<h3><span><strong><strong>Hamas direnişi AB, BM ve NATO ile birlikte büyük bir güce karşı mücadele veriyor</strong></strong></span></h3> <h4><span><strong>-Hamas direnişi, Avrupa Birliği (AB), Birleşmiş Milletler (BM) ve NATO’nun karar alıcı ülkelerinin askeri siyasi kuvvetleri ile birlikte, büyük bir güce karşı mücadele ediyor</strong></span></h4> <h4><span><strong>-Gazze’nin direniş süreci, ABD’nin planlarını bozmaya başladı</strong></span></h4> <h4><span><strong>-Direnişin ihtiyacı olan morali, lojistiği ve toplumsal desteği karşılandığı müddetçe Hamas’ın yenilmesi mümkün değildir</strong></span></h4> <div>"Hamas sadece bir grup veya bireyden ibaret değil, öldürülemeyecek bir fikir ve ideolojidir.”</div> <div>AB Yüksek Temsilcisi Borrell</div> <div><strong>Gazze</strong> <strong>Savaşı,</strong> <strong>7 Ekim’de</strong> başladı. <strong>24</strong> Kasım’da ateşkes oldu. İki defa uzatılan ateşkes <strong>7 gün</strong> sürdü.</div> <div><strong>15 bin 207</strong> <strong>Filistinli</strong> hayatını kaybetti. <strong>6 bin 500</strong> <strong>Filistinli</strong> kayıp henüz ulaşılamıyor.</div> <div><strong>1 Aralık</strong> <strong>Cuma</strong> günü, savaşın ikinci evresi başladı. İlk <strong>24</strong> <strong>saat</strong> içerisinde bombardımanların hedefi tamamen <strong>Gazze’nin</strong> güneyi oldu.</div> <div><strong>İsrail</strong> savaş uçakları ve <strong>SİHA’ların</strong> saldırıları <strong>Refah</strong> ve <strong>Han</strong> <strong>Yunus’u</strong> hedef aldı.</div> <div><strong>İsrail</strong>, <strong>Gazze’nin</strong> <strong>kuzeyinde</strong> uyguladığı (Vur yerle bir et, güneye göç ettir) planını bugün <strong>güneyde</strong> tekrar etmeye başladı. <strong>50</strong> <strong>gün</strong> boyunca kuzeyde evlerini kaybeden ve bombardımandan kaçan insanlar, <strong>güneye</strong> geldiler fakat <strong>Gazze’yi</strong> terk etmediler.</div> <div>Peki bundan sonra <strong>Gazze’yi</strong> neler bekliyor.</div> <div>Büyük ihtimalle bir-iki ay daha <strong>Gazze’nin</strong> güneyi ağır bir bombardımana tabi tutulacak ve ardından tekrar bir ateşkes süreci başlayacaktır.</div> <div><strong>1 Aralık</strong> Cumartesi günü ateşkes sonrası şiddetle bombalanmaya başlanan <strong>Han</strong> <strong>Yunus</strong> ve <strong>Refah</strong>, kuzeyden gelen, evsiz kalan kadın ve çocukların yoğunlukla toplandığı yerdir.</div> <div><strong>Kassam</strong> <strong>Tugayları</strong>, <strong>Gazze'nin</strong> güneyindeki <strong>Han</strong> <strong>Yunus'ta</strong> <strong>İsrail</strong> güçleriyle yoğun bir çatışma yaşıyor.</div> <div>Bu süreç, <strong>Gazze</strong> halkı için çok kritik bir dönemdir, eğer sivil halkın kuzeyde olduğu gibi korunmasına yönelik uluslararası somut bir adım gerçekleşmezse ya çok daha büyük bir <strong>katliam</strong> yaşanacak ya da bu insanları zorla, ölüm tehlikesi altında <strong>Refah</strong> kapısından <strong>Mısır’a</strong>, <strong>Sina’ya</strong> sürme düşüncesi var.