<div>Baştan belirtelim; teolojik jeopolitik eksenli bu araştırmanın amacı, kimsenin inancını sorgulamak veya pejoratif çağrışımlara yol açmak değil. Günümüzü anlamak noktasında tarihi perspektiften yaşanılanlara projektör tutmak olduğunu belirteyim. Sonuçta “<strong>لَكُمْ دِينُكُمْ وَلِيَ دِين</strong>ِ / Lekum dinikum veliyedin”</div> <div><strong>Sabatayizm</strong> konusunu <strong>Yahudileşme Temayülü</strong> kapsamında ele almak pek mümkün değil. Zaten 27 <strong>Şubat 1991’de İzmir’de</strong> vefat eden <strong>Tefsîrde</strong> <strong>İsrâîliyyat muhtevalı</strong> mühim bir telif eser neşreden <strong>Doç Dr. Abdullah Aydemir</strong>, Yahudilerin <strong>İslam</strong> toplumuna ve İslam kültürüne dini kaynaklar üzerinden nasıl nüfuz ettiklerini tarihi örnekleriyle ortaya koymuştur. <strong>Hz. Peygamber</strong>’in çok açık yasağına rağmen, müfessirlerden bazılarının <strong>Ehl-i Kitab</strong> kaynaklarında buldukları malumatları, doğruluklarını araştırmadan, eserlerine almaları ile başlayan süreç, belki çok sonraki yüzyıllarda <strong>Yahudilik</strong> ile <strong>İslam</strong> arasında geçişkenliği kolaylaştırmış olabilir.</div> <div>Özellikle konumuz olan <strong>Sabatayistler, İslam</strong> toplumuna intibak ettikleri ve kendilerini gizledikleri için bu nedenle çok zorlanmamıştır. <strong>Sabatayistler,</strong> mühtedilerden yani sonradan İslam dinini kabul edenlerden farklı olarak kendi içlerinde <strong>Kripto-Yahudilik</strong> inancını muhafaza ederler. <strong>İslami</strong> terminolojiye göre görünüşte <strong>Müslüman</strong> gerçekte <strong>Yahudilik</strong> dini inancı üzere olduklarından <strong>münafık</strong> kabul edilirler.</div> <div><strong>Cumhuriyet</strong> öncesi ve Cumhuriyetin ilk yıllarında Avdeti/<strong>Dönme</strong> olarak adlandırılan <strong>Sabatayitlere Selanikliler </strong>de denilmiştir. <strong>Sabatayistler</strong> sadece <strong>Osmanlı /İslam</strong> dünyasında değil <strong>Katolik</strong> ve <strong>Ortodoks</strong> dinini benimseyen topluluklar arasında da yaşadıkları ülkenin baskın inancını benimsemişlerdir. Her dönme/avdeti/mühtedi sabatyist değildir. Sadece <strong>Sebatay Sevi’nin</strong> beklenen mesih olduğuna inanan Yahudiler bu kapsamda değerlendirilir.</div> <h3><strong>Sabatayizm, İngilizlerin Yahudilik üzerinden Osmanlı İmparatorluğunu karıştırma harekâtı!..</strong></h3> <div>Geleneksel <strong>Yahudilik;</strong> Shabbethaı Ẓebı B. Mordecaı/Sabatay Sevi’yi <strong>Sahte Mesih</strong> ve <strong>Kabalist</strong> görür. Kendilerinden kabul etmezler. Öyle ki <strong>Türkiye’deki Sabatayizm</strong> aleyhindeki birçok yayın bizzat <strong>İstanbul Hahambaşılığının</strong> talimatı ile yaptırılmıştır. Çünkü <strong>Sabatay Sevi’yi Mesih</strong> kabul edenler, dinden çıkmıştır. Doğu Yahudilerinin yaygın geleneğine uygun olarak, <strong>Sabetay,</strong> babası gibi <strong>Talmudistdi.</strong> Sabatay Sevi’nin ailesinin bir kısmı <strong>İspanyol</strong> göçmeni <strong>Sefaradlardandı.</strong> 1626’da <strong>İzmir Agora'da</strong> dünyaya geldi. <strong>Zevi'nin</strong> anne tarafı <strong>Yunanca</strong> konuşan, <strong>Patraslı Romaniyot </strong>Yahudilerdi . Babası <strong>Mordecai</strong> / Mordekay/Mordehay; <strong>Mora'da</strong> fakir bir kümes hayvanı satıcısıydı. Aile, daha sonra <strong>Mora’dan İzmir'e</strong> göç etmişti.