<div><span><span>Önce tarihe bir not düşmek gerekir; çünkü zaman, hafızaları zayıflatıyor.</span></span></div> <div><span><span>Bunun için de bazı yazılarda tarihe not düşmek gerekir.</span></span></div> <div><span><span><strong>Korona virüsü, Aralık 2019 </strong>ayında <strong>Çin’in</strong> <strong>Wuhan</strong> kentinde ortaya çıktı ve iki-üç ay gibi bir zamanda bütün dünyayı esir aldı.</span></span></div> <div><span><span>Virüsün nereden nasıl çıktığının bir önemi de yok. </span></span></div> <div><span><span>Basit bir virüs, bütün insanlığı evlerine hapsetti ve bilim adamlarına da “<strong>çok eksiğiniz var”</strong> dedi.</span></span></div> <div><span><span><strong>Dünya</strong> var olduğundan beri insanoğlu bir şeylerin keşfi için çalışmıştır. </span></span></div> <div><span><span>Bazen bu keşif, bir kara parçasının bulunmasını sağlamış ve bazen de <strong>gizlenmiş bilgilere</strong> ulaşılmasına vesile olmuştur.</span></span></div> <div><span><span>Yaşadığımız dünyada bilmediklerimiz <strong>Bilim/İlim</strong> dünyasında saklı olanlardır. </span></span></div> <div><span><span>Dünyadaki bu konularla uğraşan bilim ve ilim adamları bu gizemli dünyayı keşfetmek için gece gündüz çalışırlar, tek çalışırlar, ekip olarak çalışırlar, açık alanda çalışırlar, laboratuvar ortamında çalışırlar. </span></span></div> <div><span><span>Bu insanların çalışmalarına bazen <strong>özel sektör</strong> destekleyici olurken, bazen de <strong>devletler</strong> destek verirler ve birçok çalışma da uluslararası ölçeklidir. </span></span></div> <div><span><span><strong>Bilim</strong> dünyevi, <strong>ilim</strong> ise kâinata ait olan gizemli konuları ortaya çıkarmak içindir. Genellikle ikisi de aynı konuların arkasından koşar. </span></span></div> <div><span><span>Şu anda sahip olduğumuz teknolojik gelişmeler, yıllardır yapılan çalışmaların bir sonucudur; ancak bu bir son değildir. </span></span></div> <div><span><span>Yüz yıl sonraki durumu hayal dahi edemeyeceğiz. </span></span></div> <div><span><span>O zaman, şunu söylemek gerekir. <strong>Bilim/ilim meclisindeki</strong> biz dünyalıların işgal ettiği koltuk sayısı çok az; dolaysıyla kararları bizler alamıyoruz, onun için bizim bilim adamlarımız hiçbir sonucu kestiremiyor, net bir şey söyleyemiyorlar ve sadece faraziyeler üzerine konuşuyorlar. </span></span></div> <div><span><span>O bütün bilgiler, sahibi <strong>Yüce Yaratan’</strong>dadır; ama bize de görevler vermiştir.</span></span></div> <div><span><span><strong>Korona virüsünden</strong> de anlaşılacağı üzere, bu konuda bildiklerimiz koca bir sıfır. </span></span></div> <div><span><span>Bilim adamları şu anda yaşanmışlıklar üzerinden tahminde bulunmaktan daha öteye gidemiyor. </span></span></div> <div><span><span>En güncel söylem ise bu “<strong>Covid-19 virüsünün, iyileşen hastaların bedeninde saklanma özelliği olduğu ve daha sonra tekrar salgın moduna geçme durumu</strong>”dur. </span></span></div> <div><span><span>Buyurun sayın hocalarım! </span></span></div> <div><span><span>Ne diyeceğiz! </span></span></div> <div><span><span>“<strong>Biz bu konuda bir hiçiz</strong>" desem çok da yanlış söylemiş olmam. Ama hadsizlik yapmak istemiyorum. </span></span></div> <div><span><span>Bu virüs ile mücadelede kat ettiğimiz mesafeyi de bu başımızın tacı olan bilim adamlarımıza, doktorlarımıza, profesörlerimize ve yöneticilerimize borçluyuz.