşman vardır. Tabii akla şu da geliyor. İran Rejimi ile ABD-İngiltere-İsrail koordine içinde mi?

Ayrıca İran üzerinden başta komşu Türkiye Cumhuriyeti Devleti olmak üzere diğer İslâm Ülkelerine de gözdağı veriyorlar.

İran’ın Şiî yayılmacılığını destekleyip, coğrafyayı böldüler. Şimdi ufalıyorlar, eritiyorlar.

Bölge üzerindeki küresel güç rekabeti gerçektir. Ancak bu gerilimden en büyük zararı yine bölge halkları görmektedir.

Asıl soru şudur: İslam Dünyası neden bir ülke ağır baskı altındayken ortak, dengeli ve akılcı bir diplomatik refleks geliştiremiyor? Neden krizler karşısında ortak bilim, ortak savunma ve ortak ekonomik dayanışma masaları kurulamıyor?

İran üzerindeki baskı yalnızca İran’ın meselesi değildir; bu, bütün coğrafyanın kırılganlığının göstergesidir. Eğer bölge ülkeleri güçlü ekonomik ve teknolojik altyapıya sahip olsaydı, eğer aralarındaki mezhep gerilimi minimize edilmiş olsaydı, dış baskı bu kadar etkili olabilir miydi?

Sorun sadece dışarıdaki güç merkezleri değildir. Sorun, içeride ortak bir stratejik aklın kurulamamış olmasıdır.

Ramazan’da merhamet yoksa ne zaman?

Mekke merkezli İslam geleneğinde haram aylar olarak bilinen Recep, Şaban ve Ramazan aylarında tarih boyunca en sert kabileler bile savaşmayı bırakmıştır. İslâm öncesi dönemde dahi bu aylarda kan dökmek büyük suç sayılmıştır.

Bugün Müslüman ülkeler Ramazan ayında bile sert siyasi söylemlerden ve güç gösterilerinden vazgeçmiyorsa burada ciddi bir din/ahlak aşınması vardır. Merhamet yalnızca bireysel bir erdem değil, siyasal bir ilkedir. Ramazan’da merhameti kuşanamayan toplumların adalet iddiası zayıflar.

Müslümanların arasındaki bu mezhep, tarikat, cemaat, İslâm Ülkeleri arasındaki kavga ve düşmanlıklar kaynakları ile yok edilmelidir. İslâm Halkları’nın rejimleri vd. sebeplerle baskı altında kalması, fertleri şahsiyetsizleştirmekte, münafıklaştırmakta, ahlaksızlaştırmakta, en kötüsü de gençler deist, ateist, dinsiz olmaktadır. Fertlerin şahsiyeti, toplumun şahs-ı manevisi ile doğrudan ilişkilidir.

Arap ve İslâm Dünyası’nda güç boşluğu!..

Arap Birliği çatısı altındaki ülkelerin önemli bir kısmı ya iç savaşlar yaşamış ya da dış güvenlik şemsiyelerine bağımlı hâle gelmiştir. Petrol ve doğal gaz gelirleri vardır; fakat teknoloji üretiminde ve savunma sanayinde küresel ölçekte belirleyici merkezler sınırlıdır.

Ortak strateji eksikliği, vizyon dağınıklığı ve iç rekâbet İslam Dünyası’nı zayıflatıp kişiliksizleştirmektedir. Bu kader değildir, fakat zihniyet ve sistem değişmeden tablo değişmez.

Asıl sebep: Cehalet ve üretim eksikliği!..

İslâm Dünyası için Sanayi Devrimini ıskalamak tarihî bir kırılmaydı. Bilim, teknoloji ve üretime bigâne kalmak ikinci kırılmaydı. Taassubu din zannetmek üçüncü kırılmaydı.

Cehalet yalnızca okuma yazma bilmemek değildir; dünyayı doğru okuyamamaktır. Matematik, Fen bilimleri geri kalmışsa zayıfsa savunma sanayi gelişmez, teknoloji üretilemez. Millî Teknoloji üretemeyen toplum bağımsızlık iddiasını sürdüremez.

Bugün hâlâ bilimi ikinci plana iten, eleştirel düşünceyi bastıran ve mezhepçi dili meşrulaştıran anlayışlar etkili olabiliyorsa, bu tabloyu yalnızca dış güçlere bağlamak kolaycılıktır. İç reform yapılmadan dış müdahale şikâyeti sonuç vermez.

Müslümanlar içlerinde emperyalizminde körüklediği HAM YOBAZ KABA SOFTA’yı yenmek zorundadır.

Ortak direnç şarttır!..

İslam Dünyası mezhepçilikten, etnik bölücülükten, düşmanlıktan kurtulmadıkça güç birliği kuramaz. Türk’üyle, Arab’ıyla, Fars’ıyla, Peştun’uyla… Bu mesele bir milletin değil; ümmetin meselesidir.

İslâm Dünyası’nda yerli ve milli üretim, bilim merkezli eğitim reformu, savunma ve teknoloji alanında iş birliği, ekonomik entegrasyon ve karşılıklı güven mekanizmaları artık romantik temenniler değil; stratejik zorunluluktur.

Müslümanlar özellikle de Türkiye ve Türk Milleti birlikte hareket etmeye tüm İslâm Dünyası’nı zorlamalıdır.

Son söz…

Bu coğrafyada kan akıyorsa, bu sadece dış güçlerin suçu değildir; bu bizim akılsızlığımızın, dağınıklığımızın ve cehaletimizin sonucudur.

Türk’üyle, Arabıyla, Farsıyla, Peştunuylaİslam Dünyası birbirine düşman oldukça kimse bize saygı duymaz.

Bu coğrafyada tarih boyunca düzen kurmuş Büyük Türk Milleti, bugün kaosu seyrediyorsa bunun hesabı ağırdır.

Ramazan ayında bile merhameti kuşanamayan Müslümanlar dinden, İslâm’dan bahsedemez.

Ya aklı ve bilimi merkeze alacağız, üreteceğiz, birlik olacağız ya da başkalarının çizdiği sınırlar içinde birbirimizi tüketmeye devam edeceğiz.

Tarih affetmez. Allah, imkân verip sorumluluk yüklediği milletlerden hesap sorar.

.

Emekli Yarbay Halil Mert, dikGAZETE.com

-Strateji ve Yönetim Uzmanı, Elektrik-Elektronik Mühendisi-

Yazı özetini, buradan izleyebilirsiniz;

https://youtu.be/RoZW_4JQdtU

.

SİZİN DÜŞÜNCELERİNİZ