<h3><span>Prof. Dr. Bedri Gencer yazdı:</span></h3> <h3><span><strong>KININDAN ÇIKAN KILIÇ</strong></span></h3> <h4><span><strong>Ağaçların Üstündeki Orman</strong></span></h4> <div><strong>Dünya</strong> büyük dönüşümlere hamile. Bir devlet, normal zamanlarda uluslararası politik aktördür. Ancak son <strong>Osmanlı</strong> aydınlarının "<strong>seyl-i hurûşan</strong>" (coşkun sel) tabiriyle ifade ettikleri tarihin hızlandığı zamanlarda tarihî aktör olur. Biz, bunu <strong>Türkiye</strong> misalinde “<span><strong>Dış Politikadan Tarihî Siyasete</strong></span>” geçiş süreci olarak analiz etmiştik (*). Bir devletin düşmanları, hatta dostları dahi istemese, kader hükmünü icra eder, tarihin seyri, o devleti tarihî rolünü oynamaya zorlar. <strong>Devletimiz</strong>, <strong>Osmanlı</strong> kılıcını kınından çıkardı. Buna inanmayanlar, insanların ve devletlerin ömürlerinin <strong>120</strong> yıl olduğunu söyleyen <strong>Hipokrat</strong> ile <strong>İbni</strong> <strong>Haldun’a</strong> inansın. <strong>Hicrî</strong> <strong>120</strong> yıl doldu. Devran dönecek, <strong>Allah</strong> nurunu tamamlayacak. Bu, <strong>Müslümanların</strong> rövanşı değil, <strong>mazlumların</strong> <strong>rövanşı</strong> olacak.</div> <div><strong>Marifet</strong>, tarihin hızlandığı bu süreçte ağaçların üstündeki ormanı, hadiselerin yerleştirileceği büyük resmi görebilmektir. Elbette büyük resmi görmek, <strong>âfâkî</strong> <strong>komplo</strong> <strong>teorileriyle</strong> hadiseleri açıklamak demek değildir. Ancak tarihî seyrin özgül devirlerini ayırabilmek, böylece <strong>sebep</strong>-<strong>netice</strong>, <strong>parça</strong>-<strong>bütün</strong> münasebetini kurabilmekle büyük resim görülebilir. <strong>Ağaçlar</strong>-<strong>orman</strong> misali, büyük resmi görmenin tarzı ve imkânı hakkında fikir verir. Ne kadar ağaçların üstüne çıkarsak ormanı o kadar iyi görebiliriz, bunun gibi, ne kadar hadiselerin üstüne çıkarsak <strong>büyük</strong> <strong>resmi</strong> o kadar iyi görebiliriz. Buna göre insanlar, uzaklaştıkları kadar <strong>tarihî</strong> <strong>devirleri</strong> iyi görebilirler ama ağaçların arasında ormanı göremeyen bir kişi gibi, yaşadıkları çağın hadiseleri arasında <strong>büyük</strong> <strong>resmi</strong> <strong>görmekte</strong> zorlanırlar. <strong>Tarihin</strong> iyice hızlandığı son iki asırda, büyük resmi görmek çok daha zorlaşmıştır. <strong>E</strong><strong>rken</strong> <strong>modern</strong> <strong>çağı</strong> (1500-2000) <strong>ikiye</strong> <strong>ayırarak</strong> büyük resmi görebiliriz:</div> <div><strong>1- Osmanlı Çağı</strong>-kadim siyonizm-Şark Meselesi-Turkofobi (Türk korkusu)</div> <div><strong>2- Osmanlı Sonrası Çağ</strong>-modern siyonizm-İslâm Meselesi-İslamofobi (İslâm nefreti)</div> <div>Buna göre <strong>Post</strong>-<strong>Osmanlı</strong> <strong>Sonrası</strong> <strong>Çağda</strong> <strong>Müslüman</strong> <strong>Türkiye’nin</strong> oynayacağı tarihî rol, <strong>Osmanlı</strong> <strong>Sonrası</strong> <strong>Çağda</strong> <strong>Siyonist</strong> <strong>İngiltere’nin</strong> oynadığı tarihî oyuna vukufla anlaşılabilir. <strong>İngiltere</strong> tarafından oynanan oyuna karşı <strong>Türkiye</strong> tarafından oynanacak rol, hızlanan tarihin seyrini belirleyecektir. <strong>Siyonist</strong> <strong>İngiltere</strong> tarafından <strong>İslâm</strong> dünyasında iki asırdır yürütülen <strong>Başsız</strong> <strong>Din</strong> projesi beş ayaktan oluştu:</div> <div>1- Peygambersiz