<h3><span><strong>Prenses erkekler</strong></span></h3> <div><strong>Modernite</strong> ve sanayileşmeyle birlikte doğanın tüm uzuvlarının yerle yeksan olması yetmezmiş gibi <strong>insan</strong> <strong>fıtratına</strong> yönelik <strong>tahribatlar</strong> da artmıştır.</div> <div>Elbette <strong>Batı</strong>, yalnızca teknolojik ilerlemeyle yetinmemiş insanın doğasına kadar müdahale etmeyi kendinde hak görmüştür. <strong>Batı'nın</strong> söz konusu evrimselci ve pragmatik bakış açısı cinsiyetler arası ilişkileri dönüştürürken kadınların birçoğu bunu devrimsel bir yenilik olarak algılamıştır. Ancak gerçek şu ki; bugün <strong>feminizmin</strong> aşırı uç yorumları, kadınları temsil etmek bir yana onlara karşı hareket eden bir mekanizmaya dönüşmüştür. Zira toplumsal cinsiyet eşitliği için verilen savaş, bugün <strong>cinsiyetsizleşmeyi</strong> güzelleyen bir metaforla karşımızda dikilmektedir.</div> <div><strong>Cinsiyetler</strong> arasındaki nev-i şahsına münhasırlığı yok etmeye çalışan bu zihniyet ve takipçileri bugün isyan bayrağını açmıştır. Her noktada <strong>kadınla</strong> <strong>erkek</strong> arasındaki eşitliğe vurgu yapan söz konusu bakış açısı, şu an kendisiyle çelişmektedir. <strong>Eşitlik</strong> taleplerinin erkekler tarafından fazlasıyla ciddiye alındığına şahit olan bu güruh, şaşırmış ve yalpalamıştır.</div> <div>Yanlış anlaşılmasın lütfen! Kadının hakları her daim korunması gereken bir emanettir. Ancak <strong>eşitlik</strong> derken kastedilen nedir? <strong>Cinsiyetler</strong> arası roller nasıl ilişkilendirilmelidir? Bu sınırları rasyonel bir şekilde çizemezseniz bugün “<strong>prenses</strong> <strong>erkek</strong>” dediğimiz türevlerin çoğalmasına zemin hazırlamış olursunuz... Bırakın da erkekler “<strong>erkek</strong>” gibi kalsın...</div> <div>.</div> <div><strong>Hande Ustamahmut, dikGAZETE.com</strong></div> <div><strong></strong></div> <div><strong></strong></div>