</span></span></div> <div><span><span>Önce gücümüzü bileceğiz, sonra da ne yapmamız gerektiğini.</span></span></div> <div><span><span>Tıpkı ilkokulda öğretmenlerimiz, okuduğumuz metinden <strong>ana fikir</strong> ve şiirlerden ise <strong>ana duygu</strong> çıkarmamızı isterlerdi. O halde, insanlık olarak yaşadığımız bu salgından bir ders çıkarmamız gerekiyor; suçu insanlar tarafından yenilen yarasaya ya da vahşi hayvanlara atmayalım.</span></span></div> <div><span><span>Bu salgın bize bu ülkede <strong>bilim insanlarının</strong> olduğunu hatırlattı.</span></span></div> <div><span><span>Bu salgın bize <strong>bilimin</strong> günlük yaşantımızdaki önemini hatırlattı, biraz acı oldu ama.</span></span></div> <div><span><span>Bu salgın bize <strong>unuttuğumuz insanlığımızı</strong> hatırlattı.</span></span></div> <div><span><span></span></span></div> <div><span><span>İlimden uzaklaştık. </span></span></div> <div><span><span>Günlük yaşantımıza <strong>bilimi/ilimi </strong>değil, kişisel hırslarımızı öne koyduk. </span></span></div> <div><span><span>Bir Amerikan atasözü şöyle der; “<strong>Do not put truck before the horse</strong>" (“Atı arabadan önce koyma” -yüzyıllar öncesinde motorlu araçlar yok iken at arabaları vardı- “<strong>Önce atı koy, sonra arkasına arabayı bağla</strong>” diyor); “<strong>Âlimi cahile kurban etme</strong>” diyor Türkçe’si.</span></span></div> <div><span><span>Kişisel hırslar insanlığı hüsrana götürür. </span></span></div> <div><span><span><strong>Bugün dünyanın birçok köşesinde açlıktan kemikleri çıkmış, yüzlerindeki et gitmiş, dudakları çatlamış, sineklerin gözlerinin çukuruna üşüşmüş yüz binlerce çocuk ve yetişkin var. </strong></span></span></div> <div><span><span>İnsanı insana kırdırıp, rant sağladık insanlık olarak. </span></span></div> <div><span><span>Nifak tohumları ektik, insanlık tarlasına.</span></span></div> <div><span><span>Kurumsal ya da kişisel kazançlarımız için bu tohumları ekmeye de devam ediyoruz farkında olmadan. </span></span></div> <div><span><span>Hep söylüyorum ve söyleyeceğim de; Allah aşkına, bana insanlığımızı anlatan, nasıl iyi insan olunacağını anlatan ulusal bir televizyon kanalı söyleyebilir misiniz?</span></span></div> <div><span><span>Evde kalıyoruz ya, şöyle bir kanalları geziyorken, <strong>sözüm ona yemek programı</strong>; birileri yemek yapıyor, birileri de onun yaptığı yemekleri yiyip, üzerine ileri-geri konuşuyor. </span></span></div> <div><span><span>Utandım insanlığımdan. </span></span></div> <div><span><span>Kusur aramak için oradalar. </span></span></div> <div><span><span>Milyonlarca insan onları izliyor. </span></span></div> <div><span><span><strong>Nifak</strong> ekiyorlar yemek sofrasında. </span></span></div> <div><span><span>Bunun adına da ‘<strong>reyting’</strong> diyorlar; batsın sizin reytinginiz. </span></span></div> <div><span><span>Bizler çok iyi insanlar olduğumuz için ‘<strong>salgın’</strong> kelimesini duyar duymaz marketleri boşaltmadık mı zaten!..