İslâm</div> <div>2- Muaviye’siz Ashâb</div> <div>3- Halifesiz Ümmet</div> <div>4- Mezhepsiz Din</div> <div>5- Şeyhsiz Tarikat </div> <h4><span><strong>Son Şeyh Hilesi</strong></span></h4> <div>Bu büyük resme göre <strong>Mahmud</strong> (Ustaosmanoğlu) <strong>Efendi’nin</strong> (1927-23 Haziran 2022) vefatından sonra <strong>İsmailağa’da</strong> yaşanan fitne, cemaat, tarikat, hatta din olayı değil, “<strong>Din ü Devlet Hilafet ü Ümmet</strong>” olayıdır. <strong>Siyonist</strong> güç, şeyhli tarikatı abili örgüte dönüştürme projesini <strong>Türkiye’de</strong> “<strong>Süleyman Hilmi Tunahan son şeyhtir</strong>.” yalanıyla <strong>Süleymancılar</strong> üzerinde uyguladı. <strong>Süleymancılar</strong>, abili örgüte dönüştürülecek diğer şeyhli tarikat cemaatleri için model olacaktı. Aslında asıl hedef <strong>İsmet</strong> <strong>Efendi</strong> <strong>Tekkesi</strong> idi. Zira siyonist güç için <strong>İsmet</strong> <strong>Efendi</strong> <strong>Tekkesi</strong>, <strong>İstanbul’da</strong> ekümenik, <strong>Anadolu’da</strong> siyonist projelerin önünde sed idi.</div> <div>Söz konusu güç, <strong>Süleyman Hilmi Tunahan’ın</strong> (1888–1959) vefatından bir yıl sonra vuku bulan <strong>Ali</strong> <strong>Haydar</strong> (Gürbüzler) <strong>Efendi’nin</strong> (1870–1960) vefatından sonra da “<strong>Ali Haydar Efendi son şeyhtir.</strong>” yalanıyla <strong>İsmet</strong> <strong>Efendi</strong> <strong>Tekkesi’ni</strong> kapatmayı denedi. Ama <strong>Mahmud</strong> <strong>Efendi’nin</strong> <strong>İsmailağa</strong> <strong>Camii’ne</strong> imamlıkla birlikte aynı zamanda <strong>İsmet</strong> <strong>Efendi</strong> <strong>Tekkesi’ne</strong> de şeyh olmasıyla bu oyun bozuldu.</div> <div><strong>Nakşibendiyye’nin</strong> büyükleri tarafından bu kapının (İsmailağa) kıyamete kadar açık kalacağı müjdesi verilmiş, <strong>Mahmud</strong> <strong>Efendi</strong> de “<strong>Bu tarikat, Allah Teâlâ’nındır. Ondan sevgili Habibine, ondan bize kadar elden ele (halifeler silsilesiyle) gelmiş, Kıyamet'e kadar böyle devam edecektir</strong>.” (Risale-i Kudsiyye Şerhi ve İzahı I/262) diye bu müjdeyi bildirmişti.</div> <div><strong>Toktamış</strong> <strong>Ateş</strong> ne demişti:</div> <div>“<strong>Türkiye’de</strong> bir tane devrimci bilirim, <strong>Mahmud</strong> <strong>Efendi</strong>. Adam, sessiz sedasız <strong>Kemalist</strong> <strong>İnkılâbı</strong> ayaklar altına aldı. <strong>Devrime</strong> karşı devrim yaptı.”</div> <div><strong>Kenan</strong> <strong>Evren</strong> ne demişti:</div> <div>“Güya bize <strong>kudretli</strong> <strong>paşa</strong> diyorlar. O kadar iş yaptım, <strong>bir</strong> <strong>cami</strong> <strong>imamının</strong> <strong>tayinini</strong> yapamadım.”</div> <div><strong>Evren</strong>, <strong>12 Eylül</strong> darbesinden sonra <strong>Mahmud</strong> <strong>Efendi’yi</strong> <strong>İstanbul</strong> <strong>İsmailağa</strong> <strong>Camii’nden</strong> <strong>Eskişehir</strong> <strong>Kurşunlu</strong> <strong>Camii’ne</strong> sürmek istemiş ama esrarengiz bir şekilde bunu başaramamıştı. <strong>Allah</strong> dostuna karşı kudretli paşanın hükmü nedir ki? <strong>Mahmud</strong> <strong>Efendi’nin</strong> cenaze namazına sadece erkekler olarak <strong>üç</strong> <strong>milyon</strong> kişi katıldı. <strong>Kenan</strong> <strong>Evren’in</strong> cenaze namazına ise bir avuç asker katıldı. Ne demişti büyükler:</div> <div>“<strong>Bir mum ki hak yaka</strong></div> <div><strong>Cihan üflese sönmez.”