</div> <div><strong>İsrail’in</strong> <strong>45</strong> yıldır <strong>Mısır’a</strong> kabul ettirmeye çalıştığı <strong>Gazze’nin</strong> <strong>Sina’ya</strong> taşınması projesinin ilk somut adımları <strong>2007</strong>’de <strong>Hamas’ın</strong> seçimleri kazanması ardından <strong>2008’de</strong> <strong>Gazze’ye</strong> saldırısıyla başladı.</div> <div><strong>Hamas’ın</strong> direnme gücünün nereye kadar gideceği merak konusudur.</div> <div>Fakat <strong>Hamas’ın</strong> açıklamalarına ve direniş sürecine baktığımızda, <strong>Gazze’yi</strong> son nefesine kadar koruyacağı kararlı bir duruş ve inanca sahip olduğunu gösteriyor.</div> <div><strong>Gazze</strong> savaşı, <strong>15</strong> <strong>senedir</strong> <strong>İsrail</strong> ve <strong>ABD’nin</strong> planladığı bir gerçekliktir. Fakat son süreçte bu savaşın açıkça <strong>İsrail</strong> <strong>yanında</strong> saf tutan <strong>İngiltere</strong>, <strong>Almanya</strong>, <strong>Fransa</strong> ve <strong>İtalya’ya</strong> baktığımızda <strong>Arz-ı Mevud</strong> yanında, <strong>enerji</strong> <strong>koridoru</strong> savaşlarının etkisinin olduğu gerçeğini de ihmal edemeyiz.</div> <div><strong>Gazze</strong>, <strong>Filistin</strong> toprakları ve deniz sahalarında bulunan çok zengin petrol ve doğal gaz yataklarının <strong>İsrail</strong> tarafından hızlı bir şekilde üretime sokulması gözden kaçmamalıdır.</div> <div><strong>Hamas</strong> ve <strong>Filistin</strong> örgütlerinin direniş tarihinde sadece <strong>İsrail</strong> devletine karşı yürüttükleri bir savaş vardı. Bugün <strong>Gazze</strong> <strong>savaşı</strong> ile <strong>Hamas</strong> şahsında belki de <strong>Filistin</strong> halkı en zor sınavını veriyor.</div> <div>Bu savaş, gerçekten <strong>Filistin</strong> halkının ve davasının mihenk taşıdır. Ya kazanacak ya uzun vadede büyük yaralar alacaktır.</div> <div><strong>Hamas</strong> <strong>direnişi</strong>, <strong>Avrupa</strong> <strong>Birliği</strong> (AB), <strong>Birleşmiş</strong> <strong>Milletler</strong> (BM) ve <strong>NATO’nun</strong> karar alıcı ülkelerinin askeri siyasi kuvvetleri ile birlikte, büyük bir güce karşı mücadele ediyor.</div> <div><strong>Arap</strong> ve <strong>İslam</strong> ülkelerinin gerçekleştirdiği zirveden şimdilik işe yarar bir sonuç çıkmadı.</div> <div><strong>Gazze’de</strong> savaş yeni bir sürece giriyor.</div> <div><strong>Gazze</strong> <strong>Kuzeyi</strong> 50 gün yerle bir edildi.</div> <div>Şimdi <strong>Güney’de</strong> çok büyük katliam yaşanıyor.</div> <div>Katledilen <strong>Müslüman</strong> <strong>Filistinli</strong> kardeşlerimiz.</div> <div><strong>İslam</strong> <strong>İşbirliği</strong> <strong>Teşkilatı</strong>, <strong>Arapların</strong> sahibi olduğu <strong>Refah</strong> kapısını insani yardıma açmaya korkuyor.</div> <div><strong>Direnişin</strong> bugün itibariyle en somut kazanımı, <strong>ABD</strong> ve <strong>İngiltere’nin</strong> geldiği yer; “<strong>Gazze’yi göçe zorlayamıyorsak, Hamassız bir Gazze</strong> <strong>yapacağız”</strong> noktasıdır.