<h3><span><strong>Önce Sisi’yle görüşülecek ardından Esat ile</strong></span></h3> <div><strong>Mısır Devlet Başkanı Abdülfettah es-Sisi’nin</strong> <strong>4 Eylül’de</strong> <strong>Ankara’ya</strong> geliyor olmasının çağrıştırdığı bir anekdottan söz edeyim. Aradan ben diyeyim <strong>100</strong> yıl siz deyin <strong>112</strong> yıl geçmiş.</div> <div><strong>1908’de</strong> ilân edilen <strong>İkinci</strong> <strong>Meşrûtiyeti</strong> takip eden günlerde <strong>Said</strong> <strong>Nursî</strong>, <strong>İstanbul’dan</strong> <strong>Van’a</strong> giderken uğradığı <strong>Tiflis’te</strong> bir <strong>Rus</strong> polisiyle sohbeti sırasında muhatabı ona;</div> <div>“<strong>İslâm parça parça olmuş</strong>…” der, <strong>Said</strong> <strong>Nursi</strong> de; “<strong>Tahsile gitmişler. İşte Hindistan, İslâm’ın müstaid bir veledidir</strong> (kabiliyetli bir oğludur); <strong>İngiliz mekteb-i</strong> <strong>idadîsinde</strong> (lisesinde) <strong>çalışıyor</strong>. <strong>Mısır</strong>, <strong>İslâm’ın</strong> <strong>zeki</strong> <strong>bir</strong> <strong>mahdumudur</strong> (oğludur); <strong>İngiliz mekteb-i mülkiyesinden</strong> (siyasal bilgiler fakültesinden) <strong>ders alıyor. Kafkas ve Türkistan, İslâm’ın iki bahadır oğullarıdır; Rus mekteb-i harbiyesinde </strong>(harp okulunda) <strong>talim ediyorlar</strong>” cevabını verir.</div> <h3><strong>Mısır Arap mı Türk mü?</strong></h3> <div>Bu sorunun cevabı nereden baktığınıza veya hangi kriterleri esas aldığınıza göre değişir. Demografik veriler, konuşulan dil, baskın kültür açısından <strong>Arap</strong> olduğu söylenebilir. Hatta ülke adı; <strong>Mısır Arap Cumhuriyeti.</strong> Bu sizi yanıltmasın. Asla adına bakarak böyle düşünmeyin.</div> <div></div> <div>Çünkü <strong>Mısır Cumhuriyeti</strong>; kurumsal ve geleneksel refleksleriyle <strong>Türk’tür</strong>. Bunun tarihsel nedenlerini ve <strong>Mısır'ın</strong> tarihindeki <strong>Türk</strong> egemenlik dönemlerini iyi bilmek gerekir. Bu egemenlik, birkaç farklı <strong>dönem</strong> ve <strong>devlet</strong> tarafından gerçekleştirilmiştir:</div> <div><strong>IX. Yüzyılın</strong> ortalarından itibaren <strong>Bağdat</strong> tarafından gönderilen valilerin yerini valiliklerini <strong>Bağdat'a</strong> tasdik ettiren <strong>Türk</strong> <strong>komutanlar</strong> aldı. <strong>Itah</strong> (Aytah) <strong>Türkî</strong> (847-848), <strong>Hakan oğlu el-Fethi't-Türkî</strong> (856-861), <strong>Dinar oğlu Yezidi't-Türkî</strong> (856-867), <strong>Müzahimü't-Türkî</strong> (867-868), <strong>Ahmedü' Türk</strong>î (868) ve <strong>Uluğ Tarhan oğlu Uzcur Türkî</strong> (868) <strong>Sudan</strong> ile birlikte <strong>Mısır'a</strong> valilik yapan ilk altı <strong>Türk</strong> komutandır.</div> <div><strong>15</strong> <strong>Eylül</strong> <strong>868'de</strong> bir başka <strong>Türk</strong> vali <strong>Ahmed bin Tolun</strong><strong>, Mısır'a</strong> gelerek <strong>Mısır'da</strong> ilk <strong>Türk</strong> hanedanını kurmuştur.