<div><span><span><strong>Türkiye</strong>'de “<strong>İslâmcılık</strong>” akımına kapılan bazı grupların fikri alt yapısına <strong>1979 İran Devrimi</strong>’nin katkısı yadsınamaz.</span></span></div> <div><span><span>Hatta bu etki <strong>Devrim</strong> sempatizanlarının mezhep tercihlerinde değişikliğe yol açmış, bu İran/Şii mukallitleri <strong>İran Dini liderini ‘taklid mercii’</strong> kabul etmişlerdi.</span></span></div> <div><span><span><strong>Atatürk</strong>'e “<strong>ataput</strong>”, Ankara'ya “<strong>mürted/şirkin merkezi</strong>” diyenler <strong>Kum</strong> kentinin kudsiyetine methiye düzdükleri gibi <strong>Humeyni</strong>'yi “<strong>aziz</strong>” ilan edip, göklere çıkardı.</span></span></div> <div><span><span></span></span></div> <div><span><span>Belki bundan dolayı olsa gerek, <strong>Türkiye</strong>’de özellikle köksüz <strong>İran</strong> sempatizanı “<strong>İslamcılar”</strong> arasında <strong>İran</strong> devletinin çok köklü geçmişi nedeniyle <strong>İran</strong> dışişlerinin izlediği politikaların “<strong>ne kadar isabetli</strong>” olduğu kanaati oldukça yaygın. </span></span></div> <div><span><span>Aynı imajın <strong>İran</strong> istihbaratı için de düşünüldüğü malûm.</span></span></div> <div><span><span><strong>Batı basını “Güçlü İran İstihbaratı” imajını pompalıyor!..</strong></span></span></div> <div><span><span><strong>İran</strong>’ı bölgede <strong>güçlü</strong> göstermek, <strong>Rusya</strong> başta olmak üzere <strong>ABD</strong> ve <strong>İngiltere</strong> gizli servislerinin bir propagandası olabilir mi?</span></span></div> <div><span><span>Nitekim <strong>2012</strong> yılı <strong>Aralık</strong> ayında, <strong>ABD Savunma Bakanlığı</strong> (Pentagon) <strong>İran İstihbarat Teşkilatı</strong>’nı <strong>Ortadoğu</strong>’nun en güçlü servisi olarak tanımlarken, <strong>Pentagon</strong> kaynakları tarafından <strong>İran’ın</strong> <strong>aktif 30 bin istihbarat personeli </strong>olduğu söyleniyordu.</span></span></div> <div><span><span>Hatta <strong>İran</strong>’ın en büyük düşmanı bilinen <strong>İsrail gizli servisi Mossad</strong> yetkililerinin de bu tür açıklamaları mevcut.</span></span></div> <div><span><span><strong>Çağdaş İran İstihbaratının kısa tarihçesi…</strong></span></span></div> <div><span><span><strong>İran</strong>’ın <strong>Şii</strong> <strong>kuşak</strong> projesinin yaygınlığı ve sürdürülebilirliği büyük ölçüde <strong>İran</strong> <strong>istihbaratının</strong> başarısıdır.</span></span></div> <div></div> <div><span><span><strong>İran</strong> gizli servislerinin etnik ve dinî kökeni farklı elemanları kullanma başarısını sadece <strong>İslâm</strong> <strong>devrimi</strong> dinamikleriyle açıklamak eksik kalır. </span></span></div> <div><span><span>Örneğin, <strong>İran</strong> istihbaratında hatırı sayılır <strong>Ermeni</strong> <strong>asıllı</strong> <strong>İran</strong> vatandaşının çalışması, bunların <strong>Azerbaycan</strong> ve <strong>Türkiye</strong> <strong>düşmanlığı</strong> ile motivasyonunu akla getiriyor. </span></span></div> <div><span><span><strong>Pakistan, Afganistan, Yemen, Lübnan, Irak</strong> ve <strong>Suriye</strong> hatta <strong>Bahreyn</strong>, <strong>Suudi Arabistan</strong> ve hatta <strong>Nijerya</strong> kökenli elamanları olduğu da bir gerçek.</span></span></div> <div><span><span><strong>İran</strong> istihbaratında farklı damarlardan söz edilebilir. <strong>Sovyet KGB</strong> haber alma örgütünün <strong>İran</strong> istihbaratındaki etkisi <strong>İran Komünist Partisi TUDEH </strong>üzerinden gerçekleşiyordu.</span></span></div> <div><span><span><strong>İran</strong> petrollerinde hak iddia eden <strong>İngiliz</strong> petrol şirketlerinin <strong>İngiliz</strong> <strong>istihbaratının</strong> desteğini aldığı unutulmamalı.</span></span></div> <div><span><span><strong>İkinci Dünya Savaşı </strong>yıllarında <strong>Alman</strong> istihbaratının faaliyetlerinde <strong>Tahran</strong> önemli yer tutuyordu.