<h3><span><strong>KÜRESEL BİR ANALİZ: DEMOKRASİ NEREYE?</strong></span></h3> <div>Merhaba. Bu ay, dünyada <strong>demokrasilerin</strong> nereye doğru evrildiğini sizlerle paylaşmak istedim. Türümüz ‘<strong>homo</strong> <strong>sapiens'in</strong> tarihine dönüp baktığımızda kendini yönetmek için bulduğu en iyi sistemin demokrasi olduğunu görüyoruz. Buna rağmen günümüze kadar insanlığın demokrasi macerasına bakarsak hemen hemen herkesin hemfikir olduğu bir gerçek; demokrasinin <strong>“kötünün</strong> <strong>iyisi”</strong> olduğu yönündedir. <strong>Siyasi</strong> partilerin, vatandaşların oyları ile belirli dönemler için seçilmesi kulağa hoş geliyor. Fakat artık günümüzde <strong>demokrasi</strong> için bu tabiri kullanamadığımız acı bir gerçek. Geldiğimiz noktada insanoğlunun <strong>güç</strong> ve <strong>iktidar</strong> arzusu maalesef “<strong>kötünün</strong> <strong>iyisi</strong>”nin artık sadece “<strong>kötünün</strong> <strong>kötüsü</strong>” olduğunu bize söylemektedir.</div> <div>Gelin dünyada <strong>demokrasi</strong> <strong>örneklerine</strong> bakalım. Her ne kadar ülkelerin resmi isimlerinde ‘<strong>demokratik’</strong> ibaresi yer alsa da tek partinin yönettiği ve <strong>göstermelik</strong> <strong>seçim</strong> bile yapılmayan <strong>Çin</strong> ve <strong>Kuzey</strong> <strong>Kore</strong> gibi ülkeleri bir kenara bırakalım. <strong>Rusya</strong> ve eski <strong>Sovyet</strong> ülkelerine bakarsak askerlerin seçim sandıklarının başında beklemesi ve bazen <strong>oy</strong> kullanma kabinine girip, insanları kontrol ettiklerini sosyal medyada sıkça görmüşsünüzdür. <strong>İktidar</strong> ve <strong>muhalefet</strong> partisinin adının bile bilinmediği ve onun yerine <strong>tek</strong> <strong>adam</strong> ve karşısındaki yine ona sadakatle bağlı bir <strong>göstermelik</strong> <strong>aday</strong> arasında sahnelenen bir tiyatro ve sonucunda <strong>yüzde 90</strong> ile kazanan tek adamın zaferi... Gerçek bir aday ortaya çıkarsa ya hapiste zehirlenme vakası yaşanır ya da sokak ortasında gerçekleşen suikast ile öldürülür. <strong>Orta</strong> <strong>Asya’da</strong> halkın verdiği oylarla yönetimi değiştirme hakkına bir parça sahip olduğu <strong>Kırgızistan</strong> ve <strong>Moğolistan</strong> haricinde de neredeyse tablonun tümü bu şekilde. Sözde, sokaklarda <strong>seçim</strong> <strong>afişlerinin</strong> her yeri kapladığı ve “<strong>dünyanın en kalabalık demokrasisi</strong>” denilen <strong>Hindistan</strong>’da ise çok büyük propaganda tiyatrosuyla aynı başkan ölene kadar seçilir durur.</div> <div><strong>Orta</strong> <strong>Doğu'ya</strong> gelirsek <strong>İran</strong> gibi, rejimin birkaç din adamının ‘<strong>politbüro’da</strong> ülkeyi yönettiği ve rejimin izin verdiği biri muhafazakâr baskıcı diğeri ise biraz reformist ve sözde yenilikçi iki parti arasında göstermelik bir seçim yapıldığını biliyoruz. Sonunda seçilen adayın mollaların kuklası olduğu bir yönetim şekli görürüz. <strong>İsrail</strong> ve ülkemiz gibi uzun yıllar tek parti tarafından yönetilen ülkeleri geçersek <strong>İslam</strong> coğrafyasında görece seçimlerin etkisinin olduğu iki ülke <strong>Fas</strong> ve <strong>Tunus'un</strong> her şeye rağmen en demokratik ülkeler olduğunu söyleyebiliriz.