</div> <div><strong>Gazze’nin</strong> direniş süreci, <strong>ABD’nin</strong> planlarını bozmaya başladı.</div> <div>Çocukların kadınların ölümleri, sivil ölümler, <strong>Batıda</strong> ciddi protestolara sebep olurken <strong>Arap</strong>-<strong>İslam</strong> toplumlarında ciddi şekilde <strong>ABD</strong> <strong>karşıtlığını</strong> güçlendiriyor.</div> <div>Bu sürecin en fazla <strong>5-6 yıl</strong> içerisinde <strong>Ortadoğu’da</strong> ikinci bir “<strong>Arap</strong> <strong>baharı”na</strong> kesinlikle dönüşeceğine inanıyorum.</div> <div><strong>ABD</strong> ve <strong>İngiltere</strong> son haftalarda <strong>Netanyahu’ya</strong> elini çabuk tutmasını söylüyor.</div> <div><strong>ABD,</strong> savaşın ilk haftasından beri aslında <strong>Gazze’de</strong> bundan sonra <strong>Hamas’ın</strong> ve <strong>İsrail’in</strong> etkili olmadığı bir yeni yönetim modelini kamuoyuna açıkladı.</div> <div><strong>Mısır Cumhurbaşkanı Abdulfettah Sisi</strong>, <strong>Filistin</strong> için çözüm konusunda: "Filistin devletinin silahsızlandırılması ve bunun için NATO güçleri, BM güçleri, Arap güçleri, Amerikan güçleri şeklinde garantiler verilmesine hazır olduğunu” açıkça ifade etti.</div> <div><strong>Mısır</strong>, <strong>BAE</strong>, <strong>Suudi</strong> <strong>Arabistan</strong> <strong>ABD</strong> ve <strong>İsrail’in</strong> öteden beri bu plan çerçevesinde çalıştıkları bilinen bir konudur.</div> <div><strong>Hamas’sız</strong> <strong>Gazze</strong> modelinde birçok isimler konuşuluyor, <strong>Mahmut</strong> <strong>Abbas</strong>, <strong>Dahlan</strong> ve 20 yıldır tutsak olan <strong>FKÖ</strong>’nün güvenilir popüleritesi de güçlü olan <strong>Mervan</strong> <strong>Barguti</strong> adı kulislerde tartışma konusudur.</div> <div>Fakat bu tür tartışmaların sahada henüz son sözünü söylememiş olan <strong>Hamas</strong> karşısında sadece dedikodu değeri olabilir.</div> <div><strong>Hamas</strong> yöneticisi <strong>Halid</strong> <strong>Meşal</strong>: “<strong>Gazze'nin yönetimine herhangi bir Arap veya uluslararası gücün katılmasını reddediyoruz. Hamas sonrası dönemde Gazze Şeridi'ni kimin yöneteceğini tartışan Batılı politikacılara söylüyorum: İsrail sonrası dönemde Orta Doğu'nun nasıl şekilleneceğini tartışın</strong>” cevabını verdi.</div> <div><strong>Hamas’ın</strong> savaşın en kritik bu ikinci evresinde gerçekleştireceği sürpriz direnme gücü çok önemlidir.</div> <div><strong>Hamas’ın</strong> iki yıldır bu savunma direnişine (savaşına) çok iyi hazırlanmış olduğunu görüyoruz.</div> <div><strong>Hamas</strong>, <strong>ABD’nin</strong> <strong>Ortadoğu</strong> ve <strong>Asya’da</strong> bu güne kadar uyguladığı stratejiyi kullanıyor “<strong>Yaratıcı</strong> <strong>Kaos</strong>”.</div> <div><strong>Hamas,</strong> <strong>İsrail’i</strong> kendi sahasında karada karşılıyor. Bu <strong>Hamas’ın</strong> en büyük avantajıdır.