<h3><span><strong>Postmodern Dönemde Aile</strong></span></h3> <div><strong>Aile</strong>, tarih boyunca toplumsal bir kurum olarak her toplumda var olmuştur.</div> <div><strong>Antropolog</strong> <strong>Murdock</strong>, <strong>250</strong> farklı toplumdan elde ettiği veriler sonucunda ailenin evrensel bir kurum olduğuna kanaat getirmiştir. Ancak bu durum ailenin toplumsal, kültürel ve ekonomik değişimlere bağlı olarak şekillenip dönüşmesine engel olmamıştır.</div> <div><strong>Modernleşmeyle</strong> birlikte teknolojik ve ekonomik gelişmeler ve akabinde yaşanan <strong>Sanayi</strong> <strong>Devrimi</strong> ile birlikte aile yapısı dönüşmüştür. <strong>Sanayi</strong> öncesi toplumlarda aile, bir üretim ve dayanışma yeriyken modernleşmeyle birlikte aile bir tüketim nesnesine dönüşmüştür. En önemlisi de <strong>aile içi mahremiyet,</strong> paramparça olmuş ve <strong>modernizmin</strong> temel kurumları olan <strong>okul</strong>, <strong>fabrika</strong>, <strong>işyerleri</strong> ve <strong>eğlence</strong> sektörü <strong>ev</strong> <strong>içi</strong> <strong>mahremiyeti</strong> büyük ölçüde aşındırmıştır.</div> <div>Süreç içerisinde yaşanan söz konusu değişimler, aynı zamanda <strong>aile</strong> <strong>içi</strong> <strong>rolleri</strong> de etkilemiştir. Bireyin, <strong>tarih</strong> sahnesine çıkmasıyla birlikte <strong>benlik</strong> paramparça olmuştur. Zira <strong>sanayi</strong> öncesinde <strong>yan</strong> <strong>yana</strong> <strong>duran</strong> aile bireyleri artık <strong>modernleşmeyle</strong> birlikte <strong>yok</strong> olmuştur. Artan <strong>boşanmalar</strong>, <strong>evlilik</strong> <strong>dışı</strong> <strong>birliktelikler</strong> ve yükselen <strong>eşcinsel</strong> ilişkiler <strong>aile</strong> kurumunun geleceğini tartışmaya açmıştır. Ve en önemlisi de <strong>ekonomik</strong> <strong>özgürlüğünü</strong> kazanan <strong>kadın</strong> için artık <strong>eve</strong> <strong>bağımlılık</strong>, <strong>kader</strong> olmaktan çıkmıştır.</div> <div>Bu bağlamda <strong>postmodernizmin</strong> aile yapısında ciddi bir <strong>çözülme</strong> olduğu açıktır. Elbette bu <strong>çözülmenin</strong> en temel nedenlerinden biri <strong>modernizmin</strong> hızlı ve şiddetli bir şekilde <strong>metalaşarak</strong> toplumsal kurumları etkilemesidir. Dolayısıyla postmodernizmin <strong>parçalanmış</strong> <strong>aile</strong> <strong>modelinin</strong> içerisinde <strong>karı</strong> <strong>koca</strong> arasındaki ilişkiler, akışkan ve yüzeyseldir. Dönemin bir özelliği olarak <strong>tek</strong> <strong>gecelik</strong> <strong>ilişkiler</strong>, <strong>nikahsız</strong> <strong>evlilikler</strong> ve <strong>evlilik</strong> <strong>dışı</strong> <strong>doğan</strong> <strong>çocuklar</strong> artık bir <strong>tabu</strong> değildir. Peki bu <strong>sınırsız</strong> <strong>seçenekler</strong>, insanlığa <strong>huzur</strong> getirmiş midir?</div> <div>Her şeyin <strong>hoşgörüyle</strong> karşılandığı, <strong>gelenekle</strong> olan tüm bağın koparıldığı bir <strong>varoluş</strong> biçimi, ne yazık ki <strong>insanlığı</strong> <strong>erozyona</strong> uğratmıştır. <strong>Modernizmin</strong> katı ve evrensel <strong>hayat</strong> <strong>biçimi</strong> ne kadar sorunluysa postmodernizmin de akışkan yapısı bir o kadar sorunludur. <strong>Giddens’ın</strong> deyimiyle; <strong>plastikleşen</strong> <strong>cinsellik</strong>, <strong>sevginin</strong> <strong>doğasını</strong> <strong>değiştirmiş</strong> ve <strong>aşkı</strong> <strong>buharlaştırmıştır</strong>. Dolayısıyla bu çağın <strong>ilişki</strong> <strong>biçiminin</strong> <strong>hülasasını</strong> da <strong>buharlaşan</strong> <strong>aşk</strong> kavramıyla açıklayabiliriz.</div> <div></div> <div>Özetle söylemek gerekirse; <strong>dijitalleşen</strong> <strong>toplum</strong>, <strong>postmodern</strong> <strong>söylemlerin</strong> <strong>ivme</strong> <strong>yapması</strong> <strong>ve feminizmin aşırı uç yorumları sürecin bu noktaya gelmesinde etkili olmuştur</strong>.</div> <div><strong>Cinsiyet</strong> <strong>rolleri</strong> noktasındaki <strong>radikal</strong> <strong>düzenlemeler</strong> hem <strong>kadını</strong> hem de <strong>erkeği</strong> geleneksel rollerinden koparmıştır. Bugün sanal platformda “<strong>prenses</strong> <strong>erkekler</strong>” nitelemesi boşuna değildir. Söz konusu bu temel problemler <strong>aile</strong> kurumunun <strong>yara</strong> almasına neden olmuştur. Bu durum <strong>aile</strong> <strong>kurumunun</strong> karşı karşıya olduğu temel sorunların daha da <strong>derinleşmesine</strong> zemin hazırlamıştır.</div> <div> </div> <div><strong>Hande Ustamahmut, dikGAZETE.com</strong></div> <div><strong></strong></div> <div><strong></strong></div>