</span></span></div> <div><span><span><strong>İran</strong> petrollerinin millileştirilmesi politikasını yürüten ve <strong>CIA</strong> operasyonuyla iktidardan uzaklaştırılan <strong>Muhammet Musaddık</strong> sonrası dönemde tahtını garantileyen <strong>Muhammet Rıza Pehlevi, </strong>saltanatını sürdürmenin güçlü bir haber alma servisiyle mümkün olduğunu anlamış ve <strong>İran’da</strong> tek güç olmak için çalışma başlatmıştı. </span></span></div> <div><span><span>Kendisine muhalif hareketleri izleyebilmek, kendisine yönelik faaliyetlerini tespit etmek amacıyla bir örgüt kurmak isteyen <strong>Şah Rıza Pehlevi</strong> bu iş için kollarını sıvadığında yanında <strong>ABD’yi</strong> buldu.</span></span></div> <div></div> <div><span><span><strong>CIA</strong> yardımıyla <strong>1957</strong> yılında <strong>SAVAK</strong> adı verilen istihbarat teşkilatı <strong>İran’ın Mescid-i Süleyman</strong> şehrinde kuruldu.</span></span></div> <div><span><span>Teşkilatta, <strong>CIA</strong> yetkililerinin eğitim verdiği <strong>Fars</strong> (Pers) kökenlilerin çoğunlukta olduğu <strong>Şah</strong> zamanında tamamen bir “<strong>karakutu</strong>” olan <strong>SAVAK</strong>; bünyesinde savaş halinde silahlı <strong>60.000</strong> askeri birliği barındırıyordu. </span></span></div> <div><span><span><strong>İran gizli servisi SAVAK</strong>’ın başına sırasıyla <strong>Timur Bahtiyar, Hüseyin Pekrevan, Nimetullah Nesiri</strong> ve son olarak <strong>Nasır Mukaddem</strong> geçmişti.</span></span></div> <div><span><span><strong>Türkiye</strong>’de <strong>12 Mart</strong> muhtırasının <strong>Demirel</strong> hükümetine, <strong>SAVAK</strong>’ın haber verdiği bazı siyasilerin hatıralarında belirtilir.</span></span></div> <div><span><span><strong>Nimetullah Nesiri, Şah</strong>’ın çocukluk arkadaşıydı ve onun <strong>SAVAK</strong>’a başkanlık ettiği dönemde örgütün amaçlarında sapmalar ve bozulmalar meydana geldiği, başlangıçta komünist <strong>Tudeh Partisi </strong>üyelerinin faaliyetleri engellemek ve kısıtlamak amacı çerçevesinde icraatlerde bulunan kurum hüviyetinden tamamen çıktığı, <strong>İran gizli servisine </strong>yöneltilen eleştirilerdendir. </span></span></div> <div><span><span>Bir diğer eleştiri de <strong>ABD</strong>’nin <strong>Şah Rıza’nın</strong> koruyuculuğu üstlenen ve <strong>SAVAK</strong> ile doğrudan iletişim halindeki <strong>CIA</strong> ile bölgedeki olaylardan aynı zamanda haberdar olmasıydı.</span></span></div> <div><span><span><strong>Şah dönemi istihbaratçıların tasfiyesinde “SAVAK” nasıl “SAVAMA” oldu?..</strong></span></span></div> <div><span><span>Bu yaşananlar, <strong>1979 İran İslam Devrimi</strong>’nden önce <strong>Amerikan</strong> <strong>karşıtlığının</strong> fitilini ateşlemişti.</span></span></div> <div><span><span><strong>Devrim</strong> sonrası <strong>Humeyni</strong> rejiminin ilk işlerinden birisi, <strong>halk düşmanı ve ABD’nin maşası SAVAK </strong>örgütünü ortadan kaldırmak, imha etmek oldu.</span></span></div> <div><span><span>Bu çerçevede yüksek rütbeli ajanlar ve örgüt mensuplarının tamamı 3 yıl içerisinde tasfiye edildi. </span></span></div> <div><span><span><strong>Şah</strong>’ın istihbarat teşkilatını ortadan kaldıran yeni rejim, benzer amaçlarla yeni bir istihbarat teşkilatı olan <strong>SAVAMA</strong>’yı kurdu.</span></span></div> <div></div> <div><span><span>Bu teşkilat kurulurken eski teşkilatın alt seviye elemanlarının çoğu kullanılmaya devam edilirken, bunların başına rejime bağlı yeni kişilerin getirilmesine özen gösterildi. </span></span></div> <div><span><span>“<strong>SAVAMA”dan “VEVAK”a geçiş!..</strong></span></span></div> <div><span><span><strong>İran’da</strong> tek istihbarat teşkilatı <strong>SAVAK</strong> ve onun yerine kurulan <strong>SAVAMA</strong> değildi. Başta silahlı kuvvetler olmak üzere başka bazı teşkilatlar da vardı. </span></span></div> <div><span><span>Bunlar da yeni rejim anlayışına göre yeniden yapılandırılmış, ayrıca yeni rejimin kurduğu bazı askeri ve güvenlik gruplarının da istihbarat teşkilatları faaliyete geçirilmiştir.