</span></span></div> <div><span><span>Okumuyoruz, çocuklarımızı okutmuyoruz. </span></span></div> <div><span><span>Oysa <strong>Yüce Allah</strong>’ın, <strong>Peygamberimiz</strong>’e ilk emri “<strong>Oku</strong>” olmuştur.</span></span></div> <div><span><span>“<strong>Okuyamam!</strong>” diyen Peygamberimiz’e gelen ilk vahiy; “<strong>Yaratan Rabbinin adıyla oku! O, insanı bir aleka’dan yarattı. Oku, Rabbin nihayetsiz kerem sahibidir. O, kalemle yazmayı öğretti. İnsana bilmediği şeyleri öğretti.</strong>” -el-Alak,1-5-</span></span></div> <div><span><span>Bu ayetin bizlere emri, okumak ve araştırmaktır.</span></span></div> <div><span><span><strong>Salgın</strong> için devletimiz en başta gerekli tedbirleri almıştır. </span></span></div> <div><span><span>Bu tedbirleri bilim adamlarının tavsiyeleri üzerine almışlardır. Çünkü bunun şakası yok.</span></span></div> <div><span><span>Öl-dü-rü-yor!..</span></span></div> <div><span><span>Eğer bu virüs, bu kadar tehlikeli olmasaydı her akşam evlerimizdeki televizyonlarımıza dünya kadar profesör misafir edebilir miydik. </span></span></div> <div><span><span>Tabii kî de hayır! </span></span></div> <div><span><span>Ne güzel, kendini ilime adamış insanlardan nasihatler dinlemek. </span></span></div> <div><span><span>Baktım da o profesörler, diğer profesörleri eleştirmiyorlar ve birbirlerine hep hürmeten konuşuyorlar. </span></span></div> <div><span><span>Devletin çeşitli kademelerinde bulunan sayın yerel ve genel temsilcilerimiz, ne olur siz de o profesörlerimiz gibi böyle “<strong>bilimsel</strong>” konuşsanız birbirlerinizle. </span></span></div> <div><span><span>Neyi paylaşamıyoruz! </span></span></div> <div><span><span>Kimin <strong>haklı</strong> olduğu önemli değil. </span></span></div> <div><span><span><strong>Allah</strong> tarafından bir sınava tabi tutulmuşuz ve bizler hala kişisel hırs peşindeyiz.</span></span></div> <div><span><span>Dünyanın gündeminde bugün sağlık sorunu var ve insanlığı tehdit ediyor; onun için tıp alanındaki bilim adamları var sahnede ve onlar dünyanın “yaşam koçluğu”nu yapıyorlar. </span></span></div> <div><span><span>İyi de yapıyorlar. </span></span></div> <div><span><span>Bu güzide insan topluluğu aslında farkında olmadan bizlere “<strong>bizler bilim adamları olarak sizleri evlerinizde hapsediyoruz. Kendinizle baş başa kalın. Kendi iç muhasebenizi yapın</strong>” ev ödevi verdiler.</span></span></div> <div><span><span>Yönetimsel olarak <strong>ilimi</strong>, içtimai hayatımızın bütün alanlarında kullanabilsek -tarım, şehircilik, kalkınma- ve iyi insan olma alanında. Her şey seçilmiş ya da atanmış yöneticilerin iki dudağı arasında olmasa. </span></span></div> <div><span><span>Ne demiş <strong>Hacı Bektaş-i Veli</strong>; “<strong>İlimden gidilmeyen yolun sonu karanlıktır.</strong>”</span></span></div> <div><span><span>Bütün yollarımızın sonu aydınlığa çıksın.</span></span></div> <div><span><span>Düşünebilmek güzeldir.</span></span></div> <div></div> <div><span><span><strong>Seyfi Turan, dikGAZETE.com</strong></span></span></div> <div></div>