</div> <div><strong>Mordecai, Hollandalı</strong> girişimci Yahudi dostları <strong>A</strong><strong>braham</strong> ve <strong>Isaac Pereyra</strong> sayesinde çıkarlarını katı bir dürüstlükle koruduğu <strong>Hollanda</strong> ve <strong>İngiliz</strong> şirketlerinin bu kasabadaki temsilcisi oldu ve hatırı sayılır bir servet elde etti. <strong>İngiltere’nin Yahudileri</strong> ülkeye kabulünden sonra <strong>Doğu Yahudileri; Hollanda</strong> ve <strong>İngiltere’yi</strong> daha dikkatle izlemeye çalıştılar. Bilgi akışını ise <strong>Yahudi</strong> tüccarlar sağlıyordu. Bu konuda; <strong>Elıezer</strong> <strong>Bashan</strong> tarafından hazırlanan<strong>; </strong>Jewish Historical Society of England tarafından yayınlanan, Contacts between Jews in Smyrna and the Levant Company of London in the seventeenth and eighteenth centuries/ On yedinci ve on sekizinci yüzyıllarda <strong>İzmir'deki Yahudiler</strong> ile <strong>Londra'daki Levant Şirketi</strong> arasındaki bağlantılar başlıklı kitap oldukça önemli bilgiler içermektedir.</div> <div>On yedinci yüzyılın ilk yarısında <strong>Mesih</strong> zamanının yaklaştığı ve özellikle <strong>Yahudilerin</strong> kurtuluşu ve <strong>Kudüs'e</strong> dönüşleri hakkında bazı abartılı fikirler <strong>Hıristiyan</strong> yazarlar tarafından ortaya atıldı ve hem <strong>Yahudiler</strong> hem de Hıristiyanlar tarafından büyük heyecanla konuşuldu.</div> <div>Sözde kıyamet yılı, <strong>Hıristiyan</strong> yazarlar tarafından <strong>1666</strong> yılı olarak belirlenmiştir. Bu inanış o kadar yaygındı ki, Manasse b. İsrail, Cromwell'e ve <strong>İngiliz Parlamentosu'na</strong> yazdığı mektupta, bunu Yahudilerin <strong>İngiltere'ye</strong> geri kabulü talebi için bir gerekçe olarak kullanmaktan çekinmedi ve şuna dikkat çekti: "Birçok Hıristiyanın ve benim görüşlerim bu konuda hemfikirdir. Ulusumuzu kendi ülkelerine geri döndürme zamanı çok yakındır.”</div> <div>Bir <strong>İngiliz</strong> şirketinin temsilcisi olarak İngilizlerle sürekli temas halinde olan <strong>Shabbethai'nin</strong> babası, bu beklentileri sık sık duymuş olmalı. Kendisi de bunlara inanmaya güçlü bir şekilde meyilliydi, doğal olarak bunları, dindarlığı ve kabalistik bilgeliği yüzünden neredeyse tanrılaştırdığı <strong>oğluna</strong> iletmiş olmalı. <strong>İngiltere Yahudileri, Yahudilerin</strong> adaya tekrar yerleşmelerine izin verilmesi ve böylece <strong>Mesih'in</strong> gelişini hızlandırmak için çalıştılar.</div> <h3><strong>Sabatay Sevi Mesihliğini ilan ettiğinde</strong> <strong>İngilizlerin İzmir’deki ticari, siyasi ve dini faaliyetleri…</strong></h3> <div><strong>1581</strong> yılı Eylül ayında <strong>Osmanlı Padişahı III. Murat </strong>ile <strong>İngilizlere Kraliçesi Elizabeth</strong> arasındaki anlaşma gereğince iki ülke arasındaki deniz ticaretinin tekeli <strong>İngiliz</strong> <strong>Levant</strong> Şirketine verilmişti. Bu şirket <strong>İstanbul, İzmir</strong> ve <strong>Halep’te</strong> ticari merkezler açmıştı. <strong>16.</strong> yüzyılın ikinci yarısında <strong>İzmir Limanı’nda Cenova, Fransa</strong> ve <strong>İngiltere’den</strong> gelen gemiler de görülmekteydiler. <strong>İzmir’in 17.</strong> yüzyılda yaşadığı hızlı dönüşümde <strong>Avrupa’ya</strong> pamuk ihracatına başlanması önemli bir etkendi. <strong>Osmanlı Devleti, 1623’te</strong> almış olduğu kararla <strong>İzmirli</strong> tüccarları pamuk ve pamuk ipliği ihraç etmekte serbest bırakmıştı.</div> <div><strong>Avrupa,</strong> önemli bir pamuk alıcısıydı ve bu karar sonrasında <strong>Batı Anadolu’da</strong> pamuk tarımı yapılan araziler genişlemişti. <strong>İngilizlerin İzmir’de</strong> kurmuş oldukları <strong>Levant Company</strong><strong>’nin</strong> faaliyetleri de bu arazilerin genişlemesinde etkiliydi. Bu dönemde kent <strong>İngiliz, Fransız</strong> ve <strong>Hollandalı</strong> tüccarların gözdesiydi.