</div> <div>Dünya medyasında savaşın algısının <strong>Filistin</strong> <strong>direnişi</strong> lehine dönmüş olması çok önemli bir husus.</div> <div>Gerek <strong>Batı’da</strong> gerek <strong>Doğu’da</strong>, <strong>İsrail’in</strong> insanlık suçu işlediği konusu dillendirilirken sivil toplum ve siyasi kurumlara bugün çok önemli ahlaki sorumluluklar düşmektedir.</div> <div><strong>Hamas’ın</strong> bugün tek dezavantajı, <strong>Mısır</strong> <strong>Refah</strong> sınır kapısının insani yardıma kapalı tutulmasıdır. Bu dezavantajı bozacak olan tabii ki <strong>Mısır</strong> devletinin kararıdır. <strong>Arap</strong> ve <strong>İslam</strong> <strong>ülkeleri,</strong> <strong>Mısır’ı</strong> baskı altına almak zorundadır.</div> <div>İkinci husus; <strong>Gazze</strong> güneyine gelen sivillerin korunması için <strong>Güney’in</strong> sivil yaşam için <strong>güvenlikli</strong> <strong>bölge</strong> ilan edilmesidir.</div> <div>Güneye sıkışan <strong>sivillerin</strong> <strong>bombardımana</strong> uğraması demek, <strong>Gazze’nin</strong> sivillerden boşaltılması ve <strong>Gazze’nin</strong> tamamen <strong>İsrail’e</strong> teslim edilmesine büyük zemin hazırlanması demektir.</div> <div>Savaşın ilk gününden itibaren <strong>İsrail</strong> ile <strong>ABD</strong> arasındaki tek polemik konusu, <strong>ABD’nin</strong> <strong>İsrail’den</strong> sivil çocuk ve kadın ölümlerine dikkat etmesi konusundaki uyarısı idi.</div> <div><strong>Batıdan</strong> <strong>ABD</strong> ve <strong>İsrail’e</strong> gelen sivil çocuk ölümleri ve insanlık suçları hakkındaki eleştirilerden <strong>Biden</strong> yönetimi rahatsızdı.</div> <div>Fakat, <strong>Hamas’ın</strong> terör örgütü olduğu ve <strong>Hamas’sız</strong> bir <strong>Gazze</strong> konusunda <strong>ABD</strong>, <strong>İngiltere</strong>, <strong>Almanya</strong> ve <strong>Fransa</strong> ile fikir birliği içerisinde olmaları <strong>Netanyahu’ya</strong> katliamlar konusunda ayrı bir cesaret vermektedir.</div> <div><strong>Netanyahu</strong> hükümeti, <strong>Hamas</strong> direnişinin bu kadar güçlü savaşacağını tahmin etmemişti.</div> <div>Savaşın uzaması karşısında <strong>İsrail</strong> kamuoyu ve devletinin kendi içinde çok ciddi <strong>bölünmeler</strong> yaşamakta olduğunu görüyoruz.</div> <div><strong>Netenyahu</strong> savaş hükümeti, 50 gündür savaş suçları içeren somut delillere rağmen, savaşın ikinci evresinde <strong>Kuzey’de</strong> uyguladığı planı, güneyde bu şekilde uygulamaya kararlı olduğunu ortaya koydu.</div> <div><strong>Netanyahu</strong> ilk gün ne demişti?</div> <div><strong>1- Bu savaş uzun sürecek</strong></div> <div><strong>2- Gazze’yi Sina’ya süreceğiz</strong></div> <div><strong>3- Hamas’ın üst lider kadrolarını yok edeceğiz</strong></div> <div><strong>4- Hamassız bir Gazze kuracağız.