</div> <div><strong>Kısaca:</strong></div> <div><strong>1. Tolunoğulları (868-905)</strong>: <strong>Abbasilerden</strong> bağımsız olarak <strong>Mısır’da</strong> kurulan ilk <strong>Türk</strong> devleti <strong>Tolunoğulları’dır</strong>. <strong>Tolunoğlu Ahmed</strong> tarafından kurulan bu devlet, <strong>Mısır’da</strong> bir süre hüküm sürmüştür.</div> <div><strong>2.</strong> <strong>İhşîdîler (935-969)</strong>: <strong>Abbasiler</strong> döneminde <strong>Mısır</strong> valisi olan <strong>Muhammed bin Toğaç</strong> tarafından kurulan bu devlet, <strong>Tolunoğulları'ndan</strong> sonra <strong>Mısır’da</strong> bağımsız bir Türk egemenliği kurmuştur.</div> <div><strong>3.</strong> <strong>Memlükler (1250-1517)</strong>: <strong>Mısır’da</strong> kurulan <strong>Memlük</strong> <strong>Sultanlığı</strong>, <strong>Bahri</strong> ve <strong>Burci</strong> <strong>Memlükler</strong> olarak iki dönemde incelenir. <strong>Memlükler</strong>, <strong>1250'den</strong> <strong>1517'ye</strong> kadar <strong>Mısır'ı</strong> yönetmişlerdir. <strong>Memlükler</strong>, kölemen asıllı olup <strong>Türk</strong> ve <strong>Kafkas</strong> kökenlidirler.</div> <div></div> <div><strong>4.</strong> <strong>Osmanlı İmparatorluğu (1517-1914)</strong>: <strong>1517</strong> yılında <strong>Yavuz Sultan Selim’in Mısır’ı</strong> fethetmesiyle <strong>Mısır</strong>, <strong>Osmanlı</strong> <strong>İmparatorluğu’nun</strong> bir parçası olmuştur. Bu dönem, <strong>Mısır’ın</strong> uzun süreli <strong>Türk</strong> egemenliği altında kaldığı bir dönemdir. <strong>19. yüzyılın</strong> başında <strong>Kavalalı Mehmed Ali Paşa’nın</strong> <strong>Mısır’da</strong> bağımsız hareket etmesiyle <strong>Mısır,</strong> yarı bağımsız bir eyalet haline gelse de nominal olarak <strong>Osmanlı</strong> egemenliği altında kalmıştır.</div> <div><strong>Mısır</strong>, <strong>1798'de</strong> <strong>Napolyon Bonapart</strong><strong>'ın</strong> <strong>Fransız</strong> kuvvetleri tarafından işgal edilene kadar <strong>Memlûk</strong> yönetimi altında yarı özerk kaldı. <strong>Fransızların</strong> <strong>İngilizlere</strong> yenilmesinin ardından <strong>Osmanlı Türkleri</strong>, yüzyıllarca <strong>Mısır'ı</strong> yöneten <strong>Mısırlı</strong> <strong>Memlûkler</strong> ve <strong>Osmanlı'nın</strong> hizmetinde olan <strong>Arnavut paralı askerleri</strong> arasında üçlü bir iktidar mücadelesi yaşandı.</div> <div><strong>Fransızların</strong> sınır dışı edilmesinin ardından, <strong>1805</strong> yılında <strong>Mısır'daki</strong> <strong>Osmanlı</strong> ordusunun <strong>Arnavut</strong> kökenli askerî komutanı <strong>Mehmed Ali Paşa</strong> tarafından iktidara el konuldu. <strong>Muhammed Ali</strong>, <strong>Memlûkleri katletti</strong> ve <strong>1952</strong> devrimine kadar <strong>Mısır'ı</strong> yönetecek bir hanedan kurdu.</div> <h3><strong>Ankara-Kahire ilişkilerinde normalleşme ötesi işbirliği!..</strong></h3> <div><strong>Mısır Devlet Başkanı Abdülfettah es-Sisi’nin, Türkiye-Mısır Yüksek Düzeyli Stratejik İşbirliği Konseyi</strong> toplantısı için <strong>4 Eylül’de Ankara’da</strong> olması bekleniliyor. <strong>Sisi’nin</strong> <strong>Türkiye’ye</strong> yapacağı ilk ziyaret.