</div> <div><strong>İzmir’in</strong> ticaret merkezi olarak yükselişinin ardında, <strong>Doğu Akdeniz</strong> ticaretinde egemen olan <strong>Fransa</strong> ve <strong>Venedik</strong> ile rekabete girişen <strong>İngilizlerin</strong> tutunma çabaları vardı. Ticaret yapan unsurların çoğalması hem rekabeti artırdı hem de talep olunan ürünlerin çeşitlenmesine neden oldu. Geleneksel ürün olan baharatın yanında yünlüler, pamuklular ve kuru meyveler gibi mallar da görüldü. <strong>İzmir,</strong> verimli iç bölgelerde üretilen malların dış satım limanı konumuna gelmesinden dolayı, bu ürünleri arayan tüccarların yeni yerleşim yeri olma özelliğini kazandı. <strong>Uzakdoğu</strong> ipeklerinin de doğrudan <strong>İzmir’e</strong> gelmeye başlamasıyla gerek ekonomi, gerekse nüfus açısından girdiği büyüme sürecini devam ettirdi.</div> <div></div> <div><strong>1620</strong> yılında <strong>İngiliz</strong> <strong>Konsolosluğu</strong> açıldığında <strong>İzmir’de İngiliz</strong> tüccarlarının ticari faaliyetleri çoktan başlamıştı. Daha sonra, <strong>18. Osmanlı Padişahı İbrahim'in</strong> dönemindeki <strong>1645</strong> yılında başlayıp <strong>1669</strong> yılına dek süren <strong>Türk</strong> ile <strong>Venedik</strong> savaşının sonucu <strong>İzmir, Levant'taki</strong> ticaretin merkezi oldu.</div> <div><strong>Savaş</strong> sırasında <strong>Osmanlı İmparatorluğu</strong> donanmasını güçlendirmek için <strong>Felemenk</strong> ve <strong>İngilizlerden</strong> 10 burton -briton- İngiliz kalyonu kiralanmıştı. <strong>Hollanda</strong> ise <strong>Seksen Yıl Savaşları</strong> (1568-1648) boyunca <strong>Katolik İspanyol</strong> yönetimine karşıydı. <strong>Amsterdam, Avrupa'daki Yahudilerin</strong> önemli bir merkeziydi. <strong>Tefecilik Hıristiyan</strong> ekonomisinin etik standartlarıyla çeliştiğinden, birçok <strong>Hıristiyan</strong> 16. yüzyılda bunu bir <strong>günah</strong> olarak görüyordu. <strong>Elizabeth’in</strong> tahta çıkmasının ardından <strong>İngiltere;</strong> iç dinsel çalkantılar ve dış siyasi krizler yaşarken, denizaşırı ticaretini yoğunlaştırdıkça, borç verme ve ticaretteki nedeniyle Yahudilerin geri kabulünü denizaşırı ticarette yeni bir atılım olarak görmeye başladı. <strong>Yahudiler</strong> ise bu durumu beklenen <strong>Mesih’in</strong> işareti saydılar.</div> <div><strong>Yahudi</strong> tüccarların <strong>Avrupa'nın</strong> çeşitli ticaret çevrelerindeki dağınık akrabaları bulunmaktaydı. <strong>Kabalist Yahudi</strong> geleneğine göre, <strong>Mesih’in</strong> yeryüzünde bin yıllık bir krallık kurması için gelmesinden önce, dünyanın her köşesine dağılmaları gerekiyor. Bu nedenle, büyük coğrafi keşiflerden önce bile dünyadaki her ticaret bölgesine yayılmışlardı ve <strong>İbranice</strong> onların iletişim ve temas için dil garantisi haline gelmişti. Elverişli koşullara bağlı olarak <strong>16. yüzyılda</strong> ulusötesi ticaret ortaya çıkınca <strong>Yahudiler</strong> bu durumdan yararlanarak <strong>Avrupa</strong> ticaret pazarında durdurulamaz bir güç oldular.</div> <div><strong>Hıristiyanlığa</strong> geçenleri kabul etmeyi her zaman reddeden <strong>Hollanda</strong> bile <strong>1565'te</strong> politikasını değiştirmeye başladı ve <strong>17. yüzyılın</strong> başlarında <strong>Amsterdam'da</strong> dört yüzden fazla kayıtlı haneden oluşan bir <strong>Yahudi</strong> cemaatine göz yumdu. Bu <strong>Sefaradlar</strong> kısa sürede <strong>Hollanda'nın</strong> dış ticaretinin çoğunu ve <strong>Hollanda Doğu Hindistan Şirketi'nin</strong> hisselerinin yüzde 25'ini kontrol etti.