</strong></div> <div><strong>İsrail</strong>; <strong>ABD</strong>, <strong>İngiltere</strong>, <strong>Almaya</strong> ve <strong>Fransa’nın</strong> tam desteğini arkasına alarak bu savaşa başlayalı iki ay oldu. Bugün geriye baktığımızda savaşın <strong>ilk</strong> <strong>50</strong>. <strong>gününde</strong> kısa sürede ateşkes anlaşması yapıldı.</div> <div><strong>1 haftalık ateşkes</strong> boyunca <strong>Hamas</strong>, <strong>7 Ekim’de</strong> kaçırdığı <strong>80</strong> <strong>rehineyi</strong> <strong>İsrail’e</strong> teslim etmiş oldu. <strong>İsrail</strong> ise hapishanelerindeki <strong>240</strong> <strong>Filistinli</strong> <strong>mahkumu</strong> tahliye etti.</div> <div><strong>Gazze’yi</strong> <strong>Sina’ya</strong> sürme konusunda ilk iki ayda yoğun katliam ve yıkıma rağmen insanlar <strong>Gazze’yi</strong> terk etmek istemiyor, henüz gerçekleşmedi.</div> <div><strong>Hamas’ın</strong> üst düzey liderlerini henüz yok ettiğine dair bir bilgi ve gerçeklik de söz konusu değil.</div> <div><strong>Hamas’sız</strong> <strong>Gazze</strong> planı ise kısa vadede çok zor görülüyor.</div> <div><strong>Batı</strong> kamuoyundan yükselen tepkiler en çok da <strong>seçimlere</strong> hazırlanan <strong>ABD</strong> ve <strong>İngiltere’yi</strong> düşündürüyor.</div> <div>Geçtiğimiz hafta, bölgede bulunan <strong>ABD Dışişleri Bakanı Antony Blinken</strong>, hem <strong>İsrail</strong> hem de <strong>Filistinli</strong> yetkililerle görüştü. Ateşkesin uzatılması hakkında “<strong>Sekizinci gün ve daha fazlasını istiyoruz</strong>” dedi.</div> <div><strong>Hamas</strong> sözcüsü de ateşkesi uzatmak için ellerinden geleni yaptıklarını söyledi ama son dakika pazarlıklarının başarısız olduğunu belirtti.</div> <div><strong>İsrail</strong> her açıklamasında ateşkesi sadece rehinelerin serbest bırakılmasını sağlayacak bir araç olarak gördüğünü vurguluyor.</div> <div><strong>İsrail</strong> <strong>Hamas’ı</strong> “<strong>yok</strong> <strong>etme</strong>” iddiasında ama <strong>Filistinli</strong> <strong>sivilleri</strong> korumak için de bir şey yapmıyor.</div> <div><strong>Blinken</strong>, <strong>İsrail’den</strong> güvenli bölgeleri ilan etmesini ve sivilleri koruyacak bir plan geliştirmesini talep etti.</div> <div>Aslında bu <strong>Biden’ın</strong> seçim telaşını açıkça ortaya koymaktadır.</div> <div><strong>Amerika’daki</strong> en büyük <strong>İsrail</strong> <strong>lobisi</strong> olan <strong>AIPAC</strong> yetkilileri, geçtiğimiz hafta <strong>Netanyahu’yla</strong> <strong>İsrail’de</strong> bir araya geldi. (Amerikan İsrail Kamu İşleri Komitesi, 55.000 üyesi bulunan, ABD ile İsrail Devleti ilişkilerini düzen AIPAC, ABD-İsrail ticaret ilişkilerinin derinleştirilmesine, ortak askeri programların gerçekleştirilmesinde önemli bir etkiye sahip bir kuruluştur. 1951'de kurulmuştur. Bütçesi 65 milyon dolardır.)</div> <div><strong>AIPAC</strong>, <strong>İsrail’in</strong> <strong>Gazze’deki</strong> soykırımı nedeniyle <strong>Biden</strong> ve <strong>Demokratlar</strong> <strong>2024</strong> başkanlık seçimlerini kaybedebiliriz telaşını yaşıyorlar.