</div> <div><strong>Avrupa</strong> ülkelerine gelirsek, çoğunda halen gerçekten demokratik seçimlerin yapıldığını söyleyebiliriz. Düzensiz göçmenliğin etkisiyle <strong>aşırı</strong> <strong>sağ</strong> iktidarların yükselişte olduğu bu dönemde <strong>Avrupa</strong> demokrasinin yeni <strong>Hitlerler</strong> ve <strong>Mussoliniler</strong> çıkarabileceği ise ihtimal dahilinde. Buna rağmen tüm gelişmişlik endekslerinde en önde olan <strong>İskandinav</strong> triosu (Finlandiya - İsveç - Norveç) <strong>sosyal</strong> <strong>demokrasi</strong> ile <strong>serbest</strong> <strong>piyasa</strong> ekonomisini birleştirerek şu anda dünyanın refah içerisindeki ülkeleri olmaya devam ediyorlar. Bu mucizeyi nasıl gerçekleştirebildikleri ise başka bir yazımın konusu olacak.</div> <div>Sözde demokrasi beşiği, <strong>ABD'de </strong>de ise halkın oylarının tecelli ettiği <strong>Senato</strong> binasının basılması rezaleti halen çok sıcak. <strong>Kontrolsüz</strong> kapitalizmin eseri olan yönetime dolaylı müdahale eden büyük <strong>kartel</strong> şirketler ve <strong>nüfuzlu</strong> <strong>lobiler</strong> tarafından halkın elinden yöneticisi çoktan alınmış durumda. Seçilen <strong>milyarder</strong> başkanın, <strong>vatandaşların</strong> değil <strong>lobilerin</strong> ve <strong>şirketlerin</strong> çıkarları için çalıştığı tüm dünyanın bildiği bir gerçek. Ayrıca seçilen başkanın kendi atadığı hakimler aracılığıyla yargıyı iktidarı lehine sürekli manipüle etmesi de son dönem <strong>ABD</strong> özelinde tüm dünya demokrasisinin kronik hastalığı olmuş durumda. Kasıtlı bir şekilde ülkeye düzensiz göçmenleri doldurup ardından da bu insanlara vatandaşlık vererek kendi seçmenini yaratmak da cabası. Seçildikten sonra başka bir partiye transfer olarak seçmenlerin iradesini çalan politikacılar ise demokrasinin yüz karaları olmaktalar.</div> <div>Durum böyleyken demokrasinin ve dolayısıyla insanoğlunun geleceği artık çok ümit vaat etmiyor. <strong>Demokrasinin</strong> sadece sandıklara oy doldurma olmadığını da unutmamak gerek. Basın özgürlüğü, yargı bağımsızlığı ve şeffaf bir yönetim olmadan <strong>sandık</strong> sadece bir tiyatro dekorudur.</div> <div>Toparlarsak insanoğlunun milyonlarca yıldır araya araya bulduğu “<strong>kötünün</strong> <strong>iyisi</strong>” dediği yönetim biçimi artık tek adamların, tek partilerin, şirketler ve lobiler gibi çıkar gruplarının, bazen bir askeri diktanın ya da dini bir zümrenin elinde can çekişiyor. İnsanlık artık kendi seçtiklerinin elinde esir olmuş durumda. Antik <strong>Yunan</strong> <strong>Filozofu</strong> <strong>Platon</strong> bu konuda <strong>2500</strong> yıl önceden bizleri şu sözleriyle uyarıyor.</div> <div>“Milletin kendini yönetecekleri iyi seçebilmesi için, yetişkin ve iyi eğitim görmüş olması şarttır. Eğer bu sağlanamazsa demokrasi, otokrasiye dönüşebilir. Bu nedenle eğitimsiz kitlelerle demokrasiye geçilirse, orada oligarşi oluşur. Demagog lider altındaki devlette bir müddet sonra kaos türeyecektir. Bu kaosu önlemek için demagoglardan diktatörler çıkar ve sonunda halk bir tiranın yönetiminde köle toplum olarak yaşamaya başlar.”</div> <div>Demokrasinin bu haliyle nereye kadar böyle gidebileceğini bir başka yazımda tartışmak istiyorum. Şimdilik hoşça kalın.</div> <div>.</div> <div><strong>Ali Ekinciel, dikGAZETE.com</strong></div> <div><strong></strong></div> <div><strong></strong></div> <div><strong></strong></div>