</span></span></div> <div><span><span><strong>SAVAK</strong> lağvedildikten sonra yerini “<strong>VEVAK”</strong> aldı. İran istihbaratının bir birimi olan VEVAK daha sonra çeşitli alt kollara ayrıldı. </span></span></div> <div><span><span><strong>1984</strong>’te <strong>Muhammed Reyşehri</strong>’nin başkanlığında ülkedeki güvenlik ve istihbarat birimleri örgütlenerek <strong>Vezaret-i Ettela’at Ve Amniyet-i Kisvar-VEVAK</strong> (İstihbarat ve Güvenlik Bakanlığı) altında birleştirildi.</span></span></div> <div><span><span>Geniş bütçesi ve devasa örgütlenmesiyle <strong>VEVAK</strong>, <strong>İran</strong> yönetimindeki en güçlü bakanlıklardan birisi. </span></span></div> <div><span><span>Bu bakanlık, <strong>Ali Hamaney</strong>’in <strong>Velayet-i Fakih Örgütü</strong>’nün rehberliğinde faaliyet gösterir ve diğer bakanlıkların güvenlik ve istihbarat projelerini hem yönlendirir hem denetler ve eşgüdümünü sağlar.</span></span></div> <div><span><span><strong>İran İstihbarat Bakanlığı</strong> ya da gayri resmi kısaltılmış adlarıyla <strong>VAJA</strong> / <strong>VEVAK</strong> / <strong>MOIS</strong> olarak bilinir. </span></span></div> <div><span><strong><span>İstihbarat bakanları devlet başkanına değil “Dini Lider”e bağlıdır…</span></strong></span></div> <div><span><span><strong>İran İstihbarat Bakanı,</strong> Cumhurbaşkanı tarafından önerilmesine rağmen <strong>Dini liderin</strong> onaylaması zorunludur. </span></span></div> <div><span><span><strong>İran</strong> istihbaratında <strong>Devrim Muhafızları, Polis, Ordu</strong> ve <strong>İstihbarat</strong> <strong>komutanlıkları</strong> vardır ve bunlar da <strong>Dini lidere</strong> bağlıdır.</span></span></div> <div><span><span><strong>1984</strong>’te kurulan <strong>SAVAMA</strong>- İran İstihbarat Servisi- <strong>VAJA/MOIS</strong>’in yıllık bütçesi <strong>400 milyon dolar</strong> civarındadır.</span></span></div> <div><span><span>“<strong>VEVAK”</strong>, bilgi toplamanın yanında dünya ve bölge çapında radikal gruplar ve <strong>İslâmi Hareket Örgütleri</strong> ile irtibat sağlamaktan da sorumludur.</span></span></div> <div></div> <div><span><span><strong>VEVAK</strong> güdümlü faaliyetlerin iki hedef ekseninde gerçekleştiği görülebilir; <strong>Rejim</strong> muhaliflerinin cezalandırılmasını,<strong> İslâm Devrimi</strong>’nin ihraç edilmesi. </span></span></div> <div><span><span>Günümüzde <strong>İran</strong> bu faaliyetlerini özellikle tüm <strong>Kafkasya, Güney Asya</strong> ve <strong>Orta Doğu’</strong>da yoğun şekilde sürdürüyor. </span></span></div> <div><span><strong><span>Şii jeopolitiğini ilgilendiren her bölge operasyon hedefi seçilmektedir…</span></strong></span></div> <div><span><span><strong>VEVAK çatısı altında yer alan İran istihbarat kurumları şunlardır:</strong></span></span></div> <div><span><span><strong>1- SAVAMA</strong>: Dış istihbarattan sorumlu asıl servistir. Batılı ülkelere (Türkiye’ye) yönelik faaliyetler, Hizbullah ve diğer radikal dinci örgütlerin faaliyetlerini yönlendirir. </span></span></div> <div><span><span><strong>2- Devrim Muhafızları (PASDARAN</strong>): 120 binin üzerinde askeri personeli olan yapı, rejim muhaliflerini takip etmekle görevli bir istihbarat ünitesine de sahiptir. </span></span></div> <div><span><span>Ayrıca “<strong>Basij/Besic</strong>” adı verilen gönüllüleri de <strong>PASDARAN</strong> kontrol eder.</span></span></div> <div><span><span><strong>900 BİN</strong>’den fazla elemanı olan bu kurumun <strong>Şii</strong> <strong>itikadına</strong> (jeopolitiğine) uymayan kişilerin tespiti ve ortadan kaldırılması görev tanımındadır.