</div> <div>Bu yüzden <strong>Başkan</strong> <strong>Biden</strong>, esir değişimi sonrası işgale devam etmek isteyen <strong>Netanyahu’ya</strong> fazla ileri gitmemesi hususunda baskı yapıyor. Hatta <strong>iki</strong> <strong>devletli</strong> <strong>çözümü</strong> dillendiriyor.</div> <div><strong>Biden’a</strong> <strong>İsrail</strong> lobisinin baskısını artırmasını isteyen <strong>Netanyahu</strong>’nun da <strong>AIPAC</strong> yetkileriyle bir araya geldiği söyleniyor.</div> <div><strong>Netanyahu</strong> bu savaştan bir başarı hikayesi bekliyor. Aksi halde işinin çok zor olduğunu biliyor.</div> <div><strong>Netanyahu</strong>, kendi parti milletvekilleriyle yaptığı toplantıda şunları söyledi: "Savaştan sonra Batı Şeria ve Gazze'de bir Filistin devletinin kurulmasını engelleyebilecek tek kişi benim. Amerikalılar yer altındaki Hamas sığınaklarına inmemizi istemediler. Şifa Hastanesi'ne girmemizi istemediler ve biz de bunu yaptık. Biden'ı 49 yıldır tanıyorum ve ABD kamuoyuyla nasıl konuşacağımı biliyorum."</div> <div><strong>Amerika’da</strong> kamuoyu, ateşkes sonrasında işgalin, Gazze <strong>Şeridi'nin</strong> güneyinde zafer kazanmasının zor olduğunu tartışmaya başladı bile.</div> <div><strong>Direnişin</strong> ve <strong>Batı’dan</strong> gelen desteklerin gerçekliği bize <strong>İsrail</strong> ile <strong>ABD’nin</strong> farklı yere düştüğünü gösteriyor.</div> <div>Bize düşen en büyük sorumluluk, <strong>Gazze’nin</strong> yalnızlığını kırmamız gerekiyor.</div> <div><strong>İslam</strong> <strong>ülkeleri</strong> ve sivil toplumun bundan sonra <strong>Mısır</strong> devletini daha çok muhatap almaları icap ediyor.</div> <div><strong>Gazze</strong> <strong>Direnişi</strong> ilk raundu kazanmış görünüyor.</div> <div>Halk, <strong>Hamas’ın</strong> direnişine çocuk, kadın, genç ve yaşlısı ile büyük destek vererek, <strong>Gazze’yi</strong> yalnız bırakmadı.</div> <div>İkinci raundda <strong>ABD</strong> <strong>Dışişleri</strong> <strong>Bakanı</strong> <strong>Blinken</strong> tarafından <strong>Hamas’sız</strong> bir <strong>Gazze</strong> için çalışmaların yürütülmeye başlandığını görüyoruz.</div> <div><strong>Bosna,</strong> <strong>Afganistan</strong> ve <strong>Suriye</strong> savaş süreçlerini ve sahip olduğu avantajlarını inceleyecek olursak <strong>Gazze’nin</strong> geleceği ile ilgili umutlarımızı koruyabiliriz.</div> <div><strong>Direnişin</strong> ihtiyacı olan <strong>morali,</strong> <strong>lojistiği</strong> ve <strong>toplumsal</strong> <strong>desteği</strong> karşılandığı müddetçe <strong>Hamas’ın</strong> <strong>yenilmesi</strong> mümkün değildir.</div> <div><strong>İsrail</strong> <strong>ordusu,</strong> büyük silah gücü ile <strong>ABD</strong> ve <strong>İngiltere</strong> desteğiyle yıkım ve katliamlarını bir-iki yıl sürdürebilir. Fakat <strong>Gazze</strong>’de sonuca ulaşması kolay değildir.