</div> <div>O dönemde bu <strong>“</strong><strong>Yahudi yanlısı”</strong> eğilimden etkilenen, denizin karşı tarafında <strong>Batı Avrupa</strong> ülkeleriyle karşı karşıya gelen <strong>İngiltere</strong> de <strong>Yahudilere</strong> karşı benzeri görülmemiş bir <strong>“dostluk”</strong> göstermişti. <strong>Henry VIII'in</strong> hükümdarlığı sırasında, <strong>İngiltere'de</strong> zaten birkaç <strong>İbrani</strong> bilgini ortaya çıkmıştı. <strong>1570'li</strong> yıllarda <strong>Elizabeth'in</strong> hükümdarlığı döneminde <strong>İngiliz</strong> halkının <strong>Yahudilerin</strong> eski tarihine ilgisi artmaya devam etti. <strong>16. yüzyılda İngiliz</strong> hükümeti (özellikle Elizabeth dönemi hükümeti), denizaşırı pazarları açmak ve coğrafi keşiflerin meyvelerini paylaşmak amacıyla denizaşırı ticaretle uğraşan tüccar gruplarına imtiyazlar ve tekeller verdi.</div> <div></div> <div>Mevcut maceracı şirketlerin yanı sıra <strong>Rusya Şirketi</strong><strong>,</strong> <strong>Levant Şirketi</strong><strong>,</strong> <strong>Doğu Hindistan Şirketi</strong> vb. kuruldu. Bu şirketler, yerel dış ticaret işini devletin korumasında tekeline alarak büyük miktarda kâr elde ediyorlardı. Bu dönemde <strong>İngiliz</strong> işadamları (özellikle Londra'dakiler) de büyük miktarda servet biriktirdi. <strong>Hıristiyan</strong> benzerleri gibi, <strong>Mesih</strong> beklentisi içindeki <strong>Yahudiler</strong> de <strong>İngiliz</strong> topraklarına dönüşü, <strong>Mesih'in</strong> gelişine hazırlık olarak görebilirlerdi. Ama <strong>Mesih'in İngiltere’deki Yahudilerden</strong> çıkması, çıkarlarını tehlikeye sokabilirdi.</div> <div><strong>1607'de, Türkler</strong> tarafından yakalanıp hapsedildikten sonra <strong>İngiltere'ye</strong> dönen genç korsan ve maceracı <strong>Sir Thomas Sherley,</strong> <strong>I. James'e</strong> bir proje önerdi. İlk kez <strong>1582</strong> yılında ticari bilinen <strong>Yahudilik</strong> fiili, <strong>Yahudi</strong> geleneklerini veya dini törenlerini takip etmek gelir anlamına gelir. Bu olgunun gözlenemediği değer bir örnek, <strong>Eski Ahit</strong> yasalarının <strong>Hıristiyanlara</strong> uygulanabilirliğini vurgulayan, <strong>Yahudi</strong> beslenme kurallarının uygulayan ve <strong>Cumartesi</strong> günü <strong>Şabat'ı</strong> kutlayan <strong>Somerset</strong> doğumlu papaz <strong>John Traske'ydi. 1649'da İngiltere Kralı I. Charles</strong>'ın<strong> </strong>başı halka açık bir şekilde kesildi ve bir celladın baltasının darbesiyle kanı döküldü. Aralarındaki önde gelen <strong>Yahudileştiricilerin</strong> de içinde bulunduğu sahte <strong>Mesihler,</strong> peygamberler ve peygamberler sokaklara çıkıp dünyanın sonunu ve 'birçok başka harika şeyleri' ilan ederken, kralın katli kıyametin aniden ateşini körükledi.</div> <h3><strong>İzmirli Mesih Ortaya çıkıyor!..</strong></h3> <div><strong>Katolik Kilisesinin</strong> ve <strong>İspanya Krallığının Müslümanlarla</strong> birlikte <strong>Yahudilere</strong> karşı gerçekleştirdiği <strong>Engizisyon</strong> terörü, sürekli ölüm korkusu yaşayan, malları mülkleri yağmalanan <strong>Avrupa Yahudi</strong> toplumları arasında kendilerini huzura kavuşturacak, intikamlarını alacak ve <strong>Sion/Kudüs’e</strong> götürecek bir <strong>Mesih’in</strong> zuhuru beklentisini tetikliyordu. İlahi işaret ve İlahi yol gösterici inancı <strong>Sebatay Sevi’den</strong> önce de vardı.