</div> <div>İki ülke arasındaki ilişkilerin normalleşmesi açısından büyük önem taşıyor. <strong>Türkiye</strong> ve <strong>Mısır</strong>, <strong>2013'teki</strong> <strong>Mısır</strong> askeri darbesi sonrasında diplomatik ilişkilerinde ciddi gerilimler yaşamıştı. <strong>Sisi'nin</strong> <strong>Türkiye</strong> ziyareti, bu gerilimlerin azalması ve diplomatik bağların yeniden güçlenmesi anlamına geliyor.</div> <div></div> <div><strong>Cumhurbaşkanı Recep Erdoğan</strong> ve <strong>Sisi</strong> bu ziyarette, ikili ilişkileri bir üst seviyeye taşıyacak anlaşmaları imzalayacak, başta <strong>Libya</strong> ve <strong>Gazze</strong> olmak üzere bölgesel konuları ele alacaklar. Ziyaret, bölgesel işbirliği, ticaret, enerji ve güvenlik gibi alanlarda yeni işbirliği fırsatlarını gündeme getirebilir.</div> <div>Ayrıca, <strong>Doğu Akdeniz'deki</strong> enerji kaynakları, <strong>Libya</strong> krizi ve <strong>Filistin</strong> meselesi gibi bölgesel konularda iki ülkenin ortak çıkarlarını gözden geçirmesi için bir zemin oluşturabilir. Bu ziyaret hem <strong>Türkiye</strong> hem de <strong>Mısır</strong> için yeni bir dönemin başlangıcını işaret ediyor ve bölgedeki dengeleri etkileyebilecek bir adım olarak değerlendiriliyor.</div> <h3><strong>Sisi'nin Türkiye ziyaretinin Gazze’de Hamas-İsrail görüşmelerine ne gibi etkisi olur?</strong></h3> <div><strong>Mısır Cumhurbaşkanı Abdülfettah Sisi'nin Türkiye</strong> ziyareti, özellikle <strong>Gazze'deki</strong> <strong>Hamas</strong>-<strong>İsrail</strong> görüşmelerine dolaylı ama önemli bir etki yapacaktır. Her iki ülkenin <strong>Gazze</strong> işbirliği; <strong>İsrail</strong> ve küresel destekçilerine karşı ellerini güçlendiren fiili bir durum olacaktır.</div> <div>Ancak, <strong>Mısır’ın</strong> coğrafi yakınlığı nedeniyle geleneksel olarak <strong>İsrail</strong> ve <strong>Hamas</strong> arasındaki arabulucu rolü, <strong>Türkiye</strong> ile olan rekabetini de içinde barındırıyor. <strong>Mısır,</strong> bu konuda <strong>Türkiye</strong> gibi rahat sayılmaz. Çünkü hem <strong>Filistinlilerle</strong> hem de <strong>İsrail</strong> ile komşu. Ülkede hatırı sayılır <strong>Filistinli</strong> bir nüfus yaşadığı da unutulmamalı.</div> <div>Bu nedenle <strong>Mısır,</strong> bölgesel ve iç dinamikleri dikkate almak zorunda. <strong>Türkiye</strong> bu reel politik durumun gayet farkında. <strong>Mısır</strong>, uzun süredir <strong>Gazze'de</strong> arabuluculuk yapan ana aktörlerden biri olarak öne çıkıyor ve bu rolü <strong>ABD</strong> ile koordineli sürdürüyor.</div> <div>Buna karşılık, <strong>Türkiye'nin</strong> <strong>Hamas</strong> ile olan yakın ilişkisi ve <strong>İsrail'e</strong> yönelik eleştirileri, bu süreçteki etkisini sınırlı kılıyor. <strong>Amerikalılar</strong>, <strong>Mısırlı</strong> yetkililerle <strong>Gazze</strong> meselesini <strong>Türk</strong> yetkililere göre daha sık görüşüyor.</div> <div><strong>Sisi'nin</strong> <strong>Türkiye</strong> ziyareti, bu dinamikler göz önüne alındığında, <strong>Türkiye'nin</strong> <strong>Gazze</strong> konusunda daha fazla etkili olma çabalarını hiç şüphesiz daha güçlendirecektir.