</div> <div><strong>NATO’nun</strong> <strong>11</strong> <strong>yıl</strong> <strong>Afganistan’da</strong>, <strong>İran</strong> ve <strong>Rusya’nın</strong> <strong>12</strong> <strong>yıl</strong> <strong>Suriye’de</strong> sürdürdüğü savaş sonucunu iyi tahlil etmek gerekiyor.</div> <div>Evet, <strong>Gazze’nin</strong> dışından bakıldığında bir karamsarlık ve umut arayışı tartışmaları içerisinde çırpınırken <strong>Gazze,</strong> direnişin içerisinden son söz olarak;</div> <div>“<strong>Netanyahu’nun sonu geldi mi?”</strong> diye de sorulabilir.</div> <div>Onunla birlikte tehlikeli bir <strong>kalkan</strong> parçalanırken sütunları <strong>işgal</strong> <strong>ve</strong> <strong>zorbalıkla</strong> örülmüş olan <strong>Ortadoğu’nun</strong> özellikleri de ortadan kalkıyor.</div> <div><strong>Washington</strong> ve <strong>Tel</strong> <strong>Aviv’de</strong> <strong>Netanyahu’nun</strong> yerine kimin geçeceği ve ondan sonraki süreçte <strong>Filistin</strong> direnişine karşı ne gibi tavizler verileceği noktasında ciddi bir tartışma vardır.</div> <div><strong>Esir</strong> <strong>takası,</strong> merceklerin aktardığının ötesinde bir görüntüye sahip olmakla birlikte <strong>caydırıcılık</strong> <strong>dengesi</strong> bu takasta ilk kez <strong>garantör</strong> görevini üstleniyor.</div> <div><strong>İşgalciler</strong>, <strong>Gazze’nin</strong> şartlarına boyun eğmekle kalmayıp, <strong>kısmi</strong> <strong>tahliyeleri</strong> de paralel olarak kabul ediyor ve gerçeklerden korkuyor.</div> <div><strong>Direniş</strong>, <strong>Tel</strong> <strong>Aviv’de</strong> problemlerle ve karışıklıklarla boğuşan işgalci yönetime karşı ortaya koyduğu mücadelenin performansı ve yönetimi açısından uyumlu ve kararlı görünüyor.</div> <div><strong>Netanyahu,</strong> ateşkesin şartlarına boyun eğecek ve <strong>Direniş’in</strong> elinde bulunan esirlerinin iadesine karşılık hapishanelerin boşaltılmasını kabullenecek.</div> <div><strong>Uluslararası</strong> protestolar, <strong>Biden</strong> ve <strong>Netanyahu’nun</strong> hesaplarını bozarken aynı zamanda <strong>İspanya</strong> ve <strong>Belçika</strong> gibi (Avrupa Birliği’nin merkezi) <strong>Orta</strong> <strong>Avrupa</strong> ülkelerini <strong>İsrail’i</strong> ve işlemiş olduğu suçlarını <strong>protestoya</strong> ve <strong>kınamaya</strong> davet ediyor.</div> <div>Anı ve fırsatı yakalama noktasında <strong>Arap</strong> ve <strong>İslam</strong> toplumlarında bir geç kalmışlık vardır. Bu geç kalış, <strong>rolün</strong> <strong>olmaması,</strong> <strong>hasadın</strong> <strong>olmaması</strong> anlamına gelir.</div> <div><strong>Gazze</strong>, herhangi bir kardeş elinin uzanamadığı başarısına rağmen gelecekleri için mücadele eden halkıyla tek başına bırakılıyor.</div> <div>Vakit insanların hep birlikte silkelenip <strong>kendi</strong> <strong>geleceklerini</strong> <strong>inşa</strong> etme vaktidir.</div> <div>.</div> <div><strong>Osman Atalay, dikGAZETE.com</strong></div> <div><strong></strong></div>