</div> <div><strong>Sebatay Sevi/Levi’nin</strong> zuhurundan önce 16. yüzyılın ilk yarısında <strong>1490</strong> civarında <strong>Habor/ Hayber’de</strong> doğduğunu söyleyen <strong>Portekiz, İspanya, Mısır,</strong> <strong>İstanbul,</strong> <strong>Kudüs</strong> ile <strong>Venedik'te</strong> yaşayan <strong>David a Reuveni</strong> ve <strong>1532’de</strong> 32 yaşında ölen <strong>Portekizli</strong> bir <strong>Yahudi</strong> mistik ve mesih davacı <strong>Şelomo</strong> <strong>Molho</strong> <strong>Mesih</strong> olduklarını ilan etmişlerdi. Kabalacıların <strong>Mesih</strong> kavramına ilgi göstermesi, <strong>1492’deki İspanya</strong> sürgününe bağlanabilir. <strong>Yahudi</strong> gizemciler, <strong>İspanya’da</strong> bulundukları 15. yüzyılın ortasından itibaren de <strong>Zohar’ın Mesihçi</strong> unsuruna ağırlık vermişler. Safedli kabalistler sayesinde Mesihçilik fikri adeta bir patlama yaşamıştı. Safedli kabalistlerin <strong>Mesih</strong> kavramına giren <strong>Sion’a</strong> dönüş ideali, itikadın siyasallaşmasına neden olmuştur.</div> <div><strong>Rabi</strong> <strong>İzak Luria</strong> ve öğrencileri, <strong>Tora’ya</strong> yeni anlamlar kazandırdıkları gibi, <strong>Sabetay Sevi</strong> hareketini hazırlayacak <strong>‘Kurtarıcı Maşiah’</strong> fikrini getirdiler. Bu dönemde <strong>Doğu Avrupa</strong> ve <strong>Rusya’da</strong> yaşanan olumsuzluklardan <strong>Yahudiler</strong> sorumlu tutularak kitleler halinde öldürülmüş, sağ kalanlar ise yaşadıkları topraktan kovulmuşlar ve tedirginlik içinde yaşıyorlardı. Aynı dönemde <strong>Osmanlı</strong> topraklarında da siyasal çalkantılar vardı. <strong>Osmanlı</strong> orduları yenilgiler alıyor, iç isyanlar ve kargaşa bir bunalım ortamı yaratıyordu. Bir <strong>İngiliz</strong> şirketinin temsilcisi olarak <strong>İngilizlerle</strong> sürekli temas halinde olan <strong>Shabbethai'nin</strong> babası, bu beklentileri sık sık duymuş olmalı ve kendisi de bunlara inanmaya güçlü bir şekilde meyilliydi, doğal olarak bunları, yüzünden neredeyse tanrılaştırdığı oğluna iletmiş olmalı. <strong>17.</strong> yüzyılın ortalarında, <strong>Sabetay Sevi’ye</strong> olan inanç, <strong>Yahudi</strong> dünyasında orman yangını gibi yayıldı, tüm toplulukları kasıp kavurdu ve <strong>Yahudi</strong> tarihinde benzeri görülmemiş bir inanç krizi yarattı.</div> <h3><strong>Sebatayın doğduğu ev İzmir…</strong></h3> <div></div> <div><strong>17.</strong> <strong>Yüzyılda 1 Ağustos</strong> <strong>1626’da</strong> <strong>Sabatay Sevi</strong><strong>’nin</strong> doğduğu ev, <strong>İzmir’de</strong> <strong>İkiçeşmelik Caddesi</strong><strong>’nde</strong> bulunuyor. <strong>İzmirli Yahudi</strong> din adamı <strong>Sabatay Sevi'nin</strong> evi olduğu kabul edilen tarihi bina, <strong>1949'da</strong> ev sahibi <strong>Yahudi</strong> ailenin <strong>İsrail'e</strong> göç etmesinin ardından zamanla yıprandı. <strong>1980'lerden</strong> itibaren, evin görüntüleri çeşitli dergi ve belgesellerde yer almaya başladı. <strong>2005'te</strong> ev, kültür varlığı olarak tescillendi. <strong>2016'da CHP'li İzmir Büyükşehir Belediyesi,</strong> <strong>1,1 milyon lira</strong> bedelle evi <strong>restore</strong> ettirdi.</div> <div><strong>Talmud’dan</strong> ziyade <strong>Yahudi</strong> mistisizmi ile ilgilenen <strong>Sabetay Sevi,</strong> kapsamlı bir <strong>Talmud</strong> eğitimi aldı ve genç yaşlarında dini elitin bir üyesi olan haham olarak atandı. Küçüklüğünden itibaren başlayarak <strong>Kabala</strong> okudu ve mistik geleneğin sırlarıyla ilgilenen bir grup takipçiyi kendi saflarına çekti. <strong>Yahudiler</strong> arasında popüler olan bir hesaplamaya göre; <strong>1648</strong> yılı, <strong>İsrail'in Mesih</strong> tarafından kurtarıldığı yıl olacaktı.