</div> <div><strong>Türkiye, Gazze</strong> ve <strong>Filistin</strong> konusundaki taleplerini; <strong>Mısır</strong> diplomasisi üzerinden iletebileceği bir zemine kavuşacaktır. <strong>Sisi’nin</strong> bu ziyareti ile <strong>Türkiye</strong> ve <strong>Mısır</strong> arasındaki diplomatik ilişkilerin onarılması ve bölgesel işbirliğinin artırılması hedeflendiği kesin. Ama hedef tek taraflı değil. </div> <div>Bununla birlikte <strong>Sisi'nin</strong> ziyareti, <strong>Türkiye</strong> ve <strong>Mısır'ın</strong> <strong>Gazze'deki</strong> rolü konusunda bir güç mücadelesi anlamına gelebilir. <strong>Mısır'ın</strong>, <strong>Türkiye'ye</strong> rağmen <strong>Gazze'deki</strong> arabuluculuk rolünü pekiştirmeye çalışması muhtemeldir.</div> <div>Bu da görüşmelerde <strong>Türkiye'nin</strong> etkisinin azalmasına neden olabilir. Ancak unutulmaması gereken bir husus; bu tür ziyaretlerin her iki ülkenin de <strong>Gazze'deki</strong> durumu stabilize etme çabalarına katkı sağlama potansiyeli de bulunuyor.</div> <h3><strong>Suriye ile ilişkiler yeni sürece giriyor!..</strong></h3> <div><strong>Suriye'nin</strong> resmi haber ajansı <strong>SANA</strong>; <strong>Suriye</strong> <strong>Devlet</strong> <strong>Başkanı Beşar Esat’ın, Türkiye</strong> ile ilişkilerin onarılmasına yönelik girişimlerin <strong>Rusya</strong>, <strong>İran</strong> ve <strong>Irak</strong> gibi ülkelerin de katılımıyla ele alındığını belirtti.</div> <div>Habere göre; <strong>Beşar</strong> <strong>Esad</strong>, <strong>Türkiye</strong> ile ilişkilerde her iki tarafın da zarar gördüğünü ifade ederek. "Her geçen gün ilerleme kaydedilmedikçe sadece Suriye tarafında değil, Türkiye tarafında da hasar birikiyordu" belirlemesinde bulunmuş.</div> <div><strong>Esad</strong>, komşu ülkelerle çatışmayan ilkeler ve ortak çıkarlar doğrultusunda hareket ettiklerini, egemenlik ve uluslararası hukukun, ilişkilerin onarılması konusunda ciddi olan tüm taraflar için temel ilkeler olduğunu vurgulamış. <strong>Esad</strong>, terörle mücadelenin her iki ülkenin de ortak çıkarı olduğunun altını çizmiş.</div> <div>Hatta daha da önemlisi; görüşmek için <strong>Türk</strong> askerinin <strong>Suriye’den</strong> çekilme şartına gerek duymadıklarını söylemiş. Hatırlarsanız <strong>Esat,</strong> bu açıklamayı yapmadan önce; <strong>Türkiye</strong> ve <strong>Rusya </strong>askeri istihbaratlarının, <strong>Suriye</strong> sahasından elde ettikleri veriler doğrultusunda yeniden iki askeri müttefik statüsünde sahaya çıktıklarını, bunun bir şekilde <strong>Suriye</strong> ve <strong>İran’ın</strong> da bu konuda <strong>Rusya</strong> ile birlikte hareket edebileceği anlamına geldiğinin altını çizmiştim.</div> <div>Çünkü ortalık yangın yeri. <strong>Esat</strong>, <strong>Ankara</strong> ile pürüzleri gidermesinin, ülkesinin çıkarları açısından gerekli olduğunun bilincinde. <strong>Kuzey</strong> <strong>Suriye’deki</strong> <strong>Pentagon</strong> varlığı, <strong>Golan</strong> sınırlarındaki <strong>İsrail</strong> ordusu eğer birlikte hareket ederek, <strong>Şam</strong> yönetimini hedef tahtasına oturtursa, nefes alamayacağının çok iyi farkında.