</span></span></div> <div><span><strong><span>Dış operasyonlar her durumda SAVAMA ile ortak yürütülür…</span></strong></span></div> <div><span><span>Başında bir general bulunan <strong>PASDARAN</strong>’a bağlı “<strong>İran’ın Rambosu</strong>” <strong>Kasım Süleymani</strong>’nin komuta ettiği “<strong>Kudüs Kuvveti</strong>” de ülke dışı harekâtlardan sorumludur. </span></span></div> <div><span><span></span></span></div> <div><span><span><strong>3- Kurtuluş Hareketleri Dairesi:</strong> <strong>PASDARAN</strong>’ın<strong> Körfez Taburu </strong>statüsünde oluşturulmuştur. Bu teşkilat; <strong>PKK, ASALA</strong>, <strong>Japon Kızıl</strong> <strong>Ordusu</strong> ve <strong>Hizbullah</strong> gibi uluslararası terör örgütlerine uzun yıllar boyunca askerî, malî ve lojistik destek vermiştir. Bu faaliyetlerine açık veya gizli olarak halen devam ettiği biliniyor.</span></span></div> <div><span><span><strong>4- İran Genelkurmay İstihbarat Başkanlığı</strong> (J-2), Şah döneminde <strong>ABD</strong> ordu sistemine göre dizayn edilen bu yapı, daha çok klasik askeri istihbarat ile yükümlüdür.</span></span></div> <div><span><span><strong>Irak ve Suriye’de rekabet halindeki Türk ve İran gizli servislerinin karşı karşıya gelişi ilk değil…</strong></span></span></div> <div><span><span><strong>1997-1998</strong> yılında; <strong>PKK</strong> ile ittifak halinde bulunan <strong>İran</strong> destekli <strong>Talabani</strong>’nin partisi <strong>KYB</strong>; <strong>Barzani</strong>’nin partisi <strong>KDP</strong>’ye saldırarak <strong>Erbil</strong> dâhil büyük bir bölgeyi ele geçirmişti. </span></span></div> <div><span><span><strong>Barzani</strong> ile hareket eden <strong>Türk zırhlı birliklerin</strong> de katıldığı çatışmalarda <strong>Talabani</strong> ve <strong>PKK</strong> güçleri yenilgiye uğratılmış, <strong>Barzani</strong> güçlerinin kaybettiği yerlerin tamamını tekrar ele geçirilmiş ve <strong>KDP’ye</strong> teslim edilmiştir.</span></span></div> <div><span><span>Bu çatışmalarda <strong>İran</strong> askeri birlikleri de (çoğunlukla PASDARAN) <strong>Talabani</strong>’nin yanında gayri resmi olarak fiilen katılmıştır.</span></span></div> <div><span><span>Yani <strong>Irak</strong>’ın kuzeyinde resmi olarak olmasa da <strong>İran</strong> ve <strong>Türk</strong> askerleri karşı cephelerde çarpışmış, <strong>İran</strong> tarafı bu çatışmadan yenik çıkmıştır. </span></span></div> <div><span><span><strong>İran</strong>, istihbarat teşkilatlarını sadece bir haber alma teşkilatı olarak değil, operasyonel unsurlar olarakta kullanıyor.</span></span></div> <div><span><span></span></span></div> <div><span><span>Bu açıdan bakıldığında <strong>İran gizli servisi</strong> yüzyıl önceki <strong>İstihbarat</strong> örgütümüz <strong>Teşkilatı Mahsusa</strong>’yı andırıyor. </span></span></div> <div><span><strong><span>İran İstihbarat Patronu Hüccetülislam Hüseyin Taib…</span></strong></span></div> <div><span><span><strong>2009</strong>'da cumhurbaşkanı seçiminden sonra çıkan kitlesel protesto gösterilerinin benzerlerinin çıkmasını önlemek ve bastırmak amacıyla <strong>İran</strong> <strong>Dini Lideri Ayetullah Ali Hamaney</strong> kendisine bağlı yeni bir <strong>istihbarat</strong> <strong>örgütü</strong> kurdurdu.</span></span></div> <div><span><span>Bu yeni yapılanma, <strong>Devrim Muhafızları İstihbarat Örgütü'</strong>nün <strong>İran</strong> rejiminin kurucusu <strong>Ayetullah Humeyni</strong>'nin <strong>1989</strong>'daki ölümünden sonra devletin istihbarat yapısındaki en büyük düzenlemeydi.</span></span></div> <div><span><span>Yeni haber alma örgütünün çatısı altında, <strong>Ayetullah Hamaney</strong>'in <strong>101. Bölüm</strong> adıyla bilinen özel istihbarat örgütü, bir siber güvenlik örgütü, gizli sivil ajanlar, yarı askeri polis birimleri, <strong>İstihbarat Bakanlığı’</strong>nın bazı bölümleri ile <strong>Besiç</strong>'in <strong>Güvenlik Direktörlüğü</strong> ve başkent <strong>Tahran</strong>'ın ana güvenlik karargahları da dahil <strong>7 istihbarat ve güvenlik örgütü</strong> birleştirilmişti.</span></span></div> <div><span><strong><span>İran İstibaratında iki başlılık var mı?..