</div> <div>O beklenen <strong>Mesih'in</strong> rolünü üstlenmeye karar verdi. <strong>1648’de, Sabetay Sevi,</strong> kendisini <strong>mesih</strong> ilan etti. Başlarında öğretmeni <strong>Joseph Escapa'nın</strong> bulunduğu hahamlar heyeti, <strong>Sabetay'ı</strong> yakından izliyordu; <strong>Mesih</strong> iddiaları aşırıya kaçtığında onu ve takipçilerini yasakladılar. Memleketinden sürmesi sonucu ve <strong>1650</strong> yılların büyük kısmını <strong>Yunanistan</strong> ve <strong>Türkiye’yi</strong> gezerek geçirdi. <strong>Selanik</strong> ve <strong>İstanbul’daki Yahudi</strong> cemaatlerinden de ihraç edilen <strong>Sabetay’ın</strong> <strong>Mesih</strong> kariyerindeki dönüm noktası, <strong>1665’te</strong> <strong>Gazzeli Nathan</strong><strong>’la</strong> buluşmasından sonra geldi. <strong>Nathan, 1665’te Mesih’in</strong> geldiğini kamuoyuna duyurdu. Çoğu hahamın muhalefetine rağmen, yaklaşan kurtuluşun yolunu hazırlamak üzere kitlesel bir pişmanlık, oruç ve münzevi eylemler hareketi başlattılar.</div> <div><strong>Eylül 1665’te,</strong> temel bir kozmik değişimin gerçekleştiğini ve bir yıl içinde <strong>Sevi’nin İsrail’in</strong> kayıp kabilelerini geri getireceğini ve dirilen <strong>Musa’nın</strong> kızı <strong>Rebecca</strong> ile evleneceğini duyurdu. <strong>Sabetay, Kudüs'ten İzmir'e</strong> giderken <strong>Halep'teki</strong> geniş <strong>Asyalı</strong> topluluk tarafından coşkuyla karşılandı; <strong>1665</strong> sonbaharında ulaştığı İzmir'de en büyük saygı ona gösterildi. <strong>Shabbethai</strong> artık topluluğun tek yöneticisi haline geldi. Mesela <strong>İzmir'in</strong> eski hahamı <strong>Aaron</strong> <strong>Lapapa'yı</strong> görevden aldı ve yerine <strong>Hayyim</strong> <strong>Benveniste'</strong><strong>yi</strong> atadı.</div> <div><strong>Mesih</strong> coşkusu <strong>Diaspora</strong> topluluklarına yayılmaya başladı. Tövbe, aşırı çilecilik, fiziksel acı ve oruç uygulamaları, mest edici sevinç dönemleriyle dönüşümlü olarak bu coşkuyu yaşattı. <strong>Gazzeli Nathan’ın</strong> yazdığı <strong>Mesih</strong> duaları yayınlandı.</div> <div><strong>Yahudilerin</strong> bir kısmı, <strong>Kutsal Topraklara</strong> yakın bir zamanda gitmek için göç planları yapmaya başladı. <strong>Sabetaycılık, Yahudi</strong> dünyasının her yerindeki toplulukları etkiledi ve büyük bir ivme kazandı. <strong>Yahudi</strong> dünyasında, inananlar ve muhalifleri arasında derin bir bölünme oluştu. Sadece <strong>Yahudilerin</strong> değil <strong>Hıristiyanların</strong> da hikâyesini her yere yaymasıyla popülaritesi inanılmaz bir hızla arttı. Şöhreti tüm ülkelere yayıldı.</div> <div><strong>İtalya, Almanya</strong> ve <strong>Hollanda'da Mesih</strong> hareketinin hararetle ilan edildiği merkezler vardı; <strong>Hamburg</strong> ve <strong>Amsterdam Yahudileri</strong> ise <strong>İzmir'deki</strong> olağanüstü olaylara dair güvenilir <strong>Hıristiyanlardan</strong> bilgi aldılar. Hatta <strong>Sabetay'ın</strong> taraftarları, muhtemelen onun rızasıyla, ritüel ibadetleri büyük ölçüde ortadan kaldırmayı bile planladılar, çünkü bir geleneğe göre, <strong>Mesih</strong> zamanında bunların çoğu zorunlu niteliklerini kaybedecekti.</div> <div></div> <div><strong>1666</strong> yılının başında <strong>Sabetay</strong> ya şehir yetkilileri tarafından buna mecbur bırakıldığı için ya da kehanetinin gerçekleşmesi için <strong>Türk</strong> başkentinde bir mucizenin gerçekleşmesi arzusu ve umudu nedeniyle <strong>İstanbul’a</strong> gitmek üzere <strong>İzmir'i</strong> terk etti. <strong>Sabetay</strong> padişahın tacını kendi başına koyacağını söylüyordu. Ancak iskeleye varır varmaz sadrazam <strong>Köprülüzade Fazıl Ahmed Paşa’</strong><strong>nın</strong> emriyle tutuklandı zincire vurularak hapse atıldı.