</div> <div>Zaten <strong>Rusya,</strong> <strong>İsrail’in</strong> <strong>Suriye</strong> başkentine yönelik hava operasyonlarına sesini çıkarmadığı gibi, kılını dahi kıpırdatmıyor. <strong>Esat</strong> ayrıca ülkesindeki <strong>İran</strong> ağırlığını <strong>Türkiye</strong> ile dengelemek istiyor.</div> <h3><strong>Erdoğan ve Esat nerede görüşecek?</strong><strong></strong></h3> <div><strong></strong></div> <div><strong>Cumhurbaşkanı Erdoğan</strong> ve <strong>Suriye Devlet Başkanı Beşar Esad</strong> arasında bir görüşmenin gerçekleşeceği konusunda çeşitli spekülasyonlar mevcut. Ancak, bu görüşmenin nerede olacağına dair net bir bilgi henüz mevcut değil.</div> <div>Olası görüşme, ilk gündeme geldiğinde önce <strong>Moskova</strong> denildi, ardından <strong>Bağdat</strong> bir seçenek olarak sunuldu. Öne çıkan olası yerler arasında <strong>Moskova</strong>, <strong>Bağdat</strong> ve <strong>Türkiye-Suriye</strong> sınırındaki <strong>Keseb</strong> <strong>Sınır</strong> <strong>Kapısı</strong> bulunuyor. Ancak, <strong>Moskova'da</strong> böyle bir görüşme planının olmadığı <strong>Rus</strong> yetkililer tarafından belirtilmişti.</div> <h3><strong>Tarihi buluşma </strong><strong>Keseb Sınır Kapısında mı?</strong></h3> <div>Görüşmenin gerçekleşip gerçekleşmeyeceği veya nerede yapılacağına dair kesin bir karar henüz verilmedi. Diplomasi ve istihbarat kaynakları ise her iki ülke liderinin <strong>Türkiye</strong>-<strong>Suriye</strong> sınırında bir noktada görüşmelerinin mümkün olduğunu belirtmişlerdi.</div> <div>Bu kapsamda <strong>Erdoğan</strong> ile <strong>Beşar</strong> <strong>Esed</strong> arasında yapılacak görüşmenin, <strong>Türk</strong> <strong>İstihbarat</strong> <strong>Servisi Başkanı İbrahim Kalın</strong> ile <strong>Rusya Dış İstihbarat Servisi Başkanı Sergey Narışkin</strong> arasında <strong>Ankara'da</strong> varılan mutabakat uyarınca, önümüzdeki ay <strong>Keseb</strong> <strong>Sınır</strong> <strong>Kapısında</strong> gerçekleşmesi söz konusu.</div> <div><strong>Türk</strong> ve <strong>Suriyeli</strong> yetkililer, toplantıya hazırlık amacıyla <strong>Haziran</strong> ayında üç tur görüşme yaptı ve sürecin gelişmekte olduğunu, toplantının <strong>Ağustos</strong> ayında <strong>Keseb</strong> <strong>Sınır</strong> <strong>Kapısında</strong> yapılabileceğini belirttiler.</div> <div><strong>Rusya'nın</strong> <strong>Ankara</strong> ile <strong>Şam</strong> arasındaki ilişkileri normalleştirme yönündeki hamlelerinin başında yaklaşık 3 yıl önce sınır kapısı, <strong>Türk</strong> ve <strong>Suriyeli</strong> istihbarat yetkilileri arasında bir toplantıya ev sahipliği yapmıştı.