</strong></div> <div><strong>Mahmud</strong> <strong>Efendi</strong> ve has müridleri (Hızır Ali Muradoğlu, Bayram Ali Öztürk, Abdülmetin Balkanlıoğlu), hak yolda pek çok suikasd ve suikasd teşebbüsüne uğradılar ama <strong>Allah’ın</strong> izniyle kervan, yoluna devam etti. <strong>Siyonist</strong> gücün hedefi, <strong>Fener</strong> <strong>Patrikhanesi’nin</strong> önünü açmak için <strong>İsmailağa’yı</strong> dağıtmak, bunun için de <strong>Mahmud</strong> <strong>Efendi’ye</strong> “<strong>Ben son şeyhim, halife bırakmadım.</strong>” dedirtmekti.</div> <h4><span><strong>Şeyhli Tarikattan Abili Örgüte</strong></span></h4> <div>Karanlık güçler, bu maksatla <strong>15</strong> <strong>Ekim</strong> <strong>2007</strong> gecesi, kaldığı <strong>Darüşşafaka</strong> <strong>Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon Merkezi’nde</strong> <strong>Mahmud</strong> <strong>Efendi’nin</strong> otomobilini kurşunladılar, dört gün sonra (19 Ekim 2007) “<strong>Halife bırakmadım</strong>.” demeye zorladılar ama dedirtemediler. <strong>Efendi</strong>, <strong>2002</strong> umresinde <strong>Rasûlullah</strong> (s.a.v.) <strong>Efendimiz</strong> tarafından <strong>Hasan</strong> <strong>Efendi</strong> ile <strong>Mustafa</strong> <strong>Efendi’nin</strong> halife olarak tayinine istinaden, “<strong>Sizden sonra ne olacak?</strong>” sorusuna verdiği “<strong>Nasib neyse o olacak</strong>.” cevabıyla nebevî müjdenin tecelli edeceğini bildirdi. Ve ertesi günü (20 Ekim 2007) <strong>Hasan</strong> <strong>Efendi</strong> ile <strong>Mustafa</strong> <strong>Efendi’yi</strong> halife bıraktığına dair <strong>18</strong> <strong>Ekim</strong> <strong>2002</strong> tarihli vasiyetini <strong>sekiz</strong> <strong>şahide</strong> imzalatarak siyonist planı bozdu.</div> <div><strong>Siyonist</strong> güç, vefatından sonra, <strong>Süleymancılarda</strong> olduğu gibi, “<strong>Mahmud Efendi son şeyhtir</strong>.” yalanıyla, <strong>İstanbul’da</strong> ekümenik, <strong>Anadolu’da</strong> siyonist projelerin önünde ana sed olarak gördüğü <strong>İsmailağa’yı</strong> şeyhli tarikattan <strong>abili</strong> <strong>örgüte</strong> dönüştürme operasyonuna girişti.</div> <div><strong>Devletimiz</strong> ise bu arada “<strong>Süleyman Efendi son şeyhtir</strong>.” yalanıyla <strong>abili</strong> <strong>örgüte</strong> dönüştürülen <strong>Süleymancılara</strong> operasyona başladı. <strong>Süleymancılara</strong> operasyona başlamışken, devletimizin <strong>İsmailağa’yı</strong> şeyhli tarikattan abili örgüte dönüştürme operasyonuna seyirci kalması düşünülemez. Mesele, operasyonun <strong>elebaşları</strong> değil, <strong>arkadaki</strong> <strong>yapıdır</strong>, buzdağının ucu değil, gövdesidir. O yüzden <strong>devletimiz</strong>, <strong>imhal</strong> <strong>eder</strong>, <strong>ihmal</strong> <strong>etmez</strong>.</div> <div><strong>Hasan</strong> <strong>Sabbah</strong> ile <strong>haşhaşîlerinin</strong> suyu ısındı. Lütfen bu yılın başında (16 Ocak 2025) yazdığımız, “<span><strong>Dış Politikadan Tarihî Siyasete Türkiye</strong></span>” (*) başlıklı yazımızı tekrar okuyun. Devletimiz, “<strong>Kazablanka’da Son Akşam</strong>” filminin lansman hazırlığını yapıyor. Heyecanla bekliyoruz!</div> <div>.</div> <div><strong>Prof. Dr. Bedri Gencer, dikGAZETE.com</strong></div> <div>(*)<strong> </strong>https://www.dikgazete.com/yazi/n-a-7596.html</div> <div>https://x.com/MuhittinOdemis/status/1924162452402422202</div> <div></div> <div></div>