</div> <div><strong>Sabatay Sevi,</strong> bilhassa <strong>Yahudi</strong> cemaati içerisinde büyük bir kargaşa çıkardığı için <strong>Osmanlı</strong> otoritesi tarafından yakalanıp tutuklanmıştı. <strong>Sabetay, İstanbul’da</strong> iki ay tutuklu kaldıktan sonra <strong>Abydos</strong> kalesindeki devlet hapishanesine getirildi. Burada kendisine çok hoşgörülü davranıldı, hatta bazı arkadaşlarının ona eşlik etmesine izin verilmişti. Kendisine sağlanan ayrıcalıklar nedeniyle <strong>Sabetay'ın Abydos</strong> kalesinde kral ihtişamını sergilemesini sağladı; bu hikâyeler abartılarak <strong>Avrupa, Asya</strong> ve <strong>Afrika'daki Yahudiler</strong> arasında yayıldı. <strong>Avrupa'nın</strong> bazı yerlerinde <strong>Yahudiler,</strong> evlerinin çatısını açmaya ve göçe hazırlanmaya başladı. Neredeyse tüm sinagoglarda <strong>Sabetay'ın</strong> baş harfleri "<strong>S. Ẓ.</strong>" yazıyordu. <strong>Avrupa</strong> karışmıştı.</div> <div><strong>İsyan</strong> kışkırtmakla suçlandı ve padişahın huzuruna çıkarıldı. Bunun üzerine <strong>Sabetay, Abydos'tan Edirne'ye</strong> götürüldü; burada padişahın eski bir <strong>Yahudi</strong> olan doktoru, <strong>Sabetay'a</strong> hayatını kurtarmanın tek yolu olarak <strong>İslam'ı</strong> benimsemesini tavsiye etti. <strong>Sabbethai,</strong> durumunun tehlikesini fark etti Kendisine <strong>irtidat</strong> ya da <strong>ölüm</strong> seçeneği sunulduğunda, <strong>İslam’a</strong> geçmeyi seçti ve doktorun tavsiyesine uydu.</div> <div><strong>Padişah IV. Mehmet,</strong> meşhur vaiz <strong>Vanî Efendi</strong> ve <strong>sadrazam Köprülü Fazıl Ahmet Paşa’nın</strong> müdahaleleri ile <strong>Müslümanlığı</strong> seçti. <strong>Padişahın</strong> huzuruna çıkarıldığında <strong>Yahudi</strong> kıyafetini çıkardı ve başına <strong>Türk sarığı</strong> taktı; böylece onun <strong>İslam'a</strong> geçişi gerçekleşti. <strong>Sultan</strong> çok memnun oldu. <strong>Sabetay'ı</strong> kendisine <strong>"Efendi"</strong> unvanını vererek ve yüksek maaşla kapıcı olarak atayarak ödüllendirdi. </div> <div><strong>Sabetay Sevi’ye "Aziz Mehmed Efendi"</strong> adı verildi ve kraliyet emekli maaşı ile <strong>1676’ya</strong> kadar, <strong>gizlice Yahudi</strong> olarak yaşadı. <strong>Sarah</strong> ve <strong>Sabetay'ın</strong> bazı takipçileri de <strong>İslam'a</strong> geçti. <strong>İslam’ı</strong> kabulünü tamamlamak için <strong>Sabetay'a, Müslüman</strong> bir eş alması emredildi ve o da bu emre uydu. Dönüşümünden birkaç gün sonra <strong>İzmir'e</strong> yazma cüretini gösterdi: "<strong>Tanrı beni İsmaili yaptı; emretti ve yapıldı. Yeniden doğuşumun dokuzuncu günü.</strong>" Bu dinden dönme <strong>Yahudi</strong> dünyasını şok etti. Liderler ve takipçileri buna inanmayı reddetti. O dönemde <strong>kabalistlerin</strong> merkezi olan <strong>Selanik'i</strong> seçmeye karar verdi ve sonrası zaten malum.</div> <div><strong>Müslümanlığı</strong> seçerek hayatını kurtaran <strong>Sabatay Sevi,</strong> kısa süre içerisinde kendisine inanan küçük bir kitleyi de <strong>Müslümanlaştırdı.