</span></strong></span></div> <div><span><span>Son günlerde <strong>dezenformasyon</strong> <strong>amaçlı</strong> <strong>CIA</strong> çıkışlı haberlere bakılırsa, <strong>ABD</strong>’nin her geçen gün artan savaş tehdidi kampanyası, son dönemde uygulanan uluslararası baskıların etkisiyle <strong>İran</strong>’ın güvenlik ve servisleri arasındaki çatışmalardan söz ediliyor.</span></span></div> <div><span><span></span></span></div> <div><span><span><strong>Ali Hamaney</strong> ve <strong>Hasan Ruhani</strong> odaklı çatışmanın iki ekseni var. <strong>Ali Hamaney</strong>'e bağlı <strong>Devrim Muhafızları Ordusu İstihbarat Başkanlığı</strong> ile <strong>Hasan Ruhani</strong>'ye bağlı İstihbarat Bakanlığı.</span></span></div> <div><span><span>Bir birine paralel olan iki güvenlik kurumu arasındaki rekabet, geleneksel olarak <strong>Hamaney</strong> ve dini liderlik kurumuna daha yakın olan <strong>Devrim</strong> <strong>Muhafızları Ordusu’</strong>nun “<strong>Troçkist</strong>” yaklaşımından kaynaklı.</span></span></div> <div><span><strong><span>Şii kuşak oluşumu, izlenen bu Trockist yaklaşımın sonucu…</span></strong></span></div> <div><span><span><strong>Devrim</strong> ihracını gündemlerinden hiç düşürmeyen <strong>Devrim Muhafızları</strong>; <strong>Velayeti Fakih</strong> rejiminin gerçek koruyucusu olduğunu kanıtlamaktan vazgeçmiş değil.</span></span></div> <div><span><span><strong>ABD</strong> ile yaşanan kriz; anti-emperyalist <strong>İran</strong> halkının ve siyasi partilerin milliyetçilik algısını derinleştirmekle kalmadı.</span></span></div> <div><span><span><strong>Cumhurbaşkanı Hasan Ruhani</strong>'ye bağlı <strong>İstihbarat Bakanlığı</strong> ile <strong>Ali</strong> <strong>Hamaney</strong>'in takipçisi <strong>Devrim Muhafızları</strong> bünyesindeki istihbarat servisi arasındaki sürtüşmeyi de büyüttü.</span></span></div> <div><span><span><strong>İran</strong> haber alma servislerinin iç çatışması, ülkeyi kimin daha iyi koruyacağı ve bu korumaya en çok kimin ihtiyacı olduğunun belirlenmemesinin doğal sonucu gibi.</span></span></div> <div><span><span>Bu durumda hiçte şaşırtıcı değil, hemen hemen birçok <strong>Asya</strong> ülkesinde görülebilir.</span></span></div> <div><span><span>Hatta <strong>Türkiye</strong> benzer çatışmalara yabancı sayılmaz. Çünkü bu açıdan bakıldığında <strong>Türkiye</strong>'de bir dönem çok sık yaşanan sivil inisiyatif ile askeri vesayet tartışmalarını andırıyor.</span></span></div> <div></div> <div><span><span>Şimdilik <strong>Devrim Muhafızları İstihbarat Teşkilatı</strong>’nın görev alanının genişletilmesi, yetkilerinin artırılması, <strong>Devrim Muhafızları</strong>’nın <strong>İslam</strong> <strong>Cumhuriyeti</strong>’ndeki farklı istihbarat birimleri üzerindeki belirleyici rolünü netleştirdi.</span></span></div> <div><span><span>Bu çerçevede <strong>İran</strong> rejiminin karar alıcıları, geçtiğimiz günlerde <strong>İran</strong> <strong>Devrim Muhafızları</strong>’na bağlı istihbarat teşkilatıyla ilgili yeni bir karar aldı. </span></span></div> <div><span><span>Teşkilatın yurt dışında <strong>ABD</strong>’ye odaklanan faaliyet alanının genişletilmesine ilişkin karar, kapsamlı bir istihbarat savaşına girildiğini gösteriyor.</span></span></div> <div><span><span>Bu hazırlıklar <strong>İran’ın, ABD</strong>’ye karşı asimetrik istihbarat hamlesini genişletme konusundaki kararlılığının kanıtı. </span></span></div> <div><span><span>Hiç şüphesiz hedeflenen amaç, <strong>ABD’yi, İran</strong>’a karşı askeri güç kullanmaktan caydırmak. </span></span></div> <div><span><strong><span>Devrim Muhafızları İstihbarat Teşkilatı Başkanı Hüseyin Taib, görevinin başında…</span></strong></span></div> <div><span><span>Daha önce <strong>İran Silahlı Kuvvetleri </strong>yani <strong>Devrim Muhafızları Stratejik İstihbarat Müdürlüğü</strong>’nün başında olan <strong>Hasan Mahacgi, Hüseyin Taib</strong>'e başkan yardımcısı oldu. </span></span></div> <div><span><span>Önceki yardımcısı <strong>Hasan Necat</strong> ise, <strong>Devrim Muhafızları Sosyal</strong> <strong>ve</strong> <strong>Kültürel İşler Başkanlığı</strong> yardımcılığına getirildi.