</div> <div></div> <div><strong>Suriye'nin</strong> <strong>Lazkiye</strong> kentine bağlı <strong>Keseb</strong> (Yayladağ) <strong>Sınır</strong> <strong>Kapısı</strong>, halen aktif değil. Bölge, <strong>Suriye</strong> askerleri ile <strong>Türkiye</strong> yanlısı milislerin kontrolünde. <strong>Keseb</strong> <strong>Sınır</strong> <strong>Kapısı</strong>, 3 yıl önce <strong>Türk</strong> ve <strong>Suriyeli</strong> istihbarat yetkilileri arasında bir toplantıya ev sahipliği yapmıştı. Burasının tercih edilmesinin sebeplerinden birinin de <strong>ABD’nin</strong> taşeronu <strong>PKK/ PYD/ YPG/</strong> <strong>SDG’nin</strong> nüfuz alanı dışında kalması olduğu söyleniyor.</div> <h3><strong>Erdoğan - Esat görüşmesi, Suriye ve Türkiye ilişkilerinde yeni dönem başlatır mı?</strong></h3> <div><strong>Beşar Esad</strong> ile <strong>Tayyip</strong> <strong>Erdoğan'ın</strong> olası bir görüşmesi, <strong>Suriye</strong> ve <strong>Türkiye</strong> ilişkilerinde önemli bir dönüm noktası olabilir. İki liderin, uzun süredir doğrudan temas kurmaması ve aralarındaki gerilimli ilişkiler, bölgesel dinamikler üzerinde derin etkiler yaratmıştı. Bu görüşme, özellikle <strong>Suriye'nin</strong> yeniden inşası, mülteci krizi ve terörle mücadele konularında işbirliği sağlanması açısından kritik olabilir.</div> <div>Ancak, böyle bir görüşmenin sonuçları birçok faktöre bağlı olacaktır: Her iki ülkenin çıkarlarının nasıl örtüştüğü, iç politik baskılar, bölgesel ve uluslararası güç dengeleri gibi unsurlar bu süreci şekillendirecektir. Eğer taraflar somut adımlar atar ve ilişkilerde gerçek bir normalleşme sağlanırsa, bu görüşme, <strong>Suriye</strong> ve <strong>Türkiye</strong> ilişkilerinde yeni bir dönemin başlangıcı olarak değerlendirilebilir.</div> <h3><strong>Erdoğan - Esat görüşmesi, ABD kontrolündeki PKK/PYD/SDG'nin pozisyonunu nasıl etkiler?</strong></h3> <div><strong>Erdoğan</strong> ve <strong>Esad</strong> arasındaki olası bir görüşme, <strong>ABD'nin</strong> kontrolündeki <strong>PKK/PYD/SDG'nin</strong> pozisyonunu önemli ölçüde etkileyebilir. Bu görüşme, <strong>Suriye'deki</strong> durumu daha karmaşık hale getirebilir ve <strong>PYD/SDG'nin ABD</strong> desteğine rağmen konumunu zayıflatabilir.</div> <div><strong>Erdoğan</strong> ve <strong>Esad'ın</strong> iş birliği, <strong>PKK/PYD/SDG'ye</strong> karşı ortak bir tavır geliştirilmesine yol açabilir. Özellikle <strong>Türkiye'nin</strong>, <strong>Suriye'nin</strong> kuzeyinde bir güvenli bölge oluşturma hedefi ve bu bölgeden <strong>PYD</strong>/<strong>SDG'nin</strong> çıkarılması yönündeki isteği, <strong>Esad</strong> rejimiyle yapılacak anlaşmalarla güç kazanabilir. <strong>Esad</strong>, bu grupları <strong>Türkiye'nin</strong> desteğiyle kontrol altına almak için bir fırsat olarak görebilir.</div> <div><strong>ABD</strong> açısından, bu durum, <strong>Suriye'deki</strong> etkinliğini ve <strong>PYD/SDG</strong> üzerindeki etkisini azaltabilir. <strong>ABD'nin</strong>, <strong>PYD/SDG'yi</strong> <strong>Esad</strong> ve <strong>Türkiye'nin</strong> baskısından korumak için yeni stratejiler geliştirmesi gerekebilir. Özetle, böyle bir görüşme, <strong>PYD</strong>/<strong>SDG</strong> terör örgütünün <strong>Suriye'deki</strong> pozisyonunu zorlaştırabilir ve <strong>ABD'nin</strong> bölgedeki nüfuzunu olumsuz etkileyebilir.