</strong> Onun takipçileri, uzun bir süreçten sonra ağırlıklı olarak <strong>Selanik</strong> merkezli bir yaşam sürmeye başladılar ve adeta bu bölgede kökleştiler. Zaman içinde üç alt guruba (Yakubi, Karakaş ve Kapancı) ayrılan cemaat dışarıda <strong>İslâmî</strong> yaşam tarzına, özel hayatlarında ise <strong>post-mesiyanik Yahudi </strong>inancına bağlı olarak hayatlarını sürdürmüşlerdi. Cemaat mensuplarının özel hayatları, başkaları tarafından zaman zaman merak ve dedikodu konusu olmuş ama hiç bir zaman tam anlamıyla öğrenilememişti. <strong>1 Ocak 1924</strong> tarihinde <strong>Sabatay</strong> kökenli bir kimliğe sahip tüccar <strong>Karakaş-zâde Rüştü’nün</strong> <strong>M. Kemal Paşa</strong>’ya yazdığı açık mektupta, "<strong>Selanikliler"</strong> diye bilinen <strong>Dönme cemaati</strong> hakkında bir takım ifşaat ve şikâyetlerde bulunmuştur.</div> <div>Birçoğu ikinci bir gelişi öngörmeye devam etti ve sahte mesihlere olan inanç on sekizinci yüzyıl boyunca devam etti. İmanlıların büyük çoğunluğunda tiksinti ve pişmanlık oluştu ve tüm kanıtları, hatta sahte mesihten söz edilenleri bile silmek için aktif bir çaba vardı. Toplumsal kayıtlardan sayfalar çıkarıldı ve belgeler imha edildi.</div> <div>Mektupları, öldüğü sırada hala mesih görevine inandığını ortaya koyuyor. <strong>Sabetaycılığın</strong> uzun vadeli etkisi geniş kapsamlıydı. İlk ve en doğrudan etkisi, <strong>18. yüzyılın </strong>sonlarında <strong>Polonya’da</strong> doğan <strong>Hasidik</strong> hareket olan <strong>Yahudi</strong> mistisizmin yeni bir versiyonu idi. <strong>Erken Hasidizm’in</strong> sessiz, içten ruhsal tonu, <strong>Sabetaycıların</strong> mesihçi aşırılıklarına karşı bilinçli bir tepkiydi, <strong>Hasidik Yahudilerin</strong> rebbe veya tzaddik’e olan koşulsuz inancı, <strong>Sabetay Sevi</strong> ve takipçileri arasındaki dinamiğin emsaliydi. <strong>20.</strong> yüzyılın sonlarında, bazı <strong>Chabad-Lubavitch Hasidic Yahudileri</strong> arasında mesihî coşkunun yeniden canlanması bu ilişkinin sonucuydu.</div> <div>.</div> <div><strong>Ömür Çelikdönmez, dikGAZETE.com</strong></div> <div>Seçilmiş Kaynakça</div> <div>Kafirun suresi 6. ayet</div> <div>https://islamansiklopedisi.org.tr/aydemir-abdullah</div> <div>https://www.izmirjh.com/iz-birakanlar/sabetay-sevi/</div> <div>https://www.pepysdiary.com/encyclopedia/9705/</div> <div>https://www.jstor.org/stable/29779810?typeAccessWorkflow=login</div> <div>https://www.milliyet.com.tr/pazar/sabetay-sevi-muzesi-acilir-mi-1173112</div> <div>https://www.kitapyurdu.com/kitap/tefsirde-israiliyyat/514125.html,</div> <div>https://kulturenvanteri.com/tr/yer/sabatay-sevi-evi/#17.5/38.418495/27.137014</div> <div>https://www.britannica.com/topic/Judaism/The-Lurianic-Kabbala#ref35335</div> <div>https://www.jewishencyclopedia.com/articles/13480-shabbethai-zebi-b-mordecai</div> <div>Cengiz ŞİŞMAN* - Muharrem VAROL, Erken Cumhuriyet Dönemi Sabataycılık Tartışmaları: Türk Sesi Gazetesi’nden 924 Tarihli Bilinmeyen Bir Tefrika, https://dergipark.org.tr/tr/download/article-file/173164</div> <div>https://www.jewishvirtuallibrary.org/shabbetai-zvi-false-messiah-judaic-treasures</div> <div>https://www.jewishgen.org/jcr-uk/england_articles/1290_to_1656.htm</div> <div>https://www.salom.com.tr/haber/120289/yahudilikte-mesih-beklentisi</div> <div>https://www.salom.com.tr/arsiv/haber/97762/sabetay-sevi-olayi</div> <div>https://api.izto.org.tr/storage/Documents/original/nHq0C3oHtgpbu3hK.pdf</div> <div>https://www.vda.org.tr/aylik-yazi/osmanli-donemi-liman-kentleri-3/71</div> <div>https://liberteryen.org/2017/06/girit-savasi-1645-1669/ , https://www.msb.gov.tr/Content/Upload/Docs/askeritariharsiv/6_tskt_1645-1669.pdf</div> <div>Advances in Literary Study > Cilt.11 Sayı.3, Temmuz 2023, https://www.scirp.org/journal/paperinformation.aspx?paperid=126383</div> <div>https://www.diken.com.tr/bir-restorasyon-haberi-izmir-belediyesinden-200-yillik-binaya-modern-dokunus/</div> <div> </div> <div></div>