</span></span></div> <div><span><strong><span>İranlı İstihbaratçı Hüccetülislam Hüseyin Taib kimdir?..</span></strong></span></div> <div><span><span><strong>Hüccetülislam Hüseyin Taib</strong>,<strong> Besiç Kuvvetler</strong>i eski Komutanı.</span></span></div> <div></div> <div><span><span><strong>Taib</strong>; <strong>Besic</strong> komutanı olmadan önce, 15 yıl süreyle dini lider <strong>Ali Hamaney</strong>'in görüşme kayıtlarını tutan birimin yöneticisiydi.</span></span></div> <div><span><span>Dini lidere yakınlığı ve sadakati <strong>Besic Komutanlığı’</strong>na atanmasıyla ödüllendirilmişti.</span></span></div> <div><span><span><strong>Hüseyin Taib</strong>’in, <strong>Besiç</strong> komutanlığından alınarak, <strong>Devrim Muhafızları Ordusu’</strong>nun istihbarat biriminin başına getirilmesi <strong>İran</strong> kamuoyunda uzun süre tartışılmıştı.</span></span></div> <div><span><span>Eski <strong>Besiç Genel Komutanı Hüseyin Taib</strong>'in <strong>Devrim Muhafızları</strong>'na transfer olduğunu yazan <strong>Ebtekar</strong> <strong>gazetesi,</strong> <strong>Taib</strong>'in istihbarat geçmişi bulunduğunu bildirmişti.</span></span></div> <div><span><span><strong>Hüseyin Taib</strong>; <strong>Ali Fallahiyan</strong>'ın <strong>İstihbarat Bakanlığı</strong> döneminde bakanlığın <strong>karşı casusluk </strong>bölümü direktörüydü. </span></span></div> <div><span><span>O dönemde <strong>Hüseyin Tayyib</strong>'in biriminde görevli <strong>İranlı ajan Ahmet Behbahani, Viyana’</strong>da <strong>İranlı</strong> muhalif (Abdurrahman) <strong>Kasımlo</strong>'yu gazeteci kılığında yanına yaklaşarak öldürmüştü.</span></span></div> <div><span><span><strong>1998</strong>'de işlenen ve 5 muhalifin öldürüldüğü seri cinayetlerde rol üstlenmişti.</span></span></div> <div><span><span><strong>Ahmet Behbahani</strong>; <strong>7 Mart 2000</strong>'de <strong>Türkiye</strong>'ye kaçtıktan sonra <strong>Yozgat</strong>'taki <strong>BM</strong>'nin <strong>Mülteci Misafirhanesi</strong> <strong>ve Kampı</strong>'nda 3 gece kalmıştı.</span></span></div> <div><span><span>O dönemde <strong>Türk istihbaratı,</strong> öncelikle <strong>Behbahani</strong>’yi, <strong>İran</strong>'ın <strong>Türkiye</strong>'deki terörist faaliyetleriyle ilgili bilgi almak için sorgulamıştı.</span></span></div> <div></div> <div><span><span><strong>Ahmed Behbahani</strong>, eski <strong>Cumhurbaşkanı Rafsancani</strong>'nin akrabasıydı ve terör eylemlerini koordine eden birimin başındaydı</span></span></div> <div><span><span><strong>Hüseyin Taib</strong>'in başında olduğu kurum, <strong>İran</strong>'ın paralel istihbarat kuruluşlarından biri olarak görüldüğü için dönemin hükümet yetkilileri tarafından eleştirildi. </span></span></div> <div><span><span><strong>İran eski Cumhurbaşkanı Mahmud Ahmedinejad</strong>, <strong>Devrim Muhafızları İstihbarat Başkanı Hüseyin Taib</strong>'i “<strong>dengesizlik</strong>"le suçlamış, "<strong>Ülke yöneticilerinin tamamı onun ne yaptığını biliyor"</strong> demişti.</span></span></div> <div><span><span><strong>Devrim Muhafızları İstihbaratı</strong>’nın son dönemde <strong>İran</strong>'daki gösterilerin bastırılmasında belirleyici role sahip olduğu ve tutuklamaların da bu kurum tarafından yapıldığı belirtiliyor.</span></span></div> <div><span><span><strong>Taib</strong>, <strong>İran</strong> istihbarat ve güvenliğinin en etkili isimlerinden biri olarak biliniyor.</span></span></div> <div><span><span><strong>Devrim Muhafızları</strong> çatısı altında <strong>Hitler</strong>'in <strong>SS</strong>'lerine benzetilen"<strong>Azaresh</strong> (Yıldırım) <strong>Birlikleri</strong>”ni oluşturdu.</span></span></div> <div><span><span>Başında bulunduğu kurum da <strong>İran</strong> dini lideri <strong>Ali Hamaney</strong>'in talimatıyla kuruldu.