</div> <h3><strong>Erdoğan - Esat görüşmesine Türkiye destekli Suriye Milli ordusu ile Türkiye'de yaşayan Suriyeli mülteciler nasıl tepki verebilir?</strong></h3> <div><strong></strong></div> <div><strong>Erdoğan</strong> ile <strong>Esad</strong> arasında bir görüşme gerçekleşirse, <strong>Türkiye'nin</strong> desteklediği <strong>Özgür Suriye Ordusu</strong> (ÖSO) veya <strong>Suriye Milli Ordusu</strong> (SMO) ve <strong>Türkiye'de</strong> yaşayan <strong>Suriyeli</strong> sığınmacılar farklı tepkiler verebilir Bu tepkileri ayrı ayrı belirtmekte fayda var.</div> <div><strong>1. Özgür Suriye Ordusu</strong> / <strong>Suriye Milli Ordusu</strong> (ÖSO /SMO) açısından:</div> <div><strong>a) Olumsuz Tepki</strong>: ÖSO/SMO, <strong>Esad</strong> rejimine karşı savaşan ve <strong>Türkiye'nin</strong> desteğiyle varlığını sürdüren gruplar oldukları için, <strong>Erdoğan'ın</strong> <strong>Esad'la</strong> bir görüşme yapması, onlara ihanet gibi görünebilir.</div> <div>Bu gruplar, <strong>Esad</strong> rejiminin devrilmesi için savaşıyor ve <strong>Türkiye'nin</strong> politik desteğini kaybetmekten endişe duyabilirler. Bu tür bir görüşme, <strong>ÖSO</strong>/<strong>SMO</strong> içinde hayal kırıklığına ve tepkiye yol açabilir.</div> <div><strong>b) Belirsizlik:</strong> Diğer yandan, görüşmenin içeriği ve sonuçları hakkında belirsizlik varsa, <strong>ÖSO</strong>/<strong>SMO</strong> durumu değerlendirmek için beklemeyi tercih edebilir. Eğer <strong>Türkiye</strong>, <strong>Esad'la</strong> yapılan görüşmelerin <strong>ÖSO</strong>/<strong>SMO'nun</strong> çıkarlarına zarar vermeyeceğini garanti ederse, tepkileri daha hafif olabilir.</div> <div><strong>2. Türkiye'de Yaşayan Suriyeli Sığınmacılar</strong> açısından bakılacak olursa;</div> <div><strong>a) Endişe ve Korku:</strong> <strong>Suriyeli</strong> sığınmacılar, <strong>Esad</strong> rejiminden kaçan ve <strong>Türkiye'ye</strong> sığınan insanlar oldukları için, <strong>Erdoğan'ın</strong> <strong>Esad'la</strong> görüşmesi onlarda endişe ve korku yaratabilir. Bu, <strong>Türkiye'nin</strong> <strong>Esad</strong> rejimiyle ilişkilerini düzeltme yoluna gitmesi durumunda, geri dönmeleri için baskı altında kalacakları kaygısını artırabilir.</div> <div><strong>b) Bekle-Gör Tavrı:</strong> Ancak bazı sığınmacılar, görüşmenin içeriğini ve <strong>Türkiye'nin</strong> sığınmacılara yönelik politikasını görmek için bekleyebilir. Eğer <strong>Türkiye</strong>, sığınmacılara yönelik politikalarında bir değişiklik yapmayacağını ve onların güvenliğini garanti edeceğini belirtirse, tepkiler daha az yoğun olabilir. Bu iki grubun tepkisi, görüşmenin içeriği, zamanlaması ve ardından atılacak adımlara bağlı olarak değişebilir.</div> <h3><strong>Türkiye - Suriye yakınlaşması, bu ülkede asker veya paramiliter güç bulunduran ABD, İran ve Rusya'yı nasıl etkiler?