</span></span></div> <div><span><strong><span>Hüseyin Taib, Ali Fallahian'ın emrinde çalıştı…</span></strong></span></div> <div><span><span><strong>Fallahiyan</strong>, reformcu cumhurbaşkanı <strong>Muhammed Hatemi</strong>'nin ilk cumhurbaşkanlığı döneminde laik aydınların peş peşe öldürüldüğü "<strong>zincirleme cinayetler</strong>" diye adlandırılan cinayetleri, istihbarat bakanlığı elemanlarının işlediğinin açığa çıkması üzerine görevden alınmıştı.</span></span></div> <div></div> <div><span><span>Eski <strong>Cumhurbaşkanı Haşimi Rafsanjani</strong>'nin istihbarat bakanı olarak görev yapan <strong>İran Uzmanlar Meclisi’</strong>nin bir üyesi olan <strong>Ali Fallahian</strong>, <strong>İranlı</strong> muhaliflerin cinayetlerine katılmakla suçlandı.</span></span></div> <div><span><span><strong>Arjantin</strong>'de <strong>1995</strong>'teki <strong>Yahudi</strong> merkezinin bombalanmasına katıldığı ve 85 kişinin öldüğü <strong>Buenos Aires saldırısı</strong> emrini verdiği iddiasıyla <strong>Interpol</strong>'ün aranan listesinde yer aldı. </span></span></div> <div><span><span>Birçok <strong>İranlı</strong> için, <strong>Fallah</strong>’ın adı, <strong>1989</strong>’dan <strong>1997</strong>’ye kadar <strong>İstihbarat Bakanı</strong> olarak görev yaparken, <strong>İran</strong> aydınlarının birçok cinayeti ve ortadan kaybolması ile yakından ilişkili.</span></span></div> <div><span><span><strong>Fallahyan,</strong> Bakanlıktan ayrıldıktan sonra kıdemli yardımcısı <strong>Said Emami </strong>ve diğer <strong>İstihbarat Bakanlığı</strong> yetkilileri <strong>1998</strong> ve <strong>1999</strong> yıllarında dört muhalif cinayeti nedeniyle tutuklandı. <strong>Emami,</strong> daha sonra hapishanede öldü ve yetkililer ölümünü intihar olarak nitelendirdi.</span></span></div> <div><span><strong><span>Türk Devletinin İran'a Bakışı…</span></strong></span></div> <div><span><span><strong>İran İslam Devrimi</strong> gerçekleştiğinde bölgede en seküler ve batıcı rejim sözde Türkiye olmasına rağmen, <strong>12 Eylül darbecileri</strong> dahi <strong>İran</strong> halkının bu tarihi tercihini “<strong>hoşamedi</strong>” ile karşılaması çoğu insanı şaşırtmış olmalı.</span></span></div> <div></div> <div><span><span><strong>Türkiye</strong>’deki askeri rejim tarafın kesinlikle <strong>İran halkına karşı</strong> düşmanca tavır sergilenmediği gibi ilişkilerin geliştirilmesinde ne gerekiyorsa yapıldı. </span></span></div> <div><span><span>Hiç şüphesiz ki bu kararın alınmasında en önemli etken <strong>İran İslam Devrimi’</strong>nin ruhani lideri <strong>Ayetullah Humeyni</strong>’nin <strong>Türkiye</strong> devleti kurumlarınca çok iyi şekilde karşılanmasından kaynaklanmıştır.</span></span></div> <div><span><span><strong>Şah</strong> tarafından <strong>Türkiye</strong>’ye sürgün edilen <strong>Ayetullah Humeyni</strong>,<strong> 4 Kasım 1964</strong> tarihinde <strong>Ankara</strong>'ya getirilmiş, orada kısa süre kaldıktan sonra, <strong>Bursa</strong>'ya götürülmüş ve <strong>Bursa</strong>'da <strong>Farsça</strong> bilen askeri istihbarat uzmanı <strong>Albay Ali Çetiner</strong> tarafından karşılanmıştır.</span></span></div> <div></div> <div><span><span>Bir dönemi <strong>Ali Çetiner</strong>'in evinde misafir olarak geçiren <strong>Humeyni</strong>’nin <strong>Bursa Ulu Camii</strong>’nde <strong>Türkçe hutbe verecek kadar Türkçe’yi iyi bildiği </strong>kayıtlarda mevcuttur.</span></span></div> <div><span><strong><span>Süleyman Demirel, Şah Rıza Pehlevi’yle “CIA’nın Humeynicileri desteklediği” istihbaratını paylaştı…</span></strong></span></div> <div><span><span><strong>Şah Rıza Pehlevi</strong>, <strong>12 Mart</strong>’tan kısa bir süre önce <strong>Süleyman Demirel</strong>’in Dışişleri Bakanı <strong>İhsan Sabri Çağlayangil</strong>’i, <strong>Tahran</strong>’a davet etmiş, <strong>12 Mart Muhtırası’</strong>nı haber vermişti.</span></span></div> <div><span><span><strong>İran</strong>’da sokak gösterileri başlayınca <strong>Milli İstihbarat Teşkilatı</strong>’nın <strong>CIA</strong>’nın bu eylemlerin arkasında olabileceğine dair duyumlarını, <strong>Başbakan Süleyman Demirel, İhsan Sabri Çağlayangil </strong>aracılığıyla <strong>Şah Rıza</strong>’ya bildirmişti.</span></span></div> <div></div> <div><span><span>Nitekim, <strong>İran Şahı Rıza Pehlevi,</strong> kendisini <strong>İran</strong>’dan ayrılması için ikna etmeye gelen <strong>ABD</strong> eski Dışişleri Bakanı <strong>Henry Kissinger</strong>’in yüzüne “<strong>Bir avuç mollanın böyle organize ve etkili gösteriler düzenleyecek kapasitesi olmadığını, arkalarında muhakkak başka bir gücün olduğunu</strong>” söylemişti.</span></span></div> <div><span><span>Bu güç, <strong>Şah’a</strong> göre <strong>CIA</strong> idi.</span></span></div> <div><span><span><strong>Kissinger</strong>’e <strong>CIA</strong>’nin niçin böyle bir şey yaptığını, neden ondan yüz çevirdiklerini soran <strong>Şah</strong>; kendi sorusuna kendisi cevap vermişti. </span></span></div> <div><span><span><strong>Şah</strong>, bazı askeri malzemeler ve demir-çelik tesisi kurma dahil <strong>Sovyetler</strong>’le girmiş olduğu ilişkinin <strong>Amerikalıları</strong> rahatsız etmesi, onu <strong>Sovyetler</strong> ile fazla samimi bulmaları nedeniyle kendisinden desteği çektiklerini söylüyordu.</span></span></div> <div><span><span>Bir diğer neden de yüzyılın başındaki <strong>İngiliz-Rus</strong> <strong>planının</strong> bu defa <strong>ABD</strong>-<strong>Rus</strong> <strong>planı</strong> olarak yeniden işleme konması ve güney petrol alanları <strong>ABD’ye</strong>, kuzey <strong>Ruslar’a</strong> bırakılacak şekilde <strong>İran’ın</strong> iki nüfuz alanına bölünmesi ihtimaliydi. </span></span></div> <div><span><span><strong>Türkiye</strong>’yi ziyaret eden son <strong>İran Genelkurmay Başkanı Abbas Garabaği</strong>’ydi. </span></span></div> <div><span><span><strong>General Garabaği</strong>, <strong>İslam Devrimi</strong>’nden yalnızca birkaç hafta önce <strong>1979</strong> yılında <strong>Türkiye</strong>’ye geldiğinde <strong>Genelkurmay Başkanı Orgeneral Kenan Evren</strong> ile görüşmüştü.</span></span></div> <div></div> <div><span><span><strong>Türkiye</strong>’de, “<strong>Amerikancı Cunta Lideri</strong>” olarak tanınan <strong>Kenan Evren </strong>Paşa,<strong> İran Genelkurmay Başkanı Abbas Garabaği</strong>’ye “<strong>Amerikalılarla müttefik olmanın en büyük zorluğu, ne zaman seni arkadan hançerleyeceklerini asla bilemeyecek olmandır</strong>” hatırlatmasında bulunmuştu.</span></span></div> <div><span><span><strong>Son söz yerine…</strong></span></span></div> <div><span><span><strong>İran</strong>'ın üçte ikisi <strong>Türk</strong>. </span></span></div> <div><span><span><strong>İran, Büyük Selçuklu Devleti'nin ana üssü. </strong></span></span></div> <div><span><span><strong>İran, Akkoyunlu ve Karakoyunlu Türk Devletleri’nin toprağı.</strong></span></span></div> <div><span><span><strong>Türkiye, İran'ı rakip değil, kardeş olarak görüyor.</strong> Bölünmesine karşı. </span></span></div> <div><span><span>Ama <strong>İran</strong>'ın <strong>Türkiye</strong> karşıtı terör eylemlerine her ne amaçla olursa olsun destek çıkmasından da rahatsız. <strong>Suriye</strong>'de “<strong>Şii Kuşak</strong>” jeopolitiği adına <strong>Suriye</strong> rejimine verilen desteği de <strong>Türkiye</strong> sorgulamıyor değil!..</span></span></div> <div><span><span><strong>İran</strong> istihbaratında<strong> Kum, Ahvaz ekolü </strong>varsa <strong>Tebriz</strong> <strong>ekolü</strong> de var <strong>Zencan</strong> <strong>damarı</strong> da var.</span></span></div> <div><span><span>.</span></span></div> <div><span><span><strong>Ömür Çelikdönmez, dikGAZETE.com </strong></span></span></div> <div></div> <div><span><span>Twitter'da bizi takip edin:<strong> @oc32oc39</strong> , <strong>@dikgazete</strong></span></span></div>