</strong></h3> <div><strong></strong></div> <div><strong>Türkiye</strong> ile <strong>Suriye</strong> arasındaki yakınlaşma, <strong>ABD</strong>, <strong>İran</strong> ve <strong>Rusya'nın</strong> bölgede yürüttüğü stratejiler ve çıkarlar üzerinde çeşitli etkiler yaratabilir:</div> <div><strong>1. ABD</strong><strong>:</strong> <strong>ABD'nin</strong> <strong>Suriye'de</strong> önemli askeri varlığı, özellikle <strong>IŞİD'e</strong> karşı yürütülen operasyonlar ve <strong>Kürt</strong> müttefiklerle ilişkiler üzerinden şekilleniyor. Bu noktada <strong>Türkiye'nin</strong> <strong>Suriye'yle</strong> yakınlaşması, <strong>ABD'nin</strong> <strong>Suriye'deki</strong> stratejilerini ve bölgedeki müttefikleriyle ilişkilerini etkileyebilir. <strong>Türkiye'nin</strong> <strong>Suriye</strong> ile işbirliği yapması, <strong>ABD'nin</strong> bu bölgelerdeki etkisini sınırlayabilir ve <strong>ABD'nin</strong> stratejik hesaplamalarını yeniden gözden geçirmesine neden olabilir.</div> <div><strong>2. İran:</strong> <strong>İran</strong>, <strong>Suriye'deki</strong> varlığı ve bu ülke üzerindeki etkisiyle bölgedeki <strong>Şii</strong> etkisini güçlendirmeyi amaçlıyor. <strong>Türkiye'nin</strong> <strong>Suriye'yle</strong> ilişkilerini iyileştirmesi, <strong>İran'ın</strong> bölgesel etkisini ve stratejik planlarını etkileyebilir. <strong>Türkiye'nin</strong> <strong>Suriye'yle</strong> yakınlaşması, <strong>İran'ın</strong> <strong>Suriye</strong> üzerindeki kontrolünü ve <strong>Şii</strong> milislerine olan desteğini daha karmaşık hale getirebilir.</div> <div><strong>3. Rusya:</strong> <strong>Rusya</strong>, <strong>Suriye'de</strong> önemli bir askeri ve siyasi varlık göstermektedir. <strong>Türkiye'nin</strong> <strong>Suriye'yle</strong> yakınlaşması, <strong>Rusya'nın</strong> <strong>Suriye'deki</strong> stratejik hesaplamalarını ve <strong>Türkiye</strong> ile olan ilişkilerini etkileyebilir. <strong>Türkiye'nin</strong> <strong>Suriye </strong>ile ilişkilerini iyileştirmesi, <strong>Rusya'nın</strong> <strong>Suriye'deki</strong> askeri ve siyasi stratejilerini yeniden değerlendirmesine neden olabilir, ancak aynı zamanda <strong>Türkiye</strong> ile <strong>Rusya</strong> arasında daha geniş bir işbirliği ve diplomatik etkileşim alanı yaratabilir. Bu yakınlaşmanın etkileri hem bölgesel hem de küresel dinamiklere bağlı olarak zamanla şekillenecektir.</div> <div>.</div> <div><strong>Ömür Çelikdönmez, dikGAZETE.com</strong></div> <div>омюр челикдёнмез, Дикгазете</div> <div>Seçilmiş Kaynakça</div> <div>https://countrystudies.us/egypt/57.htm</div> <div>https://www.bbc.com/turkce/articles/c5yle2eg9kdo</div> <div>https://krdnews.info/besar-esaddan-yeni-turkiye-aciklamasi</div> <div>https://www.yeniasya.com.tr/dizi/bediuzzaman-ve-islam-birligi_132268</div> <div>https://www.aa.com.tr/tr/pg/foto-galeri/keseb-sinir-kapisi-muhaliflerin-elinde</div> <div>https://www.kibrispostasi.com/c37-DUNYA/n527901-esad-ve-erdogan-gelecek-ay-gorusecek</div> <div>https://turkish.aawsat.com/dünya/5044538-türkiye-kaynakları-esad-ve-erdoğan-gelecek-ay-görüşecek</div> <div><strong>https://www.dikgazete.com/yazi/turkiye-pkk-pyd-sdg-nin-kursk-benzeri-saldirisina-hazir-mi-7158.html</strong></div> <div>https://anlatilaninotesi.com.tr/20240826/suriye-devlet-baskani-esadtan-cagri-turkiye-suriyenin-topraklarindan-cekilmeli-iki-taraf-da-zarar-1087256469.html</div> <div></div> <div></div> <div>.</div> <div></div>